logo
28 EYLÜL 2026

Bahçeli: 'Maduro'ya yapılanları lanetliyorum'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Seçimle göreve gelmiş, egemen eşitliği uluslararası camiada hukuken tescillenmiş Venezuela'nın Devlet Başkanı Maduro'ya karşı yapılan gayrimeşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum" dedi

 

06.01.2026 12:39:00 / Güncelleme: 06.01.2026 13:47:00
Anadolu Ajansı
 
Bahçeli: 'Maduro'ya yapılanları lanetliyorum'
Bahçeli: 'Maduro'ya yapılanları lanetliyorum'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, yeni yılın ilk grup toplantısını yaptıklarını anımsatarak, Türk milletinin, Türk-İslam aleminin ve tüm insanlığın yeni miladi yılını kutladı.

21. yüzyılın ikinci çeyreğini Türkiye'nin ve Türk milletinin lehine çevirmenin mümkün olduğunu belirten Bahçeli, "21. yüzyılın ikinci çeyreği bizi 2053'e, yani İstanbul'un fethinin 600. yıl dönümüne götürecektir. Bu tarihteki ulaşılabilir stratejik hedefimiz bugün atacağımız güçlü temellerle süper güç Türkiye'yi inşa etmek olmalıdır. Ayakları yere basan, analitik ve gerçekçi bir fikrin tezekkürüyle diyebilirim ki, yeni yüzyıl süper güçle taçlanmış bir Türkiye'ye gebedir." diye konuştu.

Türkiye'nin başaramayacağı, yapamayacağı bir şeyin olmadığının altını çizen Bahçeli, "süper güç Türkiye'nin engellenmesi" diye bir şeyin de söz konusu olamayacağına dikkati çekti.

Melih Cevdet Anday'ın "Telgrafhane" isimli şiirini okuyan Bahçeli, uyumayacaklarını, uyuyup rehavete kapılmalarını bekleyenlere fırsat vermeyeceklerini söyledi.

Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Uyuşuk kalmayacağız, punduna getirip tuzağa düşmemizi planlayıp zaaf anımızı, zayıf hatlarımızı ve yumuşak karnımızı kollayanlara dipdiri duruş göstereceğiz ve boyun eğmeyeceğiz. Cırcır böceği gibi ötenler, kelebeğin ömrüne özenenler, daha ötesi sürünerek yaşamayı meslek edinenler, köfteden kahramanlık taslayıp yağmadan pay kapma hesabında olan akıl ve zeka özürlüsü gafil ve garabet yuvaları, huzur ve kardeşlik muhalifi serseri tabiatlılar, size sesleniyorum, sizler uyumaya devam edebilirsiniz ama biz asla uyumayacağız, devamlı uyanık ve zinde kalacağız çünkü tehdit büyük, yaygın, yoğun ve küreseldir."

Devlet Bahçeli, 24 Ekim 2025 tarihinde başlattıkları "Hayırlı Günler Komşum Ziyaretleri" ve "Derdin Derdimizdir Sohbet Toplantıları" kapsamında bugüne kadar 81 il 963 ilçede, 49 bin 725 program yapıldığını belirterek, partililerine çalışmalarından dolayı teşekkür etti.

Bahçeli, "Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı, solan yüzleri canlandıran, kalplere yuvalanmış hüzünleri her cephede kovan ve dağıtan, nasırlı, çilenin izleriyle bezenen kahırlı elleri şefkat ve sevgiyle tutan, göz pınarlarından oluklar halinde inen yaşları sabırla silen, dertlere derman değilse bile ortak olmayı vecibe sayan tam kapsamlı bir inanmışlığın, tavizsiz bir irade bıçkınlığının, tartışmaya kapalı nitelikli dürüstlüğün ve samimiyetin siyasetteki ahlak markasıdır. Bu marka var olacak, Türkiye'nin yeni yüzyıl marka değerini neresi en yüksekse oraya çıkaracaktır." diye konuştu.

"Zorla lider transferi yapılmıştır"

ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini hedef alan askeri müdahalesini anımsatan Bahçeli, "21. yüzyılın ikinci çeyreğinin daha ikinci gününde tarihte belki de hiç tesadüf edilmeyen bir haydutluk, bir korsanlık, bir insan kaldırma, bir insan kaçırma vakası yaşanmıştır." dedi.

Bahçeli, şunları kaydetti:

"Beyaz perdede ya da televizyonlarda izlediğimiz Karayip Korsanları filmi resmen ve alenen tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşmiş, film seti Venezuela'nın başkenti Caracas'ta kurulmuştur. Seçimle göreve gelmiş, egemen eşitliği uluslararası camiada hukuken tescillenmiş Venezuela'nın Devlet Başkanı Maduro'ya karşı yapılan gayrimeşru ve hukuk dışı saldırıyı nefretle, şiddetle ve her yönüyle sadece kınamıyor, hepten lanetliyorum. Bu ayıp, bu ahlaki yıkım, bu zalimlik, bu hukuk tanımazlık, bu insan hakları karşıtlığı, bu kabalık, bu skandal eylem, bu mütehakkim zorbalık hiç kimseye hak, hiçbir ülkenin de imtiyazı değildir. Maduro'nun hataları, yanlışları ve kanunsuz iş ve işlemleri varsa bile, bunun silahlı ve zora dayalı tecziyesi bir başka ülkenin yetki sahası içinde ele alınamaz. Muhatap Venezuela halkıdır, sorumluluk Venezuela halkınındır, seçimle gelenin seçimle gitmesi, suç işleyenin, suçu olanın kendi ülkesindeki mahkemeler önünde hesap vermesi bir demokrasi ve hukuk normudur. En azından genel geçer kabul ve kuralın meşruiyet temeli bu olmalıdır."

Venezuela örneğinin ne ilk ne de son olacağını ifade eden Devlet Bahçeli, bir devlet başkanının ülkesinin başkentinde, istihbarat sızmasıyla başlayan kombine bir saldırı planlamasıyla, gece yarısı yatağından eşiyle birlikte güç kullanılarak sürüklene sürüklene alınmasının ilk kez vuku bulduğunu, bunun sineye çekilecek bir durum olmadığını söyledi.

Bahçeli, "Dijital çağın yeni sürüm eşkıyalık taktiğiyle insan kaçırılmış, uluslararası literatürdeki tarifiyle, zorla lider transferi yapılmıştır. Tarihte barbar kavimler Roma'yı nasıl istila etmişse, aynısı 2 Ocak'ı 3 Ocak'a bağlayan gece yarısı Caracas'ta sahnelenmiştir." dedi.

Venezuela'daki askeri müdahalenin Türkiye'de yaşanan 15 Temmuz ihanetiyle benzerliğine dikkati çeken Bahçeli, "3 Ocak 2026 tarihinin akşam saatlerinde bir televizyon kanalına gönderdiğim mesajda vurguladığım üzere, ABD'nin Venezuela'da yapmış olduğu askeri müdahale ile Devlet Başkanı Maduro'yu iktidardan haksız ve hukuksuz şekilde uzaklaştırma girişimi bilinen ve tanıdık bir komplodur. Türkiye'de 15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ eliyle gerçekleştirilen kalkışmada Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan Marmaris'te bulunurken, doğrudan kendisine yönelik sergilenen aşağılık girişimdeki yöntemle, bugün Maduro'yu hedef alan yöntem birbirinin aynısıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"15 Temmuz'da, casus ve Haşhaşi örgütü maşa olarak kullanarak üzerimize salan ABD, Venezuela'da bunun yerine doğrudan müdahale etmiştir. Türk milletinin ayağa kalkan iradesine ve kahramanca mücadelesine çarpıp yerle yeksan olan FETÖ ihanetiyle Venezuela'daki gece yarısı darbesi aynı tornanın mamulü, aynı projenin mahsulüdür. Tek fark, birisi uyumamış ve direnmiş, diğeri uyumuş ve teslim olmuştur. Biliyoruz ki, su uyusa da düşman uyumayacaktır, şayet uyursak, uyuklarsak, uyuşursak unutmayınız ki izmihlal kaçınılmazdır. Venezuela meselesi dünyanın üzerine eski bir harabe gibi çökmüş, depremden sonra yıkılan çok katlı binalar gibi yıkılmıştır. Bunun altından nasıl kalkılacağı, 3'üncüsünün çatısı örülen dünya savaşının tutuşturulmak istenen kıvılcımının önüne nasıl geçileceği muammanın daniskasına dönüşmüştür."

"Trump'ın akli ve ahlaki melekeleri buharlaştı"

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, ABD Başkanı Donald Trump'ın yeni hedeflerinin Meksika, Kolombiya, Panama, Küba, Kanada ve Grönland olduğunu hatırlattı.
 
Konunun narkoterör ya da otoriterleşen yöneticiler olmadığını belirten Bahçeli, "Bunun çok daha derininde, ötesinde hakimiyet ve paylaşım şiddetindeki basınç yüksekliğinin muhtelif coğrafyalarda öbek öbek patlamaya geçme halidir." diye konuştu.
 
Trump'ın "sağduyusunun, akli ve ahlaki melekelerinin buharlaştığını" ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:
 
"ABD Başkanı'nın 'Venezuela'yı biz yöneteceğiz' demesi, enerji kaynaklarına çökme mesajı yenilenmiş sömürgeciliğin, yeni baştan kurgulanan emperyalist yayılmacılığın dekoratif karanlık yüzünü deşifre etmiştir. ABD'nin asıl hedefi enerji akışının kontrolü, altın başta olmak üzere değerli maden ve mineral ticaretine hükmetme, açılan siyasi, askeri ve ekonomik cephelerle bir ülkenin neyi var neyi yoksa aşırma ve el koymadır. Esasen tüm dünya yakın tehdit markajındadır. Ağır aksak işleyen, yaralı bereli olsa bile canlılık emaresi gösteren, küresel blokların sertleşerek sivrilmesine rağmen diyalog ve diplomasi kanallarının açık tutulmasını sağlayan kurallara dayalı uluslararası düzen mekaniği artık tıkanmış ve ölümcül bir tırpan yemiştir."
 
Venezuela örneğinin, iç cephenin hayatiyeti ve müessiriyeti hakkında ibretlik ipuçları verdiğine dikkati çeken Bahçeli, "Direk teslimiyet olmadan, devlet ricalinde, askeri ve güvenlik bürokrasisinde, siyasi ve stratejik makamlarda devşirilmiş insanlar bulunmadan, bir ülkenin devlet başkanını eşiyle birlikte gece yarısı yatağından almak hiç kimsenin, hiçbir muhasım gücün yapabileceği bir şey değildir. Şimdi anlaşıldı mı, iç cephemizi tahkim etmedeki samimi gayret ve gayemiz' Şimdi anlaşıldı mı, 'Terörsüz Türkiye' hedefindeki ısrar ve irademiz' Şimdi anlaşıldı mı milli birlik, kardeşlik ve dayanışma azmimizi savunmadaki tavizsiz karar ve kararlılığımız' Şimdi anlaşıldı mı Türk'ü sevmeyen Kürt, Kürt'ü sevmeyen de Türk olmaz söz ve beyanımızdaki sahicilik ve sağlamlık'" sorusunu yöneltti.
 
Sözleri salondaki milletvekilleri tarafından ayakta alkışlanan Bahçeli, dünyanın çok cepheli, aktörlü, bilinmeyenli ve tehlikeli bir krizde olduğunu belirtti.
 
Birleşmiş Milletlerin inandırıcılık kalitesini, ikna kabiliyetini ve bağlayıcı karakterini kaybettiğine işaret eden Bahçeli, "Dünya üzerinde devlet başkanı dokunulmazlığı tartışmaya açılmıştır. Sandıkla gelmek, sandıkla gitmek, demokrasi ezberlerinin ardına saklanmak sadece mevzi mücadelelerinin aparatına dönüşmüş, bunun da ötesinde göz boyayan, rejim ve sistemleri bir noktada ıslah ve terbiye etmek için tertip edilen orta oyunu hüviyetine bürünmüştür." ifadesini kullandı.
 
Birinci ve İkinci Dünya Savaşları öncesinde biriken ve derinlere sirayet eden yüksek basıncın aynısının, hatta daha fazlasının şu an küresel arenada tedavülde olduğunu dile getiren Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Venezuela'ya yapılan hukuk ve meşruiyet dışı darbenin türev sonuçları mutlaka olacak ve doğacaktır. Vekalet savaşlarından doğrudan güç kullanma dönemine geçilmiştir. İran diken üstündedir, sokaklar kaynamaktadır, halk gergin, her ihtimal gündemdedir. Tayvan gerilimi artarak devam etmektedir, muhtemel çatışma, hatta savaşın karşılıklı yığınakları süratle yapılmaktadır. Gazze'de süregelen soykırım, Somali, Yemen, Sudan, Etiyopya ve Kızıldeniz'i içine alan, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'ni kamplaştıran egemenlik arayışları, Rusya ile Ukrayna arasında beşinci yılına giren savaş hali, barış, huzur ve güvenlik arayışlarının duvara tosladığının en kısa göstergesinden başka bir şey değildir. Maduro'yu suçlayan ABD yönetiminin, Uluslararası Ceza Mahkemesinin hakkında yakalama kararı verdiği soykırımcı Netanyahu'nun sırtını sıvazlayıp pamuklara sarması utanç duyulacak bir ikiyüzlülük değil midir' Bu durum ahlaken ve hukuken çürüyen uluslararası sistemin irileşmiş bir safrası olarak değerlendirilmeyecek midir' Emperyalizm kudurma aşamasına kan içe içe geçmiştir. İştahları kabartan petrol her zillet ve rezaleti mubah hale getirmiştir. Tam bir teşhis ve tespit maharetiyle açıklarsak, kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir. Şunu açık yüreklilikle ifade etmeliyim ki at hırsızlığıyla enerji ve değerli mineral hırsızlığı arasında içerik olarak hiçbir ayrım ve farklılık yoktur."
 
"Maduro ülkesine iade edilmelidir"
 
ABD Kongresinin acilen devreye girmesi, Trump yönetiminin anayasaya ve uluslararası hukuka aykırı siyasi ve askeri tasarruflarını sona erdirecek kararları hızla ve sırasıyla alması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Maduro ülkesine iade edilmelidir. Venezuela'nın kaderi bu ülkenin halkı tarafından tayin edilmelidir. 'Önce Amerika' sloganı atarak tüm ülkelere parmak sallayan nevzuhur kovboylara, önce insanlık, önce hukuk, önce yaşanabilir ve huzurlu bir dünyanın mesajı verilmelidir. Latin Amerika veya Güney Amerika'dan doğacak istikrarsızlık ve iç bölünme dalgalarının diğer coğrafyalarla eklemlenip genişlemesi çok vahim gelişmeleri tetikleyecektir. Hür dünya ABD dayatmasına karşı ayağa kalkmalıdır." görüşünü paylaştı.
 
Demokrasi ve hukukun şerefine tüm insanlığın sahip çıkması gerektiğini kaydeden Bahçeli, aksi halde bugünün suskunluğu ve ürkekliğinin gelecekteki korkunç hadiselerin kaldıracı olacağını söyledi.
 
"ABD'nin Venezuela darbesi bir zafer, harika bir iş, çok parlak bir müdahale falan değil, yavaş yavaş inişe geçen, çakılması mukadder olan bir devletin yıkımdan önceki son istasyonudur" diyen Bahçeli, bu dünyanın kimseye kalmayacağını, hiçbir ülkenin pervasızlıklarına mahkum edilemeyeceğini bildirdi.
 
Devlet Bahçeli, bölgesel ve küresel manzaranın bozulan atmosferine karşı "Terörsüz Türkiye" çalışmalarının sabırla devam ettirildiğini belirterek, "Allah'ın izniyle hedefimize vasıl olacağız." sözlerini sarf etti.
 
Türkiye'nin büyük bir kucaklaşma ve kaynaşmayla, çevresinde kazılan nifak çukurlarına düşmeyeceğini vurgulayan Bahçeli, "Tökezlememizi ümit edenleri yine hayal kırıklığına uğratacağız. Suriye'de geciken ve ertelenen entegrasyon sürecinin bir an evvel gerçekleşmesi, 27 Şubat İmralı çağrısına müzahir gelişmelerin ortaya çıkması lazımdır. SDG/YPG'nin müzakere edilemez talepleri gündeme taşıması akıllara evvela uzlaşmadan kaçmak için mazeret ürettiğini getirmektedir. Bu yanlıştır, istikrar ve huzur hedeflerini sekteye uğratmaktadır." dedi.
 
Suriye'de SDG adını kullanan terör örgütü PKK/YPG'nin Suriye'nin kuzeydoğusunda yer altı ve yer üstü kaynaklarının zengin olduğu geniş bir alanda fiili hakimiyet kurduğunu anımsatan Bahçeli, "SDG/YPG'nin İsrail'in dümen suyuna girmesi, bu siyonist alçaklık tarafından Mazlum Abdi'nin PKK'nın kurucu önderliği yerine hazırlanıyor görüntüsü, çözümsüzlüğü ve kaosu sertleştirecektir. Buna da hiç kimsenin hakkı yoktur. Ya mutabakatla ya da zorla Suriye'nin üniter yapısı, siyasi ve toprak bütünlüğü kategorik olarak tesis edilmeli, bilhassa Arap aşiretleri Şam yönetiminin önşartsız yanında durmalıdır. Suriye'de İsrail planları bozulacaktır. Bu siyonist şımarıklığın DEAŞ kartını masaya sürüp Türkiye üzerinde istihbarat operasyonları ve terörist faaliyetler yürütmesinin bedeli de çok ama çok ağır olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
 
İnisiyatif alma çağrısı
 
İsrail'in insanlık vicdanı karşısında ciddi bir meşruiyet kaybı yaşadığına dikkati çeken Bahçeli, "Netanyahu politikalarının ahlaki ve hukuki lekesi esasen bütün Yahudilere tesir etmiştir. Dünya Yahudiliğinin temsilcilerini bu lekeyi temizlemeye, İsrail vahşetini durdurmaya, Gazze halkının insani ihtiyaçlarını karşılamaya, mazlumların dokunulmaz haklarını korumaya, bölgesel düzlemde barış ve istikrarı desteklemeye, bu kapsamda da inisiyatif almaya çağırıyorum." diye konuştu.
 
Zulüm karşısında tarafsız bir alanın olmadığını, sessiz kalmanın suça ortaklık manasına geldiğini belirten Bahçeli, şöyle devam etti:
 
"Dünya Yahudi cemaatini devlet politikaları ile dini kimliği birbirinden net biçimde ayırmaya, Netanyahu yönetiminin soykırım ve yayılmacılık siyasetini kolektif bir iradeyle reddetmeye, uluslararası hukuk ve insani değerler temelinde İsrail üzerinde ahlaki ve vicdani dengeleyici rol oynamaya davet ediyorum. Bu meyanda dünya Yahudiliğini temsil eden çatı kuruluşlar, dini konseyler, akademik platformlar ve sivil toplum kuruluşları eş güdüm halinde bir tutum ve eylem planı hazırlamalıdır. Ayrıca dünya Yahudiliğinin göstereceği ilkeli duruşun yalnızca savunmasız ve masum Filistinlilerin değil, Yahudi inancının, küresel barışın ve insanlığın ortak değer hazinesinin müdafaası bakımından da belirleyici olmasını ümit ediyorum."
 
Kimsenin hesap hatası yapmaması gerektiğini dile getiren Bahçeli, "Yalova'da etkisiz hale getirilen DEAŞ'lı teröristlerin akıbeti herkese ders ve ibret olsun." ifadesini kullandı.
 

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.