logo
06 TEMMUZ 2026

Arayışta bütün insanlar ortaktırlar

Bu dünyada beden kalıbı ve madde Hakk’ı görmeye ve O’na vasıl olmaya engeldir. Ruh ise Hakk’ı arama ve O’na yönelme hususunda mukaddes bir hasret yaşamaktadır

06.07.2026 00:26:00
Haber Merkezi
 
Arayışta bütün insanlar ortaktırlar
Arayışta bütün insanlar ortaktırlar
"Bu dünyada beden kalıbı ve madde Hakk'ı görmeye ve O'na vasıl olmaya engeldir. Ruh ise Hakk'ı arama ve O'na yönelme hususunda mukaddes bir hasret yaşamaktadır. Bu hasret ve bu koşuş bütün insanlar için ömür boyu sürecek bir arayışa vesile olmuştur.

Her insan aramaktadır. Arayışta bütün insanlar ortaktırlar. Aranan ve istenen ise Hak'tır. Ancak arayış yol ve metotları farklı olduğundan insanların ekseriyeti sapıtmakta, karanlık vadilere sürüklenmektedirler…" (Prof. Dr. Haydar Baş İslam ve Hz. Mevlana sh:58)







 "İnsan, madde yönü ile hayvanları, mana yönü ile de melekleri temsil eder. Ancak o, ne melek nede hayvandır. Maddi esaretten kurtulup, mana âleminin zevkine ererse meleklerden üstün, maddeye esir olursa hayvanlardan aşağı olur." (İslam ve Hz. Mevlana sh:353)

"…Onların kalpleri vardır. Fakat bu kalplerle gerçeği anlayamazlar, gözleri vardır, onlarla göremezler, kulakları vardır fakat işitmezler işte bunlar hayvanlar gibidir, doğrusu daha sapık ve şaşkındırlar. Gafil olanlarda işte bunlardır." (Araf Suresi 179)







Mustafa Hayri Öğüt Efendi (k.s) şöyle diyor;

"İnsan tabiatında âlemde bulunan her varlık mevcuttur. Kimi insan ot gibi, kimi taş gibi, kimi hayvan gibi, kimi kedi, köpek gibi, kimi hava, kimi su, güneş gibi…

Hülasa onda bütün âlemler, tabiatlar vardır. İnsan hangi hayvanın hayatını yaşıyorsa, hangi varlığın hayatını yaşıyorsa, onun varlığı, şahsiyeti odur.

Buna insan denmez, buna beşer denir. İçindeki cevhere kavuşmak isteyip, bu varlıkları geçip, yolculuk yaparak hakikate vasıl olana insan denir." (İslam ve Hz. Mevlana sh:32)







İnsanın maksadı Allah'a vuslattır

"Mahviyet, Hakk'ın varlığında nefsin erimesi, insanın teslimiyet ve itaatinin önündeki engellerin kalkmasıdır. -Ene- (ben) yıkılınca, nefis ülkesinde Hak iktidar olur ve insan gerçek aşk ile dirilir.

Aşk, sevgilinin seveni ihata etmesi, sevenin sevgilide yok olmasıdır. İnsan gönlünde Hakk'ın kendi kendini sevmesidir.

İnsanın maksadı Allah'a vuslattır. Marifet ilmi ancak vuslat ile elde edilir. Vuslat için aslolan üç merhale vardır ki, seyr halinde salik mertebesine göre bu yolda ilim tahsil eder. Bu üç mertebe ve aşk ile aşılır…" (İslam ve Hz. Mevlana sh:135) 

Hüseyin Baş: 'Yeni hedef 120 bin üye'

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Afyonkarahisar'da düzenlenen geleneksel Yaz Gençlik Kampı’nın kapanışında Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve gençlik krizine dikkat çekti. “Bağımsız Türkiye’nin adresi BTP’dir” diyen Baş, partinin üye sayısını 6 ayda yüzde 263 artırarak rekor kırdığını açıkladı. Baş, yeni hedefin 120 bin üye olduğunu söyledi

05.07.2026 15:11:00
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş: 'Yeni hedef 120 bin üye'
Hüseyin Baş: 'Yeni hedef 120 bin üye'
Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) bu yıl Afyon'da yapılan ve 3 gün süren geleneksel Yaz Gençlik Kampı Genel Başkan Hüseyin Baş'ın kapanış konuşmasıyla sona erdi. Türkiye'nin dört bir yanından yaklaşık 1.500 teşkilat mensubu ve gencin katıldığı kampta eğitim seminerleri, teşkilat toplantıları, meslek grubu çalışmaları, yarışmalar ve gençlik şöleni gerçekleştirildi.

Kapanış programında önce kamp boyunca yapılan yarışmalarda ve eğitim programlarında dereceye girenlere tek tek ödülleri verildi. BTP İstanbul Gençlik kollarında görev yapan ve geçtiğimiz günlerde Gençler Avrupa Motokros şampiyonu olan Hasan Hüseyin Baş'a özel ödülü BTP lideri Hüseyin Baş verdi. BTP lideri aynı zamanda yeğeni olan şampiyon yarışçıyı öperek kutladı. Daha sonra kampın kapanış konuşmasını yapan Hüseyin Baş gençlik kamplarının 25 yıllık bir BTP geleneği olduğunu ifade ederek, şu ifadeleri kullandı:






"Bizim ortak paydamız; Bağımsız Türkiye idealidir"

Üç gün boyunca aynı sofrayı paylaştık, aynı havayı teneffüs ettik, aynı idealleri konuştuk, aynı heyecanı yaşadık. Burada bir kez daha gördük ki bizi bir araya getiren çok güçlü bir ortak paydamız var. Bizim ortak paydamız; Bağımsız Türkiye idealidir. Bizim ortak paydamız; bu millete hizmet etme aşkıdır. Bizim ortak paydamız; daha güçlü, daha adil, daha müreffeh bir Türkiye hayalidir.

Bizim bir hayalimiz var; hayalimiz Mustafa Kemal'in hayalidir, hayalimiz Prof. Dr. Haydar Baş'ın hayalidir. Bu hayal ekonomiden dış politikaya, spordan eğitime her alanda gerçek anlamda bağımsız bir Türkiye hayalidir.

"Bu kamplar yarının kadrolarının yetiştiği bir mekteptir"

Bu kamplar sıradan organizasyonlar değildir. Burada dostluklar kurulur, kardeşlikler güçlenir, fikirler üretilir, Türkiye'nin meseleleri konuşulur ve gelecek planlanır. Bir gün bu ülkenin yönetiminde söz sahibi olacak insanların birbirini tanıdığı ve birlikte yol yürümeyi öğrendiği bir mekteptir burası.






"Bir ülkenin gençliği umudunu kaybediyorsa, o ülkenin geleceği tehlikededir"

Bugün Türkiye'nin en büyük meselesi gençlik meselesidir. Çünkü bir ülkenin geleceği gençlerine verdiği değer kadar güçlüdür. Peki bugün Türk gençliği ne hissediyor? Kaygılı, endişeli… Geleceğinden emin değil. Üniversiteyi bitiriyor, iş bulamıyor. Çalışıyor, geçinemiyor. Evlenmek istiyor, yuva kuramıyor. Hayal kurmak istiyor, ekonomik gerçekler buna izin vermiyor.

En acısı da şu: Bu ülkenin gençleri artık "Nasıl daha iyi bir Türkiye kurarız?" sorusunu değil, "Bu ülkeden nasıl giderim?" sorusunu konuşuyor. Bir ülke için bundan daha büyük bir alarm olabilir mi?

Bir ülkenin gençliği umudunu kaybediyorsa, o ülkenin geleceği tehlikededir. İşte bizim bütün mücadelemiz bunun içindir. Gençler bu ülkeyi terk etmesin diye… Hayallerini başka ülkelerde değil, kendi vatanlarında kursunlar diye… Bu topraklara yeniden umut gelsin diye mücadele ediyoruz.

"Böyle bir demokrasi olmaz!"

İnsanlar artık siyaset kurumuna güvenmiyor. Milletvekilleri partiler arasında dolaşıyor. Belediye başkanları seçildikleri partiden baskıyla, tehditle iktidar partisine geçmek zorunda kalıyor. Partiler dışarıdan müdahalelerle bölünüyor, seçilmiş yöneticiler tartışmalı kararlarla yerinden ediliyor, görevi iktidarı iktidarda tutmak olanlar yeniden ve sözde yeni umut olarak koltuk sahibi yapılıyor.

Böyle bir demokrasi olmaz!






"Bizim fikrimiz de, rüyamız da sadece ve sadece bağımsız Türkiye!"

Türkiye'de ne yazık ki iktidar ayrı, muhalefet ayrı görünse de millet artık kimin neyi temsil ettiğini anlayamıyor. Şu açıktır iktidar da muhalefet de aynı yerden kurgulanıyor! Siyaset çözüm üretmeyi bıraktı. Siyaset milletin derdiyle dertlenmeyi bıraktı. Siyaset büyük hedefler ortaya koymayı bıraktı.

İşte bu noktada Bağımsız Türkiye Partisi'nin önemi daha da artıyor. Biz makam için kurulmuş bir hareket değiliz. Biz günü kurtarmak için kurulmuş bir parti değiliz. Biz bir dava hareketiyiz. Biz kuvayi milliye ruhuyla yola çıkmış Türkiye sevdalılarıyız.  Bizim zikrimiz de, fikrimiz de, rüyamız da Türkiye, sadece ve sadece bağımsız Türkiye! Biz bu milletin yeniden ayağa kalkmasının adresiyiz.

"Türkiye planlı bir ekonomik buhranın içine sokulmuştur"

Bu ülke tarihte eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik krizin içinde. Ancak buna bir kriz demek doğru değildir. Türkiye bilerek, isteyerek, planlı, ustaca organize edilmiş bir ekonomik buhranın içine sokulmuştur. Eğer cumhuriyetimizim kazanımı olan fabrikalarımız yok pahasına satılmasaydı, eğer madenlerimiz yabancıya yandaşa peşkeş çekilmeseydi, eğer hazine garantili projelerle kaynaklar belli çevrelere akıtılmasaydı, ülke faiz batağına saplanmasaydı elbette bugün yaşadığımız sıkıntıları yaşamayacaktık. Tüm bunlar bilinçli bir şekilde yapıldı, Avrupa Birliği istedi diye yapıldı, ABD istedi diye yapıldı. Neden ? Çünkü Türk milleti geçim derdiyle esir alınmak istendi ve başardılar.

Çünkü Türk milleti günlük sıkıntılardan başımız kaldırıp etrafına bakamasın 'neler oluyor.2 diye sorgulamaya fırsat bulamasın istendi ve bunu başardılar.






"Türkiye'nin Milli Ekonomi Modeli'ne ihtiyacı vardır"

Gelinen noktada Türkiye'nin köklü bir değişime ihtiyacı vardır. Türkiye'nin Milli Ekonomi Modeli'ne ihtiyacı vardır. Çünkü Milli Ekonomi Modeli yalnızca bir ekonomi tezi değildir. Milli Ekonomi Modeli, insanı merkeze alan bir kalkınma modelidir. Milli Ekonomi Modeli, paylaşımın, üretimin ve sosyal devletin adıdır. Prof. Dr. Haydar Baş'ın dünyaya kabul ettirdiği Milli Ekonomi Modeli bağımsızlığın adıdır. Haydar Baş " Milli Ekonomi Modeli ve Milli paralarla ticaret" dedi ve dünya değişti.

ABD'nin ikinci dünya savaşından sonra kurduğu dolar imparatorluğu işte bizim modelimizin "Milli paralarla ticaret" formülüyle yerle bir oldu.

"Türkiye kendi senaryosunu yazmak zorundadır"

Dünya yeni bir döneme girmiştir. Yeni bir düzen kurulmaktadır. Ve bu yeni düzende güçlü olmayan ülkelerin yaşama şansı giderek azalmaktadır. Böyle bir dönemde Türkiye'nin başkalarının senaryolarında figüran olma lüksü yoktur. Türkiye kendi senaryosunu yazmak zorundadır.

Kendi ekonomisini kurmak zorundadır. Kendi dış politikasını üretmek zorundadır.

Kendi savunmasını güçlendirmek zorundadır. Kendi kaynaklarına sahip çıkmak zorundadır.






"BTP, üye sayısını en çok artıran parti oldu"

Kapanış konuşmasının sonunda partinin üye çalışmalarına da değinen Hüseyin Baş, Yargıtay verilerine göre BTP'nin son altı ayda üye sayısını en fazla artıran siyasi parti olduğunu açıkladı.

Baş, "Bağımsız Türkiye Partisi üye sayısını yüzde 263,49 artırarak tüm partiler arasında en yüksek oransal büyümeyi gerçekleştirdi. Üye sayımız 14 bin 450'den 52 bin 525'e yükseldi. Tüm teşkilatlarımız büyük bir performans ortaya koydu ancak bu bize yetmez.  Yeni hedefimiz 120 bin üye. Daha çok çalışacağız, daha çok insana ulaşacağız ve Bağımsız Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz" ifadelerini kullandı.

"İstikbal Biziz… Biz Geleceğiz!"

Konuşmasını "İstikbal Biziz… Biz Geleceğiz!" sözleriyle tamamlayan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, kampın hazırlanmasında emeği geçen tüm teşkilat mensuplarına teşekkür etti.

Medyanın toplumsal huzuru sağlamadaki sorumluluğu

"Tık odaklı" haberciliğin ve sosyal medya algoritmalarının yarattığı yankı odaları, toplumsal fay hatlarını derinleştirirken; Barışçıl İletişim kavramı, yapay kutuplaşmalara karşı en güçlü panzehir olarak yeniden masaya yatırılıyor

05.07.2026 00:43:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyanın toplumsal huzuru sağlamadaki sorumluluğu
Medyanın toplumsal huzuru sağlamadaki sorumluluğu
Dijitalleşmenin zirve yaptığı, dezenformasyonun ve nefret söyleminin saniyeler içinde milyonlara ulaştığı 2026 dünyasında, medyanın toplumsal huzuru korumadaki rolü hayati bir kırılma noktasında. İletişim bilimciler ve sosyologlar, medyanın yalnızca bir "bilgi aktarıcısı" olmadığını, kullandığı dil ve kurguladığı çerçeveyle toplumsal barışı inşa etme ya da tamamen dinamitleme gücüne sahip olduğunu vurguluyor.

"Tık odaklı" haberciliğin ve sosyal medya algoritmalarının yarattığı yankı odaları, toplumsal fay hatlarını derinleştirirken; Barışçıl İletişim kavramı, yapay kutuplaşmalara karşı en güçlü panzehir olarak yeniden masaya yatırılıyor.







1. "Savaş Haberciliğinden "Barışçıl İletişim"e Geçiş

Geleneksel ve dijital medya, doğası gereği genellikle çatışmayı, dramı ve sansasyonel olayları ön plana çıkarma eğilimindedir. Ancak bu durum, toplumda "kronik bir güvensizlik ve düşmanlık" algısı yaratıyor.

Barışçıl iletişim yaklaşımı, medyanın şu temel sorumlulukları üstlenmesini zorunlu kılıyor:

Çatışmayı Değil, Çözümü Çerçevelemek: Olayları sadece "kazananlar ve kaybedenler" veya "biz ve onlar" ikilemiyle vermek yerine, tarafların altındaki temel ihtiyaçları ve ortak zeminleri görünür kılmak.

Şiddeti Sıradanlaştırmamak: Şiddet görsellerinin ve dilinin dramatikleştirilerek sunulması, toplumda empati duygusunu köreltirken, suça ve nefret söylemine karşı duyarsızlaşmaya yol açıyor.







2. Sosyal Medya Algoritmaları ve Toplumsal Kırılganlık

2026 yılı itibarıyla bireylerin haber tüketim alışkanlıkları büyük oranda yapay zekâ tabanlı algoritmalara bağımlı hale geldi. Bu algoritmalar, kullanıcıların öfke, korku ve nefret gibi ekstrem duygularını tetikleyen içerikleri daha fazla öne çıkarıyor.







Doğrulama (Fact-Checking) Sorumluluğu: Geleneksel gazeteciliğin kurumsal refleksleri, sosyal medyanın hız yarışı karşısında aşınıyor. Medya kuruluşlarının, toplumsal infial yaratma potansiyeli yüksek haberlerde "hız" yerine "doğruluk ve sağduyu" ilkelerini işletmesi toplumsal huzurun ilk kalkanıdır.






3. Dilin Gücü: Kelimeler Silaha Dönüşebilir

Kullanılan tek bir sıfat, haber başlığındaki manipülatif bir vurgu, mikro düzeyde komşuluk ilişkilerinden makro düzeyde etnik ve dini grupların bir arada yaşama kültürüne kadar her şeyi etkileyebilir. Medya; göçmenler, dezavantajlı gruplar veya siyasi fikri farklı olan kesimler hakkında haber yaparken "ötekileştirici" ve "kriminalize edici" dilden kaçınmakla yükümlüdür.







Gazetecilik Etiğinde Yeni Yol Haritası

Barışçıl iletişim, gerçekleri gizlemek ya da pembe bir tablo çizmek demek değildir. Aksine; gerçeği tüm boyutlarıyla, önyargılardan arındırarak ve toplumsal maliyetini hesaba katarak sunmaktır. Medyanın toplumsal huzurdaki sorumluluğu, olayların sadece "yangınını" göstermek değil, o yangının nasıl söndürülebileceğine dair yapıcı kamusal tartışmalara alan açmaktır.

İstanbul ile Ankara'nın köprüsü Bolu geçişinde NATO denetimleri

Ankara'da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan NATO Zirvesi öncesi, İstanbul ile Ankara arasında köprü görevi gören Bolu'da polis ekipleri teyakkuza geçti. Şehrin giriş ve çıkış noktalarında kuş uçurtmayan ekipler, geniş çaplı denetim yapıyor

02.07.2026 01:30:00
İHA
 
İstanbul ile Ankara'nın köprüsü Bolu geçişinde NATO denetimleri
İstanbul ile Ankara'nın köprüsü Bolu geçişinde NATO denetimleri
Ankara'da gerçekleştirilecek dev zirveye sayılı günler kala, Başkentin en önemli geçiş güzergahlarından biri olan Bolu'da güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Bolu İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, hem D-100 Karayolu hem de TEM Otoyolu'nun çıkış noktalarında şüpheli araçlara yönelik şok uygulamalar gerçekleştiriyor.








Ekipler teyakkuzda

TEM Otoyolu Batı Gişeleri mevkiinde oluşturulan denetim noktasında ekipler sürücüleri tek tek denetledi. Uygulamaya İl Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü, Asayiş Şube Müdürlüğü, Çevik Kuvvet personeli ile çarşı ve mahalle bekçileri katıldı. Durdurulan araçlar ekipler tarafından sürücü ve yolcuların Genel Bilgi Toplama (GBT) sorgulamaları yapıldı. Asayiş kontrollerinin yanı sıra trafik yönünden de eksikleri bulunan ve kurallara uymadığı tespit edilen sürücülere, cezai işlem uyguladı.








Denetimde durdurulan bir araçta yolcu konumunda bulunan Serhat Küçük, "Bolu gerçekten çok huzurlu bir yer, polislerimiz sayesinde. Denetimler yarar sağlıyor sık sık yapılmalı" dedi.















Kocaeli'nde akran zorbalığı

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde TikTok üzerinden yapılan "beğeni" yüzünden çıktığı iddia edilen tartışmada 16 yaşındaki şüpheli tarafından bıçaklanan 17 yaşındaki lise öğrencisi Erencan Alparslan ağır yaralandı. Dalağı alınan gencin yoğun bakımda tedavisi sürerken, olayın şüphelisi tutuklandı. Erencan Alparslan'ın annesi gözyaşlarıyla, "Geçtiğimiz hafta doğum gününü kutladık, bu olay sonrasında adeta oğlum yeniden doğdu" dedi   

29.06.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Kocaeli'nde akran zorbalığı
Kocaeli'nde akran zorbalığı
İddiaya göre, 26 Haziran'da Ali Kuşçu Parkı'nda İ.O. (16), 11. sınıf öğrencisi Erencan Alparslan'ı (17)  sevgilisine beğeni attığını öne sürerek bıçakla kovalamaya başladı. İ.O.'nun, kovalamaca sonucu yere düşen Erencan'ı iki kez bıçakladığı öğrenildi. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan ağır yaralı Erencan Alparslan, ambulansla hastaneye kaldırıldı. 

Ameliyata alınan gencin dalağının alındığı öğrenildi. Olayın ardından polis ekiplerince gözaltına alınan şüpheli İ.O, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kocaeli Şehir Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam eden Alparslan'ın sağlık durumunda iyileşme gözlendiği bildirildi. 

Erencan'ın 19 Haziran'da doğum gününü kutladığı, olaydan bir gün sonra karnesini alacağı da öğrenildi.






"Oğlum bıçağı görünce kaçmış ancak düşmüş"

Hastanede oğullarından gelecek iyi haberi bekleyen aile ise yaşananlara tepki gösterdi. Baba Ersin Alparslan, oğlunun karne almak için iş yerinden izin aldığını belirterek, "Olay kız muhabbetiymiş. Benim oğlum, bir çocuğun kız arkadaşına TikTok'tan beğeni veya mesaj atmış. Olay bundan ibaret. Oğlum normalde cumartesi günü karne alacaktı. Erencan, perşembe günü ustasından karne için izin almış. Benim de haberim yok. Cuma günü sabah işe gitti diye gönderdiğim evladım o gün hiç işe gitmemiş. Benim oğlumu şahıs mı çağırıyor, yoksa karşılaşıyorlar mı bilmiyorum. Oğlum bıçağı görünce kaçmış ancak düşünce şahıs orada bıçağı oğlumun kalbinin altına bıçağı saplıyor. Erencan cuma gününden beri yoğun bakım ünitesinde tedavi görüyor. Şu an dalağı alındı" dedi.






"Çocuğumun hayalleri vardı"

Ersin Alparslan, sözlerini şöyle noktaladı:

"Şüpheli de 16 yaşında. Biz ilk önce tutuksuz sanıyorduk ancak yetkili mercilerden bize ulaşıldı. Şu an Ankara Sincan Kapalı Cezaevi'ndeymiş. Çocuğumun hayalleri vardı. Amcası gibi asker olmak istiyordu.mBelki koşmayacak veya bisiklet süremeyecek. Sonuçta bir organı eksildi. Ciğeri ve diyaframı da zarar gördü, dalağını kurtaramadılar."






"Oğlumun dediğine göre şüpheli celallenmiş"

Anne Serpil Alparslan ise "Oğlum 4 gündür yoğun bakımda. Doktorlar durumun iyiye gittiğini söylüyor, Allah'ıma çok şükür. Allah bize tekrar çocuğumuzu bağışladı. Bunun daha kötüsü de olabilirdi. Adalet istiyoruz. Oğlum sadece beğeni atmış. Oğlum arkadaşına 'Bu kıza sahip çık' demiş. Sonra da ne olduysa oğlumun dediğine göre şüpheli celallenmiş. Herkes çocuğuna sahip çıksın. Ben çocuğumun nefesine kadar kontrol ediyorum. Çocuklarınızı boş bırakmayın. Zor bir zamandayız. Nereden zarar geleceğini bilemiyoruz" diye konuştu.






"Beğeni attı diye oğlum bu hale geldi"

Adaletin yerini bulmasını talep eden Serpil Alparslan, "Adalet istiyorum. Şüpheliye en ağır ceza verilsin. Daha kötü de sonuçlanabilirdi, oğlum ölebilirdi. Geçen hafta Erencan'ın doğum günüydü. Bu olay sonrası oğlum adeta yeniden doğdu. Allah onu bize bağışladı. 4 çocuğum var ama Erencan gözümün ilk nuru. Oğlumun şu an servise çıkmasını bekliyoruz. Beğeni attı diye oğlum bu hale geldi. Sadece arkadaşına 'kıza sahip çık' diye uyarıda bulunmuş. Cumartesi günü oğlum karne alacaktı" diyerek ağladı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.