logo
28 EYLÜL 2026

"Fenerbahçe asla şike yapmaz"

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, müşteki olarak bulunduğu Futbolda Şike Kumpası Davası'nda ifade verdi. Koç, "Fenerbahçe tertemiz bir tarihe sahiptir! Şike yapmamıştır, asla da yapmaz" dedi.

03.07.2020 12:35:00
 
"Fenerbahçe asla şike yapmaz"
"Fenerbahçe asla şike yapmaz"
Sarı-lacivertli kulübün başkanı Ali Koç, 107 sanıklı Futbolda Şike Kumpası davasının 15. oturumunda müşteki sıfatıyla ifade verdi. Ali Koç'un mahkemede verdiği ifade şu şekilde: "Bugün burada, kökleri 1907'ye dayanan, 113 yıllık tarihi boyunca ülkemize uluslararası birçok başarı getirmiş, Türk sporuna binlerce sporcu kazandırmış, yetiştirdiği sporcular ile gerek Fenerbahçemizi gerekse Türkiye'nin çeşitli branşlardaki milli takımlarını olimpiyatlarda, Dünya Şampiyonalarında, Avrupa Şampiyonalarında ve diğer şampiyonalarda temsil etmiş, Türkiye'nin en fazla taraftarına sahip kulüplerinden biri olan; kitleleri etkileyici gücü ve kapsayıcı yapısıyla, parçası olduğu toplumun sorunlarına karşı her zaman duyarlı bir sivil toplum kuruluşu olan Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 37. Başkanı olarak huzurlarınızda bulunuyorum.



Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği'nin amacı; Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği Tüzüğü'nün 3. maddesi gereğince kurucumuz Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği hedef ve ilkeler doğrultusunda çağdaş yaşama uygun olarak, üyelerin ve sporcuların, beden ve ruh sağlığını geliştirecek olanaklar hazırlamak, fizik ve moral eğitimleri ile ilgilenmek, kulübün tesis ve faaliyetlerinden yararlandırmaktır. Tüzüğümüzden de açıkça anlaşıldığı üzere Fenerbahçemiz topluma ve millete yararlı bir dernek olarak kurulmuş olup günümüze kadar gerçekleştirdikleri ile Türkiye'de her alanda öncü ve örnek tavrıyla insanlara her zaman umut, mutluluk kaynağı olmuştur.



Bu faslı kapatmadan önce rahmetli İslam Çupi'den bir alıntı yapmak istiyorum: "Fenerbahçe Cumhuriyeti ortalıkta yoksa, Türkiye yoktur, futbol yoktur, bolluk yoktur, insanlar yoktur, canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre sonra yaşayan yer olmaktan çıkıp, mezarlık olur."



Sayın Heyet;

9 yıl önce bugün, sadece Türk futbolunda değil, Türkiye tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır.

3 Temmuz 2011 tarihinde Türk futbolunda sözde temizlik yapılacağı iddialarıyla Fenerbahçe Spor Kulübü'ne, Kulübün Başkanı Aziz Yıldırım'a, yöneticilerine, profesyonel çalışanlarına ve bazı sporcularına yönelik bir dizi operasyon gerçekleştirilmiştir. Bunlar illegal bir örgütün Fenerbahçe'yi ve futbol camiasını ele geçirmek için gerçekleştirdiği hukuksuz operasyonlardır. Bu durum mahkeme kararlarıyla da tespit edilmiştir.



Bir süre önce açıklanan Ergenekon Gerekçeli Kararı tüm süreci anlatmış, ayrıca Fenerbahçemize kurulan kumpastan da, sanıklara ceza verilmek için kanunların nasıl hiçe sayıldığından uzun uzun bahsetmiştir. 2007'de başlayan, yargıya sızmış FETÖ Terör Örgütü'nün üyeleri aracılığıyla yapılan bu saldırılar 2011 yılına kadar çeşitli davalar aracılığıyla yoğun bir baskı ile devam etmiştir. Askeri, siyasi, akademik, kamu ve özel sektör ayırt etmeksizin toplumun tüm kesimlerinde karşıt gördükleri, kendilerine biat etmeyen kişi ve kurumları, kendilerine has kumpas yöntemleri ile tasfiyeye başlayan Paralel Devlet Yapılanması FETÖ/PDY, tüm hedef ve emellerini gerçekleştirebilmek adına o dönemde sorunsuz bir şekilde mesafe kat etmiştir.



Aynı FETÖ yapılanması, kendi gizli ajandası doğrultusunda 2011 yılında bu kez Türk futboluna el atmıştır. Diğer kumpaslardan farklı olarak Şike Kumpası, milyonları peşinde sürükleyen ve milyarlarca Euro'luk ekonomisi olan futbolu hedef almış; bunu da Türkiye'nin en büyük sivil toplum örgütü olan Fenerbahçe üzerinden yapmaya çalışmıştır. Türk sporunun en önemli değerlerinden biri olan Fenerbahçemiz, her aşaması nakış gibi işlenen büyük bir oyunla ele geçirilmeye çalışılmıştır.



Operasyon süreci, soruşturma süreci ve yargı sürecinin her bir adımı FETÖ'nün hazırladığı senaryoya göre, örgüt üyelerinin kontrolü altında yürütülmüştür. Kendi güdümlerinde bulunan medyalar aracılığıyla da açık bir propaganda ile toplumda Fenerbahçe'nin şike faaliyetlerinde bulunduğu algısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Bakınız sürecin daha hemen başında henüz ifadeler dahi alınmadan, dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, haddini ve yetkisini aşarak, gözaltıların olduğu gün



'19 maçta şike ve teşvik primi tespit ettik' şeklinde bir açıklama yapmıştır.

Bu açıklama tam da FETÖ'nün hedeflediği gibi 'ateş olmayan yerden duman çıkmaz, bakın Emniyet tespit etmiş' şeklindeki değerlendirmelerle basında yer almıştır. Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım henüz ifade dahi vermeden, hastane kontrollerinde ev adresi olarak, sanki tutuklu yargılanmasına karar verilmiş gibi, Metris Cezaevi yazılmıştır. Bunlar daha soruşturmanın en başında yaşadığımız masumiyet karinesi gibi en temel hukuk kurallarının bile tamamen yok sayıldığının göstergelerinden sadece birkaçıdır. Hukuksuzluklarla dolu süreci çok daha fazla örnekle çeşitlendirmek mümkündür. Kulübümüz, Başkanımız Aziz Yıldırım ve yönetici arkadaşlarımız medya önünde büyük bir linçe uğramıştır.



Ülkemizin en önemli değerlerinden biri olan Fenerbahçemiz'e reva görülen haksızlıklar, gün geçtikçe daha da şiddetlenmiştir. Sadece yargı, emniyet ve medya üçgeninde değil, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve UEFA nezdinde uğradığımız haksız tavırlar da senaryonun kusursuz birer parçası olarak tarihteki yerini almıştır.



Buradan bir parantez de TFF'ye açmak gerekiyor. Asli görevlerinden bir tanesi Türk futbolunun marka değerini korumak ve daha yukarılara çıkarmak olan bu kurum, o dönem Avrupa futbolunun yükselen yıldızı olan Fenerbahçe'ye maruz görülen haksızlıklara göz yummakla kalmamış, üzerine bu büyük oyunun bir paydaşı haline dönüşmüştür. Dönemin TFF Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri de Fenerbahçemize karşı yapılan bu operasyonların kimi bilerek kimi de bilmeyerek parçası olmuşlardır. Henüz yargılaması tamamlanmamış, ifadeleri alınmamış bir durumdayken, polis fezlekesinde her biri sadece iddia olarak yer alan tüm belge ve dökümanlar UEFA'ya an be an yazışmalarla rapor edilmiştir. Bu yönlendirmeler neticesinde UEFA da hakkımızda yanlış ve aleyhte kararlar tesis etmiştir.



Federasyonun çabalarıyla, davaya bakan savcıyla görüştürülmek üzere Türkiye'ye çağırılan UEFA müfettişi Pierre Cornu, resmi raporunda da yazdığı gibi, ziyareti sırasında 'Fenerbahçe'nin %1 bile şike yapmama ihtimali var mıdır'' sorusunu TFF yetkililerine yöneltmiştir. Söz konusu yetkililer ise 'Fenerbahçe %100 şike yapmıştır' cevabını vermişlerdir. Sadece bu örnek bile dönemin federasyonunun Fenerbahçe ve süreçle ilgili gerçek niyetini ve duruşunu apaçık ortaya koymaktadır. Bizi sözde hukuksuzluk yaptığımız iddiasıyla Avrupa'ya göndermeyenler, bizim 'madem öyle, şike yaptığımızı düşünüyorsanız bizi alt lige düşürün' şeklindeki meydan okumamızı reddederek büyük bir çelişki içine girdiler.



Bu noktada şunu da hatırlatmak isterim ki, o dönemde yürürlükte olan Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Disiplin Talimatının 58. Maddesine göre müsabakanın sonucunun hukuka veya spor ahlakına aykırı şekilde etkilenmesi veya buna teşebbüs edilmesi halinde kulüpler küme düşme cezası ile cezalandırılıyordu. Başta Fenerbahçe olmak üzere neredeyse tüm spor camiasının karşı çıkmasına rağmen o süreçte söz konusu talimat değiştirilmiş ve teşebbüs halinde kulüplere ceza verilmemesine hükmedilmiştir. Yani açıkça Fenerbahçe'nin, Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında yer alan en yüksek kademeli ligden düşmesi istenmemiştir. Çünkü bu operasyonu yapanların asıl amacı Süper Ligdeki Fenerbahçe Spor Kulübü'nü ele geçirmekti. Zira Fenerbahçe'mizin bir alt lige düşürülmesi halinde futbol camiasına amaçlandığı şekilde etkin giriş yapılamayacaktı.



Sayın Heyet, Kulübümüz Şike Kumpası sürecinde telafi edilmesi imkânsız maddi ve manevi zararlara uğratılmıştır.

UEFA Şampiyonlar Ligi'ne gidemediğimiz için

*katılım payı

*performansa dayalı ödüller

*bilet satış gelirleri

*kombine kart satış hasılat gelirleri

*reklam ve ürün satış hasılat gelirlerini

Kaybederek sadece o yıl için toplamda yaklaşık olarak 54.000.000,00 (ellidörtmilyon) Euro zarara uğradık. Bu kayıplara ilave olarak kadromuzda yer alan ve pek çok üst düzey kulübün peşinden koştuğu uluslararası çapta 5 oyuncumuzu satmak zorunda kaldık. Zira, kulübe kaynak oluşturulması gerekiyordu. Halka açık olan şirketimizin hisselerinde de yadsınamayacak şekilde düşüş yaşanmıştır.



Basit bir örnek vermek gerekirse: Fenerbahçe Futbol A. Ş.'nin Kumpas öncesi son kapanış tarihi olan 01.07.2011 tarihinde piyasa değeri 1.771.425.000,00 TL (756 milyon Euro) iken; Kumpastan bir ay sonra 10.08.2011 tarihinde piyasa değeri 907.475.000,00 TL'ye (361 milyon Euro) düşmüştür. Bu rakamlar ışığında Fenerbahçe Futbol A.Ş.'nin sadece bir aylık süreçte görmüş olduğu değer kaybı 863.950.000,00 TL'dir (395 milyon Euro) VE BUNUN TEK SEBEBİ BU KUMPASTIR.



Tüm bunlar nedeniyle Kulübümüzün 2011-2012 sezonu başta olmak üzere devam eden sezonlardaki kayıpları tarif edilemez boyuttadır. Bu yukarıda saydıklarım Fenerbahçemizin uğradığı maddi zararlardır. Şunu da belirtmek gerekir ki; Şike Kumpasından olumsuz etkilenen tek kulüp Fenerbahçe değildir. 3 Temmuz operasyonu Türk futbolu, hatta Türk sporu için kötü bir dönüm noktasıdır. Bu operasyonun Türk sporuna verdiği zararları o dönemde tüm spor kamuoyunu Fenerbahçe Spor Kulübü olarak defalarca 'Aynı Gemideyiz' diyerek uyarmıştık.



Bugün 3 Temmuz sürecinin spor kulüplerimiz, Türk futbolu ve taraftarlar yani milyonlarca vatandaşımız üzerinde oluşturduğu tahribat onlarca yıl tamir etmek mümkün değildir. Tüm bunların yanında Fenerbahçemizin uğradığı manevi zararlar da mevcuttur. En baştan üzerine basa basa belirtmekte fayda var ki; Camiamızın uğradığı manevi zararlar, ölçülmesi mümkün olmayan boyutlardadır.



Her şeyden önemlisi Fenerbahçe ile şike kelimesi kumpas ile yan yana getirilerek Fenerbahçe'nin tertemiz tarihine ve marka değerine zarar verilmiştir. Soruşturma üzerinde gizlilik kararı olmasına rağmen örgütün gazeteleri ve televizyonlarına kara propaganda amacıyla hâlihazırda yargılanan hâkimlerden, savcılardan ve polislerden gelen belgeler servis edilip, Fenerbahçe hakkında 'şikeci takım' imajı oluşturulmaya çalışılmıştır. O dönem kimse bu hukuksuzluğu durdurmamış yada durduramamıştır. Kulübümüz henüz yargılama bile başlamamışken evvela kamuoyu nezdinde mahkum edilmeye çalışılmıştır.



Fenerbahçemize gerçekleştirilen operasyon ile ayrıca toplumsal bir ayrışma amaçlanmış ve diğer camiaların Fenerbahçe'den nefret etmesi sağlanmaya çalışılmıştır. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün en büyük gücü taraftarlardır. Genci, yaşlısı ile yurt içinde ve yurt dışında yaklaşık 30 milyon taraftara sahip bir camia olup, medyada oluşturulmuş olan algı operasyonu sonucunda henüz belirli takımlara gönül vermemiş olan yeni nesillerin Fenerbahçe sevgisi taşımalarının önüne geçilmiştir. Sadece bu hususlar bile Fenerbahçe'nin ağır manevi zararlar gördüğünü açıkça gözler önüne sermektedir.



O dönemde diğer kulüpler bizim sesimizi maalesef duymazdan geldiler. Fenerbahçe camiası tek başına 3 Temmuz kumpasına karşı dik durmuş, Başkanımız Aziz Yıldırım, Fetullahçı Terör Örgütü Fenerbahçe'yi tarumar etmek için tüm gücüyle saldırırken daha ilk günden tarihe geçen sözlerini söylemiştir. 'Ne şikesi memleket elden gidiyor' diyerek bu örgütün asıl amacını resmen ifşa etmiştir. O gün Başkanımızın uyarısını, Fenerbahçe'nin haykırışını dikkate almayanlar, rüzgara göre hareket edenler, daha sonra haklı olduğumuzu kabul etmek zorunda kalmışlardır. Bu kumpas, ülkemizin hukuk, adalet, polis teşkilatı, medya başta olmak üzere tüm damarlarına sızmış FETÖ tarafından devletin imkanları kullanılarak organize edilmiş ve hayata geçirilmiştir.



Gelinen aşamada hem verilen beraat kararları hem huzurdaki bu davanın açılmış olması hem de geçtiğimiz aylarda açıklanan Ergenekon Davası'nın gerekçeli kararı, haklılığımızı bir kez daha gözler önüne sermiştir. Tekrar tekrar hatırlatmak isterim ki Fenerbahçe'ye yapılan hukuksuzluklara tereddütle bakmak, 'ama' veya 'fakat' retorikleriyle ulaşılacak her değerlendirme Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik varlığına kast eden FETÖ'nün meşrulaştırılmasından başka hiçbir anlam taşımamaktadır.



Camiamız, başkanımızın liderliğinde taraftarlarımız, sporcularımız ve yönetimimizle ülkemizin geleceğinde önemli yeri olan büyük bir direniş gerçekleştirmiştir. Bu direnişin önemi, FETÖ yapılanmasına karşı duran ilk camia olmamızdan kaynaklıdır. O gün camiamızın verdiği örnek mücadele, FETÖ'nün ilk defa başarısızlığa uğramasını sağlamıştır. FETÖ, kumpaslarındaki ilk hüsranını Fenerbahçe camiasının bu direnişiyle yaşamıştır.



Bu başarısızlık, 2011 sonrasında teşebbüs ettiği Türkiye'yi tamamen ele geçirme operasyonu olan 17/25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimi gibi hain saldırılarda da başarısız olmasının fitilini ateşlemiştir. 3 Temmuz direnişi, Türkiye'nin topyekün direnişinin kilometre taşı olmuştur. Biz Fenerbahçe camiası olarak FETÖ ile mücadelede milat olarak 3 Temmuz'u kabul etmekteyiz. Geçmişte başkanımızı, yöneticilerimizi, kısacası Fenerbahçe ile alakalı kişileri soruşturan savcılar ve onlara ceza veren, cezayı onayan hakimler bugün ya firari konumdadır ya da soruşturulmakta, yargılanmaktadır.



Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Kıymetli Savcı,

Açıkladığım hususlar ışığında ben, Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği'nin 37. Başkanı olarak, hem Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği ve iştirakleri adına, hem de şahsım ve Yönetim Kurulu üyeleri adına tekraren sanıklardan şikayetçi olduğumuzu belirtir, sanıkların en ağır ceza ile cezalandırılmaları ile birlikte, asılsız 'şike' iddialarıyla Fenerbahçemize sürülen kara lekenin temizlenebilmesini teminen, kurulan hain kumpasın, Mahkemenizce verilecek karar yoluyla tarihe tescilini saygılarımla talep ederim. Fenerbahçe tertemiz bir tarihe sahiptir! Şike yapmamıştır, asla da yapmaz."

Dursun Özbek, Suudilerle Galatasaray'ı konuştu! İşte masadaki konular

27.09.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
Dursun Özbek, Suudilerle Galatasaray'ı konuştu! İşte masadaki konular
Dursun Özbek, Suudilerle Galatasaray'ı konuştu! İşte masadaki konular
Başkan Dursun Özbek'in, Suudi Arabistan Genel Eğlence Heyeti Başkanı olan Turki Al-Sheikh ile yapmayı planladığı görüşme iddia edilenin aksine Galatasaray'ın "satışından" ziyade, Suudi Arabistan'ın futbola akıttığı milyar dolarlık pastadan sponsorluk ve ticari iş birlikleri kanalıyla pay alma çabası. Ancak kulübün geleceği ve finansal yapısı üzerindeki Arap sermayesi etkisi arttıkça, satılma dedikoduları da kaçınılmaz olarak basında ve taraftar arasında konuşulmaya devam edecek.

Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek ile Turki Al-Sheikh'in yakınlaşması; Türk futbolundaki finansal sıkıntılar ve Suudi Arabistan'ın futbola yaptığı yatırımlar göz önüne alındığında oldukça kritik bir hamle. Bu yüzden kamuoyunda bu görüşme için camiada "Dursun Özbek, Galatasaray'ı satmak için ilk adımları attı" şeklinde dedikoduları yayılmaya başladı. Ancak işin aslı elbetteki öyle değil.

Galatasaray'ın öncelikli hedefi kulübe sıcak para girdisi sağlamak, küresel marka değerini artırmak ve proje bazlı yatırımlarına kaynak bulmak.

Galatasaray, Avrupa standartlarında gelir elde edebilmek için Suudi menşeli büyük şirketlerle (Fly Nas, NEOM, Aramco, Visit Saudi vb.) yüksek bütçeli sponsorluk anlaşmaları talep edebilir.

Kemerburgaz Tesisleri veya Florya projesi gibi gayrimenkul dönüşümlerinde Suudi fonlarından uzun vadeli ve düşük maliyetli yatırım imkanı aranabilir.

Yüksek maliyetli oyuncuların transferinde veya kadrodaki yüksek maaşlı isimlerin Suudi kulüplerine satılarak bonservis geliri elde edilmesinde bir köprü kurulması hedeflenebilir.

Riyad Seasons gibi uluslararası organizasyonlarda yer alarak ciddi katılım payları ve galibiyet primleri kazanmanın yolları zorlanabilir.

Suudi Arabistan Genel Eğlence Heyeti Başkanı olan Turki Al-Sheikh, ülkesinin "Vision 2030" çerçevesinde sporu ve eğlenceyi küresel bir güç unsuru olarak kullanma stratejisinin merkezinde.

Türk futbolunun bölgedeki en yüksek izlenebilirliğe sahip kulüplerinden biri olan Galatasaray'a, Suudi devlet fonu (PIF) destekli dev markalar üzerinden stratejik sponsorluklar teklif edebilirler.

Galatasaray'ı Riyad'da düzenlenecek özel turnuvalara, hazırlık maçlarına dahil ederek milyon dolarlık katılım ücretleri sunabilirler.

Suudi Pro Ligi kulüpleri ile Galatasaray arasında oyuncu kiralama veya transfer süreçlerinde öncelik ve finansal kolaylıklar sağlanabilir.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinden genç yeteneklerin Galatasaray altyapısında yetişmesi için ortak akademi projeleri ve fon aktarımı teklif edilebilir.

"Galatasaray Araplara satılıyor" söylentileri yıllardır Türk futbol kamuoyunu meşgul eden bir iddiadır. Ancak bu görüşmeyi doğrudan bir "satış" olarak okumak hukuki ve hukuki olmayan nedenlerle gerçekçi değil.

Newcastle United veya PSG örneklerinde olduğu gibi, devlet destekli Arap fonlarının kulüplere ilk girişi genelde sponsorluklar, hazırlık turnuvaları ve dostluk ilişkileriyle başlar. Dedikodu üreten çevreler bu ziyareti bir "zemin arayışı" veya "kamuoyu nabzı ölçme" adımı olarak yorumlar. Bu yüzden Dursun Özbek'in kulübü satmak için zemin hazırladığı iddiaları altı boş olsa da dolanıyor.

Pazartesi işimiz zor! İtalya da yenildi

A Milli Takım'ın UEFA Uluslar Ligi'ndeki mücadelesi kötü başladı

26.09.2026 00:53:00 / Güncelleme: 26.09.2026 00:58:24
Haber Merkezi
 
Pazartesi işimiz zor! İtalya da yenildi
Pazartesi işimiz zor! İtalya da yenildi
A Milli Takım'ın UEFA Uluslar Ligi'ndeki mücadelesi kötü başladı. Türkiye, ilk maçında Fransa'ya 1-0 mağlup olurken, grubun diğer karşılaşmasında İtalya da sahasında Belçika'ya 2-0 yenildi.

Bu sonuçla birlikte Türkiye ve İtalya ilk maçlarını puansız tamamladı. Fransa ile Belçika ise 3'er puan aldı.

Türkiye, 28 Eylül Pazartesi günü İtalya'yı konuk edecek. İki takım açısından da karşılaşma kritik hale gelirken, kaybeden tarafın gruptaki işi daha da zorlaşacak. UEFA'nın resmi fikstüründe de Türkiye-İtalya karşılaşması 28 Eylül olarak yer alıyor.

GRUPTA SON DURUM

Belçika – 3 puan
Fransa – 3 puan
Türkiye – 0 puan
İtalya – 0 puan

Türkiye'nin Fransa karşısındaki 1-0'lık yenilgisinin ardından şimdi gözler İtalya maçına çevrildi. İtalya da Belçika'ya 2-0 kaybederek Türkiye karşısına puansız çıkacak.

Pazartesi günü oynanacak mücadele, iki takım için de "ya tamam ya devam" niteliğinde erken bir kritik sınav olacak.

Milliler yine sonuç alamadı

A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar Ligi A Ligi'ndeki tarihindeki ilk maçında Fransa'ya 1-0 mağlup oldu

26.09.2026 00:24:00
Haber Merkezi
 
Milliler yine sonuç alamadı
Milliler yine sonuç alamadı
Uluslar Ligi A Ligi'ne Fransa yenilgisiyle başlayan A Milli Takım, Kocaeli'deki mücadelede iyi direnmesine rağmen Mbappe'nin golüne engel olamadı. 87. dakikada Uğurcan Çakır'ın kırmızı kart görmesi gecenin bir başka kritik anı oldu. Montella'nın tercihleri ise maç sonrası tartışma konusu oldu.

A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar Ligi A Ligi'ndeki tarihindeki ilk maçında Fransa'ya 1-0 mağlup oldu. Kocaeli Stadyumu'ndaki karşılaşmanın tek golünü 54. dakikada Kylian Mbappe kaydetti.

İLK YARIDA DENGE VARDI

Karşılaşmanın ilk bölümünde Fransa topa daha fazla sahip olmaya çalışırken Türkiye savunmada disiplinli kaldı. Milliler, Arda Güler üzerinden hücum üretmeye çalıştı. Arda'nın bireysel çabaları Fransız savunmasını zaman zaman zorladı.

İlk yarıda iki takım da aradığı golü bulamayınca soyunma odasına 0-0 eşitlikle gidildi. Maç öncesinde Montella'nın en önemli sorunlarından biri orta sahadaki eksiklerdi. Hakan Çalhanoğlu kadroda yer almazken Orkun Kökçü de sakatlığı nedeniyle oynayamadı.

İSMAİL'LE GOLE ÇOK YAKLAŞTIK

İkinci yarının hemen başında Türkiye önemli bir fırsat yakaladı. 50. dakikada Arda Güler'in kullandığı kornerde İsmail Yüksek'in kafa vuruşu gol tehlikesi yarattı.

Ancak bu pozisyonun ardından Fransa oyunda ağırlığını artırdı.

MBAPPE SAHNEYE ÇIKTI: 0-1

54. dakikada Fransa'nın yıldızı Kylian Mbappe sahneye çıktı. Fransızların geliştirdiği atakta Mbappe topu ağlarla buluşturarak takımını 1-0 öne geçirdi.

Golün ardından Türkiye beraberlik için daha fazla risk almaya başladı. Fransa ise savunmasını geriye çekerek skoru korumaya yöneldi.

87'DE UĞURCAN KIRMIZI KART GÖRDÜ

Maçın son bölümünde Türkiye'nin işi daha da zorlaştı. 87. dakikada Uğurcan Çakır, VAR incelemesinin ardından direkt kırmızı kart gördü. Böylece milliler karşılaşmanın kalan bölümünü 10 kişi tamamladı.

Fransa'nın 1-0'lık üstünlüğü maçın son düdüğüne kadar değişmedi.

MAÇIN ARDINDAN MONTELLA TARTIŞMASI

Mağlubiyetin ardından tartışmanın merkezine yalnızca futbolcular değil, Vincenzo Montella'nın oyun planı ve tercihleri de oturdu.

Özellikle Türkiye'nin geriye düştükten sonra hücumdaki üretkenliğinin yeterli olmaması ve beraberlik için gerekli hamlelerin etkisinin sınırlı kalması eleştirildi.

Montella'nın maç öncesindeki planında Orkun Kökçü'nün yokluğunda Salih Özcan ve İsmail Yüksek'i merkezde kullanıp Arda Güler'i onların önünde konumlandırması gündeme gelmişti.

Şimdi soru şu: Montella, Fransa karşısında ortaya çıkan hücum sorunlarına çözüm bulabilecek mi? Millilerin önünde ise 28 Eylül'de İtalya maçı bulunuyor.

Milli boksör Emrah Yaşar, Avrupa şampiyonu

Fenerbahçeli milli boksör Emrah Yaşar, Bulgaristan'da düzenlenen 2026 Avrupa Boks Şampiyonası'nda erkekler 90 kilo finalinde İspanyol rakibi Enmanuel Reyes Pla'yı mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu

25.09.2026 22:51:00
İhlas Haber Ajansı
 
Milli boksör Emrah Yaşar, Avrupa şampiyonu
Milli boksör Emrah Yaşar, Avrupa şampiyonu
Fenerbahçeli milli boksör Emrah Yaşar, Bulgaristan'da düzenlenen 2026 Avrupa Boks Şampiyonası'nda erkekler 90 kilo finalinde İspanyol rakibi Enmanuel Reyes Pla'yı mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu.

Bulgaristan'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen Avrupa Boks Şampiyonası'nda Türkiye'yi temsil eden Fenerbahçeli milli boksör Emrah Yaşar, 90 kilo final müsabakasında İspanyol Enmanuel Reyes Pla ile karşı karşıya geldi. Ringde sergilediği üstün performansla rakibine şans tanımayan milli sporcu, maçı kazanarak Avrupa şampiyonu unvanını elde etti ve ay-yıldızlı bayrağı zirveye taşıdı.

Daha önce Kick Boks branşında da Avrupa şampiyonluğu bulunan genç boksörün kariyerinde ayrıca U22 ve U23 yaş kategorilerinde kazanılmış Avrupa şampiyonlukları da yer alıyor. Emrah Yaşar, aldığı bu zaferle başarılarına bir yenisini daha eklemiş oldu.

Muhammed Salah’a 6 ay İcardi’ye 3 yıl men

Futbol dünyasının iki yıldız ismi Mauro Icardi ve Muhammed Salah, trafik ihlalleri nedeniyle uygulanan yaptırımlarla gündemde

22.09.2026 22:21:00
Haber Merkezi
 
Muhammed Salah’a 6 ay İcardi’ye 3 yıl men
Muhammed Salah’a 6 ay İcardi’ye 3 yıl men
Futbol dünyasının iki yıldız ismi Mauro Icardi ve Muhammed Salah, trafik ihlalleri nedeniyle uygulanan yaptırımlarla gündemde. Arjantin'de Icardi'nin ehliyetine el konulurken, İngiltere'de Trabzonspor'un yeni yıldızı Salah'a 6 ay araç kullanma yasağı ve para cezası verildi.

Icardi'ye 2029'a kadar trafikten men

Arjantin'de Mauro Icardi hakkında dikkat çeken bir trafik yaptırımı uygulandı.

Buenos Aires Eyalet Ulaştırma Bakanlığı, Icardi'nin araç kullanırken görüntülendiği bir videoyu yayımladı. Bakanlık açıklamasında, futbolcunun süresi dolmuş ehliyetle araç kullandığı, araçta bulunan China Suarez'in emniyet kemerini çıkardığı ve Icardi'nin seyir halindeyken pencereden dışarı sarktığı belirtildi.

Açıklamaya göre Icardi'nin ehliyetine tedbir amacıyla el konuldu. Futbolcunun yeniden ehliyet alabilmesi için araç kullanmaya uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekiyor.

Arjantin basınında yer alan haberlere göre ise Icardi hakkında uygulanan trafikten men kararının 2029 yılına kadar geçerli olduğu öne sürüldü.

Salah'a 6 ay direksiyon yasağı

Sezon başında Süper Lig devi Trabzonspor'a transfer olan Mohamed Salah ise İngiltere'de hız sınırını aşması nedeniyle mahkeme tarafından cezalandırıldı.

Salah'a 6 ay araç kullanma yasağı verilirken, ayrıca 660 sterlin para cezası uygulandı.

Mahkeme kararında Salah'ın ayrıca 120 sterlin mahkeme masrafı ve 264 sterlin mağdur ek ücreti ödemesine hükmedildi.

Salah'ın daha önce de trafik ihlali nedeniyle ceza aldığı ortaya çıktı. Mısırlı yıldız, 2022 yılında Stockport'ta hız sınırını aşması nedeniyle 200 sterlin para cezasına çarptırılmış ve ehliyetine 3 ceza puanı işlenmişti.

İki yıldız, iki farklı yaptırım

Icardi hakkında açıklanan yaptırım, ehliyetin tedbiren alınması ve yeniden ehliyet için sürüş uygunluğunun değerlendirilmesini içerirken, Salah hakkında mahkeme tarafından 6 aylık araç kullanma yasağı uygulanması dikkat çekti.

Bir tarafta 2029'a kadar uzandığı bildirilen men kararı, diğer tarafta 6 aylık direksiyon yasağı...

11 günde 4 milli maç

Ay-Yıldızlılar tarihinde ilk kez UEFA Uluslar Ligi A Ligi'nde mücadele edecek. Türkiye'nin ilk sınavı 25 Eylül'de Fransa karşısında. Grupta Fransa, İtalya ve Belçika bulunuyor

21.09.2026 22:20:00
Haber Merkezi
 
11 günde 4 milli maç
11 günde 4 milli maç
Ay-Yıldızlılar tarihinde ilk kez UEFA Uluslar Ligi A Ligi'nde mücadele edecek. Türkiye'nin ilk sınavı 25 Eylül'de Fransa karşısında. Grupta Fransa, İtalya ve Belçika bulunuyor.

A Milli Futbol Takımı için yeni milli mesai başlıyor. Türkiye, 2026-27 UEFA Uluslar Ligi A Ligi 1. Grup'taki ilk maçında Fransa'yı ağırlayacak. Karşılaşma 25 Eylül Cuma günü saat 21.45'te Kocaeli Stadyumu'nda oynanacak.

TÜRKİYE İLK KEZ A LİGİ'NDE

Ay-Yıldızlı ekip, UEFA Uluslar Ligi tarihinde ilk kez A Ligi'nde mücadele edecek. Türkiye'nin grubunda Avrupa futbolunun önemli ekiplerinden Fransa, İtalya ve Belçika yer alıyor.

Türkiye'nin bulunduğu A Ligi 1. Grup'ta şu anda tüm takımlar 0 puanda. Dolayısıyla Fransa karşılaşması, grubun ilk puan mücadelesi olacak.

İLK İKİ MAÇ TÜRKİYE'DE

Milli Takım, gruptaki ilk iki karşılaşmasını kendi sahasında oynayacak:

25 Eylül Cuma

Türkiye – Fransa
21.45 | Kocaeli Stadyumu

28 Eylül Pazartesi

Türkiye – İtalya
21.45 | Bursa Yüzüncü Yıl Atatürk Stadyumu

Ardından milliler peş peşe iki deplasmana çıkacak. 2 Ekim'de Belçika, 5 Ekim'de ise İtalya ile deplasmanda karşılaşacak.

SON İKİ MAÇ KASIMDA

Türkiye'nin grup aşamasındaki son iki maçı ise kasım ayında oynanacak. Ay-Yıldızlılar 12 Kasım'da Belçika'yı İzmir'de, 15 Kasım'da ise Fransa'yı deplasmanda karşılayacak.

Formula 1 Azerbaycan Grand Prix’si ilk kez cumartesi günü koşulacak

Formula 1 yönetimi, Azerbaycan Hükümeti'nden gelen resmi talep üzerine Bakü Şehir Pisti'ndeki yarış takvimini bir gün öne çekti. 27 Eylül Anım Günü nedeniyle alınan bu karar doğrultusunda, hafta sonu rutinini bozan yarışın ışıkları bu kez pazar değil, cumartesi günü sönecek

21.09.2026 17:30:00
Eyüp Kabil
 
Formula 1 Azerbaycan Grand Prix’si ilk kez cumartesi günü koşulacak
Formula 1 Azerbaycan Grand Prix’si ilk kez cumartesi günü koşulacak
Formula 1 dünyası, sezonun 15. ayağı olan Azerbaycan Grand Prix'si öncesinde sıra dışı bir takvim güncellemesine sahne oluyor. Normal şartlarda pazar günleri gerçekleştirilen ana yarış, bu yıla özel olarak 26 Eylül Cumartesi gününe alındı.

Kararın arkasında, Azerbaycan'ın 2020 yılındaki İkinci Dağlık Karabağ Savaşı'nda hayatını kaybeden askeri personeli anmak adına ilan ettiği 27 Eylül Anım Günü bulunuyor. Ulusal yas ve anma etkinlikleriyle çakışmaması adına F1 yönetimi ve yerel organizatörler, tüm seansları 24 saat öne kaydırma konusunda mutabık kaldı.

Hafta sonu programı tamamen değişti

Takvimin öne çekilmesiyle birlikte takımların ve medyanın alışık olduğu akış da tamamen değişti. Bakü'nün dar sokaklarında ve 2 kilometrelik devasa düzlüğünde mücadele edecek olan pilotlar, perşembe günü antrenman seansları için piste çıkacak. Kritik sıralama turları ise 25 Eylül Cuma günü gerçekleştirilecek.

Bu esneklik, Formula 1 tarihinde son yıllarda Ramazan ayı veya lojistik nedenlerle Bahreyn, Suudi Arabistan ve Las Vegas'ta uygulanan cumartesi yarışları trendinin en yeni halkasını oluşturuyor. Dar ve virajlı eski şehir bölgesiyle yüksek hız gerektiren düzlükleri bir arada barındıran Bakü Şehir Pisti, özellikle yeni nesil hibrit motorların enerji yönetimi açısından bu yıl takımları her zamankinden daha fazla zorlayacak.

Şampiyonluk yarışında akıl oyunları

Pist üstündeki teknik zorlukların yanı sıra, gözler şampiyona lideri üzerinde olacak. Mercedes'in 20 yaşındaki genç yeteneği Kimi Antonelli, en yakın takipçisi ve takım arkadaşı George Russell'ın 81 puan önünde liderliğini sürdürüyor. Antonelli, Bakü'de kazanması halinde Formula 1 tarihinin en genç dünya şampiyonu olma yolunda dev bir adım daha atmış olacak.

Ancak eski dünya şampiyonu Nico Rosberg'in de belirttiği gibi, genç pilotun bu süreçteki en büyük rakibi kendi üzerindeki psikolojik baskı ve McLaren ile Ferrari'nin getirdiği yeni güncelleme paketleri olacak. Özellikle son yarışlarda şanssız sanal güvenlik aracı kararlarıyla galibiyeti kaçıran McLaren pilotu Lando Norris, Bakü'ye getirilen yeni taban ve kanat güncellemeleriyle Antonelli'nin en ciddi tehdidi konumunda.

Mourınho’nun mazeretleri bitmiyor

Madrid derbisinde yenilgi geldi, Portekizli teknik adam yine hakemi işaret etti

21.09.2026 13:25:00 / Güncelleme: 21.09.2026 13:28:13
Haber Merkezi
 
Mourınho’nun mazeretleri bitmiyor
Mourınho’nun mazeretleri bitmiyor
Real Madrid, LaLiga'nın 7. haftasında deplasmanda Atletico Madrid'e 2-1 mağlup olurken, teknik direktör Jose Mourinho karşılaşmanın ardından yine hakem kararlarını gündeme taşıdı.

Atletico Madrid'in gollerini 53. dakikada Grimaldo, 59. dakikada David kaydederken, Real Madrid'in tek golü 89. dakikada Rüdiger'den geldi. Real Madrid'de Dean Huijsen'in 52. dakikada kırmızı kart görmesi ise karşılaşmanın kırılma noktalarından biri oldu.

YENİLGİNİN FATURASI HAKEME

Maçın ardından basın toplantısına tartışmalı pozisyonların fotoğraflarıyla gelen Mourinho, hakem Ortiz Arias'a sert tepki gösterdi.

Portekizli teknik adam, "İki tane açık kırmızı kart var" diyerek hakem kararlarının maçın sonucunu etkilediğini savundu.

Mourinho, takımının uzun süre eksik oynamasının zorluğuna dikkat çekerek oyuncularını ise gösterdikleri mücadele nedeniyle övdü.

Ancak Mourinho'nun açıklamalarında dikkat çeken yine aynı noktaydı:

Yenilgi geldi, suçlu yine hakem oldu.

HER MAÇIN ARDINDAN AYNI SENARYO

Mourinho kariyeri boyunca tartışmalı hakem kararları, federasyonlar ve futbol otoriteleriyle yaşadığı polemiklerle sık sık gündeme geldi. Madrid derbisinin ardından yaptığı açıklamalar da bu tartışmaların yeni bir halkası oldu.

Real Madrid'in sahadaki 2-1'lik yenilgisi bir yana, Mourinho'nun basın toplantısında maçın taktik ve futbol boyutundan çok hakem kararlarını öne çıkarması dikkat çekti.

Mourinho için sonuç değişti ama senaryo değişmedi: Yenilgi, ardından hakem.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.