HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 18 MAYIS 2021, SALI

Bayrakların gölgesinde...

16.06.2001 00:00:00
Hayırdır inşaallah bugünlerde çok güzel rüyalar görüyorum. Uzun zamandır doğru dürüst rüya görmemiş benim için bu çok önemli. Önemli, çünkü, rüyalarıma yansıyanlar; güzel milletimin vefakâr insanlarının uykularını kaçıran, rüyalarını kâbusa çeviren kara bulutları dağıtan işaretleri ihtiva ediyor. Sakın "Rüyalarla amel edilmez. Zaten kurtuluşumuz rüyalara kaldıysa vay halimize" gibi bir düşünce gelmesin aklınıza. Çünkü bu rüyaları yalnız ben görmüyorum. Pekçok arkadaşımın gördükleri benimkilerden farklı değil, hatta tıpa tıp aynı.

Gelelim rüyalarda neler gördüğüme. Bayrak görüyorum efendim; hem de yüzbinlerce, milyonlarca bayrak. Ellerinde bayraklarla yollara dökülmüş milyonlarca insan görüyorum. Ve o bahtiyar insanların arasına karışma onuruna erişmiş bendenizi görüyorum. Elimde koskoca bir bayrak, büyük bir heyecanla sallıyorum gökyüzüne doğru, bulutlara değdirmeye çalışıyorum onu, bazan da bunu başarıyorum.

Bayraktan kastımız tabii ki ay-yıldızlı Türk bayrağıdır. Biz bayrak deyince bunu anlar, bunu biliriz. Biliriz ki; onun rengi, bu vatan toprağına bir çiçek misali düşmüş şehitlerimizin kanıdır. Hilali birliğin sembolüdür. Yıldızı ise insanların en güzeli Kainatın Efendisini sembolize eder. Bu yüzdendir bayrağa sevdamız, bu yüzden bayrağa aşık şairlerimiz vardır ve bunun için bayrak denince yalnız onu hatırlar, onu bilir ve onu tanırız.

Peki ne oldu da rüyalarımız ay-yıldızlı bayrağımızla süslenir oldu?

Cevabı çok basit:

Bir vatan evladı çıktı dedi ki: "Bu vatan bizimdir bizim kalacak".

Yine dedi ki: "Bağımsızlık bu milletin karakteridir. Ona zincir vuramaz, yabancıların boyunduruğuna sokamazsınız".

Yine dedi ki: "Hayatta olduğum sürece bu vatanın topraklarında yabancı çizmesi dolaşamaz. Eğer gerekirse canımı seve seve veririm. Dedem Sarıkamış'ta şehit düşmüş. Ben de şehit olarak bu vatanın topraklarına karışırım".

Ve yine dedi ki: "Hiçbir gölge ay-yıldızlı bayrağın gölgesi gibi emniyetli olamaz. Gelin onun altında birlik olalım".

Dedi ki: "Bu aziz vatan şehit kanıyla sulanmıştır. O, canımızdan da mukaddestir. Şimdi onu, yüzyıllardır hesap içerisinde olanlara peşkeş çekmeye kalkışıyorlar. İzin verecek misiniz?"

Ve dedi ki: "Leyla gibi Mecnun gibi birbirimize sevdalı olalım. Birbirimizde ifna olalım. Bu bayrak benim kolumla ayağa kalkacak; benim kolum sizin kolunuz, sizin kolunuz benim kolumdur. Yürüyüşümüz devam edecektir. Çünkü bu vatan bizimdir bizim kalacak..."

Bu ifadelerin sahibini artık herkes tanıyor, biliyor. Prof. Dr. Haydar Baş'tan bahsediyoruz.

Kendisi öyle bir sevdaya saldı ki bizleri; şöyle bir kendimize geldik. Silkindik; üzerimizdeki ölü toprağını savurduk vatanımıza kem gözle bakanların suratına doğru. Meğer ne kadar da hasretmişiz bu duygulara, ne özlemişiz al bayrağı elimize alıp İstiklal Marşımızı, Gençlik Marşımızı yeri göğü inletircesine okumaya. Kendimizi bulduk, özümüze döndük; tekrar tek yürek, tek bilek olduk.

Fakat haber aldık ki; birileri bu durumdan rahatsız oluyormuş.

Diyorlarmış ki: "Bayrak sallamakla vatan kurtulmaz".

Diyorlarmış ki: "Vatanın bölündüğü falan yok hayal görmeyin, paranoyak olmayın".

Yine diyorlarmış ki: "Bu memleketin sakalı düzgün adama, Kur'an okuyan hafız'a değil, gerçek yöneticilere ihtiyacı var".

Ve yine diyorlarmış ki: "Akşemseddin'lerin meydanlarda ne işi var. Onlar dua etsin yeter".

Ve daha neler diyorlarmış, neler...

Bu sayıklamalara gerekli cevaplar verildi, tekrara hacet yok.

Bizim diyeceğimiz o ki: Gerçek Akşemseddin'ler vatanı için canını seve seve verenlerdir, bu uğurda elde bayrak en önde yola koyulanlardır.

Bir ayağı dışarıda, gözleri ve kulakları dışarıdan gelecek ses ve görüntülere kilitlenmişlerin bir alperen misali canıyla-malıyla elinde ay-yıldızlı bayrakla yollara koyulmuş Prof. Dr. Haydar Baş'ı anlamalarını ve hazmetmelerini tabii ki beklemiyoruz.

Ve diyoruz ki: Hocam Siz ne büyüksünüz! Öyle bir sembolün gölgesi altına çağırdınız ki bizleri; nasipliler, gerçek vatanseverler bir saniye bile tereddüt etmeden koşuverdiler, "burdayız, biz de varız" dediler.

Diğerleri mi: Onlar da bu emniyetli gölgenin altına girip milletin içinde erimektense, hasedin, kıskançlığın kavurucu sıcaklığında erimeyi tercih ettiler.

Bizi ay-yıldızlı bayrak altında birliğe çağıran Hocam! Allah Size uzun ömürler versin! Versin de ağlayan yüzler gülsün, bağ bahçe gülistan olsun...
 
Okan Egesel / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.