10 Ekim pazar günü, Bağımsız Türkiye Partisi Erzurum İl Başkanlığı en hareketli, en coşkulu günlerinden birini yaşadı. Trabzon'dan, Gümüşhane'den, Bayburt'tan, Erzincan'dan, Kars'tan, Ağrı'dan, Iğdır'dan, Artvin'den ve Erzurum'un ilçelerinden çok güzide gönüldaşlarımız vardı.
Bağımsız Türkiye Partisi sevdalıları, yani doğduğundan beri istiklâle aşık olanlar, her çeşit mandacılığı reddedenler ve vatanın her karış toprağını canı gibi aziz bilenler Erzurum'da toplandı ve tarihe bir not düştüler.
Seksen küsur yıl evvel istiklâl-i tam, yani tam bağımsızlık fikri etrafında toplanan vatan evlatlarına evsahipliği yapmış, Kongre binası dimdik ayakta duran bir şehirde, Erzurum'da böyle bir programın icra edilmiş olması da ayrı bir önem arzediyor.
Konuşmacılar; engin bilgileri ile ve çantalar dolusu belgeleri ile Anadolu coğrafyasının, bu cennet vatanın başına nice çoraplar örüldüğünü, nice tuzaklar kurulduğunu gözler önüne serdiler.
Siyasi açıdan kuşatılmışlığımıza örnekler verildikçe, ekonomik açıdan elimizin kolumuzun bağlandığını gösteren belgeler takdim edildikçe, kültürel ve dini açıdan memleketimizi, insanımızı Vatikan'a bağlamaya çalışanların maskeleri düşürüldükçe, Erzurum'dan katılan hemşehrilerimizden çoğunun dudaklarını ısırdıklarına şahit olduk. "Nasıl oldu, gafletimiz neden bu kadar uzun sürdü, 'hizmet hizmet' diyerek nasıl da hezimetlerimizi hazırladılar" şeklindeki sorular orta yerde dolaşmaya başladı.
Öğle namazı için gittiğimiz Lalapaşa Camii'nde, kıble durağındaki o çok önemli cümleyi sayın Bilal Karamus'la müzakere ettik. Bilal Bey, konuşmasına o cümle ile başlayınca, beş vaktini o camide kıldığı halde böyle bir şeyden haberdar olmayan hemşehrilerimizin "ah ve eyvahları" bir kez daha arttı. Lalapaşa Camii'nin mihrabının hemen sol tarafında yer alan cümle şu idi: "Gafleti çok olanın devleti yok olur."
Programın sonunda teşekkür etmek için yanımıza gelen bir grup hemşehrimiz aynen şunu ifade ettiler: "Bu programda hiç bir şey söylenmemiş ve anlaşılmamış bile olsa, sadece camideki o ikaz cümlesini gözümüze sokmuş olması ve bu diyalogların iç yüzünü ortaya koymuş olması tarihe önemli bir not düşürmüştür.
Bağımsız Türkiye Partisi sevdalıları, yani doğduğundan beri istiklâle aşık olanlar, her çeşit mandacılığı reddedenler ve vatanın her karış toprağını canı gibi aziz bilenler Erzurum'da toplandı ve tarihe bir not düştüler.
Seksen küsur yıl evvel istiklâl-i tam, yani tam bağımsızlık fikri etrafında toplanan vatan evlatlarına evsahipliği yapmış, Kongre binası dimdik ayakta duran bir şehirde, Erzurum'da böyle bir programın icra edilmiş olması da ayrı bir önem arzediyor.
Konuşmacılar; engin bilgileri ile ve çantalar dolusu belgeleri ile Anadolu coğrafyasının, bu cennet vatanın başına nice çoraplar örüldüğünü, nice tuzaklar kurulduğunu gözler önüne serdiler.
Siyasi açıdan kuşatılmışlığımıza örnekler verildikçe, ekonomik açıdan elimizin kolumuzun bağlandığını gösteren belgeler takdim edildikçe, kültürel ve dini açıdan memleketimizi, insanımızı Vatikan'a bağlamaya çalışanların maskeleri düşürüldükçe, Erzurum'dan katılan hemşehrilerimizden çoğunun dudaklarını ısırdıklarına şahit olduk. "Nasıl oldu, gafletimiz neden bu kadar uzun sürdü, 'hizmet hizmet' diyerek nasıl da hezimetlerimizi hazırladılar" şeklindeki sorular orta yerde dolaşmaya başladı.
Öğle namazı için gittiğimiz Lalapaşa Camii'nde, kıble durağındaki o çok önemli cümleyi sayın Bilal Karamus'la müzakere ettik. Bilal Bey, konuşmasına o cümle ile başlayınca, beş vaktini o camide kıldığı halde böyle bir şeyden haberdar olmayan hemşehrilerimizin "ah ve eyvahları" bir kez daha arttı. Lalapaşa Camii'nin mihrabının hemen sol tarafında yer alan cümle şu idi: "Gafleti çok olanın devleti yok olur."
Programın sonunda teşekkür etmek için yanımıza gelen bir grup hemşehrimiz aynen şunu ifade ettiler: "Bu programda hiç bir şey söylenmemiş ve anlaşılmamış bile olsa, sadece camideki o ikaz cümlesini gözümüze sokmuş olması ve bu diyalogların iç yüzünü ortaya koymuş olması tarihe önemli bir not düşürmüştür.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Kur’an ayı Ramazan yaklaşırken / 02.02.2026
- Ufuklar karanlık vicdanlar kara saymakla biter mi dert sıra sıra / 01.02.2026
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- Garibanlar / 25.01.2026
- Oylar garibandan koylar kimlere? / 24.01.2026
- Kaldıysa ağızlarda diş kalanı da sıfırlayacak bu gidiş / 23.01.2026
- Üç aylardan biri bitti kaldı ikisi / 22.01.2026
- Bu kırmızı ışığı ihlal edenlerin vay haline / 21.01.2026
- Ufuklar karanlık vicdanlar kara saymakla biter mi dert sıra sıra / 01.02.2026
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- Garibanlar / 25.01.2026
- Oylar garibandan koylar kimlere? / 24.01.2026
- Kaldıysa ağızlarda diş kalanı da sıfırlayacak bu gidiş / 23.01.2026
- Üç aylardan biri bitti kaldı ikisi / 22.01.2026
- Bu kırmızı ışığı ihlal edenlerin vay haline / 21.01.2026



























































































