logo
24 EYLÜL 2026

ATB'de seçim öncesi son mecliste üretici vurgusu

Antalya Ticaret Borsası'nda (ATB) 1 Ekim'de yapılacak seçim öncesinde son meclis toplantısı düzenlendi. Seçime rakipsiz giren ATB Başkanı Ali Çandır, "Üreticiyi üretimde tutamazsak ne fiyat istikrarını ne de gıda arz güvenliğini sağlayabiliriz" dedi

24.09.2026 14:09:00
İHA
 
ATB'de seçim öncesi son mecliste üretici vurgusu
ATB'de seçim öncesi son mecliste üretici vurgusu
ATB Meclisi, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında Borsa Toplantı Salonu'nda toplandı. Toplantıda konuşan ATB Başkanı Ali Çandır, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ı (OVP) tarım sektörü açısından değerlendirdi. Programda yüksek katma değerli üretim, Ar-Ge ve teknoloji kullanımı, yöresel ürünlerin ekonomik değerinin artırılması, verimlilik ve rekabetçilik başlıklarının öne çıktığını belirten Çandır, sektörün çözüm bekleyen sorunlarına da dikkat çekti.






Tarımsal istihdam, üretim maliyetleri, finansmana erişim ve gıda arz güvenliğini bu sorunlar arasında sıralayan Çandır, "Bizim beklentimiz; tarım politikalarının yalnızca fiyatlar üzerinden değil, üretimin devamlılığı ve üreticinin sürdürülebilirliği üzerinden de ele alınmasıdır. Çünkü kalıcı fiyat istikrarının yolu, üretimi ve arz kapasitesini güçlü tutmaktan geçiyor. Üreticiyi üretimde tutamazsak ne fiyat istikrarını ne de gıda arz güvenliğini sağlayabiliriz" diye konuştu. Çandır, OVP'deki hedeflerin uygulamaya yansımasını ve üretimi, yatırımı ve üreticiyi güçlendiren politikaların kalıcı hale gelmesini beklediklerini söyledi.









"Tarımda istikrarlı büyüme hedeflenmeli"

2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla sonuçlarına da değinen Çandır, ekonominin ilk çeyrekte yüzde 2,6, ikinci çeyrekte yüzde 2,3 büyüdüğünü belirtti. Büyümenin son beş yıllık ortalamalara göre ivme kaybettiğini ifade eden Çandır, "Tarım sektörümüz ise ilk çeyrekte yüzde 4,8, ikinci çeyrekte ise yüzde 13,3 büyüdü. Sektörümüzün büyümesi sevindiricidir. Ancak ikinci çeyrekteki yüksek büyümenin, geçen yılki düşük üretimin ardından bu yıl rekoltede yaşanan artışın oluşturduğu baz etkisini içerdiğini de unutmamalıyız" dedi.

Yüksek büyüme oranının tek başına sürdürülebilir büyüme göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Çandır, tarımda üreticinin kazandığı, üretimin arttığı ve sektörün geleceğine güvenle bakabildiği istikrarlı bir büyümenin hedeflenmesi gerektiğini kaydetti. Ticaret sektörünün büyümesinin ilk çeyrekte yüzde 3,5, ikinci çeyrekte ise yüzde 0,5 olduğunu aktaran Çandır, "Bu veriler bize iç talepteki yavaşlamanın üretim ve ticaret tarafında da etkilerinin hissedilmeye başladığını gösteriyor. Fiyat istikrarını kalıcı hale getirirken üretimi, yatırımı ve ticareti de güçlendirecek bir dengeye ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.








Dört yıllık çalışmaları anlattı

2022 yılında başlayan çalışma dönemlerinin sonuna geldiklerini belirten Çandır, geride kalan dört yılda üretim maliyetlerinin arttığını, finansmana erişimin zorlaştığını, iklim değişikliğinin etkilerinin daha fazla hissedildiğini ve ihracat pazarlarında belirsizlikler yaşandığını söyledi. Üyelerin finansman, enerji maliyetleri, ihracat, iş gücü, sosyal güvenlik, mevzuat, üretim ve pazarlamaya ilişkin taleplerini başta Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği olmak üzere bakanlıklara ve ilgili kurumlara ilettiklerini anlatan Çandır, sorunlarla birlikte çözüm önerilerini de sunduklarını belirtti.

Hububat, susam, yaş meyve sebze, zeytin ve zeytinyağı, et ticareti ve hayvancılık, kesme çiçek ile tıbbi ve aromatik bitkiler sektörlerinin temsilcileriyle bir araya geldiklerini aktaran Çandır, keçiboynuzu, keçi yetiştiriciliği, coğrafi işaretler, kırsal kalkınma, zeytinyağı ve tarım topraklarının korunması gibi konularda 9 ulusal ve uluslararası çalıştay düzenlediklerini söyledi.

Tarıma dayalı ihtisas sera organize tarım bölgesi ve Antalya'da hububat lisanslı depoculuğunun hayata geçirilmesi için fizibilite çalışmaları yürüttüklerini belirten Çandır, yaş meyve sebze ve kesme çiçek sektörlerinde UR-GE projelerini sürdürdüklerini kaydetti. Dört yılda 11 ülkede üyeleri yeni pazarlarla buluşturduklarını ifade eden Çandır, farklı coğrafyalardaki fuarlara katıldıklarını, üretim ve ticaret merkezlerini incelediklerini ve firmaların alıcılarla doğrudan görüşmesini sağladıklarını anlattı.

YÖREX aracılığıyla yöresel ve coğrafi işaretli ürünleri ticarete kazandırmaya çalıştıklarını hatırlatan Çandır, Antalya Tavşan Yüreği Zeytini için Avrupa Birliği'nde, bu zeytinden elde edilen zeytinyağı için ise Türkiye'de coğrafi işaret tescili başvurusu yaptıklarını belirtti. Kuraklık, iklim değişikliği, tarım topraklarının korunması, biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilirliği de gündemde tuttuklarını ifade eden Çandır, sözlerini şöyle tamamladı:

"Geride bıraktığımız dört yılda kusursuz olduğumuzu söylemiyoruz. Yapmak isteyip yapamadıklarımız da oldu. Sonuçlandıramadığımız, takip etmeye devam ettiğimiz işlerimiz de var. Ama gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim: Üyemizin meselesine hiçbir zaman kayıtsız kalmadık. Tarımın sorunlarına sırtımızı dönmedik. Antalya'nın geleceğini ilgilendiren hiçbir konuda sorumluluk almaktan kaçınmadık."

Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?

Şehirleşmede az katlı yapılaşma (örneğin maksimum 3-4 kat), deprem risk yönetimi, kentleşme politikaları ve zemin mekaniği açısından çok katmanlı bir konudur

24.09.2026 13:49:00
Hasan Gündoğdu
 
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Düşük Katlı Yapılaşma Deprem Yıkımını ve Ölüm Riski Azaltır mı?

Evet, belirgin şekilde azaltır; ancak bu durum tek başına tam bir güvenlik garantisi değildir.






Avantajları (Neden riski düşürür?):

Daha Az Yapısal Yük ve Kütle: Deprem kuvveti, yapının kütlesi ile doğru orantılıdır. Bina ne kadar hafifse, deprem anında yapıya etki eden yatay atalet kuvveti o kadar az olur. 3 katlı bir bina, 12 katlı bir binaya göre zeminden çok daha az kuvvet alır.

Periyot Uyuşması (Rezonans) Riskinde Azalma: Yumuşak, alüvyonal zeminler (örneğin İstanbul'daki sahalar, Avcılar veya Bakırköy sahilleri) deprem dalgalarını büyüterek uzun periyotlu salınımlar üretir. Yüksek binaların doğal salınım periyotları da uzun olduğundan, zeminle rezonansa girerek yıkılma riskleri artar. Az katlı yapılar ise kısa periyotludur ve bu rezonans etkisinden daha az etkilenir.

Tahliye ve Müdahale Kolaylığı: Yıkım yaşansa dahi 3 katlı bir binadan canlı kurtulma imkânı, enkaz altından çıkarılma süresi ve ilk saniyelerde binayı terk edebilme şansı çok daha yüksektir.

İkincil Felaketlerin Azalması: Yüksek binalarda yangın, gaz kaçağı veya merdiven çökmesi gibi ikincil riskler tahliyeyi kilitlerken, az katlı yapılarda bu riskler daha kolay kontrol edilir.






İstisnalar ve Yanılgılar:

Az katlı bina "mühendislik hizmeti almamışsa" yine yıkılır. Türkiye'de 1999 Gölcük ve 2023 Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan binaların hatırı sayılır bir kısmı 2-4 katlı, imarsız veya mühendislik kurallarına uyulmadan yapılmış yapılardı. Dolayısıyla kat sayısını düşürmek; kötü beton, kalitesiz işçilik ve donatı eksikliğinin yerini tutmaz.

İstanbul, Ankara ve İzmir Gibi Büyükşehirlerde Doğrudan Uygulanabilir mi?

Mevcut şehir merkezlerinde birebir uygulamak kısa ve orta vadede "arazi ve nüfus yoğunluğu" nedeniyle imkânsıza yakındır; ancak çevresel gelişme alanlarında uygulanabilir.






Uygulamanın Önündeki Temel Engeller

Arazi Kıtlığı ve Nüfus Yoğunluğu (Emsal/Arsa Problemi):
• İstanbul'un nüfusu yaklaşık 16 milyondur. Mevcut yapılarda ortalama kat adedi 5 ila 8 arasındadır.
• Mevcut bir 8 katlı binayı yıkıp yerine 3 katlı bina yapmak, bağımsız bölüm sayısını %60 azaltmak demektir. Bu durumda 8 dairelik binada yaşayan 5 aile evsiz kalır veya hak sahiplerine finansal olarak sunulabilecek bir dönüşüm modeli kalmaz (müteahhit finansmanı imkânsızlaşır).

Kentsel Sıçrama ve Lojistik Yükü:
• Aynı nüfusu 3 katlı binalarla barındırmak, şehirlerin coğrafi olarak 2-3 kat daha geniş bir alana yayılması demektir (Kentsel Sıçrama).
• Bu durum doğa rezervlerinin, su havzalarının ve tarım alanlarının yok olmasına; altyapı, kanalizasyon, yol ve toplu taşıma maliyetlerinin katlanarak artmasına yol açar.






Bu Model Büyükşehirlerde Nasıl Uygulanabilir? (Çözüm Modelleri)

Megakentlerde 3 katlı yapılaşmayı mantıklı ve sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmek için bölgesel ve kademeli bir planlama şarttır:

"Zemin Odaklı" Kademeli İmar Sınırlaması

Şehrin tamamında değil, zemin mukavemeti düşük alanlarda kat kısıtlamasına gidilmelidir:

Çok Yüksek Riskli Zeminler: Alüvyonlu, sıvılaşma riski yüksek sahil şeritleri veya dere yataklarında (örn. İstanbul sahil hatları, İzmir Bayraklı/Karşıyaka alüvyon düzlükleri) imar en fazla 3 kat ile sınırlandırılmalıdır.
Sağlam Kayalık Zeminler: Zemin emniyet gerilmesi yüksek kayaç alanlarda (örn. İstanbul'un kuzey ilçeleri, Ankara'nın tepelik bölgeleri) radye temel ve tünel kalıp gibi doğru mühendislik teknikleriyle yüksek katlı yapılara izin verilmeye devam edilebilir.






Uydu Kentler ve "Yatay Şehirleşme" Çeperleri

Şehir merkezlerindeki yoğunluğu azaltmak için merkeze hızlı raylı sistemlerle bağlı yeni uydu kentler kurulmalıdır:

• Merkeze 30-40 km mesafede, zemin yapısı sağlam yeni alanlarda maksimum 3-4 katlı, bahçeli veya avlulu yatay mimari konut alanları inşa edilebilir.
• İstanbul için Kuzey Marmara aksı veya Arnavutköy/Çatalca sınırındaki uygun zeminli alanlar; Ankara için Eskişehir yolu veya Batıkent dış aksları bu model için örnektir.

Finansal Transfer ve "İmar Hakkı Transferi"

Eğer riskli zemindeki 6 katlı bir bina yıkılıp yerine 3 katlı bina yapılacaksa, kaybolan 3 katın imar hakkı maliklerin elinden alınmamalıdır:

• Kent merkezinde katı düşürülen mülk sahibine, belediye tarafından yeni geliştirilen çeper bölgelerdeki projelerden hisse/daire imkânı ("İmar Hakkı Transferi") tanınabilir.
• Böylece vatandaş finansal kayba uğramadan daha güvenli ve düşük katlı bir konut alanına geçiş yapabilir.






Mühendislik ve Yapı Teknolojisi Değişimi

Sadece betonarme değil, Hafif Çelik ve Ahşap Karkas (CLT - Çapraz Lamine Ahşap) yapı sistemleri teşvik edilmelidir:

• 3 kata kadar olan yapılarda çelik ve ahşap karkas teknolojileri depreme karşı neredeyse sıfır yıkım riski sunar ve yapım süreleri son derece kısadır.

Düşük katlı binalar deprem güvenliği açısından mühendislik yükünü hafifleten, can kaybı riskini dramatik şekilde düşüren en etkili mimari araçlardan biridir. Ancak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde tüm şehre tek tip "maksimum 3 kat" kuralı getirmek arazi ve nüfus gerçekleriyle bağdaşmaz.

İdeal çözüm; mikro-bölgeleme (zemin etütleri) yapılarak sıvılaşma ve risk taşıyan hatlarda kat sayısının 3 ile sınırlandırılması, sağlam zeminlerde ise sıkı denetimli yüksek yapılara izin verilerek şehir çeperlerinde yatay mimariye dayalı uydu kentlerin planlanmasıdır.

Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar

Deprem, öncesinde hazırlık yapılması ve anında doğru reflekslerin gösterilmesi gereken en kritik doğal afetlerden biridir. Sarsıntı başladığında ilk birkaç saniye içinde verilen kararlar, hayati önem taşır

24.09.2026 13:01:00
Hasan Gündoğdu
 
Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar
Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar
Deprem anında yapılması gerekenler

Sarsıntı başladığı anda temel amaç, baş ve boyun bölgesini korumak ve ezilme riskini en aza indirmektir.

Çök - Kapan - Tutun Pozisyonunu Alın: Güvenli bir nesnenin (sağlam bir masa, çelik çamaşır makinesi veya dayanıklı bir koltuk) yanında diz çökün. Başınızı ve boynunuzu kollarınızla koruyacak şekilde kapanın ve sarsıntı bitene kadar sabit bir nesneye sıkıca tutunun.

Olduğunuz Yerde Kalın: İç mekândaysanız içeride kalın. Sarsıntı sırasında koşmak, merdivenlere yönelmek veya dışarı çıkmaya çalışmak düşme ve yaralanma riskini artırır.






Yatakta Yakalandıysanız Başınızı Koruyun: Eğer yataktaysanız ve üzerinize düşecek ağır bir nesne (raf, avize vb.) yoksa yatakta kalın, yüzüstü yatıp başınızı yastıkla kapatın.

Açık Alandaysanız Güvenli Bölgeye Geçin: Binalardan, elektrik direklerinden, ağaçlardan ve istinat duvarlarından uzak, açık bir alanda sarsıntının geçmesini bekleyin.

Araç Kullanıyorsanız Sağa Çekip Durun: Trafiği engellemeyecek şekilde aracı güvenli bir yere çekin, motoru durdurun ve araç içinde sarsıntının bitmesini bekleyin. Binaların, köprülerin, viyadüklerin veya üst geçitlerin altına ya da üstüne park etmeyin.

Asansördeyseniz İlk Kat Butonuna Basın: Eğer hareket halindeki bir asansördeyseniz durabileceği ilk kat butonuna basarak asansörü terk edin.






Deprem Anında Yapılmaması Gerekenler

Sarsıntı anındaki panik, yanlış davranışlara yol açarak hayati risk oluşturabilir.

Balkon ve Pencerelerden Atlamayın: Sarsıntı sırasında panikle balkona çıkmak, pencereden atlamak veya asansöre yönelmek yaralanma ve ölüm vakalarının en büyük sebeplerinden biridir.

Merdivenleri ve Asansörleri Kullanmayın: Merdivenler binaların en hassas ve ilk çökebilecek kısımları arasındadır. Asansörler ise elektrik kesintisi veya mekanik sıkışma nedeniyle mahsur kalma riski taşır.






Kapı Eşiklerinde Durmayın: Eski mimari inanışların aksine, modern binalarda kapı eşikleri taşıyıcı özelliğe sahip değildir ve baş üzerine düşebilecek yükler açısından güvensizdir.

Kibrit, Çakmak veya Elektrik Anahtarı Kullanmayın: Deprem sonrası gaz kaçakları meydana gelebilir. Alev kaynakları kullanmak veya elektrik düğmelerine basmak patlamalara yol açabilir.

Telefon Hattını Gereksiz Yerde Meşgul Etmeyin: Acil durumlar dışında arama yapmayın; haberleşmeyi SMS veya internet tabanlı mesajlaşma uygulamaları üzerinden sağlayarak acil hatları açık tutun.






Deprem Sonrası İlk Dakikalarda Ne Yapılmalı?

Sarsıntı tamamen bittikten sonra sakin kalıp hızlı adımlar atılmalıdır:

Kendinizi ve Çevrenizi Kontrol Edin: Önce kendi güvenliğinizi sağladığınızdan emin olun, ardından çevrenizdekilerin durumunu kontrol edin.

Gaz, Su ve Elektrik Vanalarını Kapatın: Olası ikincil felaketleri (yangın, su baskını vb.) önlemek için ana vanaları kapatın.

Acil Durum Çantasını Alarak Binayı Terk Edin: Önceden hazırladığınız deprem çantasını yanınıza alıp merdivenleri dikkatlice kullanarak binayı tahliye edin.

Toplanma Alanına Gidin: Önceden belirlenmiş mahalle toplanma alanına geçerek yetkililerin yönlendirmelerini bekleyin.

Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada, WhatsApp durumunda yapay zekayla oluşturduğu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Adalet Bakanı Akın Gürlek ile birlikteki fotoğrafını paylaşan şüpheli gözaltına alındı

23.09.2026 12:44:00
İHA
 
Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında
Erdoğan ve Gürlek'in fotoğraflarıyla paylaşım yapan şüpheli gözaltında
Edinilen bilgilere göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/214389 sayılı soruşturması kapsamında yürütülen çalışmalarda, şüpheli Mehmet Ç.'nin (53) WhatsApp durumunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bakan Gürlek'in fotoğraflarının yanında yapay zeka kullanarak oluşturduğu değerlendirilen kendi fotoğraflarına yer verdiği paylaşımlar yaptığı tespit edildi.






Söz konusu paylaşımlarla kamu görevlileriyle ilişkisi bulunduğu ve bu kişiler nezdinde hatırı sayıldığı yönünde bir izlenim oluşturduğu değerlendirilen şahıs, 23 Eylül tarihinde Keçiören ilçesindeki adresinde gözaltına alındı. 






Mevcutlu şekilde adli mercilere sevk edilmesi beklenen Mehmet Ç.'nin Ankara doğumlu olduğu ve 4 ayrı suç kaydının bulunduğu belirtildi.








Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, olayla ilgili soruşturmayı sürdürüyor.

Esenyurt'ta lastikçi dükkanında çıkan yangın 5 iş yerine sıçradı

İstanbul Esenyurt'ta oto lastikçi dükkanında çıkan yangın, bitişikte bulunan 4 iş yeri ile bir yemek şirketine sıçradı. İtfaiye ekiplerinin yaklaşık 2 saatlik müdahalesiyle yangın kontrol altına alınarak söndürüldü

23.09.2026 07:00:00
İHA
 
Esenyurt'ta lastikçi dükkanında çıkan yangın 5 iş yerine sıçradı
Esenyurt'ta lastikçi dükkanında çıkan yangın 5 iş yerine sıçradı
Yangın, Yeşilkent Mahallesi Nazım Hikmet Bulvarı üzerinde bulunan iş yerlerinde gece saat 2.30 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bitişik nizamda bulunan iş yerlerinden oto lastikçi dükkanında henüz bilinmeyen nedenle alevler yükseldi.






Alevler kısa sürede büyüyerek 4 dükkana daha ve bir yemek şirketine sıçradı. Alevleri fark eden mahalle sakinleri durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine Esenyurt ve çevre ilçelerden çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. 






Ekipler yoğun çaba sonucunda alevleri 2 saat içerisinde kontrol altına aldı. İş yerlerinde ve yemek şirketinde soğutma çalışması sürerken çevrede geniş güvenlik önlemi alındı.



























İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkisini göstermeye başladı

22.09.2026 12:58:00
İHA
 
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
Yer yer etkili olan yağmur nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşarken, rüzgar da zaman zaman etkisini artırdı.






Sabah saatlerinden itibaren Anadolu Yakası'nın bazı ilçelerinde etkili olan yağış, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Yağışla birlikte etkisini gösteren rüzgar da vatandaşlara zor anlar yaşattı. 






Meteoroloji Genel Müdürlüğünün değerlendirmelerine göre yağışların gün boyunca aralıklarla etkisini sürdürmesi bekleniyor.

Rize'de korkutan heyelan: "Eşim 'Ev gidiyor' diye beni kaldırdı"

Bölgede etkili olan şiddetli sağanak yağış sonrası meydana gelen heyelanda 3 katlı bir binanın altındaki toprak kütlesi koptu

19.09.2026 19:31:00
İHA
 
Rize'de korkutan heyelan: "Eşim 'Ev gidiyor' diye beni kaldırdı"
Rize'de korkutan heyelan: "Eşim 'Ev gidiyor' diye beni kaldırdı"
Doğu Karadeniz genelinde dün akşam saatlerinde başlayan kuvvetli yağış bölgede hayatı olumsuz etkiledi. Rize'nin Pazar ilçesine bağlı Merkez Mahallesi'nde aşırı yağışlar sonucu heyelan meydana geldi. Yamaçtan kopan dev toprak kütlesi, 3 katlı bir konutun alt kısmını boşaltarak yapının askıda kalmasına yol açtı.
 







Olay anında yaylada olduğunu ve haberi sonradan aldığını belirten ev sahibi Fatma Şimşek, "Dün akşam burada bir afet oldu, çok büyük bir yağmur yağdı. O an kimse bir şey duymadı. Evin altı tamamen koptu. Sabahleyin oğlum kalkıp çaya giderken evin dibinin çöktüğünü görmüş. Ben yayladaydım, beni aradığında şok oldum. Geldiğimde bu manzarayla karşılaştım" dedi.








Sabah saatlerinde çay biçmek için uyanan eşinin durumu fark etmesiyle dışarı çıktıklarını dile getiren Ayşe Şimşek ise "Sabah saat 05.00-05.30 sularıydı. Eşim çay biçmeye gitmek için kalkmıştı. Çocuğun üzerini örttükten sonra dışarıdaki yağmura bakmak için camdan başını uzattı. Toprağın kaydığını görünce hemen yanıma gelip 'Ev gidiyor' diye beni kaldırdı. Çocukları alelacele alıp panikle kendimizi dışarı attık" ifadelerini kullandı.
 







Önce muhtarı daha sonra AFAD'a durumu bildirdiklerini sözlerine ekleyen Ayşe Şimşek, "Ekipler binanın temelinde içeriye doğru bir çökme olmadığını, yağıştan dolayı zeminin daha fazla zarar görmemesi için kopan alana branda (naylon) serilmesi gerektiğini belirttiler. Şu an için tahliye kararı verilmedi ancak yağış durup hava açtığında ekipler daha kapsamlı bir teknik inceleme için tekrar gelecek" diye konuştu.

Bursa'da restorasyon alanında korkutan iş kazası

Bursa'da 192 yıllık tarihi binanın restorasyonunda çalışan işçi, kolunu iş makinesine kaptırarak yaralandı

19.09.2026 12:09:00
İHA
 
Bursa'da restorasyon alanında korkutan iş kazası
Bursa'da restorasyon alanında korkutan iş kazası
Bursa'nın Mudanya ilçesinde 192 yıl önce Rum Ortodoks Kilisesi olarak inşa edilen, 1993 yılında Mudanya Belediyesi tarafından onarılıp Uğur Mumcu Kültür Merkezi haline getirilen tarihi yapının şimdiki restorasyonu sırasında iş kazası meydana geldi. Çalışma sırasında kolunu iş makinesine kaptıran H.Ç. yaralanırken, olayla ilgili polis ve olay yeri inceleme ekipleri çalışma başlattı.






Olay, saat 11.00 sıralarında Mütareke Mahallesi Mustafa Kemal Paşa Caddesi üzerinde bulunan Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, tarihi binadaki restorasyon çalışmaları sırasında işçi H.Ç., çalıştığı esnada kolunu iş makinesine kaptırdı.








H.Ç.'nin yaralandığını gören çalışma arkadaşları, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan H.Ç., ambulansla Bursa Şehir Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.








İş kazasının ardından olay yerine polis ekipleri ile olay yeri inceleme ekipleri sevk edildi. Ekipler, restorasyon çalışmalarının sürdüğü alanda inceleme yaparak kazanın meydana geldiği noktada gerekli tespitlerde bulundu.








1834 yılında inşa edilen ve yaklaşık 192 yıllık geçmişe sahip Uğur Mumcu Kültür Merkezi'nde restorasyon çalışmalarının Mudanya Belediyesi tarafından yürütüldüğü öğrenildi.
Polis ekipleri, kazanın meydana geliş şeklinin belirlenmesi amacıyla inceleme başlatırken, olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Trabzon'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi

Trabzon'da etkili olan sağanak yağış nedeniyle cadde ve sokaklar göle dönerken, bazı iş yerlerini su bastı, bir binanın istinat duvarı çöktü

19.09.2026 11:51:00
İHA
 
Trabzon'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi
Trabzon'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi
Kentte etkili olan sağanak nedeniyle birçok noktada su baskınları meydana geldi. Trabzon Havalimanı'nda bazı araçlar balçık içerisinde kalırken, ekipler bölgede çalışma başlattı.






Ortahisar ilçesine bağlı Yalıncak Mahallesi'nde Nadir Kent Sitesi'nin istinat duvarı sağanak nedeniyle çöktü. Tedbir amacıyla bina boşaltılırken, bölgede çalışma başlatılacağı öğrenildi. Yomra ilçesinde de yağış nedeniyle bazı iş yerlerini su bastı. Sabah saatlerinde dükkanlarını açan esnaf, iş yerlerinde temizlik çalışmalarına başladı. Kent genelinde ekipler tarafından yağışın neden olduğu olumsuzlukların giderilmesi amacıyla temizlik çalışmaları yürütülüyor.









"Her şey bir an da oldu"

Yomra ilçesinde esnaflık yapan Miraç Pulat, "Güzel bir yağmur yağdı. Allah beterinden korusun. Maddi hasarımız var. Sabahın ilk saatlerinden beri buradayız. Her şey bir an da oldu. Kimse bir şey anlamadı" ifadelerini kullandı.








Meteoroloji uyardı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Trabzon, Rize ve Artvin için kuvvetli yağış uyarısında bulundu. Yapılan değerlendirmede, sabah saatlerinde bölgede etkili olması beklenen yağışların yer yer kuvvetli ve çok kuvvetli olabileceği belirtildi.








Yağış miktarının Trabzon, Rize ve Artvin çevrelerinde metrekareye 21 ila 50 kilogram, yer yer ise 51 ila 100 kilogram arasında olması beklenirken, vatandaşların ani sel, su baskını, yıldırım, heyelan ve yağış sırasında kuvvetli rüzgar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olması istendi.

Rize'de Pazar ilçesinde sel suları çekiliyor

Doğu Karadeniz Bölgesi'nde dün akşam saatlerinden itibaren başlayan şiddetli yağış Rize'nin sahil kesimindeki ilçelerinden etkili oldu. İyidere ilçesi gibi Pazar ilçesi de yağışlardan en fazla nasibini alan yerlerden biri oldu

19.09.2026 11:40:00
İHA
 
Rize'de Pazar ilçesinde sel suları çekiliyor
Rize'de Pazar ilçesinde sel suları çekiliyor
Dün akşam saatlerinde bölgede başlayan şiddetli yağış Trabzon'un ardından Rize'yi de vurdu. Rize'nin İyidere ve Pazar ilçeleri yağışlardan olumsuz etkilendi.






Her iki ilçede de derelerden gelen sel suları denize ulaşamadan ilçe merkezini doldurdu. İlçe merkezleri göle dönerken, çok sayıda iş merkezi sular altında kaldı. 






Pazar ilçe merkezinde sular yavaş yavaş çekilmeye başlarken, suların çekildiği iş yerlerinde ise temizlik çalışmaları başladı. 






Vatandaşların milyonlarca lira zarara uğradığı öğrenilirken, ilçe merkezlerindeki temizlik çalışması ise sürüyor.




















Alzheimer, ilk belirtilerden yaklaşık 20 yıl önce başlıyor!


 
 
Alzheimer, sadece hastayı değil, yakın çevresini de derinden etkiliyor! Bilimsel verilere göre Alzheimer riskini azaltmak mümkün! İşte 10 etkili önlem...
 

19.09.2026 00:10:00 / Güncelleme: 19.09.2026 06:10:44
Murat Çorbacı
 
Alzheimer, ilk belirtilerden yaklaşık 20 yıl önce başlıyor!
Alzheimer, ilk belirtilerden yaklaşık 20 yıl önce başlıyor!

Son yıllarda yaşam süresinin uzamasıyla birlikte Alzheimer (Alzaymer diye okunur) hastalığının görülme sıklığı giderek artıyor. Ülkemizde yaklaşık 700 bin kişi Alzheimer hastalığıyla mücadele ederken, 2050 yılına kadar bu sayının 2.5 katına çıkması bekleniyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer'ın ilk belirtileri ortaya çıkmadan yaklaşık 20 yıl önce beyinde değişikliklerin başlayabildiğine dikkat çekerek, "Yaş ve genetik yatkınlık gibi değiştirilemeyen risklere rağmen, yaşam tarzıyla ilişkili bazı risk faktörlerini kontrol altına almak mümkün. Bu nedenle beyin sağlığını korumaya yönelik önlemlere erken yaşlardan itibaren önem vermek gerekir. Bilimsel veriler, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile Alzheimer riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğini göstermektedir" dedi. Prof. Dr. Tuncer, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü kapsamında, Alzheimer riskini azaltmada 10 etkili önlem ile tanı ve tedavide umut veren gelişmeleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.







Beyin hücreleri zarar görüyor

Beyin hücrelerinin ilerleyici bir şekilde hasar görmesi ve kaybedilmesiyle ortaya çıkan Alzheimer hastalığı sadece hastanın değil, ailesinin ve yakın çevresinin de yaşamını derinden etkiliyor. Sinsice başlayıp ilerleyen hastalıkta ilk belirtiler genellikle yakın zamanda yaşanan olayların unutulması, aynı soruların tekrar tekrar sorulması veya tanıdık kelimelerin hatırlanamaması şeklinde kendini gösteriyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, ilerleyen evrelerde bireyin planlama becerisinin zayıfladığını, zaman ve mekan algısının bozulduğunu, kişilik değişiklikleri ortaya çıktığını ve sonuçta en temel günlük ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldiğini belirterek, "Alzheimer hastalığı bireysel olduğu kadar ailevi ve toplumsal bir sağlık sorunudur; hastalığın ilerleyici doğası hastaların giderek bağımsızlığını yitirmesine, bakım verenlerin ise ciddi fiziksel, psikolojik ve ekonomik yüklerle karşılaşmasına neden olmaktadır" dedi.







Alzheimer hastalığına zemin hazırlayan etkenler!

Alzheimer'in ilk belirtilerden yaklaşık 20 yıl önce oluşmaya başladığını belirten Prof. Dr. Neşe Tuncer, "Dolayısıyla 70'li yaşlarda bellek yakınması yaşayan bir bireyde süreç aslında 50'li yaşlarda başlamış olabilir. Bu durum, sağlıkla ilgili orta yaşta alınan kararların, yaşlılıkta beyin sağlığını doğrudan belirlediğini göstermektedir" dedi. Prof. Dr. Tuncer, Alzheimer hastalığına zemin hazırlayan başlıca yaşam alışkanlıkları ve risk faktörlerini şöyle sıraladı: "Düzenli egzersiz yapmamak, kontrolsüz tansiyon, yüksek kolesterol ve tedavi edilmeyen hipertansiyon, tedavi edilmeyen işitme kaybı, diyabet ve insülin direnci, obezite, sigara, alkol kullanımı, sosyal izolasyon ve yalnızlık, yetersiz ve kalitesiz uyku, sağlıksız beslenme, işlenmiş gıdalar, aşırı şeker ve trans yağ ağırlıklı beslenme, depresyon, kafa travması öyküsü, hava kirliliğine maruz kalma."







Alzheimer riskini azaltmak mümkün! İşte, 10 etkili önlem!

Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer riskini azaltan 10 etkili önlemi şöyle açıkladı:

Düzenli egzersiz

Düzenli egzersiz, beyin sağlığını korumada önemli bir rol oynamaktadır. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz (tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet) beynin bellek merkezi olan hipokampusun hacmini artırmakta ve yeni sinir bağlantılarının oluşmasını desteklemektedir. Bilimsel çalışmalar, fiziksel aktivite ve düzenli egzersizin bilişsel gerileme ve Alzheimer riskinin azaltılmasına önemli katkılar sağladığını göstermektedir.







Sağlıklı ve dengeli beslenme

Sağlıklı beslenme kapsamında özellikle Akdeniz tipi beslenme (bol sebze-meyve, zeytinyağı, balık, kuruyemiş, tam tahıllar) beyin ve damar sağlığını desteklemektedir. Haftada en az iki kez balık tüketimi omega-3 yağ asitleri sayesinde beyin hücrelerini korumaktadır. İşlenmiş gıdalar, aşırı şeker ve trans yağ ağırlıklı beslenmeden uzak durmak gerekir.

Kaliteli ve yeterli uyku

Kaliteli ve yeterli uyku hastalığı önlemede büyük önem taşımaktadır. Her gece 7-8 saat kesintisiz uyku, beynin gün içinde biriken zararlı proteinleri temizlemesini sağlayan glimfatik sistemin etkin çalışması için zorunludur. Uyku apnesi mutlaka değerlendirilmeli ve tedavi edilmelidir.







Beyni aktif tutmak ve yaşam boyu öğrenmek

Bilişsel aktivite kapsamında yaşam boyu öğrenme, okuma, yeni beceriler edinme, dil öğrenme ve enstrüman çalma gibi aktiviteler beynin 'bilişsel rezervini' güçlendirmektedir. Bilimsel çalışmalar, iki dil konuşan bireylerde Alzheimer belirtilerinin 4-5 yıl daha geç ortaya çıktığını göstermiştir.

Sosyal bağları güçlü tutmak

Aile ve arkadaşlarla düzenli iletişim kurmak, sosyal ve toplumsal etkinliklere katılmak, sosyal yaşamın içinde olmak ve gönüllülük çalışmaları beyin sağlığını desteklemektedir. Sosyal izolasyon ve düşük sosyal bağlantı, bilişsel gerileme ve Alzheimer açısından değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle sosyal yaşamdan kopmamak, Alzheimer hastalığı riskini azaltmaya yönelik bütüncül yaklaşımın önemli bir parçasıdır.







Tansiyon, kolesterol ve kan şekerini kontrol altında tutmak

Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve yüksek kan şekeri gibi kardiyometabolik risklerin kontrol altında tutulması hem damar hem de beyin sağlığı açısından önem taşımaktadır. Hipertansiyon, diyabet ve yüksek kolesterolün düzenli takip edilmesi, ilerleyen yıllarda bilişsel gerileme ve Alzheimer hastalığı açısından son derece önemlidir. 

Sağlıklı kiloyu korumak

Fazla kilo ve obezite ilerleyen yaşlarda bilişsel sağlık açısından önem taşıyan, değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer almaktadır. Sağlıklı kilonun korunması; tansiyon, kan şekeri ve kolesterol gibi Alzheimer hastalığı açısından önem taşıyan diğer risk faktörlerinin de kontrolüne katkı sağlamaktadır.

Sigara ve alkolden uzak durmak

Sigara ve alkol kullanımı beyin sağlığını olumsuz etkileyebilen, değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer almaktadır. Sigara ve alkolden uzak durmak, Alzheimer hastalığı riskini azaltmaya yönelik önemli adımlardandır.

İşitme kaybını ihmal etmemek

İşitme kaybının fark edilmesi halinde gecikmeden değerlendirilmesi ve uygun durumlarda işitme cihazı gibi desteklerin kullanılması riski azaltmak açısından önemlidir.

Kafa travmalarından korunmak ve hava kirliliğine maruziyeti azaltmak

Kafa travmalarından korunmak ve hava kirliliğine maruziyeti mümkün olduğunca azaltmak Alzheimer hastalığı da dahil olmak üzere, ilerleyen yaşlarda bilişsel sağlığı etkileyebilecek risklerin azaltılmasına yönelik koruyucu yaklaşımın önemli bir parçasını oluşturmaktadır.







Erken tanı ve tedavide yeni dönem!

Alzheimer hastalığında erken tanının, tedavinin başarısı için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Neşe Tuncer "Erken tanı alanında son yıllarda çığır açan gelişmeler yaşanmıştır. ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), Alzheimer hastalığı tanısına yardımcı olan ilk kan testini onaylamıştır. Bu test, kanda beyindeki Alzheimer proteinlerini yüksek doğrulukla tespit edebilmektedir. Erken tanı ve hastalığın biyolojik özelliklerinin daha erken dönemde ortaya konulabilmesi, uygun hastalarda tedavi seçeneklerinin zamanında değerlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Özellikle biyobelirteçler ve hastalık seyrini yavaşlatmaya yönelik yeni tedaviler de, Alzheimer ile mücadelede umut veren gelişmeler arasında yer almaktadır" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.