logo
31 MAYIS 2026

BTP iktidara yürüyor

10.03.2002 00:00:00
Bağımsız Türkiye Partisi'nin Trabzon 19 Mayıs Kapalı Spor Salonu'nda düzenlediği katılım ve tanıtım gecesindeki Kuvay-ı Milliye izdihamı, 'BTP tek başına iktidar' müjdesini verdi

Bağımsız Türkiye Partisi Trabzon İl Başkanlığı tarafından uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek bir katılım töreni düzenlendi. Törene izdiham derecesinde rağbet gösteren beş bini aşkın Trabzonlu, Trabzon 19 Mayıs Kapalı Spor Salonu'nu "Bağımsız Türkiye", "Bu vatan bizimdir bizim kalacak" sloganlarıyla inim inim inletti. Beş bini aşkın insan kapalı spor salonundaki muhteşem tabloyu yaşama imkanı bulurken binlerce insan da yer bulamadıkları için salon dışından bu tabloya iştirak etmek durumunda kaldı.

TEK BAŞINA İKTİDARIN MÜJDESİ Şehitler için saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törende bir konuşma yapan BTP Trabzon İl Başkanı Nihat Hekimoğlu, en hızlı teşkilatlanma, genel kongresini yapma, eşi görülmedik bir şekilde üye sayısını arttırma ile Türk siyasi hayatında rekorlara imza atan Bağımsız Türkiye Partisi'nin düzenlediği katılım ve tanıtım proğramına gösterilen ilginin ilk seçimde de tek başına iktidara gelecek bir rekorun müjdecisi olduğunu gösterdiğini söyledi. BTP hareketinin Kuvay-ı Milliye ruhunun dimdik ayakta durduğunun işareti olduğunu, 2. Kuvay-ı Milliye hareketinin Prof. Dr. Haydar Baş öncülüğünde fetih şehri Trabzon'dan başlamasının bir övünç kaynağı telakki edilmesi gerektiğini söyleyen Hekimoğlu, "19 Mayıs Kapalı Spor Salonu'ndaki bu muhteşem manzara göstermektedir ki tarih tekerrür edecektir. Türk milleti büyük bir lider ile, Prof. Dr. Haydar Baş ile, büyük bir başlangıca hazırdır" dedi.

DÜNYAYA ÖRNEK OLACAK HAREKETBTP'nin Türkiye'nin geleceğine atacağı imzayı Trabzon'dan başlatmasının gururunu yaşadıklarını, karakteri bağımsızlık olan milletimize BTP'ye gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkürlerini sunan Kuvay-ı Milliye kadrosundan Ali Gedik'ten sonra kursüye gelen BTP Genel Başkan Yardımcısı Dr. Abdullah Terzi, Kuvay-ı Milliye ruhunun pek çok millete örnek olduğu gibi BTP'nin başlatacağı ekonomik hareketin de dünyada küresel kıskaca son vermeye örnek teşkil edeceğini söyledi. BTP Genel Başkan Yardımcısı Ali Değirmenci, "2. Sevr'in dayatıldığı, bağımsızlık ve egemenliğin devrinin hesaplandığı bir dönemde, yeniden Kuvay-ı Milliye'nin mimarı Prof. Dr. Haydar Baş önderliğinde bir tarih yazılmaktadır" dedi.

ASKER MİLLETE TEŞEKKÜRBTP Kurucular Kurulu Üyesi Hüseyin Mümtaz, son bir hafta içinde Genelkurmay Başkanı, MGK Genel Sekreteri ve Genelkurmay Basın Sözcüsünün söylediği, "Türkiye, milli menfaatleri gibi sorunlarında AB'den hiçbir destek görmüyor", "Halen bir çok Avrupa ülkesinde Türkiye'ye yönelik faaliyet gösteren terör örgütleri mensupları himaye görmeye devam ediyor", "TSK, kayıtsız şartsız,sorgusuz sualsiz AB'ye girilmesine karşıdır" açıklamalarını aktararak "Bağımsız Türkiye için çalışan askere, yani size teşekkür ediyorum. Çünkü asker sizsiniz, millet sizsiniz, asker millet sizsiniz" dedi.

MİLLET BTP'DE KENDİNİ BULUYOR"Milletimiz BTP'de tarihini, kültürünü, medeniyetini, geleneğini, vatanını, bayrağını, kısacası bizzat kendisini buluyor. Onun için BTP'ye koşuyor. BTP, Türkiye'yi gerçekten güçlü ve büyük yapmak için kurulmuş, Kanuni'nin büyük devleti ile Mustafa Kemal Atatürk'ün büyük devletini ihya için kurulmuş bir partidir" diyen Muharrem Bayraktar'dan sonra söz alan BTP Genel Başkan Yardımcısı Baki Bektaş şunları söyledi:

"İstiklal Savaşı döneminde Mustafa Kemal'in öncülüğünde Kuvay-ı Milliye ayağa kalktığı gibi bugün de Prof. Dr. Haydar Baş Bey milletinin önüne geçti. Onun tezinden ilhamla BTP kuruldu. Prof. Dr. Haydar Baş'ın bu tezi çağa ışık tutacak güçlü bir tezdir. Bu tez ekonomik problemleri halledecek güçtedir. Bu tez milli bütünlüğü, asker sivil herkesi kaynaştıracak güçtedir. Bu tez şahsiyetli bir dış politikayı getiriyor. AB'ye girme gibi gayrimilli oluşumların karşısında ciddiyetle duruyor. Ve bu tez genç ihtiyar herkese mutluluk getiriyor."

TOPYEKÜN TÜRK MİLLETİNİN HAREKETİBTP MYK Üyesi Hayri Baş, BTP hareketinin topyekün bir milletin, Türk milletinin hareketi olduğunu söyledi. Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi ise, ülkemizin içinde bulunduğu kriz tablosuna dikkat çekerek böyle bir tablo ile karşılacağını Prof. Dr. Haydar Baş'ın önceden haber verdiğini ifade etti. Enflasyon, misyonerlik, Düyun-u Umumiye misali borçlar, AB gibi konularda zamanın Prof. Dr. Haydar Baş'ı haklı çıkardığını söyleyen Dr.Kepekçi, "Onun içindir ki vatandaş,'Prof. Dr. Haydar Baş yola çıkmışsa durum çok önemlidir. Prof. Dr. Haydar Baş, BTP bayrağı ile yola çıkmışsa mutlaka başarır' demektedir" dedi.

BTP'nin Trabzon'da düzenlediği katılım toplantısına dünyaca ünlü Akçaabat Horon Ekibi izleyenleri büyüleyen horonu, sanatçı Sait Uçar kemençesi ve Kuvay-ı Milliye'nin sesi Ali Altın da türküleriyle katıldı. Her iki sanatçının söylediği türkülere salondaki beş bin insan "Bu vatan bizimdir bizim kalacak", "Bağımsız Türkiye" sloganlarıyla eşlik etti.

Bağımsızlık meşalesi yandıBTP'nin Trabzon'da düzenlediği Katılım Gecesi'nde Kuvay-ı Milliye ruhunun yeniden şahlanışının mimarı Prof. Dr. Haydar Baş da bir konuşma yaptı. "Üstad, Üstad", "Bu vatan bu millet seni bekliyor" sloganlarıyla 19 Mayıs Kapalı Spor Salonu'nu inleten beş bin insana hitaben yaptığı bu konuşmada Prof. Dr. Haydar Baş, AB sürecindeki tehlikeli gelişmelere, birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekti ve Türkiye'yi kâinat devletine dönüştürecek projelerden bahsetti.

AB'YE NEDEN HAYIR!Atatürk'ün 6 Mart 1922'deki, "Bu düşüşün çıkış noktası korku ile, acz ile başlamıştır. Türkiye'nin fikir adamları adeta kendi kendilerine hakaret ediyorlardı. Diyorlardı ki, 'Biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza da imkan yoktur.' Bizim canımızı, tarihimize düşman olan Avrupalılara kayıtsız şartsız bırakmak istiyorlardı." Şeklindeki tespiti ile başlayan Prof. Dr. Haydar Baş, bugün geldiğimiz noktanın da bundan farklı olmadığını belirterek AB sürecinde yaşanan gelişmelere dikkat çekti. Milleti yöneten iradenin Avrupa'nın maksat ve niyetini millete, anladıkları gibi değil olduğu gibi anlatması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, AB gerçeği hakkında şunları dile getirdi:

"Bundan bir hafta evvel Avrupa Parlamentosu, 'Türkler Ermeni soykırımı yapmıştır. Türkiye'nin bunu kabul etmesi lazımdır' kararını aldı. AB bir ordu kuruyor. Türk ordusu NATO'nun en güçlü ordusudur. Bir ordu kuran normalde böyle güçlü bir orduyu bünyesine dahil etmek ister. Ama AB, 'Ben Türk ordusundan bir nefer dahi almayacağım' diyor. Bunun manası, 'Benim kurduğum ordunun ismi AB ordusu olarak anılıyorsa da aslında Haçlı ordusudur' demektir. AB,Yunanistan'la aramızda ihtilaf konusu olan Ege Kıta Sahanlığı meselesini Lahey Adalet Divanı'na götürerek bir petrol hazinesi olan Ege Denizi'ni Yunanistan'a vermek istemektedir. AB, petrol hazinesi olan Güneydoğu Bölgemizin de etnik bahanelerle elimizden çıkmasını istiyor. Avrupa'nın bütün devletleri PKK hareketine kucak açmış, teşvik ediyorlar. AB devletleri parası, bayrağı, ordusu bir olarak yek vücut hale gelirken bize de 'Ege'yi, Güneydoğu'yu, Karadeniz'i, İstanbul'u ayırın. Parçalanmış bir devlet olun' diyorlar. AB, Türkiye'nin AB'ye girebilmesi için idamı kaldırmamızı istiyor. Bununla 30 bin insanın ölümüne sebep olan insanı 'affet' diyor. Delil dahi olmadan Usame Bin Ladin'i yakalamak için, terörü önlemek iddiasıyla Afganistan'a giriyorsun. Binlerce masum insanı öldürüyorsun. Bu sana mübah, bana yasak oluyor. Bu çifte standart değil de nedir? AB, bize A dili ile eğitimi şart koşuyor. Maksat üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir." Bütün bu yapılanlarla memleketi, milleti, devleti bölmek istediklerini ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş, "Siz bütün bunlara evet diyor musunuz?" diye sordu. Salondaki beş bin insan hep bir ağızdan "Hayır" cevabını verince, "İşte biz de bu sebeplerden dolayı AB'ye evet demiyoruz" dedi.

TOPLU VURDUKÇA YÜREKLERMemleketimizin istiklal ve istikbalinin bir ve beraber olmaktan geçtiğine, bir ve beraber olunmazsa lokma lokma yutulma tehlikesi bulunduğuna, sanki bu milletin sivil evladı ile asker evladı farklı imiş gibi birini dinli diğerini dinsiz gösterme oyunlarının olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, "İstiklal Savaşı, birlik tablosunun Mustafa Kemal ile zafere ulaşmanın adı değil midir? O zaman nasıl karnı aç, elbisesi olmayan ayağı çarıklı Nene Hatunlarla kimini Akdeniz'e sürerek, kimini ihraç ederek birlik ve beraberlikle Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmuş isek aynı azim ve ruhla bugünkü devletimizi ayakta tutacak ve birliğimize dayanak yapacağız" dedi ve Mehmet Akif'in, "Girmeden tefrika bir millete düşman giremez / Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez" dizelerini hatırlattı.

BORÇ ALMA MANTI?I ACİLEN TERK EDİLMELİTürkiye'nin şuanda içinde bulunduğu ekonomik açmazların global güçlerin sermaye oyunlarından kaynaklandığı, siyasi iradenin de cehlinden dolayı memleketi batma noktasına getirdiği, Türkiye'nin 3 Doğu Almanya'yı alacak kadar vahim bir borç içinde bulunduğu tespitini yapan Prof. Dr. Haydar Baş, bu ekonomik durumun aydınlığa dönüşmesinin yollarından bazılarını şöyle anlattı:

"Buna rağmen biz moralimizi bozmadık. Trabzon mitinginde, 'Gelin bu badireyi 24 saatte aşalım' dedik. Dinlemediler. İstanbul ve Ankara'da da söyledik. Yine dinlemediler. Bunun üzerine millet bize, 'Evladım. Seni dinlemiyorlar. Şimdi biz seni dinliyoruz. Önümüze geç diyoruz' dedi."

" Ekonomide bir kural vardır. Bu kurala göre milli gelirin % 30'u para olarak tedavülde dolaşması gerekmektedir. Bu oran İngiltere için içte % 30, dışta % 30 olmak üzere % 60'tır. ABD'de içte % 30, dışta % 70 olmak üzere % 100'dür. Yani, Türkiye'de,senin-benim emeğimin, üretimimin karşılığı olarak ABD doları dolaşıyor. Milli para memleketi terk ediyor. Gayri milli para hükümran oluyor. Türkiye'de bu oran % 2'dir. Aradaki açığı dış dünyadan tamamlıyoruz. İşte bu durum Türkiye'nin bu noktaya gelmesinde enbüyük amildir. Burada biz diyoruz ki, dış piyasadan borç alacağınıza açığı emisyonla tamamlayın. Zira dış dünyadan aldığımız borcun faizine verdiğimiz para yılda 45 katrilyon TL'dir. Bizim topladığımız vergiler borç faizine gidiyor. O halde IMF veya başka kurumlardan borç alma sevdasından acilen vazgeçmemiz lazımdır. Emisyon hacmini genişletmemiz, gece gündüz çalışmamız lazımdır. Bu vahim manzaranın önüne geçmek için muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur."

"Cumhuriyetin ilk yıllarında tarımla uğraşan vatandaşa % 50 avans veriliyordu. Devlet, yetiştireceği ürünün en az % 50'sinin karşılığını vatandaşın cebine koyardı. Biz bu garantiyi % 100'e çıkaracağız. IMF'nin kapısında borç mantığı terkedildiği zaman ne işçiden, ne çiftçiden, ne 100 milyarın altında geliri olandan tek kuruş vergi alma durumu olmaz. Bunu Allah'ın izniyle BTP hayata taşıyacak, işçisinden, memurundan, 100milyarın altında geliri olandan vergi almayacaktır. Artı, işçisi, çiftçisiyle herkes, sigortalı ve sosyal güvenlik altında olacak, devlet garantisinde bulunacaktır. Yeşil kart, kırmızı kart devrine son verilecektir."

TÜRKİYE KÂİNAT DEVLETİ OLACAKBütün bu anlattıklarının hamasi nutuklar olmadığını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, böyle bir gerçeğin nasıl hayata geçirileceğine dair şu açıklamayı yaparak sözlerini bitirdi:

"Global sermaye sahipleri bizim sırtımızdan yılda 45 katrilyon lira alıyor. Bir enayi bulmuşlar ve sırtına binmişler. Ben de diyorum ki, 'Bu hokkabazları sırtımdan atacağım ve o 45 katrilyonu milletime dağıtacağım.' Hepimiz yek vücut olarak tarıma,sanayie, enerji kaynaklarına el atarak çalışacağız. Dünyanın en zengin milleti olacağız. 2 yıl içinde Avrupa'yı, 3 yıl içinde ABD'yi yakalayacak, 4 yıl içinde dünyanın en büyük, en zengin ülkesi olacağız. Biz, kâinat devleti kuracağız. Bu, gece gündüz çalışmak, Bağımsız Türkiye'nin bağımsızlık meşalesini bütün gönüllerde yakarak gerçekleşecek."

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Ata Selçuk:Ülkeyi kurtaracak formül bizde

BTP'nin Trabzon'da düzenlediği muhteşem katılım ve tanıtım proğramında Genel Başkan Prof. Dr. Ata Selçuk da bir konuşma yaptı. "Kuvay-ı Milliye nerede ben oradayım" diyen Genel Başkan Selçuk, özetle şunları söyledi:

" Milli bütünlüğümüzün tehdit altında olduğu sıkıntılı bir dönemden geçmekteyiz. Ülkemiz ekonomik, siyasi, kültürel bir kuşatma altındadır. Sevr tekrar uygulanmak istemektedir. İşte böyle bir ortamda BTP olarak biz seyretmeyi değil kuşatmanın yarılmasının zaruretini seçti. BTP, yeniden kuvay-ı milliye ruhuyla vatanımıza, bayrağımıza, namusumuza sahip çıkmanın adresidir. BTP'nin milli ekonomik modeli küresel güçlere karşı durmak ve ayağa kalkmak için yegane kalkınma modelidir. Alternatif değil bizzat tez olan bu model Prof. Dr. Haydar Baş'a aittir. 24 saatte ülkeyi badireden kurtaracak formül ve anahtar bu modelde mevcuttur. BTP, yüz hatta bin yıla damgasını vuracak bir misyonun sahibidir. Liderini bulup etrafında kenetlendiği zaman en parlak dönemini yaşadığı tarihle sabit olan Türk milleti bugün de liderini bulmuştur. Trabzon kâinatın merkezi olmuştur. Onun için Trabzon bu lideri bağrından çıkardığı için ne kadar övünse azdır."

BTP'yi tercihin anlamıBTP'nin Trabzon'da düzenlediği muhteşem toplantıda başta Keleşoğlu, Sungur, Gürsoytrak, Demirkır, Hacımustafaoğlu, Yıldız, Çebi, Turan, Akbayrak, Aslan, Küçük, Adıgüzel, Alioğlu, Yalçınkaya, Altunbaş, Yomralıoğlu, Mahmutoğlu,Bayraktar ailelerine mensup sanayici, işadamı, tüccar, esnaf, sanatçı ve sporcu BTP üyesi oldu ve rozet taktı. BTP'nin rozetini gururla taşıyacaklarını söyleyen BTP'nin yeni üyeleri bu partiye omuz vermek için değil göğüs vermek için geldiklerini belirttiler. Kuvay-ı Milliye hareketinin ikincisinin Trabzon'da başlamasının anlamlı olduğunu söylediler. "Bugün 2. Kuvay-ı Milliye, Bağımsız Türkiye, BTP diyorsak bunun bir manası vardır. Bu vatan bize ucuza mal olmadı. Şehit kanları ile sulanmış bu vatan bizimdir bizim kalacak" dediler

İstanbul'da 'Gezi' alarmı verildi. Metro İstanbul'un bazı istasyonları geçici olarak kapatıldı

İstanbul’da Gezi eylemlerinin 13. yıl dönümü kapsamında Taksim ve çevresinde yapılması planlanan anma ve basın açıklaması öncesinde İstanbul Valiliği kararıyla ulaşımda bir dizi kısıtlama uygulamaya konuldu. Metro İstanbul bazı istasyonların geçici olarak kapatıldığını duyurdu

31.05.2026 16:28:00
Haber Merkezi
İstanbul'da 'Gezi' alarmı verildi. Metro İstanbul'un bazı istasyonları geçici olarak kapatıldı
İstanbul'da 'Gezi' alarmı verildi. Metro İstanbul'un bazı istasyonları geçici olarak kapatıldı
Gezi eylemlerinin13. yılı dolayısıyla Taksim Dayanışması'nın yaptığı eylem çağrısının ardından İstanbul Valiliği çeşitli tedbirler aldı. Taksim Dayanışması'nın "Gezi Direnişi 13. yılında, umudu ve dayanışmayı büyütüyoruz" başlığıyla bugün saat 19.00'da Taksim'de gerçekleştirmeyi planladığı basın açıklaması öncesinde, Beyoğlu ve Şişli'de yoğun güvenlik önlemleri uygulanmaya başlandı.

Valiliğin yasak kararının ardından bugün saat 13.00 itibarıyla Taksim'e ulaşımı etkileyen yeni düzenlemeler devreye alındı. Eylem yasağının gelmesi ardından metro seferlerinde kısıtlamaya gidilirken, Beyoğlu ve Şişli'de çok sayıda cadde ve sokak araç trafiğine kapatıldı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre, saat 11.00'den itibaren Beyoğlu'nda İstiklal Caddesi, Sıraselviler Caddesi, İnönü Caddesi, Mete Caddesi, Tarlabaşı Bulvarı, Cumhuriyet Caddesi'ne bağlanan birçok yol ile çevredeki çok sayıda cadde ve sokakta trafik akışı durduruldu. Ayrıca Taksim ve çevresine çıkan pek çok bağlantı yolu da geçici olarak ulaşıma kapatıldı.

Yetkililer, sürücüler için alternatif güzergah olarak Meclis-i Mebusan Caddesi, Barbaros Bulvarı, Cumhuriyet Caddesi, Piyalepaşa Bulvarı, Bahriye Caddesi, Kurtuluş Caddesi ve bazı çevre yollarını işaret etti.

Şişli'de ise Taşkışla Caddesi, Mim Kemal Öke Caddesi, Cumhuriyet Caddesi ve Askerocağı Caddesi araç trafiğine kapatıldı. Bu bölgede sürücüler için Ortaklar Caddesi, Abide-i Hürriyet Caddesi, Vali Konağı Caddesi, Halaskargazi Caddesi ve çevre yolları alternatif güzergâh olarak belirlendi.

Toplu ulaşımda da önemli değişiklikler yapıldı. Metro İstanbul'un açıklamasına göre, İstanbul Valiliği'nin kararı doğrultusunda bugün saat 13.00'ten itibaren ikinci bir duyuruya kadar M2 Yenikapı–Hacıosman Metro Hattı'ndaki Taksim istasyonu, F1 Taksim–Kabataş Füniküler Hattı ile TF1 Maçka–Taşkışla Teleferik Hattı hizmet vermeyecek.

Ayrıca Şişhane Metro İstasyonu'nun İstiklal Caddesi çıkışı yolcu kullanımına kapatılırken, diğer giriş ve çıkışların açık kalacağı bildirildi. M2 hattında çalışan metro araçları ise Taksim istasyonunda durmadan seferlerine devam edecek.

1 litre benzinle 861 kilometre

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) öğrencileri, geliştirdikleri özel araçla sadece 1 litre benzin kullanarak 861 kilometre yol kat etmeyi başararak enerji verimliliğinde tarihi bir rekor kırdı

31.05.2026 13:47:00 / Güncelleme: 31.05.2026 13:49:51
Haber Merkezi
1 litre benzinle 861 kilometre
1 litre benzinle 861 kilometre
İTÜ bünyesindeki mühendislik öğrencilerinden oluşan teknoloji takımı, küresel enerji krizine ve çevre kirliliğine alternatif çözümler üretmek amacıyla geliştirdikleri ultra verimli araçla büyük bir başarıya imza attı. Tamamen yerli imkanlar ve yenilikçi mühendislik çözümleriyle tasarlanan araç, test sürüşlerinde ulaştığı yakıt tasarrufu oranıyla uluslararası standartları altüst etti.

Aerodinamik tasarım ve hafiflik başarıyı getirdi

Projenin temelini hafif kompozit malzemeler ve sürtünmeyi minimuma indiren aerodinamik tasarım oluşturuyor. Öğrenciler, aracın motor yönetim sistemini ve yanma odası geometrisini optimize etmek için yapay zeka destekli yazılımlardan faydalandı.

Takım kaptanı, elde edilen başarıya dair yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Amacımız sadece bir araç üretmek değil, geleceğin mobilite çözümlerine yön vermekti. 1 litre benzinle İstanbul'dan neredeyse Antalya'ya kadar ulaşabilecek bir verimlilik seviyesine ulaştık. Bu başarı, Türk gençlerinin fırsat verildiğinde neler yapabileceğinin en net kanıtıdır."

Uluslararası yarışmalarda Türkiye'yi temsil edecekler

Geliştirilen bu prototip araç, önümüzdeki aylarda düzenlenecek olan prestijli uluslararası enerji verimliliği yarışmalarında Türkiye adına sahne alacak. Sektör temsilcileri, İTÜ'lü gençlerin geliştirdiği bu teknolojinin ticari otomotiv sektöründeki hibrit ve verimli motor mimarilerine de ilham kaynağı olabileceğini belirtiyor.

Tatilciler dönüş yolunda: 43 ilin geçiş noktasında kilometrelerce kuyruk

Ulaşımda 43 ilin geçiş noktasında yer alan "kilit kavşak" Kırıkkale'de, kurban bayramı tatilini tamamlayan vatandaşların dönüşe geçmesiyle gece yarısı yoğun trafik oluştu. Kilometrelerce uzayan araç kuyruğu havadan görüntülendi

31.05.2026 06:00:00
İHA
Tatilciler dönüş yolunda: 43 ilin geçiş noktasında kilometrelerce kuyruk
Tatilciler dönüş yolunda: 43 ilin geçiş noktasında kilometrelerce kuyruk
Kurban Bayramı tatilini memleketlerinde ya da tatil bölgelerinde geçiren vatandaşlar, dönüş için yeniden yollara akın etti.








Türkiye'nin önemli ulaşım güzergahlarından biri olan Kırıkkale'de de gece saatlerinde de yoğunluk arttı. Ankara-Samsun ve Kırıkkale-Kayseri kara yollarının kesiştiği "kilit kavşak"ta yaşanan araç yoğunluğu havadan görüntülendi.








Kilometrelerce araç kuyruğuna takılan sürücüler tampon tampona ilerledi. Trafik ekipleri de yoğunluğun yaşandığı bölgelerde önlem aldı. Ekipler, ulaşımın aksamaması için kavşaklar ve bağlantı yollarında çalışma yaptı. 






Trafik yoğunluğunun pazar gecesine kadar devam etmesi bekleniyor.




















Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı


 
Batman'ın tarihi Hasankeyf ilçesi, Kurban Bayramı tatilinde ülkenin farklı illerinden gelen ziyaretçileri ağırlıyor.
 

30.05.2026 12:42:00
AA
 Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı
 Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı
Birçok medeniyetin izlerini taşıyan Hasankeyf, 9 günlük bayram tatilinde de ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor. İlçeyi ziyaret edenler, Ilısu Barajı nedeniyle orijinal yerlerinden taşınan İmam Abdullah Türbesi, Zeynel Bey Türbesi, Artuklu Hamamı, Hasankeyf Kalesi, Hasankeyf Müzesi ve Er-Rızk Camisi gibi tarihi yerleri ziyaret ediyor.
Ziyaretçiler, ​Ilısu Baraj Gölü'nde katıldıkları tekne turlarıyla kanyonları ve Hasankeyf Kalesi'ni görme imkanı buluyor.







İnsanları çok cana yakın ve misafirperver

Kocaeli'nden gelen Rıdvan Yıldırım, Hasankeyf'te tarihi eserleri gördüğünü belirterek, "Çok turistik bölge, çok güzel. Turistik alanı da çok fazla. Memnun kaldık ve çok keyif aldık. İnsanları çok cana yakın ve misafirperver" dedi.







Mardin'in Midyat ilçesinden gelen Hilvan Konak da fırsat buldukça Hasankeyf'e gezmeye geldiğini söyledi.
İlçenin görülmeye değer olduğunu dile getiren Konak, "Bayram tatilinde fırsat bulup tekrar geldik. Tekneye bindik, müzeye gittik" diye konuştu.







Buranın doğası, tarihi çok başka

Tuğba Çiçek ise Hasankeyf'in beklentilerini fazlasıyla karşıladığını anlatarak, kardeşiyle birlikte çıktıkları GAP turu kapsamında ilçeye geldiklerini bildirdi.
Çiçek, "Kütahya'dan geldik. Heyecanlıyız. Doğasıyla, kültürüyle çok güzel bir şehir. Çok beğendik. Diyarbakır'ı da gezdik. Diyarbakır da çok güzeldi. Daha sonra Mardin'e gideceğiz. Buranın doğası, tarihi çok başka" ifadelerini kullandı.







İlçede 40 yıldır esnaflık yapan Cemil Uluk de ziyaretçi yoğunluğundan memnun kaldıklarını dile getirdi. Uluk, "Büyük bir hareketlik var. Esnaf olarak mutluyuz. Herkesi ilçeye bekliyoruz. Misafirlerimizi ağırlayıp memnun gönderiyoruz" dedi.

Ünlü sunucu, Bodrum'da hastaneye kaldırıldı

Muğla'nın Bodrum ilçesinde rahatsızlanan televizyon programcısı ve haber sunucusu Reha Muhtar, özel bir hastanede tedavi altına alındı

30.05.2026 11:29:00 / Güncelleme: 30.05.2026 11:32:17
İHA
Ünlü sunucu, Bodrum'da hastaneye kaldırıldı
Ünlü sunucu, Bodrum'da hastaneye kaldırıldı
Uzun yıllar televizyon ekranlarında görev yapan Reha Muhtar'ın, yaşadığı rahatsızlık nedeniyle Bodrum'daki özel bir hastaneye başvurduğu öğrenildi. Doktorlar tarafından yapılan kontrollerin ardından Muhtar'ın kalp yetmezliği teşhisiyle tedavi altına alındığı belirtildi.



Hastanede gözetim altında tutulan Muhtar'ın sağlık durumunun doktorlar tarafından yakından takip edildiği öğrenilirken, ailesi de Bodrum'a hareket etti.

Muhtar'ın eski eşi oyuncu Deniz Uğur, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, çocukları Mina ve Poyraz ile birlikte Bodrum'a geldiklerini belirterek sevenlerinden dua istedi. Uğur paylaşımında, "Reha Muhtar'ın hastaneye kaldırıldığı haberini aldık. Çocuklarımızın babalarının yanında olmaları ve sağlık durumunu takip etmeleri için Bodrum'a doğru yola çıktık. Bu süreçte destek veren herkese teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verdi.



Reha Muhtar'ın tedavisinin sürdüğü öğrenildi.

Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin


 
 
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, "Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz" dedi.

30.05.2026 10:42:00
AA
Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin
Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin

Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, Cambridge Üniversitesi tarafından yürütülen ve sonuçları geçen yıl kamuoyuyla paylaşılan çalışmada, insan beyninin yaşam boyunca beş gelişim evresinden geçtiğinin ve 9 ile 32 yaş arasının 'ergenlik dönemi' olarak tanımlandığının ortaya konulduğunu söyledi.
Doğumdan ileri yaşlara kadar yaklaşık 4 bin kişinin beyin taramalarının incelendiği araştırmada beynin nöral bağlantılarının zaman içindeki değişimi haritalandırılırken, 32 yaşından sonra gelişimin daha stabil bir yapıya geçtiğini anlatan Atlı, ilerleyen yaşlarda ise gerileme evrelerinin başladığının belirlendiğini ifade etti.
Söz konusu araştırma bulgularının klinik gözlemleriyle de örtüştüğünü belirten Atlı, çalışmanın ileri görüntüleme teknikleriyle elde edilen verilere dayandığını anlattı.

Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu

Atlı, şunları kaydetti: "Benim de yakından takip ettiğim bir çalışma. Bu veriler, manyetik rezonans (MR) görüntüleme çalışmalarında tespit edilmiş. Burada aslında çalışan ve büyüyen bir beyin ortaya konuluyor. Ergenlik kavramı çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Ergenlik deyince çoğumuzun aklına hırçın, sinirli bir genç geliyor ama sadece mesele o değil. Ergenlik, büyüyen, gelişen, her şeyi alan ve sürekli aktivite gösteren bir beyin demektir. Bu çalışma da bunu destekliyor. Beynin gelişimi 30'lu yaşların başına kadar sürüyor. 32 yaşa kadar beynin nöronlarındaki gelişim devam etmekte, sinir ağları verimli bir şekilde çalışmaktadır. Bu süreçte beyin sürekli bir yapılanma içerisinde ancak 30'lu yaşların başından sonra bu gelişim yerini daha stabil bir evreye bırakır. 66 yaşına kadar görece dengeli bir dönem devam ederken, sonrasında gerileme başlar, 80'li yaşlardan itibaren ise bu gerileme daha belirgin hale gelir."

Ergenlik sürecinin uzamasında toplumsal değişimlerin de etkili olabileceğine işaret eden Atlı, "Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu. Günümüzde eğitim süreçlerinin uzamasıyla birlikte bu yaşlar ileriye kaydı. Bugün gençlere evlilik planlarını sorduğumuzda 30-35 yaş aralığı öne çıkıyor. Bu da ergenlik döneminin sosyal olarak da uzadığını gösteriyor. Ailelerin çocuklara erken yaşta sorumluluk vermesi önemli. Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor

Günümüzde "ev genci" olarak tanımlanan bir kesimin ortaya çıktığını belirten Atlı, şunları söyledi: "Bu bireylerin halen bir gelişim süreci içinde olduğunu söylemek mümkündür ancak bu noktada, gençlere nitelikli bir psikososyal eğitim sunulması, sosyal ve mesleki beceriler kazandırılarak hayatın içine aktif şekilde dahil edilmeleri büyük önem taşıyor. Aksi halde 30'lu yaşlara kadar aile içi çatışmalar devam ediyor. Anne ve babalar 'Bana bağırdı, sözümü dinlemedi' derken, gençler de 'Babam bana bağırdı, travmatize oldum' şeklinde karşılık veriyor. Bu kısır döngüden çıkabilmek için hem ailelerin hem de gençlerin süreci doğru yönetmesi ve erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor. Eskiden çağlar yüzlerce yıl sürerken, bugün 10-20 yıl içinde büyük değişimler yaşanıyor. Bu dönüşüm, beynin gelişim süreçlerini de etkilemiş olabilir."

Bireyin yaşamını nasıl değerlendirdiğinin gelişim algısını etkilediğini dile getiren Atlı, "50 yaşına gelmiş birinin kendini 20 yaşında hissetmesi farklı şekillerde yorumlanabilecek bir durumdur. Asıl sorulması gereken, kişinin 20 ile 50 yaş arasında nasıl bir yaşam sürdüğüdür. Eğer işlevsel ve üretken bir yaşam geçirmemişse, kendini hala 20 yaşındaymış gibi hissedebilir. Buna karşılık, spor yapan, kitap okuyan, sosyal aktivitelere katılan ve topluma katkı sağlayan bir yaşam sürmüşse, bu süreci kıymetli görür ve yaşına uygun bir olgunluk hisseder çünkü o 50 yılı dolu dolu yaşamıştır" ifadelerini kullandı.

Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor


 
Adıyaman'da iki otomobilin çarpıştığı kazada ölü sayısı 4'e çıktı.
 

30.05.2026 09:47:00
AA
Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor
Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor

Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde 29 Mayıs'ta iki otomobilin çarpışması sonucu yaşamını yitirenlerin sayısı 4'e yükseldi.
Kahramanmaraş-Adıyaman kara yolu Belören kasabası yol ayrımında meydana gelen kazada ağır yaralanan kardeşlerden 8 yaşındaki Eymen Mirza C, sevk edildiği Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki müdahaleye rağmen kurtarılamadı.


29 Mayıs'ta Veysel C. (45) idaresindeki 55 AV 926 plakalı otomobil, Kahramanmaraş-Adıyaman kara yolu Belören kasabası yol ayrımında Serkan S'nin (27) kullandığı 01 AID 574 plakalı otomobille çarpışmış, kazada yaralanan sürücüler ile Aysel C. (39), Muhammed Burak C. (14), Emir Mirza C. (12), Eymen Mirza C. (8), Deniz Yaren C. (1) ve Buse K. (24) ambulanslarla Adıyaman ve Kahramanmaraş'taki hastanelere kaldırılmış, yaralılardan Aysel C. ile çocukları Muhammed Burak C. ve Deniz Yaren C. hayatını kaybetmişti.​​​​​​​​​​​​​​

Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden


 
Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi’nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, yüksek tansiyona sebep olabilen 14 şaşırtıcı faktörü sıraladı.

29.05.2026 17:39:00
MURAT ÇORBACI
  Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden
  Yüksek tansiyonu tetikleyen 14 şaşırtıcı neden

Modern yaşamın yoğun temposu, stres ve kötü beslenme hipertansiyonu tetikleyen başlıca nedenler arasında yer alıyor. Ancak bu nedenlerin hiçbiri yoksa ve tansiyon yine de yükseliyorsa altında daha alışılmadık nedenler olabileceğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi'nden Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, "Yalnızlık, uyku apnesi, susuzluk, ağrı kesici kullanımı, bazı bitkisel takviyeler ve tiroid problemleri gibi günlük yaşamda çoğu zaman önemsenmeyen faktörler de tansiyon değerlerini yükseltebilir. Kontrol altına alınmayan hipertansiyon ise zamanla kalp, damar, böbrek ve beyin sağlığı üzerinde ciddi hasarlara yol açabilir" uyarısında bulundu.







Kontrol şart!

Özellikle tansiyon problemi yaşayan kişilere verilen ilk tavsiyelerden birinin tuz tüketimini azaltmak olduğunu paylaşan Prof. Dr. Nevrez Koylan, "Bunun nedeni, fazla tuzun vücutta su tutulmasına yol açarak kalp ve damar sistemi üzerinde ekstra yük oluşturmasıdır. Ancak hipertansiyonu tetikleyen nedenler yalnızca tuzla sınırlı değildir. Stres, kaygı ve öfke gibi duygusal değişimlerin yanı sıra günlük yaşamda fark edilmeyen bazı alışkanlıklar da tansiyon değerlerinde ani yükselmelere neden olabilir. Geçici iniş ve çıkışlar her zaman ciddi bir soruna işaret etmese de uzun süre yüksek seyreden değerlerin mutlaka hekim kontrolünden geçmesi gerekir" dedi.
Prof. Dr. Nevrez Koylan yüksek tansiyon üzerinde etkisi olan beklenmedik 14 faktörü sıraladı:







Yalnızlık

Yalnızlık hissi, özellikle uzun vadede büyük tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu konuda yapılan bir araştırmada, kendisini yalnız hisseden kişilerin büyük tansiyonunda dört yıl içinde 14 puandan fazla artış olduğu ortaya kondu.

Beyaz önlük sendromu

Doktor kontrolü sırasında ölçülen tansiyon değerleriyle evde ölçülen değerler arasında fark görülebilir. "Beyaz önlük etkisi" olarak adlandırılan bu durum, yalnızca muayene ortamında bulunmaya bağlı olarak büyük tansiyonda 10, küçük tansiyonda ise 5 puana kadar yükselmeye neden olabilir. Bu artışın genellikle stres ve kaygıyla ilişkili olduğu düşünülüyor.

Tuvalete gitmeyi geciktirmek

Tuvalet ihtiyacını uzun süre ertelemek de tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Yapılan bir araştırmada, en az 3 saat boyunca tuvalete gitmeyen orta yaşlı kadınların büyük tansiyonunda ortalama 4, küçük tansiyonunda ise 3 puan artış görüldü. Benzer etkilerin farklı yaş gruplarındaki kadın ve erkeklerde de ortaya çıkabileceği belirtildi.







Susuzluk

Vücudun yeterli suya sahip olmaması, kan damarlarının daralmasına neden olarak tansiyonu yükseltebilir. Susuz kalan vücut sıvıyı korumaya çalışırken damarlar daha fazla sıkışabilir ve böbrekler daha az idrar üretmeye başlayabilir. Bu durum da kalp ve beyindeki küçük damarlar üzerinde ekstra baskı oluşturabilir.

Duygusal konuşmalar

Dinlenme halindeki kan basıncı, konuşmaya başlanmasıyla birlikte geçici olarak yükselebilir. Bu artışın seviyesi, konuşulan konunun içeriğine ve duygusal yoğunluğuna göre değişebilir. Benzer etki telefon görüşmeleri sırasında da görülebilir.







Şeker

Özellikle yüksek fruktozlu mısır şurubu içeren işlenmiş şekerler, kan basıncının yükselmesinde tuz kadar hatta bazı durumlarda daha fazla etkili olabilir.

Bitkisel takviyeler

Ginkgo, ginseng, guarana, efedra, acı portakal ve sarı kantaron gibi bazı bitkisel takviyeler kan basıncını yükseltebilir. Ayrıca bu ürünler, yüksek tansiyon ilaçları da dahil olmak üzere bazı ilaçların etkisini değiştirebilir.







Uyku apnesi

Uyku apnesi, yüksek tansiyon ve diğer kalp hastalıkları riskini artırabilir. Uyku sırasında solunumun sık sık durup yeniden başlaması, sinir sisteminin kan basıncını yükselten kimyasallar salgılamasına neden olabilir. Ayrıca bu durumun yol açtığı oksijen eksikliği damar duvarlarına zarar vererek vücudun tansiyonu düzenlemesini zorlaştırabilir.

Tiroid problemleri

Vücudun yeterince tiroid hormonu üretmemesi, kalp atış hızının yavaşlamasına ve damarların esnekliğini kaybetmesine neden olabilir. Ayrıca kötü kolesterol olarak bilinen LDL kolesterolü de yükseltebilir ve bu da damar sertliğine yol açarak tansiyonu artırabilir. Nadiren de olsa tiroid hormonunun fazla salgılanması, kalbin daha hızlı ve güçlü çalışmasına neden olarak kan basıncını yükseltebilir.

Doğum kontrol ilaçları

Doğum kontrol hapları, iğneleri ve bazı diğer yöntemler, kan damarlarını etkileyen hormonlar içerdiği için tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Bu riskin özellikle 35 yaş üstü, fazla kilolu veya sigara kullanan kadınlarda daha yüksek olduğu düşünülüyor.







Antidepresanlar

Dopamin, norepinefrin ve serotonin gibi beyin kimyasallarını etkileyen antidepresan ilaçlar, kan basıncında değişikliklere yol açabilir. Özellikle serotonin üzerinde etkili ilaçların birlikte kullanılması durumunda tansiyon değerleri yükselebilir.

Ağrı kesici kullanımı

Aspirin ve ibuprofen gibi steroid olmayan anti-enflamatuar ilaçlar hem sağlıklı kişilerde hem de hipertansiyon hastalarında tansiyon değerlerinin yükselmesine neden olabilir. Artış genellikle birkaç puanla sınırlı kalsa da bazı kişiler bu ilaçlardan çok daha fazla etkilenebilir.







Potasyum eksikliği

Böbreklerin kandaki sıvı dengesini koruyabilmesi için sodyum ve potasyumun dengeli olması gerekir. Bu nedenle düşük tuzlu besleniliyor olsa bile yeterince meyve (özellikle muz), sebze, fasulye, az yağlı süt ürünleri ya da balık tüketilmemesi tansiyonun yükselmesine neden olabilir.

Ağrı

Tansiyonu yükselten alışılmadık nedenlerden biri de ağrı olabilir. Ani ya da şiddetli ağrılar, sinir sistemini hızlandırarak kan basıncının yükselmesine yol açabilir.

Hatay'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi

Hatay'ın Dörtyol ve Hassa ilçelerinde etkili olan sağanak nedeniyle bazı çaylar ve dereler taştı, ev ile bahçeleri su bastı

 

29.05.2026 17:30:00 / Güncelleme: 29.05.2026 17:34:09
Anadolu Ajansı
Hatay'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi
Hatay'da sağanak hayatı olumsuz etkiledi

Hatay'ın Dörtyol ilçesinde sabah saatlerinde etkili olan sağanak nedeniyle Deliçay ve Özerli Çayları taştı.

Taşma sonucu Kuzuculu ve Numune Evler Mahallelerinde cadde ve sokaklar sular altında kaldı.

Hassa ilçesinde de Söğüt, Aşağıkarafakılı, Güdükali Dereleri ile Akbez Çayı'nda taşkın meydana geldi.

Ev, ahır ve bahçelerin de etkilendiği taşkın nedeniyle bazı araçlar sürüklendi.

Hassa ve Dörtyol ilçelerinde belediye ekipleri taşkından etkilenen alanlarda çalışma başlattı.



Vali Mustafa Masatlı'dan açıklama

Vali Mustafa Masatlı, Dörtyol ilçesinde taşkından etkilenen alanlarda incelemelerde bulundu.

İncelemelerinin ardından Vali Masatlı, gazetecilere, meteorolojinin 28 Mayıs saat 14.00 ile bugün 21.00 arasında özellikle Erzin, Dörtyol, İskenderun, Samandağ ve Yayladağı hattında kuvvetli yağışların olacağıyla ilgili uyarıda bulunduğunu hatırlattı.

Bu uyarıyla Valilik koordinasyonunda ilgili kurumların katılımıyla toplantı yaptıklarını ve durumu takip ettiklerini belirten Masatlı, şöyle devam etti:

"Fakat yukarıda fazla yağan yağıştan kaynaklı özellikle Deliçay ve çevresinde Dörtyol'da birtakım hasarlar oldu. Şu ana kadar 112 Acil Çağrı Merkezi'mize 64 ihbar gelmiş, bu ihbarda 35 tanesi Dörtyol ilçemiz merkezlidir. Burada tabii Deliçay'ın yatağında ve çevresinde yer yer hasar oluşmakla birlikte sadece Deliçay'ın özellikle denizle buluştuğu hatta, Beyazgül Sitesi'nin bulunduğu yerde 17 aracımızda hasar oluşmuştur. Herhangi bir can kaybımız yoktur."

Vali Masatlı, yağışın oluşturduğu olumsuz etkileri azaltmak için tüm kurum ve kuruluşlarla sahada olduklarını ifade etti.

Başta Dörtyol ilçesi olmak üzere kısmi olarak ihbar aldıkları su baskını yaşanan yerlerde ekiplerin çalışmasını sürdürdüğünü vurgulayan Masatlı, "İnşallah 1-2 güne kadar bu olumsuz tabloyu da normale çeviririz. Başta Dörtyol ilçemiz olmak üzere diğer ilçelerimizde bu yağışlardan dolayı zarar gören vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" diye konuştu. 

Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi

29.05.2026 16:52:00
İhlas Haber Ajansı
Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi
Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi
Mersin'in Erdemli ilçesinde etkili olan dolu yağışı tarım alanlarında zarara yol açtı
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.