logo
05 MAYIS 2026

Ben neyi savunuyorum?

27.04.2026 00:00:00
Bu ülkede susan çok. Konuşan da var elbette… ama gerçeği söyleyen? İşte orası biraz sessiz. Ben o sessizliğin içinden yazıyorum.

Yazmak benim için bir meslek değil. Daha doğrusu, öyle olsun diye başlamadım. Bazıları kalem tutar, ben susamam. Aradaki fark bu. Ne alkış peşindeyim ne de bir yerlere selam çakma derdinde. Gördüğüm neyse, içime dokunan neyse, onu yazıyorum. Birileri rahatsız oluyorsa, mesele benim cümlelerim değildir; o cümlelerin taşıdığı gerçektir.

Adaleti savunduğumu söylüyorum, evet.

Ama öyle kürsülerde dağıtılan, dosyaların arasında kaybolan bir şeyden bahsetmiyorum. Sokakta eksilen bir şey bu… Pazarda kaybolan, sofrada küçülen bir şey. Eskiden bir anlamı vardı, şimdi sadece adı kaldı sanki. Büyükler büyürken küçüğün ezilmesine "düzen" diyenlere içim razı gelmiyor. Çünkü denge bozuldu mu, adı ne olursa olsun, orada adalet yoktur.

Ben küçük insanı savunuyorum.

Adı bilinmeyeni… sesi duyulmayanı… Ekranlara çıkmayanı. Esnafı mesela. İşçiyi. Dar gelirliyi. Sabah kepenk açarken borcunu düşüneni, akşam eve dönerken "bugün ne götüreceğim" diye kafasını kurcalayanı… Büyük laflar çok bu ülkede ama küçük insanların hayatına bakan pek yok. Oysa hayat tam da orada dönüyor. Çöküş de orada başlıyor, direnç de.

Gerçeğin tarafındayım.

Süslenmiş cümlelerin değil, cilalanmış manşetlerin değil… Rahatsız eden, insanın içini sıkan o çıplak gerçeğin. Çünkü artık yalan, öyle bir anlatılıyor ki, neredeyse doğru gibi kabul ediliyor. Medya dediğin şey de çoğu zaman gerçeği anlatmıyor zaten; nasıl bakmamız gerektiğini söylüyor. Oysa doğru bilgi dediğin şey, sadece bilgi değildir… biraz da vicdan işidir.

Vicdan demişken…

Onu da savunuyorum. Çünkü rakamlar büyürken insanların küçüldüğü bir yerden söz ediyoruz. Kağıt üzerinde her şey iyi görünebilir; grafikler yukarı gidebilir. Ama sokakta durum başka. Ekonomi dediğin şey bazen pazardan eli boş dönen bir annenin yüzüdür. Bazen çocuğunun gözünün içine bakamayan bir babanın sessizliğidir. O yüzden söylüyorum: ekonomi insan içindir, rakamlar için değil.

Medya meselesine gelince…

Orada da bir sıkıntı var. Çünkü medya sadece haber vermez, yön de verir. Ama bugün bakıyorsun, bilgilendirmekten çok kışkırtan bir dil var ortada. Suçu anlatırken neredeyse öğretir gibi anlatan, felaketi verirken büyüten bir dil… Buna itirazım var. Çünkü her söz bir iz bırakır. Ve bazen o iz, başka bir hatanın kapısını aralar.

Ve en başa dönüyorum…

Ben susmamayı savunuyorum.

Çünkü bu ülkede en tehlikeli şey yanlışın kendisi değil; ona alışmak. İnsan her şeye alışıyor çünkü. Haksızlığa da, yoksulluğa da, sessizliğe de… Ben o alışkanlığa karşı yazıyorum.

Büyük laflar etmek gibi bir derdim yok.

Benim derdim daha basit aslında, küçük insanların büyük derdini anlatmak.

Eğer bir gün bu yazdıklarım birilerini rahatsız ediyorsa, bil ki doğru yere değmiştir. Çünkü gerçek, çoğu zaman insanın canını sıkar.
 
Celil Kocataş / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.