HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 23 HAZİRAN 2021, ÇARŞAMBA

"Enveri cehennemden" dervişi cehenneme mi?

21.07.2001 00:00:00
Akşamdan sabaha, sabahtan akşama sürekli ayağımızın altından bir şeyler kayıyor. Gün gün, saat saat fakirleşiyoruz. Haramiler artık her yerde; köyümüzde, kentimizde, evimizde, soframızda, cebimizde canlarının çektiği gibi tasarruf ediyorlar. Evimizden elinizi çekin, cebimizden elinizi çekin, soframıza burnunuzu sokmayın bile diyemiyoruz. Ecnebilerin sereserpe sergiledikleri hokkabazlıklara, küstahlıklara karşı kaşımızı çatmamız, surat asmamız bile başımıza dert açıyor. Birbiri ardınca atılan Avrupai kazıkları dahi tebessümle karşılamamız emrediliyor. Derdimize ağlama ruhsatımıza bile el konulmak isteniyor.

Zillet, rezalet kartopu gibi her gün büyüyor. Milli haysiyetimiz ayaklar altında. Ne denli uzun ve derin bir uykuya daldık ki, böyle tepeden tırnağa kuşatıldık da haberdar olamadık?

Seksen beş yıl evvel gözü kapalı, Almanların yalanlarına, hilelerine teslim olarak attığımız 80 bin ecdadımız Enverî cehennemde kül oldu, yok oldu. Bu kocaman acıyı çabuk unutmuş olmalıyız ki yine Avrupalıların oltasına takılarak Dervişî cehenneme tepetaklak gidiyoruz.

Bu gidişin hayra alamet olmadığını, göz göre göre felakete sürüklendiğimizi ima yolu ile söylemeye çalışan yetkililer bir bir ayıklanıyor, tasfiye ediliyor. Medyadaki işbirlikçilerle el ele vererek suratını asanları linç ediyorlar.

Enverî cehenneme nasıl itilmiştik? "Günümüzde ortaya çıkarılan harp vesikaları Birinci Cihan Harbi temel stratejilerinin, Alman milletinin çıkarlarından başka bir ahlak tanımayan Alman kurmayları tarafından vaaz edildiğini, hiç bir tereddüde mahal bırakmadan ortaya koymaktadır.

İttihat ve Terakki öncülerinin Birinci Dünya Savaşı'ndaki gözü kapalı Alman yandaşlığı, ordularımızın Alman kurmaylarına teslimi ile sonuçlandı. Böylece kocaman tarihi bir ahmaklığa imza atan bir millet derekesine düşürüldük"

"Savaşa Osmanlı'yı bulaştıran Alman kurmayları, Rusya'yı doğudan taciz edip, Alman orduları karşısındaki gücünü kırabilmek için İttihat ve Terakki'nin "Turan" hülyalarını da harp stratejilerine dahil etmişlerdi.

Enver Paşa gibi bir cihangir ve İttihat Terakki gibi bir Turan partisi, Rus Çarlığını bu yumuşak karnından vurup pekala devirebilirdi.

İşte Sarıkamış hareketi de Turan'a giden yolun önünü tıkayan çarlık ordularını kuşatıp yok edecek, "Türkiye büyüyüp Turan olacaktı."

"Osmanlı'yı harbe bulaştırarak ülkeyi kanlı bir kuyuya atan Yavuz zırhlısı, yeni bir ölüm çukurunu kazacak olan Enver Paşa'yı, 8 Aralık 1914 günü Trabzon limanına indirdi."

Enverî cehenneme adım adım gidişi M. Çetin Baydar'ın satırlarından takip ediyoruz:

"Şimdi vereceğim tarihlere ve bu tarihler arasında yaşanan trajediye dikkat edilsin.

13/12/1914 Enver Paşa'nın Erzurum'a varışı.

14/12/1914 onuncu kolordu komutanını emekliliğe sevk, yerine bacanağı Miralay Hafız Hakkı'yı tayin.

15/12/1914 dokuzuncu kolordu kumandanı harb okulundan hocası Ahmed Fevzi Paşa'yı emekliliğe sevk.

Nihayet 18/12/1914 yaptığı baskılar sonucu 3. Ordu kumandanı Hasan İzzet Paşa'nın istifası ve 3. ordunun idaresine başkumandan vekili olarak bizzat el koyması.

Ali İhsan Paşa, çılgın Sarıkamış planına karşı çıkan paşaların tasfiyesi üzerine şu notu düşer:

"Artık, Başkumandan vekili Sarıkamış istikametinde yapılacak taarruzlara bizzat kendisi kumanda etmeye karar vermişti. Bronzart Paşa kurmay başkanlığını, Yarbay Guze ikinci başkanlığı; Yarbay Fledman Hareket şubesi Müdürlüğünü ifa edecekti. Bir Türk başkumandan vekili ile üç Alman kurmay subay bu hareketin başında bulunuyor demekti."

O günkü askeri sahadaki tasfiyelerle bugün ekonomik, bürokratik ve siyasi sahadaki tasfiyelerin paralelliğine özellikle dikkatlerinizi çekerek Sarıkamış çılgınlığının sonuçlarını sayın Baydar'dan dinleyelim:

"Köprüköy ve Azap muharebelerini, Enver Paşa'nın Erzurum ve Hasankale'ye gelişini, Sarıkamış hareketini ve Erzurum'un düşüşünü rahmetli babam bütün canlılığı ile anlatırdı.

O yıllarda on bir yaşında bir medrese öğrencisi olan babam, her gün başlarında hocaları olmak üzere Erzurum şosesine çıkıyor "padişahım çok yaşa" nidaları ile cepheye iltihak eden askerleri, minik arkadaşları ile ilahiler okuyarak karşılıyorlardı. Dedem İbrahim Çavuş da bu hengamede Köprü Köyünde vuruşmaktaydı. Rastladığı her askerde bir baba kokusu aldığını ifade eden rahmetli babam gözleri dolarak:

"Hergün perişanlar kafilesi karşılardık. Ayaklarında hasır çarıklar, sırtlarında yırtık elbiseler, torbalarında taş kesilmiş peksimetlerle hayatında kış kahrı çekmemiş mıntıkalardan gelen ana kuzuları, bir Enverî cehennem haline gelen Hasankale'ye böylece ulaşırlardı. Yüzlerce kilometreyi zemheri mevsiminde yürüyerek gelen bu insanlardan bir çoğu, cepheye gitmeden o geceyi geçirmek üzere kondukları ahırlarda, samanlıklarda, koğuşlarda ölürler, bir gün evvel ilahilerle karşıladığımız insanları, bir gün sonra alelacele yapılmış dualarla topluca toprağa gömerdik."

Bu milli acılara mükabil, Enver Paşa acele ediyordu. Almanların altı hafta zarfında Avrupa'yı dize getireceğine öylesine bir imanla bağlanmıştı ki, bu büyük zaferde Osmanlının da okkalı bir payının bulunması için Alman subaylarının "Almanya lehine, Rusya ve İngiltere aleyhine harbi yayma" politikalarına gözü kapalı "evet" demekte bir beis görmüyordu.

Çetin Baydar oturmuş bir de hesap yapmış; Enver Paşa'nın Erzurum'da kaldığı 27 gün zarfında her güne, her saate ve her dakikaya kaç ölü düştüğünü çıkarmış;

"Demek oluyor ki, Enverî cehennemin Sarıkamış boyutuna giren her gün üç bin, her saat yüzyirmibeş, her dakikada iki askerimiz Allahuekberlere gömülmüş. Görüldüğü gibi, Çılgın paşa, çılgınlıklar listesindeki en kabarık faturasını, Allahuekbeler üzerinde kesip, milletimize ödetmiş".

1914 yılının son günlerinde Enver Paşa'nın "Dağlar üzerinden yürüyün" emriyle buz kesen havada karlarla kaplı dağlara vurulan 90 bin vatan evladından 80 bini kelimenin tam anlamıyla kurda kuşa yem oldu. 1915 yılının baharında, dağlar yol verdikten sonra dağlara çıkanlar birbirine dayanmış vaziyette binlerce insan iskeleti ile karşılaştılar. Kurtlar kuşlar, donmuş insanlarda zerre kadar et bırakmamışlardı. Tam bir felaket.

Üç Alman subayının gazına gelerek kıs kıs gülüşlerini de farketmeyerek bir milli felakete imza atmanın adını koyamıyorum, bildiğim kelimelerin hiç biri bu ahmaklığı ifade edemiyor. Fazla uzak olmayan ama millet olarak unuttuğumuz bu çok çok acı tarihi olayı hatırladıktan sonra günümüze geliyoruz. Üç ortaklı 57. Hükümetin döneminde, özellikle de, Enver Paşa'nın tavırlarına çok benzettiğim Dervişli dönemin başlamasından beri yapılanlar, atılan imzalar, tasfiyeleri, istifalarla Enver Paşa çılgınlığı arasında çok büyük paralellikler, benzerlikler görüyorum. Sadece alanları farklı, cepheleri farklı ama bir tarafta yine haçlı dünyası diğer tarafta yine bu mazlum millet...
 
Aziz Karaca / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.