logo
05 TEMMUZ 2026

4 Temmuz’u unutmadık, unutmayacağız!

05.07.2026 00:00:00
 
ABD Başkanı Trump geliyor, diye iktidar partisi tatlı bir telaş içerisinde. Yapılan hazırlıkları, 'Trump geliyor' diye Ankaralıların adeta karantinaya alındığını ibretle izliyoruz.

Yandaş medya 'Amerikan sevicilik' dozunu iyice arttırdı. ABD ile dostluğun önemini, Trump'ın 'sürprizlerim olacak' sözlerini yorum üstüne yorum katarak milletimize ABD virüsü enjekte etmeye devam ediyorlar.

ABD düşmandır

4 Temmuz'da (dün) ülkemiz ekranlarda ABD'nin bağımsızlık günü kutlamaları vardı. Ama hiç kimse 23 yıl önce 4 Temmuz'daki o büyük düşmanlığı, o büyük siyasi utancı hatırlamakta istemiyor, hatırlatmakta!

Hatırlayalım mı?

4 Temmuz 2003'te hem kadim dostumuz, stratejik ortağımız (!) hem de NATO'da müttefikimiz ABD, Irak'ın Süleymaniye kentinde askerlerimizin bulunduğu binaya baskın yapmış ve 11 askerimizi esir almıştı.

Askerlerimiz neden karşılık vermedi?

Süleymaniye'deki Türk subayları, baskın anında Ankara ile yaptıkları telsiz görüşmelerinde çatışmaya hazır olduklarını bildirmişlerdi.

Ancak Genelkurmay, 'iki NATO ordusunun Irak'ta birbirini vurmasının geri dönülemez stratejik felaketlere yol açacağı' mazeretiyle 'teslim olun' emrini vermişti.

Bu emir ile Türk Milleti, devleti ve Türk Ordusu tarihi bir utanca muhatap olmuştu.

ABD, bu baskını kayda alarak, üç subay ile sekiz astsubayımızı kelepçelediler, başlarına çuval geçirip, üstü açık askeri kamyonla halkın arasında şehir şehir gezdirip, Kerkük Havaalanı'na götürdüler…

Tepkilerin hedefindeki dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ise istifa edecek yerde: 'Kan dökülmesini önledik. Ben, Amerikalıların Çuval Olayının, bizi bu kadar rencide edeceğini de bildiklerini zannetmiyorum. Çünkü onlar için bu çok normal. Çuval, göz bağlamak yerine tamamen pratik bir çözüm. Bu çuval da değil, görmesini engelleyecek bir poşet" cümleleriyle utanç üstüne utanç yaşatmıştı.

1 Mart tezkeresinin intikamıydı

11 Eylül planlı saldırıları sonrası oğul Bush'un, 'son Haçlı seferini başlatıyorum' dediği süreçte ilk hedef hem Irak'tı.

Irak işgalinden üç ay önce Türkiye'ye gelen ABD Savunma Bakan yardımcısı Paul Wolfowitz, yaptığı görüşmelerden sonra şu açıklamayı yapmıştı; "Biz, Irak'a müdahale konusunda tereddüt ediyorduk, Tayyip Erdoğan bize cesaret verdi."

ABD 'müttefiklik' adı altında da ülkemizi işgal etmek istiyordu. Erdoğan hükümeti hemen bir tezkere hazırladı.

Tezkereye göre ABD'nin Irak'a, kuzeyden yeni bir cephe açması, TSK'nın da, ABD'nin denetimi altında Irak'a sokulması diğer taraftan 62.000 yabancı askerin 6 ay süreyle Türkiye'de kalmasını planlanmıştı.

Erdoğan: 'Tezkereye hayır, demek bana hayır, demektir'

Erdoğan tezkereye sahiplenmiş, adeta kendisiyle eş değer tutarcasına şu cümleleri kurmuştu: 'Tezkere geçse de geçmese de ABD'nin harekatta kararlı olduğunu, Türkiye'nin 2003 yılı içinde 73 milyar dolar borç ödemesi gerektiğini…

Tezkerenin çıkmaması halinde Türkiye'nin ekonomik olarak çok sıkıntıya gireceğini…

Tezkere geçmezse memur maaşlarını bile ödeyemeyiz…

Tezkereye hayır, demek bana hayır demektir…

Her zaman 'hayır'da hayır yoktur. Rahat olun, gelişmeler kontrolümüzde'.

TBMM

AKP'nin 363 vekili vardı. Yapılan oylamaya 533 milletvekili katıldı, Muhalefet ret oyu verdi.

363 vekili bulunan AKP'den ise 264 kabul oyu çıktı. 99 AKP'li vekil hayır, demişti. 267 salt çoğunluğa ulaşılamadığı için tezkere reddedildi.

ABD bu kararın üstünde 4 ay sonra 4 Temmuz'da intikam almıştı.

Ülkemiz

Türk devleti, TBMM, Türk Milleti, Türk askeri dünya önünde aşağılanmıştı.

Türk Milleti, Başbakan Erdoğan'dan bir durul bekliyordu. Bir gazeteci, milletin sesi olarak Başbakan Erdoğan'a, 'ABD'ye nota verecek misiniz' sorusu sormuştu.

Erdoğan bu soruyu nasıl yanıtlamıştı biliyor musunuz!

'Ne notası, müzik notası mı? Olayı teşhis edeceksin, derinliğine teşhis edeceksin, anlayacak, bileceksiniz, ha verilmesi neyse, ondan sonra verirsin.

İki tane ortak arasında dargınlık olduğu zaman, bu dargınlığı nasıl gideririz, ona çalışılır. Ortak, 'yanlış yapıldı' diye ortaklığı bozmaz'.

Çuvalcı general

O dönem Kara Kuvvetleri Komutanı olan ve Genelkurmay Başkanlığına atanmasına kesin gözüyle bakılan Orgeneral Hulusi Akar, 27 Ocak 2015 tarihinde ABD'ye resmi bir ziyarette bulunmuştu.

ABD Genelkurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri, Akar'a "NATO'ya sıra dışı katkıları, Suriye konusundaki tutumu ve Türkiye-ABD askeri kuvvetlerinin iş birliğine sağladığı ilerlemeler' başlığında 'LİYAKAT' madalyası takmayı uygun görmüştüler.

Hulusi Akar kabul etti. Madalyayı Türk askerinin başına çuval geçiren ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Raymond Odierno taktı.

Tepkilerin odağında bu kez Hulusi Akar vardı. Eleştirilere sinirlenen Akar tarihi itirafta bulundu: 'Aç bak listeye, o madalyayı almayan yok. Bir tek ben mi aldım?'

Hulusi Akar Genel Kurmay Başkanı oldu. 15 Temmuz geçekleşti. Hulusi Akar'ın boğazına yaveri tarafından kemer geçirildi.

'Darbeyi eniştesinden öğrenen' Erdoğan'a, Hulusi akar soruldu. 'Dere geçerken at değiştirilmez' cevabını verdi.

Dereyi geçtiler. Hulusi Akar Milli Savunma Bakanı yapıldı. Şimdi AKP milletvekili.

Tarih ibret almak içindir. 'İtibardan tasarruf olmaz' diyenlerin itibarımızı nasıl sıfırladıkları ortadadır.

 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.