Amerikancı politikaların ve AKP'nin Tercüman'ı, pardon borazanı bir gazetede köşe tutan meslektaşım Abdülaziz Hatip, geçen Cumartesi günü Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerini sıralamış? Türk şoförlerinin öldürülmesi bağlamında takdim etmiş bu makaleyi Tercüman.
Başbakanlık DİB Haseki Eğitim Merkezi'nden tanıdığım şakird Hatip, keşke Müslümanların haksız yere öldürülmesine ve öldürenlere yardım ve yataklık edenlere dair Hz. Peygamber'in hadis-i şeriflerini Irak haksız yere işgal edilirken de hatırlasaydı, hatırlatsaydı.
Keşke, AKP kurmaylarının "Türkiye ABD'nin stratejik ortağıdır" diye arz-ı endam ederek işgalin neresinde durduklarını ilan ettikleri esnada bu hadisleri hatırlatsaydı.
Keşke ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'in, Irak'taki kimyasal silahlar konusunda hata yaptık, yalan yanlış iddialarla işe giriştik açıklamasını yaptığı gün kaleme almasaydı şakird Hatip.
Sadece bugün değil, dünkü Müslümanın öldürülmesinin vahametini veya öldürülmesine yardım ve yataklık yapanların akıbetini, işgalcı ABD'nin Irak katliamına stratejik olanların ahvalini ve vebalini de ifşa ediyor bu hadis-i şerifler, değil mi Hatip Efendi?!
AKP'ye Amerikancı yağdanlığın bu kadarı da, bir diğer ifade ile hadis-i şeriflere rüzgara göre yelken açtırmak da biraz fazla Bel'amlık değil mi Hatip Efendi?
Hatip'in makalesinde zikrettiği hadis-i şerifleri, sadece Türk şoförlerini değil; işgalden bugüne Irak'ta öldürülen tüm Müslümanları, onları katleden işgalcileri ve bu işgalcilere yardım ve yataklık yapan stratejik ortaklarını gözünüzün önüne alarak okuyun, bakalım kimlerin akıbetini, nasıl göreceksiniz?
Hatip'in dediği, melek kılığına bürünen şeytanlar kim? Adalet külahını giyen zulüm ne?
Hatip'in Tercüman'daki makalesinden ilgili bölümü aktarıyorum:
"Ellerini Müslüman kanına bulaştıran bu kişiler hakkında en iyi hükmü, bizzat Dinin tebliğcisi Hz. Peygamber'den dinleyelim:
Mü'minin canına kastetmek, kâinatı dinamitlemekle denktir: "Mü'minin öldürülmesi Allah katında, dünyanın yıkılmasından daha büyük bir hâdisedir" (Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübra, II, 285).
"Mü'mini öldürmek en büyük günahlardandır (Allah'a eş koşmaktan sonra ikinci sırada) (Mu'tasaru'l-Muhtasar, II, 274). "Maktûl, avurtları kana bulanmış olan kâtilin yakasına yapışmış olarak getirilir. Kâtili şöyle şikayet eder: 'Ey Rabbim, buna sor bakalım, beni niçin öldürdü, suçum ne idi?!'" (Nesâî, Tahrîmu'd-Dem 2).
"Mü'min, haram kana bulaşmadıkça dinî hayatında genişlik (İlâhî müsamaha) içindedir" (Buhari, Diyat 1).
"Eğer tüm gök ve yer sakinleri bir mü'minin kanını (haksız yere dökmede) iştirak etselerdi, Allah hepsini birden Cehennem'e atardı" (Tirmizi, Diyât 8).
"Kim bir mü'mini öldürmeye yarım kelime kadar olsun yardım etse, alnının tam ortasına, 'Allah'ın rahmetinden ümitsizdir' yazılı olduğu halde Allah'ın huzuruna çıkacaktır" (İbn Mâce, II, 874)?
"Mü'minin şerefi, malı ve canı mümine haramdır" (Ahmed, Müsned IV, 168). "Mü'minin malının dokunulmazlığı, kanının dokunulmazlığı gibidir" (Dârekutnî, III, 26).
Mü'mine saygı, Ka'be'ye saygıdan daha büyük olmalıdır: "Hz. Peygamber, Ka'be'ye baktı ve şöyle buyurdu: 'Sen ne güzelsin, kokun ne hoştur! Hürmetin ne büyüktür! Fakat mü'minin hürmeti seninkinden de büyüktür. Allah seni mukaddes kılmış, mü'minin de malını, canını ve şerefini mukaddes; kendisine kötü zan beslenmesini de haram kılmıştır'" (el-Mu'cemu'l-Kebîr, XI, 37).
Şakayla da olsa mü'mini korkutmak, telaşlandırmak haramdır:
"Biz Hz. Peygamber'in yanında oturuyorduk. Bir adam kalkıp gitti. Ayakkabısını unuttu. Bir adam, ayakkabıları alıp altına sakladı. Adam geri gelip ayakkabısını sordu. Oradakiler, 'Biz görmedik' dediler. Sonunda gizleyen adam, 'İşte ayakkabın!' dedi. Hz. Peygamber, 'Sen nasıl mü'mini korkutursun?!' diye üzüntüsünü belirtti. Adam, 'Ben sadece şaka olsun diye yaptım' dedi. Hz. Peygamber, sözünü üç defa tekrarladı" (el-Mu'cemu'l-Kebîr, XXII, 394).
Mü'min, mü'mine zulmetmez: "Mü'min, mü'minin kardeşidir. Ona zulmetmez, desteksiz bırakmaz" (İbn Münde, İman, I, 458).
Allah dostu olan mü'mine düşmanlık eden, Allah'a harp ilan eder: "Allah buyurdu: 'Benim bir dostuma (mü'mine) düşmanlık eden kimse, bana harp ilan etmiştir" (Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübra, III, 346). Başka bir rivayette: "...Bana eziyet etmiştir" (İbn Hibban, II, 58)."
Mü'mine eziyet karşılıksız kalmaz: "Kim mü'mine zarar verirse Allah da onu zarara uğratır. Kim de mü'mine meşakkat verirse, Allah da ona sıkıntı verir" (Tirmizi, Birr 27)."
Tercüman'ın Hatip'i kime hitap ediyor, Tercüman kime tercümanlık yapıyor?
Başbakanlık DİB Haseki Eğitim Merkezi'nden tanıdığım şakird Hatip, keşke Müslümanların haksız yere öldürülmesine ve öldürenlere yardım ve yataklık edenlere dair Hz. Peygamber'in hadis-i şeriflerini Irak haksız yere işgal edilirken de hatırlasaydı, hatırlatsaydı.
Keşke, AKP kurmaylarının "Türkiye ABD'nin stratejik ortağıdır" diye arz-ı endam ederek işgalin neresinde durduklarını ilan ettikleri esnada bu hadisleri hatırlatsaydı.
Keşke ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'in, Irak'taki kimyasal silahlar konusunda hata yaptık, yalan yanlış iddialarla işe giriştik açıklamasını yaptığı gün kaleme almasaydı şakird Hatip.
Sadece bugün değil, dünkü Müslümanın öldürülmesinin vahametini veya öldürülmesine yardım ve yataklık yapanların akıbetini, işgalcı ABD'nin Irak katliamına stratejik olanların ahvalini ve vebalini de ifşa ediyor bu hadis-i şerifler, değil mi Hatip Efendi?!
AKP'ye Amerikancı yağdanlığın bu kadarı da, bir diğer ifade ile hadis-i şeriflere rüzgara göre yelken açtırmak da biraz fazla Bel'amlık değil mi Hatip Efendi?
Hatip'in makalesinde zikrettiği hadis-i şerifleri, sadece Türk şoförlerini değil; işgalden bugüne Irak'ta öldürülen tüm Müslümanları, onları katleden işgalcileri ve bu işgalcilere yardım ve yataklık yapan stratejik ortaklarını gözünüzün önüne alarak okuyun, bakalım kimlerin akıbetini, nasıl göreceksiniz?
Hatip'in dediği, melek kılığına bürünen şeytanlar kim? Adalet külahını giyen zulüm ne?
Hatip'in Tercüman'daki makalesinden ilgili bölümü aktarıyorum:
"Ellerini Müslüman kanına bulaştıran bu kişiler hakkında en iyi hükmü, bizzat Dinin tebliğcisi Hz. Peygamber'den dinleyelim:
Mü'minin canına kastetmek, kâinatı dinamitlemekle denktir: "Mü'minin öldürülmesi Allah katında, dünyanın yıkılmasından daha büyük bir hâdisedir" (Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübra, II, 285).
"Mü'mini öldürmek en büyük günahlardandır (Allah'a eş koşmaktan sonra ikinci sırada) (Mu'tasaru'l-Muhtasar, II, 274). "Maktûl, avurtları kana bulanmış olan kâtilin yakasına yapışmış olarak getirilir. Kâtili şöyle şikayet eder: 'Ey Rabbim, buna sor bakalım, beni niçin öldürdü, suçum ne idi?!'" (Nesâî, Tahrîmu'd-Dem 2).
"Mü'min, haram kana bulaşmadıkça dinî hayatında genişlik (İlâhî müsamaha) içindedir" (Buhari, Diyat 1).
"Eğer tüm gök ve yer sakinleri bir mü'minin kanını (haksız yere dökmede) iştirak etselerdi, Allah hepsini birden Cehennem'e atardı" (Tirmizi, Diyât 8).
"Kim bir mü'mini öldürmeye yarım kelime kadar olsun yardım etse, alnının tam ortasına, 'Allah'ın rahmetinden ümitsizdir' yazılı olduğu halde Allah'ın huzuruna çıkacaktır" (İbn Mâce, II, 874)?
"Mü'minin şerefi, malı ve canı mümine haramdır" (Ahmed, Müsned IV, 168). "Mü'minin malının dokunulmazlığı, kanının dokunulmazlığı gibidir" (Dârekutnî, III, 26).
Mü'mine saygı, Ka'be'ye saygıdan daha büyük olmalıdır: "Hz. Peygamber, Ka'be'ye baktı ve şöyle buyurdu: 'Sen ne güzelsin, kokun ne hoştur! Hürmetin ne büyüktür! Fakat mü'minin hürmeti seninkinden de büyüktür. Allah seni mukaddes kılmış, mü'minin de malını, canını ve şerefini mukaddes; kendisine kötü zan beslenmesini de haram kılmıştır'" (el-Mu'cemu'l-Kebîr, XI, 37).
Şakayla da olsa mü'mini korkutmak, telaşlandırmak haramdır:
"Biz Hz. Peygamber'in yanında oturuyorduk. Bir adam kalkıp gitti. Ayakkabısını unuttu. Bir adam, ayakkabıları alıp altına sakladı. Adam geri gelip ayakkabısını sordu. Oradakiler, 'Biz görmedik' dediler. Sonunda gizleyen adam, 'İşte ayakkabın!' dedi. Hz. Peygamber, 'Sen nasıl mü'mini korkutursun?!' diye üzüntüsünü belirtti. Adam, 'Ben sadece şaka olsun diye yaptım' dedi. Hz. Peygamber, sözünü üç defa tekrarladı" (el-Mu'cemu'l-Kebîr, XXII, 394).
Mü'min, mü'mine zulmetmez: "Mü'min, mü'minin kardeşidir. Ona zulmetmez, desteksiz bırakmaz" (İbn Münde, İman, I, 458).
Allah dostu olan mü'mine düşmanlık eden, Allah'a harp ilan eder: "Allah buyurdu: 'Benim bir dostuma (mü'mine) düşmanlık eden kimse, bana harp ilan etmiştir" (Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübra, III, 346). Başka bir rivayette: "...Bana eziyet etmiştir" (İbn Hibban, II, 58)."
Mü'mine eziyet karşılıksız kalmaz: "Kim mü'mine zarar verirse Allah da onu zarara uğratır. Kim de mü'mine meşakkat verirse, Allah da ona sıkıntı verir" (Tirmizi, Birr 27)."
Tercüman'ın Hatip'i kime hitap ediyor, Tercüman kime tercümanlık yapıyor?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019





























































































