logo
02 TEMMUZ 2026

Çözüm değil sorun planı

13.01.2003 00:00:00
 
Türkiye'nin uluslararası alanda en haklı davası Kıbrıs'ta çok kritik bir dönemece girildi. 12 Aralık 2002'de, AB'nin, Kıbrıs Rum Kesimini, tüm Kıbrıs'ı temsilen üyeliğe kabul etmesiyle başlayan süreç konuyu tam bir yol ayrımına getirdi. KKTC'nin de bu lokomotife takılmasıyla Türklerin Anadolu'ya hapsedilme süreci tamamlanmış olacak. KKTC'yi bu lokomotife takmak için ise Annan Planı diye bir plan, tarafların önüne konuldu. 28 Şubat 2003'e kadar kabul edilmesi gerektiği bildirilen bu plan, kabul edildiği takdirde, Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye'nin bugüne kadar edindiği haklı kazanımları sıfıra çıkaracak. Türkiye'nin bu en haklı davasında geri adım atması, bu davadan vazgeçmesi, AB şemsiyesi altında Kıbrıs'ı "enosis"e kurban etmesi demek olacak. Gerçek bu iken Kıbrıs davasının haklı tarafı Türkiye'den "statükodan yana değiliz" türünden endişe verici yetkili sesler yükselmesi girilen dönemecin kritiklik katsayısı hakkında bilgi veriyor. İşte, Türkiye'nin en haklı davasında bel bükme sonucunu doğuracak boyun bükmelerin görülmeye başlandığı bu kritik dönemeçte, yazarımız Muharrem Bayraktar, bizzat KKTC'ye giderek KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile Annan Planı merkezli Kıbrıs olayını görüştü. Bu görüşmeyi arkadaşımız Kamil Bayraktar yayına hazırladı.

n Sayın Bakanım, şu anda gündemde Annan Planı var. Bu plan uygulandığı takdirde Kıbrıs sorununun çözüleceğine dair bir manipülasyon yapılıyor. Annan planı uygulandığı takdirde Kıbrıs sorunu diye bilinen sorun ortadan kalkacak mı?

Ertuğruloğlu- Kesinlikle böyle bir şey söz konusu değil. Bu plan, yürürlüğe girmesi halinde tam tersini gerçekleştirecek ve çözülmüş olan bir sorunu yeniden sorun haline getirecektir. Kıbrıs sorunu denilen olay 1974 Barış Harekâtı ile çözülmüştür. 1974 yılından itibaren Ada'da Kıbrıs sorununu çözme diye bir olay yoktur. Ada'da var olan, iki milletin iki devleti arasında var olan çeşitli sorunların giderilmesine yönelik bir anlaşma, bir uzlaşma olur mu olmaz mı safhasına gelinmiş olmasıdır. Eğer Kıbrıs'ın gerçeklerine uygun bir yaklaşım sergilenirse, uluslararası camia tarafından Rum tarafı Türklerle bir uzlaşıya cesaretlendirilirse, bu anlaşma olası olabilir. Ama şu anda bu anlaşmanın olmama olasılığı çok daha fazladır.

Annan Planı çzölmüş

bir sorunu tekrar sorun

haline getirecek

Meseleye, "Kıbrıs'ta Türklerle Rumlar arasında bir uzlaşı olursa bunun adına çözüm denir. Uzlaşı olmaz, yeni bir ortaklığa gidilmezse bu çözümsüzlük demektir" diye bakmak yanlıştır. Kıbrıs adasında bizlerin tek alternatifi, vazgeçilmez alternatifi, Allah'ın emriymiş gibi yapabileceğimiz tek bir şey var; o da Rumlarla ortak olmaktır, diye bakmak yanlıştır. Ortaklık bir alternatiftir. Olabilir mi, olamaz mı, bu araştırılır. Yıllarca araştırılmaktadır. Ama mümkün olamamıştır. Nedeni de uluslararası camianın Kıbrıs'taki Türk varlığına yönelik yanlış politikalarıdır. Eski ortaklığı bozan Rum'a, ortaklığın yasal varisi imiş gibi muamele gösterdiği, Kıbrıs adasında olmayan bir cumhuriyet varmış gibi, olmayan yasal merkezi bir hükümet varmış gibi muamele gösterdiği için bizlerle Rumlar arasında bir uzlaşma mümkün olmamıştır. Bu, bugün için de geçerlidir. Özetle Annan planı Kıbrıs sorununu çözecek ve bu Ada'da en nihayet barış, istikrar, huzur gündeme gelecek şeklindeki söylemler tamamiyle asılsızdır. Gerçekle hiç bir şekilde bağdaşmıyor. Çözülmüş bir sorunu tekrar sorun haline getirmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Türkiye ve Türkleri

Kıbrıs'tan tasfiye planı

n Bu planın ne olduğu konusunda gerek Türkiye gerek KKTC kamuoyunun doğru bilgi sahibi olduğunu söylemek de zor. Siz bu konuda, çözülmüş olan bir sorunun tekrar sorun haline geleceğini söylüyorsunuz. Sayın Cumhurbaşkanı Denktaş'ın da altını çizdiği cümleler var. "Türkler azınlık durumuna düşecek. 50 bin göçmen meydana gelecek" diyor.

Ertuğruloğlu- Olay şöyledir: Bizden istenen toprak oranına baktığımızda topraklarımızın neredeyse % 23'ü bizden talep edilmektedir. Bu % 23'lük bölgede halen yaşamakta olan nüfusumuzun 55 bin civarında olduğu görülüyor. Ama olay bununla bitmiyor. Plana göre her yıl belli oranlarda Rumların kuzeye, bizim içimize gelerek eski mallarına yerleşme hakkı da tanınıyor. Bu planın revize edilmiş şekliyle 15 yıl sonra bizim nüfusumuzun % 28'i oranında bir Rum kitlesi kuzeyde, bizim içimizde, kendi malları üzerinde yerleşmiş olacaktır. 25 yıl sonra da bütün kısıtlamaların ortadan kaldırılması gündemiyle taraflar müzakereye oturacaklar, durumu değerlendirecekler. Şimdi bizim nüfusumuzun % 28'i gibi bir oran takriben 60 bin civarında bir kitle demektir. Yani 55 bine ilaveten en az 60 bin Rum'un, kendi evine dönüyor diye gelmesiyle bir o kadar insanımız daha yerinden edilme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Yani 200 bin nüfusluk KKTC'nin nüfusunun yarısından fazlası yerinden edilmiş olacaktır.

Bunlara ilaveten Rumlar içimize geliyor diye doğacak olan güvenlik endişelerinden, bunca yıllık mücadele sonunda, bunca yıl yapılan fedakârlıklar, ödenen bedeller sonunda, bunun için mi biz mücadele ettik diye ihanete uğramışlık duygusuyla Ada'dan kendiliğinden de göç olacaktır.

n Yani Ada Türklerin elinden resmen alınıyor, öyle mi?

Ertuğruloğlu- Evet. Bu plan, genelde uygulanmakta olan, Türkiye'den Kıbrıs'ı almak politikasının bugünkü konjonktürdeki göstergesidir. Bu hedef yeni ortaya çıkmış değildir. Bu hedef başından beri vardır. Bu hedef, Türkiye'nin, Kıbrıs'ta ve Doğu Akdeniz'deki etkin konumunu sıfırlamak, Türkiye'den Kıbrıs'ı almak ve bu adanın Helenleşmesine kapıyı açmaktır.

Bildiğiniz gibi tarihte bu kanıtlanmıştır. Bu, belgelerde vardır. Özellikle İngiltere ve onun güdümünde oluşan Avrupa kamuoyu, Yunanistan'a Kıbrıs adasını söz vermişlerdir. Bu söz yerine getirilmeye çalışılıyor. Kıbrıs gibi bir konuda, bizlerin yerden göğe kadar haklı olduğu bir konuda, uluslararası anlaşmalarla elde etmiş olduğu hak ve çıkarlarına rağmen Kıbrıs'ta zemin kaybettirilen bir Türkiye artık başka hiç bir davasında zemin tutturamaz duruma düşecektir.

Kıbrıs son değil

n Sayın Bakanım, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın önemli açıklamaları oldu. Çok önemli iki şey söyledi. "Bu plan sanki Rumlarla beraber hazırlanmış izlenimi veriyor" dedi. İkincisi de, "Bu plan uygulanırsa Türkler Anadolu'ya hapsolur" dedi. Bu görüşlere katılıyor musunuz?

Ertuğruloğlu- Kesinlikle katılıyorum. Aynı şeyi söylüyoruz. Bu ada Türk varlığından yoksun edilir. Burası yeni bir Girit olur. 10-15 yıl içerisinde buradaki Türk varlığı sona erer. Ve Türkiye'nin kendi güvenliği tehdit altına alınır. Türklük Anadolu'ya hapsedilir. Oynanan senaryo budur. İş bununla da bitmeyecektir. Kıbrıs bu şekilde elden çıkarıldığı takdirde arkadan Ege gelecektir. Ardından Patrikhane gelecektir. Ruhban Okulu gelecektir. Yabancı vakıfların malları gündeme gelecektir. Güneydoğu gündeme gelecektir. Ermeni olayları gündeme gelecektir. En sonunda da MGK'nın oluşumuna, etkinliğine gelecektir.

Oynanan oyunlar bunlardır. Ama gerek KKTC'de, gerek anavatanda birileri çıkıyor, "Bu plan bulunabilecek en güzel plandır. Bu planla Türkler, bugüne kadar elde edemediği bütün hakları elde etmektedir. Türklere tanınmamış bütün haklar bu planla tanınmaktadır. Bu fırsatı kaçırmayalım. Bunu kabul etmemiz ve yürürlüğe sokmamız halinde Türkiye'nin önünü de açacağız" diyorlar. Sanki Kıbrıs konusunu bu şekilde halledersek Türkiye elini kolunu sallayarak AB'ye girecekmiş. Böyle bir şey yok.

Asıl statüko Rumlara tüm Kıbrıs'ın hükümeti görmektir

n Sayın Bakan, özellikle Sayın Denktaş'ı suçlayarak, "40 yıldan beri bir sorunu çözemediler. Çözümsüzlüğe ittiler. Bu zamana kadar sorunun çözülememesinin sebebi Cumhurbaşkanı Denktaş ve hükümetlerdir" deniliyor. Bu konuda sayın Denktaş'ın ve hükümetlerin bir vebali var mı?

Ertuğruloğlu- Kesinlikle yok. Bu söyleme biz de katılıyoruz. Ama şu anlamda katılıyoruz. Başka hangi sözcüklere katılıyoruz? "Statüko kabul edilmez"e de katılıyoruz. Ama neyi ifade etmek istediğimiz üzerinde mutabık kalmamız lazımdır. "40 yıldır çözemeyenler" denildiğinde eğer hedef biz isek, bu, yanlıştır. Hedef, bu olayı çözümsüzlüğe iten uluslararası camianın politikaları ise ve hedef Rumlara gayri yasal bir şekilde bütün Kıbrıs'ın hükümetiymiş gibi muamele gösterenler ise, kabul. Hedef bu olması lazım. Çözümsüzlüğün sahibi uluslararası camiadır. Çözümsüzlüğün sahibi uluslararası camianın şımarttığı Rum tarafıdır. Bizler, eski ortaklığın bozulmasından bugüne bedel ödemiş ve ödemeye devam eden tarafız. Üzerimizdeki ambargonun varlığından, siyasi tanınmamışlıktan, izole politikalarının bize uygulanmasından dolayı bir uzlaşının yokluğundan zarar gören bizleriz. Dolayısıyla bir uzlaşıyı, ama gerçek anlamda bir uzlaşıyı, -Annan belgesi gibi bir uzlaşıyı değil, çünkü o uzlaşı belgesi değil, teslimiyet belgesidir- arzu eden ve böyle bir uzlaşı için gayret gösteren taraf biz olmuşuzdur. Görüşmeler sürecine bakıldığında sürekli olarak masaya teklif getiren, öneri getiren, açılımlar yapılmasını sağlamaya çalışan Cumhurbaşkanımız Denktaş ve Türk tarafı olmuştur. Ama bütün bunların önünü kapayan, göstermelik olarak masaya gelen, taktik maksatlı masaya gelen, sırf masaya gelmedi diye suçlanmamak için gelen ama Kıbrıs olayını görüşme süreci dışında kendi çıkarları doğrultusunda çözmeye çalışan Rum tarafı olmuştur. Dolayısıyla ben söylemi, kelimeleri itibariyle kabul ediyorum. Ama ima edilenler açısından nereye yönelik olmaları gerektiği konusunda da bir izahat gerekir, diyorum.

Yanlış anlamalara imkan tanınmamalı

n Sayın Bakanım, Türkiye'de, Genelkurmay'ın yaptığı açıklamalar net bir çizgiyi gösterdi. Fakat Dışişleri Bakanlığında aynı net çizgiyi görmek biraz zor. Bir kaç gün evvel Türk Dışişleri Bakanlığından, "Kıbrıs politikamızda bir değişikliğe gidiyoruz" açıklaması geldi. Bu açıklamalar sizin açınızdan endişe teşkil ediyor mu?

Ertuğruloğlu- Talihsiz bir açıklama diyeyim. Belki söylenmek istenmeyen bir şey ima edilmiş olabilir. Çünkü enteresandır; o açıklamanın bir gün öncesinde buraya Türkiye Dışişlerinden, müsteşar yardımcısı başkanlığında üç kişilik bir heyet geldi. Burada bizlerle, Cumhurbaşkanımızla, parti liderleriyle, hatta muhalefet liderleriyle istişarelerde bulundular. Herhangi bir şekilde yeni bir politikaya geçildiğine dair bir şey ortaya çıkmadı. Tam bir görüş birliği içerisinde bizler heyeti uğurladık. Bakanlığımıza geldik. Böyle bir açıklamanın yapıldığı bilgisi geldi. Heyetle tekrar temas kurduk. "Bu açıklama ne anlama geliyor? Biz burada görüştük. 'Aynı politikamıza devam ediyoruz' ile ayrıldık" dedik. Bize, "Yanlış bir yorumlama var. Böyle bir şey söz konusu değil. Bilinen politikamıza aynen devam ediyoruz" denildi.

Tabii sıkıntı şuradan kaynaklanıyor. Belli bir dönemdir. Çeşitli makamlarda Kıbrıs Türk'ünü huzursuz eden, Kıbrıs Türkünün aklını karıştıran bir takım mesajlar gelmiştir. Maalesef bunu biz ilk kez yaşıyoruz. Bizi rahatsız eden söylenen söylemin kendisi değildir. Bu tür söylemler, söylemin, bizim dışımızdakiler tarafından başka yorumlara açık bir şekilde söylenmiş olmasıyla sanki bizlerle Türkiye hükümeti arasında bir ters düşme varmış gibi bir olayın yaratılmasına katkıda bulunuyor. İşin rahatsız edici yönü bu. Yoksa dediğim gibi statüko kabul edilmez. Biz de aynı şeyi söylüyoruz. Ama hangi statüko? Güney Kıbrıs Rum Devletinin Kıbrıs Cumhuriyeti diye kabul edilmesi, KKTC'nin varlığının inkâr edilmesi ve tanınmaması; statüko budur. Bu kabul edilmez tabii. Ama "statüko kabul edilmez" denilince, başka birtakım kesimler, bu söylemi, başka türlü yorumlayarak, kamuoyunu yönlendirme yönüne gidebiliyorsa bu söylemlere dikkat edilmesi gerekir diye düşünüyoruz.

n Sayın Bakanım, yaptığınız bu açıklamalar için teşekkür ederiz.

AB Kıbrıs'ta işgalci

t Konunun AB ile ilgili boyutu da var. AB'ye kabul edilen hiç bir ülke, "komşularınızla olan problemlerinizi çözün de gelin" diye bir dayatma ile karşı karşıya kalmadılar. İlk defa Türkiye ve KKTC'ye "problemlerini hallet gel" deniliyor. Bu, AB'nin kendi standartları açısından da bakıldığında bir çifte standart değil midir?

Ertuğruloğlu- Kesinlikle öyle. Sadece çifte standart uygulaması ile kalınmamıştır. AB, uluslararası hukuka aykırı bir karar almıştır. AB, hukuku ihlal etmiştir. Hukukun, adaletin, hakların savunucusu diye kendini ortaya atan, bu söylemleriyle kendini kabul ettirmeye çalışan AB'nin kendisi, Kıbrıs konusunda aldığı kararla hukuk çiğnemiştir, hukuka aykırı hareket etmiştir. Şu anda AB, Kıbrıs'ta işgalci konumundadır. Çünkü uluslararası anlaşmalara göre Kıbrıs denilen bir antite, Türkiye ve Yunanistan'ın, her ikisinin birlikte içerisinde bulunmadığı hiç bir siyasi ve ekonomik oluşuma giremezdi. 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinin oluşumunda var olan uluslararası anlaşmalar ve o ortaklık cumhuriyetinin egemenliğinin kısıtlanması gerekliliği noktasından hareketle, Ada'da Türkiye ve Yunanistan dengesinin korunması gerektiği noktasından hareketle Kıbrıs denilen bir antite, Türkiye ve Yunanistan'ın her ikisinin de içinde bulunmadığı bir siyasi ve ekonomik oluşuma üye olamazdı. Buna rağmen AB, içerisinde Yunanistan'ın bulunduğu, Türkiye'nin bulunmadığı bir oluşuma Kıbrıs adı altında Rum devletini ama sözde Kıbrıs adasının tümünü içerecek bir şekilde üye kabul etmiştir. Uluslararası anlaşmalara bağlı olarak Kıbrıs denilen bir antitenin AB üyeliği önünde Türkiye bir önkoşul olması gerekirken, AB olayı ters yüz etmiş ve Türkiye'nin AB üyeliği önüne Kıbrıs koşulunu koymuştur. Bundan daha büyük adaletsizlik, çifte standart söz konusu olamaz.

Cemil Tugay’dan ‘AKP’ye geçiş’ iddialarına yanıt

Kulislere bomba gibi düşen "parti değiştirecek" iddialarına doğrudan cevap veren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Benim bir işim, bir görevim var. Belediye başkanlığına odaklanmış durumdayım" diyerek tartışmalara son noktayı koydu

01.07.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Cemil Tugay’dan ‘AKP’ye geçiş’ iddialarına yanıt
Cemil Tugay’dan ‘AKP’ye geçiş’ iddialarına yanıt
Siyaset kulislerinde kulaktan kulağa yayılan ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın Cumhuriyet Halk Partisi'nden (CHP) istifa ederek AKP'ye geçeceği yönündeki iddialar, bizzat muhatabı tarafından yalanlandı. Çıkan haberlerin ardından kamuoyuna net bir açıklama yapan Tugay, bu tür iddiaların hiçbir gerçeklik payı taşımadığını ifade etti.

"Benim tek gündemim İzmir'

Hakkındaki iddialara karşı oldukça net ve kararlı bir duruş sergileyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, parti değiştireceği yönündeki söylentilerin asılsız olduğunu belirtti. Görevinin başında olduğunu vurgulayan Tugay, şu ifadeleri kullandı:

"Kesinlikle böyle bir durum yok. Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyasi geleceği ile ilgili süreci yakından takip ediyorum. Benim bir işim var, bir görevim var. Şu an tamamen belediye başkanlığına odaklanmış durumdayım."

"CHP çizgisinde hizmete devam"

Tugay, İzmir halkının oylarıyla seçildiğini ve kente hizmet etmek dışında bir ajandası bulunmadığını dile getirdi. CHP çatısı altında siyasi mücadelesine ve kentsel projelerine devam edeceğinin altını çizen Büyükşehir Belediye Başkanı, iddiaları ortaya atan odakların gündem değiştirme çabasında olduğunu ima etti.

İzmir'in kronikleşmiş sorunlarını çözmek ve şehri ileriye taşımak için yoğun bir mesai harcadığını belirten Tugay'ın bu net açıklaması, CHP örgütünde ve İzmir seçmeninde rahatlama yarattı. Kulislerdeki asılsız iddiaların ardından gözlerin çevrildiği İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde, tüm birimlerin planlanan projeler doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.

İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu çoban ateşini yaktı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme dair sert açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, iktidarın eğitim, ekonomi ve dış politikasını eleştirirdi

01.07.2026 14:04:00
Haber Merkezi
 
İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu çoban ateşini yaktı
İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu çoban ateşini yaktı
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada iç ve dış siyasete yönelik kritik mesajlar verdi. Geçen cumartesi Ankara Tandoğan Meydanı'ndaki mitinge değinerek sözlerine başlayan Dervişoğlu, meydanda yükselen sesin teslimiyete karşı bir "çoban ateşi" olduğunu ifade etti.

Konuşmasında AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklamalarını hedef alan Dervişoğlu, iktidarın terörle mücadele politikasında eksen kayması yaşadığını savundu. Dervişoğlu, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Ömer Çelik'in son açıklaması, kamuoyuna anlatılan temel çerçeveyi fiilen değiştirmektedir. Düne kadar önce terör örgütünün silah bırakacağı söyleniyordu, bugün ise 'silah bırakmayı gerçekleştirecek yasal zeminin oluşması gerekiyor' deniliyor. Önce yasa çıkarılacak, sonra silah bırakılacak… Bu, müzakerenin ağırlık merkezinin değiştiğini gösterir. TBMM, hiçbir silahlı yapının beklentilerini karşılamak için önceden yasa çıkaran bir kurum değildir."

BREZİLYA FAVELASI ÖRNEĞİ
Gelecek hafta Ankara'da düzenlenecek olan NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde başkentte alınan yoğun güvenlik önlemlerini ve kısıtlamaları eleştiren Dervişoğlu, "Büyük devlet olmak, büyük toplantılara ev sahipliği yapmakla değil, millet onuruyla hazırlanmakla olur" dedi. Yolların, üniversitelerin ve kamu kurumlarının kapatılmasını eleştirdi.

İYİ Parti Lideri, Ankara esnafının mağdur edilmemesi için stopaj ve Bağ-Kur primlerinin Hazine tarafından karşılanmasını öngören bir kanun teklifi verdiklerini açıkladı:

"Madem Ankara'yı Brezilya favelası gibi tenekelerle çevirmeyi biliyorsunuz, başka bir mağduriyet yaratmayın. Türkiye, NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yapıyor diye kendi vatandaşına yabancı muamelesi yapmak zorunda değildir. Gazeteciden, öğrenciden, akademisyenden korkmak devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz."

DIŞ POLİTİKADA "SAVRULMA" ELEŞTİRİSİ
Türkiye'nin dış politikasının kurumsal ciddiyetten uzaklaştığını belirten Dervişoğlu, sığınmacı krizinden S-400 ve F-35 süreçlerine kadar yaşanan maliyetlerin milletin sırtına yüklendiğini söyledi. Türkiye'nin NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip olmasına rağmen müttefikler arasında askeri hastanesi bulunmayan tek ülke olduğunu hatırlatan Dervişoğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin "Askeri hastaneler yeniden açılmalı" talebine "İYİ Parti olarak defalarca önerge verdik, reddettiniz. Yaptığınız hatayı düzelterek alkış alamazsınız. Günaydın derler buna, Üsküdar'da sabah oldu" karşılığını verdi.

"MİLLETE OTOMATİK, YANDAŞA KORUMATİK SİSTEM"
Ekonomik verilere de değinen İYİ Parti Genel Başkanı, açlık sınırının 35 bin, yoksulluk sınırının ise 114 bin lirayı aştığı bir dönemde iktidarın "otomatik işleyen sistem" açıklamalarını eleştirdi. Dervişoğlu, "Evet, bu ülkede otomatik işleyen bir sistem var; vatandaş otomatik vergi ödüyor, emekli otomatik yoksullaşıyor, genç gelecek kaygısına mahkûm ediliyor. Millete gelince otomatik sistem, yandaşa gelince korumatik sistem işliyor" dedi.

Yılın ilk 6 ayında 31 ülkeden 197 suçlu Türkiye'ye iade edildi

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2026'nın ilk yarısında, adi suçlar ve terör suçları kapsamında, 31 ülkeden 197 şahsın Türkiye'ye iadesinin gerçekleştirildiğini bildirdi

01.07.2026 10:59:00
AA
 
Yılın ilk 6 ayında 31 ülkeden 197 suçlu Türkiye'ye iade edildi
Yılın ilk 6 ayında 31 ülkeden 197 suçlu Türkiye'ye iade edildi
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2026'nın ilk yarısında, adi suçlar ve terör suçları kapsamında, 31 ülkeden 197 şahsın Türkiye'ye iadesinin gerçekleştirildiğini bildirdi.

Bakan Gürlek NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, suç işleyip adaletten kaçabileceğini sananların, dünyanın neresine saklanırlarsa saklansınlar kendilerini güvende hissedemeyeceklerini belirtti.

Adalet Bakanlığı olarak, yurt dışına kaçan suçluların iade süreçlerinin çok daha sıkı, tavizsiz ve anbean takipçisi olacaklarını vurgulayan Gürlek, şu bilgileri verdi:

"Bu kararlılığımızın bir neticesi olarak, 2026'nın ilk yarısında, adi suçlar ve terör suçları kapsamında taleplerimiz doğrultusunda 31 farklı ülkeden 197 şahsın ülkemize iadesi gerçekleştirilmiştir ve bu kişiler adalete teslim edilmiştir. İade edilen şahısların 85'i Gürcistan'dan, 52'si Almanya'dan, 9'u Yunanistan'dan, 8'i Karadağ'dan, 6'sı Bulgaristan'dan, 3'ü Hollanda'dan ve 3'ü Kırgızistan'dan ülkemize getirilmiştir. Hırvatistan, Irak, İngiltere, İtalya, Kazakistan, Kuzey Makedonya ve Polonya'dan ikişer suçlu iade edilirken, Arjantin, Arnavutluk, Azerbaycan, Belarus, Belçika, Bosna Hersek, Ermenistan, Fransa, Kolombiya, Kosova, Macaristan, Moldova, Portekiz, Rusya, Sırbistan, Slovenya ve Ukrayna'dan birer suçlunun iadesi sağlanmıştır."

"Buradan net bir şekilde ifade etmek isterim ki Türkiye'den iade talebinde bulunan ülkelere yönelik değerlendirmelerimizde, onların haklı iade taleplerimize verdikleri yanıtları dikkate alacağız." ifadesini kullanan Gürlek, iadeler konusunda işbirliği sergilenip sergilenmediğine, hukuki yardımlaşma ve mütekabiliyet ilkesine riayet edilip edilmediğine titizlikle bakacaklarını belirtti.

"Suçlular için kaçacak yer yok"
Bakan Gürlek, "Aziz milletimiz müsterih olsun. Hangi suç örgütüne mensup olursa olsun, hangi ülkeye kaçarsa kaçsın, teröristlerin, organize suç örgütü mensuplarının, dolandırıcıların ve milletimizin huzuruna kasteden suç odaklarının peşini bırakmayacağız" açıklamasında bulundu.

2026-KPSS Lisans başvuruları başladı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığınca düzenlenen 2026 Kamu Personel Seçme Sınavı'na (2026-KPSS Lisans) başvurular başladı

 

01.07.2026 10:44:00
Anadolu Ajansı
 
2026-KPSS Lisans başvuruları başladı
2026-KPSS Lisans başvuruları başladı

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 2026-KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu 6 Eylül, Alan Bilgisi oturumları 12-13 Eylül'de yapılacak.

Diyanet İşleri Başkanlığında din hizmetlerinde görev almak isteyenlerin katılacakları Din Hizmetleri Alan Bilgisi Testi (DHBT) ise 1 Kasım'da uygulanacak.

Sınavın Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu ile Alan Bilgisi oturumlarına başvurular 1-13 Temmuz'da, DHBT'ye başvurular ise 22-30 Eylül'de alınacak.

Adaylar, başvurularını ÖSYM Başvuru Merkezleri aracılığıyla ÖSYM'nin "ais.osym.gov.tr" adresinden veya ÖSYM Aday İşlemleri mobil uygulamasından yapabilecek.

Tüm adaylar için 6 Eylül'deki Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuna girmek zorunlu olacak. Sınavın diğer oturumlarından hangilerine gireceklerine adaylar karar verecek.

Sınava ilişkin ayrıntılı bilgiye 2026-KPSS Lisans Kılavuzu'ndan erişilebiliyor. 

İzmir'de 121 bin 816 uyuşturucu hap ele geçirildi

İzmir'in Bornova ve Konak ilçelerinde düzenlenen operasyonlarda 121 bin 816 adet uyuşturucu nitelikli hap ele geçirilirken, 2 şüpheli tutuklandı

01.07.2026 10:22:00
İhlas Haber Ajansı
 
İzmir'de 121 bin 816 uyuşturucu hap ele geçirildi
İzmir'de 121 bin 816 uyuşturucu hap ele geçirildi
İzmir'in Bornova ve Konak ilçelerinde düzenlenen operasyonlarda 121 bin 816 adet uyuşturucu nitelikli hap ele geçirilirken, 2 şüpheli tutuklandı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Bornova ve Konak ilçelerindeki iki ayrı adreste yüklü miktarda uyuşturucu madde depolandığı ve bu maddelerin sokak satıcılarına dağıtılacağı istihbaratı üzerine harekete geçti.

Önceden belirlenen adreslere yapılan baskınlarda; 121 bin 816 adet uyuşturucu nitelikli hap ile bu hapların yapımında kullanılan 44 kilo 694 gram ham madde ele geçirildi.

Operasyonda gözaltına alınan Ö.U. ve S.K., emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Şanlıurfa'da intihar girişiminde bulunan daire başkanı tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanı Abdulkadir Baytimur, silahla intihar girişiminde bulunduğu iddiasıyla kaldırıldığı hastanede tedavi gördüğü 2 günün ardından yaşamını yitirdi

01.07.2026 06:00:00 / Güncelleme: 01.07.2026 11:08:07
İHA
 
Şanlıurfa'da intihar girişiminde bulunan daire başkanı tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti
Şanlıurfa'da intihar girişiminde bulunan daire başkanı tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanı Abdulkadir Baytimur, silahla intihar girişiminde bulunduğu iddiasıyla kaldırıldığı hastanede tedavi gördüğü 2 günün ardından yaşamını yitirdi
Olay Karaköprü ilçesine bağlı Karşıyaka Mahallesi'nde yaşandı. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinde Fen İşleri Daire Başkanı olarak görev yapan Abdulkadir Baytimur iddiaya göre evinde silahla intihar girişiminde bulundu. Ağır yaralanan Baytimur, olay yerine giden sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı.

İki yıl önce atanmıştı

Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 2 gündür yaşam savaşı veren Baytimur, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. Baytimur'un cenazesi otopsi işlemleri için Şanlıurfa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Daha önce Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanı olarak görev yapan Baytimur, 2024 yılında Fen İşleri Daire Başkanlığı'na getirildiği öğrenildi.


Seferihisar Belediye Başkanı tutuklandı

Seferihisar Belediyesi'ne imar ve inşaat uygulamalarında rüşvet iddiaları üzerine düzenlenen operasyonun adli süreci tamamlandı. Aralarında Belediye Başkanı İsmail Yetişkin'in de bulunduğu 12 kişi tutuklanırken, Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit hakkında ev hapsi kararı verildi

30.06.2026 11:20:00
Haber Merkezi
 
Seferihisar Belediye Başkanı tutuklandı
Seferihisar Belediye Başkanı tutuklandı
İzmir'de geniş yankı uyandıran Seferihisar Belediyesi merkezli rüşvet ve usulsüzlük soruşturmasında sıcak gelişmeler yaşanıyor. Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen operasyon kapsamında gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturmanın üçüncü dalgası kapsamında adliyeye sevk edilen 20 kişiden 12'sinin tutuklandığı bildirildi.

4 ilde eş zamanlı baskın

Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı, belediyedeki inşaat ve imar uygulamalarında rüşvet alındığı, usulsüzlük yapıldığı ve 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesinde bazı adaylar ile yakınları arasında şüpheli para transferleri gerçekleştiği iddiaları üzerine 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarmıştı.

İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri tarafından 25 Haziran'da İzmir merkezli İstanbul, Adana ve Aydın illerinde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 25 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

12 isim tutuklandı, bürokrasi cezaevinde

Emniyetteki sorgu işlemlerinin tamamlanmasının ardından dün adliyeye sevk edilen 20 şüpheliden 2'si savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen isimlerden Belediye Başkanı İsmail Yetişkin başta olmak üzere belediye yönetiminin kritik isimleri tutuklandı.

Mahkemece tutuklanan 12 kişi şunlar:

• İsmail Yetişkin (Seferihisar Belediye Başkanı)

• İnanç Karabulut (Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı)

• İrfan Çevik (Seferihisar Belediyesi Özel Kalem Müdürü)

• Mehmet Uğur (Seferihisar Belediyesi Yapı Kontrol Müdür Vekili)

• Nilay Özcan Eşin (Seferihisar Belediyesi Şehir Plancısı)

• İsmail Fergun Keser (Yapı Kontrol Müdürü / Elektrik Mühendisi)

• Cüneyt Okultaş (Emekli Memur)

• Barış Yaman (Yapı Kontrol Görevlisi)

• Sercan Taşlıoğlu (Seferihisar Jeotermal Harita Teknikeri)

• Birkan Alkan (Seferihisar Jeotermal Büro Memuru)

• Mehmet Ersay (Şirket Sahibi)

• Medeni Çiftçi (Şirket Sahibi)

Diğer belediye başkanlarına "ev hapsi" ve adli kontrol

Soruşturma kapsamında isimleri geçen ve gözaltına alınan diğer siyasi figürler hakkında da adli tedbirler uygulandı. Soruşturma dosyasında adı bulunan Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit ile CHP'li İzmir Büyükşehir ve Güzelbahçe Meclis Üyesi Doğuş Bayır hakkında hakimlik tarafından "ev hapsi" şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Öte yandan, operasyon kapsamında gözaltına alınan Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı N.H. ile birlikte toplam 6 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Balçova Belediye Başkanı Yiğit'in annesi Meryem Yiğit'in de aralarında bulunduğu bazı şüpheliler ise emniyet ve savcılık aşamalarında salıverildi.

Gelişmeler kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, İçişleri Bakanlığı'nın tutuklama kararlarının ardından belediyelere yönelik bir kayyum ataması yapıp yapmayacağı ya da meclis üyelerinin yeni başkan vekilini nasıl seçeceği merak konusu oldu. Soruşturma çok yönlü olarak devam ediyor.

Sanayi yangınlarında patlama yaşanıyor


 
 
2025 yılında İstanbul’da 323, Kocaeli’nde 100 sanayi yangını yaşanırken, ülke genelinde bu sayı yılın tamamında atölyelerle birlikte 3 bini aştı. Temmuz ve Ağustos aylarında artan kavurucu sıcaklar ile tatil dönemi kaynaklı personel eksikliği, fabrikaları daha da açık hedef haline getiriyor.

30.06.2026 10:25:00
HASAN GÜNDOĞDU
 
 Sanayi yangınlarında patlama yaşanıyor
 Sanayi yangınlarında patlama yaşanıyor

Temmuz ve Ağustos ayları, ormanlarda olduğu gibi sanayi tesisleri için yılın en tehlikeli dönem olarak öne çıkıyor. Mevsim normallerinin üzerine çıkan hava sıcaklıkları; lityum bataryalar, güneş enerjisi sistemleri ve yüksek enerji yoğunluklu üretim hatları yangın riskini daha artırıyor. Bu ekstrem hava şartlarına, yaz dönemi izinleri nedeniyle fabrikalarda yaşanan personel eksikliği de eklenince tehlikenin boyutu katlanıyor. Muhtemel bir acil durumda tesisi koruyacak, yangına ilk müdahaleyi yapacak yetkin personelin sahada bulunmaması ya da sayılarının kritik seviyeye düşmesi, küçük bir kıvılcımın tüm fabrikayı küle çevirmesine zemin hazırlıyor. Endüstriyel yangınlar yalnızca bir üretim tesisini yok etmekle kalmıyor; tedarik zincirlerini tamamen koparıyor, ihracatı baltalıyor ve binlerce çalışanın işini bir anda elinden alıyor.

Şehir merkezlerinde risk daha büyük

Türkiye'deki itfaiye verilerine göre özellikle üretimin yoğun olduğu şehirlerde durumun ne kadar kritik bir aşamaya geldiğini açıkça gösteriyor:
İstanbul alarm veriyor... 2021 yılında 286 olan fabrika yangın sayısı 2025 yılında 323'e çıktı.
• Ankara'da büyük artış... Başkentte 2025 yılından toplam 496 iş yeri yangını çıkarken, müdahalesi en zor olan büyük fabrika yangınlarının sayısı 68'e ulaştı. 2021 yılında bu sayı sadece 21'di.
İzmir ve Tekirdağ yanıyor... İzmir'de bir yılda 146 fabrika ve imalathane yangını çıkarken, Tekirdağ'da 177 fabrika ve sanayi tesisi alevlere teslim oldu.
• Kayseri'de sektörel tehlike... Mobilya ve tekstil gibi yüksek yanıcı yük taşıyan sektörlerin merkezindeki Kayseri OSB'de, depolama ve pasif yangın önleme sistemleri eksikliği nedeniyle 116 fabrika yangını kaydedildi.
Kocaeli risk altında... Türkiye'nin ağır sanayi ve petrokimya kalbi olan Kocaeli'de 100 endüstriyel tesis yangını yaşandı.
Türkiye genelinde her yıl 1400-1600 civarında fabrika yangını çıkarken, atölye ve imalathaneler de eklendiğinde toplam sanayi yangını sayısı yıllık 3 binin üzerine çıkıyor. Küresel ölçekte ise yangın ve patlamaları dünya genelindeki en büyük iş riskleri arasında 9. sırada yer alıyor.

İlk dakikalar çok önemli

Sanayi tesislerindeki yangınları değerlendiren uzmanlar, şu değerlendirmelerde bulunuyor: "Bir fabrikanın kaderi çoğu zaman yangının başladığı ilk birkaç dakikada belirleniyor. Temel yaklaşım, yangına sadece müdahale etmek değil, yangın başlamadan önce tüm tedbirleri almak olmalı. Endüstriyel yangınlar doğru planlama ve 7/24 sahada olan profesyonel ekiplerle önlenebilir bir risktir..."

Verilen kilolar ilginç yolla bedenden atılıyor!


 
Kilo verme süreciyle ilgili en sık merak edilen sorulardan biri, verilen kiloların vücuttan nasıl çıktığıdır. Toplumda sıkça düşünülenin aksine yağlar; yalnızca terleme, idrar ya da dışkı yoluyla vücuttan atılmaz. Yağ yakımı gerçekleştiğinde vücut depoladığı yağı enerji üretmek için parçalar; bu süreç sonunda yağın önemli bir kısmı karbondioksite dönüşerek nefes yoluyla dışarı verilir, kalan kısmı ise su olarak idrar, ter ve diğer vücut sıvılarıyla atılır.

30.06.2026 08:23:00
MURAT ÇORBACI
 
  Verilen kilolar ilginç yolla bedenden atılıyor!
  Verilen kilolar ilginç yolla bedenden atılıyor!

Kilo verme süreciyle ilgili en sık merak edilen sorulardan biri, verilen kiloların vücuttan nasıl çıktığıdır. Toplumda sıkça düşünülenin aksine yağlar; yalnızca terleme, idrar ya da dışkı yoluyla vücuttan atılmaz. Yağ yakımı gerçekleştiğinde vücut depoladığı yağı enerji üretmek için parçalar; bu süreç sonunda yağın önemli bir kısmı karbondioksite dönüşerek nefes yoluyla dışarı verilir, kalan kısmı ise su olarak idrar, ter ve diğer vücut sıvılarıyla atılır.

Uzman Diyetisyen Samet Yağlı, kilo verme sürecinin sanıldığından daha biyolojik ve sistemli bir mekanizma olduğunu belirterek, "Kilo vermek sadece tartıdaki rakamın azalması değildir. Vücut, depoladığı yağı enerjiye çevirdiğinde ortaya çıkan atıkların büyük bölümü nefesle dışarı atılır. Bu yüzden 'çok terledim, çok kilo verdim' düşüncesi yanıltıcıdır. Terleme çoğu zaman su kaybını gösterir; gerçek yağ kaybı ise sürdürülebilir beslenme, hareket ve metabolik dengeyle oluşur" dedi. Vücudun yağ depolarını kullanabilmesi için harcanan enerjinin alınan enerjiden fazla olması gerekir. Ancak bu durum, bilinçsizce aç kalmak anlamına gelmez. Uzun süreli açlık, çok düşük kalorili diyetler veya tek tip beslenme yöntemleri kısa vadede tartıda düşüş sağlayabilir; fakat bu kaybın önemli bir kısmı su ve kas kaybı olabilir.

Yağ kaybının sağlıklı şekilde gerçekleşmesi için yeterli protein alımı, dengeli karbonhidrat ve yağ tüketimi, liften zengin beslenme, düzenli su tüketimi ve fiziksel aktivite büyük önem taşır. Özellikle kas kütlesinin korunması, verilen kilonun kalıcı olmasında kritik rol oynar.

Samet Yağlı, kilo verme sürecinde en büyük yanılgılardan birinin tartı odaklı düşünmek olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Bir kişinin tartıda 2 kilo eksilmiş olması, 2 kilo yağ kaybettiği anlamına gelmez. Bu kayıp su, bağırsak içeriği veya kas kütlesinden de kaynaklanabilir. Gerçek başarı; bel çevresinin azalması, vücut yağ oranının düşmesi, kas kütlesinin korunması ve kişinin sürdürülebilir bir beslenme düzeni kazanmasıdır."

Bir sabah operasyonu daha


 
İstanbul merkezli kara para aklama operasyonunda 37 şüpheli yakalandı. Soruşturmada, yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinden elde edildiği değerlendirilen suç gelirlerinin finansal sisteme sokulması, aklanması ve yurt dışına aktarılmasına yönelik organize bir faaliyet ağının bulunduğu tespit edildi.

30.06.2026 08:17:00 / Güncelleme: 30.06.2026 08:20:43
HABER MERKEZİ/AA
 
Bir sabah operasyonu daha
Bir sabah operasyonu daha

İstanbul merkezli 9 ilde düzenlenen kara para aklama operasyonunda 37 şüpheli gözaltına alındı.

Banka hareketleri izlendi

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmada, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan mali analiz raporları, banka hareketleri ile teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda, yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinden elde edildiği değerlendirilen suç gelirlerinin finansal sisteme sokulması, aklanması ve yurt dışına aktarılmasına yönelik organize bir faaliyet ağının bulunduğu tespit edildi.

30 milyar liraya ulaştı

Bu kapsamda birbirleriyle yoğun ve organize şekilde para transferi gerçekleştirdiği belirlenen şirketler hakkında ayrıntılı mali inceleme yapan ekipler, soruşturmaya konu şirketlerin işlem hacminin yaklaşık 30 milyar liraya ulaştığı, bu işlem hacminin incelenen kişi ve şirketlerin beyan edilen ticari faaliyetleriyle uyumlu olmadığını belirledi.
Çalışmaların tamamlanmasının ardından MASAK raporları, banka kayıtları, dijital incelemeler, iletişim kayıtları, ifade içerikleri ve diğer deliller doğrultusunda, soruşturmaya konu faaliyetlerle bağlantılı oldukları belirlenen şüphelilerin yakalanmasına yönelik İstanbul, Ankara, Gaziantep, Hatay, İzmir, Kilis, Kırklareli, Kocaeli ve Tokat'a eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Mallarına el konuldu

Operasyonda 37 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturmada, ayrıca suçtan elde edildiği değerlendirilen 19 konut, 9 arsa, 1 iş yeri, 31 motorlu araç ile 32 şirkete el konuldu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.