logo
30 HAZİRAN 2026

Seferihisar Belediye Başkanı tutuklandı

Seferihisar Belediyesi'ne imar ve inşaat uygulamalarında rüşvet iddiaları üzerine düzenlenen operasyonun adli süreci tamamlandı. Aralarında Belediye Başkanı İsmail Yetişkin'in de bulunduğu 12 kişi tutuklanırken, Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit hakkında ev hapsi kararı verildi

30.06.2026 11:20:00
Haber Merkezi
 
Seferihisar Belediye Başkanı tutuklandı
Seferihisar Belediye Başkanı tutuklandı
İzmir'de geniş yankı uyandıran Seferihisar Belediyesi merkezli rüşvet ve usulsüzlük soruşturmasında sıcak gelişmeler yaşanıyor. Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen operasyon kapsamında gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturmanın üçüncü dalgası kapsamında adliyeye sevk edilen 20 kişiden 12'sinin tutuklandığı bildirildi.

4 ilde eş zamanlı baskın

Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı, belediyedeki inşaat ve imar uygulamalarında rüşvet alındığı, usulsüzlük yapıldığı ve 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesinde bazı adaylar ile yakınları arasında şüpheli para transferleri gerçekleştiği iddiaları üzerine 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarmıştı.

İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri tarafından 25 Haziran'da İzmir merkezli İstanbul, Adana ve Aydın illerinde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 25 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

12 isim tutuklandı, bürokrasi cezaevinde

Emniyetteki sorgu işlemlerinin tamamlanmasının ardından dün adliyeye sevk edilen 20 şüpheliden 2'si savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen isimlerden Belediye Başkanı İsmail Yetişkin başta olmak üzere belediye yönetiminin kritik isimleri tutuklandı.

Mahkemece tutuklanan 12 kişi şunlar:

• İsmail Yetişkin (Seferihisar Belediye Başkanı)

• İnanç Karabulut (Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı)

• İrfan Çevik (Seferihisar Belediyesi Özel Kalem Müdürü)

• Mehmet Uğur (Seferihisar Belediyesi Yapı Kontrol Müdür Vekili)

• Nilay Özcan Eşin (Seferihisar Belediyesi Şehir Plancısı)

• İsmail Fergun Keser (Yapı Kontrol Müdürü / Elektrik Mühendisi)

• Cüneyt Okultaş (Emekli Memur)

• Barış Yaman (Yapı Kontrol Görevlisi)

• Sercan Taşlıoğlu (Seferihisar Jeotermal Harita Teknikeri)

• Birkan Alkan (Seferihisar Jeotermal Büro Memuru)

• Mehmet Ersay (Şirket Sahibi)

• Medeni Çiftçi (Şirket Sahibi)

Diğer belediye başkanlarına "ev hapsi" ve adli kontrol

Soruşturma kapsamında isimleri geçen ve gözaltına alınan diğer siyasi figürler hakkında da adli tedbirler uygulandı. Soruşturma dosyasında adı bulunan Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit ile CHP'li İzmir Büyükşehir ve Güzelbahçe Meclis Üyesi Doğuş Bayır hakkında hakimlik tarafından "ev hapsi" şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Öte yandan, operasyon kapsamında gözaltına alınan Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı N.H. ile birlikte toplam 6 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Balçova Belediye Başkanı Yiğit'in annesi Meryem Yiğit'in de aralarında bulunduğu bazı şüpheliler ise emniyet ve savcılık aşamalarında salıverildi.

Gelişmeler kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, İçişleri Bakanlığı'nın tutuklama kararlarının ardından belediyelere yönelik bir kayyum ataması yapıp yapmayacağı ya da meclis üyelerinin yeni başkan vekilini nasıl seçeceği merak konusu oldu. Soruşturma çok yönlü olarak devam ediyor.

Sanayi yangınlarında patlama yaşanıyor


 
 
2025 yılında İstanbul’da 323, Kocaeli’nde 100 sanayi yangını yaşanırken, ülke genelinde bu sayı yılın tamamında atölyelerle birlikte 3 bini aştı. Temmuz ve Ağustos aylarında artan kavurucu sıcaklar ile tatil dönemi kaynaklı personel eksikliği, fabrikaları daha da açık hedef haline getiriyor.

30.06.2026 10:25:00
HASAN GÜNDOĞDU
 
 Sanayi yangınlarında patlama yaşanıyor
 Sanayi yangınlarında patlama yaşanıyor

Temmuz ve Ağustos ayları, ormanlarda olduğu gibi sanayi tesisleri için yılın en tehlikeli dönem olarak öne çıkıyor. Mevsim normallerinin üzerine çıkan hava sıcaklıkları; lityum bataryalar, güneş enerjisi sistemleri ve yüksek enerji yoğunluklu üretim hatları yangın riskini daha artırıyor. Bu ekstrem hava şartlarına, yaz dönemi izinleri nedeniyle fabrikalarda yaşanan personel eksikliği de eklenince tehlikenin boyutu katlanıyor. Muhtemel bir acil durumda tesisi koruyacak, yangına ilk müdahaleyi yapacak yetkin personelin sahada bulunmaması ya da sayılarının kritik seviyeye düşmesi, küçük bir kıvılcımın tüm fabrikayı küle çevirmesine zemin hazırlıyor. Endüstriyel yangınlar yalnızca bir üretim tesisini yok etmekle kalmıyor; tedarik zincirlerini tamamen koparıyor, ihracatı baltalıyor ve binlerce çalışanın işini bir anda elinden alıyor.

Şehir merkezlerinde risk daha büyük

Türkiye'deki itfaiye verilerine göre özellikle üretimin yoğun olduğu şehirlerde durumun ne kadar kritik bir aşamaya geldiğini açıkça gösteriyor:
İstanbul alarm veriyor... 2021 yılında 286 olan fabrika yangın sayısı 2025 yılında 323'e çıktı.
• Ankara'da büyük artış... Başkentte 2025 yılından toplam 496 iş yeri yangını çıkarken, müdahalesi en zor olan büyük fabrika yangınlarının sayısı 68'e ulaştı. 2021 yılında bu sayı sadece 21'di.
İzmir ve Tekirdağ yanıyor... İzmir'de bir yılda 146 fabrika ve imalathane yangını çıkarken, Tekirdağ'da 177 fabrika ve sanayi tesisi alevlere teslim oldu.
• Kayseri'de sektörel tehlike... Mobilya ve tekstil gibi yüksek yanıcı yük taşıyan sektörlerin merkezindeki Kayseri OSB'de, depolama ve pasif yangın önleme sistemleri eksikliği nedeniyle 116 fabrika yangını kaydedildi.
Kocaeli risk altında... Türkiye'nin ağır sanayi ve petrokimya kalbi olan Kocaeli'de 100 endüstriyel tesis yangını yaşandı.
Türkiye genelinde her yıl 1400-1600 civarında fabrika yangını çıkarken, atölye ve imalathaneler de eklendiğinde toplam sanayi yangını sayısı yıllık 3 binin üzerine çıkıyor. Küresel ölçekte ise yangın ve patlamaları dünya genelindeki en büyük iş riskleri arasında 9. sırada yer alıyor.

İlk dakikalar çok önemli

Sanayi tesislerindeki yangınları değerlendiren uzmanlar, şu değerlendirmelerde bulunuyor: "Bir fabrikanın kaderi çoğu zaman yangının başladığı ilk birkaç dakikada belirleniyor. Temel yaklaşım, yangına sadece müdahale etmek değil, yangın başlamadan önce tüm tedbirleri almak olmalı. Endüstriyel yangınlar doğru planlama ve 7/24 sahada olan profesyonel ekiplerle önlenebilir bir risktir..."

Cem Küçük, Adnan Oktar örgütünden para aldı mı?

Türkiye günlerdir TGRT Haber sunucusu Cem Küçük ile yayıncı Tamar Tanrıyar arasında sosyal medya üzerinden yürütülen ağır ithamları, şantaj iddialarını ve belaltı ifşaları konuşuyor

29.06.2026 22:16:00
Haber Merkezi
 
Cem Küçük, Adnan Oktar örgütünden para aldı mı?
Cem Küçük, Adnan Oktar örgütünden para aldı mı?
Türkiye günlerdir TGRT Haber sunucusu Cem Küçük ile yayıncı Tamar Tanrıyar arasında sosyal medya üzerinden yürütülen ağır ithamları, şantaj iddialarını ve belaltı ifşaları konuşuyor.

İkilinin karşılıklı meydan okumalarıyla büyüyen kriz, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın düğmeye basmasıyla adli boyuta taşındı ve firari durumda olan Tanrıyar'ın gözaltına alınmasıyla yeni bir boyut kazandı.

Kaset ve şantaj



Kriz, Haziran ayı başında Tamar Tanrıyar'ın sosyal medya üzerinden yayınladığı videolarla başladı.

Tanrıyar, Mali Suçlarla Mücadele Şubesi kayıtlarına dayandığını öne sürdüğü bazı belgeler paylaşarak; Cem Küçük'ün geçmişte Adnan Oktar silahlı suç örgütünden "editörlük, çeviri ve deşifre bedeli" adı altında para aldığını iddia etti.

Küçük'ün bazı belediyelerden usulsüz paralar aldığını ve lüks ayakkabılar talep ettiğini de iddia eden Tanrıyar, muhalif isimlere yumuşak davranmaya devam etmesi halinde elindeki arşivi açarak kendisini tamamen deşifre edeceğini söyleyerek açıkça tehdit savurdu.

Cem Küçük ise bu iddialara sert bir üslupla yanıt vererek, Tanrıyar'ın arkasında bir suç örgütü olduğunu belirtti.

Tanrıyar'ın kendisini, Suriye hatları üzerinden arayan odaklarca yönlendirildiğini savunan Küçük, "Sen git, sahibin gelsin" restini çekti.

Küçük ayrıca, Tanrıyar'ın geçmişte bir iş insanını "Senden hamileyim" yalanıyla tehdit edip şantaj yaptığını ve eşi Can Tanrıyar'ın da devlet sırlarını sızdırmaktan tutuklandığını hatırlatarak çiftin haksız servet edindiğini öne sürdü.

Küçük'ün, Can Tanrıyar'ın 15 yıl önceki ilişkilerine ait kaset iddialarını gündeme getirmesine ise Tamar Tanrıyar, "Eşimin geçmişini malzeme yapacak kadar gözün dönmüş" diyerek tepki gösterdi.

Savcılık devreye girdi, Kuşadası'nda yakalandı

Karşılıklı ifşaların ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Tamar Tanrıyar'ın sosyal medya paylaşımlarını inceleyerek TCK 299 uyarınca "Cumhurbaşkanına Hakaret" ve TCK 217/A uyarınca "Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" suçlarından gözaltı kararı çıkardı. İlk incelemelerde Marmaris üzerinden yurt dışına firar ettiği düşünülen Tanrıyar'ın izini süren emniyet güçleri, firari yayıncıyı Kuşadası'nda bir kruvaziyer gemisinde yakalayarak gözaltına aldı.

Cem Küçük: "Hukuk önünde burnundan getireceğiz"



Gelişmelerin ardından sosyal medya hesabından yeni bir açıklama yapan Cem Küçük, yasal sürecin sonuna kadar takipçisi olacağını belirtti. Küçük açıklamasında, "Tamar Tanrıyar'ın çalıştığım TGRT Haber, patronlarım ve şahsım adına attığı her iftirayı hukuk önünde burnundan getireceğiz. Cumhurbaşkanımıza hakaretlerinin de hesabını verecek. Tamar Tanrıyar denen namussuza destek, yanıltıcı bilgi veren arkasındaki herkesin de burnundan gelecek" ifadelerini kullandı.

Yunan vekilden ‘savaş sebebi’ çıkışı

NATO zirvesi için Türkiye’ye gelen Yunanistan NATO Parlamenter Kurulu Heyeti Başkan Yardımcısı Dimitris Kairidis, TBMM’nin 1995 tarihli tarihi kararını hedef alarak "Türk-Yunan dostluğuna uymuyor" dedi. Atina’nın meşru hak iddialarına karşılık Türkiye, Ege’deki hayati çıkarlarını koruma kararlılığını sürdürüyor

29.06.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Yunan vekilden ‘savaş sebebi’ çıkışı
Yunan vekilden ‘savaş sebebi’ çıkışı
İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) zirvesine katılmak üzere Türkiye'ye gelen Yunanistan delegasyonu Başkan Yardımcısı Dimitris Kairidis, iki ülke arasındaki en hassas egemenlik konularından biri olan "Casus Belli" (Savaş Sebebi) kararını yeniden gündeme taşıdı. Kairidis, "1995'ten bu yana TBMM, Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki meşru haklarını yerine getirmesi durumunda bunu bir savaş sebebi sayacağını bildirdi. Bu Türk-Yunan dostluğuna uymuyor" diyerek Atina yönetiminin rahatsızlığını dile getirdi.


Yunanistan Türkiye'nin haklarını göz ardı mı ediyor?


Yunan diplomatlar ve siyasetçiler, 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (BMDHS) dayanarak karasularını tek taraflı olarak 12 deniz miline çıkarma hakkına sahip olduklarını savunuyor. Ancak bu yaklaşım, Ege Denizi'nin özel coğrafi yapısını ve Türkiye'nin meşru haklarını tamamen göz ardı etmekte.

Ege Denizi'nde mevcut durumda karasuları 6 deniz mili olarak uygulanıyor. Eğer Yunanistan karasularını 12 mile çıkarırsa:

• Yunanistan'ın Ege'deki egemenlik alanı bir anda %35'ten %70'in üzerine çıkacak.

• Açık deniz alanları %49'dan %20'nin altına gerileyecek.

• Türkiye'nin Ege'deki karasuları payı ise yaklaşık %10'da sıkışıp kalacak.

Bu durum, Türkiye'nin kendi ana karasından açık denizlere ve uluslararası sulara çıkışını tamamen Yunanistan'ın iznine tabi bırakacaktır. Dolayısıyla Yunanistan "kendi hakkından" bahsederken, Türkiye'yi kendi kıyılarına hapsetmeyi öngören hakkaniyetsiz bir statüyü dayatıyor.


Türkiye'nin görüşü ve tarihi cevabı: 8 Haziran 1995 kararı


Türkiye, Yunanistan'ın bu hamlesine karşı cevabını 8 Haziran 1995 tarihinde TBMM'de oy birliğiyle alınan tarihi deklarasyonla resmen ilan etmişti. Yunan Parlamentosu'nun deniz hukukunu onaylayıp karasularını genişletme yetkisini hükümete vermesi üzerine toplanan TBMM, şu net duruşu sergilemişti:

1. Hayati Çıkarların Korunması: Yunanistan'ın Ege'de karasularını 6 milin ötesine tek taraflı olarak genişletmesi, Lozan Antlaşması ile kurulan hassas dengenin bozulması anlamına gelir.

2. Askeri Tedbir Yetkisi: Böyle bir adım atılması halinde, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine, ülkenin hayati çıkarlarını korumak amacıyla askeri önlemler dahil her türlü tedbiri alma yetkisi verilmiştir.

3. Casus Belli Niteliği: Bu karar, uluslararası diplomaside Atina'nın 12 mil dayatmasına karşı Türkiye'nin en güçlü caydırıcı hukuki ve askeri sınırı (Casus Belli) olarak yürürlükte kalmaya devam etmektedir.

Ankara, Atina ile ikili ilişkilerde diyalog ve "Pozitif Gündem" süreçlerine önem verse de, Ege'deki egemenlik hakları ve ulusal güvenlik stratejilerinden taviz verilmeyeceğini; çözümün tek taraflı dayatmalarla değil, hakkaniyet ilkesine dayalı iki taraflı müzakerelerle mümkün olabileceğini her platformda vurgulamakta.

Erdoğan: 'NATO tarihi bir dönemeçten geçiyor'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'daki NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu. Erdoğan, "Başta Gazze ve Lübnan'da yaşananlar olmak üzere, yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar, insanlığın vicdanında derin yaralar açarken, aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir" dedi

29.06.2026 17:10:00
AA
 
Erdoğan: 'NATO tarihi bir dönemeçten geçiyor'
Erdoğan: 'NATO tarihi bir dönemeçten geçiyor'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'daki NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu.

Erdoğan, İstanbul'daki NATO Parlamenter Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, kıtaların ve kültürlerin kavşak noktası olan İstanbul'da katılımcılarla bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.

NATO Parlamenter Zirvesi'nin verimli geçmesi temennisini dile getiren Erdoğan, zirveye katkı sunacak herkese teşekkür etti.

Bu önemli toplantının 7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde ayrı bir anlam taşıdığına inandığını belirten Erdoğan, "Müttefik ülke parlamentoları arasında işbirliği ve dayanışmanın güzide bir nişanesi olarak gördüğüm bu zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenleri tebrik ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum." ifadesini kullandı.

Erdoğan, "Avrupa-Atlantik güvenliği tarihi bir dönemeçten geçiyor. İttifakımızın bilhassa doğu ve güneydoğu sınırlarında cereyan eden savaş, kriz, terör ve düzensiz göç gibi tehditler, güvenlik anlayışımızı yeniden şekillendirmemizi gerekli kılıyor. Eski kalıplar, eski ön kabuller bir bir yıkılırken, yerlerini neyin alacağı, neyin ikame edileceği henüz bilinmiyor. İstikrar yerine gerilimin, düzen yerine kargaşanın arttığı, öngörülebilirliğin azaldığı, sabah neyle karşılaşılacağını kimsenin kestiremediği bir belirsizlik döneminin tam ortasındayız." değerlendirmesinde bulundu.

Küresel sistemi ve siyaseti tarif eden mevcut tanımlamaların, bugünün dünyasında anlamlarını büyük ölçüde yitirdiğinin altını çizen Erdoğan, "Başta Gazze ve Lübnan'da yaşananlar olmak üzere, yakın dönemde şahit olduğumuz katliamlar, insanlığın vicdanında derin yaralar açarken, aynı zamanda uluslararası kurumların ve kuramların itibarını yere sermiştir. Yeni dönemin bu boyutunu görmeden eski kavramlarla mevcut durumu açıklamanın pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Bu ortamda hem NATO'nun caydırıcılığını muhafaza etmesinin hem de müttefikler arasındaki dayanışmanın tahkiminin daha kritik hale geldiğine inanıyorum." diye konuştu.

Erdoğan, mevcut jeopolitik denklemin NATO'nun üstlendiği rolün önemini artırdığını vurgulayarak, "Türkiye olarak yeni dönemin ruhunu en iyi okuyan ülkelerden biriyiz. Kriz bölgeleriyle 1800 kilometreyi aşan kara sınırına sahip Türkiye, güçlü ordusu, modern askeri kabiliyetleri, gelişmiş savunma sanayisiyle 70 yılı aşkın süredir NATO'nun güvenliğine katkı sunan müttefiklerin başındadır. NATO misyonlarında aktif görev alıyor, barış ve istikrarın korunmasına destek oluyoruz. Gerek bölgesel krizleri yönetmedeki müstesna becerimizi, gerekse NATO bünyesindeki engin tecrübemizi müttefiklerimizle paylaşıyoruz. Ankara Zirvesi, tecrübe paylaşımının en güçlü zemini olacaktır." görüşünü paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesi'ne yönelik yoğun bir ilginin söz konusu olduğunu müşahede ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Parlamenterler olarak en temel insan haklarının başında gelen yaşama hakkını garanti altına almak gibi çok önemli bir sorumluluğu üstleniyorsunuz. Halklarımızın bizden talebi, gelecek nesillerin huzur, refah ve barış içinde yaşamasını sağlayacak koşulların oluşturulmasıdır. Zirveden temel beklentimiz, müttefiklerin milli güvenlik hassasiyetlerini gözeten, ittifak dayanışmasını ve birlik ruhunu güçlendiren neticelerin elde edilmesidir."

"Türkiye'nin ittifaktan beklentileri çok"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'daki NATO Parlamenter Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, uzun yıllar terörle başarıyla mücadele etmiş ve şimdi terörü tamamen sona erdirmenin çalışmasını yürüten bir ülkenin lideri olarak bu alanda ittifaktan beklentilerinin çok olduğunu söyledi.

Erdoğan, "Karşı karşıya bulunduğumuz sınamalarla mücadele etmek istiyorsak, müttefikler arasında külfet paylaşımını dengeli ve adil şekilde yaparken, savunma sanayi ticareti önündeki engelleri de kaldırmamız gerekiyor. Her iki ana başlıkta da evvelki zirvelerde aldığımız kararların uygulanması, bu bakımdan çok ama çok mühimdir. Külfet paylaşımı noktasında biz üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Son olarak, Lahey Zirvesi'nde kabul ettiğimiz taahhütler doğrultusunda savunma harcamalarımızı artırıyor, NATO misyon ve harekatlarına en fazla katkı sağlayan ilk 5 müttefik arasında yer alıyoruz." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin bu katkılarına rağmen Avrupa güvenliğine sağladığı vazgeçilmez faydaların bazı durumlarda göz ardı edildiğini vurgulayan Erdoğan, "İttifakın Avrupa sütununun gelişiminde söz sahibi ülkelerden biri olarak kıtadaki tüm savunma ve güvenlik girişimlerine dahil olma iradesine sahibiz. Avrupa Birliği tarafından açıklanan savunma ve güvenlik girişimlerine Türkiye'nin dahil edilmesi konusunda siz parlamenterlerin yakın ilgi ve desteğini bekliyoruz. Türkiye'nin savunma alanında sahip olduğu kapasiteyi, dar siyasi çıkarlar nedeniyle dışlamanın kimseye faydası yoktur. Bu noktada ittifak çapında Teksas'tan Ankara'ya uzanan amasız, fakatsız bir güvenlik ve savunma ağı oluşturmalıyız." diye konuştu.

"Müttefiklerimiz ve misafirlerimiz, Türkiye'nin savunma sanayisi alanında kısa sürede katettiği önemli mesafeyi görmüş olacak"

Ankara Zirvesi'nin bir diğer ayırt edici özelliğinin, savunma sanayisi işbirliğine yapacağı vurgu olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Zirve kapsamında düzenleyeceğimiz NATO Savunma Sanayi Forumu'nda bir yandan gelişmiş ürünlerimizi sergilerken, diğer yandan da bu işbirliğini çok daha etkili hale getirecek tedbirleri ele alacağız. Müttefiklerimiz ve misafirlerimiz, Türkiye'nin savunma sanayisi alanında kısa sürede katettiği önemli mesafeyi görmüş olacak. Ayrıca, NATO'nun güvenliğe 360 derece yaklaşımı uyarınca Ukrayna, İran, Körfez ve Filistin başta olmak üzere küresel ve bölgesel gelişmeleri de değerlendireceğiz. Bu noktada Amerika Birleşik Devletleri'yle İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir çözümle neticelendirilmesi için Pakistan ve Katar'ın yanı sıra dost ve kardeş ülkelerle birlikte gereken katkıları vermeyi sürdüreceğiz." bilgisini paylaştı.

"1967 sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğünü haiz bir Filistin Devleti mutlaka kurulmalıdır"

Bölgeye ve dünyaya rahat bir nefes aldıran mutabakatı baltalamayı amaçlayan, özellikle Lübnan'ı hedef alan saldırıları yakından takip ettiklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bölgemizin istikrara kavuşmasına tahammül edemeyen, hatta bunu kendi güvenliği için tehdit olarak gören soykırım şebekesinin provokasyonlarına fırsat verilmemesi noktasında sizlerin desteğini bekliyoruz. Orta Doğu'daki gerilimlerin temelinde Filistin meselesi yatmaktadır. İşgal bitmeden, İsrail'in sürekli artan toprak gasbı bitmeden maalesef bölgemizde kalıcı barış sağlanamaz. Kalıcı barışa giden yolun kapısı ise iki devletli çözümdür. 1967 sınırlarında bağımsız, egemen, toprak bütünlüğünü haiz bir Filistin Devleti mutlaka kurulmalıdır. Bu süreçte siz parlamenterlere de önemli görevler düşmektedir. Burada şuna da dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye gerek tarihiyle gerek toplumsal yapısıyla gerek jeostratejik konumuyla Avrupa'dan Asya'ya ve Balkanlar'dan Afrika'ya uzanan geniş coğrafyayla, aynı anda iletişim sağlama tecrübesine sahip güçlü bir ülkedir. Biz bu potansiyelimizi, bölge barışı ve dünya barışı için azami ölçüde kullanmayı arzu ediyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rusya-Ukrayna savaşının diyalogla çözümü noktasında önümüzdeki dönemde netice almamız gerektiğini, bilhassa vurgulamak istiyorum. Her iki tarafla da konuşabilen, netice veren süreçleri başlatan hakkaniyetli duruşuyla her iki tarafın da güvenini kazanmış bir müttefik olarak barış çabalarına aktif katkı vermeyi sürdüreceğiz. Sözlerimin hitamında, bugün savunma sanayisi şirketlerimize yapacağınız inceleme geziniz bütünüyle buna dahil olmak üzere, çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığımıza bu güzel buluşma için teşekkür ediyorum. İstişarelerinizin ve aldığınız kararların, ittifakımız ve dünya barışı için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum." sözlerini sarf etti.

Programda daha sonra, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un ev sahipliğinde düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılımıyla aile fotoğrafı çekildi.

Ön lisans, lisans ve doktora öğrencileri ile kayıt yaptırma hakkı kazanıp kayıt yaptırmayanların yeniden öğrenciliğe dönmelerine ilişkin kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunulacak

1 Temmuz 2022'den itibaren ilişiği kesilen ön lisans, lisans ve doktora öğrencileri ile kayıt yaptırma hakkı kazanıp kayıt yaptırmayanların yeniden öğrenciliğe dönmelerine ilişkin kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunulacak

29.06.2026 12:53:00
AA
 
Ön lisans, lisans ve doktora öğrencileri ile kayıt yaptırma hakkı kazanıp kayıt yaptırmayanların yeniden öğrenciliğe dönmelerine ilişkin kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunulacak
Ön lisans, lisans ve doktora öğrencileri ile kayıt yaptırma hakkı kazanıp kayıt yaptırmayanların yeniden öğrenciliğe dönmelerine ilişkin kanun teklifi TBMM Başkanlığına sunulacak
Yükseköğretim Kanunu'nda bazı değişiklikler öngören kanun teklifinin çalışmalarında sona geldi.
Teklifle, kamuoyunda "öğrenci affı" olarak bilinen, ilişiği kesilen üniversite öğrencilerine yönelik düzenlemelere gidilecek.
Ön lisans, lisans tamamlama, lisans ve lisansüstü öğrenim görenlerden 1 Temmuz 2022'den itibaren ilişikleri kesilenler ile kayıt yaptırma hakkı elde edip kayıt yaptırmayanlar, teklifin yasalaşarak yürürlüğe girmesinden 4 ay içinde ilişiklerinin kesildiği veya kayıt hakkı kazandıkları üniversiteye başvuruda bulunmaları şartıyla 2026-2027 eğitim ve öğretim yılında öğrenimlerine başlayacak.

Terör, kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu ve uyarıcı madde imalatı ve ticaretinden mahkum olanlar, sahte belge dolayısıyla kaydı iptal edilenler, kayıt sırasında sahte belge verenler ile terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna dair karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı olanlar, düzenleme kapsamı dışında tutulacak.

Teklifle, Yükseköğretim Kanunu'nda bazı düzenlemeler de yapılacak. Kanun teklifinin bu hafta TBMM Başkanlığına sunulması bekleniyor.

Prof. Sözbilir'den "Türkiye'deki fay hatları incelensin" çağrısı

Venezuela'yı sarsan 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki ikiz depremler büyük yıkıma neden oldu. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Türkiye'de hangi fay segmentlerinin ikiz deprem potansiyeli taşıdığının belirlenmesinin önemli olduğunu söyledi

29.06.2026 12:30:00 / Güncelleme: 29.06.2026 12:38:50
Haber Merkezi
 
Prof. Sözbilir'den "Türkiye'deki fay hatları incelensin" çağrısı
Prof. Sözbilir'den "Türkiye'deki fay hatları incelensin" çağrısı
Venezuela'yı sarsan 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki ikiz depremler büyük yıkıma neden oldu. Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Türkiye'de hangi fay segmentlerinin ikiz deprem potansiyeli taşıdığının belirlenmesinin önemli olduğunu söyledi.

Güney Amerika ülkesi Venezuela'da 24 Haziran günü art arda meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki ikiz depremlerin ardından arama kurtarma çalışmaları sürüyor.

Deprem felaketi nedeniyle şu ana kadar bin 450 can kaybı bildirildi. Ülke genelinde 3 bin 150'den fazla yaralı olduğu açıklandı.

Venezuela'da on binlerce kişinin hala kayıp olduğu tahmin edilirken, yakın gelecekte yıkıcı deprem niteliğindeki 6,5 büyüklüğüne varabilecek artçı şoklar yaşanabileceği ifade ediliyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, 39 saniye arayla meydana gelen iki depremin Karayip ve Güney Amerika tektonik plakalarının sınırında son 100 yılın en büyük depremlerinden biri olduğunu söyledi.

Birbirini tetikleyecek şekilde iki ana şok yaşandığını belirten Sözbilir, şunları kaydetti: "Bu depremler sismolojik anlamda ikiz deprem olarak tanımlanmaktadır. Sismolojik veriler, depremlerin Karayip ile Güney Amerika plakalarının sınırındaki doğu-batı doğrultulu sağ yanal atımlı faylanma mekanizmasıyla geliştiğini ve deprem sırasında plakalar arasında en az üç metrelik bir yer değiştirme gerçekleştiğini göstermektedir. Bu durumda ilk sarsıntıda taşıyıcı sistemleri zayıflayan yapılar, henüz 40 saniye dolmadan meydana gelen ikinci depremde tamamen göçmüş olmalıdır. Bu durumun can kaybını ve fiziksel hasarı dramatik bir şekilde artıracağı öngörülmektedir. İkinci ana şokun 7,5 büyüklüğüne kadar çıkması nedeniyle, yakın gelecekte yıkıcı deprem niteliğindeki 6,5 büyüklüğüne varan artçı şokların olması beklenebilir."

7 yıl hapis cezası alan 17 yaşındaki kızın annesi gözyaşlarına boğuldu

Adana'da terzide çalışırken arkadaşının isteği üzerine banka hesabı ve IBAN bilgisini kullandırdığı öne sürülen 17 yaşındaki Sema Nur Tursun'un, dolandırıcılık dosyaları kapsamında 7 yıl hapis cezasına çarptırıldığı belirtildi. Kızının kandırıldığını savunan anne Cemile Tursun, gözyaşları içinde yetkililerden yardım istedi

29.06.2026 11:04:00 / Güncelleme: 29.06.2026 11:07:16
İhlas Haber Ajansı
 
7 yıl hapis cezası alan 17 yaşındaki kızın annesi gözyaşlarına boğuldu
7 yıl hapis cezası alan 17 yaşındaki kızın annesi gözyaşlarına boğuldu
Merkez Seyhan ilçesinde yaşayan Cemile Tursun, kızının arkadaş çevresi tarafından kandırıldığını öne sürerek, yaşadıkları süreci anlattı. Kızının reşit olmadığı dönemde hesabının kullanıldığını söyleyen anne Tursun, büyük mağduriyet yaşadıklarını ifade etti.

Anne Cemile Tursun, "Benim kızım arkadaş kurbanı oldu. Kızımı kandırıp kartını alıyorlar. Kızım daha 17 yaşında. Kızım kart çekebilir mi' Mağdurdur" dedi.

Aile olarak zor şartlarda yaşam mücadelesi verdiklerini belirten Tursun, "Kiracıyım. Eşimin gözleri görmüyor ve iki çocuğum da mahkum. yetkililerden af istiyoruz. Bu mağdurlara yardımcı olun" ifadelerini kullandı.

Kızının IBAN'ının dolandırıcılıkta kullanıldığını sonradan öğrendiklerini öne süren anne Tursun, "Kızımın IBAN'ını kullanıp 700 bin lira dolandırdılar. Biz parayı yatırıyoruz ama başka bir borç çıkıyor" diye konuştu.

Asıl sorumluların ceza almadığını iddia eden Cemile Tursun, "Kızımı dolandıran kişi mahkemeye çıkıyor ve ona beraat veriyorlar, ama kızım ceza alıyor. Kızım iki dosyadan 7 yıl ceza aldı. Daha başka dosyalar da çıkıyor" dedi.

Kızının cezaevinde olmasının kendisini derinden etkilediğini belirten anne Tursun, "Kızımı cezaevinde görünce nefes alamıyorum" sözleriyle yaşadığı acıyı dile getirdi.

Seferihisar Belediyesine yönelik soruşturmada Belediye Başkanı Yetişkin ve 19 şüpheli adliyede

İzmir'in Seferihisar Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet soruşturmasında gözaltına alınan Belediye Başkanı İsmail Yetişkin ile 19 şüpheli adliyeye sevk edildi

29.06.2026 06:30:00 / Güncelleme: 29.06.2026 09:04:08
AA
 
Seferihisar Belediyesine yönelik soruşturmada Belediye Başkanı Yetişkin ve 19 şüpheli adliyede
Seferihisar Belediyesine yönelik soruşturmada Belediye Başkanı Yetişkin ve 19 şüpheli adliyede

İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince gözaltına alınan 20 şüphelinin işlemleri tamamlandı.

Belediye Başkanı İsmail Yetişkin ile 19 şüpheli, İl Emniyet Müdürlüğü Yeşilyurt Hizmet Binası'ndan Seferihisar Adliyesine sevk edildi.

Soruşturma

Seferihisar Belediyesine yönelik rüşvet soruşturmasında Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit, Seferihisar Belediye Başkan yardımcıları N.H. ve İ.K, İzmir Büyükşehir ve Güzelbahçe Belediye Meclis Üyesi D.B'nin de aralarında bulunduğu 26 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, İzmir merkezli İstanbul, Adana ve Aydın'da 25 Haziran'da düzenlenen operasyonlarda 25 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Gözaltına alınanlar arasındaki Balçova Belediye Başkanı Yiğit'in annesi Meryem Yiğit ve Ö.F.S. emniyetteki ifade işlemlerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit ile İzmir Büyükşehir ve Güzelbahçe Belediye Meclis Üyesi D.B, ev hapsi şeklinde adli kontrol şartıyla, diğer şüpheli ise savcılıktaki ifadesinin ardından salıverilmişti. 

Okullar tatil oldu, Marmaris sahilleri dolmaya başladı

Türkiye'nin ve dünyanın önde gelen turizm merkezlerinden olan Muğla'nın Marmaris ilçesinde, okulların yaz tatiline girmesiyle birlikte sahillerde yoğunluk yaşanmaya başladı

28.06.2026 20:59:00
İhlas Haber Ajansı
 
Okullar tatil oldu, Marmaris sahilleri dolmaya başladı
Okullar tatil oldu, Marmaris sahilleri dolmaya başladı
Türkiye'nin ve dünyanın önde gelen turizm merkezlerinden olan Muğla'nın Marmaris ilçesinde, okulların yaz tatiline girmesiyle birlikte sahillerde yoğunluk yaşanmaya başladı. Hava sıcaklığının 36 dereceye ulaştığı ilçede özellikle çocuklu aileler deniz ve sahil kenarlarını tercih ederek tatilin ilk günlerinin tadını çıkardı.
Sabah saatlerinden itibaren plajları dolduran vatandaşlar ve yerli turistler, sıcak havadan bunalarak serinlemek için denize girerken, çocuklar da kumsalda oyun oynayarak eğlendi. Marmaris'te yaz sezonunun okulların kapanmasıyla birlikte belirgin şekilde hareketlendiği gözlendi. İlçede faaliyet gösteren turizmci İbrahim Ağaoğlu, yaz tatilinin başlamasının hareketliliği artırdığını belirterek, "Okulların kapanması büyük bir etken oldu. Sezonun açıldığını ve plajların dolmaya başladığını görüyoruz. Hava sıcaklığı da gayet uygun. Önümüzdeki dönemde gemi seferlerinin artmasıyla birlikte hareketliliğin daha da yükseleceğine inanıyoruz" dedi.
Turizmci Bayram Güler de hem yerli hem yabancı turist sayısında artış yaşandığını ifade ederek, "Okul tatillerinin başlamasıyla kalabalık belirgin şekilde arttı. Sezon başına göre sahiller daha yoğun. Bu hareketliliğin devam etmesini bekliyoruz" diye konuştu.
Yaz tatiline giren öğrencilerden Necip Emir Yağmur ise "Okullar kapandı, çok rahatladım. Her gün yüzüyorum, arkadaşlarım çoğaldı. Ödevlerim azaldı ama okul arkadaşlarımı da özlüyorum" sözleriyle tatil sevincini dile getirdi.İHA
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.