Bir cennet vatanda yaşıyoruz, bu cennet vatanımızı cehenneme çevirmek isteyen dahili ve harici haydutlar dün de vardı bugün de var.
Bu cennet vatanı her çeşit düşmandan gözümüz gibi koruyalım, çoluk-çocuğumuz gibi kutsal bilelim, olmazsa olmaz bilelim, uğruna can verilecek kutsal değerlerden sayalım.
Bu gün üzerinde bayrağımızın dalgalandığı, ezanımızın yankılandığı yedi yüz yetmiş bin kilometre kare vatan toprağını küresel tefecilerin, dahili ve harici haydutların tasallutundan kurtarmak için dedelerimiz çok çile çektiler, çok can verdiler ama ay yıldızlı bayrağımızın dalgalanmasını, ezanımızın semalarda yankılanmasını sağladılar, hepsine nice rahmetler niyaz ediyoruz.
Genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti henüz yüz yaşını dahi ikmal etmedi ve etrafımızdan homurtular, çakal ulumaları başladı.
Dediğimiz şudur; dikkatli olalım, gayretli olalım, hassas olalım, gözümüzü çerden çöpten nasıl koruyorsak vatanımızın her karış toprağını da öylesine koruyalım.
Vatan toprağını satmak ne demek?
Vatan toprağının altındaki maden yataklarını ecnebiye satmak ne demek?
AB kara sevdası uğruna, dağılma sürecini yaşayan bir topluluğa üye olacağız masalı uğruna kırmızı çizgilerimizden, kutsal değerlerimizden taviz vermek ne demek?
Bu coğrafyanın, mensubu olmakla şeref duyduğumuz İslam medeniyetinin, Anadolu coğrafyasının ezeli düşmanları belli iken, haçlıların talimatı ile yeniden dost-düşman tanımı yapmak ne demek?
Bu coğrafyayı fazla değil yüz yıl evvel parselleyenlerin, paylaşanların, dedelerimize olmadık zulümleri reva görenlerin şirketlerine toprak satmak, kurumları satmak, maden yataklarını vermek ne deme?
Bütün bunlar olurken, susmak, sessiz kalmak, “bizim parti yaptıysa doğrudur” saplantısı ile hareket etmek ne demek?
Dediğimiz şudur; aklımızı başımıza devşirelim, ecdadımızın “su uyur düşman uyumaz” ikazını kulağımıza küpe yapalım, yine dedelerimizin, “hazır ol cenge eğer ister isen sulhu salah” tembihini baş ucumuzdan asla ayırmayalım, tarihe kulak verelim, dedelerimizin tecrübelerine kulak verelim, bizim hayat kaynağımız olan Kitap ve Sünnete dikkat kesilelim ve sıkıntılarımızı hep beraber bertaraf edelim.
Uyanmak ve uyarmak çok mu zor?
Uyaranlara kulak vermek, durup bir dinlemek çok mu zor?
İş işten geçmeden, ay bacayı savuşmadan lütfen kendimize gelelim.
Bu cennet vatanı her çeşit düşmandan gözümüz gibi koruyalım, çoluk-çocuğumuz gibi kutsal bilelim, olmazsa olmaz bilelim, uğruna can verilecek kutsal değerlerden sayalım.
Bu gün üzerinde bayrağımızın dalgalandığı, ezanımızın yankılandığı yedi yüz yetmiş bin kilometre kare vatan toprağını küresel tefecilerin, dahili ve harici haydutların tasallutundan kurtarmak için dedelerimiz çok çile çektiler, çok can verdiler ama ay yıldızlı bayrağımızın dalgalanmasını, ezanımızın semalarda yankılanmasını sağladılar, hepsine nice rahmetler niyaz ediyoruz.
Genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti henüz yüz yaşını dahi ikmal etmedi ve etrafımızdan homurtular, çakal ulumaları başladı.
Dediğimiz şudur; dikkatli olalım, gayretli olalım, hassas olalım, gözümüzü çerden çöpten nasıl koruyorsak vatanımızın her karış toprağını da öylesine koruyalım.
Vatan toprağını satmak ne demek?
Vatan toprağının altındaki maden yataklarını ecnebiye satmak ne demek?
AB kara sevdası uğruna, dağılma sürecini yaşayan bir topluluğa üye olacağız masalı uğruna kırmızı çizgilerimizden, kutsal değerlerimizden taviz vermek ne demek?
Bu coğrafyanın, mensubu olmakla şeref duyduğumuz İslam medeniyetinin, Anadolu coğrafyasının ezeli düşmanları belli iken, haçlıların talimatı ile yeniden dost-düşman tanımı yapmak ne demek?
Bu coğrafyayı fazla değil yüz yıl evvel parselleyenlerin, paylaşanların, dedelerimize olmadık zulümleri reva görenlerin şirketlerine toprak satmak, kurumları satmak, maden yataklarını vermek ne deme?
Bütün bunlar olurken, susmak, sessiz kalmak, “bizim parti yaptıysa doğrudur” saplantısı ile hareket etmek ne demek?
Dediğimiz şudur; aklımızı başımıza devşirelim, ecdadımızın “su uyur düşman uyumaz” ikazını kulağımıza küpe yapalım, yine dedelerimizin, “hazır ol cenge eğer ister isen sulhu salah” tembihini baş ucumuzdan asla ayırmayalım, tarihe kulak verelim, dedelerimizin tecrübelerine kulak verelim, bizim hayat kaynağımız olan Kitap ve Sünnete dikkat kesilelim ve sıkıntılarımızı hep beraber bertaraf edelim.
Uyanmak ve uyarmak çok mu zor?
Uyaranlara kulak vermek, durup bir dinlemek çok mu zor?
İş işten geçmeden, ay bacayı savuşmadan lütfen kendimize gelelim.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Muhafazakâr iktidar neyi muhafaza etmiş? / 21.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yıllarımız yele gitti erenler / 20.04.2026
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026


























































