Avrupa Birliği ile rapor krizi
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporu kabul edildi. Raporda Türkiye eleştirildi ve mevcut durumda Avrupa Birliği üyelik müzakerelerinin yeniden başlama şansının olmadığı vurgulandı. Rapora tepki gösteren Dışişleri Bakanlığı ise “AP’nin önyargılı ve gerçeklikten kopuk değerlendirmelerde bulunmasını kabul etmiyor ve reddediyoruz” açıklaması yaptı





622 parlamenterin oy kullandığı oturumda 448 'Evet', 67 'Hayır' ve 107 'Çekimser' oyla kabul edilen rapor son yıllardaki tüm raporlar gibi Türkiye'ye oldukça sert ifadeler ve eleştiriler içeriyor.
İşte rapordan notlar,
"Türkiye'de demokrasi, hukuk devleti ve temel hak ve özgürlüklere saygı alanlarında elle tutulur ilerleme kaydedilmedi. Bu olmadan da Avrupa Birliği üyelik müzakerelerinin yeniden başlama şansı yok.
Gereken reformlar konusunda siyasi irade yok.
Türkiye'deki mevcut ekonomik durum 'kaygı verici.'
Cumhurbaşkanlığı, bağımsız olması gereken Merkez Bankası ve Türkiye İstatistik Kurumu gibi kurumlara müdahale ediyor. Bu kurumların bağımsızlığı AB üyeliği için vazgeçilmez.
Hukuksal güvenliğin olmaması yabancı yatırımları ciddi biçimde tehlikeye sokabiliyor.
Üyelik müzakereleri resmen askıya alınmalı.
Türkiye hükümeti, Osman Kavala davasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına açıkça meydan okuyarak, AB üyelik sürecini yeniden başlatma emellerini kasten imha etti.
Türkiye ve AB, üyelik sürecine paralel olarak, üst düzey diyalog ve modernleştirilmiş bir anlaşma vasıtasıyla, 'demokrasi, hukuk devleti ve temel hak ve özgürlüklere saygı koşullu, yeni, dengeli ve mütekabiliyet ilkesine dayalı ortaklık' arayışına girmeli.
'Ekonomik ve stratejik planda önemli ortak' Türkiye ticaret, göç, kamu sağlığı, iklim, ekolojik dönüşüm, güvenlik ve terörle mücadele gibi müşterek çıkar alanlarında 'önemli bir komşu.'
Ankara, aday ülkeler arasında AB'nin dış ve güvenlik politikasına 'en uzak ülke.'
Türkiye ve AB'nin Kafkasya, Suriye, Irak ve Libya politikaları çelişiyor. Raporda Ankara'nın Suriye ve Irak topraklarındaki askeri operasyonları kınanıyor.
Ukrayna'ya desteği için Ankara'ya teşekkür edilirken Rus yöneticiler ve Rus oligarkları hedef alan yaptırımlarla ilgili tutumunu gözden geçirmesi ve Rus sermaye ve yatırımları için 'sığınak olmayı bırakması' isteniyor.
Raporda Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti'yle 'tam dayanışma' mesajı verilirken, Ankara'ya da 'Kıbrıs'ta iki devletli çözüm önerisinden vazgeç' mesajı veriliyor.
AB, Ankara'yı bir kez daha 'Ermeni soykırımını tanımaya' çağırırken, Erivan ile Ankara arasındaki son zamanlarda yürütülen diyaloğun olumlu görüldüğü de belirtiliyor.
Göç ve sığınmacılar konusunda işbirliği devam etmeli. Bu alanda Mart 2016'da imzalanan siyasi deklarasyona iki tarafın da saygı duyması lazım. Türkiye'ye yönelik göç baskısı anlaşılır fakat Türk hükümeti göçmenleri 'siyasi malzeme' olarak kullanmamalı.
Ankara, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve Diyanet aracılığıyla AB'deki Türk diasporasını kontrol etmek istiyor.
Türkiye'nin 'Afrika, Balkanlar, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika'da AB karşıtı dezenformasyon yaydığı şüpheleri üzerine AB Dış İlişkiler Dairesi Stratejik İletişim biriminden konuyla ilgili dosya hazırlayarak AP'ye sunması' talep edildi."
Dışişleri'nden AP'ye tepki
AP'nin Türkiye'ye sert eleştirilerle dolu raporuna Dışişleri Bakanlığı karşı açıklamayla cevap verdi.
Bakanlık açıklaması şöyle,
"Avrupa Parlamentosu'nun (AP) tavsiye kararı niteliğinde olan 2021 Yılı Türkiye Raporu, 7 Haziran 2022 tarihinde AP Genel Kurulu'nda kabul edilmiştir.
Ülkemiz ve AB arasındaki ilişkilerin karşılıklı çabalarla güçlendirilmesi ihtiyacı ortadayken, AP'nin sığ ve vizyonsuz bir yaklaşımla bu ihtiyacı görmezden gelerek, raporda önyargılı ve gerçeklikten kopuk değerlendirmelerde bulunmasını kabul etmiyor ve reddediyoruz.
AP'den öncelikli beklentimiz, dar görüşlü çevrelerin gündemine alet olmaması ve katılım müzakere sürecinin canlandırılması için AB kurumlarına yönelik teşvik edici bir tutum sergilemesidir. Maalesef AP bugüne kadar bunun tam tersi bir tutum takınmıştır. Terör örgütü üyelerinin AP içerisinde yuvalanmalarına ve terör propagandası yapmalarına dahi müsamaha gösteren AP'nin bu tutumu aslında şaşırtıcı da değildir. AP böylece Türk kamuoyu nezdinde hem inandırıcılığını hem de güvenirliğini yitirmiştir.
Bu nedenle, raporda yer alan ülkemize dair demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına ilişkin iddialar ile Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konularında bir iki AB üyesinin dar görüşlü çıkar sağlama çabalarını yansıtan temelsiz görüşlerin bizim için hiçbir hükmü bulunmamaktadır.
Bizim AB'den beklentimiz, öncelikle tüm AB kurumlarının Türkiye'ye yönelik yükümlülüklerini yerine getirmesi, bu çerçevede katılım sürecinin canlandırılması, Vize Serbestisi Diyaloğu'nun hızlandırılması, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi müzakerelerinin başlatılması, terörle mücadelede işbirliğinin artırılması, göç işbirliği kapsamında özellikle Gönüllü İnsani Geri Kabul Planı'nın hayata geçirilmesidir.
Bu konularda atılacak adımları teşvik etmek yerine, Türkiye'yi sığ bir bakış açısıyla değerlendiren bu rapor AP'nin gerçeklerden kopuk, ideolojik ve yanlı tutumunun yeni bir örneğini teşkil etmekte ve sadece AP'nin itibarını zedelemektedir."



















































































