logo
23 HAZİRAN 2026

Altında küresel piyasalarda sert dalgalanma

Küresel piyasalarda cuma günü altın fiyatları son yılların en sert düşüşlerinden birini yaşadı

01.02.2026 09:42:00 / Güncelleme: 01.02.2026 10:03:51
İhlas Haber Ajansı
Altında küresel piyasalarda sert dalgalanma
Altında küresel piyasalarda sert dalgalanma
Küresel piyasalarda cuma günü altın fiyatları son yılların en sert düşüşlerinden birini yaşadı. Uzun süredir rekor seviyelerde işlem gören ons altın, yoğun satışlarla karşılaşarak yaklaşık yüzde 11 oranında geriledi. Süreci değerlendiren DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, "Bu bir kriz değil, bu bir temizliktir. Altının hikayesi bitmedi, sadece kısa vadeli oyuncular masadan kalktı" dedi.







Ocak ayı boyunca yükseliş trendinde olan ons altın, aybaşında 4 bin 400 dolar seviyelerinden başladığı yükselişini 29 Ocak Perşembe günü yaklaşık 5 bin 523 dolara kadar taşıdı. Ancak cuma günü yönünü aşağı çeviren altın, sert satışlarla 4 bin 886 dolar seviyelerine kadar düştü. Piyasalarda oluşan ilk algı, "Altın çöküyor mu'" sorusunu gündeme getirse de uzmanlar, yaşanan hareketin panikten ziyade büyük oyuncuların pozisyon değişimi olduğunu belirtiyor.

DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş ise cuma günü yaşanan süreci değerlendirerek yaşanan düşüşün bir kriz olmadığını, altının hikayesinin bitmediğini ve sadece kısa vadeli yatırımcıların piyasadan çekildiğini kaydetti.

"Altının hikayesi bitmedi, sadece kısa vadeli oyuncular masadan kalktı"








DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, cuma günü yaşanan süreci değerlendirerek, "Bu bir kriz değil, bu bir temizliktir. Altının hikayesi bitmedi, sadece kısa vadeli oyuncular masadan kalktı. Altın ons fiyatındaki sert düşüşün kaynağı küçük yatırımcılar ya da fiziki altın piyasası değil. Satışlar ağırlıklı olarak üç ana gruptan geldi. Uzun süredir altın taşıyan ve ciddi kar elde eden fonlar, zirve seviyelerde 'karı cebe koyma' refleksiyle satış yaptı.



Altını fiziken değil, kontrat üzerinden alan profesyonel Trader'lar pozisyonlarını kapattı. Bu satışlar genelde hızlı ve toplu olur. Borçla altın alan bazı oyuncular, fiyat düşünce sistem tarafından otomatik olarak satışa zorlandı. Yani bu satışların önemli bir bölümü isteyerek değil, mecburen gerçekleşti.

Altın düşerken satanlar altına inanmayanlar değil, altınla en çok para kazanmış olanlardır. Bu satışların arkasında tek bir sebep yok, aynı anda devreye giren üç temel dinamik var. İlki altın aşırı yükselmişti, uzun soluklu bir ralli sonrası büyük oyuncular için doğal bir düzeltme kaçınılmazdı. İkinci, ABD tarafında faiz ve dolar beklentileri kısa vadede değişti. Bu durum, fonları geçici olarak nakitte kalmaya yöneltti. Üçüncü, teknik seviyelerin kırılması algoritmaları devreye soktu.

Belirli fiyatların altına inilmesiyle otomatik satışlar zincirleme etki oluşturdu ve ABD Başkanı Donald Trump'ın, Federal Reserve (Fed) Başkanı Jerome Powell'ın yerine yeni bir aday göstereceği veya göstermeyi düşündüğü iddiası, piyasalarda ciddi bir etki oluşturdu. Bazen piyasada haber fiyatı değil, fiyat haberi oluşturur. Cuma günü olan tam olarak buydu" dedi.

"Altın, 'hikayesi bozulan' değil, 'fiyatı soğuyan' bir varlık konumunda"








Cuma günün yaşanan dalgalanma ilişkin altının yanı sıra gümüşte de değişiklik olduğunu belirten Kitiş, "Cuma günü yalnızca altın değil, gümüş ons fiyatı da çok daha sert bir satışla karşılaştı. Tarihi olarak gümüş, altına kıyasla daha oynak bir yapıya sahiptir ve bu tür düzeltmelerde genellikle altından daha hızlı ve daha derin hareket eder. Bu satışlarla birlikte altın-gümüş paritesi yukarı yönlü sıçradı. Bu da piyasaların, kısa vadede güvenli liman tercihini gümüşten ziyade altına kaydırdığını gösteriyor.



Gümüş genelde rallinin öncüsüdür ama düzeltmenin bedelini daha ağır öder. Paritedeki bu hareket, altının yapısal gücünü hala koruduğunu net biçimde gösteriyor. Bu sert geri çekilme, orta ve uzun vadede altın için oyunun bittiğini değil, oyunun yeniden dengelendiğini işaret ediyor. Kısa vadede dalgalanma sürebilir. Ancak fiziki talep, merkez bankası alımları ve jeopolitik riskler masadan kalkmış değil. Altın, 'hikayesi bozulan' değil, 'fiyatı soğuyan' bir varlık konumunda.

Altın, kısa vadeli dalgalanmalarda aceleci davrananları zorlar; uzun vadeli düşünenleri ise korur yani sabırlı yatırımcıyı ödüllendirir. Bugün yaşanan bir çöküş değil; güçlü ellerin zayıf ellerden pozisyon devraldığı klasik bir geçiş sürecidir" diye konuştu.

Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti

Bolu'nun Mengen ilçesinde maden ocağında meydana gelen göçükte 1 işçi hayatını kaybetti

17.06.2026 12:18:00
İHA
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Bolu'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti
Olay, Mengen ilçesine bağlı Gökçesu beldesindeki maden ocağında sabah saatlerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, maden ocağında işçilerin çalışması esnasında henüz bilinmeyen bir nedenle göçük meydana geldi.






112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine jandarma, çok sayıda sağlık, İtfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. Yapılan ilk çalışmalarda maden işçisi Muhammet Özkul'un cansız bedenine ulaşıldı.








Ekiplerin göçük altında kalan maden ocağındaki çalışmaları devam ediyor.






Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti

Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi 'Saipem 7000'in İstanbul Boğazı'ndan geçti. Geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün altından geçtiği anlar havadan görüntülendi

17.06.2026 12:04:00
İHA
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dev vinç gemisi 'Saipem 7000' İstanbul Boğazı'ndan geçti
Dünyanın en büyük üçüncü yarı batık vinç gemisi olan devasa boyutlardaki "Saipem 7000", sabah erken saatlerinde İstanbul Boğazı'na giriş yaptı.






Kritik geçiş nedeniyle İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiği, sabah saat 06.00'dan itibaren çift yönlü olarak askıya alınmıştı. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ekiplerinin geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleştireceği geçişte, dev gemiye çok sayıda kurtarma römorkörü ve kılavuz kaptan eşlik etti. 






Dev geminin Yavuz Sultan Selim Köprüsünün altından geçiş anları havadan görüntülendi.













‘Şişman diyetisyen’ dediler


 
 
İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Dilara Demirkan, 97 kilodan 61 kiloya düştü. “Sen bu halinle diyetisyen olamazsın” sözlerine inat 16 ayda 36 kilo veren Demirkan, bugün hastalarının ilham kaynağı oldu.

16.06.2026 00:05:00 / Güncelleme: 16.06.2026 00:12:14
ABDÜLKADİR GÜNDOĞDU
‘Şişman diyetisyen’ dediler
‘Şişman diyetisyen’ dediler

İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Diyetisyeni Dilara Demirkan, çocukluk yıllarından beri mücadele ettiği fazla kilolarından 16 ayda kurtuldu. 97 kiloyla başladığı yolculukta 36 kilo vererek 61 kiloya düşen Demirkan, bir zamanlar kendisine yöneltilen "Sen bu halinle diyetisyen olamazsın" sözlerini bugün başarı hikayesine dönüştürdü. Hastalarının artık "Ama burada şişman bir diyetisyen vardı" diyerek şaşkınlık yaşadığını söyleyen Demirkan, sağlıklı kilo vermenin sırrının sabır, disiplin ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarında saklı olduğunu anlattı.







"Sen diyetisyen olamazsın" diyenler oldu

Fazla kilolarla küçük yaşlarda tanışan Demirkan, yıllarca diyet yapıp bıraktığını anlattı. Çocukluğundan beri kilo problemi yaşadığını belirten Demirkan, "Her yaz diyetisyene gider, birkaç ay diyet yapardım. Ancak kış geldiğinde eski beslenme düzenime geri dönerdim. Bu döngü yıllarca sürdü. Üniversite yıllarında önce gıda teknolojisi eğitimi aldım. Babamın yıllardır diyetisyenlere para ödediğini görünce kendi kendime 'Seni bu dertten kurtaracağım' dedim ve Beslenme ve Diyetetik bölümünü tercih ettim. Ancak bu kararıma çevremden olumsuz tepkiler geldi. 'Kelin ilacı olsa başına sürer', 'Sen diyetisyen olamazsın' diyenler oldu" ifadelerini kullandı.







97 kiloyla başlayan dönüşüm

Uzun yıllar kilosunu çok önemsemediğini söyleyen Demirkan, sağlık sorunlarının ortaya çıkmasıyla birlikte yaşamında köklü bir değişiklik yapmaya karar verdiğini belirterek, "Tiroidle ilgili bazı sağlık sorunları yaşamaya başladım. Bir aile düğünü öncesinde kardeşimle birlikte diyet yapmaya karar verdik. Başlangıçta küçük adımlarla ilerledik, ancak zamanla bu süreç bir yaşam değişikliğine dönüştü. 97 kiloyla başladığım yolculukta yaklaşık 16-17 ayın sonunda 61 kiloya düştüm. Eski hastalarım geldiğinde beni tanımakta zorlanıyor ve 'Ama burada şişman bir diyetisyen vardı' diyorlar. Ben de 'Evet, o bendim' diye yanıt veriyorum. Ardından büyük bir şaşkınlıkla 'Nasıl yaptınız?' diye soruyorlar" dedi.







Salçalı makarna için ağlayarak uyudu

Kilo verme sürecinde birçok kişinin kendisine ameliyat ya da zayıflama iğnesi kullanıp kullanmadığını sorduğunu belirten Demirkan, başarısının arkasında yalnızca sağlıklı beslenme ve düzenli spor olduğunu söyledi. Demirkan, "Ne mide ameliyatı oldum ne mide balonu yaptırdım ne de zayıflama iğnesi kullandım. Kendi hazırladığım beslenme programına sadık kaldım ve düzenli olarak spor yaptım. Bir gece sadece salçalı makarna yemek istediğim için ağlayarak uyudum. Evde makarna da yoğurt da vardı. İstesem kalkıp yiyebilirdim. Ama kendime bir söz vermiştim. Yemedim ve uyudum. Ertesi sabah programıma kaldığım yerden devam ettim. 'Artık yapamıyorum' dediğim çok zaman oldu. Ancak ailem, arkadaşlarım ve doktor meslektaşlarım bana sürekli destek verdi. Bazen insanın yanında kendisine inanan insanların olması her şeyden daha önemli" dedi.







Diyetisyen sadece kilo verdirmez

Toplumda diyetisyenlik mesleğinin çoğu zaman yalnızca kilo verme ile ilişkilendirildiğini belirten Demirkan, hastanede çok farklı sağlık sorunları bulunan hastalara da hizmet verdiklerini vurguladı. Demirkan, "Diyetisyen denince insanların aklına ilk olarak zayıflamak geliyor. Oysa biz sadece kilo vermek isteyen kişilerle çalışmıyoruz. Diyabet, kolesterol ve gut hastalarının yanı sıra nöroloji ve yoğun bakım servislerinde tedavi gören hastalara da beslenme desteği sağlıyoruz. Bizim görevimiz yalnızca kilo verdirmek değil, bireylere sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları kazandırmak" dedi.







Kilo vermek değil, korumak zor

Bugün artık "diyet" sürecinden çok "koruma" döneminde olduğunu söyleyen Demirkan, asıl mücadelenin verilen kiloları koruyabilmek olduğunu vurguladı. Demirkan, "İnsanlar hedef kiloya ulaştıklarında sürecin bittiğini düşünüyor. Oysa asıl süreç bundan sonra başlıyor. Ben bugün dikkat etmeyi bıraksam verdiğim kiloların önemli bir kısmını geri alabilirim. Ameliyat, mide balonu ya da zayıflama iğnesi kullanan kişiler için de durum farklı değil; beslenme düzeni değiştirilmediği sürece verilen kilolar geri dönebiliyor. Önemli olan sürdürülebilir bir yaşam tarzı oluşturmak. Diyet ve spor, emek isteyen ama süreklilik gerektiren süreçlerdir. Uzun süre çaba gösterilir, ancak bırakıldığında geri dönüşler başlayabilir. Bu nedenle önemli olan kısa süreli diyetler değil, ömür boyu sürdürülebilecek sağlıklı alışkanlıklar kazanmaktır. Benim bu süreçte öğrendiğim en önemli şey de bu oldu" dedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.