logo
28 EYLÜL 2026

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı “Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projesini değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Gürer, "Ahır giderleri düşürülmeden, yem sübvanse edilmeden ve ithalatçı anlayıştan vazgeçilmeden et sorunu çözülemez” dedi

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projesini değerlendirdi.

26.02.2026 13:27:00
Haber Merkezi
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı “Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projesini değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Gürer, "Ahır giderleri düşürülmeden, yem sübvanse edilmeden ve ithalatçı anlayıştan vazgeçilmeden et sorunu çözülemez” dedi
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı “Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projesini değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Gürer, "Ahır giderleri düşürülmeden, yem sübvanse edilmeden ve ithalatçı anlayıştan vazgeçilmeden et sorunu çözülemez” dedi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin ilk etabında 150 bin küçükbaş hayvanın üreticilere uygun şartlarda verileceğini belirterek, projeden yararlanacak her üreticiye 95 dişi ve 5 erkek küçükbaş temin edileceğini açıkladı. Erdoğan ayrıca, hayvanlar için aylık 15 bin lira, yıllık 180 bin lira bakım ve besleme desteğinin devlet tarafından karşılanacağını, finansman için üreticilerin Ziraat Bankası aracılığıyla faizsiz kredi kullanabileceğini ifade etti. Kredilerde 2 yıla kadar geri ödemesiz dönem ve 7 yıla kadar vade imkânı sunulacağı, küçükbaş hayvanların bir yıllık sigorta bedelinin de devlet tarafından karşılanacağı duyuruldu.
Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Gürer, hayvancılık sektöründe yapısal sorunların giderek derinleştiğini belirtti. Et fiyatlarındaki artışın temelinde yüksek ahır giderleri, artan yem maliyetleri ve ithalata dayalı politikaların bulunduğunu ifade eden Gürer, "Ahır giderleri düşürülmeden, yem sübvanse edilmeden ve ithalatçı anlayıştan vazgeçilmeden et sorunu çözülemez" dedi.
Her türlü destek ve projenin önemli olduğunu vurgulayan Gürer, ancak açıklanan programın sektördeki sorunlara ne ölçüde kalıcı çözüm getireceğinin sorgulanması gerektiğini kaydetti. 2018 yılında da benzer bir projenin açıklandığını hatırlatan Gürer, o dönemde 500 bin anaç koyun hedefi ortaya konulduğunu, bugün ise üç yılda yalnızca 150 bin koyun dağıtımının öngörüldüğünü belirtti. Gürer, "Hedeflerde yaklaşık yüzde 90'a varan bir daralma söz konusu. Bu tablo, hayvancılıkta yaşanan gerilemeyi açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı.






"500 BİN HEDEFTEN 150 BİN KOYUNA GERİLEDİK"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2018 yılında kamuoyuna "300 Koyun Projesi" olarak yansıyan Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi'ni hatırlatarak, "O gün bu proje 'ithalatı bitirecek' denilerek açıklandı. 8 yılda 5 milyon damızlık üretileceği, kırmızı et ihtiyacının yüzde 25'inin küçükbaştan karşılanacağı söylendi. 2023'te ithalatın tamamen biteceği ifade edildi. Sonuç  alınamadı" diye konuştu.
Dönemin Tarım Bakanı tarafından açıklanan projede üreticiye asgari ücret tutarında maaş, sigorta ve veterinerlik hizmeti gibi güvenceler vaat edildiğini anımsatan Gürer, "Gelinen noktada yeni dönemde hedeflerin ciddi biçimde küçüldüğü de görülüyor" dedi.
Gürer, "2018'de 500 bin anaç koyun dağıtımı hedefleniyordu. Şimdi 2026–2028 döneminde üç yılda toplam 150 bin koyun dağıtılması öngörülüyor. Bu yaklaşık yüzde 90'lık bir daralma demektir" ifadelerini kullandı.






"1 MİLYON 37 BİN İŞLETMEYE KARŞILIK 1.500 DESTEK"

Türkiye'de 1 milyon 37 bin küçükbaş işletmesi bulunduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi  Gürer, "Yeni projeden sadece 1.500 işletme yararlanabilecek. Bu her 691 işletmeden sadece birinin destekleneceği anlamına geliyor. Son üç yılda 112 bin işletme kapanmışken, 1.500 işletmeye destek vermek sektördeki kan kaybına pansuman bile olamaz" diye konuştu.

"BAŞVURULARIN YÜZDE 90'I ELENDİ"

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2018'de projeye 121 bin 28 kişinin başvurduğunu, ancak Bakanlık ve TİGEM ön değerlendirmesini geçenlerin sadece 11 bin 169 kişi olduğunu hatırlattı. "Başvuruların yalnızca yüzde 9'u sisteme dahil edilebildi" diyen Gürer, dönemin Bakanı tarafından verdiği soru önergesine iletilen yanıta göre elenmenin temel nedeninin Ziraat Bankası'nın kredibilite değerlendirmesi olduğunu söyledi.
Gürer, "Sistem kredi notuna bağlandı. Hayvan yetiştirme tecrübesi olan, meraya dayalı üretim yapabilecek gerçek üreticiler kredi notu yetersizliği nedeniyle sistem dışına itildi. 500 bin baş hedeflenirken Ekim 2018 itibarıyla dağıtılan hayvan sayısı sadece 1.243 başta kaldı" dedi.






"KÜÇÜKBAŞ VARLIĞI AZALDI, ÜRETİM GERİLEDİ"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2023'ün "ithalatı bitirme yılı" olarak ilan edildiğini, verilerin bunun gerçekleşmediğini gösterdiğini ifade ederek, "2022'de 56 milyon 265 bin 750 olan küçükbaş hayvan sayısı 2023'te 52 milyon 363 bin 410'a geriledi. Yaklaşık yüzde 7'lik bir düşüş var" dedi.
Koyun eti üretiminin 2023'te 569 bin tondan 2024'te 509 bin tona düştüğünü, keçi eti üretiminin ise 128 bin tondan 99 bin tona gerilediğini belirten Gürer, "Üretim düşüyor, hedefler küçülüyor" diye konuştu.
2024'te 3 milyon 84 bin olan küçükbaş kurban kesiminin 2025'te 2,5 milyona düştüğünü ifade eden Gürer, "Bu yaklaşık yüzde 19'luk bir azalma demektir. Bu sadece üretimdeki daralmayı değil, yurttaşın alım gücündeki erimeyi de gösteriyor" dedi.

"İTHALAT BİTMEDİ, 28,7 MİLYON DOLAR HARCANDI"

Gürer, 2021–2025 döneminde küçükbaş ithalatı için 28,7 milyon dolar harcandığını ve toplam 174 bin 637 baş hayvanın yurtdışından getirildiğini belirterek, "İthalatın bitmesi gereken yılda dahi dış alım sürmüştür" ifadelerini kullandı.

"HİBE DEĞİL, BORÇLANDIRMA MODELİ"

Projede hayvanların hibe edilmediğini vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi  Gürer, "Üretici ya öz kaynağıyla ya da Ziraat Bankası kredisiyle hayvan alıyor. Sıfır faizli kredi cazip gibi görünebilir ama gelir istikrarı olmayan üretici için geri ödeme riski yüksektir" dedi.
Hayvan başına aylık 150 TL bakım desteği öngörüldüğünü belirten Gürer, "Yem fiyatları dövize bağlı. Enflasyonist baskı sürerse bu 150 TL'nin alım gücü hızla erir. Günlük yem maliyeti dikkate alındığında bu destek sadece birkaç günlük ihtiyacı karşılıyor. Bu yapısal değil, sembolik bir destektir" diye konuştu.






"YAPISAL SORUNLAR ÇÖZÜLMEDEN BAŞARI GELMEZ"

Yüksek yem maliyetleri, çoban bulma sorunu, sosyal güvence eksikliği ve mera alanlarının daralması gibi sorunlara dikkat çeken Gürer, "Hayvan sayısını artırmadan önce bu yapısal sorunları çözmeliyiz" dedi.
Pazarlama sorununa da değinen Gürer, "Bugün çok sayıda küçükbaş kesim için bekliyor ama üretici satışta zorlanıyor. Et ve Süt Kurumu piyasa fiyatlarının altında alım yaptığında üretici zarar ediyor. Güçlü bir alım garantisi ve fiyat istikrar mekanizması olmadan bu model sürdürülebilir değildir" ifadelerini kullandı.

TÜİK VERİLERİ SORUNLU

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TÜİK'in 2025 yılı verilerinin de sorgulanması gerektiğine dikkat çekti.
Gürer, büyükbaş hayvan varlığının 2024 yılı için (Cumhurbaşkanlığı program hedefler kitabına göre) 16 milyon 824 bin baş olduğunu, 2025 yılında ise 739 bin baş ithal hayvan geldiğini belirtti. Büyükbaş hayvan varlığının, ithalat ve 2024 yılı toplamıyla birlikte 17 milyon 563 bin baş ettiğini ifade etti.
TÜİK'in ise 2025 yılında yüzde 4 artışla büyükbaş hayvan varlığını 17 milyon 709 bin baş olarak açıkladığını kaydetti.
2025 yılının hayvancılıkta en sorunlu yıllardan biri olduğunu vurgulayan Gürer, 81 ilde hayvan pazarlarının şap hastalığı nedeniyle kapatıldığını belirtti. Şap hastalığının et ve süt üretiminin yanı sıra buzağı ölümlerine de neden olduğunu ifade etti.
Bakanın, 830 bin büyükbaş ve 2,5 milyon küçükbaş olmak üzere toplam 3 milyon 330 bin hayvanın kesildiğini açıkladığını aktaran Gürer, şap nedeniyle telef olan, kurban kesilen ve şartlı kesime rağmen "mucizevi bir artış" yaşandığını söyledi.
ABD Tarım Bakanlığının 2026 yılı Türkiye büyükbaş hayvan varlığı açıklamasının 14 milyon 300 bin baş olduğunu, Damızlık Birliğine göre ise büyükbaş hayvan varlığının 13 milyon 874 bin baş olarak ifade edildiğini belirtti.
Ayrıca Avrupa ülkelerinin hayvan varlığıyla karşılaştırma yapılmasının da yanlış olduğunu dile getiren Gürer, "Avrupa'da tüketilen farklı bir hayvan var. O nedenle elma ile armut toplamak gibi bir karşılaştırma yapılıyor. Ayrıca nüfus ve kişi başı et tüketimi üzerinden bakarsanız veriler farklılaşır" diye konuştu.






ÜRETİM DÜŞÜYOR, GİRDİ MALİYETLERİ ARTIYOR; TARIMDA SORUN YOK DEMEK GERÇEKLERLE ÖRTÜŞMÜYOR

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı'nın tarımda işlerin iyi gittiğine yönelik açıklamalarına tepki göstererek, sahadaki verilerin ve üretici gerçeklerinin bunun tam tersini ortaya koyduğunu söyledi. Gürer, muhalefetin eleştirilerinin dikkate alınmak yerine olumsuz ifadelerle karşılık bulduğunu belirterek, "Biz bu ülkede tarımın gelişmesini, çiftçinin, üreticinin, besicinin daha iyi kazanca ermesini istiyoruz. Aynı zamanda raftaki ürünün fiyatının da girdi maliyetleri düşürülerek uygun seviyelere inmesini savunuyoruz" dedi.
Tarım politikalarındaki aksaklıkları dile getirmenin ülkenin bugününe ve geleceğine iyilik yapmak anlamına geldiğini ifade eden Gürer, 2025 yılının Türk tarımı açısından en sorunlu dönemlerden biri olduğunu kaydetti. 2002 yılının dahi gerisine düşen üretim kalemleri bulunduğunu vurgulayan Gürer, özellikle fasulye, mercimek ve nohut üretiminde ciddi gerileme yaşandığını belirtti.






Resmî veriler üzerinden değerlendirme yapan Gürer, 2024 yılında 28 milyon ton olan meyve, içecek ve baharat bitkileri üretiminin 2025'te 19,6 milyon tona gerilediğini; tahıl ve diğer bitkisel üretimin 75,5 milyon tondan 68,1 milyon tona düştüğünü; sebze üretiminin ise 30,6 milyon tondan 30,3 milyon tona gerilediğini söyledi. Özellikle bakliyat ve hububatta ciddi kayıplar yaşandığını dile getiren Gürer, "2002 yılına göre nüfusumuz 30 milyonun üzerinde artmışken üretimin gerilemesi raftaki fiyatlara da yansımıştır. Bu tablo ortadayken 'tarımda üretim sorunu yok' demek mümkün değildir" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı'nın değerlendirmelerini bir önceki yılın verileriyle yaptığını ya da Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerindeki son değişimleri dikkate almadığını savunan Gürer, Aralık 2024 ile Aralık 2025 bitkisel üretim verileri arasındaki farkın açıkça görülmesi gerektiğini söyledi.






Sahada üreticinin ciddi sıkıntı içinde olduğunu belirten Gürer, hayvan varlığındaki azalmaya ve düşük alım fiyatlarının çiftçi gelirlerini daraltmasına dikkat çekti. Köy ziyaretlerinde üreticilerin büyük kayıplar yaşadığını aktardığını ifade eden Gürer, "100 hayvanım vardı, 30'unu şap hastalığında kaybettim diyen üretici var. 2025 yılında şap hastalığında kaç hayvan kaybedildi? Bu konuda kamuoyuna net bir açıklama yapılmadı" dedi.
Öte yandan enflasyon açıklamalarında zirai don ve kuraklığa atıf yapıldığını hatırlatan Gürer, "Madem zirai don ve kuraklık enflasyonu etkiledi deniliyor, o zaman bu afetlerden zarar gören çiftçiye hangi destek verildi? TARSİM ve ÇKS'ye kayıtlı olmayan üreticilere bir destek sağlandı mı? Kuraklıktan etkilenen çiftçiye özel bir destek verildi mi? Hayır" diye konuştu.
Artan girdi maliyetlerinin üretimi sürdürülemez hale getirdiğini vurgulayan Gürer, yılbaşından bu yana akaryakıta gelen yüzde 10'u aşan zamların çiftçiyi daha tarlaya çıkmadan zarara uğrattığını söyledi. "100 dönümlük araziyi ekmeye çıkan çiftçinin mazotu daha yola çıktığı anda buharlaşıyor. Gübre, ilaç, tohum, elektrik, su ve mazot fiyatları artıyor; alım fiyatları ise düşük tutuluyor. Bu şartlarda çiftçiye 'üretmeye devam et' demek gerçekçi değildir" dedi.
2016–2018 yıllarında açıklanan koyun projesinin büyük ölçüde daraltılarak yeniden müjde gibi sunulmasını da eleştiren Gürer, mevcut politikalarla Türkiye tarımının sorunlardan arınmasının mümkün olmadığını ifade etti.
Çözüm önerilerini de sıralayan Gürer, gübre ve yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanması, mazotta ÖTV ve KDV'nin kaldırılması, genç ve kadın çiftçilerin SGK primlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiğini belirtti. Ayrıca çiftçilerin tüm borçlarının faizsiz olarak en az üç yıl ertelenmesini, icraların durdurulmasını isteyen Gürer, "Traktöre, ahıra, hayvana gelen icralar bir an önce sonlandırılmalıdır" çağrısında bulundu.

Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?

Şanlıurfa merkezli meydana gelen 5.4 (Kandilli'ye göre 5.8) büyüklüğündeki deprem, Güneydoğu genelinde büyük paniğe yol açtı. Depremin ardından Ramazan Demirtaş, Naci Görür ve Osman Bektaş gibi önde gelen yer bilimciler bölgenin fay mekanizması, 6 Şubat depremlerinin etkisi ve ortaya atılan "büyük deprem" iddiaları hakkında peş peşe kritik açıklamalarda bulundu

24.09.2026 19:30:00
Haber Merkezi
 
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Şanlıurfa'daki deprem neyin habercisi?
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre merkez üssü Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesi olan ve yerin 7.39 kilometre derinliğinde kaydedilen 5.4 büyüklüğündeki deprem, çevre illerden de yoğun şekilde hissedildi.

Vatandaşları sokaklara döken sarsıntı sonrası Şanlıurfa Valiliği herhangi bir can kaybı ya da ağır yıkımın yaşanmadığını açıklasa da, gözler yer bilimcilerin teknik analizlerine çevrildi.

Depremin hemen ardından sosyal medya ve canlı yayınlarda değerlendirme yapan uzmanlar, sarsıntının nedeni ve bölgedeki riskler konusunda önemli noktalara parmak bastı.






Dr. Ramazan Demirtaş: "Büyük deprem potansiyeli iddiaları felaket tellallığıdır"

Sarsıntı mekanizmasını analiz eden Paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş, resmî Dr. Ramazan Demirtaş  yaptığı açıklamada panik havası yaratmaya çalışan isimleri hedef aldı.

Depremin, haritalarda 15 kilometre uzunluğunda çok parçalı bir yapı olarak görünen Bozova Fayı'nın yaklaşık 18 kilometre kuzeydoğusunda meydana geldiğini belirten Demirtaş, basında yer alan "Bozova Fayı 7 büyüklüğünde deprem üretebilir" iddialarına sert tepki gösterdi.

Demirtaş, "Her deprem sonrası olduğu gibi felaket tellalları görsel ve yazılı basında boy göstermeye başladı. Haydi o zaman söyleyin, bu fay üzerinde en son 7 büyüklüğündeki deprem ne zaman olmuş?" diyerek iddiaların bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu vurguladı.

Ayrıca Kandilli'nin 5.8, AFAD'ın 5.4 olarak duyurduğu sarsıntıda, esas alınması gereken gerçek büyüklüğün 5.4 olduğunu ifade etti.






Prof. Dr. Naci Görür: "Daha önce uyardım, Arap levhası enerji biriktiriyor"

Deprem bilimci Prof. Dr. Naci Görür ise sarsıntının sürpriz olmadığını ve bu bölgedeki hareketliliği daha önceden öngördüğünü dile getirdi. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerine atıfta bulunan Görür, ana kırılmaların bölgedeki dengeyi değiştirdiğini belirtti.

Görür, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"Buralarda daha önce deprem olacağını söylemiştim. Sebebi, Şubat 2023 depremleri ve Doğu Anadolu Fayı'nın (DAF) kırılmasıdır. Güneydoğu bindirme kuşağı ile Arap Levhası (levha kenarı) şu an yoğun şekilde enerji biriktiriyor. Bölge, DAF'a ve Bozova fayı hattına çok yakın. Tüm bölge halkına geçmiş olsun."






Prof. Dr. Osman Bektaş: "6 Şubat'ın stres yükü bu bölgeye etki etti"

CNN Türk canlı yayınına katılan yer bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş da depremin tektonik kökenlerine dikkat çekerek Arap levhasının kuzeye doğru hareketinin sürdüğünü hatırlattı.

Orta büyüklükteki bu depremin doğrudan yıkıcı ve devasa bir depremin kesin habercisi olarak yorumlanamayacağını belirten Bektaş, "Maraş depremlerinden sonra Doğu Anadolu'nun güneydoğu bölgesinde stres yükü arttı. Faylar bu stresten ciddi şekilde etkilendi. Diyarbakır ve Şanlıurfa bu enerjiden etkilenecek ana yerler arasındaydı. Biz özellikle Bitlis bindirmesi olarak bilinen o kuşaktaki fay hatlarından endişeliyiz. 150-200 kilometrekarelik geniş bir alanda risk durumu maalesef devam ediyor" şeklinde konuştu.






Bölgede hasar yok, artçılar izleniyor

Bilim insanları sarsıntının sığ derinlikte (yaklaşık 5-7 km) gerçekleşmesi nedeniyle yüzeyde çok güçlü hissedildiğini, ancak kerpiç ya da mühendislik hizmeti almamış çok zayıf yapılar haricinde bölgede yapısal bir yıkım beklenmediğini ifade ediyor.

Şanlıurfa ve çevresinde küçük çaplı artçı sarsıntıların bir süre daha devam edebileceği belirtilirken, vatandaşların resmî kurumlar haricindeki spekülatif açıklamalara itibar etmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?

Şehirleşmede az katlı yapılaşma (örneğin maksimum 3-4 kat), deprem risk yönetimi, kentleşme politikaları ve zemin mekaniği açısından çok katmanlı bir konudur

24.09.2026 13:49:00
Hasan Gündoğdu
 
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Kat sayısı ve deprem güvenliği: Megakentlerde az katlı yapılaşma mümkün mü?
Düşük Katlı Yapılaşma Deprem Yıkımını ve Ölüm Riski Azaltır mı?

Evet, belirgin şekilde azaltır; ancak bu durum tek başına tam bir güvenlik garantisi değildir.






Avantajları (Neden riski düşürür?):

Daha Az Yapısal Yük ve Kütle: Deprem kuvveti, yapının kütlesi ile doğru orantılıdır. Bina ne kadar hafifse, deprem anında yapıya etki eden yatay atalet kuvveti o kadar az olur. 3 katlı bir bina, 12 katlı bir binaya göre zeminden çok daha az kuvvet alır.

Periyot Uyuşması (Rezonans) Riskinde Azalma: Yumuşak, alüvyonal zeminler (örneğin İstanbul'daki sahalar, Avcılar veya Bakırköy sahilleri) deprem dalgalarını büyüterek uzun periyotlu salınımlar üretir. Yüksek binaların doğal salınım periyotları da uzun olduğundan, zeminle rezonansa girerek yıkılma riskleri artar. Az katlı yapılar ise kısa periyotludur ve bu rezonans etkisinden daha az etkilenir.

Tahliye ve Müdahale Kolaylığı: Yıkım yaşansa dahi 3 katlı bir binadan canlı kurtulma imkânı, enkaz altından çıkarılma süresi ve ilk saniyelerde binayı terk edebilme şansı çok daha yüksektir.

İkincil Felaketlerin Azalması: Yüksek binalarda yangın, gaz kaçağı veya merdiven çökmesi gibi ikincil riskler tahliyeyi kilitlerken, az katlı yapılarda bu riskler daha kolay kontrol edilir.






İstisnalar ve Yanılgılar:

Az katlı bina "mühendislik hizmeti almamışsa" yine yıkılır. Türkiye'de 1999 Gölcük ve 2023 Kahramanmaraş depremlerinde yıkılan binaların hatırı sayılır bir kısmı 2-4 katlı, imarsız veya mühendislik kurallarına uyulmadan yapılmış yapılardı. Dolayısıyla kat sayısını düşürmek; kötü beton, kalitesiz işçilik ve donatı eksikliğinin yerini tutmaz.

İstanbul, Ankara ve İzmir Gibi Büyükşehirlerde Doğrudan Uygulanabilir mi?

Mevcut şehir merkezlerinde birebir uygulamak kısa ve orta vadede "arazi ve nüfus yoğunluğu" nedeniyle imkânsıza yakındır; ancak çevresel gelişme alanlarında uygulanabilir.






Uygulamanın Önündeki Temel Engeller

Arazi Kıtlığı ve Nüfus Yoğunluğu (Emsal/Arsa Problemi):
• İstanbul'un nüfusu yaklaşık 16 milyondur. Mevcut yapılarda ortalama kat adedi 5 ila 8 arasındadır.
• Mevcut bir 8 katlı binayı yıkıp yerine 3 katlı bina yapmak, bağımsız bölüm sayısını %60 azaltmak demektir. Bu durumda 8 dairelik binada yaşayan 5 aile evsiz kalır veya hak sahiplerine finansal olarak sunulabilecek bir dönüşüm modeli kalmaz (müteahhit finansmanı imkânsızlaşır).

Kentsel Sıçrama ve Lojistik Yükü:
• Aynı nüfusu 3 katlı binalarla barındırmak, şehirlerin coğrafi olarak 2-3 kat daha geniş bir alana yayılması demektir (Kentsel Sıçrama).
• Bu durum doğa rezervlerinin, su havzalarının ve tarım alanlarının yok olmasına; altyapı, kanalizasyon, yol ve toplu taşıma maliyetlerinin katlanarak artmasına yol açar.






Bu Model Büyükşehirlerde Nasıl Uygulanabilir? (Çözüm Modelleri)

Megakentlerde 3 katlı yapılaşmayı mantıklı ve sürdürülebilir bir şekilde hayata geçirmek için bölgesel ve kademeli bir planlama şarttır:

"Zemin Odaklı" Kademeli İmar Sınırlaması

Şehrin tamamında değil, zemin mukavemeti düşük alanlarda kat kısıtlamasına gidilmelidir:

• Çok Yüksek Riskli Zeminler: Alüvyonlu, sıvılaşma riski yüksek sahil şeritleri veya dere yataklarında (örn. İstanbul sahil hatları, İzmir Bayraklı/Karşıyaka alüvyon düzlükleri) imar en fazla 3 kat ile sınırlandırılmalıdır.
• Sağlam Kayalık Zeminler: Zemin emniyet gerilmesi yüksek kayaç alanlarda (örn. İstanbul'un kuzey ilçeleri, Ankara'nın tepelik bölgeleri) radye temel ve tünel kalıp gibi doğru mühendislik teknikleriyle yüksek katlı yapılara izin verilmeye devam edilebilir.






Uydu Kentler ve "Yatay Şehirleşme" Çeperleri

Şehir merkezlerindeki yoğunluğu azaltmak için merkeze hızlı raylı sistemlerle bağlı yeni uydu kentler kurulmalıdır:

• Merkeze 30-40 km mesafede, zemin yapısı sağlam yeni alanlarda maksimum 3-4 katlı, bahçeli veya avlulu yatay mimari konut alanları inşa edilebilir.
• İstanbul için Kuzey Marmara aksı veya Arnavutköy/Çatalca sınırındaki uygun zeminli alanlar; Ankara için Eskişehir yolu veya Batıkent dış aksları bu model için örnektir.

Finansal Transfer ve "İmar Hakkı Transferi"

Eğer riskli zemindeki 6 katlı bir bina yıkılıp yerine 3 katlı bina yapılacaksa, kaybolan 3 katın imar hakkı maliklerin elinden alınmamalıdır:

• Kent merkezinde katı düşürülen mülk sahibine, belediye tarafından yeni geliştirilen çeper bölgelerdeki projelerden hisse/daire imkânı ("İmar Hakkı Transferi") tanınabilir.
• Böylece vatandaş finansal kayba uğramadan daha güvenli ve düşük katlı bir konut alanına geçiş yapabilir.






Mühendislik ve Yapı Teknolojisi Değişimi

Sadece betonarme değil, Hafif Çelik ve Ahşap Karkas (CLT - Çapraz Lamine Ahşap) yapı sistemleri teşvik edilmelidir:

• 3 kata kadar olan yapılarda çelik ve ahşap karkas teknolojileri depreme karşı neredeyse sıfır yıkım riski sunar ve yapım süreleri son derece kısadır.

Düşük katlı binalar deprem güvenliği açısından mühendislik yükünü hafifleten, can kaybı riskini dramatik şekilde düşüren en etkili mimari araçlardan biridir. Ancak İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde tüm şehre tek tip "maksimum 3 kat" kuralı getirmek arazi ve nüfus gerçekleriyle bağdaşmaz.

İdeal çözüm; mikro-bölgeleme (zemin etütleri) yapılarak sıvılaşma ve risk taşıyan hatlarda kat sayısının 3 ile sınırlandırılması, sağlam zeminlerde ise sıkı denetimli yüksek yapılara izin verilerek şehir çeperlerinde yatay mimariye dayalı uydu kentlerin planlanmasıdır.

Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı

Uşak'ın Banaz ilçesinde alkol yüklü tırın bariyere çarpıp devrilmesi sonucu sürücü yaralanırken, tır alev aldı

22.09.2026 13:34:00
İHA
 
Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı
Uşak'ta bariyere çarpan alkol yüklü tır alev aldı
Kaza, Afyonkarahisar-Uşak kara yolu Hamam Boğazı yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, E.T. (34) idaresindeki 33 BFP 866 plakalı tır, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu önce bariyere çarptı, ardından devrildi.






Devrilen tır alev alırken, ihbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık, polis, jandarma, itfaiye ve Banaz Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı arazöz sevk edildi. Devrilme sonucu yaralanan sürücü, 112 Acil Sağlık ekiplerince Banaz Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.






Kısa sürede büyüyen yangın tırın tamamını sararken, alevler yol kenarındaki otluk ve ağaçlık alana da sıçradı. Ekiplerin müdahalesiyle yangın söndürüldü.








Yangın nedeniyle Afyonkarahisar-Uşak ve Uşak-Afyonkarahisar istikametleri trafiğe kapatıldı. Tırın kaldırılması ve yol temizleme çalışmalarının ardından her iki istikamet yeniden ulaşıma açıldı.

İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkisini göstermeye başladı

22.09.2026 12:58:00
İHA
 
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
İstanbul'da beklenen yağış Anadolu Yakası'nda etkili oldu
Yer yer etkili olan yağmur nedeniyle vatandaşlar zor anlar yaşarken, rüzgar da zaman zaman etkisini artırdı.






Sabah saatlerinden itibaren Anadolu Yakası'nın bazı ilçelerinde etkili olan yağış, günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Yağışla birlikte etkisini gösteren rüzgar da vatandaşlara zor anlar yaşattı. 






Meteoroloji Genel Müdürlüğünün değerlendirmelerine göre yağışların gün boyunca aralıklarla etkisini sürdürmesi bekleniyor.

Ankara'da bir dairede 3 kişi ölü olarak bulundu

Ankara'nın Yenimahalle ilçesinde bulunan bir apartman dairesinde 3 erkek cesedi bulundu

22.09.2026 04:46:00
İHA
 
Ankara'da bir dairede 3 kişi ölü olarak bulundu
Ankara'da bir dairede 3 kişi ölü olarak bulundu
Olay, Yenimahalle ilçesi Anadolu Mahallesi 500. Sokak'taki bir apartman dairesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, 3 kişinin hareketsiz halde yattığını gören çevredeki vatandaşlar, durumu sağlık ve polis ekiplerine bildirdi.






İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerin tarafından yapılan incelemede dairedeki kişilerin hayatını kaybettiği belirlendi. Yapılan araştırma sonucu, cesetlerin Mehmet Büyükırmak, Mehmet Emre Çallı ve Enes Çallı'ya ait olduğu ve üzerlerinde kurşun ve bıçak yarası olduğu tespit edildi.









Cesetler Adli Tıp Kurumu morguna götürülürken, polis ekipleri olayın faili ya da faillerinin yakalanması için çalışma başlattı.

Amasya'da yolcu otobüsü şarampole uçtu: 2'si ağır 24 yaralı

Amasya'da yolcu otobüsünün bariyerlere çarparak şarampole uçtuğu kazada yaralanan 24 kişi tedavi altına alındı. Yaralılardan ikisinin durumunun ağır olduğu öğrenildi

22.09.2026 04:00:00
İHA
 
Amasya'da yolcu otobüsü şarampole uçtu: 2'si ağır 24 yaralı
Amasya'da yolcu otobüsü şarampole uçtu: 2'si ağır 24 yaralı
Edinilen bilgiye göre, İstanbul'dan Ağrı istikametine giden M.S idaresindeki 04 ABG 628 plakalı Has Ağrılı firmasına ait yolcu otobüsü, Amasya'nın Merzifon ilçesine bağlı Gökçebağ köyü mevkiinde kontrolden çıkarak bariyerlere çarpıp şarampole uçtu.








Olay yerine AFAD, acil sağlık, polis ve jandarma ekipler, sevk edildi. Kazada 24 kişi yaralandı. Yaralılar ambulanslarla hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı.









Kazayla ilgili inceleme başlatıldı. Yaralanan 20 yolcu ve 4 mürettebat facianın eşiğinden döndü. Yaralılardan ikisinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.








Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı

Rize'de etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çöktü

21.09.2026 13:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'de heyelan sonrası mahalle sakini korku dolu anları anlattı
Rize'nin İyidere ilçesinde etkili olan şiddetli sağanak ve sel nedeniyle Fıçıtaşı Mahallesi'ndeki yol, yaklaşık 60 santimetre çökerek altyapıda ciddi hasara yol açtı.






18 Eylül günü akşam saatlerinde başlayan şiddetli sağanak yağış, Doğu Karadeniz'de hayatı olumuz etkiledi. Rize'nin İyidere ilçesine bağlı Fıçıtaşı Mahallesi'nde sağanak yağış ve ardından meydana gelen sel sebebiyle yol ikiye ayrılarak yaklaşık 60 santimetre çöktü. İstinat duvarının yıkılmadan ayakta kalması muhtemel bir facianın önüne geçerken, altyapıda hasar oluştu.







Geceyi uykusuz geçirdiklerini ve felaketin boyutunun sabah saatlerinde ortaya çıktığını belirten mahalle sakini Nurettin Kavalcı, "O gece çok aşırı, korkunç bir yağmur yağdı. Denizi aldı boşalttı bize Allah'ım. Dereler taştı, buralar komple sel oldu. Sabaha kadar nöbet tuttuk ama elimizden bir şey gelmedi, perişan olduk. Sabah kalktığımızda ortalık harabeye dönmüştü. Sular geldikçe yol çatladı, su çatlaktan aşağı sızmaya başladı. Bir anda her şey bitti, yavaş yavaş sine sine battı buralar, dibini attı geçti gitti" dedi.







Afet sonrası sahada incelemelerde bulunan İyidere Belediye Başkanı Saffet Mete, 2019-2026 yılları arasında inşa edilen istinat duvarlarının hasar almadığını ifade ederek, "2019'dan 2026 yılına kadar yaptığımız hiçbir istinat duvarının çöktüğünü görmedik. Duvarlarımız gayet sağlam duruyor, üzerindeki arazi yapısı çökmüş durumda. O duvarlar olmasaydı yıkım çok daha büyük olurdu. Fıçıtaşı ve Yapraklar mahalleleri mevkiinde yol basması meydana geldi, duvarlarda bir milim dahi oynama yok ancak aşırı yağış nedeniyle yolun ortası aşağıya doğru çöktü" şeklinde konuştu.







Bölgedeki yolun betonlama çalışmalarının çay hasadı sonrasına planlandığını aktaran Mete, "Orası beton kaplama olsaydı su zemine sızmayacak, beton yalaklarla derelere tahliye edilecekti. Perşembe akşamı beton firmasıyla planımızı yapmıştık. Vatandaşlarımızın çay hasadının bitmesini bekliyorduk, ay sonu itibarıyla dökümü gerçekleştirecektik. 






O bin 500 metrelik hatla beraber yollarımızı tamamlayıp kışa öyle girmeyi hedefliyorduk. Ne yazık ki gün doğmadan neler doğuyor; başımıza bu felaket geldi. Ekiplerimizle zemini inceleyip dolgu ve onarım çalışmalarına hızla başlayacağız" ifadelerini kullandı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.