logo
24 ŞUBAT 2026


Dünya Çözüm Arıyor: Milli Ekonomi Modeli-8 İnsan Merkezli Ekonomi: Yeni Dönemin Anahtarı

22.02.2026 00:00:00

Bugün dünya ekonomisinin en temel sorusu şudur: Ekonominin merkezinde kim var? İnsan mı, yoksa sistem mi?

Uzun yıllardır küresel ekonomik düzen, üretim ve finansal büyüme rakamları üzerinden başarı hikâyeleri yazmaktadır. Ancak aynı dönemde milyonlarca insanın hayatı giderek zorlaşmaktadır. Çünkü büyüyen ekonomi, büyüyen insan refahı anlamına gelmemektedir. Bugün dünya nüfusunun önemli bir bölümü, kendi ülkesinde dahi ekonomik güvencesizlik yaşamaktadır. Uluslararası veriler, 700 milyondan fazla insanın aşırı yoksulluk sınırında yaşadığını göstermektedir. Avrupa'da her beş kişiden biri yoksulluk riski altındadır. ABD'de evsiz sayısı 650 binin üzerine çıkmış, çalışan yoksullar kavramı gelişmiş ekonomilerde dahi sıradan bir gerçeklik haline gelmiştir. Birçok ülkede asgari ücretle çalışan insanlar, tam zamanlı çalışmalarına rağmen kira ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaktadır. Emekliler uzun yıllar verdikleri emeğin karşılığında huzurlu bir yaşam sürememe kaygısı yaşamakta, gençler ise eğitim alsalar bile geleceklerini güven içinde görememektedir.

Kapitalist sistemin çarkları, üretimi ve finansal büyümeyi artırırken insanın huzurunu aynı ölçüde artırmamıştır. Bugün milyonlarca insan, kendi ülkesinde dahi ekonomik sistemin dışında kalmış hissi yaşamaktadır. Bir başka ifadeyle, insan kendi vatanında ekonomik anlamda özyurdunda garip hale gelmiştir. Gelir dağılımındaki bozulma ve sosyal güvencelerin zayıflaması, geniş kitleleri adeta sistem içinde "parya" konumuna sürüklemiştir. Bu tabloya küresel kırılganlıklar da eklenmektedir. Enerji kaynakları üzerindeki rekabet, bölgesel savaşlar ve ticaret gerilimleri; dünya ekonomisini daha belirsiz bir hale getirmektedir. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve tedarik zinciri krizleri, yalnızca devletleri değil; doğrudan bireylerin hayatını etkilemektedir. Artan kira, gıda ve yaşam maliyetleri; orta sınıfın dahi gelecek güvenliğini zayıflatmaktadır. İnsanlar yalnızca bugünü değil, yarını da düşünerek kaygı duymaktadır.

Oysa ekonomi insan için var olmalıydı. Merkezde insan olsaydı; büyümenin ölçüsü yalnızca üretim rakamları değil, toplumsal huzur olurdu. İşte Milli Ekonomi Modeli tam bu noktada insan merkezli bir paradigma ortaya koymaktadır. Prof. Dr. Haydar Baş tarafından geliştirilen bu model, ekonomik sistemin merkezine sermayeyi değil insanı yerleştirir. Modelin temel tespiti nettir: Ekonomik krizlerin temel nedeni üretim yetersizliği değil; talep eksikliği ve adil paylaşımın sağlanamamasıdır. Bu nedenle Milli Ekonomi Modeli, ekonomiyi yalnızca üretim–tüketim dengesi üzerinden değil; insanın refahı, psikolojik güveni ve toplumsal huzuru üzerinden ele alır. Gelir güvencesi olmayan bir toplumda üretimin sürdürülebilir olmayacağını savunur. İnsan geleceğinden emin değilse tüketemez; tüketemeyen toplumda üretim de canlı kalamaz. Bu nedenle model, sosyal devlet mekanizmalarının güçlendirilmesini ekonomik büyümenin ön şartı olarak görür.

Milli Ekonomi Modeli'nin en dikkat çekici yönlerinden biri, insanın ekonomik güvenceye kavuşmasını üretim artışının anahtarı olarak değerlendirmesidir. Vatandaşlık maaşı, emekli maaşlarının güçlendirilmesi, sosyal destek mekanizmalarının yaygınlaştırılması gibi uygulamalar yalnızca sosyal yardım değil; aynı zamanda ekonomik dinamizmi artıracak araçlar olarak ele alınır. Çünkü gelir güvencesine sahip birey, tüketim yapar; tüketim üretimi canlandırır, üretim ise istihdam ve refahı artırır. Böylece ekonomi kendi iç dinamikleriyle büyüyen sağlıklı bir döngüye kavuşur. Viyana'da gerçekleştirilen Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'nde sunulan akademik çalışmalar da bu yaklaşımı ampirik verilerle desteklemiştir. Gelir güvencesi ve sosyal devlet uygulamalarının güçlü olduğu toplumlarda iş gücü verimliliğinin arttığı, toplumsal huzurun yükseldiği ve ekonomik krizlere karşı dayanıklılığın daha yüksek olduğu yönündeki bulgular dikkat çekmiştir. Ekonomik güvenceye sahip bireyin daha üretken olduğu, inovasyona daha açık davrandığı ve toplumsal bağlılığının güçlendiği ortaya konmuştur.

Milli Ekonomi Modeli, bu yönüyle yalnızca bir ekonomik model değil; aynı zamanda bir insanlık projesidir. Model, ekonomik büyümenin merkezine insanı koyar ve şu temel ilkeyi savunur:

İnsanı güçlü olmayan bir ekonominin güçlü olması mümkün değildir. Bugün dünya yeni bir ekonomik arayış içindedir. Küresel krizler, mevcut sistemin insan merkezli olmadığını açık biçimde göstermiştir. Artık yalnızca büyümenin hızı değil; büyümenin kime refah sağladığı sorusu sorulmaktadır. Bu sorunun cevabı ise giderek daha netleşmektedir: Ekonomi insan için vardır. İnsan huzurluysa ekonomi güçlüdür. İnsan geleceğe güvenle bakabiliyorsa üretim artar. Gelir adaleti sağlanmışsa toplumsal barış güçlenir. Yeni dönemin anahtarı işte budur: İnsan merkezli ekonomi.

Milli Ekonomi Modeli yalnızca sosyal yardım öneren bir model değildir. Paranın üretim karşılığı basılması, senyorajın millete ait olması ve milli paralarla ticaret gibi temel yaklaşımlar, insan merkezli ekonominin finansal altyapısını oluşturmaktadır. İnsan merkezli ekonomi ancak bağımsız para politikasıyla mümkündür. Ve bu perspektif, bugün dünya akademisinde giderek daha fazla karşılık bulan Milli Ekonomi Modeli ile güçlü bir teorik ve uygulamalı çerçeveye kavuşmaktadır. Dünya yeni bir ekonomik yol ayrımındadır. Ya insanı merkeze alan bir model kurulacak ya da büyüyen rakamların içinde küçülen insan hikâyesi devam edecektir. Prof. Dr. Haydar Baş tarafından ortaya konmuş ve uluslararası akademik literatüre kazandırılan Milli Ekonomi Modeli, bu yol ayrımında insanı merkeze alan yeni bir medeniyet teklifidir. Bu model yalnızca teorik bir öneri olarak değil; uygulanabilir bir ekonomik sistem olarak ortaya konmuştur. Çünkü insanı yaşatmayan hiçbir ekonomik sistem, uzun vadede ayakta kalamaz.

 
 
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.