En başta şunu hatırlatayım, 'Su uyur, düşman uyumaz'. ABD'ye, İsrail'e, AB'ye güvenen hep kaybetmiştir, kaybedecektir. Son ateşkes kararına da ben böyle bakıyorum.
Bakın! ABD ve İsrail 23 senedir İslam coğrafyasında kan akıtıyor ve bu kanı planlı bir şekilde akıtıyor. Adına da BOP, demiştiler. Son halkaya da İran ve Türkiye'yi koymuştular.
Yüz yıllık, 50 yıllık planlar yapanların İran'a saldırdıklarında, İran'ın Hürmüz Boğazını kapatacağı ve dünyanın ekonomik bir krizle karşı karşıya kalacağını ve sebep olarak da kendilerinin gösterileceğini hesaplamamaları mümkün değildir.
Buradaki kritik soru şu:
ABD ve İsrail bu savaş ile aynen Saddam'ın 1991 Kuveyt işgaline sessiz kalıp, akabinde Irak'ın tüm altyapısını çökertip, Iraklıları yönetimle karşı karşıya getirip ve ülkeyi işgale hazır hale getirdikleri gibi İran'ı da aynı akıbete uğratmak mı istiyorlar?
Kim kazandı?
Devletiyle, milletiyle emperyalizme karşı bir bilek bir yürek olan İran kazandı. Lübnan'da Hizbullah, Yemen'de Husi'ler kazandı.
İran'ın zaferi, Gazze'ye ve bütün sömürge ülkelerine umut oldu.
'Ancak müminler kardeştir' ayeti gereği İran'a, el ile dil ile kalp ile destek olanlar kazandı.
Çin ve Rusya kazandı.
ABD kaybetti. İsrail kaybetti.
Emperyalistlerden medet umanlar kaybetti.
ABD'yi, put edinenler kaybetti.
12 günlük savaşta Akşam gazetesi yazarı Turgay Güler köşesinde: 'İran darmadağın oldu. İsrail koca ülkeyi yerle bir etti. On yıllardır İsrail'e parmak sallayan, tehdit eden İran şimdi 'İsrail durursa biz de dururuz' diyor…' yazmıştı.
ABD-İsrail'in saldırıya başladığı günlerde ise Ahmet Hakan: 'Lafı hiç eğip bükmeye, dolandırmaya gerek yok. Açık konuşalım; İran'ın bundan böyle toparlaması mümkün görünmüyor…
Çapın yetmiyorsa süper güçlere kafa tutmayacaksın abi. Çapına göre hareket edeceksin. Azıcık rasyonel olacaksın' diyordu.
Bu savaş üzerinden İran'a 'Şiilik' ülkemize ise 'laiklik' üzerinden saldıran akit taifesi kaybetti.
Hele Halil Konakçı, Yusuf Kaplan, kendini Nakşi hocası, şeyhi olarak tanıtıp kürsülerden Müslümanları birbirine düşman etmeye çalışan ajanlar, misyonerler kaybetti.
Emperyalistler 20. Yüz yılda Çanakkale'yi 21. Yüz yılda Hürmüz Boğazını geçemedi
Ama aynı emperyalistler masa başı oyunları, mezhepsel tetikçiler ve ırkçı vaatlerle Çanakkale'yi geçip İstanbul'u işgal ettiler. Padişaha, 'Düşman dediklerimiz hakkında fetva çıkar, halkını, İslam ile sakinleştirip, dediklerimizi onayla ömür boyu o koltukta otur' diyerek, tam Anadolu'yu pay ediyorlardı ki, Mustafa Kemal, Türk Milletini ayağı kaldırdı ve emperyalistleri tarihi hezimete uğrattı.
Tabi Türk Milletinin bu ayağı kalkışı, zafere yürüyüşü çok büyük bedellere mal oldu. Dahası ise bu büyük zaferi ve bağımsızlığı koruyabilmekti.
Atatürk: "Siyasî, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa kazanılacak başarılar yaşayamaz ve sürekli olamaz' hakikatini dile getirerek yapılması gerekenleri yapmıştır.
Bugün İran'ın yapması gerekende budur. İran yönetimi, ABD-İsrail'e karşı bir birlik bir yürek olan halkının bu birlikteliğini devam ettirebilmek için her türlü sosyal reformları hayata geçirmelidir.
Bunun ilk adımı ekonomidir. Yani hem devletini hem de insanını ekonomik olarak kalkındırmaktır.
Dünyada petrol ve doğalgazda ilk beşte olan bir ülkenin bunu gerçekleştirmesi hiçte zor değildir.
Bunu gerçekleştirmenin anahtarı da milli paralarla ticarettir ki, Hürmüz Boğazı'ndan 'Yuan' ile petrol alanlar geçebilir, kararı bunun ispatıdır.
Şangay ve BİRİCS üyesi olan İran eğer 'Riyal' ile ticaret kararı alırsa bu zaferini taçlandırmış olur.
Diğer taraftan gerek içerde gerek dışarıda mezhepsel ve ırksal ayrımcılığa müsaade etmeyen bir siyasi yaklaşım ortaya koymalı, iman ve amelde dayatıcı değil eğitici, öğretici, müjdeleyici icraatlar yapmalıdır.
Başta Türkiye olmak üzere bütün komşu ülkelerle her alanda ortak işbirliği çağrısı ve adımları tarihi önem arz edecektir.
Bakın! ABD ve İsrail 23 senedir İslam coğrafyasında kan akıtıyor ve bu kanı planlı bir şekilde akıtıyor. Adına da BOP, demiştiler. Son halkaya da İran ve Türkiye'yi koymuştular.
Yüz yıllık, 50 yıllık planlar yapanların İran'a saldırdıklarında, İran'ın Hürmüz Boğazını kapatacağı ve dünyanın ekonomik bir krizle karşı karşıya kalacağını ve sebep olarak da kendilerinin gösterileceğini hesaplamamaları mümkün değildir.
Buradaki kritik soru şu:
ABD ve İsrail bu savaş ile aynen Saddam'ın 1991 Kuveyt işgaline sessiz kalıp, akabinde Irak'ın tüm altyapısını çökertip, Iraklıları yönetimle karşı karşıya getirip ve ülkeyi işgale hazır hale getirdikleri gibi İran'ı da aynı akıbete uğratmak mı istiyorlar?
Kim kazandı?
Devletiyle, milletiyle emperyalizme karşı bir bilek bir yürek olan İran kazandı. Lübnan'da Hizbullah, Yemen'de Husi'ler kazandı.
İran'ın zaferi, Gazze'ye ve bütün sömürge ülkelerine umut oldu.
'Ancak müminler kardeştir' ayeti gereği İran'a, el ile dil ile kalp ile destek olanlar kazandı.
Çin ve Rusya kazandı.
ABD kaybetti. İsrail kaybetti.
Emperyalistlerden medet umanlar kaybetti.
ABD'yi, put edinenler kaybetti.
12 günlük savaşta Akşam gazetesi yazarı Turgay Güler köşesinde: 'İran darmadağın oldu. İsrail koca ülkeyi yerle bir etti. On yıllardır İsrail'e parmak sallayan, tehdit eden İran şimdi 'İsrail durursa biz de dururuz' diyor…' yazmıştı.
ABD-İsrail'in saldırıya başladığı günlerde ise Ahmet Hakan: 'Lafı hiç eğip bükmeye, dolandırmaya gerek yok. Açık konuşalım; İran'ın bundan böyle toparlaması mümkün görünmüyor…
Çapın yetmiyorsa süper güçlere kafa tutmayacaksın abi. Çapına göre hareket edeceksin. Azıcık rasyonel olacaksın' diyordu.
Bu savaş üzerinden İran'a 'Şiilik' ülkemize ise 'laiklik' üzerinden saldıran akit taifesi kaybetti.
Hele Halil Konakçı, Yusuf Kaplan, kendini Nakşi hocası, şeyhi olarak tanıtıp kürsülerden Müslümanları birbirine düşman etmeye çalışan ajanlar, misyonerler kaybetti.
Emperyalistler 20. Yüz yılda Çanakkale'yi 21. Yüz yılda Hürmüz Boğazını geçemedi
Ama aynı emperyalistler masa başı oyunları, mezhepsel tetikçiler ve ırkçı vaatlerle Çanakkale'yi geçip İstanbul'u işgal ettiler. Padişaha, 'Düşman dediklerimiz hakkında fetva çıkar, halkını, İslam ile sakinleştirip, dediklerimizi onayla ömür boyu o koltukta otur' diyerek, tam Anadolu'yu pay ediyorlardı ki, Mustafa Kemal, Türk Milletini ayağı kaldırdı ve emperyalistleri tarihi hezimete uğrattı.
Tabi Türk Milletinin bu ayağı kalkışı, zafere yürüyüşü çok büyük bedellere mal oldu. Dahası ise bu büyük zaferi ve bağımsızlığı koruyabilmekti.
Atatürk: "Siyasî, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa kazanılacak başarılar yaşayamaz ve sürekli olamaz' hakikatini dile getirerek yapılması gerekenleri yapmıştır.
Bugün İran'ın yapması gerekende budur. İran yönetimi, ABD-İsrail'e karşı bir birlik bir yürek olan halkının bu birlikteliğini devam ettirebilmek için her türlü sosyal reformları hayata geçirmelidir.
Bunun ilk adımı ekonomidir. Yani hem devletini hem de insanını ekonomik olarak kalkındırmaktır.
Dünyada petrol ve doğalgazda ilk beşte olan bir ülkenin bunu gerçekleştirmesi hiçte zor değildir.
Bunu gerçekleştirmenin anahtarı da milli paralarla ticarettir ki, Hürmüz Boğazı'ndan 'Yuan' ile petrol alanlar geçebilir, kararı bunun ispatıdır.
Şangay ve BİRİCS üyesi olan İran eğer 'Riyal' ile ticaret kararı alırsa bu zaferini taçlandırmış olur.
Diğer taraftan gerek içerde gerek dışarıda mezhepsel ve ırksal ayrımcılığa müsaade etmeyen bir siyasi yaklaşım ortaya koymalı, iman ve amelde dayatıcı değil eğitici, öğretici, müjdeleyici icraatlar yapmalıdır.
Başta Türkiye olmak üzere bütün komşu ülkelerle her alanda ortak işbirliği çağrısı ve adımları tarihi önem arz edecektir.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Bizim yapmamız gerekeni onlar yaptı / 10.04.2026
- İran kazandı ama ‘su uyur, düşman uyumaz’ / 09.04.2026
- Zelenskiy’e yeni görev mi verildi? / 08.04.2026
- Trump, ‘Papaz’ generali de görevden aldı / 07.04.2026
- Yargı, siyasallaştı mı paralelleşti mi? / 06.04.2026
- PKK ile müzakere ve uyuşturucu ile mücadele! / 05.04.2026
- Türkiye'de ne var ne yok, diye soracak olursanız! / 03.04.2026
- Bu savaşın öğrettikleri / 02.04.2026
- Hey hey, Başkan, bugün kaç çocuk öldürdün? / 01.04.2026
- Mazlumun olduğu yerde tarafsızlık, zalime ortaklıktır / 31.03.2026
- İran kazandı ama ‘su uyur, düşman uyumaz’ / 09.04.2026
- Zelenskiy’e yeni görev mi verildi? / 08.04.2026
- Trump, ‘Papaz’ generali de görevden aldı / 07.04.2026
- Yargı, siyasallaştı mı paralelleşti mi? / 06.04.2026
- PKK ile müzakere ve uyuşturucu ile mücadele! / 05.04.2026
- Türkiye'de ne var ne yok, diye soracak olursanız! / 03.04.2026
- Bu savaşın öğrettikleri / 02.04.2026
- Hey hey, Başkan, bugün kaç çocuk öldürdün? / 01.04.2026
- Mazlumun olduğu yerde tarafsızlık, zalime ortaklıktır / 31.03.2026

























































