logo
08 ŞUBAT 2026

Atatürk’ün içki içmesi meselesi

Konuya yine Osmanlı padişahlarından girelim. Cennet mekân diye andığımız, bazılarının “hazret” demeden isimlerini ağzına almadığı padişahların hemen hepsinin içki içtiğini söylesek ne derdiniz?

12.01.2023 08:45:00
Atatürk’ün içki içmesi meselesi
Atatürk’ün içki içmesi meselesi
Konuya yine Osmanlı padişahlarından girelim. Cennet mekân diye andığımız, bazılarının "hazret" demeden isimlerini ağzına almadığı padişahların hemen hepsinin içki içtiğini söylesek ne derdiniz?

Halife Abdülmecid Efendi, 1920'li senelerde kaleme aldığı yayınlanmamış risalesine;

"Osmanlı Devleti'nin çöküşüne sebep olan dertlerin başında, içki gelir. İçki dinen de yasaklanmıştır ve haramdır. Halife çocuğu olan şehzadeler bunu asla unutmazlar ve unuttukları takdirde hem İlahi emirlere karşı gelmiş, hem de millete ve Osmanlı hanedanına verilmiş olan hilafet ve saltanata ihanet etmiş olurlar. İçki içenlerin hilafet ve saltanatta hiçbir hakları yoktur" sözleri ile başlamıştır.

Yine bu risalede Osmanlı padişahlarının içki konusundaki halini anlatıyor:

"2. Bayezid:

Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinin oğlu olan 2. Bayezid, pederinin heybetine ve büyüklüğüne sahip olmaktan mahrumdu.

Ne babasından kendisine kalan büyük devleti idare edebildi, ne de İslam âleminin çöküşüme...

Mesela o zaman İspanya'da yıkılan Emevi Devleti'nin felaketine ve Avrupalılar'ın Müslümanları işkencelerle katletmelerine çare bulup ses çıkartabildi.

En nihayet millete karşı vazifelerini yerine getirememesi ve içkiye olan düşkünlüğü yüzünden devletin geleceğinin büyük bir felaket ile karşı karşıya bulunduğunu gören oğlu Yavuz Sultan Selim'in şiddetli müdahalesi ile ezilip bertaraf oldu. Felaketinin başlıca sebebi içki içmesi idi.

2. Selim:

Kanuni Sultan Süleyman gibi büyük bir padişahın yegâne hatası, akıllı evladı Şehzade Mustafa'yı feda ederek devletin idaresini 2. Selim gibi bir sefih bir sarhoşa bırakması idi ki, yükselmenin sona ermesi işte böyle başlamıştır.

O zamana kadar mağlubiyet bilmeyen Osmanlıların, Haçlı donanmasına yenilmeleri üzerine bütün Avrupa'da ilk şenliklerin yapılması 2. Selim zamanındadır.

3. Selim, Kıbrıs şarabı ile sarhoş olan ve hiçbir işe yaramayan başını Eski Saray'da hamam mermerlerine çarparak parçalamış ve bu sûretle layık olduğu manevî cezayı görerek vücudunu dünyadan kaldırmıştır.

Artık bundan sonra sefahat, işret, şehvet ve israf devri başlamış; felaket yollarına doğru büyük adımlar atılmıştır.

4. Murad, 3. Mehmet:

Bu iki padişaha 'Osmanlı Devletinin amansız celladı' denmesi doğrudur. Her türlü rezaleti icra ederek Osmanlı Devleti'nin azametli saltanatını çöküşe mahkum etmişleridir.

5. Murad:

Hakikaten en büyük padişahlarımızın arasında sayılmak yeteneğine sahipti ve mertliği ile bütün Osmanlıları hayrette bırakmıştı...

En büyük hükümdar olmaya namzet iken içtiği rakının kurbanı olmuş, devletin talihini ve geleceğini İbrahim gibi akıl noksanı ve anlayıştan mahrum bir şahsa terk ederek dünyadan çekilmişti.

2. Mahmud:

Tarihimizin incelenmeye en fazla layık devirlerinden biri büyük babam, 2. Mahmud'un iktidar yıllarıdır.

(.) Başlattığı inkılap kuvvetten düşmüş olan devleti her türlü zorluklar ile karşı karşıya bırakmıştı.

İç sıkıntılar, Rusya meselesi, devletin bir vilayeti olan Mısır'ın Mehmed Ali Paşa vasıtasıyla bağımsızlığını kazanıp muazzam ve şevket sahibi Osmanlıları mağlup etmesi, 2. Mahmud hazretlerini sıkıntıya sokmaya kâfi idi.

Mehmet Ali Paşa'yı gıyabında idama mahkum etmekle başına büyük dert açmış; bu gibi dertler azmış gibi, çelik gibi vücudunu tahrip etmek için bir de içkiye müptela olmuş ve iş görüp eserini tamamlayacağı sırada üzüntüler içinde gözlerini kapamıştır.

Sultan Abdülmecid:

...Tanzimat'ı cihana ilan ederek bütün devletlerin itimadını kazandı. Osmanlı İmparatorluğu'nu Avrupa devletlerinin arasına kattı, Kırım Savaşı'nı kazandı.

Ama babasından devraldığı işleri bitirmek lazım iken o da içkiye müptela oldu ve bu yüzden vefat etti" diye yazmaktadır Halife Abdülmecid Efendi.

Bunlar cennet mekân oluyor, laf denmiyor, "Mustafa Kemal, cumhuriyeti içki masasında kurdu" deniyor ve kafir olarak anılması isteniyor.

Eğer içki içilmesi kafirlikse, ecdat Osmanlı padişahları içinde kullanılmalıdır.

Yok, eğer bu affedilir bir günah kabul edilir ve cennete mani değilse, her halde Türkiye'nin mimarı Mustafa Kemal Paşa'nın da hakkıdır."

Gelelim Atatürk'ün içki içmesi konusuna. Atatürk, Osmanlı padişahları gibi içki içmeyi zevk edinmemiştir, dersek nasıl karşılarsınız?

Türk milleti, Ata'sını yaşadığı dönemlerden itibaren içki içen, hatta sofrasından içki eksik olmayan bir lider olarak tanıdı. Doğrudur, içki içerdi ancak bunun sebebi alkol müptelası olmaktan çok farklı bizce.

Mustafa Kemal'in Kurtuluş Savaşı'nı gerçekleştirdiği dönemleri bir düşününüz. Ve ondan sonra savaştan harap çıkmış Anadolu coğrafyasında yaptığı yeni bir devlet kurma hamlelerini...

Ya da saltanatı kaldırıp, hilafeti Meclis'e devretmesi ile egemenliğin millete geçtiği yeni dönemi.

Farkında mısınız, bu devrimleri yaparken, yönetim şeklini değiştirirken veya harf devriminde, inkılaplarda, Batı'nın uygarlık seviyesine çıkarma çabalarının hiçbirinde Kurtuluş Savaşı'nda gördüğü tepkiyi görmemiştir.

Yani Batılı devletler O'nun Osmanlı İmparatorluğu'ndan arta kalan her şeyi süpürerek kendilerine benzeyecek bir devleti kurmasına karşı çıkmamıştır hatta bundan emindirler.

Çünkü İslam devletlerinin başı kabul edilen, görülen Osmanlı'nın hilafeti Atatürk eli ile yok edilmiş, Batılı devletlere inanç olarak tezat teşkil etmeyecek yeni bir devlet var edilmiştir.

İşte Atatürk'ün içki içmesindeki nükte budur.

O, çok zeki ve feraset ehli bir insandır. İçki içmiştir doğru, bununla yapmak istediği; Batı'nın kafasındaki 'şeriatı getirecek, yine bir İslam hâmisi devlet kuracak' düşüncesine mâni olmaktı ve bunu başardı.

Attila İlhan, "Hangi Atatürk" eserinde, sayfa 330'da, Mustafa Kemal'in mücadelesi hakkında, 24 Nisan 1920'deki meclis gizli oturumundan şu cümleleri verir; bu cümleler bahsettiğimiz gizli maksadı da anlatmaktadır:

"Ecnebilerin en çok korktukları, dehşetle ürktükleri İslamcılık politikasının da açıkça ifadesinden mümkün olduğu kadar uzak durmaya kendimizi mecbur gördük.

Fakat maddî ve manevî kuvvetler karşısında, bütün cihan ve Hıristiyan politikasının en şiddetli hırslarla haçlılar savaşı yapmasına karşı, sınır dışından bize yardımcı olacak kuvvetleri düşünmek zorunluluğu da olağandı."

Halide Edip, 10 Ağustos 1919'da Mustafa Kemal'e bir mektup gönderir. Henüz Erzurum Kongresi bitirilmiş, Sivas Kongresi'ne hazırlık dönemidir.

Bu dönemde Amerikan mandası dillendirilmektedir. Halide Edip de bunun savunucusu olarak yazdığı mektupta, Amerikan mandasına girmemizin kabulü için "Müslüman görünmeyen Hıristiyanlığa karşı olmayan" bir hava oluşturmak şartını özellikle dile getirir:

"Haricî rekabetleri ve kuvvetleri memleketimizden uzaklaştırabilecek bir zahire ihtiyacımız var. Bunu ancak Avrupa haricinde ve Avrupa'dan kuvvetli bir elde bulabiliriz.

Bugünkü emr-i vakiler kalkmak ve süratle davamızı dünyaya karşı müdafaa edebilmek için lazım gelen kuvveti haiz bir devletin müzaheretini istemek lazımdır.

İstilacı Avrupa'nın bin bir vesaiti ve mel'un siyasetine karşı böyle bir vekil sıfatiyle Amerika'yı kendimize kazanarak ortaya atabilirsek; Şark meselesini de, Türk meselesini de ati için kendimiz halletmiş olacağız.

Bu sebeplerden dolayı süratle istememiz lazım gelen Amerika da tabii mahzursuz değildir. İzzet-i nefsimizden epeyce fedakârlık etmek mecburiyetinde bulunuyoruz.

Yalnız bazılarının düşündüğü gibi Amerika'nın resmi sıfatında dini temayül ve tarafgirlik yoktur.

Hıristiyanlara para verecek misyoner kadının Amerikası, Amerika'nın idarî makinesinde bir mevki tutmaz. Amerika'nın idare makinesi dinsiz ve milliyetsizdir. O çok ahenktar muhtelif cins ve mezhepte adamları çok imtizaçlı bir sûrette bir arada tutmanın usulünü biliyor.

Amerika şarkta mandaterliğe ve Avrupa'da gaile almağa taraftar değildir.

Fakat onların izzet-i nefis meselesi yaptıkları Avrupa'ya, usulleri ve idealleriyle faik bir millet olmak daiyesindedirler.

Bir millet, samimiyetle Amerika milletine müracaat ederse, Avrupa'ya, girdikleri memleket ve milletin hayrına nasıl bir idare tesis edebildiklerini göstermek isterler" tespitinde bulunuyor ve ekliyor:

"... Çok tehlikeli anlar geçiriyoruz. Anadolu'daki harekâtı, dikkat ve muhabbetle takip eden bir Amerika var.

Hükûmet ve İngilizler; bunun, Hıristiyanları öldürmek, İttihatçıları getirmek için bir hareket olduğunu Amerika'ya telkine elbirliğiyle çalışıyorlar.

Her an bu millî hareketi durdurmak için kuvvet sevki mutasavver, bunun için İngilizleri kandırmağa çalışıyorlar.

Millî hareket süratle ve müsbet arzularla hemen meydana çıkarsa ve Hıristiyan düşmanlığı gibi bir rengi de olmazsa Amerika'da hemen zahir bulacağını yine çok mühim mahafil temin ediyorlar..."

1919 şartlarında, İngilizler bir yandan Amerikan mandasına kabul edilmeyelim diye Mustafa Kemal hareketinin Hıristiyanları öldürmek için yapıldığını yayarken; diğer yandan Amerikan mandasını isteyenler, bunu Hıristiyan düşmanlığı rengine bürünmemek şartına bağlıyorlardı.

İşte, Mustafa Kemal'in en önemli devlet meselelerini içki sofralarında almasının asıl nedeni; vermek istediği bu 'şeriatı reddetmiş, Batılı' izlenimidir." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eseri sh: 885)

Üniversite yıllarında sigara kullanımı artıyor!


 
 
Yeşilay’ın uluslararası hakemli dergisi Addicta’da yayımlanan araştırma, üniversite öğrencilerinin eğitim süreci boyunca sigaraya karşı direncinin azaldığını ve sigara içme oranının arttığını ortaya koydu.

07.02.2026 19:29:00
Haber Merkezi
Üniversite yıllarında sigara kullanımı artıyor!
Üniversite yıllarında sigara kullanımı artıyor!

Yeşilay'ın uluslararası hakemli dergisi Addicta'da yayımlanan araştırma, üniversite öğrencilerinin eğitim süreci boyunca sigaraya karşı direncinin azaldığını ve sigara içme oranının arttığını ortaya koydu. Araştırmaya göre üniversite eğitiminin ilk yılında öğrencilerin yüzde 39.5'inin sigara içtiği, bu oranın mezuniyet yılında yüzde 48.8'e yükseldiği belirtildi.

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı tarafından yürütülen araştırma, 4 yıllık eğitim süreci boyunca 435 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi. Araştırmaya göre öğrencilerin sigara bağımlılığına karşı mücadeleye destek verme oranı ilk yıl yüzde 45 iken, ikinci yılda yüzde 49.3'e yükseldi ancak mezuniyet yılında ise yüzde 42.8'e geriledi. Kadın öğrencilerin sigaranın olumsuz sonuçlarına dair farkındalıklarının son sınıfta belirgin şekilde arttığı, buna karşın genel olarak sigarayı reddetme öz-yeterliklerinin azaldığı belirlendi. Sigara içme oranlarının sağlık bilimleri öğrencileri arasında diğer fakültelere göre daha düşük olmasına rağmen, bu fakültelerde de oranların yıllar içinde yükselerek yüzde 22.2'den yüzde 36.4'e yükseldiği görüldü.

Prof. Dr. Mehmet Ali Kurçer, Merve Bektaş ve Ebru Katar'ın yer aldığı araştırma ekibi, elde edilen bulguların üniversite döneminin sigara alışkanlığının yerleştiği en riskli dönemlerden biri olduğunu gösterdiğini vurguladı. Araştırmayı değerlendiren Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Toker Ergüder, "Yürütülen bu çalışma, üniversite yıllarının sigara açısından kritik bir risk dönemi olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Öğrenciler sigaranın zararlarını daha iyi bildikçe, ne yazık ki sigaraya karşı dirençleri artmıyor, aksine zayıflıyor" dedi.

Yıl 2026... Esnafı haraca bağlayan 'Dönmezler' örgütüne operasyon

Hatay'da esnafı haraca bağlayan, iş yerlerini dağıtan ve silah kaçakçılığı başta olmak üzere çeşitli suçlara karışan 'Dönmezler' suç örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli tutuklandı

07.02.2026 10:45:00
İhlas Haber Ajansı
Yıl 2026... Esnafı haraca bağlayan 'Dönmezler' örgütüne operasyon
Yıl 2026... Esnafı haraca bağlayan 'Dönmezler' örgütüne operasyon
Hatay'da esnafı haraca bağlayan, iş yerlerini dağıtan ve silah kaçakçılığı başta olmak üzere çeşitli suçlara karışan 'Dönmezler' suç örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli tutuklandı.

İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince; yürütülen soruşturma kapsamında, örgütün alacak-verecek konularında tahsilatçılık yaptığı, haraç vermeyen eğlence mekanlarını tehdit ederek yağma ve mala zarar verme eylemlerinde bulunduğu, ayrıca çek ve senet tahsilatı, tefecilik ve silah kaçakçılığı faaliyetleri yürüttüğü tespit edildi.



Şüphelilerin bu kapsamda 11 ayrı suça karıştığı belirlendi. Soruşturmanın önceki aşamalarında, suç örgütü lideri ve yöneticileri ile birlikte 4 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. 'Dönmezler' suç örgütü yöneticisi ve üyeliği tespit edilen 35 şüpheliden 2'sinin yurt dışında bulunduğu, 7'sinin ise halen ceza infaz kurumunda tutuklu olduğu tespit edildi.



Özel Harekat polis ekiplerinin de yer aldığı operasyonla; 2 Şubat günü saat 06.30'da Hatay, İstanbul ve Kocaeli'de eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 23 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilere ait ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda 17 ruhsatsız tabanca ve şarjörleri, 91 fişek, 2 ruhsatsız av tüfeği, 34 av tüfeği kartuşu, 74 boş senet, 1 yazılı senet, 1 hesap ajandası, 22 cep telefonu, 1 bilgisayar ve başkasına ait 1 kimlik ele geçirildi.



Gözaltına alınan şüphelilerden 16'sı adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 4'ü adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 12 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Balıkesir'de 4.1 büyüklüğünde deprem

Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi

07.02.2026 10:30:00
İhlas Haber Ajansı
Balıkesir'de 4.1 büyüklüğünde deprem
Balıkesir'de 4.1 büyüklüğünde deprem
Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde 4.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.



Sabah 09.41'de meydana gelen depremin merkez üssü Alakır kırsal mahallesi olarak tespit edildi.

Yerin 9 kilometre altında meydana gelen deprem kısa süreli paniğe neden oldu.

Enkaz altındaki kızının elini hiç bırakmayan baba konuştu

Kahramanmaraş'ta 6 Şubat'taki depremlerde yıkılan binanın altında kalan 16 yaşındaki kızının elini hiç bırakmadığı fotoğrafla hafızalara kazınan Mesut Hançer, depremin 3'üncü yıl dönümünde kızının kabrini ziyaret etti

06.02.2026 15:21:00 / Güncelleme: 06.02.2026 15:29:10
İhlas Haber Ajansı
Enkaz altındaki kızının elini hiç bırakmayan baba konuştu
Enkaz altındaki kızının elini hiç bırakmayan baba konuştu
6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde yakınlarını kaybeden vatandaşlar, depremin 3. yıl dönümünde Kapıçam Şehir Mezarlığı'nda bulunan yakınlarının kabirlerini ziyaret etti.

Depremde enkazın altında kalan kızının elini bırakmadığı fotoğrafla hafızalara kazınan Mesut Hançer, 3'üncü yılda da evladının mezarının başından ayrılmadı. Hançer, kızının kabrine karanfil bırakarak dua etti.



16 yaşındaki kızı Irmak Leyla Hançer'in mezarındaki fotoğrafa dokunan baba, "Onlar öldü, kurtuldular ama biz burada yaşayan bir ölü olduk" dedi.

Baba Hançer, "Acılar hiç geçmiyor, dün gibi gözümüzün önünde hiç geçmiyor. O manzarayı hiç tamir etmedik. Çünkü biz bir ümitle enkazın başına gittik. Sağ çıkarız veya yaralı falan çıkarız diye. Ama işte üçüncü günü rahmetli olmuş.

Hiç beklemediğimiz anda kaybettik. Ben o gece fırında çalışıyordum. Fırından ulaşamayınca oraya gittim. Ama işte gördüğümüz manzara felaket oldu bizim için. Çünkü her şey yerle bir olmuş. Dört çocuk vardı. En küçüğüm annemdeydi o gün. Cuma günü gezmeye gitmişti ama annemle beraber hepsi pazartesi geleceklerdi. Annem, ablalarım, yeğenlerim, yengem hepsi vefat ettiler.



En küçük kızım rahmetli oldu. Felaketten sonra işte tabii ki değişti. Her tarafımız yıkıldı. Yani onlar öldü, rahmetli oldular kurtuldular ama biz burada yani yaşayan bir ölü olduk onlarla beraber. Onlar toprağa gitti, biz toprağın içinde canlı ölüyüz yani. Çünkü onların ansızın gitmeleri, hepsinin birden gitmeleri çok felaket etti bizi" diye konuştu.

Depremin 3. yıl dönümünde depremzedeler mezarlıkta sabahladı

Kahramanmaraş'ta 6 Şubat 2023 depremlerinin üçüncü yılında vatandaşlar, depremde kaybettikleri yakınlarının kabirlerini ziyaret etti. Kapıçam Şehir Mezarlığı'nda gece saatlerinden sabahın ilk ışıklarına kadar yoğunluk yaşanırken, vatandaşlar kaybettikleri yakınları için dualar etti

06.02.2026 15:03:00 / Güncelleme: 06.02.2026 15:07:46
İhlas Haber Ajansı
Depremin 3. yıl dönümünde depremzedeler mezarlıkta sabahladı
Depremin 3. yıl dönümünde depremzedeler mezarlıkta sabahladı
6 Şubat 2023 depremlerinde yakınlarını kaybeden vatandaşlar, gece saatlerinden itibaren Kapıçam Şehir Mezarlığı'na gelerek, yakınlarının kabirlerini ziyaret etti.

Depremde aile fertlerinin büyük bölümünü kaybeden vatandaşlar, mezar başlarında gözyaşı döktü. Dualar edip Kur'an okuyan depremzedeler, acılarının aradan geçen zamana rağmen ilk günkü gibi taze olduğunu dile getirdiler.

Depremzede Hülya Zavrak, "Yaşadıklarımız çok acı, tarifi yok. Ne yapalım, sanki buraya gelince onları görüyormuş ve onlarla sarılıyormuş gibi hissediyoruz" derken, Sultan Yıldırım ise, "Herkesin şehidi var. Ben de enkazdan çıkarıldım, enkazdan oğlumla beraber kurtuldum. Allah herkesin kalbine ferahlık versin" diye konuştu.

"O benim her şeyimdi"

Hatice Polat isimli depremzede de, "Acının tarifi imkansız. Oğlum 21 yaşındaydı, o benim her şeyimdi. Neşeli ve sevecen bir insandı. Tüm ölmüşlerimize rahmet olsun" ifadelerini kullandı.



ABB'den Melih Gökçek atağı

Danıştay'ın Melih Gökçek hakkında soruşturma izni verilmemesine yönelik İçişleri Bakanlığı kararını kaldırmasının ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi, Bülent Arınç'ın soruşturmada tanık olarak dinlenmesi talebiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu

06.02.2026 13:04:00 / Güncelleme: 06.02.2026 13:09:13
Haber Merkezi
ABB'den Melih Gökçek atağı
ABB'den Melih Gökçek atağı
Danıştay 1. Dairesi, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında yürütülen soruşturma sürecinde kritik bir adım attı.

İçişleri Bakanlığı'nın, Gökçek ve dönemin belediye yöneticileriyle ilgili imar planı değişiklikleri yoluyla haksız menfaat sağlandığı iddiasına ilişkin "soruşturma izni verilmemesi" ve şikayetin "işleme konulmaması" kararını oy birliğiyle kaldırdı. (karar 3 Şubat 2026 tarihinde duyuruldu). Bu kararın ardından dosya, yeniden ön inceleme yapılmak üzere İçişleri Bakanlığı'na geri gönderildi.

İçişleri Bakanlığı soruşturmayı engelliyordu

Süreç, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin (ABB) 2020 yılında başlattığı suç duyurusu üzerine şekillenmişti. İddialar, Gökçek döneminde bazı taşınmazlara yönelik imar planı değişiklikleriyle FETÖ ve FETÖ bağlantılı kişi/şirketlere bireysel menfaat sağlandığı yönündeydi. Daha önce İçişleri Bakanlığı'nın engeli nedeniyle ilerlemeyen dosya, Danıştay'ın müdahalesiyle yeniden hareket kazandı.

ABB, Bülent Arınç'ın tanık olarak dinlenmesini talep etti

Bugün ise Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na resmi başvuru yaparak eski TBMM Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın soruşturma kapsamında tanık olarak dinlenmesini talep etti. Başvuruda, Arınç'ın kamuoyuna yansıyan açıklamaları özellikle vurgulandı. Arınç, daha önce Gökçek dönemini eleştirerek "Ankara'yı parsel parsel sattılar" ifadesini kullanmış ve 2015'ten beri bu konuda savcılar tarafından çağrılmadığını belirterek "Çağırırlarsa ifade veririm" demişti.

Bu talep, sürecin siyasi boyutunu da öne çıkarıyor. Arınç'ın tanıklığı, iddiaların dayanağı olarak görülen açıklamaların soruşturmada delil değeri taşıyabileceği anlamına geliyor. Başvuru, ABB'nin Gökçek dönemi imar uygulamalarına ilişkin ısrarlı takibinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Top savcılıkta

Savcılık tarafından başvurunun kabul edilip Arınç'ın ifadesine başvurulup başvurulmayacağı henüz netleşmedi. Ancak Danıştay'ın kararıyla soruşturma izni engeli kalktığı için dosyanın ön inceleme aşamasında ilerlemesi ve olası iddianame sürecine evrilmesi bekleniyor.

Hüseyin Baş’tan 6 Şubat’a sert eleştiri

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, 6 Şubat'ın yıldönümünde yaptığı paylaşımda, “Mesele bina yapmak değildi, yıkılmayacak binalar yapmaktı; rant için fay hattının göbeğine inşaat izni vermemekti… Acı gerçek bir gün yine yüzünüze çarpacak” ifadelerini kullandı

06.02.2026 10:42:00
Haber Merkezi
Hüseyin Baş’tan 6 Şubat’a sert eleştiri
Hüseyin Baş’tan 6 Şubat’a sert eleştiri
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin üçüncü yıl dönümünde sosyal medya hesabından yaptığı açıklama dikkat çekti.

Baş, X hesabından yayınladığı mesajda, depremde hayatını kaybedenlere rahmet dileyerek şu ifadelere yer verdi:

"6 Şubat felaketinin 3. yılında kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Mesele bina yapmak değildi, mesele yıkılmayacak binalar yapmaktı, rant için fay hattının göbeğine inşaat yapmaya izin vermemekti. Hiç anlamadınız, hala anlamıyorsunuz ama acı gerçek yüzünüze bir gün yine çarpacak. Allah bir daha yaşatmasın…"

Felaketin asıl sebebi ihmal ve rant kaygısı

Hüseyin Baş'ın paylaşımı, depremin üzerinden geçen üç yıla rağmen yapılaşma politikaları, imar afları ve rant odaklı inşaat anlayışına yönelik eleştiriler içermesi nedeniyle gündeme oturdu. Baş, mesajında felaketin asıl sebebinin mühendislik hatalarından ziyade bilinçli ihmal ve rant kaygısı olduğunu vurgulayarak, yetkililere ve ilgili kesimlere yönelik "hala anlamıyorsunuz" uyarısında bulundu.

6 Şubat 2023'te meydana gelen ve "asrın felaketi" olarak nitelendirilen depremlerde resmi verilere göre on binlerce vatandaş hayatını kaybetmiş, yüz binlerce bina yıkılmış veya ağır hasar görmüştü. Depremin yıl dönümlerinde sıklıkla gündeme gelen "yıkılmayacak bina" vurgusu, Baş'ın paylaşımında da merkezi bir yer tuttu.

BTP liderinin bu çıkışı, deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde hala çözülemeyen sorunlara ve önleyici tedbirlerin yetersizliğine işaret eden benzer yorumların da yeniden tartışılmasını sağladı. Paylaşım, kısa sürede binlerce etkileşim alarak geniş yankı buldu.

Hüseyin Baş ve BTP, daha önceki açıklamalarında da deprem gerçeği karşısında Milli Ekonomi Modeli ve bağımsız politikalar çerçevesinde çözüm önerilerini sıkça dile getirmişti.


Bursa'da 13 yabancı uyruklu şahıs yakalandı

Bursa Emniyet Müdürlüğü ekipleri, göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında Mudanya ilçesinde faaliyet gösteren bir iş yerine operasyon düzenledi

06.02.2026 10:26:00
İhlas Haber Ajansı
Bursa'da 13 yabancı uyruklu şahıs yakalandı
Bursa'da 13 yabancı uyruklu şahıs yakalandı
Bursa Emniyet Müdürlüğü ekipleri, göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında Mudanya ilçesinde faaliyet gösteren bir iş yerine operasyon düzenledi.

Yapılan denetimlerde, iş yerinde çalıştırılan yabancı uyruklu şahıslardan 11'inin kimliksiz, 2'sinin ise çalışma izninin bulunmadığı belirlendi.



Kaçak olarak çalıştırıldığı tespit edilen toplam 13 yabancı uyruklu şahıs, deport edilmek üzere gerekli işlemlerin yapılması amacıyla İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne sevk edildi.

Öte yandan, yabancı uyruklu şahısları temin ederek çalıştırdığı belirlenen şüphelilerden 1 kişi yakalanarak adli makamlara sevk edilirken, diğer şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

6 Şubat depreminde bir araya gelemeyen partiler Öcalan için anlaştı! BTP Genel Sekreteri Mustafa Ergan sert çıktı

Teröristbaşı Öcalan'a umut hakkı tartışmalarını değerlendiren BTP Genel Sekreteri Mustafa Hayri Ergan, "binlerce vatandaşın öldüğü ortamda kavga eden partiler Öcalan'a umut hakkı olduğunda bir araya geliyor" dedi

06.02.2026 00:37:00
Ahmet Turan Yiğit
6 Şubat depreminde bir araya gelemeyen partiler Öcalan için anlaştı! BTP Genel Sekreteri Mustafa Ergan sert çıktı
6 Şubat depreminde bir araya gelemeyen partiler Öcalan için anlaştı! BTP Genel Sekreteri Mustafa Ergan sert çıktı
Teröristbaşı Öcalan'a umut hakkı tartışmalarını değerlendiren BTP Genel Sekreteri Mustafa Hayri Ergan, "Bakın deprem oldu bu ülkede. Bunu genel başkanımız Hüsyin Baş da söylemişti. Bu ülkede deprem oldu. Onun yıldönümündeyiz. 6 Şubat. Deprem oldu partiler bir araya gelemedi. Kavga ettiler. Yerel yönetimlerle merkezi hükümet kavga etti. Ne yapacaktık? Herkes bir tane yardım konvoyunu alıp oraya yardıma gidecektik. Burada bile kavga ettik. Ama depremde kavga eden siyasi partiler Öcalan'a umut hakkında bir araya geliyor. Evet. Çok ilginç bir depremde, bu ülkenin binlerce vatandaşın öldüğü ortamda kavga eden partiler Öcalan'a umut hakkı olduğunda bir araya
geliyor. Bu çok önemli. Aynı komisyonda buluşabiliyorlar. Aynı komisyonda buluşup aynı kararın
altına imza atabiliyorlar" dedi.

Mustafa Hayri Ergan'ın konuşmasını izleyin:

Zeydan Karalar 212 gün sonra özgür


 
İş insanı Aziz İhsan Aktaş'ın bazı belediye başkanları ile yöneticilerine rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla açılan davada, aralarında Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ın da bulunduğu 9 kişi hakkında tahliye kararı verildi.

05.02.2026 23:46:00
Haber Merkezi
Zeydan Karalar 212 gün sonra özgür
Zeydan Karalar 212 gün sonra özgür

İş insanı Aziz İhsan Aktaş'ın bazı belediye başkanları ile yöneticilerine rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla açılan davada, aralarında Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar'ın da bulunduğu 9 kişi hakkında tahliye kararı verildi.
33'ü tutuklu toplam 200 sanığın yargılandığı davada ara karar 5 Şubat'ta açıklandı. Buna göre hakkında tahliye kararı verilen diğer isimlerin beşi Esenyurt Belediyesi'nden, diğerleri arasında da Beşiktaş ve Avcılar belediyelerinden çalışanlar var.

Tutuklu kalacaklar

Utku Caner Çaykara, Rıza Akpolat, Oya Tekin ve Kadir Aybar'ın tutukluluğu devam edecek. 5 Şubat'taki duruşmada CHP'li belediye başkanlarının da olduğu tutuklu sanıklar hakkında savcılık mütalaa verdi. Savcı, aralarında beş CHP'li belediye başkanının da olduğu 30 kişinin tutukluluğunun devamını istedi. Duruşma, 9 Şubat Pazartesi günü tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam edecek.
Karalar cezaevi çıkışında yaptığı açıklamada "Orada bıraktığım başkanlarıma selamlarımı iletmek istiyorum. Bütün arkadaşlarıma sevgilerimi, saygılarımı iletmek istiyorum. Onları orada bırakıp çıkmak hakikaten buruk bir sevinç ama böyle oluyor" dedi.

212 gündür tutukluydu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de Karalar'a tahliye kararı verilmesi konusunda "Haksız bir tutukluluk hali sona ermiş oldu. 212 gündür Zeydan Karalar tutukluydu. Bu iddialarla 212 dakika bile meşgul edilmesi, Adana'ya hizmet etmek yerine başka bir şeyle meşgul edilmesi yanlışken, 212 gün, 7 ay boyunca gözü gibi baktığı, evladı gibi sevdiği Adana'dan mahrum bırakıldı. Adana ondan mahrum kaldı" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.