logo
04 EYLÜL 2026

Aşırı zenginlik ve aşırı fakirliğin aynı sokakta karşılaşması

Modern kentlerin caddeleri, artık sadece binaları ve insanları değil, tarihin en derin ekonomik kutuplaşmalarından birini de yan yana barındırıyor

15.08.2026 00:49:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Aşırı zenginlik ve aşırı fakirliğin aynı sokakta karşılaşması
Aşırı zenginlik ve aşırı fakirliğin aynı sokakta karşılaşması
Modern kentlerin caddeleri, artık sadece binaları ve insanları değil, tarihin en derin ekonomik kutuplaşmalarından birini de yan yana barındırıyor.

Bir tarafta milyon dolarlık lüks rezidanslar, son model araçlar ve görkemli vitrinler yükselirken, hemen birkaç adım ötede temel ihtiyaçlarına ulaşmakta zorlanan, barınma ve beslenme mücadelesi veren bireyler yaşam savaşı veriyor.

Aynı sokağın iki farklı ucunda yaşanan bu tezatsız eşitsizlik, küresel küreselleşme ve ekonomik krizlerin toplumsal dokuda yarattığı tahribatı gözler önüne seriyor.







Aynı kentte iki farklı dünyanın izleri

Metropollerin merkezinde yükselen devasa gökdelenlerin hemen yanı başında yer alan ara sokaklar, gelir adaletsizliğinin en somut fotoğraflarını sunuyor. Yüksek güvenlikli sitelerin ve lüks restoranların kapısında bekleyen kuryeler, kağıt toplayıcıları ve evi olmayan insanlar ile bu mekanların müşterileri aynı kaldırımları paylaşıyor.

Günlük yaşamda fiziksel bir yakınlık bulunsa da ekonomik ve sosyal dünyalar arasındaki mesafe her geçen gün daha da açılıyor. Büyüyen kentler, varsıl ile yoksulu aynı coğrafyada buluştururken aralarındaki görünmez duvarları daha da kalınlaştırıyor.







Cam kulelerin gölgesinde yaşam mücadelesi

Ekonomik veriler ve saha araştırmaları, gelir dağılımındaki dengesizliğin son yıllarda hızla arttığını gösteriyor. En yüksek gelir grubuna sahip azınlığın serveti katlanarak büyürken, alt gelir grupları ile orta sınıfın satın alma gücü ciddi oranda geriliyor.

Yüksek enflasyon, barınma maliyetlerindeki fahiş artışlar ve istihdam piyasasındaki belirsizlikler, dar gelirli kesimlerin yaşam koşullarını zorlaştırıyor. Cam kulelerin gölgesinde kalan mahallelerde temel gıdaya erişim bile bir gündem maddesi haline gelirken, lüks tüketim pazarının rekorlar kırmaya devam etmesi toplumsal vicdanı zedeliyor.







Derinleşen uçurumun toplumsal etkileri

Aşırı zenginlik ile aşırı yoksulluğun bu kadar yakından temas etmesi, yalnızca ekonomik bir kriz değil, aynı zamanda ciddi bir toplumsal risk oluşturuyor. Uzmanlar, gelir adaletsizliğinin arttığı toplumlarda aidiyet duygusunun zayıfladığına, suç oranlarının yükseldiğine ve sosyal dayanışmanın yerini yabancılaşmaya bıraktığına dikkat çekiyor.

Zenginliğin ve yoksulluğun aynı sokakta bu kadar görünür olması, bireyler arasındaki psikolojik mesafeyi büyütürken adalet duygusunun da sorgulanmasına yol açıyor.







Gelecek ve çözüm arayışları

Sosyo-ekonomik uçurumun sürdürülemez bir noktaya ulaştığını belirten ekonomistler ve sosyologlar, kapsayıcı politikaların acilen hayata geçirilmesi gerektiğini savunuyor.







Adil bir vergilendirme sistemi, sosyal devlet mekanizmalarının güçlendirilmesi, nitelikli eğitime ve sağlığa eşit erişim imkanlarının sağlanması, bu tabloyu değiştirebilecek temel adımlar arasında gösteriliyor.

Kentlerin sadece belirli bir kesimin değil, tüm yurttaşların insanca yaşayabildiği alanlar haline getirilmesi, toplumsal barışın korunması açısından kritik bir önem taşıyor.

KKTC'deki feribot faciasından kurtulan Adanalı gençler ailelerine kavuştu

KKTC'nin Girne açıklarındaki feribot faciasından kurtulan Adanalı 3 genç memleketlerine döndü. Faciadan kurtulan gençler yaşadıklarını anlattı

03.09.2026 20:59:00
İHA
 
KKTC'deki feribot faciasından kurtulan Adanalı gençler ailelerine kavuştu
KKTC'deki feribot faciasından kurtulan Adanalı gençler ailelerine kavuştu
Girne'deki feribot faciasından kurtulan arkadaşlar Sudenaz Sönmez, Burak Can Keskin ve Burak Arif Kaya, memleketleri Adana'ya havayoluyla döndü. AFAD ekipleri tarafından Çukurova Havalimanı'nda karşılanan gençler, ailelerine kavuştu. KKTC'deki feribottan kurtulan Sudenaz Sönmez'i, Kozan ilçesindeki Şevkiye Mahallesi'ndeki ailesi büyük sevinçle karşıladı. Ablası Gamze Sönmez, 4 gündür hiç uyumadığını, kız kardeşine kavuşmayı beklediğini söyledi.






"Gemi batarken ilk terk eden kaptandı"

Yaşadıklarını anlatan Sudenaz Sönmez, "Kaptanı ilk uyardıklarında Mersin Limanı'na kadar duramayacaklarının söylendiğini ve gemi batarken bile hala 'sakin olun, bir şey yok' dediler. Batarken ilk terk eden kaptan, yedek kaptandı. İnsanlar el uzatırken hepimiz bakıyorduk, hiçbir çalışan yoktu. El ele tutuşarak birbirimizi çıkardık. Ben Kozanlı arkadaşlarımızla limana inince bayıldım. Kayıplarımızın bulunması öncelik. Hukuki süreç devam ediyor. Cumhurbaşkanımızdan, AFAD'dan, Türk Konsolosluğu'ndan destekleri için ve Kozan Belediye Başkanımız Mustafa Atlı'ya çok teşekkür ederim. Annemi görünce o ağladı, eve çıkınca ben de ağladım" diye konuştu.

Anne Selcan Sönmez, kızına gözyaşları içinde sarılarak, "Kızıma kavuştuğum için çok mutluyum. Ailesini kaybedenlere başsağlığı diliyorum. Biz çok kötüydük, onları düşünemiyorum bile" diye konuştu.








"Camı kırarak çıktım çok dalga vardı"

Arkadaşlarının yanına ziyarete giden ve feribotta birlikte dönerken faciayı yaşayan Burak Can Keskin ise, "Allah bir daha göstermesin. Biz gittiğimizde yerler ıslaktı. Herkes kaptana bildirmiş ama 'ben burada yıllardır kaptanım' demiş. Camı kırarak çıktım. Çok dalga vardı, o can havliyle bilsen de kurtulamazdın. Herkes kendi canının derdine düştü. Zaten durdu ve geminin batması ile durması bir oldu" diye konuştu.

Feribot faciasından kurtulan Burak Can Keskin'in annesi Gülfidan Keskin de, "Oğlum aradı. 'Anne, biz ölüyoruz. Hakkını helal et anne' diye feryat etti. Oğlumun sesi ve diğerlerinin sesi. 'Anne seni seviyorum, hakkını helal et' demesi ile ben bittim. O kaptanlar da aynı acıyı tatsın. Bir de 'Haklarını helal etsin' diyorlar mı' Asla hakkımızı helal etmiyoruz" dedi.
Baba Cem Keskin ise, oğlunun şaka yaptığını düşündüğünü belirterek, "'Baba, gemi batıyor' demesi ile 'Yelek, bot yok mu'' dedim. 'Helal olsun oğlum' dedim. Limana varınca haber verdi, büyük sevinç yaşadık" diye konuştu.








"8 aylık hamile kadını pencereden ayaklarından çıkardım"

7 kişiyi camı kırarak kurtardığını söyleyen Burak Arif Kaya ise, "Gemiye bindik. İlk bastığımızda su vardı. Kaptana sordum, 'cıvatalardan su alıyor' dedi. 'Emin misin, batmadan gideceğimize'' dedim. Bana, 'sen 5 yıllık okul okuyorsun, ben 10 yıllık okul okuyorum' dedi bana. Gemiden çıktım, 'kalkıyoruz' dediler, gemiye geri bindim. 8-9 kilometre gittik gitmedik. Yardımcı kaptan, 'Sakin olun, bir şey yok' dedi. 2 dakika geçti, geminin içi su dolmaya başladı. Yanımda ufak çocuk, 'gemi batacak' dedi. İlerledik, ses gelince gemi her yerden su alıyor, kapılar kilitli. 'Benim de annem babam var' diyerek elde imkan varken kurtardım. 8 aylık hamile kadını pencereden ayaklarından çıkardım. Kolumla vura vura çıkardım. 3 çocuk ve yaşlı bir amcayı çıkarmaya çalıştık. Mazotlu su, kayıyordu. Cumhurbaşkanımızdan ve belediye başkanımızdan Allah razı olsun" şeklinde konuştu.




















Elektrikli araçların bataryaları neden yanar?

Elektrikli araçlarda kullanılan lityum iyon bataryalar, geleneksel yakıt depolarına kıyasla istatistiksel olarak daha az yangın riski taşısa da meydana gelen yangınlar kontrol edilmesi oldukça zor kimyasal süreçlere dayanır

02.09.2026 13:03:00
Hasan Gündoğdu
 
Elektrikli araçların bataryaları neden yanar?
Elektrikli araçların bataryaları neden yanar?
Batarya yangınlarının temel sebebi termal kaçak (thermal runaway) adı verilen zincirleme reaksiyondur. Lityum iyon hücreleri içerisindeki anot ve katot katmanları son derece ince bir seperatör (ayırıcı) zar ile ayrılır.






Bu yapı bozulduğunda şu süreç işler:

İç Kısa Devre: Fiziksel darbe, imalat hatası veya aşırı ısınma nedeniyle ayrıştırıcı zar erir veya delinir. Anot ve katot doğrudan temas ederek kısa devre oluşturur.

Isı Artışı ve Gaz Çıkışı: Kısa devre hızlı bir sıcaklık artışına yol açar. Batarya içerisindeki sıvı elektrolit bozulmaya başlar ve yanıcı gazlar salgılar.

Kendi Kendini Besleyen Reaksiyon: Sıcaklık 150 derece ila 200 derece eşiğini aştığında, batarya hücreleri dışarıdan oksijen almadan bile kendi oksijenini üreterek yanmaya devam eder. Bir hücredeki yangın yanındaki hücreleri tetikler ve tüm batarya paketine yayılır.






Gerçek Yaşamdan 2 Örnek

Güney Kore Incheon Kapalı Otopark Yangını: Şarjda olmayan park halindeki bir elektrikli aracın batarya paketinde meydana gelen iç kısa devre, kapalı otoparkta termal kaçağı tetikledi. Yangının saatlerce sürmesinin ve onlarca araca sıçramasının ana nedeni, bataryanın kendi yapısındaki oksijenle yanmaya devam etmesiydi.

Kaza Sonrası Alt Gövde Hasarı Yangınları: Yüksek hızla seyreden bir elektrikli aracın yol üzerindeki sert bir cismin üzerinden geçmesi sonucu aracın alt tabanında bulunan batarya muhafazası delindi. Hücrelerin fiziksel deformasyona uğramasıyla ani iç kısa devre oluştu ve kaza anından birkaç dakika sonra araç alev aldı.






Nelere Dikkat Edilmesi Lazım?

Elektrikli araç kullanımında batarya sağlığını korumak ve yangın riskini en aza indirmek için dikkat edilmesi gereken kritik noktalar:

Fiziksel Darbelerden Sonra Kontrol Yapın: Aracın altı sert bir zemine, kaldırıma veya yoldaki bir nesneye çarptıysa batarya muhafazası zarar görmüş olabilir. Vakit kaybetmeden yetkili serviste alt gövde kontrolü yaptırılmalıdır.

DC Hızlı Şarj Kullanımını Dengeleyin: Aracı sürekli maksimum güçte DC (Fast Charger) istasyonlarında şarj etmek hücrelerde aşırı ısınmaya ve zamanla lityum dendriti (kristalleşme) oluşumuna yol açar. Bu kristaller ayrıştırıcı zarı delebilir.

Orijinal ve Standartlara Uygun Şarj Donanımı Kullanın: Evde şarj yaparken onaylanmamış kablolar, yetersiz kesitli uzatma kabloları veya standart dışı duvar üniteleri (Wallbox) kullanılmamalıdır.






Aşırı Şarj ve Derin Deşarjdan Kaçının: Bataryayı uzun süre %0 seviyesinde bırakmak veya sürekli %100 seviyesinde tutmak kimyasal stresi artırır. Günlük kullanımda %20-%80 aralığını korumak güvenlik marjını yükseltir.

Yazılım Güncellemelerini Aksatmayın: Üreticilerin yayınladığı Batarya Yönetim Sistemi (BMS) güncellemeleri, sıcaklık takibi ve hücre dengeleme algoritmalarını optimize ederek olası riskleri önceden engeller.

Yurt dışı çıkış yasağı olan Arif Kocabıyık Bulgaristan'a kaçarken yakalandı

Kapıkule Sınır Kapısı'nda tır dorsesinin altında yakalanan ve hakkında yurt dışına çıkış yasağı bulunduğu belirlenen Arif Kocabıyık, hastane kontrolünün ardından adliyeye sevk edildi. Kocabıyık, adliyeye götürüldüğü sırada gazetecilerin sorusu üzerine "Anamur'a gideceğim" dedi

01.09.2026 13:00:00
İHA
 
Yurt dışı çıkış yasağı olan Arif Kocabıyık Bulgaristan'a kaçarken yakalandı
Yurt dışı çıkış yasağı olan Arif Kocabıyık Bulgaristan'a kaçarken yakalandı
Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde, Bulgaristan'a çıkış yapmak üzere Kapıkule Gümrük Sahası'na gelen tırda yapılan kontrollerde dorsenin altında gizlenmiş iki kişi tespit edildi. Bu kişilerin Arif Kocabıyık ile İran vatandaşı Shayan Peiman Samadi olduğu belirlendi.






Hakkında yurt dışına çıkış yasağı bulunduğu tespit edilen Kocabıyık ile tır sürücüsü Muhterem Altıntaş gözaltına alındı. Muhafazadaki işlemlerinin ardından hastanede sağlık kontrolünden geçirilen Kocabıyık ve Altıntaş, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildi.








Arif Kocabıyık, adliyeye sevk edildiği sırada basın mensuplarının yönelttiği soruya "Anamur'a gideceğim" şeklinde yanıt verdi.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Aşırı sıcaklar powerbankleri tehlikeye dönüştürüyor

Kırklareli'nde elektrik-elektronik sektöründe 31 yıldır faaliyet gösteren Vecdi Yüce, taşınabilir şarj cihazlarının (powerbank) aşırı sıcak ve güneş altında bırakılması halinde şişme ve patlama riski taşıyabileceğini belirterek, vatandaşlara dikkatli olmaları konusunda uyarılarda bulundu

01.09.2026 12:53:00
İHA
 
Aşırı sıcaklar powerbankleri tehlikeye dönüştürüyor
Aşırı sıcaklar powerbankleri tehlikeye dönüştürüyor
Kırklareli'nde 1995 yılından bu yana elektrik-elektronik sektöründe faaliyet gösterdiğini belirten Vecdi Yüce, taşınabilir şarj cihazlarının cep telefonu kullanıcıları için oldukça faydalı olduğunu ifade etti.

Taşınabilir şarj cihazlarının kullanımı ve muhafazasında dikkat edilmesi gereken önemli noktaları belirten Yüce, bilinçsiz kullanımın bu cihazlarda bomba etkisi riski taşıyabileceğini söyleyerek, "1995 yılından bu yana elektrik elektronik sektöründe bulunmaktayım. Yaklaşık 31 yıldır bu sektörde faaliyet göstermekteyiz. Taşına bilir şarj aletleri aslında çok güzel bir cihaz. Çağımızın insanlığa en faydalı cihazlardan birisi. Herkes şuan iletişim halinde ve cep telefonu kullanıyor. Vatandaşların çoğu cep telefonlarının şarjının tamamen dolu olmasını bekliyor ve istiyor. Bu yönde üretilmiş cihazlar oldukça faydalı. Bu cihazı kullanırken dikkat etmemiz gereken çok önemli şeyler var. Taşına bilir şarj cihazlarını aşırı sıcağa ve güneş altında bulundurmaktan kaçınmamız gerekiyor. Bu tarz cihazlar aşırı sıcaklara maruz kaldığında şişme yapabilir, hatta patlayabilir. O yüzden bu tarz cihazları daha çok gölgede muhafaza etmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.






"Çok faydalı cihazlar ama kullanırken çok dikkat etmemiz gerekiyor"

Taşınabilir şarj cihazlarının çağımızın en faydalı araçlarından birisi olduğunu söyleyen Yüce, ayrıca kullanırken de çok dikkatli edilmesi gerektiği gerektiğini vurguladı. Yüce, "Özellikle, arabaların ön camın bulunduğu aracın göğüs kısmına koymamamız gerekli. Şarj ederken ise dolduğunda hemen çekmemiz gerekli, şarjda fazla tutulmamız gerekiyor. En fazla 1 gün şarjda tutun aksi takdirde şişme ve patlama yapma ihtimali yüksek. Bu cihazlar çok kullanışlı ve çağımızın en faydalı cihazlarından birisi diye biliriz ama kullanırken çok dikkat etmemiz gerekiyor. Şarj cihazlarını aşırı sıcaktan ve uzun süre şarjda etmekten kaçınmamız gerekiyor, yoksa bomba etkisi yapabilir" şeklinde konuştu.






Hastanede çöpte bebek bulundu: Anne 16 yaşında

Mersin'in Erdemli ilçesindeki devlet hastanesi tuvaletinde dünyaya gelen ve çöpe atılan bebek sağ olarak temizlik görevlisi tarafından bulunarak tedavi altına alındı. Yapılan çalışmada bebeğin annesinin 16 yaşındaki H.E.Y. olduğu tespit edildi. H.E.Y., tedavisinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı

31.08.2026 12:24:00
İHA
 
Hastanede çöpte bebek bulundu: Anne 16 yaşında
Hastanede çöpte bebek bulundu: Anne 16 yaşında
Olay, 27 Ağustos'ta Erdemli Devlet Hastanesi'ndeki bir tuvalette yaşandı. İddiaya göre, 16 yaşındaki H.E.Y., rahatsızlanarak annesi R.H. ile birlikte hastaneye geldi. Hastanede kanaması başlayan H.E.Y., tuvalete giderek doğum yaptı.






Doğum sonrası bebeği çöp kutusuna atan H.E.Y., hastanede tedavi altına alındı. Bu sırada tuvalete giden bir temizlik görevlisi, çöp kutusundaki sağ olan bebeği fark etti. Görevlinin dikkati sayesinde bebek tedavi altına alındı. Durumun bildirilmesi üzerine Mersin ve Erdemli Cumhuriyet Başsavcılıklarının talimatıyla polis çalışma yaptı. 






Çalışmada çocuk anne tespit edilerek hastanede gözaltına alındı. 2 gün süren tedavi sonrası H.E.Y. ile onu hastaneye getiren annesi R.H. adliyeye sevk edildi. Nöbetçi mahkemeye çıkarılan şüpheli H.E.Y. 'Kasten Öldürmeye Teşebbüs' suçundan tutuklandı, R.H. ise adli kontrol şartı ile serbest kaldı.

Bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu ve tedavisinin sürdüğü, olayla ilgili babanın da belirlendiği soruşturmanın devam ettiği bildirildi.

Kapadokya'da balonlar 3 gündür gökyüzüne yükselemiyor

Kapadokya'da etkili olan olumsuz hava şartları nedeniyle sıcak hava balonları 3 gündür havalanamıyor. Peribacaları ve eşsiz vadiler üzerinde gün doğumunu izlemek isteyen turistler, uçuşların yeniden başlamasını bekliyor

31.08.2026 12:05:00
İHA
 
Kapadokya'da balonlar 3 gündür gökyüzüne yükselemiyor
Kapadokya'da balonlar 3 gündür gökyüzüne yükselemiyor
Dünyanın önemli sıcak hava balonu merkezlerinden biri olan Kapadokya'da, hava şartları nedeniyle balon uçuşlarına ara verildi. Bölgede bugün de hava hava şartlarının uçuş için uygun olmaması nedeniyle sıcak hava balonları üçüncü gününde de gökyüzüne yükselemedi.






Her sabah gün doğumuyla birlikte yüzlerce sıcak hava balonunun havalanmasıyla renkli görüntülere sahne olan Kapadokya'da, uçuşların yapılamaması turistlerin de planlarını etkiledi. Balon turuna katılmak için bölgeye gelen yerli ve yabancı turistler, uçuşların yeniden başlayacağı günü beklemeye başladı. 






Kapadokya semalarında 3 gündür balonların görülmemesi, bölgenin simge görüntülerinden birinin de oluşmamasına neden oldu. Uçuşların hava şartlarının uygun hale gelmesinin ardından yeniden başlaması bekleniyor.








Bölgede sıcak hava balon uçuşlarının, meteorolojik şartların yanı sıra uçuş güvenliği açısından yapılan değerlendirmelerin ardından gerçekleştirilmesine izin veriliyor.






Güzellik merkezi soruşturmasında 1 şüpheli daha yakalandı

Bakırköy'de bir güzellik merkezinde kadınların haberi olmadan mahrem görüntülerinin kaydedilerek dijital platformlarda ücret karşılığında yayımlandığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında 1 şüpheli daha yakalandı. Soruşturma kapsamında daha önce yakalanan 2 şüpheli ise tutuklandı

30.08.2026 11:55:00 / Güncelleme: 30.08.2026 12:00:16
İHA
 
Güzellik merkezi soruşturmasında 1 şüpheli daha yakalandı
Güzellik merkezi soruşturmasında 1 şüpheli daha yakalandı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü'nce, bir iş yerinde kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ve özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesine yönelik yürütülen çalışmalarda, 28 Ağustos tarihinde müracaatta bulunan 4 kadın şahsın, daha önce hizmet aldıkları Bakırköy ilçesi Zuhuratbaba Mahallesi'nde bulunan bir güzellik merkezinde kendilerinden habersiz şekilde mahrem görüntülerinin kaydedildiği ve söz konusu görüntülerin dijital platformlar üzerinden ücret karşılığında yayımlandığı yönündeki beyanları üzerine inceleme başlatıldı.






Yapılan incelemeler kapsamında söz konusu iş yerinde gerçekleştirilen aramalarda, gizli kamera düzeneği bulunan aktif 1 cihaz, daha önce iş yerinden söküldüğü belirlenen 6 cihaz ile çok sayıda dijital materyal ele geçirildi. Konu kapsamında iş yeri yetkilisi F.Ö. isimli kadın şüpheli bahse konu iş yerinde, kamera ve güvenlik sistemlerinin kurulumunu gerçekleştirdiği belirlenen E.S.C. isimli şüpheli ise Kağıthane ilçesindeki ikametinde yakalandı.








Çalışmaların devamında, görüntülerin dijital platformlar üzerinden yayımlanmasıyla bağlantılı olduğu tespit edilen A.Ç. (30) isimli şüpheli de 29 Ağustos tarihinde Küçükçekmece ilçesindeki ikametinde yakalandı. Yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyallere el konuldu.








F.Ö. ve E.S.C., "Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Verilmesi veya Ele Geçirilmesi" ve "Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali" suçlarından 29 Ağustos tarihinde sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanarak ceza infaz kurumuna teslim edildi.

A.Ç.'nin de aynı suçlardan 30 Ağustos 2026 tarihinde adli makamlara sevk edileceği öğrenildi.

Siirt'te 5 ayrı noktada yangın alarmı: 4 bölgede söndürüldü

Siirt genelinde farklı noktalarda çıkan orman ve arazi yangınlarına Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri tarafından müdahale edildi. Gün içerisinde 3 orman ve 2 tapulu arazi yangınına müdahale edilirken, 4 bölgede yangınlar söndürüldü. Baykan'ın Çamtaşı bölgesindeki orman yangınında ise müdahale çalışmaları sürüyor

30.08.2026 11:49:00
İHA
 
Siirt'te 5 ayrı noktada yangın alarmı: 4 bölgede söndürüldü
Siirt'te 5 ayrı noktada yangın alarmı: 4 bölgede söndürüldü
Edinilen bilgilere göre, Baykan ilçesi Çamlık bölgesinde çıkan yangın kontrol altına alınırken, ekiplerin soğutma çalışmaları devam ediyor. Baykan'ın Çamtaşı bölgesindeki orman yangınını kontrol altına alma çalışmaları ise sürüyor.






Eruh ilçesine bağlı Oymakılıç köyü Mezarlık mevkiinde çıkan yangın ekiplerin müdahalesiyle tamamen söndürülürken, Çizmeli bölgesinde tapulu arazide çıkan yangın da kontrol altına alınarak söndürüldü.








Şirvan ilçesinde çıkan yangına da ekipler tarafından müdahale edilerek yangın söndürüldü.








Yangınların çıkış nedeni araştırılıyor.




















Sağanak altında 30 Ağustos çelenk töreni

Samsun'da 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104'üncü yıl dönümü dolayısıyla sağanak yağmur altında Atatürk Anıtı'nda çelenk töreni düzenlendi

30.08.2026 11:47:00
İHA
 
Sağanak altında 30 Ağustos çelenk töreni
Sağanak altında 30 Ağustos çelenk töreni
Samsun'da 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104'üncü yıl dönümü dolayısıyla Samsun Valisi Orhan Tavlı, Garnizon Komutanı Tümgeneral Fethi Oltulu ve Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan tarafından Atatürk Anıtı'na çelenk sunuldu.






Sağanak yağış altında düzenlenen törene Samsun Valisi Orhan Tavlı, Garnizon Komutanı Tümgeneral Fethi Oltulu, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan'ın yanı sıra emniyet mensupları, askeri erkan, ilçe belediye başkanları, sivil toplum örgütü temsilcileri, gaziler ve şehit yakınları ile vatandaşlar katıldı.








Samsun Valisi Orhan Tavlı, anıt şeref defterini imzaladıktan sonra yaptığı konuşmada, "Aziz Türk milletinin istiklal ve istikbaline kast edildiğinde, esaret ve hürriyet arasında bir tercihe zorlandığında neleri başarabileceğinin en açık ispatı olan 30 Ağustos ruhu son olarak 15 Temmuz 2016'da bir kez daha ortaya çıkmış. O gece tam anlamıyla tek yürek olan aziz milletimiz, Büyük Taarruz'a ilham veren sarsılmaz iradesinin kalplerde hâlâ canlı olduğunu birlik, beraberlik ve kardeşlik içerisinde tekrar bir kez daha tüm dünyaya göstermiştir" dedi.






















Toplumsal öfkenin ve isyanın yakıtı

Yolsuzluk ve kayırmacılık yalnızca ekonomik kayıplara yol açan sorunlar değil; adalet duygusunu, devlet kurumlarına güveni ve toplumsal huzuru da aşındıran ciddi meseleler

30.08.2026 08:56:00
Yaşar Cebesoy
 
Toplumsal öfkenin ve isyanın yakıtı
Toplumsal öfkenin ve isyanın yakıtı
Yolsuzluk ve kayırmacılık yalnızca ekonomik kayıplara yol açan sorunlar değil; adalet duygusunu, devlet kurumlarına güveni ve toplumsal huzuru da aşındıran ciddi meseleler.

Kamu kaynaklarının kişisel çıkar için kullanılması ve liyakat yerine yakınlık ilişkilerinin öne çıkması, toplumda "ne yaparsam yapayım hakkımı alamam" duygusunu güçlendirebiliyor.







Adalet duygusu yaralanınca öfke büyüyor

Bir toplumun istikrarını sağlayan en önemli unsurlardan biri, vatandaşların hukukun ve kamu düzeninin herkese eşit uygulandığına inanmasıdır. Yolsuzluk ve kayırmacılık algısının güçlenmesi ise tam tersine, vatandaşın devlet ve kurumlarla kurduğu güven ilişkisini zedeliyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü de yolsuzluğun hukuka olan güveni azalttığına, toplumun ekonomik ve siyasi yapısını olumsuz etkilediğine ve devlet-toplum güvenini zedeleyebildiğine dikkat çekiyor.







"Benim hakkım neden yok?" sorusu

Kayırmacılığın en tehlikeli sonucu yalnızca bir kişinin haksız biçimde işe alınması ya da bir başkasının avantaj elde etmesi değildir.

Asıl tehlike, haksızlığın normalleşmesidir.

Bir genç, eğitimine ve emeğine rağmen işe giremediğini; buna karşılık torpili bulunan bir kişinin önüne geçtiğini düşünüyorsa, zamanla sisteme olan inancını kaybedebilir.

"Çalışmanın anlamı yok."

"Liyakat önemli değil."

"Kurallara uyan kaybediyor."

gibi düşünceler yaygınlaştıkça toplumsal dayanışmanın yerini öfke ve güvensizlik almaya başlar.







Kayırmacılık liyakati çözer

Devlet kurumlarının güçlü olabilmesi için görevlendirmelerde liyakat, ehliyet ve objektif ölçütlerin esas alınması gerekir.

Kayırmacılık ise bunun tersidir. Bir kişinin sahip olduğu bilgi, beceri ve tecrübeden ziyade siyasi, akrabalık, hemşehrilik veya kişisel bağlantılarının belirleyici olduğu düşüncesini doğurur.

Akademik çalışmalar da kayırmacılığın toplumsal adalet, toplumsal barış, güven ve kurumların işleyişi üzerinde önemli etkileri bulunduğuna dikkat çekiyor.







Yolsuzluk ekonomiden fazlasını çalar

Yolsuzluğun bedeli yalnızca devlet bütçesinden eksilen para değildir.

Yolsuzluk; kamu kaynaklarının verimsiz kullanılmasına, rekabetin bozulmasına, gelir dağılımındaki adaletsizliğin büyümesine, vatandaşın devlete güveninin azalmasına, kurumların itibar kaybetmesine neden olabilir.

Bu nedenle yolsuzlukla mücadele, yalnızca ekonomik bir mesele değil, hukuk ve devlet yönetimi meselesidir.







Öfke ne zaman tehlikeli hale gelir?

Toplumlarda adaletsizlik algısının sürekli büyümesi, bireysel tepkilerin ötesinde daha geniş bir toplumsal öfke yaratabilir. Ancak burada kritik nokta, hak arama ile şiddet arasındaki ayrımın korunmasıdır.

Yolsuzluk ve kayırmacılığa karşı oluşan tepkinin demokratik hukuk yollarına, denetime, özgür basına, bağımsız yargıya ve hesap verebilirliğe yönelmesi gerekir. Öfkenin şiddete veya hukuk dışı eylemlere dönüşmesi ise sorunu çözmek yerine yeni mağduriyetler doğurur.

Çözüm: Şeffaflık, liyakat ve hesap verebilirlik

Toplumsal güvenin yeniden güçlenmesi için kamu yönetiminde şeffaflık, denetim, liyakat ve hesap verebilirlik temel ilkeler olmalıdır.

Nitekim Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde son yıllarda mal bildirimi, rüşvet ve yolsuzluklarla mücadeleyi güçlendirmeye yönelik çeşitli kanun teklifleri de gündeme geldi.

Çünkü vatandaşın devlete güvenebilmesi için yalnızca suçluların cezalandırılması değil, haksızlığın ortaya çıkmasını engelleyecek güçlü kurumların kurulması gerekir.

Bir ülkede vatandaş "hakkımı ararsam sonuç alırım" diyorsa devlet güçlüdür. "Torpilim yoksa hakkımı alamam" düşüncesi yaygınlaşıyorsa, sorun artık tek tek yolsuzluk olaylarını aşmış, toplumsal güven meselesine dönüşmüştür.

Ve toplumsal barışın en sağlam temeli, insanların aynı kuralların herkes için geçerli olduğuna inanmasıdır.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.