logo
23 MAYIS 2026

Bizden İslam’ı, imanı saklamışlar

22.05.2026 00:00:00
Yaşadığımız gerçekler gösteriyor ki, insanımıza ve tüm Müslümanlara İslam değil de birilerinin dizayn ettiği veya anladığı inanç, 'İslam' diye anlatılmış. İslam tarihi de örtbas edilmiş.

Bunun son örneğini İran savaşında gördük. Ülkemizde ve diğer İslam ülkelerinde, 'Sünni' adı ile anılan isimler, İran için 'onlar zaten Şii, onlar Müslüman değil' gibi nice fitnelerle açıkça ABD ve İsrail'e asker oldular.

Şu bir gerçek ki özellikle Emeviler ve Abbasiler, kendi saltanatlarının devamı için İslam dinini sınırlamaya çalıştılar. Ehl-i Beyt'e, Hak İmamlara yapılan zulüm ortada.

Bu dönem ve sonrasında ise başta İngiliz Sömürge Bakanlığı, Vatikan ve Yahudi bilginler, kendi gömleklerini çıkarıp, İslam gömleği giyerek inanç, itikat, amel ve maslahat konularında fitnelerini yaymaya başladılar.

Bu amaçları için hem siyaseti, hem tarikatları, hem de cemaatleri kullandılar. Yeri geldi kendi tarikatlarını, cemaatlerini hatta mezheplerini oluşturdular ve adını, İslam koydular.  

Bu çalışmalarını hem Şii hem de Sünni dünyasında gerçekleştirdiler.

Şu bir gerçektir ki, tarih boyu Sünni dünyada ne kadar batıl, azgın, alçak, sapık, kindar bir güruh varsa Şii dünyasında da, o kadar var. 

Zaten Müslümanların kardeş olamamalarının, bir bilek bir yürek olamamalarının, birbirlerine kılıç kaldırmalarının, Haçlı-Siyonist zihniyete uşak olmalarının temelinde, her iki tarafta sayıları az ama etkisi çok olan bu 'dinsiz, dindar' görünümlü münafıklar, misyonerler var.

Bu zihniyetler, İslam tarihini törpüledi ama Kuran ve Ehl-i Beyt hakikatine bırak dokunmayı, yanaşamadılar bile.

Ben, Sünni bir insanım. Atadan, dededen öyle gördük. Okullarda öyle öğrendik. Ama okullarda öğretilmeyenleri de biz, Haydar Hocamızdan öğrendik.

Sonra tarihe baktık, hem de Sünni tarihine! Bizim mezhep imamlarımızın tamamı Ehl-i Beyt sevdalısı, destecisi ve bu uğurda bedel ödemiş insanlar.

Sonra Kuran'a baktık. Yüzlerce kez okuduğumuz ayetler, Ehl-i Beyt'i anlatıyormuş. Sünni kaynaklardan Peygamberimizin hadislerine baktık. Hepsinde Ehl-i Beyt var.

Acı ama gerçek o ki, bizden imanımızı saklamışlar, kurtuluş yolunu saklamışlar, dünya ve ahiret mutluluğunu, zaferini saklamışlar. 

Kuran ve Sünnet

Yüce Allah (c.c) Ahzap Süresi 33. Ayette 'Ehl-i Beyt'i her türlü maddi ve manevi kirlerden temizlediğini, tertemiz kıldığını' beyan ediyor.

Ehl-i Beyt'in Hz. Muhammed, Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'den oluştuğunu yüzlerce sahabe bir tarafa bizzat Peygamber Efendimizin Hanımları, Hz. Aişe, Hz. Hafsa, Ümmü Seleme Annemiz ifade ediyor.  

Yani bu insanlara itiraz etmek, onlara karşı çıkmak, onları mal, makam düşkünlüğü ile itham etmek, onlara ait olanı almak, vermemek bizzat Allah'ın hükmüne aykırıdır.

Sevmek farzdır

Kelimeyi şahadet getiren herkes için Ehl-i Beyt'i sevmek namaz gibi oruç gibi Hac gibi zekat gibi farzdır. Her Müslümanın, Resulullah ödemesi gereken bir borçtur.

Ne diyor Yüce Allah?

 "De ki, Ben bu (peygamberliğimi) tebliğime karşılık Ehl-i Beytime sevgiden başka sizden hiçbir ücret istemiyorum." (Şura, 23)

Gadir Hum hadisi

Gadir-i Hum Hadisini 110 sahabe, 84 tabiin (sahabeyi gören nesil) tarafından rivayet edilmiştir. Yani mütevatir bir hadistir ve mütevatir hadisin inkârı küfürdür.

Gadir Hum Hadis, tarih ve tefsir alanında yazılmış 400'den fazla Sünni kaynakta geçmektedir.

Gadir Hum'da ne oldu?

Veda Haccı dönüşü bu mevkide Peygamber Efendimiz, Allah'ın emri ile kendinden sonra ümmeti maddi-manevi kimin yöneteceğini, kimlerin önder olacağını açıkladı. (Maide Suresi 67. Ayet)

Tefsir ilminin Sünnî temel kaynaklarından olan Vahidî'nin Esbab-ı Nüzul'ünde Maide 67. âyet-i kerimesinin nüzul sebebi şöyle nakledilmektedir:

"İbn Atıyye'den, o da Ebu Said el-Hudrî'den (r.a.) rivayet etmektedir. Ebu Said el-Hudrî dedi ki: 'Ey Peygamber, Rabbinden Sana indirileni tebliğ et...' ayeti, Gadir-i Hum günü Ali bin Ebi Tâlib (r.a) hakkında nazil olmuştur."

Yine Nişabur tefsir ekolünün öncülerinden büyük müfessir es-Sa'lebî, el-Keşf ve'l Beyan eserinin 4. cilt 92. sayfasında; Alusi, Ruhu'l Me'ani fi Tefsiri 'l-Kur'ani'l-Azim ve's-Seb'il Mesani eserinin 4. cildinin 192 ve 193. sayfalarında; Maide suresi 67. ayetin İmam Ali'nin hilafet ilanını emrettiğini yazarlar.

Hz. Peygamber, Maide 67. ayetin nazil olmasından sonra Hz. Ali'yi halife tayin ettiği bir hutbe irat eder.

Gadir-i Hum hutbesi olarak bilinen bu hutbenin 6 yerinde Hz. Ali'nin halife ve vasi olarak ilan edildiğini buyurur:

1. "Ali b. Ebu Talib, benim kardeşimdir, vasimdir, halifemdir ve benden sonraki halifemdir."

2.  "Allah Resulünün halifesi odur. Mü'minlerin emiri odur. Allah tarafından tayin edilen hidayet imamı odur."

3. "Ey insanlar! Bu Ali'dir! O benim kardeşimdir, vasim, ilmimi toplayan ve ümmetim arasında iman eden kimseler üzerindeki halifemdir."

4. "Ey insanlar! Ben hilafet emrini kıyamet gününe kadar imamet veraseti olarak neslime emanet ediyorum."

5. "Ali, Allah tarafından tayin edilen imamdır."

6. "Benden sonra Ali, Allah'ın emri ile sizin veliniz ve imamınızdır. İmamet makamı ondan sonra da Allah ve Resulü ile görüşeceğiniz güne kadar onun evlatlarından olan Benim neslimin hakkıdır."

Resûlullah'ın, Hz. Ali'nin hilafeti hakkındaki hutbesinin bitmesinin hemen ardından "Bugün sizin dininizi kemale erdirdim, size din olarak İslam'ı verdim" (Maide, 3) ayeti nazil olmuştur.

Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.), "Allah, Benim peygamberliğimden, Ali'nin velayetinden razı oldu" buyurdular. Yani Hz. Ali'nin hilafet ilanı ile din kemale ermiştir ve bu Allah'ın emridir.

İşittik ve iman ettik…

 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.