logo
28 EYLÜL 2026

Ekrem İmamoğlu’nun 'diploma' davası başladı

Ekrem İmamoğlu'nun 11 Eylül'de Çağlayan Adliyesi'nde görülmesi gereken "Diploma davası"nın ilk duruşması 12 Eylül tarihinde, bugün Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndaki 1 no'lu duruşma salonunda görülüyor

12.09.2025 13:58:00 / Güncelleme: 12.09.2025 16:56:31
Haber Merkezi
 
Ekrem İmamoğlu’nun 'diploma' davası başladı
Ekrem İmamoğlu’nun 'diploma' davası başladı
CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun 11 Eylül'de Çağlayan Adliyesi'nde görülmesi gereken "Diploma davası"nın ilk duruşması, bugün Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndaki 1 no'lu duruşma salonunda görülüyor. Jandarma eşliğinde salona getirilen İmamoğlu, alkışlarla karşılandı. İzleyici olarak salonda bulunan yurttaşlar "Hak, hukuk, adalet", "Cumhurbaşkanı İmamoğlu", "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz" şeklinde sloganlar attı.

CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun üniversite diplomasının iptalinin ardından zincirleme şekilde "resmi belgede sahtecilik" iddiasıyla dava açılmış, İmamoğlu hakkında 8 yıl 9 ay hapis cezası istenmişti.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılanacağı davanın ilk duruşması ise 11 Eylül'de Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'nda görülecekti. Ancak, dava 11 Eylül'den 12 Eylül tarihine alındı.

İlk duruşma ise bugün, İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi'nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndaki 1 no'lu duruşma salonunda görülüyor.

Duruşmayı; CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu ve kardeşi Neslihan Yakupçebioğlu, CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Hatice Selli Dursun, İYİ Parti adına Hakan Şeref Olgun, İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu, tutuklu Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in kızı Seraf Özer, İzmir Barosu, Antalya Barosu temsilcileri, Kocaeli Barosu, Uluslararası Hukuk kuruluşları takip ediyor.

Alkışlar ve sloganlarla karşılandı

Jandarma eşliğinde salona getirilen İmamoğlu, alkışlarla karşılandı. İzleyici olarak salonda bulunan yurttaşlar "Hak, hukuk, adalet", "Cumhurbaşkanı İmamoğlu", "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz" şeklinde sloganlar attı.

İmamoğlu'nun İstanbul Üniversitesi'ndeki okul arkadaşları da duruşma salonunda. İmamoğlu'na el salladılar.

İmamoğlu ve avukatlarının hazır bulunduğu duruşma, an itibariyle saat 11:50'de görülmeye başlandı.

Öğrenim durumu sorusuna İmamoğlu'ndan 'yüksek lisans' cevabı
 
İmamoğlu'nun kimlik tespiti sırasında verdiği yanıtlar ise salonda alkışlarla karşılandı. Öğrenim durumu sorusuna "yüksek lisans", sabıka kaydı sorusuna ise, "Allah'a şükür yok" diyen İmamoğlu'nun yanıtları salonda bulunan izleyiciler tarafından alkışlar ve kahkahalarla karşılandı. 
 
İmamoğlu'nun Kıbrıs'taki Girne Amerikan Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi'ndeki okul arkadaşları da İmamoğlu'na destek olmak için duruşmayı takip edenler arasındaydı.
 
"Umarım o da dinliyordur, elinde belge olmayan o kişi…"
 
Kimlik tespitinin ardından İmamoğlu, iddianameyi özetleyen hakimi, özellikle duruşma savcısına dönük bir şekilde izledi. "Akın Gürlek" davasının son duruşmasında başka bir duruşma savcı ile İmamoğlu arasında bu nedenle gerginlik yaşanmıştı. 
 
Hakimin iddianameyi detaylı bir şekilde hatırlatmasına tepki gösteren İmamoğlu, "Anlattığınız hiçbir şeyin benimle alakası yok ama dinlemek hoşuma gidiyor. Umarım o da dinliyordur, elinde belge olmayan o kişi… 
 
Uzun uzun okuyorsunuz, niyetinizi anlamadım. Ben 18 yaşındaydım. Nasıl yapmışım bunları hayretle dinliyorum" dedi.
 
Daha sonra İmamoğlu'nun savunmasına geçildi. Hakim, 13.50 sıralarında duruşmaya 10 dakika ara verdi.

İddianamenin anlatılmasının ardından İmamoğlu, savunmasına saat 12.35 itibarıyla başladı. "Savunmamı yapacağım ama siz iddianameyi uzun uzun okudunuz. İddianamenin okunduğu zaman karşınızda 35 yıl önce 18 yaşında bir delikanlı... Bütün bu işleri nasıl yaptığını, bu hayal dünyasını bir savcının nasıl kurabildiğini, bu saçmalığı ve bu gerçekten ahlâk dışı bir metni nasıl yazabildiğini ben tasavvur edemiyorum" diyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Bu iddianameyi o yazmadı. Bu iddianameyi bir sonraki seçimde kendisini yeneceğimi bilen kişi yazdırdı. Bu bağlamda davanın gerçekten varlığı bile yüz karası bir durumdur. Bugün 12 Eylül. Bu anlamda Türk toplumunun hafızası net olarak darbeyi hatırlatır. Ama askeri olsun, ama sivil olsun, ama siyasi olsun, ama iktidar eliyle olsun, ama iktidar eliyle beslenen bir cemaat tarafından yapılmış olsun, tüm darbeleri darbeyi yapanları, darbeyi alkışlayanları, darbeyi pohpohlayanları, darbeyi destekleyenleri, ona aparat olanları buradan en yüksek seviyede kınıyorum. Ülkemizin bu tür darbelerle yüz yüze kalmamasını da diliyorum. Ne yazık ki şu anda da bir darbe sürecinin içerisinde olduğumuzun da yine altını çizmek isterim. Bu manada karar verenlerin ve bu sürece alet olanların ne kadar büyük bir bedel ödettiğini de topluma, millete, milletin geleceğine yine altını net olarak çizmek istiyorum. Bir yıldır böyle bir kurgunun başladığı ve 18 Mart'ta diplomamın fitilinin çekildiği, 19 Mart'ta da yapılan operasyonlarla sürecin başladığı gerçekten çok acı bir dönemi hep beraber yaşıyoruz."
 
Ceketi çıkardı, kolları sıvadı
 
Bu sözleri söyledikten sonra İmamoğlu, kendisiyle özleşen hareketi yaparak ceketini çıkardı ve kollarını sıvadı. Konuşması sık sık alkışlanan İmamoğlu, şunları söyledi:
 
"Duruşmanın Çağlayan'da olduğunu ve süreci anlattınız. Bunu da hassasiyetle anlattınız. Çünkü gerçekten mahkeme yerinde olursa anlamlıdır ve o yerindeki kutsallığının ayrı bir değeri ve önemi vardır. Açıkçası mekansal büyüklüğü tarifliyorsanız bize Yenikapı yetmez, Maltepe de yetmez. Bize hiçbir yer yetmez. Gerçekten bu anlamda bu toplumu derinden yaralayan ve sarsan bu olayı şu anda 10 milyonların izlediğini ve 10 milyonların yüreğinin yandığını ve bu işin ne anlama geldiğini en küçük çocuktan en yaş almış büyüğümüze kadar herkesi derinden sarsan bir konunun içinde olduğumuzun da altını çizmek isterim. Çünkü herkesin emeği ne varsa, ne elde etmişse onun elinden alınma riskiyle karşı karşıya olan bir kurgunun içindeyiz. O manada bu davanın varlığı bile bir yüz karasıdır diyerek altını çiziyorum. Tabii siyasi tarihimiz, üzülerek ifade ediyorum ki demokrasiyi, milletimizin özgür olma iradesini ve umuda hapsetmeye çalışan nice davalarla doludur. Türkiye'de değişim isteyenler, hak, hukuk arayanlar, bunun mücadelesini verenler ne yazık ki bu tür davalarla tarih boyunca muhatap olmuşlardır fakat bugün öyle bir sebepten buradayız ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve yüce Türk yargısının getirmiş olduğu durumdan gerçekten bizi üzüntüye boğmaktadır. Hicap duyuyorum.
 
"Arkadaşlarım geldi üniversiteden, vatandaşın tavla oynayacak arkadaşı yok"
 
Sizin bugün bu işe mesai ayırmanızı bile hicap duyarak, üzülerek takip ediyorum, içinde oluyorum. Ona karşı 4 seçim kazandığımı ve 5'inciyi de kazanacağımı bildiği ve gördüğü için net olarak bu duruşmanın tasarruf edildiği ve hazırlandığının da milletimiz tarafından o kadar ayan beyan bilindiğinin farkındayım. Bunu bilmeyen yok. Tariflenmesi güç olan bu duruşma ilginç konusuyla şimdiden tarihe geçmiştir. Otokratların rakibini elemek için yeni bir icadının da Türkiye'de bulunmuş olmasının da çok kötü, talihsiz bir tarihe not düşme olduğu da bellidir. Az önce okuduğunuz bütün metnin benimle hiçbir ilgisi yok, uzaktan yakından. 18 yaşında birisi karşınızda. Bunların hiçbirisinde benim bir elimin değdiği husus yok ve ben sahtecilikle yargılanıyorum. Hem de hapis cezasıyla, siyasi yasakla, 9 yılla yargılanıyorum. Düşününüz. Bu manada isim bulmakta ben çok zorlanıyorum. İnsan bu davaya isim bulmakta zorlanırken gerçekten kendini savunmak zor yani. Nasıl savunacaksın kendini? Benim arkadaşlarımın bir kısmı geldi üniversiteden, sağ olsun. 11-12 takım çıkarır, maç yaparız. Vatandaşın tavla oynayacak arkadaşı yok ve bu işlerle uğraşıyor. Memleketin daha büyük işleri varken bu işle uğraşıyor. Acı bir durumdur.
 
"Ekrem İmamoğlu YSK'ya cumhurbaşkanı adayı olarak başvurur diye başsavcı telaş ediyor"
 
Kendi savunmamı yapmak gerçekten zor çünkü tümüyle saçmalıktan ibaret bir konusu var. Tamamıyla saçmalıktır. Evet, bu davanın konusu bir saçmalıktır. Ben bu diplomayı askerlik şubesine sunarak kullanmışım. Yüksek Seçim Kurulu'nda kullandığı kısmı zurnanın zırt dediği yer. Yüksek Seçim Kurulu'nda ben onu kullanmadım çünkü benim ihtiyacım yok. Yüksek Seçim Kurulu'nun da Beylikdüzü Belediye Başkanlığı'na talip olurken ihtiyacı mı var? Ne de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na talip olurken buna ihtiyacım yok. Lise diplomasıyla da olabiliyor. Buna ihtiyacım yok. Yani iddianameyi yazan baştan kendini ele vermiş. Ben panoları hazırlattım, panolarla size yardımcı olmak istiyorum. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 24 Şubat'ta İstanbul Üniversitesi'ne yazı yazıyor. Sadece bir cümlesini okuyacağım. Diyor ki, 'Acele et. Hemen karar ver'. Telaş ediyor. Ekrem İmamoğlu gider Yüksek Seçim Kurulu'na, cumhurbaşkanı adayı olarak başvurur diye başsavcı telaş ediyor. Yazan savcı telaş ediyor. Kendini ele veriyor. Bu evrak aslında işin özeti. Çünkü Yüksek Seçim Kurulu'na üniversite diploması bir tek cumhurbaşkanı adaylığı için veriliyor. Başka hiçbir makam için verilmiyor. Sadece cumhurbaşkanı adaylığı için. Bu tam bir rezalettir. Bakın altını çiziyorum, rezalettir.
 
"18 yaşında bir bir gencin düşürüldüğü duruma bakar mısınız"
 
Burada bunu böyle neon ışıklarla bütün Türkiye'ye duyurmak istiyorum. Tabii bu arada tarihe utanç belgesi olarak geçmiştir bu yazıyı yazan kişinin zihniyeti ve aklı. İddianamenin az önce okuduğunuz bütün bölümlerinde, özellikle son 10 maddede hiçbirisinin Ekrem İmamoğlu'yla ilişkisi yok. Yani ne yetkisi var o belgenin hazırlanmasında ne bir sürecin başlatılmasıdır. İmzası yok, olamaz. Ekrem İmamoğlu bir öğrenci. Öğrenci, 18 yaşında. Kardeşiniz vardır, yeğeniniz vardır, evladınız olabilir, 18 yaşında bir bir gencin düşürüldüğü duruma bakar mısınız? Yazıklar olsun. İşte tümüyle bir saçmalık metni oluşmuş. Bunu yapan, yazdıran aklın sahiciliğe, gerçekliğe hakaret edercesine neyin izini sürdüğü, nasıl bir kötülük peşinde koştuğunu ben elbette çok iyi biliyorum. Hakikatin önemsizleştiği seçkin elitlerin hileli akıl yürütmeyle toplumu manipüle ettiği bir çağdayız. O yüzden birazdan adını koyacağım bu tuhaf rejimin böyle bir davayı da üretmesi açıkçası hiç şaşırtıcı değil. Çünkü tuhaf bir rejimin içindeyiz biz.
 
"Anacığımın ak sütü kadar helal kazançla aldığım diplomam iptal edildi"
 
Ben bu davanın iki kere mağduruyum. Birincisi, güzel anacığımın ak sütü kadar helal kazançla, yani alın teriyle aldığım diplomam yok sayılıp iptal edildi. Gençliğimin en anlamlı 5 yılını, 5 yıllık emeğimi, çabamı, gayretimi bir çırpıda yok ettiler. İkincisi, burası çok ironik. Dedim ya, çok rasyonel iki anlatım olacak. Bir komploya gittim ben. Açık söyleyeyim. Nasıl bir komplo? Dedim ya, 17 yaşında Kıbrıs'a gittim. 19 yaşında İstanbul Üniversitesi'ne geçiş yaptım. Ta o yıllarda 30-35 yıl önce benim cumhurbaşkanı olacağımı o günden anlamışlar. Şimdiki adı Girne Amerikan Üniversitesi'ni kurmuşlar, hazırlamışlar. Orada bir şebekeyi kurmuşlar. Ondan sonra orada bir heyet hazırlamışlar. Yetinmemişler. İstanbul Üniversitesi'nde bir heyet kurmuşlar. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'nde profesörler, hocalar, kurullar... Hatta YÖK'te kurmuşlar. Çünkü YÖK kabul etmiş bunu. Kocaman bir şebeke. Bu şebeke çalışmış. Hatta önceden çalışmış, 2 yıl önceden İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü diyerek Milliyet gazetesinde çıkan ilandan gazete ilan vermeye başlamışlar. 2 yıl önceden... Ya 17 yaşında anlamışlar, Ekrem İmamoğlu'ndan cumhurbaşkanı olacak
 
"KKTC'yi lağvetmeyi bile göze alırlar bu diplomayı iptal etmek için"
 
İşi nerede kotarırız demişler. Toparlayamıyorlar bir türlü. Buna rağmen toparlayamıyorlar. Bir de gitmişler, kütüğe Doğu Akdeniz yazmışlar. Kim yazmış? Bilmiyoruz. Bir gizli el değmiş. Hangi ülkenin ajanları acaba? Şu anlattığım senaryo bile iddianameden daha rasyonel bir senaryo. O kadar irrasyonel, o kadar saçmalık. Onun için gerçekten şunu düşünmeden inanmıyorum yani. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin lağvetmeyi bile göze alırlar yani bu diplomayı iptal etmek için. Bu arada bu anlattığım size irrasyonel, kurgu, trajikomik gelebilir ama az önce saygıdeğer hakimin ifade ettiği iddianameden daha gerçekçi bir senaryoyu size anlattım. Sayın hakim, bu arada benim hayatım çok sahici, onu söyleyeyim. Her şeyiyle gerçek. Bütün bunların kaynağı köydeki yetişmemden gelir. Çok çalışkan kadınların arasında büyüdüm. Anacığım, anneannem, babaannem, teyzem, yengem, her birisi çiftçi. Her türlü ürün üretirler. İlk doğduğum köyde fındık, diğer köyümde tütün yetiştirirler. O bahçelerde ben rençberliği öğrendim. Girişimci, çok çalışkan evin erkekleri var. Babam, amcalarım, dedelerim, büyük amcalarım, büyük aile bir arada yaşıyoruz. Kereste atölyemiz var, benzin istasyonumuz var, inşaat malzemesi, dükkanımız var ama köyde yaşamayı tercih eden bir ailemiz var. Çok gerçek bir hayat yaşadım ben."
 
"Avrupa'daki işsizden daha fazla işsiz ülkemizde var"
 
İlkokuldan üniversiteye kadar olan eğitim süreçlerini de kronolojik olarak anlatan İmamoğlu, şöyle devam etti:
 
''Ben devlet okulunda okudum. Bizim ülkemizde şu anda hiç kimse maaşıyla mümkün değil ki bu çocuğun özel okuduğu okutabilsin. Üniversite mezunlarının üçte biri işsiz. Avrupa'daki işsizden daha fazla işsiz ülkemizde var. Yüzde 30'larda gerçek işsizlik. Ben infaz memurlarına soruyorum, sohbet ediyorum. Farklı meslek dallarında birçoğunun hak ettiği mesleği yapmadığını ben biliyorum. Onun için yeni bir döneme ihtiyaç var. Bu yapılan darbe süreçleri, yaşatılanlar devleti de sistemi de bu çürütmüş, vatandaşın inanmadığı bir süreç hâline getirmiştir. Bakın, demokrasinin en önemli özelliği topluma ve yurttaşına sağladığı süreklilik duygusudur sayın hakimim. Yani sandıktır. Seçimin varlığıdır. Vatandaşın seçme ve seçilme hakkıdır. Bu özellik bir devletin bir liderden daha uzun ömürlü olmasını sağlar.
 
"Makamdan kopmamak adına sahteciliğin dik alasını yapan bir dönemle karşı karşıyayız"
 
Koşturduk, gece gündüz çalışan bir iş adamı oldum o gencecik yaşta. Yetinmedim, onun dışında İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'nde öğrenci oldum. Yetinmedim, İstanbul Üniversitesi'nin futbol takımının kalecisi oldum. Kazandığımız bütün maçları heba etti savcı. İlk defa Türkiye tarihinde finallere gittik Kocaeli'ye. Bunları yaşadım. Dolu dolu senelerle biz o üniversiteyi bitirdik ve anamın ak sütü gibi helal diplomamı aldım. İşte benim yaşamım bu kadar sahicidir. Biraz geriye döneceğim ama hayatın gerçeklerini konuşmak lazım. Bizi hayatın gerçeklerinden uzaklaştırarak makama saplanarak o makamdan kopmamak adına, bu ülkeye gündem yaratmak adına sahteciliğin dik alasını yapan bir dönemle karşı karşıyayız. Bu durumun açıkçası net sebebi olan, ilk seçimlerde milletten ve milletin iradesinden korkan akıl, cumhurbaşkanı adayı olmamam için üniversite diplomamı gasp ederek yaptığı ve yaptırılan bu işlemden dolayı bugün buradayız. Bu çok net. Bu şu anda bu milletin her bir ferdinin zihninde, aklında yerleşmiş bir kanaattir. Çok net. Ayıptır, yazıktır, utanç vericidir. Pespaye bir durumdur.
 
"Ön seçime bile ulaşmamak adına diplomamı alelacele gasp ederek cezaevine göndermenin gereçlerini ortaya koydular"
 
Sanki kendine ait bir koltukta oturuyor. Millete ait, 86 milyon insana ait. Gelirsin ve gidersin. O bakımdan kaybettiği için, rekabetten kaçtığı için, demokrasiye inanmadığı için ve hiç inanmadığı için bugün işte aylardır bu ülke sıkıntı çekiyor, zulüm çekiyor, parasını kaybediyor. Partimizin 23 Mart'ta ortaya koyduğu ön seçimle cumhurbaşkanı adayını tercih edeceğiz fikriyle beraber yapılan ön seçim tarihine sırf o ön seçime bile ulaşmamak adına, diplomamı telaşla alelacele gasp ederek beni cezaevine göndermenin bütün gereçlerini ortaya koydular. Herkes aynaya baksın, 'Umut burada' desin. 86 milyon bir kişiyi ezer geçer. Ülkenin yüzde 70'e yakını 'Geleceğe dair umudum yok' diyor. Artık iyiyi aramıyor insanlarımız. Kötülükten kaçmaya çalışıyor. Bu diploma davasına inanmayanların oranı yüzde 75. Benim diplomam iptal edildikten sonra ben hapisteyim. İlk defa konuşuyorum. Beni çıkarsınlar. Kameralara konuşayım. Her şey yayınlansın. Bir konuşayım. Bu ülkede inanan kalmayacak. Bir kişi kalabilir belki. Onu da herkes biliyor kim olduğunu. 12 metrekarede öyle özgürüm ki, o sarayında çatlasın.
 
Nâzım'ın dizeleriyle seslendi
 
Demokrasiden bahsediyoruz. Bizim zenginliğimiz insan kaynağımızdır. Sizsiniz, biziz, hepimiziz. İnsan kaynağımızı var eden ise özgürlüktür, demokrasidir, cumhuriyettir, onun erdemidir, onun verdiği fırsatlardır, onun verdiği bize yakalattığı imkanlardır. Bu değerlerimize sıkı sıkı tutunmak zorundayız. Çocuğunuzu, evladınızı, yeğeninizi evli olmayanlar yarın kuracakları yuvaları düşünüyorsa bunu unutmamak zorundayız. Bakın bugün sözüm ona din adamı denen insanlar fetva veriyor. Ne diyor, biliyor musunuz? 'İktidarı korumak için yanlış işler yapabilirsiniz' diyen din adamları var. Bunları devletin kapısına yaklaştırmayacağız. Böyle bir şey olur mu? Benim güzel inancımı, benim o Anadolu'yu aydınlatan, geçmişiyle bütün dünyaya ışık olan inancımı yerle bir eden o anlayışı kapımızın önüne getirmeyeceğiz. Devletin kapısına bile yanaştırmayacağız. Bu nasıl bir söz? Adalet, devletin en temel görevidir. Adalet olmazsa devlet olmaz. Türk devlet geleneğinin 2 bin yıllık kuralı hatırlatırım. Töre kalır. Yani devletin başına ne gelirse gelsin, eğer töreniz yaşıyorsa siz de yaşarsınız. 16 devlet yıkılmış. 17'ncisi olan Türkiye Cumhuriyeti kurulmuşsa sebebi asla yıkılmayan töremizdir. Nazım Hikmet'in şiirindeki gibi 'Dört nala gelip Uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim' diyebilmemizin sebebi ve bizi ayakta tutan da işte o töremizdir.
 
"Hukukun olmadığı yerde devlet olmaz"
 
Her şeyi yoluna koyan töre yani yasadır. Siz töreyi, yani yasayı, yani adaleti yerle bir ettiğinizde devleti derin bir uçurumun kenarına yönlendirirsiniz. Oraya getirirsiniz. Türk milletini ve geleneğini asırlardır var eden adalet fikri ve bu fikrin somut hâli olan yasa düzenidir. Devletimizin tümüyle adil ve tarafsız bir otorite olma hüviyetini kaybettiği an, esasen devlet olma özelliğini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Çünkü hukukun olmadığı yerde devlet olmaz. Benim 35 yıl önceki emeğim gitmiş. Bunun anlamı ne, biliyor musunuz? Her şeyiniz gidebilir bu ülkede. Onun için temeli töredir. Üzülerek söylüyorum ki bugün bunun bir benzeri yaşatılıyor ülkemize. Kendi siyasi menfaatini gözeten ve adeta bir düşman hukuku uygularken kibirle bakan, milletimize ve bu kötü süreci yaşatan bir akıl, devleti ve milleti böyle bir zafiyete sokmuştur. Yargı, iktidarın elinde siyasi rekabeti belirleyen bir sopa durumuna düşerse Allah korusun devasa beka sorununa döner. Biz son nefesimize kadar milletimize, devletimize ve en önemlisi töremize yapılan bu saldırıya karşı mücadeleye devam edeceğiz.
 
"Saldırıları aşmak için bir seferberlik hâlindeyiz"
 
Bu saldırıları aşmak için bir seferberlik hâlindeyiz ve asla vazgeçmeyeceğiz. Herkes için her yerde adalet ve hürriyet mesajımızı her zaman söylüyoruz. Bu yönde hep bunu tesis etmek için de çalışmak zorundayız. Tabii Türkiye'yi sarsan bu derin kötülüklere, şeytani stratejilere, en vahşi operasyon ve hamlelere karşı en üst seviyede gayretimizi ortaya koyarken burada elbette hukuki gerekçelerimizi ortaya konan bu saçmalık diye tariflediğim iddianameye dönüp de 18-19 yaşındaki Ekrem'in yaşadıklarıyla alakalı birkaç hatırlatmayı ben yapacağım. Bir üniversitenin ortaya koyduğu bir davetle, Milliyet gazetesindeki bir ilanla sürecin nasıl başladığını gösterdim. Ne yazık ki bazı savcılık ifadelerinden de şüphe ediyorum artık. O durumdayım.''
 
"Konunun esası tek, adam istememiş, uğraşıyoruz"
 
Hakimin elindeki panoların detayını sorması üzerine İmamoğlu, "Dosyada var. Bir şey ispat etmiyor yani. Sadece kendimi tatmin ediyorum şu anda. Bir şey ispat etmiyor. Konunun esası tek. Adam istememiş. Şu anda uğraşıyoruz onunla" şeklinde karşılık verdi.
 
"Ekrem'in diplomasının peşine düşmek ayıptır"
 
İmamoğlu, savunmasını şöyle sürdürdü:
 
"Şimdi bütün bu işlemleri yaparken Türkiye Cumhuriyeti devleti de muhatap, Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti devleti de muhatap. Bir savcının çıkardığı işe bak. Şurada tartıştığımız konuya bak ya. Kıbrıs'ı, Kıbrıs'ın okullarını tartışıyoruz. İstanbul Üniversitesi'ni tartışıyoruz. Ben İstanbul Üniversitesi Rektörü'nü iptalden önce 'Yanlış bir işlem yapmayın' diye telefonda aradığımda telefondaki sesini ben duydum bu kulaklarımdan. Baskı altındaki sesini kulaklarım duydu. Yazıktır. 3 tane adamı atamışsınız. Sanat yönetmeni, doktor, mimar. Hukukçu yok. Niye? Her şeyi göze alabilsin diye. Siyasi çizgilerini çıkartabilirim size tek tek. Ayıptır, yazıktır Ekrem'in diplomasının peşine düşmek. Gerçekten bu ülkenin artık bir seferberliğe ihtiyacı var. Şu saçma sapan işlerden acilen kurtulmaya ihtiyacı var. Milletin parası cebinde eridi. Türk yargısı yerle bir edildi. Yargılama yapılmıyor, infaz yapılıyor, yargısız infaz. Biz işte bu umut seferberliğine talibiz. Milletimize korkuyu değil, umudu yaşatmak için de asla vazgeçmeyeceğiz.
 
"Bizi zannediyorlar ki zindanlarda susturabilecekler"
 
Bizi zannediyorlar ki zindanlarda susturabilecekler. Susmayız, susmayacağız. Ben neler yaşadım? Bu millet neler yaşardı? Seçimleri kazandık. Yerel seçim iptal ettiler ya. Bir zarfa atılan 4 oydan 1'ini iptal ettiler. Bakın ne diyorum? Siz bu ülkenin sandığını ve geleceğini koruyacaksınız. Siz adalet gibi önemli bir göreve talipsiniz. Hepimizden daha önemli göreve... Biz önümüzde ceketimizi ilikleriz ama sizin önünüzü ilikleyeceğiniz kimse yok bu Türkiye Cumhuriyeti'nde."
 
"Yargı benim tek sığınağım"
 
Elinde yerel seçimde İstanbul'un ilçelerini kazandığı tabloyu da gösteren Ekrem İmamoğlu, şöyle konuştu:
 
''Şu fotoğraf nedir, biliyor musunuz? (Özgür Özel'e bakarak) Genel Başkanım, 39 ilçenin 32'sinde Ekrem İmamoğlu birinci çıktı. Bunun sadece dört tanesinde bir puan civarında ve altında oy oranıyla ikinci olduk. Bu benim için öyle büyük bir onur ki... Yargı benim tek sığınağım. O bakımdan bu ülkenin insanlarına çok güveniyorum. Kreşleri açtığımız için biz buradayız. Kreşleri kapatmaya çalışıyorlar. Normal bir devlette ödül vermeleri lazım. Teşvik etmeleri lazım. 150 tane kreş açtık. Sıfırdı. 12-13 bin öğrencimiz var. 15 bin olacak yakında.''
İmamoğlu, duruşmaya 10 dakika ara verildiği sırada da kravatını çıkararak, izleyici sıralarındaki CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'e attı.

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

28.09.2026 06:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında Başsavcılığın ilgili kurumlara yazdığı müzekkerede kişi ve kurumların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasının talep edildiği bildirildi.

Yazıda, ilgili kurumlar nezdinde mal varlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan firmalar ve fonlarla alakalı olarak, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve ilgili kurullar tarafından yeni değerlendirme ve bildirimlerin yapıldığı belirtildi.

Bu doğrultuda, söz konusu tedbirlerin ve mal varlığının dondurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği kaydedildi.

Soruşturmada tedbir kararı kaldırılan 45 firma ile 19 fonun bulunduğu, gerçek kişiler üzerindeki tedbirin ise devam ettiği öğrenildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temini talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüpheli tutuklanmış, 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 zanlı daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener'le birlikte hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel de gözaltına alınmıştı. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.