logo
28 EYLÜL 2026

Çanakkale Kara Savaşları'nın 111. yıl dönümü etkinlikleri Şehitler Abidesi'nde törenle başladı

Çanakkale Kara Savaşları'nın 111'inci yıl dönümü anma etkinlikleri, Şehitler Abidesi'nde düzenlenen törenle başladı. Törende konuşan Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, "Çanakkale'de ortaya çıkan bu ortak hafıza bizlere, farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşamanın, diyalog kurmanın ve ortak değerlerde buluşmanın mümkün olduğunu açıkça göstermektedir" dedi. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ise, "Çanakkale; ne denizden ne karadan ne havadan ne de deniz altından geçilememiştir" diye konuştu.

24.04.2026 12:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
Çanakkale Kara Savaşları'nın 111. yıl dönümü etkinlikleri Şehitler Abidesi'nde törenle başladı
Çanakkale Kara Savaşları'nın 111. yıl dönümü etkinlikleri Şehitler Abidesi'nde törenle başladı
Çanakkale Kara Savaşları'nın 111. yıl dönümü töreni, Türkiye Cumhuriyeti adına Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman'ın Şehitler Abidesi önünde bulunan Çanakkale Savaşları kahramanları rölyefindeki Atatürk Anıtı'na çelenk koymasıyla başladı. Şehitler için saygı duruşunda bulunulup, saygı atışı yapılmasının ardından İstiklal Marşı okundu.
Şehitler Abidesi'nde düzenlenen törende konuşan Vali Ömer Toraman, "Türkiye Cumhuriyeti olarak bizler, bu tarihî mirası; barışın, iş birliğinin ve karşılıklı anlayışın güçlendirilmesi yönünde önemli bir sorumluluk olarak görmekteyiz. Geçmişin acılarından ders çıkararak, geleceği daha huzurlu ve daha güvenli kılmak ortak görevimizdir. Bugün burada, vatan savunması uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anarken; aynı zamanda bu topraklarda hayatını kaybeden tüm yabancı askerleri de yad ediyoruz. Onların hatırası, bizlere barışın değerini hatırlatmaya devam etmektedir. Çanakkale'de ortaya çıkan bu ortak hafıza bizlere, farklılıklarımıza rağmen bir arada yaşamanın, diyalog kurmanın ve ortak değerlerde buluşmanın mümkün olduğunu açıkça göstermektedir. Bugün bizlere düşen en önemli sorumluluk; bu anlamlı mirası gelecek nesillere doğru şekilde aktarmak, barış kültürünü güçlendirmek ve insanlığın ortak değerlerini korumaktır. Bu duygu ve düşüncelerle; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyor; bu anlamlı törene katılım sağlayan siz değerli misafirlerimize teşekkür ediyorum. Barışın, dostluğun ve karşılıklı anlayışın hâkim olduğu bir gelecek temennisiyle, sizleri saygıyla selamlıyorum" dedi.






Anma töreninde konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Tarihin en çetin mücadelelerinden birine sahne olan Çanakkale'de, Kara Muharebeleri'nin 111. yıl dönümünde sizlerle birlikte olmaktan büyük bir onur duyuyorum. Bugün burada, yalnızca bir askeri mücadeleyi anmak için değil; insanlık tarihine derin izler bırakan bir dönemin hatırasını yaşatmak, o günlerin fedakârlıklarını ve acılarını ortak bir anlayışla yâd etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Çanakkale, savaşın yıkıcılığını ve insan hayatı üzerindeki ağır bedelini en açık şekilde ortaya koyarken; aynı zamanda cesaretin, fedakârlığın ve insanlık onurunun en güçlü şekilde tecelli ettiği bir tarih sahnesi olmuştur. Aradan geçen uzun yıllara rağmen, Çanakkale'nin hatırası ilk günkü anlamını ve önemini korumaktadır. Çünkü burada yaşananlar, yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil; aynı zamanda günümüz dünyası için güçlü mesajlar barındıran evrensel bir tecrübedir" diye konuştu.






Çanakkale'nin buluşma, diyalog ve anlayışın simgesi haline geldiğini söyleyen Alan Başkanı Kaşdemir, "Bu anlamlı anma törenleri, geçmişte cephelerde karşı karşıya gelen milletleri bugün aynı değerler etrafında bir araya getirmektedir. Bu yönüyle Çanakkale; ayrışmanın değil buluşmanın, çatışmanın değil diyalogun, düşmanlığın değil karşılıklı saygı ve anlayışın simgesi haline gelmiştir. Çanakkale Kara Muharebeleri'nin başlangıcının 111. yıl dönümü törenleri vesilesiyle bir araya gelmiş bulunmaktayız. Tarihi Alan Başkanlığı olarak, davetimize icabet ettiğiniz için sizlere çok teşekkür ediyor ve sizleri saygıyla selamlıyoruz. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Sözlerimin başında, Çanakkale'yi geçilmez yapan aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi yaptığımız bu mübarek topraklarda bir ölüm-kalım mücadelesi vererek büyük bir zafer kazanan ve rahmet ve şükranla anıyor, o büyük insanları hayırla yâd ediyorum. Ve yine, 111 yıl önce ülkeleri için buraya savaşmaya gelen İtilaf Devletleri askerlerini de saygı ile hatırlıyor, hayatlarını kaybeden askerlerin artık bu toprakların bir evladı olduğunu, barış ve huzur dolu bu topraklarda Mehmetçiklerle yan yana ve koyun koyuna yattıklarını bir kez daha ifade ediyorum" ifadelerini kullandı.






Çanakkale Kara Muharebelerinin dünya tarihinde emsali az görünen bir muharebe olduğunu vurgulayan Alan Başkanı Kaşdemir, "Türk milleti, Çanakkale'de büyük ve şanlı bir vatan müdafaası yapmış ve başarılı olmuştur. Çok açık ve haklı bir zafer kazanmıştır. Üzerinde tören yaptığımız bu topraklar, büyük acılara ve gözyaşlarına şahitlik etmiştir. İnsanlık tarihinin gördüğü en büyük ve en çetin savaşlardan birisi bu topraklarda yaşanmıştır. Türk milleti, birlik ve beraberlik içerisinde çok önemli bir mücadele vermiş ve Çanakkale'yi geçilmez yapmıştır. Genç neferler ve genç komutanlar, büyük bir sorumluluk duygusu ve büyük bir cesaretle, tarihine yakışır bir mücadele sonunda galip gelmeyi bilmişlerdir. Zaferin mimarları olan askerler 20'li yaşların başında, komutanlar ise 30'lu yaşların başındaydılar. Bu kahraman gençler, omuzlarındaki tarihi sorumluluğu çok iyi idrak eden o nesil, Çanakkale'de dünyaya meydan okumuş ve devrin süper güçlerine kafa tutmuşlardır. Yaklaşık 8,5 ay süren, şanlı ve şerefli müdafaanın sonunda galip gelen, zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan kahraman Türk ordusu olmuştur" diye konuştu.






Çanakkale'nin denizden, karadan ve havadan geçilemediğine dikkat çeken İsmail Kaşdemir, "Çanakkale; ne denizden ne karadan ne havadan ne de deniz altından geçilememiştir. Çanakkale'de, küllerinden yeniden doğan Türk milleti, onurluca verdiği Millî Mücadele'den sonra, Cumhuriyetini kurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin mayasında ve temellerinde Çanakkale kahramanlığı ve Çanakkale ruhu vardır ve bu ruh, hâlâ canlılığını korumakta ve ebediyen de korumaya devam edecektir. Aziz milletimizin evlatları bu ruha her zaman sahip çıkacaktır. 111 yıl önce büyük acılara sahne olan bu topraklar, simdi barışın ve huzurun diyarı olmuştur. Dünyanın en iyi korunmuş savaş alanı ve dünyanın en büyük açık hava müzesi olan Tarihi Alan, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Bizim bir hedefimiz var; bir gün gelecek, bu müstesna toprakları ziyaret etmeyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kalmadığı gibi, buralar milyonlarca yabancı ziyaretçi ile dolup taşacaktır" şeklinde konuştu.






Alan Başkanı İsmail Kaşdemir sözlerine şöyle devam etti:
"Tarihi Alan Başkanlığı olarak, tüm vatandaşlarımızı bu müstesna topraklara, Çanakkale ruhunu teneffüs etmeye; yabancı misafirlerimizi de daha büyük kalabalıklarla buradaki törenlere katılmaya davet ediyoruz. Sadece törenler zamanı değil, tüm yıl boyunca, onları Tarihi Alan'da misafir etmekten büyük bir bahtiyarlık duyacağımızı ifade ediyoruz. Çünkü Çanakkale Tarihi Alan'ı, hem dünyada hem Türkiye'de bir buluşma noktası haline gelmiştir. Çanakkale'yi geçilmez yapan, başta Çanakkale kahramanı olarak tarih sahnesine çıkan ve milletimizin gönlünü kazanan, Milli Mücadelemizin başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm komutanlarımızı ve aziz Mehmetçiklerimizi rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Onların hatıralarına her daim sahip çıkacağız ve Onları unutturmayacağız. Vatan sağolsun diyerek kara toprağa girenleri, dünya durdukça hatırlayıp, hâyırla anacağız. Bu toprakların kara bağrında, sıradağlar gibi durup, can fedâ edenleri baş tâcı edeceğiz. Bir gül bahçesine girercesine, şu kara toprağa giren civanmertlerin ayak izleri olan bu mübarek toprakları gözümüz gibi koruyup, kollayacağız. Bu topraklar için toprağa düşen şehitlerimizi göremesek de onların bizi gördüklerini aklımızdan çıkarmayacağız. Bu önemli günde, Çanakkale kahramanlarını, aziz şehit ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle bir kez daha anıyorum. Aziz ruhları şâd, mekânları cennet, makamları âli olsun. Allah onlardan razı olsun. Tüm insanlığın ortak mirası olan dünyamızda hep huzur ve barış olsun."






Fransa Temsilcisi Koramiral Yannıcık Bossu ise yaptığı konuşmada şu ifadeleri kaydetti:
"Çanakkale Savaşı'nın anıldığı bu kutsal günde, bu yarımadada hayatlarını feda eden, çoğu çok genç olan tüm cesur askerlere saygı göstermek üzere, Türk topraklarında sizlerin yanında bulunmak benim için bir onurdur. Bu boğaz, ortak tarihimizin en trajik olaylarından birinin sahnesi haline geldi. Mart 1915'ten Ocak 1916'ya kadar on binlerce asker, izleri bugün hâlâ görülebilen bir siper çıkmazında ateş ve yoksunlukla mücadele etti. Sadece savaşın şiddetine değil, aynı zamanda sıcağa, susuzluğa, açlığa ve hastalığa da göğüs geren bu askerler, tarihte kesin bir iz bıraktı. Bu çatışmaların insan kaybı çok büyüktür. Her iki taraf için de kayıplar ağırdır: İtilaf Devletleri'nde en az 60 bin ölü, buna ek olarak 125 bin yaralı ve hastalık nedeniyle 100 bin ölü. Ne kayıpların büyüklüğü ne de çatışmaların şiddeti bu adamların cesaretini azaltmadı. Onların cesareti ve fedakarlık ruhu asla unutulmayacak. Bugün, düşüncelerimiz bu şiddetli çatışmada savaşan, hayatını kaybeden veya yaralanan Türkiye ve eski Osmanlı Cihan Devleti, Birleşik Krallık ve İrlanda, Avustralya, Yeni Zelanda, İngiliz Milletler Topluluğu, Fransa ve denizaşırı topraklarından gelen askerlere yöneliyor. Bu savaşın ortak hafızamızda bıraktığı iz, ülkelerimizin bu savaşçılara duyduğu minnettarlığın bir kanıtıdır."
Koramiral Bossu konuşmasına şöyle devam etti:
"Türk milletinin kurucusu ve bu savaşta görev yapmış bir üst düzey subay olan Mustafa Kemal Atatürk, bu yarımadada ölen tüm milletlerin askerlerinin anısını onurlandırmaya önem göstermişti. Bu topraklarda, ordularımızın yaşadığı zorlukların hatırası hâlâ canlıdır. Ancak bu hatıra, barış adına halklarımızı birleştiren ve giderek güçlenen dostlukla zenginleşmiştir: Çanakkale Savaşı'nın anılması, dün savaşan tarafların uzlaşmasını, halklarımızın kardeşliğini ve ülkelerimizin barış için birlikte mücadele etme kararlılığını her zamankinden daha fazla somutlaştırmaktadır. Şiddetiyle hafızalarda yer etse de Gelibolu Seferi, Fransa'nın üç büyük dost ülkesi olan Türkiye, Avustralya ve Yeni Zelanda için kurucu bir olay haline gelmiştir. Avrupa topraklarında savaşın yeniden başlamasının üzerinden dört yıl geçti. NATO, topraklarımızı savunma konusundaki etkinliğini sürdürürken, her zamankinden daha fazla dayanışma içinde olmak bizim görevimizdir çünkü Atatürk'ün şu temel sözüne göre 'Büyük işler, önemli girişimler, ancak birlikte çalışma ile elde edilebilir.' Barış ve istikrar gibi ortak bir hedef doğrultusunda güçlerimizi birleştirerek daha güçlüyüz. Dostlar ve müttefikler olarak bugün gösterdiğimiz teyakkuz, ortak bir anı ve duygu mekanı olmasının yanı sıra, affetme ve uluslararası dayanışmanın da sembolü haline gelen Gelibolu Yarımadası'nda savaşmış olanların torunlarına saygı göstermenin en güzel yoludur. Son olarak, bu anma törenlerini düzenleyen Türk ortaklarımıza teşekkür etmek istiyorum. Fransa ve Türkiye bir zamanlar düşman ittifakların üyeleriydi, ancak düşmanlıklarımızı aşmayı başardık ve bugün birbirimiz için, aynı zamanda ortaklarımız için de güvenilir müttefikler haline geldik. Bu Fransız-Türk ve bugün uluslararası iş birliği, dünyanın geri kalanına bir mesaj olsun. Teşekkür ederim."

Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?

Şanlıurfa merkezli meydana gelen 5.4 (Kandilli'ye göre 5.8) büyüklüğündeki deprem, Güneydoğu genelinde büyük paniğe yol açtı. Depremin ardından Ramazan Demirtaş, Naci Görür ve Osman Bektaş gibi önde gelen yer bilimciler bölgenin fay mekanizması, 6 Şubat depremlerinin etkisi ve ortaya atılan "büyük deprem" iddiaları hakkında peş peşe kritik açıklamalarda bulundu

24.09.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre merkez üssü Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesi olan ve yerin 7.39 kilometre derinliğinde kaydedilen 5.4 büyüklüğündeki deprem, çevre illerden de yoğun şekilde hissedildi.

Vatandaşları sokaklara döken sarsıntı sonrası Şanlıurfa Valiliği herhangi bir can kaybı ya da ağır yıkımın yaşanmadığını açıklasa da, gözler yer bilimcilerin teknik analizlerine çevrildi.

Depremin hemen ardından sosyal medya ve canlı yayınlarda değerlendirme yapan uzmanlar, sarsıntının nedeni ve bölgedeki riskler konusunda önemli noktalara parmak bastı.






Dr. Ramazan Demirtaş: "Büyük deprem potansiyeli iddiaları felaket tellallığıdır"

Sarsıntı mekanizmasını analiz eden Paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş, resmî Dr. Ramazan Demirtaş  yaptığı açıklamada panik havası yaratmaya çalışan isimleri hedef aldı.

Depremin, haritalarda 15 kilometre uzunluğunda çok parçalı bir yapı olarak görünen Bozova Fayı'nın yaklaşık 18 kilometre kuzeydoğusunda meydana geldiğini belirten Demirtaş, basında yer alan "Bozova Fayı 7 büyüklüğünde deprem üretebilir" iddialarına sert tepki gösterdi.

Demirtaş, "Her deprem sonrası olduğu gibi felaket tellalları görsel ve yazılı basında boy göstermeye başladı. Haydi o zaman söyleyin, bu fay üzerinde en son 7 büyüklüğündeki deprem ne zaman olmuş?" diyerek iddiaların bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu vurguladı.

Ayrıca Kandilli'nin 5.8, AFAD'ın 5.4 olarak duyurduğu sarsıntıda, esas alınması gereken gerçek büyüklüğün 5.4 olduğunu ifade etti.






Prof. Dr. Naci Görür: "Daha önce uyardım, Arap levhası enerji biriktiriyor"

Deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür ise sarsıntının sürpriz olmadığını ve bu bölgedeki hareketliliği daha önceden öngördüğünü dile getirdi. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerine atıfta bulunan Görür, ana kırılmaların bölgedeki dengeyi değiştirdiğini belirtti.

Görür, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Buralarda daha önce deprem olacağını söylemiştim. Sebebi, Şubat 2023 depremleri ve Doğu Anadolu Fayı'nın (DAF) kırılmasıdır. Güneydoğu bindirme kuşağı ile Arap Levhası (levha kenarı) şu an yoğun şekilde enerji biriktiriyor. Bölge, DAF'a ve Bozova fayı hattına çok yakın. Tüm bölge halkına geçmiş olsun."






Prof. Dr. Osman Bektaş: "6 Şubat'ın stres yükü bu bölgeye etki etti"

CNN Türk canlı yayınına katılan yer bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş da depremin tektonik kökenlerine dikkat çekerek Arap levhasının kuzeye doğru hareketinin sürdüğünü hatırlattı.

Orta büyüklükteki bu depremin doğrudan yıkıcı ve devasa bir depremin kesin habercisi olarak yorumlanamayacağını belirten Bektaş, "Maraş depremlerinden sonra Doğu Anadolu'nun güneydoğu bölgesinde stres yükü arttı. Faylar bu stresten ciddi şekilde etkilendi. Diyarbakır ve Şanlıurfa bu enerjiden etkilenecek ana yerler arasındaydı. Biz özellikle Bitlis bindirmesi olarak bilinen o kuşaktaki fay hatlarından endişeliyiz. 150-200 kilometrekarelik geniş bir alanda risk durumu maalesef devam ediyor" şeklinde konuştu.






Bölgede hasar yok, artçılar izleniyor

Bilim insanları sarsıntının sığ derinlikte (yaklaşık 5-7 km) gerçekleşmesi nedeniyle yüzeyde çok güçlü hissedildiğini, ancak kerpiç ya da mühendislik hizmeti almamış çok zayıf yapılar haricinde bölgede yapısal bir yıkım beklenmediğini ifade ediyor.

Şanlıurfa ve çevresinde küçük çaplı artçı sarsıntıların bir süre daha devam edebileceği belirtilirken, vatandaşların resmî kurumlar haricindeki spekülatif açıklamalara itibar etmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?

Şehirleşmede az katlı yapılaşma (örneğin maksimum 3-4 kat), deprem risk yönetimi, kentleşme politikaları ve zemin mekaniği açısından çok katmanlı bir konudur

24.09.2026 13:49:00
Hasan Gündoğdu
 
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Düşük Katlı Yapılaşma Deprem Yıkımını ve Ölüm Riski Azaltır mı?

Evet, belirgin şekilde azaltır; ancak bu durum tek başına tam bir güvenlik garantisi değildir.






Avantajları (Neden riski düşürür?):

Daha Az Yapısal Yük ve Kütle: Deprem kuvveti, yapının kütlesi ile doğru orantılıdır. Bina ne kadar hafifse, deprem anında yapıya etki eden yatay atalet kuvveti o kadar az olur. 3 katlı bir bina, 12 katlı bir binaya göre zeminden çok daha az kuvvet alır.

Periyot Uyuşması (Rezonans) Riskinde Azalma: Yumuşak, alüvyonal zeminler (örneğin İstanbul'daki sahalar, Avcılar veya Bakırköy sahilleri) deprem dalgalarını büyüterek uzun periyotlu salınımlar üretir. Yüksek binaların doğal salınım periyotları da uzun olduğundan, zeminle rezonansa girerek yıkılma riskleri artar. Az katlı yapılar ise kısa periyotludur ve bu rezonans etkisinden daha az etkilenir.

Tahliye ve Müdahale Kolaylığı: Yıkım yaşansa dahi 3 katlı bir binadan canlı kurtulma imkânı, enkaz altından çıkarılma süresi ve ilk saniyelerde binayı terk edebilme şansı çok daha yüksektir.

İkincil Felaketlerin Azalması: Yüksek binalarda yangın, gaz kaçağı veya merdiven çökmesi gibi ikincil riskler tahliyeyi kilitlerken, az katlı yapılarda bu riskler daha kolay kontrol edilir.






İstisnalar ve Yanılgılar:

Az katlı bina "mühendislik hizmeti almamışsa" yine yıkılır. Türkiye'de 1999 Gölcük ve 2023 Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan binaların hatırı sayılır bir kısmı 2-4 katlı, imarsız veya mühendislik kurallarına uyulmadan yapılmış yapılardı. Dolayısıyla kat sayısını düşürmek; kötü beton, kalitesiz işçilik ve donatı eksikliğinin yerini tutmaz.

İstanbul, Ankara ve İzmir Gibi Büyükşehirlerde Doğrudan Uygulanabilir mi?

Mevcut şehir merkezlerinde birebir uygulamak kısa ve orta vadede "arazi ve nüfus yoğunluğu" nedeniyle imkânsıza yakındır; ancak çevresel gelişme alanlarında uygulanabilir.






Uygulamanın Önündeki Temel Engeller

Arazi Kıtlığı ve Nüfus Yoğunluğu (Emsal/Arsa Problemi):
• İstanbul'un nüfusu yaklaşık 16 milyondur. Mevcut yapılarda ortalama kat adedi 5 ila 8 arasındadır.
• Mevcut bir 8 katlı binayı yıkıp yerine 3 katlı bina yapmak, bağımsız bölüm sayısını %60 azaltmak demektir. Bu durumda 8 dairelik binada yaşayan 5 aile evsiz kalır veya hak sahiplerine finansal olarak sunulabilecek bir dönüşüm modeli kalmaz (müteahhit finansmanı imkânsızlaşır).

Kentsel Sıçrama ve Lojistik Yükü:
• Aynı nüfusu 3 katlı binalarla barındırmak, şehirlerin coğrafi olarak 2-3 kat daha geniş bir alana yayılması demektir (Kentsel Sıçrama).
• Bu durum doğa rezervlerinin, su havzalarının ve tarım alanlarının yok olmasına; altyapı, kanalizasyon, yol ve toplu taşıma maliyetlerinin katlanarak artmasına yol açar.






Bu Model Büyükşehirlerde Nasıl Uygulanabilir? (Çözüm Modelleri)

Megakentlerde 3 katlı yapılaşmayı mantıklı ve sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmek için bölgesel ve kademeli bir planlama şarttır:

"Zemin Odaklı" Kademeli İmar Sınırlaması

Şehrin tamamında değil, zemin mukavemeti düşük alanlarda kat kısıtlamasına gidilmelidir:

• Çok Yüksek Riskli Zeminler: Alüvyonlu, sıvılaşma riski yüksek sahil şeritleri veya dere yataklarında (örn. İstanbul sahil hatları, İzmir Bayraklı/Karşıyaka alüvyon düzlükleri) imar en fazla 3 kat ile sınırlandırılmalıdır.
• Sağlam Kayalık Zeminler: Zemin emniyet gerilmesi yüksek kayaç alanlarda (örn. İstanbul'un kuzey ilçeleri, Ankara'nın tepelik bölgeleri) radye temel ve tünel kalıp gibi doğru mühendislik teknikleriyle yüksek katlı yapılara izin verilmeye devam edilebilir.






Uydu Kentler ve "Yatay Şehirleşme" Çeperleri

Şehir merkezlerindeki yoğunluğu azaltmak için merkeze hızlı raylı sistemlerle bağlı yeni uydu kentler kurulmalıdır:

• Merkeze 30-40 km mesafede, zemin yapısı sağlam yeni alanlarda maksimum 3-4 katlı, bahçeli veya avlulu yatay mimari konut alanları inşa edilebilir.
• İstanbul için Kuzey Marmara aksı veya Arnavutköy/Çatalca sınırındaki uygun zeminli alanlar; Ankara için Eskişehir yolu veya Batıkent dış aksları bu model için örnektir.

Finansal Transfer ve "İmar Hakkı Transferi"

Eğer riskli zemindeki 6 katlı bir bina yıkılıp yerine 3 katlı bina yapılacaksa, kaybolan 3 katın imar hakkı maliklerin elinden alınmamalıdır:

• Kent merkezinde katı düşürülen mülk sahibine, belediye tarafından yeni geliştirilen çeper bölgelerdeki projelerden hisse/daire imkânı ("İmar Hakkı Transferi") tanınabilir.
• Böylece vatandaş finansal kayba uğramadan daha güvenli ve düşük katlı bir konut alanına geçiş yapabilir.






Mühendislik ve Yapı Teknolojisi Değişimi

Sadece betonarme değil, Hafif Çelik ve Ahşap Karkas (CLT - Çapraz Lamine Ahşap) yapı sistemleri teşvik edilmelidir:

• 3 kata kadar olan yapılarda çelik ve ahşap karkas teknolojileri depreme karşı neredeyse sıfır yıkım riski sunar ve yapım süreleri son derece kısadır.

Düşük katlı binalar deprem güvenliği açısından mühendislik yükünü hafifleten, can kaybı riskini dramatik şekilde düşüren en etkili mimari araçlardan biridir. Ancak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde tüm şehre tek tip "maksimum 3 kat" kuralı getirmek arazi ve nüfus gerçekleriyle bağdaşmaz.

İdeal çözüm; mikro-bölgeleme (zemin etütleri) yapılarak sıvılaşma ve risk taşıyan hatlarda kat sayısının 3 ile sınırlandırılması, sağlam zeminlerde ise sıkı denetimli yüksek yapılara izin verilerek şehir çeperlerinde yatay mimariye dayalı uydu kentlerin planlanmasıdır.

Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar

Deprem, öncesinde hazırlık yapılması ve anında doğru reflekslerin gösterilmesi gereken en kritik doğal afetlerden biridir. Sarsıntı başladığında ilk birkaç saniye içinde verilen kararlar, hayati önem taşır

24.09.2026 13:01:00
Hasan Gündoğdu
 
Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar
Panik değil refleks: Deprem anında doğru adımlar
Deprem anında yapılması gerekenler

Sarsıntı başladığı anda temel amaç, baş ve boyun bölgesini korumak ve ezilme riskini en aza indirmektir.

Çök - Kapan - Tutun Pozisyonunu Alın: Güvenli bir nesnenin (sağlam bir masa, çelik çamaşır makinesi veya dayanıklı bir koltuk) yanında diz çökün. Başınızı ve boynunuzu kollarınızla koruyacak şekilde kapanın ve sarsıntı bitene kadar sabit bir nesneye sıkıca tutunun.

Olduğunuz Yerde Kalın: İç mekândaysanız içeride kalın. Sarsıntı sırasında koşmak, merdivenlere yönelmek veya dışarı çıkmaya çalışmak düşme ve yaralanma riskini artırır.






Yatakta Yakalandıysanız Başınızı Koruyun: Eğer yataktaysanız ve üzerinize düşecek ağır bir nesne (raf, avize vb.) yoksa yatakta kalın, yüzüstü yatıp başınızı yastıkla kapatın.

Açık Alandaysanız Güvenli Bölgeye Geçin: Binalardan, elektrik direklerinden, ağaçlardan ve istinat duvarlarından uzak, açık bir alanda sarsıntının geçmesini bekleyin.

Araç Kullanıyorsanız Sağa Çekip Durun: Trafiği engellemeyecek şekilde aracı güvenli bir yere çekin, motoru durdurun ve araç içinde sarsıntının bitmesini bekleyin. Binaların, köprülerin, viyadüklerin veya üst geçitlerin altına ya da üstüne park etmeyin.

Asansördeyseniz İlk Kat Butonuna Basın: Eğer hareket halindeki bir asansördeyseniz durabileceği ilk kat butonuna basarak asansörü terk edin.






Deprem Anında Yapılmaması Gerekenler

Sarsıntı anındaki panik, yanlış davranışlara yol açarak hayati risk oluşturabilir.

Balkon ve Pencerelerden Atlamayın: Sarsıntı sırasında panikle balkona çıkmak, pencereden atlamak veya asansöre yönelmek yaralanma ve ölüm vakalarının en büyük sebeplerinden biridir.

Merdivenleri ve Asansörleri Kullanmayın: Merdivenler binaların en hassas ve ilk çökebilecek kısımları arasındadır. Asansörler ise elektrik kesintisi veya mekanik sıkışma nedeniyle mahsur kalma riski taşır.






Kapı Eşiklerinde Durmayın: Eski mimari inanışların aksine, modern binalarda kapı eşikleri taşıyıcı özelliğe sahip değildir ve baş üzerine düşebilecek yükler açısından güvensizdir.

Kibrit, Çakmak veya Elektrik Anahtarı Kullanmayın: Deprem sonrası gaz kaçakları meydana gelebilir. Alev kaynakları kullanmak veya elektrik düğmelerine basmak patlamalara yol açabilir.

Telefon Hattını Gereksiz Yerde Meşgul Etmeyin: Acil durumlar dışında arama yapmayın; haberleşmeyi SMS veya internet tabanlı mesajlaşma uygulamaları üzerinden sağlayarak acil hatları açık tutun.






Deprem Sonrası İlk Dakikalarda Ne Yapılmalı?

Sarsıntı tamamen bittikten sonra sakin kalıp hızlı adımlar atılmalıdır:

Kendinizi ve Çevrenizi Kontrol Edin: Önce kendi güvenliğinizi sağladığınızdan emin olun, ardından çevrenizdekilerin durumunu kontrol edin.

Gaz, Su ve Elektrik Vanalarını Kapatın: Olası ikincil felaketleri (yangın, su baskını vb.) önlemek için ana vanaları kapatın.

Acil Durum Çantasını Alarak Binayı Terk Edin: Önceden hazırladığınız deprem çantasını yanınıza alıp merdivenleri dikkatlice kullanarak binayı tahliye edin.

Toplanma Alanına Gidin: Önceden belirlenmiş mahalle toplanma alanına geçerek yetkililerin yönlendirmelerini bekleyin.

Karadeniz'de fırtına etkili oluyor

DÜZCE(İHA) ' Düzce'nin Karadeniz'e kıyısı olan Akçakoca ilçesinde fırtına etkili oldu. Fırtına nedeniyle dalgalar dalgakıranları ve sahili dövdü, dalga boyu zaman zaman 5 metreyi buldu

23.09.2026 12:25:00
İHA
 
Karadeniz'de fırtına etkili oluyor
Karadeniz'de fırtına etkili oluyor
Karadeniz'e kıyısı bulunan Düzce'nin Akçakoca ilçesinde denizde fırtına etkili oldu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden yapılan tahminler doğrultusunda 23 Eylül Çarşamba bugün kuzey ve kuzeybatı yönlerden 6 ila 8 kuvvetinde fırtına şeklinde eseceğini bildirdi.






Fırtınanın saat 14.00'e kadar etkisini sürdürmesi beklenirken Batı Karadeniz'de fırtına nedeniyle dalgalar 5 metreyi buldu. 






Olumsuz hava şartları nedeniyle denize açılamayan balıkçılar tekneleri limana demirledi.













Esenyurt'ta lastikçi dükkanında çıkan yangın 5 iş yerine sıçradı

İstanbul Esenyurt'ta oto lastikçi dükkanında çıkan yangın, bitişikte bulunan 4 iş yeri ile bir yemek şirketine sıçradı. İtfaiye ekiplerinin yaklaşık 2 saatlik müdahalesiyle yangın kontrol altına alınarak söndürüldü

23.09.2026 07:00:00
İHA
 
Esenyurt'ta lastikçi dükkanında çıkan yangın 5 iş yerine sıçradı
Esenyurt'ta lastikçi dükkanında çıkan yangın 5 iş yerine sıçradı
Yangın, Yeşilkent Mahallesi Nazım Hikmet Bulvarı üzerinde bulunan iş yerlerinde gece saat 2.30 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bitişik nizamda bulunan iş yerlerinden oto lastikçi dükkanında henüz bilinmeyen nedenle alevler yükseldi.






Alevler kısa sürede büyüyerek 4 dükkana daha ve bir yemek şirketine sıçradı. Alevleri fark eden mahalle sakinleri durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine Esenyurt ve çevre ilçelerden çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. 






Ekipler yoğun çaba sonucunda alevleri 2 saat içerisinde kontrol altına aldı. İş yerlerinde ve yemek şirketinde soğutma çalışması sürerken çevrede geniş güvenlik önlemi alındı.



























İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkisini göstermeye başladı

22.09.2026 12:58:00
İHA
 
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
Yer yer etkili olan yağmur nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşarken, rüzgar da zaman zaman etkisini artırdı.






Sabah saatlerinden itibaren Anadolu Yakası'nın bazı ilçelerinde etkili olan yağış, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Yağışla birlikte etkisini gösteren rüzgar da vatandaşlara zor anlar yaşattı. 






Meteoroloji Genel Müdürlüğünün değerlendirmelerine göre yağışların gün boyunca aralıklarla etkisini sürdürmesi bekleniyor.

Ankara'da bir dairede 3 kişi ölü olarak bulundu

Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde bulunan bir apartman dairesinde 3 erkek cesedi bulundu

22.09.2026 04:46:00
İHA
 
Ankara'da bir dairede 3 kişi ölü olarak bulundu
Ankara'da bir dairede 3 kişi ölü olarak bulundu
Olay, Yenimahalle ilçesi Anadolu Mahallesi 500. Sokak'taki bir apartman dairesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 3 kişinin hareketsiz halde yattığını gören çevredeki vatandaşlar, durumu sağlık ve polis ekiplerine bildirdi.






İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerin tarafından yapılan incelemede dairedeki kişilerin hayatını kaybettiği belirlendi. Yapılan araştırma sonucu, cesetlerin Mehmet Büyükırmak, Mehmet Emre Çallı ve Enes Çallı'ya ait olduğu ve üzerlerinde kurşun ve bıçak yarası olduğu tespit edildi.









Cesetler Adli Tıp Kurumu morguna götürülürken, polis ekipleri olayın faili ya da faillerinin yakalanması için çalışma başlattı.

Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı

Rize'de etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çöktü

21.09.2026 13:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'nin İyidere ilçesinde etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çökerek altyapıda ciddi hasara yol açtı.






18 Eylül günü akşam saatlerinde başlayan şiddetli sağanak yağış, Doğu Karadeniz'de hayatı olumuz etkiledi. Rize'nin İyidere ilçesine bağlı Fıçıtaşı Mahallesi'nde sağanak yağış ve ardından meydana gelen sel sebebiyle yol ikiye ayrılarak yaklaşık 60 santimetre çöktü. İstinat duvarının yıkılmadan ayakta kalması muhtemel bir facianın önüne geçerken, altyapıda hasar oluştu.







Geceyi uykusuz geçirdiklerini ve felaketin boyutunun sabah saatlerinde ortaya çıktığını belirten mahalle sakini Nurettin Kavalcı, "O gece çok aşırı, korkunç bir yağmur yağdı. Denizi aldı boşalttı bize Allah'ım. Dereler taştı, buralar komple sel oldu. Sabaha kadar nöbet tuttuk ama elimizden bir şey gelmedi, perişan olduk. Sabah kalktığımızda ortalık harabeye dönmüştü. Sular geldikçe yol çatladı, su çatlaktan aşağı sızmaya başladı. Bir anda her şey bitti, yavaş yavaş sine sine battı buralar, dibini attı geçti gitti" dedi.







Afet sonrası sahada incelemelerde bulunan İyidere Belediye Başkanı Saffet Mete, 2019-2026 yılları arasında inşa edilen istinat duvarlarının hasar almadığını ifade ederek, "2019'dan 2026 yılına kadar yaptığımız hiçbir istinat duvarının çöktüğünü görmedik. Duvarlarımız gayet sağlam duruyor, üzerindeki arazi yapısı çökmüş durumda. O duvarlar olmasaydı yıkım çok daha büyük olurdu. Fıçıtaşı ve Yapraklar mahalleleri mevkiinde yol basması meydana geldi, duvarlarda bir milim dahi oynama yok ancak aşırı yağış nedeniyle yolun ortası aşağıya doğru çöktü" şeklinde konuştu.







Bölgedeki yolun betonlama çalışmalarının çay hasadı sonrasına planlandığını aktaran Mete, "Orası beton kaplama olsaydı su zemine sızmayacak, beton yalaklarla derelere tahliye edilecekti. Perşembe akşamı beton firmasıyla planımızı yapmıştık. Vatandaşlarımızın çay hasadının bitmesini bekliyorduk, ay sonu itibarıyla dökümü gerçekleştirecektik. 






O bin 500 metrelik hatla beraber yollarımızı tamamlayıp kışa öyle girmeyi hedefliyorduk. Ne yazık ki gün doğmadan neler doğuyor; başımıza bu felaket geldi. Ekiplerimizle zemini inceleyip dolgu ve onarım çalışmalarına hızla başlayacağız" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.