




Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
O, Rahmân'dır ve Rahîm'dir.
Ceza gününün mâlikidir.
(Rabb'imiz!) Ancak Sana kulluk ederiz ve yalnız Senden medet umarız.
Bize doğru yolu göster.
Kendilerine lutuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil! (Âmin.)"
"De ki: Ey gökleri ve yeri yaratan, gizliyi de âşikârı da bilen Allah'ım! Kullarının arasında, ayrılığa düştükleri şeyin hükmünü ancak Sen vereceksin."
"Onlardan bir kısmı da, 'Ey Rabb'imiz! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Bizi Cehennem azabından koru!' derler."
"Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabb'imiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma.
Ey Rabb'imiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme.
Ey Rabb'imiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!"
"(Onlar şöyle yakarırlar:) Rabb'imiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Lutfu en bol olan Sensin.
Rabb'imiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan Sensin. Allah asla sözünden dönmez."
"(Bu nimetler),'Ey Rabb'imiz! İman ettik; bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru!' diyen..."
"(Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik Senin elindedir. Gerçekten Sen her şeye kadirsin.
Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de sayısız rızık verirsin."
"Onların sözleri, sadece şöyle demekten ibaretti: Ey Rabb'imiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla; ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl; kâfirler topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl!"
"Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabb'imiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi Cehennem azabından koru!
Ey Rabb'imiz! Doğrusu Sen, kimi Cehennem'e koyarsan, artık onu rüsvay etmişsindir. Zâlimlerin hiç yardımcıları yoktur.
Ey Rabb'imiz! Gerçek şu ki biz, 'Rabb'inize inanın!' diye imana çağıran bir davetçiyi (Peygamber'i, Kur'ân'ı) işittik, hemen iman ettik. Artık bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al, ey Rabb'imiz!
Rabb'imiz! Bize, Peygamberlerin vasıtasıyla vaad ettiklerini de ikram et ve Kıyâmet Günü'nde bizi rezil-rüsvay etme; şüphesiz Sen vaadinden caymazsın!"
"Resûle indirileni duydukları zaman, tanış çıktıkları gerçekten dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: Rabb'imiz! İman ettik, bizi (hakka) şahit olanlarla beraber yaz."
"(Ey Muhammed!) Yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O yüce Arş'ın sahibidir."
"Ve şöyle niyaz et: Rabb'im! Gireceğim yere dürüstlükle girmemi sağla; çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla. Bana tarafından, hakkıyla yardım edici bir kuvvet ver."
"Zira kullarımdan bir zümre,'Rabb'imiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi affet; bize acı! Sen, merhametlilerin en iyisisin' demişlerdi."
"(Resûlüm!) De ki: Bağışla ve merhamet et Rabb'im! Sen merhametlilerin en iyisisin."
"Ve şöyle derler: Rabb'imiz! Cehennem azabını üzerimizden sav. Doğrusu onun azabı gelip geçici değil, devamlıdır."
"Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve O'nunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan Cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından (amellerinin) nurları aydınlatıp gider de, 'Ey Rabb'imiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü Sen her şeye kadirsin' derler."
"(İşte o zaman insanlar),'Rabb'imiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz' (derler)."
"Bunların arkasından gelenler şöyle derler: Rabb'imiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabb'imiz! Şüphesiz ki Sen çok şefkatli, çok merhametlisin!"
"De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!"
"De ki: İnsanların kalplerine vesvese sokan, (insan Allah'ı andığında) pusuya çekilen cin ve insan Şeytanının şerrinden insanların Rabb'ine, insanların Melik'ine (mutlak sahip ve hâkimine) insanların İlâhına sığınırım!" (Prof. Dr. Haydar Baş Dua ve Zikir eserinden)






















































































