Anayasa değişikliği gündemdeki yerini korumakta…
Yeni bir anayasa arayışında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) en az 360 milletvekilinin oyu gerekmektedir.
Meclis çoğunluğu Cumhur İttifakı'nda olsa da, AKP ve ortaklarının toplam milletvekili sayısı 323 olup,
Anayasanın aradığı 360 eşiğinden uzaktır.
Futbolda transfer dönemi vardır ve belli tarihlerde yapılır. Siyasette de oyuncu transferi gibi milletvekili transferlerine tanık olmaktayız. Meclis'teki transfer her daim geçer akçe… Ayı, günü yok. Her mevsim yaşanır. AKP transfer atağına kalkar da eşiği yakalar mı bilinmez ama, "neden yeni bir anayasa" sorusuyla birlikte sorulması gereken şu olmalıdır: Anayasa nasıl yapılmalı?
Her hukuk metni gibi, anayasaların da zamanla eskimesi, toplumda ve siyasal yaşamda ortaya çıkan yeni gelişmeleri karşılayamaz hale gelmesi söz konusu olabilir. Ama, burada bir "makul" ölçü olmalıdır. Anayasa, siyasal iktidarın ihtiyaçlarına göre, neredeyse ayda bir değiştirilen "İhale Kanunu" gibi bir metin değildir. Anayasada değişiklik yapılması ve özellikle de yeni bir anayasa yapılması çok boyutlu incelemeler, tartışmalar gerektiren bir iştir.
Türkiye'nin yeni bir anayasaya gereksinimi, elbette vardır; giderek, bu bir zorunluluktur diyebiliriz. Bu gereksinimi dile getiren iktidar ve bileşenlerinin Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine nasıl baktıklarını görebilmekteyiz.
Muhalefet ise, "güçlendirilmiş parlamenter sistem" kavramını öne sürerek; yapılması istenilen değişikliklerin içeriğiyle ilgili genel çerçeveyi ortaya koymaktadır.
Ama, yukarıda değindiğimiz gibi, bu aşamada "içerik"ten de önce yeni bir anayasanın nasıl, hangi yöntemle yapılacağı sorunu üzerinde düşünmemiz daha yerinde olacaktır. Yapılacak "yeni" bir anayasa, sonunda halkoyuna sunulacak da olsa, metin, sonuç olarak, bir "Meclis"çe hazırlanacaktır. Burada sorulması gereken ilk soru şudur: Halen görev başında olan Meclis, bu işi yapabilir mi? Bu aşamada, konuya bir "siyasal" kapsayıcılık ve inandırıcılık sorunu olarak bakıyor ve bu Meclis'in, yeni bir anayasa yapmaktan uzak durması gerektiğini düşünüyoruz.
Meclis, AKP ve ortaklarının fiili denetiminde, "uzlaşma kültürü"nden uzak, muhalefetin etkisizleştirildiği bir ortam görünümündedir. Öte yandan, var olan anayasayı hiçe sayan davranışlarıyla ünlenmiş bir iktidarın, ülkeye "yeni bir anayasa kazandırma" girişiminin hangi siyasal düşüncelerle ortaya atıldığı, ne ölçüde samimi olabileceği de sorgulanmalıdır.
Türkiye'nin yeni bir anayasaya gerçekten ihtiyacı elbette vardır. Ama böyle bir anayasa, bugünün kutuplaşmış, özellikle iktidar çevrelerince ısrarla yürütülen ayrıştırıcı dil ve davranışlar nedeniyle iyice bulanıklaştırılmış ortamında değil; gerçekten demokratik; sadece siyasal partilerin değil, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları gibi çeşitli kuruluşların, görüşlerini kamuya duyurup tartışabilecekleri, kısacası her görüşün sesini duyurabileceği bir ortamda oluşturulabilir.
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023


























































































