logo
26 TEMMUZ 2026

İyiliğe neden bu kadar muhtacız?

26.07.2026 00:00:00
 
"Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor." (Nahl Sûresi, 90)

Her çağın bir hastalığı vardır. Bizim çağımızın en büyük hastalığı ise kanaatimce vicdan yorgunluğudur. İnsanlık, bilimde ve teknolojide tarihin belki de en büyük ilerlemesini yaşarken; aynı hızla merhametini, güven duygusunu ve birbirine olan muhabbetini kaybetmektedir.

Bugün dünyanın neresine bakarsanız bakın, aynı manzarayla karşılaşıyorsunuz. Savaşlar bitmiyor, açlık sona ermiyor, aileler dağılıyor, insanlar yalnızlaşıyor, komşular birbirini tanımıyor, çocuklar sevgiden mahrum büyüyor. İmkânlar arttıkça huzurun da artacağı zannediliyordu. Oysa görüyoruz ki insan, sadece maddî ihtiyaçları karşılanınca mutlu olmuyor. Kalbin de doyurulması gerekiyor.

İşte tam bu noktada Kur'an-ı Kerim, insanlığa çağlar üstü bir reçete sunuyor: İyilik...

İyilik; sadece ihtiyaç sahibine yardım etmek değildir. İyilik, doğru söz söylemektir. Emanete sahip çıkmaktır. Kul hakkından sakınmaktır. Anne babaya hürmet etmektir. Komşunun derdiyle dertlenmektir. Yetimin başını okşamaktır. Affedebilmektir. Paylaşabilmektir. Bir selamı esirgememektir. Kısacası iyilik, Allah'ın razı olacağı bir hayat yaşamaktır.

Kur'an-ı Kerim'de "ihsan" kavramı, sadece yapılan güzel davranışları değil; yapılan her işi en güzel şekilde yapmayı ifade eder. Mümin, ibadetini de ticaretini de komşuluğunu da aile hayatını da ihsan şuuruyla yaşamakla yükümlüdür. Çünkü Allah Teâlâ, "Şüphesiz Allah iyilik yapanları sever." (Bakara Sûresi, 195) buyurmaktadır.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) ise hayatı boyunca insanlığa iyiliğin canlı örneği olmuştur. Kendisine kötülük yapanları affetmiş, yetimleri korumuş, fakirleri gözetmiş, komşularına sahip çıkmış, çocukları sevmiş, yaşlılara hürmet etmiş, hayvanlara bile merhamet göstermiştir. O'nun (s.a.v.) hayatına baktığımızda görüyoruz ki İslam, sadece inanılacak bir din değil; yaşanacak bir ahlâk medeniyetidir.

Bugün en çok konuştuğumuz kavramlardan biri değişimdir. Ekonominin değişmesini istiyoruz, siyasetin değişmesini istiyoruz, eğitimin değişmesini istiyoruz. Peki insan değişmeden bunlar kalıcı olabilir mi? Kalpler değişmeden toplum değişir mi? Vicdanlar dirilmeden adalet tam anlamıyla tesis edilebilir mi?

İşte bu sorular, bizi "İyilik Medeniyeti" serisini kaleme almaya sevk etti.

Çünkü inanıyoruz ki iyilik, bireysel bir tercih olmanın ötesinde toplumsal bir sorumluluktur. Bir insanın yaptığı küçük bir iyilik, ailesini etkiler; aile toplumu etkiler, toplum ise milletin kaderini belirler. Tarihte büyük medeniyetler, büyük ordularla değil; büyük ahlâk sahibi insanlarla kurulmuştur.

Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllarca dile getirdiği "Önce İnsan" anlayışı da bize önemli bir hakikati hatırlatmaktadır. İnsanı ihmal eden hiçbir ekonomik model, hiçbir siyasî proje ve hiçbir sosyal sistem uzun ömürlü olamaz. Çünkü insanı yaşatmak, sadece bedenini doyurmak değil; onurunu korumak, umudunu canlı tutmak ve vicdanını beslemektir. Bunun yolu ise iyilikten, adaletten ve merhametten geçmektedir.

Elinizdeki bu yazı dizisi, bir nasihatler manzumesi olma iddiasında değildir. Bu satırlar, önce nefsime, sonra da aynı gökyüzünün altında yaşayan bütün kardeşlerime yapılmış samimi bir hatırlatmadır. Çünkü hepimizin iyiliğe ihtiyacı var. Hepimizin daha fazla merhamete, daha fazla adalete, daha fazla kardeşliğe ihtiyacı var.

Önümüzdeki günlerde birlikte bir yolculuğa çıkacağız.

Bu yolculukta bazen bir selamın bereketini konuşacağız, bazen komşuluk hukukunu, bazen merhameti, bazen güzel ahlâkı, bazen de iyiliğin nasıl bir medeniyet inşa ettiğini...

Belki okuduğunuz her yazıdan sonra hayatınızda küçük bir değişiklik yapacaksınız. Belki bir komşunuzun kapısını çalacak, belki uzun zamandır aramadığınız bir büyüğünüzü arayacak, belki de hiç tanımadığınız bir ihtiyaç sahibinin duasını alacaksınız.

İşte o gün bu satırlar gerçek anlamına kavuşmuş olacak.

Çünkü dünyayı değiştirenler, çoğu zaman büyük sloganlar atanlar değil; küçük iyilikleri hayatının vazgeçilmez ilkesi hâline getiren insanlardır.

Geliniz…

İyilikle çıkalım yola…

İyilerle yürüyelim…

İyiliği çoğaltalım…

Ve Allah'ın rızasını kazanmak için, O'nun rahmetini yeryüzünde temsil eden kullar olmaya gayret edelim.

Bu yolculuğun sonunda sadece daha bilgili değil, daha vicdanlı; sadece daha başarılı değil, daha merhametli; sadece daha güçlü değil, daha güzel ahlâklı insanlar olabilmek duasıyla…

"İyilik, Allah'ın yeryüzündeki rahmetinin insan eliyle görünmesidir." Nazarî
 
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.