Edirne'nin gerdanlıkları: Köprüler
Edirne'yi bir gerdanlık gibi süsleyen köprülerin en eskisi 1420 yılında yapılan Tunca Nehri üzerindeki Gazimihal Köprüsü. Bu köprünün yakınında Yıldırım ve Seferşah isimli iki küçük köprü daha bulunuyor. Şehir merkezinden Karaağaç'a giden yolda bulunan Tunca Köprüsü, Edirne'nin en görkemli ve uzun köprüsü olan Meriç Köprüsü, yöreye ismini veren Uzunköprü, görülmeye değer yerler arasında bulunuyor. Edirne'nin bir diğer tarihi zenginliği ise çarşıları. Bu çarşıların en eskisi 1418'de Eski Cami'ye vakıf olarak inşa ettirilen bedesten, en görkemlisi ise Mimar Sinan'ın eseri Ali Paşa Çarşısı. Kentteki bir diğer tarihi çarşı ise Selimiye Camii'ne vakıf olarak yaptırılan Selimiye Arastası. Günümüzde otel olarak kullanılan tarihi Rüstem Paşa Kervansarayı ise Edirne'de görülmesi gereken yapılar arasında yer alıyor. Kaleiçi semtindeki eski Edirne evleri de mimari tarihi açısından önem taşıyor. Edirne'deki Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Edirne Türk İslam Eserleri Müzesi, İkinci Beyazıt Külliyesi Sağlık Müzesi, Lozan Anıtı ve Müzesi ile Şükrü Paşa Anıtı ve Balkan Savaşı Müzesi şehrin tarihi mozaiğini gözler önüne seriyor.
Er meydanı Kırkpınar
Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, 1357'den günümüze uzanan geçmişiyle dünyanın en eski güreş festivali konumunda bulunuyor. 648 yıllık geleneğin taşıyıcısı olan "Kırkpınar Yağlı Güreşleri" bir hafta boyunca, yurdun ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen misafirlere de ev sahipliği yapıyor. Başpehlivanlık ve diğer dallardaki güreş müsabakalarının yanı sıra organizasyon süresince mehteran bölüğü ile halkoyunları ekiplerinin gösterileri de güreşleri festival havasında yaşatıyor. Osmanlı Devleti'nin ikinci başkenti Edirne, ağız tadına önem verenler için de bulunmaz lezzetler taşıyor. Zeytinyağlıların önemli bir yer tuttuğu Edirne mutfağının, Balkan yemeklerinden büyük ölçüde etkilendiği görülüyor.






















































































