logo
13 MAYIS 2026

BTP iktidara yürüyor

10.03.2002 00:00:00
Bağımsız Türkiye Partisi'nin Trabzon 19 Mayıs Kapalı Spor Salonu'nda düzenlediği katılım ve tanıtım gecesindeki Kuvay-ı Milliye izdihamı, 'BTP tek başına iktidar' müjdesini verdi

Bağımsız Türkiye Partisi Trabzon İl Başkanlığı tarafından uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek bir katılım töreni düzenlendi. Törene izdiham derecesinde rağbet gösteren beş bini aşkın Trabzonlu, Trabzon 19 Mayıs Kapalı Spor Salonu'nu "Bağımsız Türkiye", "Bu vatan bizimdir bizim kalacak" sloganlarıyla inim inim inletti. Beş bini aşkın insan kapalı spor salonundaki muhteşem tabloyu yaşama imkanı bulurken binlerce insan da yer bulamadıkları için salon dışından bu tabloya iştirak etmek durumunda kaldı.

TEK BAŞINA İKTİDARIN MÜJDESİ Şehitler için saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törende bir konuşma yapan BTP Trabzon İl Başkanı Nihat Hekimoğlu, en hızlı teşkilatlanma, genel kongresini yapma, eşi görülmedik bir şekilde üye sayısını arttırma ile Türk siyasi hayatında rekorlara imza atan Bağımsız Türkiye Partisi'nin düzenlediği katılım ve tanıtım proğramına gösterilen ilginin ilk seçimde de tek başına iktidara gelecek bir rekorun müjdecisi olduğunu gösterdiğini söyledi. BTP hareketinin Kuvay-ı Milliye ruhunun dimdik ayakta durduğunun işareti olduğunu, 2. Kuvay-ı Milliye hareketinin Prof. Dr. Haydar Baş öncülüğünde fetih şehri Trabzon'dan başlamasının bir övünç kaynağı telakki edilmesi gerektiğini söyleyen Hekimoğlu, "19 Mayıs Kapalı Spor Salonu'ndaki bu muhteşem manzara göstermektedir ki tarih tekerrür edecektir. Türk milleti büyük bir lider ile, Prof. Dr. Haydar Baş ile, büyük bir başlangıca hazırdır" dedi.

DÜNYAYA ÖRNEK OLACAK HAREKETBTP'nin Türkiye'nin geleceğine atacağı imzayı Trabzon'dan başlatmasının gururunu yaşadıklarını, karakteri bağımsızlık olan milletimize BTP'ye gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkürlerini sunan Kuvay-ı Milliye kadrosundan Ali Gedik'ten sonra kursüye gelen BTP Genel Başkan Yardımcısı Dr. Abdullah Terzi, Kuvay-ı Milliye ruhunun pek çok millete örnek olduğu gibi BTP'nin başlatacağı ekonomik hareketin de dünyada küresel kıskaca son vermeye örnek teşkil edeceğini söyledi. BTP Genel Başkan Yardımcısı Ali Değirmenci, "2. Sevr'in dayatıldığı, bağımsızlık ve egemenliğin devrinin hesaplandığı bir dönemde, yeniden Kuvay-ı Milliye'nin mimarı Prof. Dr. Haydar Baş önderliğinde bir tarih yazılmaktadır" dedi.

ASKER MİLLETE TEŞEKKÜRBTP Kurucular Kurulu Üyesi Hüseyin Mümtaz, son bir hafta içinde Genelkurmay Başkanı, MGK Genel Sekreteri ve Genelkurmay Basın Sözcüsünün söylediği, "Türkiye, milli menfaatleri gibi sorunlarında AB'den hiçbir destek görmüyor", "Halen bir çok Avrupa ülkesinde Türkiye'ye yönelik faaliyet gösteren terör örgütleri mensupları himaye görmeye devam ediyor", "TSK, kayıtsız şartsız,sorgusuz sualsiz AB'ye girilmesine karşıdır" açıklamalarını aktararak "Bağımsız Türkiye için çalışan askere, yani size teşekkür ediyorum. Çünkü asker sizsiniz, millet sizsiniz, asker millet sizsiniz" dedi.

MİLLET BTP'DE KENDİNİ BULUYOR"Milletimiz BTP'de tarihini, kültürünü, medeniyetini, geleneğini, vatanını, bayrağını, kısacası bizzat kendisini buluyor. Onun için BTP'ye koşuyor. BTP, Türkiye'yi gerçekten güçlü ve büyük yapmak için kurulmuş, Kanuni'nin büyük devleti ile Mustafa Kemal Atatürk'ün büyük devletini ihya için kurulmuş bir partidir" diyen Muharrem Bayraktar'dan sonra söz alan BTP Genel Başkan Yardımcısı Baki Bektaş şunları söyledi:

"İstiklal Savaşı döneminde Mustafa Kemal'in öncülüğünde Kuvay-ı Milliye ayağa kalktığı gibi bugün de Prof. Dr. Haydar Baş Bey milletinin önüne geçti. Onun tezinden ilhamla BTP kuruldu. Prof. Dr. Haydar Baş'ın bu tezi çağa ışık tutacak güçlü bir tezdir. Bu tez ekonomik problemleri halledecek güçtedir. Bu tez milli bütünlüğü, asker sivil herkesi kaynaştıracak güçtedir. Bu tez şahsiyetli bir dış politikayı getiriyor. AB'ye girme gibi gayrimilli oluşumların karşısında ciddiyetle duruyor. Ve bu tez genç ihtiyar herkese mutluluk getiriyor."

TOPYEKÜN TÜRK MİLLETİNİN HAREKETİBTP MYK Üyesi Hayri Baş, BTP hareketinin topyekün bir milletin, Türk milletinin hareketi olduğunu söyledi. Genel Başkan Yardımcısı Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi ise, ülkemizin içinde bulunduğu kriz tablosuna dikkat çekerek böyle bir tablo ile karşılacağını Prof. Dr. Haydar Baş'ın önceden haber verdiğini ifade etti. Enflasyon, misyonerlik, Düyun-u Umumiye misali borçlar, AB gibi konularda zamanın Prof. Dr. Haydar Baş'ı haklı çıkardığını söyleyen Dr.Kepekçi, "Onun içindir ki vatandaş,'Prof. Dr. Haydar Baş yola çıkmışsa durum çok önemlidir. Prof. Dr. Haydar Baş, BTP bayrağı ile yola çıkmışsa mutlaka başarır' demektedir" dedi.

BTP'nin Trabzon'da düzenlediği katılım toplantısına dünyaca ünlü Akçaabat Horon Ekibi izleyenleri büyüleyen horonu, sanatçı Sait Uçar kemençesi ve Kuvay-ı Milliye'nin sesi Ali Altın da türküleriyle katıldı. Her iki sanatçının söylediği türkülere salondaki beş bin insan "Bu vatan bizimdir bizim kalacak", "Bağımsız Türkiye" sloganlarıyla eşlik etti.

Bağımsızlık meşalesi yandıBTP'nin Trabzon'da düzenlediği Katılım Gecesi'nde Kuvay-ı Milliye ruhunun yeniden şahlanışının mimarı Prof. Dr. Haydar Baş da bir konuşma yaptı. "Üstad, Üstad", "Bu vatan bu millet seni bekliyor" sloganlarıyla 19 Mayıs Kapalı Spor Salonu'nu inleten beş bin insana hitaben yaptığı bu konuşmada Prof. Dr. Haydar Baş, AB sürecindeki tehlikeli gelişmelere, birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekti ve Türkiye'yi kâinat devletine dönüştürecek projelerden bahsetti.

AB'YE NEDEN HAYIR!Atatürk'ün 6 Mart 1922'deki, "Bu düşüşün çıkış noktası korku ile, acz ile başlamıştır. Türkiye'nin fikir adamları adeta kendi kendilerine hakaret ediyorlardı. Diyorlardı ki, 'Biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza da imkan yoktur.' Bizim canımızı, tarihimize düşman olan Avrupalılara kayıtsız şartsız bırakmak istiyorlardı." Şeklindeki tespiti ile başlayan Prof. Dr. Haydar Baş, bugün geldiğimiz noktanın da bundan farklı olmadığını belirterek AB sürecinde yaşanan gelişmelere dikkat çekti. Milleti yöneten iradenin Avrupa'nın maksat ve niyetini millete, anladıkları gibi değil olduğu gibi anlatması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, AB gerçeği hakkında şunları dile getirdi:

"Bundan bir hafta evvel Avrupa Parlamentosu, 'Türkler Ermeni soykırımı yapmıştır. Türkiye'nin bunu kabul etmesi lazımdır' kararını aldı. AB bir ordu kuruyor. Türk ordusu NATO'nun en güçlü ordusudur. Bir ordu kuran normalde böyle güçlü bir orduyu bünyesine dahil etmek ister. Ama AB, 'Ben Türk ordusundan bir nefer dahi almayacağım' diyor. Bunun manası, 'Benim kurduğum ordunun ismi AB ordusu olarak anılıyorsa da aslında Haçlı ordusudur' demektir. AB,Yunanistan'la aramızda ihtilaf konusu olan Ege Kıta Sahanlığı meselesini Lahey Adalet Divanı'na götürerek bir petrol hazinesi olan Ege Denizi'ni Yunanistan'a vermek istemektedir. AB, petrol hazinesi olan Güneydoğu Bölgemizin de etnik bahanelerle elimizden çıkmasını istiyor. Avrupa'nın bütün devletleri PKK hareketine kucak açmış, teşvik ediyorlar. AB devletleri parası, bayrağı, ordusu bir olarak yek vücut hale gelirken bize de 'Ege'yi, Güneydoğu'yu, Karadeniz'i, İstanbul'u ayırın. Parçalanmış bir devlet olun' diyorlar. AB, Türkiye'nin AB'ye girebilmesi için idamı kaldırmamızı istiyor. Bununla 30 bin insanın ölümüne sebep olan insanı 'affet' diyor. Delil dahi olmadan Usame Bin Ladin'i yakalamak için, terörü önlemek iddiasıyla Afganistan'a giriyorsun. Binlerce masum insanı öldürüyorsun. Bu sana mübah, bana yasak oluyor. Bu çifte standart değil de nedir? AB, bize A dili ile eğitimi şart koşuyor. Maksat üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir." Bütün bu yapılanlarla memleketi, milleti, devleti bölmek istediklerini ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş, "Siz bütün bunlara evet diyor musunuz?" diye sordu. Salondaki beş bin insan hep bir ağızdan "Hayır" cevabını verince, "İşte biz de bu sebeplerden dolayı AB'ye evet demiyoruz" dedi.

TOPLU VURDUKÇA YÜREKLERMemleketimizin istiklal ve istikbalinin bir ve beraber olmaktan geçtiğine, bir ve beraber olunmazsa lokma lokma yutulma tehlikesi bulunduğuna, sanki bu milletin sivil evladı ile asker evladı farklı imiş gibi birini dinli diğerini dinsiz gösterme oyunlarının olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Haydar Baş, "İstiklal Savaşı, birlik tablosunun Mustafa Kemal ile zafere ulaşmanın adı değil midir? O zaman nasıl karnı aç, elbisesi olmayan ayağı çarıklı Nene Hatunlarla kimini Akdeniz'e sürerek, kimini ihraç ederek birlik ve beraberlikle Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurmuş isek aynı azim ve ruhla bugünkü devletimizi ayakta tutacak ve birliğimize dayanak yapacağız" dedi ve Mehmet Akif'in, "Girmeden tefrika bir millete düşman giremez / Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez" dizelerini hatırlattı.

BORÇ ALMA MANTI?I ACİLEN TERK EDİLMELİTürkiye'nin şuanda içinde bulunduğu ekonomik açmazların global güçlerin sermaye oyunlarından kaynaklandığı, siyasi iradenin de cehlinden dolayı memleketi batma noktasına getirdiği, Türkiye'nin 3 Doğu Almanya'yı alacak kadar vahim bir borç içinde bulunduğu tespitini yapan Prof. Dr. Haydar Baş, bu ekonomik durumun aydınlığa dönüşmesinin yollarından bazılarını şöyle anlattı:

"Buna rağmen biz moralimizi bozmadık. Trabzon mitinginde, 'Gelin bu badireyi 24 saatte aşalım' dedik. Dinlemediler. İstanbul ve Ankara'da da söyledik. Yine dinlemediler. Bunun üzerine millet bize, 'Evladım. Seni dinlemiyorlar. Şimdi biz seni dinliyoruz. Önümüze geç diyoruz' dedi."

" Ekonomide bir kural vardır. Bu kurala göre milli gelirin % 30'u para olarak tedavülde dolaşması gerekmektedir. Bu oran İngiltere için içte % 30, dışta % 30 olmak üzere % 60'tır. ABD'de içte % 30, dışta % 70 olmak üzere % 100'dür. Yani, Türkiye'de,senin-benim emeğimin, üretimimin karşılığı olarak ABD doları dolaşıyor. Milli para memleketi terk ediyor. Gayri milli para hükümran oluyor. Türkiye'de bu oran % 2'dir. Aradaki açığı dış dünyadan tamamlıyoruz. İşte bu durum Türkiye'nin bu noktaya gelmesinde enbüyük amildir. Burada biz diyoruz ki, dış piyasadan borç alacağınıza açığı emisyonla tamamlayın. Zira dış dünyadan aldığımız borcun faizine verdiğimiz para yılda 45 katrilyon TL'dir. Bizim topladığımız vergiler borç faizine gidiyor. O halde IMF veya başka kurumlardan borç alma sevdasından acilen vazgeçmemiz lazımdır. Emisyon hacmini genişletmemiz, gece gündüz çalışmamız lazımdır. Bu vahim manzaranın önüne geçmek için muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur."

"Cumhuriyetin ilk yıllarında tarımla uğraşan vatandaşa % 50 avans veriliyordu. Devlet, yetiştireceği ürünün en az % 50'sinin karşılığını vatandaşın cebine koyardı. Biz bu garantiyi % 100'e çıkaracağız. IMF'nin kapısında borç mantığı terkedildiği zaman ne işçiden, ne çiftçiden, ne 100 milyarın altında geliri olandan tek kuruş vergi alma durumu olmaz. Bunu Allah'ın izniyle BTP hayata taşıyacak, işçisinden, memurundan, 100milyarın altında geliri olandan vergi almayacaktır. Artı, işçisi, çiftçisiyle herkes, sigortalı ve sosyal güvenlik altında olacak, devlet garantisinde bulunacaktır. Yeşil kart, kırmızı kart devrine son verilecektir."

TÜRKİYE KÂİNAT DEVLETİ OLACAKBütün bu anlattıklarının hamasi nutuklar olmadığını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, böyle bir gerçeğin nasıl hayata geçirileceğine dair şu açıklamayı yaparak sözlerini bitirdi:

"Global sermaye sahipleri bizim sırtımızdan yılda 45 katrilyon lira alıyor. Bir enayi bulmuşlar ve sırtına binmişler. Ben de diyorum ki, 'Bu hokkabazları sırtımdan atacağım ve o 45 katrilyonu milletime dağıtacağım.' Hepimiz yek vücut olarak tarıma,sanayie, enerji kaynaklarına el atarak çalışacağız. Dünyanın en zengin milleti olacağız. 2 yıl içinde Avrupa'yı, 3 yıl içinde ABD'yi yakalayacak, 4 yıl içinde dünyanın en büyük, en zengin ülkesi olacağız. Biz, kâinat devleti kuracağız. Bu, gece gündüz çalışmak, Bağımsız Türkiye'nin bağımsızlık meşalesini bütün gönüllerde yakarak gerçekleşecek."

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Ata Selçuk:Ülkeyi kurtaracak formül bizde

BTP'nin Trabzon'da düzenlediği muhteşem katılım ve tanıtım proğramında Genel Başkan Prof. Dr. Ata Selçuk da bir konuşma yaptı. "Kuvay-ı Milliye nerede ben oradayım" diyen Genel Başkan Selçuk, özetle şunları söyledi:

" Milli bütünlüğümüzün tehdit altında olduğu sıkıntılı bir dönemden geçmekteyiz. Ülkemiz ekonomik, siyasi, kültürel bir kuşatma altındadır. Sevr tekrar uygulanmak istemektedir. İşte böyle bir ortamda BTP olarak biz seyretmeyi değil kuşatmanın yarılmasının zaruretini seçti. BTP, yeniden kuvay-ı milliye ruhuyla vatanımıza, bayrağımıza, namusumuza sahip çıkmanın adresidir. BTP'nin milli ekonomik modeli küresel güçlere karşı durmak ve ayağa kalkmak için yegane kalkınma modelidir. Alternatif değil bizzat tez olan bu model Prof. Dr. Haydar Baş'a aittir. 24 saatte ülkeyi badireden kurtaracak formül ve anahtar bu modelde mevcuttur. BTP, yüz hatta bin yıla damgasını vuracak bir misyonun sahibidir. Liderini bulup etrafında kenetlendiği zaman en parlak dönemini yaşadığı tarihle sabit olan Türk milleti bugün de liderini bulmuştur. Trabzon kâinatın merkezi olmuştur. Onun için Trabzon bu lideri bağrından çıkardığı için ne kadar övünse azdır."

BTP'yi tercihin anlamıBTP'nin Trabzon'da düzenlediği muhteşem toplantıda başta Keleşoğlu, Sungur, Gürsoytrak, Demirkır, Hacımustafaoğlu, Yıldız, Çebi, Turan, Akbayrak, Aslan, Küçük, Adıgüzel, Alioğlu, Yalçınkaya, Altunbaş, Yomralıoğlu, Mahmutoğlu,Bayraktar ailelerine mensup sanayici, işadamı, tüccar, esnaf, sanatçı ve sporcu BTP üyesi oldu ve rozet taktı. BTP'nin rozetini gururla taşıyacaklarını söyleyen BTP'nin yeni üyeleri bu partiye omuz vermek için değil göğüs vermek için geldiklerini belirttiler. Kuvay-ı Milliye hareketinin ikincisinin Trabzon'da başlamasının anlamlı olduğunu söylediler. "Bugün 2. Kuvay-ı Milliye, Bağımsız Türkiye, BTP diyorsak bunun bir manası vardır. Bu vatan bize ucuza mal olmadı. Şehit kanları ile sulanmış bu vatan bizimdir bizim kalacak" dediler

PKK tarafından 15 tonluk bomba infilak ettirilmiş, 16 kişi ölmüştü

Diyarbakır'ın Sur ilçesine bağlı Dürümlü mezrasında terör örgütü PKK mensuplarınca kamyona yüklenen 15 tonluk patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybettiği olayın üzerinden 10 yıl geçti

13.05.2026 00:50:00
İhlas Haber Ajansı
PKK tarafından 15 tonluk bomba infilak ettirilmiş, 16 kişi ölmüştü
PKK tarafından 15 tonluk bomba infilak ettirilmiş, 16 kişi ölmüştü
Diyarbakır'ın Sur ilçesine bağlı Dürümlü mezrasında terör örgütü PKK mensuplarınca kamyona yüklenen 15 tonluk patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybettiği olayın üzerinden 10 yıl geçti.






Terör örgütü PKK mensupları, 12 Mayıs 2016 tarihinde Bingöl'ün Genç ilçesine bağlı Döşekkaya köyü yakınlarında yol çalışması yapan bir firmaya ait kamyonu gasp ederek yaklaşık 15 tonluk bombayı araca yüklemiş, bomba yüklü araç içindeki PKK'lılarla birlikte Sur ilçesine bağlı Tanışık Mahallesi'ne gelmişti.

Köylülerin şüphelenmesi üzerine araçtaki PKK'lılar ile köylüler arasında tartışma yaşanmış, olayın ardından teröristler bomba yüklü kamyonu Dürümlü mezrasına doğru yönlendirmişti. Köylüler tarafından takibe alındıklarını ve kaçamayacaklarını anlayan teröristler 15 ton patlayıcı yüklü kamyonu infilak ettirmiş, olayda hepsi akraba olan 16 kişi ölmüş, 26 kişi de yaralanmıştı. Patlamanın üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen acılar ilk günkü tazeliğini koruyor.









"Biz onları unutmayacağız"

Patlamanın yıldönümünde mezarlık önünde açıklamalarda bulunan Çelebi Yaman, "Şehit ailesiyim. Burada bulunan şehitlerin tamamı benim kardeşim, kuzenlerim ve amcamdır. 12 Mayıs 2016'da terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırıda hepsi şehit oldu. Bugün şehitlerimizin 10. yıl dönümü. Aradan sadece 10 yıl değil, 100 yıl da geçse biz onları unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi.









"Değil 10 yıl, 10 bin yıl da geççe bu acı içimizden çıkmayacak"

Olayda yakınlarını kaybeden Mehmet Yaman da, "Bu olayda ağabeyimi, babamı, amcamı ve dayılarımı kaybettim. Bugün olayın 10. yılı. Allah hepsine rahmet eylesin inşallah. Değil 10 yıl, 10 bin yıl geçse de bu acı içimizden çıkmayacak. Allah-u Teala bütün şehitlerimize rahmet eylesin inşallah. Bu çözüm süreciyle birlikte inşallah artık bu olaylar yaşanmaz. Umarım bir daha böyle acılar yaşanmaz. Bizim başımıza geldi, kimsenin başına gelmesin. Allah kimseye böyle bir acı yaşatmasın inşallah. Biz 16 şehit verdik. Allah-u Teala hepsine rahmet eylesin. Bu acı ne yapsak içimizden çıkmaz. Buradan Recep Tayyip Erdoğan'a ve Devlet Bahçeli'ye selamlarımızı gönderiyoruz. Bütün ailemizin selamı var. Allah hepinizden, devletimizden razı olsun" diye konuştu.

"Yeni doğan çocuklar onların isimleri ile yaşıyor"

Yakınlarını kaybeden Şahin Güler ise, "12 Mayıs 2016'da Tanışık köyünde terör örgütü PKK'nın saldırısı sonucunda 16 yakınımı kaybettim. Tamamı dayımlar ve dayım çocuklarıydı. Birlikte büyüdüğümüz insanlardı. Bugün üzerinden 10 yıl geçti ama acıları hala içimizde taze. Unutmadık, unutturmayacağız. Birçoğunun ismini çocuklarımıza verdik. Yeni doğan çocukların çoğunda bugün onların isimleri yaşıyor" şeklinde konuştu.






Bolu Belediyesi'ne 5'inci dalga operasyon

Bolu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Bolu Belediyesi'ne yönelik sabah saatlerinde 5'inci dalga operasyonu düzenlendi. Operasyon kapsamında belediyeye bağlı bazı birimler ve Bol Tur A.Ş.'deki evraklar inceleme altına alındı

12.05.2026 12:39:00
İHA
Bolu Belediyesi'ne 5'inci dalga operasyon
Bolu Belediyesi'ne 5'inci dalga operasyon
Edinilen bilgiye göre, yürütülen bir soruşturma kapsamında Bolu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri sabah saatlerinde Bolu Belediyesi hizmet binasına geldi.






Binaya otopark kısmından giriş yapan jandarma ekipleri, belediye bünyesindeki bazı birimler ile Bol Tur A.Ş.'de arama ve inceleme çalışması başlattı. 






Soruşturmayla bağlantılı olduğu değerlendirilen çok sayıda evrak, jandarma ekipleri tarafından titizlikle mercek altına alındı.








Ekiplerin binadaki incelemeleri sürüyor.













Adalet Bakanlığı 15 bin sözleşmeli personel alacak

Adalet Bakanı Akın Gürlek, bakanlığın merkez ve taşra teşkilatlarında görevlendirilmek üzere 15 bin sözleşmeli personel alımı için ilana çıkacaklarını bildirdi

12.05.2026 11:50:00 / Güncelleme: 12.05.2026 14:06:39
Anadolu Ajansı
Adalet Bakanlığı 15 bin sözleşmeli personel alacak
Adalet Bakanlığı 15 bin sözleşmeli personel alacak

Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın müjdesini verdiği, adalet teşkilatı bünyesinde istihdam edilmek üzere 15 bin sözleşmeli personel alımını gerçekleştireceklerini belirtti.

Bu kapsamda merkez ve taşra teşkilatında görevlendirilmek üzere 15 bin sözleşmeli personel alımı için ilana çıkacaklarını aktaran Gürlek, şunları kaydetti:

"Söz konusu alımları 2026 yılı içerisinde tamamlayarak teşkilatımızın insan kaynağını daha da güçlendireceğiz. Alım yapılacak kadrolar arasında 5 bin 259 zabıt katibi, 4 bin 508 infaz ve koruma memuru, 1300 destek personeli, 1041 mübaşir, 900 icra katibi, 524 koruma ve güvenlik görevlisi, 410 psikolog, 322 teknisyen, 316 büro personeli, 286 hemşire, 90 sosyal çalışmacı ile 44 farklı unvanda personel yer alıyor. Adalet teşkilatımıza, yargı camiamıza ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyor, yargı teşkilatımızın ihtiyaç duyduğu kadroların tahsisine verdikleri destek dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz ediyorum." 

TÜİK'in "İstatistiklerle Aile 2025" bülteni yayımlandı

Türkiye'de ortalama hane halkı büyüklüğü geçen yıl 3,08 kişiye gerilerken ortalama hane halkı büyüklüğünün en yüksek olduğu il 4,84 kişiyle Şırnak olarak kayıtlara geçti

 

12.05.2026 11:04:00
Anadolu Ajansı
TÜİK'in "İstatistiklerle Aile 2025" bülteni yayımlandı
TÜİK'in "İstatistiklerle Aile 2025" bülteni yayımlandı

Türkiye İstatistik Kurumunun, "İstatistiklerle Aile 2025" bülteni yayımlandı.

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre, Türkiye'de 2008'de 4 olan ortalama hane halkı büyüklüğü azalış gösterdi ve 2025'te 3,08 kişiye düştü.

İllere göre incelendiğinde, 2025'te ortalama hane halkı büyüklüğü en yüksek il 4,84 kişiyle Şırnak oldu. Bu ili, 4,63 kişiyle Şanlıurfa ve 4,43 kişiyle Batman izledi.

Ortalama hane halkı büyüklüğünün en düşük olduğu il ise 2,49 kişiyle Tunceli olarak belirlendi. Bu şehri, 2,5 kişiyle Giresun ve 2,51 kişiyle Çanakkale takip etti.

ADNKS sonuçlarına göre, 2014'te yüzde 13,9 olan yalnız yaşayan fertlerden oluşan tek kişilik hane halklarının oranı 2025'te yüzde 20,5'e yükseldi.

Tek çekirdek aile olarak ifade edilen, yalnızca eşlerden veya eşler ve çocuklarından veya tek ebeveyn ve en az bir çocuktan oluşan hane halklarının oranı 2014'te yüzde 67,4 iken 2025'te yüzde 62,7'e geriledi. Diğer yandan, geniş aile olarak tanımlanan ve en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hane halklarının oranı, aynı dönemde yüzde 16,7'den yüzde 13,5'e düştü.

Çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hane halklarının oranı, 2014'te yüzde 2,1 iken, 2025'te yüzde 3,3'e yükseldi.

En yüksek tek kişilik hane halkı oranı Gümüşhane'de

İllere göre hane halkı tipleri incelendiğinde, geçen yıl tek kişilik hane halklarının oranının en yüksek olduğu il yüzde 32,7 ile Gümüşhane oldu. Bu ili yüzde 30,8 ile Tunceli ve yüzde 30,5 ile Giresun izledi.

Tek kişilik hane halklarının oranının en düşük olduğu il ise yüzde 11,5 ile Batman olarak kayıtlara geçti. Bu ili yüzde 12,4 ile Diyarbakır ile Van takip etti.

Aynı dönemde, tek çekirdek aileden oluşan hane halkları oranının en yüksek olduğu il, yüzde 70,5 ile Gaziantep oldu. Bu kentin ardından yüzde 69,8 ile Diyarbakır ve yüzde 69,6 ile Şanlıurfa geldi. Tek çekirdek aileden oluşan hane halkları oranının en düşük çıktığı il ise yüzde 49,9 ile Tunceli olarak saptandı. Bu şehri yüzde 51,5 ile Gümüşhane ve yüzde 53,4 ile Artvin izledi.

Hane halklarının yüzde 11,3'ü tek ebeveyn ve çocuklu

Türkiye'de 2025'te, toplam hane halklarının yüzde 11,3'ünü tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan aileler oluşturdu. Toplam hane halklarının yüzde 2,8'inin baba ve çocuklar, yüzde 8,5'inin ise anne ve çocukların bulunduğu ailelerin oluşturduğu belirlendi.

Tek ebeveyn ve çocuklardan oluşan hane halkları oranının en yüksek olduğu il, geçen yıl yüzde 13,8 ile Bingöl olarak kayıtlara geçti. Bu şehri, yüzde 13,7 ile Elazığ ve yüzde 13,4 ile Adana izledi. Bu oranın en düşük olduğu iller ise yüzde 8,3 ile Ardahan, yüzde 8,9 ile Burdur ve yüzde 9,1 ile Yozgat olarak tespit edildi.

Toplam hane halkları içinde anne ve çocuklardan oluşan hane halkları oranının en yüksek olduğu iller, yüzde 10,7 ile Bingöl, yüzde 10,4 ile Elazığ ve yüzde 10,2 ile Adana, bu oranın en düşük olduğu iller ise yüzde 5,6 ile Ardahan, yüzde 6,5'er ile Burdur ve Yozgat oldu.

Baba ve çocuklardan oluşan hane halkları oranının en yüksek olduğu şehirler yüzde 4,3 ile Kilis, yüzde 3,7 ile Batman, yüzde 3,6 ile Malatya olarak belirlenirken bu oranın en düşük olduğu iller yüzde 2,2 ile Sinop, yüzde 2,3'er ile Nevşehir ve Kastamonu olarak kayıtlara geçti.

Geniş aileler en çok Hakkari'de

Geniş aileden oluşan hane halkları oranının en yüksek olduğu il, 2025'te yüzde 21,2 ile Hakkari oldu. Hakkari'yi yüzde 19,2 ile Batman, yüzde 18,6 ile Şırnak izledi. Bu oranın en düşük olduğu şehir ise yüzde 9,2 ile Eskişehir olarak belirlendi. Bu ili, yüzde 10,3'er ile Ankara ve Çanakkale takip etti.

ADNKS sonuçlarına göre, geçen yıl toplam hane halkı sayısı 26 milyon 977 bin 795 olurken bunların yüzde 41,9'unda 0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunduğu görüldü.

0-17 yaş grubunda en az bir çocuk bulunan hane halkı oranının en yüksek olduğu il yüzde 68,2 ile Şanlıurfa, en düşük olduğu il ise yüzde 27,3 ile Tunceli olarak kayıtlara geçti.

Hanelerin yüzde 19,1'inde 0-17 yaş grubunda bir çocuk, yüzde 14,1'inde iki çocuk, yüzde 5,7'sinde üç çocuk, yüzde 1,9'unda 4 çocuk, yüzde 1,1'inde ise 5 ve daha fazla çocuk bulunduğu belirlendi.

1 milyon 836 bin 496 yaşlı tek başına yaşıyor

Türkiye'de, hanelerin 7 milyon 46 bin 560'ında yaşlı nüfus olarak tanımlanan 65 ve daha yukarı yaşta en az bir fert bulunduğu, hanelerin yüzde 26,1'inde en az bir yaşlı fert yaşadığı tespit edildi.

Bu hanelerin, 1 milyon 836 bin 496'sını tek başına yaşayan yaşlı fertler oluşturdu.

Söz konusu yılda, 25-29 yaş grubunda ve hiç evlenmemiş 3 milyon 502 bin 33 kişiden, 2 milyon 452 bin 909'unun anne ve/veya babasıyla yaşadığı görüldü.

Bu gruptaki kişilerin oranı, yüzde 70 olarak hesaplandı. Bu oranın yüzde 42,6'sını erkekler, yüzde 27,4'ünü kadınlar oluşturdu.

Akraba evlilği yüzde 3'e geriledi

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) sonuçlarına göre 2025'te toplam resmi evlilikler içinde, birinci dereceden kuzenleriyle akraba evliliği yapmış 16 ve üzeri yaştaki bireylerin oranı yüzde 8 oldu. Akrabalık türüne göre evlilikler incelendiğinde, bireylerin yüzde 46,4'ünün hala/dayı çocukları, yüzde 27,2'sinin amca çocukları, yüzde 26,4'ünün ise teyze çocukları ile evlendiği belirlendi.

2010'da gerçekleşen resmi evlenmelerin yüzde 5,9'unu akraba evliliği oluştururken bu oran sürekli düşüş göstererek 2020'de yüzde 3,8'e, 2025'te yüzde 3'e geriledi.

Geçen yıl toplam evli bireyler içinde akraba evliliği yapmış 16 ve üzeri yaştaki bireylerin oranının en fazla olduğu il yüzde 19,7 ile Mardin olarak belirlendi. Bu ili yüzde 18,8 ile Şanlıurfa, yüzde 16,7 ile Siirt izledi. Bu oranın en az olduğu iller ise yüzde 1,2 ile Edirne, yüzde 1,5 ile Kırklareli ve yüzde 2 ile Çanakkale olarak sıralandı.

Akraba evliliği oranı en yüksek il yüzde 16,9 ile Şanlıurfa olarak tespit edildi. Bu ili, yüzde 11 ile Mardin, yüzde 10,8 ile Siirt izledi. Bu oranın en az olduğu iller ise yüzde 0,4'er ile Kütahya ve Edirne, yüzde 0,5 ile Çanakkale çıktı.

Aile ve çocuklar en büyük mutluluk kaynağı

Yaşam Memnuniyeti Araştırması 2025 sonuçlarına göre kendilerini en çok ailelerinin mutlu ettiğini belirtenlerin oranı yüzde 69 oldu. Bireylerin mutluluk kaynağı olan kişiler sıralamasında bunu yüzde 15,6 ile çocuklar, yüzde 4,8 ile kendisi, yüzde 3,9 ile eş, yüzde 3,3 ile anne/baba ve yüzde 1,9 ile torunlar takip etti.

ADNKS sonuçlarına göre geçen yıl Türkiye'de 21 milyon 375 bin 930 çocuk içinde hem annesi hem babası vefat etmiş olanların sayısının 4 bin 907, babası vefat etmiş çocuk sayısının 251 bin 929, annesi vefat etmiş olanların ise 79 bin 214 olduğu hesaplandı.

Cinsiyete göre incelendiğinde, hem annesi hem babası vefat etmiş erkek çocuk sayısının 2 bin 552, kız çocuk sayısının 2 bin 355, babası vefat etmiş erkek çocuk sayısının 128 bin 983, kız çocuk sayısının 122 bin 946, annesi vefat etmiş erkek çocuk sayısının 40 bin 478, kız çocuk sayısının 38 bin 736 olduğu kayıtlara geçti.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının verilerine göre 2025'te ülke genelinde kuruluş bakımı altında bulunan çocuk sayısı 15 bin 508 olarak kaydedildi. Koruyucu aile sayısı 9 bin 96, koruyucu aile yanında bakımı sağlanan çocuk sayısı 10 bin 841 ve evlat edindirilen çocuk sayısı 681 oldu.

Kesinleşen davalar sonucu geçen yıl 193 bin 793 çift boşandı. 191 bin 371 çocuk velayete verildi. Boşanma davaları sonucu, çocukların velayetinin çoğunlukla anneye verildiği görüldü. Velayetlerin yüzde 74,6'sını anne, yüzde 25,4'ünü baba aldı.

Yoksulluk oranları araştırıldı

Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçlarına göre eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 60'ı dikkate alınarak belirlenen sınır kapsamında yoksulluk oranı 2025'te yüzde 20,6 olarak hesaplandı.

Hane halkı tipine göre yoksulluk oranı incelendiğinde ise tek kişilik hane halklarının yüzde 9,8'inin, tek çekirdek aileden oluşan hane halklarının yüzde 20,4'ünün, geniş ailelerden oluşan hane halklarının yüzde 27,1'inin, çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hane halklarının ise yüzde 14,3'ünün yoksulluk sınırının altında yaşadığı belirlendi.

Kendilerine ait konutta oturanların oranı yüzde 57,1

Konutun mülkiyet durumları incelendiğinde, 2025'te fertlerin yüzde 57,1'inin oturduğu konutun sahibi olduğu, yüzde 27'sinin ise kiracı yaşadığı anlaşıldı. Lojmanda oturanların oranı yüzde 0,9 olurken kendi konutunda oturmayıp kira ödemeyenlerin oranı ise yüzde 15 olarak kayıtlara geçti.

Nüfusun yüzde 28,8'inin konutunda, sızdıran çatı, nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçevesi gibi sorunlar, yüzde 27,9'unun izolasyondan dolayı ısınma sorunları, yüzde 22,1'inin trafik veya endüstrinin neden olduğu hava kirliliği, çevre kirliliği veya diğer çevresel sorunlar yaşadığı tespit edildi.

Bugünkü yasa dışı bahis operasyonu bilançosu: 108 gözaltı

İstanbul merkezli 35 ilde siber polisi tarafından yapay zeka destekli çalışmalarla düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 108 şüphelinin yakalandığı bildirildi

12.05.2026 10:36:00
İhlas Haber Ajansı
Bugünkü yasa dışı bahis operasyonu bilançosu: 108 gözaltı
Bugünkü yasa dışı bahis operasyonu bilançosu: 108 gözaltı
İstanbul merkezli 35 ilde siber polisi tarafından yapay zeka destekli çalışmalarla düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 108 şüphelinin yakalandığı bildirildi. Yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen 5 bin, bu sitelerin reklamını yaparak mobil kullanıcıları yönlendiren 111 ve ödeme işlemlerine aracılık ettiği belirlenen 40 olmak üzere toplam 5 bin 151 URL adresine ise erişim engeli kararı alındığı öğrenildi.



İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nce, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalarda yasadışı bahis şebekelerine büyük darbe vuruldu. Yapay zeka destekli programlar kullanılarak deşifre edilen illegal bahis şebekesi çökertildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan yapay zeka destekli Açık Kaynak İstihbaratı Analiz Sistemi'nin (AVCI) kullanıldığı çalışmalarda, çeşitli gruplardan 600 bin mesaj analiz edildi, şüphelilerin kimlikleri, adresleri ve finans evi olarak kullanılan yerleri tespit edildi. Yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen şüphelilere yönelik bu sabah İstanbul merkezli 35 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 108 kişi yakalanarak gözaltına alındı. Baskın yapılan adreslerdeki aramalarda suçta kullanılan çok sayıda dijital materyal ele geçirildi.

Ayrıca yasa dışı sanal bahis ve kumar faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen 5 bin, bu sitelerin reklamını yaparak mobil kullanıcıları yönlendiren 111 ve ödeme işlemlerine aracılık ettiği belirlenen 40 olmak üzere toplam 5 bin 151 URL adresine de erişim engeli kararı alındığı kaydedildi.

Gözaltına alınan 108 şüpheli, ifadeleri alınmak üzere İstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Zanlıların emniyetteki ifadelerinin ilerleyen saatlerde alınacağı öğrenildi.

Sanatçı Yusuf İslam, neden müziğe döndüğünü anlattı


 
İstanbul'da bir etkinlikte konuşan sanatçı Yusuf İslam, "Ben Müslüman olduğum zaman öyle bir an vardı ki, Müslüman dünyasının kültürleri de beni sömürgeleştiriyordu. 'Neden başına sarık takmıyorsun?' ya da 'Niye gitar çalıyorsun?' diyorlardı. Bir düşünce aşırı hale gelmişti ve o noktada müzik de yasaktı. O yüzden ben bu anlayış konusunda komple bir değişimden geçtim" dedi.

12.05.2026 06:14:00
AA
Sanatçı Yusuf İslam, neden müziğe döndüğünü anlattı
Sanatçı Yusuf İslam, neden müziğe döndüğünü anlattı

Cat Stevens ismiyle yaptığı albümlerle 1960 ve 1970'li yıllara damga vuran, 1977'de ise Müslüman olmayı seçen yorumcu, şarkı sözü yazarı ve müzisyen Yusuf İslam, "Biri yeni Müslüman olduğunda kültürünü kapının dışında bırakmak zorunda değil. Ancak belli bir miktar öğrenmeniz ve daha sonra isteklerinizi yönetmeniz gerekiyor. Bunu İslami değerlerin özüyle özdeşleştirmeniz gerekiyor" dedi.

İstanbul'da bir panelde konuşan Yusuf İslam, kendi hayatından ve Müslüman olduğu dönemde yaşadıklarından örnekler vererek dünyayı müzikle birleştirmenin ve bağlantılar kurmanın önemli olduğunu söyledi. İslam, şöyle devam etti:
"Benim yolculuğum Londra'da başladı. Babam Yunan, annem İsveçli. Zaten burada birtakım kültürel farklılıkların içinden geçmem gerekiyordu. Tabii ki içine doğduğunuz kültürden etkileniyorsunuz. Londra'da okula gittim, orada şarkılar, ilahiler söyledim, ilahilerden sonra rock müziğe geçtim, bu da kültürün bir parçası."

Müslümanlar gitarı Bağdat'tan İspanya'ya getirdi

Usta sanatçı, İslam dinini seçtiği ilk yıllarda yaşadığı zorluklardan bahsederek, şöyle konuştu: "Ben Müslüman olduğum zaman öyle bir an vardı ki, Müslüman dünyasının kültürleri de beni sömürgeleştiriyordu. 'Neden başına sarık takmıyorsun?' ya da 'Niye gitar çalıyorsun?' diyorlardı. Bir düşünce aşırı hale gelmişti ve o noktada müzik de yasaktı. O yüzden ben bu anlayış konusunda komple bir değişimden geçtim. O zaman, 'Müslümanlar gitarı Bağdat'tan İspanya'ya getirdi, İspanya'dan Avrupa'ya geldi, şimdi o gitar elimizde' diye düşünmeye başladım. 'Ben bunun neresindeyim' diye düşündüm. Biri yeni Müslüman olduğunda kültürünü kapının dışında bırakmak zorunda değil. Ancak belli bir miktar öğrenmeniz ve daha sonra isteklerinizi yönetmeniz gerekiyor. Bunu İslami değerlerin özüyle özdeşleştirmeniz gerekiyor."


Müziğe dönüş nedeni Bosna


İslam, müziğe bakış açısının Bosna Savaşı yıllarında değiştiğini dile getirerek, şunları kaydetti: "Benim biliyorsunuz, bir zamanlar müziğin haram olduğuna inandığım bir dönem vardı. Ondan sonra Bosna'daki olaylar meydana geldi ve ben orada birtakım kurtarma çalışmalarına girdim. Bosnalılardan şarkılar duydum. Orada duyduğum şarkılar içimde birtakım güçlü hisler uyandırdı. Balkanlar, zaten babam da Yunan kökenli olduğu için benim doğamda var. Yani bir müzikle bir insanın gözünü açıp uyandırabilirsiniz. Biz de insanların gözünü açmak, aydınlatmak istiyoruz. Onları körleştirmeyelim. Gidip başka bir plak almanın kölesi yapmayalım. Tamam bu biraz aykırı bir fikir ama müziği durduramazsınız. Müziğin hayatımız üzerinde hep etkisi var. Şarkı sözleri benim için hep önem taşıdı."

Müzikte ihtimaller sonsuz

Müziğe ara vermesinin ardından yeniden albüm çıkarmaya başlamasına ilişkin İslam, "Evde bir gitar vardı, aldım onu ve ne yapmam gerektiğini gördüm. 'Niye ben bunu yapıyorum?' dedim. Allah bana bu yeteneği vermiş. Herkesin Allah vergisi bir yeteneği var. İşte hayatın alışverişi bu. Herkes farklı bir şeyler yaparak birbirine hizmet ediyor. Dolayısıyla benim için kıvılcım buradaydı" dedi.

İslam, bugün genç sanatçıların muhteşem şarkı sözleri yazdığını ve söylediğini belirterek, "Gerçekten müzikte ihtimaller sonsuz. Yeni yetenekler var ve sağladığınız pencereye baktığımızda tek bir isim söylemem imkansız" diye konuştu.

Hantavirüsün merkezi gemi dümeni Hollanda'ya kırdı


 
Hantavirüs vakalarının olduğu yolcu gemisi İspanya'ya ait Atlas Okyanusu'nda bulunan Kanarya Adaları'ndaki Tenerife kentinden ayrılarak Hollanda'nın Rotterdam kentine hareket etti. Tahliyeye katılan herkes koruma kıyafeti giydi. Bu durum Covid-19 dönemindeki tahliyeleri hatırlattı. 

12.05.2026 05:52:00 / Güncelleme: 12.05.2026 06:00:14
HABER MERKEZİ/AA
Hantavirüsün merkezi gemi dümeni Hollanda'ya kırdı
Hantavirüsün merkezi gemi dümeni Hollanda'ya kırdı

Hantavirüs vakalarının olduğu yolcu gemisi İspanya'ya ait Atlas Okyanusu'nda bulunan Kanarya Adaları'ndaki Tenerife kentinden ayrılarak Hollanda'nın Rotterdam kentine hareket etti

İki gündür Tenerife'de liman girişinde demir atarak bekleyen MV Hondius, kötü hava şartları sebebiyle son yolcuların karaya çıkartılmasında kolaylık olması açısından Sahil Güvenlik kurumunun tavsiyesiyle kısa süreliğine limana yanaştırıldı.

Tahliye operasyonuna katılan tüm askeri, sivil personel ve yolculara olası bir virüs bulaşma riskine karşı koruma kıyafetleri giydirildi.

Gemi Hollandalı şirkete ait...

İBB Ağaç ve Peyzaj A.Ş., operasyonunda 12 kişi tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş.'ye yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 23 şüpheliden 12'si çıkarıldığı mahkemece tutuklandı

12.05.2026 00:40:00
İHA
İBB Ağaç ve Peyzaj A.Ş., operasyonunda 12 kişi tutuklandı
İBB Ağaç ve Peyzaj A.Ş., operasyonunda 12 kişi tutuklandı
İBB'ye yönelik İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yeni bir soruşturma başlatılmıştı. Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulduğu öne sürülen suç örgütünün faaliyetleri kapsamında gerçekleştirildiği iddia edilen eylemlere yönelik yapılan araştırmalarda, İBB iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş. şirketi üzerinden usulsüzce kurgusal bir ihale sistematiği işleterek ihalelere fesat karıştırıldığı tespit edilmişti.

Başsavcılık koordinesinde Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce şüphelilerin yakalanmasına yönelik gerçekleştirilen operasyonda, 29 şahıs gözaltına alınmış, yurt dışında olduğu tespit edilen 1 şüpheli için ise yakalama kararı çıkarılmıştı. Şüphelilerden 7'si serbest bırakılmıştı. Diğer 23 şüpheli ise emniyetteki işlemlerinin ardından Bayrampaşa Devlet Hastanesi'nde götürüldü.

Sağlık kontrolünün geçirilen şüpheliler Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edilmişti.

Adliyeye sevk edilen 24 şüpheli şahıstan şüpheliler Alkan B., Ekrem O., Fatih Y. ve Yasin Ç. S., hakkında adli kontrol talebi, 20 şüpheli hakkında tutuklanmaları talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.

Mahkemeye çıkarılan şüphelilerden Ayhan S., Aytekin K., Binali S., Derya D., Orhan Y., Selim M., Süleyman U., Fatih T., Muammer A.Ö., Nilgün C., Tolga K, tutuklandı. Diğer 12 şüpheli hakkında adli kontrol kararı verildi.

Rehin alınan taksicinin cesur müdahalesi kamerada

Ticari taksi şoförünü rehin alan silahlı şahsın polis ekiplerine ateş açarak uzun süre direndiği olayda yeni görüntüler ortaya çıktı. İlçede başlayan kovalamacanın şehir merkezinde sona erdiği olayda taksicinin soğukkanlı müdahalesi araç içi kamerasına yansıdı 

11.05.2026 15:30:00
Haber Merkezi
Rehin alınan taksicinin cesur müdahalesi kamerada
Rehin alınan taksicinin cesur müdahalesi kamerada
Gaziantep'te kız arkadaşıyla birlikte ticari taksi şoförünü rehin alan silahlı şahsın polis ekiplerine ateş açarak uzun süre direndiği olayda yeni görüntüler ortaya çıktı. İlçede başlayan kovalamacanın şehir merkezinde sona erdiği olayda taksicinin soğukkanlı müdahalesi araç içi kamerasına yansıdı.

Olay, öğleden sonra Araban ilçesinde yaşandı. İddiaya göre, Semih Ç. (31) ve kız arkadaşı olduğu iddia edilen Gülbahar Y. (36), silahla ticari taksi sürücüsünü rehin alarak araçla kaçmaya başladı. İhbar üzerine harekete geçen polis ekipleri, şüphelilerin bulunduğu taksiyi takibe aldı. İlçeden başlayan kovalamaca, Gaziantep şehir merkezine kadar sürdü.

Kaçış sırasında polis ekiplerine silahla ateş açan şüpheli, uzun süre teslim olmamak için direndi. Şehir merkezinde durdurulan araç çevresinde geniş güvenlik önlemi alınırken, olay anları vatandaşların cep telefonu kameraları ile ticari takside bulunan araç içi kameraya yansıdı.

Rehin şoförün soğukkanlı müdahalesiyle yakalandı

Ortaya çıkan araç içi görüntülerinde ise taksi şoförünün şüpheliyi etkisiz hale getirmek için müdahalede bulunduğu, aracın kapısını açarak polis ekiplerinin şüpheliyi araçtan almasına yardımcı olduğu anlar yer aldı.

Olayın ardından gözaltına alınan zanlının işlemleri sürüyor

Akbelen direnişçisi 42 gün sonra tahliye edildi

Akbelen Ormanı’nı korumak için 31 Mart’tan beri tutuklu bulunan 25 yaşındaki yaşam savunucusu Esra Işık, Danıştay’ın acele kamulaştırma kararına ilişkin yürütmeyi durdurma hükmü sonrası 42 günün ardından bugün tahliye edildi 

11.05.2026 15:05:00
Haber Merkezi
Akbelen direnişçisi 42 gün sonra tahliye edildi
Akbelen direnişçisi 42 gün sonra tahliye edildi
Muğla'nın Milas ilçesine bağlı İkizköy'de Akbelen Ormanı ve tarım arazilerini korumak için verdiği mücadeleyle tanınan 25 yaşındaki yaşam savunucusu Esra Işık, bugün tahliye edildi.

31 Mart 2026'da acele kamulaştırma sürecine karşı düzenlenen protestolar sırasında gözaltına alınan ve "görevi yaptırmamak için direnme" suçlamasıyla tutuklanan Işık, yaklaşık 42 gündür Şakran Cezaevi'nde tutuluyordu. 28 Nisan'da Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmada tahliye talebi reddedilmiş, dava 1 Haziran'a ertelenmişti.

Danıştay'ın acele kamulaştırma kararına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı vermesinin ardından avukatları, tutukluluk incelemesinin duruşmalı yapılmasını ve Işık'ın derhal tahliyesini talep etmişti. Bu gelişme üzerine bugün tahliye kararı çıktı.

Ailenin açıklaması

Tahliye haberi üzerine Akbelen direnişçileri ve köylüler sevinç gösterisi yaparken, Işık'ın annesi İkizköy Muhtarı Nejla Işık daha önce yaptığı açıklamada "Ne evladımızdan vazgeçeceğiz ne de toprağımızdan. Dimdik ayaktayız" demişti.

Sosyal medyada ve direniş çevrelerinde "Geç de olsa adalet" ve "Esra özgür" paylaşımları yoğunluk kazandı. Birçok kullanıcı, Işık'ın 42 gün boyunca "boşuna" cezaevinde tutulduğunu belirtti.

Esra Işık'ın tahliyesiyle Akbelen direnişi yeni bir ivme kazanırken, 1 Haziran'daki duruşmada dava süreci devam edecek. Köylüler ve yaşam savunucuları, orman ve zeytinliklerin korunması için mücadeleye devam edeceklerini vurguluyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.