logo
28 EYLÜL 2026

Greenwood+Rafael Leao'lu Fenerbahçe ne vaat ediyor?

Fenerbahçe’nin sağ kanata Mason Greenwood hamlesini ardından sol kanat için Rafael Leão’nun öne çıkması, sadece Süper Lig’de değil Avrupa’da da ses getirecek bir hücum hattının kapısını araladı. Sol kanatta Leão’nun durdurulamaz atletizmi ve yarattığı kaos, sağ kanatta Greenwood’un çift ayak hakimiyeti ve soğukkanlı bitiriciliğiyle birleştiğinde rakipler için savunması imkansız bir denkleme dönüşüyor.
 

29.07.2026 11:41:00
Haber Merkezi
 
Greenwood+Rafael Leao'lu Fenerbahçe ne vaat ediyor?
Greenwood+Rafael Leao'lu Fenerbahçe ne vaat ediyor?
Fenerbahçe'nin sağ kanata Mason Greenwood hamlesini tamamlamasının ardından sol kanat için Rafael Leão adının öne çıkması, kağıt üzerinde sadece Süper Lig'in değil, Avrupa'nın da en patlayıcı kanat hattı ihtimalini doğurdu. Bu iki profilin aynı anda sahada olması, rakiplerin savunma kurgularını tamamen çaresiz bırakacak bir saha içi dinamiği vaat ediyor.






YARIM SANİYEDE ŞUT AÇISI BULACAK

Leão ve Greenwood ikilisi, savunmaların tek bir kanada yoğunlaşıp kayma yapma lüksünü tamamen ortadan kaldırıyor. Sol tarafta Leão'nun topla ilk adımdaki durdurulamaz ivmelenmesi ve çizgiye inme gücü, sağ tarafta Greenwood'un teknik yön değişimleri ve dar alandaki bitiriciliğiyle birleşiyor. Biri atletizmiyle rakip defansın dengesini bozarken, diğeri ceza sahası çevresinde yarım saniyede şut açısı bularak skoru değiştirme kapasitesine sahip.






SAVUNMAYA KAPANMAK TARİH OLACAK

Bu hattın rakiplere salacağı en büyük korku ise Süper Lig'de derinde bekleyen blokları dahi bireysel yetenekle saniyeler içinde çözebilme yeteneği. Geniş alanda geçiş hücumlarını ölümcül bir silaha dönüştüren bu yapı, iki oyuncunun da bire birde izole kaldığı her an rakip bekler üzerinde devasa bir baskı oluşturuyor. Greenwood'un çift ayak hakimiyeti ise stoperlerin pozisyon almasını neredeyse imkansız kılıyor.






6 VE 8 NUMARALARA ÇOK İŞ DÜŞECEK

Madalyonun diğer yüzünde ise teknik heyeti bekleyen ciddi bir denge testi duruyor. Topsuz oyunda ve geri dönüşlerde isteksiz olan bu iki isim, takımın pres disiplinini zaafa uğratabilir. Bu durum, arkalarında oynayacak 6 ve 8 numaralara muazzam bir fiziki yük bindirecektir. Ayrıca iki dominant figürün top paylaşımı ve soyunma odasındaki mali hiyerarşinin yönetilmesi kritik bir unsur olarak öne çıkıyor.






ORTA SAHA ÇOK SAĞLAM OLMAK ZORUNDA

Leão'nun sol kanatta yaratacağı kaosu, Greenwood'un sağ kanattaki soğukkanlı skor üretimiyle tamamlamak Fenerbahçe'yi durdurulması imkansız bir hücum takımına dönüştürebilir. Ancak bu rüya kurgunun işleyebilmesi, arkalarında alan kapatacak ve dönen topları toplayacak çok sağlam bir orta saha omurgasının kurulmasına bağlı.

Klopp'un Sane'yi çağırmaması Galatasaray'a yaradı

Almanya Milli Takımı'nın başına geçen Jürgen Klopp, Galatasaray'dan Leroy Sane'yi aday kadroya davet etmemişti

28.09.2026 17:38:00
Haber Merkezi
 
Klopp'un Sane'yi çağırmaması Galatasaray'a yaradı
Klopp'un Sane'yi çağırmaması Galatasaray'a yaradı
Almanya Milli Takımı'nın başına geçen Jürgen Klopp, Galatasaray'dan Leroy Sane'yi aday kadroya davet etmemişti. Panzerler, Uluslar Ligi'ndeki 2 maçtan 1 puan çıkarabildi!






15 Ağustos 2026 tarihinde Jürgen Klopp, Almanya Milli Takımı'nın başına getirildi. Tecrübeli çalıştırıcıyla 31 Temmuz 2030'a kadar mukavele imzalandı. Sonra da Uluslar Ligi macerası başladı. Ve şu ana kadar işler hiç de iyi gitmiyor:

Hollanda 1-1 Almanya
Almanya 0-1 Yunanistan







RİTMİNİ BULAMADI

Klopp, Galatasaray'dan Leroy Sane'yi aday kadroya davet etmemişti. Bunun sebebi olarak da oyuncunun henüz ritmini bulamamasını gösterdi. Tecrübeli futbolcu, karardan dolayı üzgündü. Ancak Almanya'nın 2 maçta 1 puan toplamasının ardından Sane'nin şanslı olduğunu söylemek mümkün!







GÜNAH KEÇİSİ OLACAKTI

Leroy Sane'nin performansı senelerdir tartışma konusu... Eğer Hollanda ve Yunanistan karşılaşmalarında oynasaydı ve takım da aynı sonuçları alsaydı şu anda günah keçisi ilan edilecekti. Çünkü Alman basını, 30 yaşındaki kanat oyuncusunu her fırsatta eleştiriyor. Panzerlerin gruptaki diğer maçları ise şöyle:

Almanya-Sırbistan: 1 Ekim
Yunanistan-Almanya: 4 Ekim

Aziz Yıldırım'ın Cherif sözleri İngiltere'yi salladı

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Olağan Mali ve İdari Genel Kurul Toplantısı'nda Sidiki Cherif'in Coventry City'ye nasıl satıldığını anlatmıştı

28.09.2026 17:23:00
Haber Merkezi
 
Aziz Yıldırım'ın Cherif sözleri İngiltere'yi salladı
Aziz Yıldırım'ın Cherif sözleri İngiltere'yi salladı
Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Olağan Mali ve İdari Genel Kurul Toplantısı'nda Sidiki Cherif'in Coventry City'ye nasıl satıldığını anlatmıştı. Ve bu sözler, İngiliz taraftarların hiç hoşuna gitmedi...






Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, "Sidiki Cherif'i sattık, evet sattık! Hasan Çetinkaya'ya, Cihan Kamer'e, Oğuz Çetin'e teşekkür ediyorum. Oyuncuyu, 'bu futbolcu' deyip gelip almadılar. Hasan'ın tanıdığı insan vasıtasıyla 25 milyon euroya sattık! Gittiği yerde de daha oynayamıyor! Yani olay 'Çok büyük oyuncuydu ondan sattınız' değil!" ifadelerini kullanmıştı.






BU BİR UTANÇ!

Coventry City taraftarları ise sosyal medyada çılgına döndü. "Yani onu sadece birileri birilerini tanıyor diye mi aldık? Bu bir utanç. Coventry Yönetimi açısından rezalet. Bu takımın transfer komitesi yok mu? Sadece bağlantılar sayesinde oyuncu alınıyorsa, scout veya başka bir şeye ihtiyacımız yok" şeklinde yorumlar yapıldı.







KÜME DÜŞME HATTINDA

Sidiki Cherif'in şu ana kadar Premier Lig'deki süreleri şöyle:

Arsenal: Kadroda yok
Hull City: Kadroda yok
Manchester City: Kadroda yok
Brighton: 30 dakika
Nottingham Forest: Kadroda ama oynamadı







Premier Lig'de 5 hafta geride kaldı. Coventry City 3 puanla küme düşme hattının içinde bulunuyor.

Okan Buruk'tan Kasımpaşa maçında büyük revizyon

Galatasaray milli ara sonrasında ligde Kasımpaşa'yı ağırlayacak. Sonrasında ise Barcelona konuk edilecek! Teknik Direktör Okan Buruk, ülkelerinin kamplarına katılan bazı oyuncularla ilgili zor kararlar verebilir

28.09.2026 16:32:00
Haber Merkezi
 
Okan Buruk'tan Kasımpaşa maçında büyük revizyon
Okan Buruk'tan Kasımpaşa maçında büyük revizyon
Birçok kulüp gibi Galatasaray'da çok sayıda futbolcusunu milli takımlara gönderdi. Sarı-Kırmızılılar milli ara sonrasında Kasımpaşa'yı RAMS Park'ta konuk edecek (9 Ekim). Ardından Şampiyonlar Ligi'nde kritik Barcelona sınavı var (13 Ekim). Teknik Direktör Okan Buruk, milli takımlara giden futbolcuların durumlarını yakından takip ediyor.






DURUM DEĞERLENDİRMESİ
 
Sarı-Kırmızılı takımdaki bazı futbolcu kıta değiştirdi. Diğerlerinin de İstanbul'a ne kadar dinç döneceklerini zaman gösterecek. Okan Buruk'un bütün milli oyuncularla ilgili bir durum değerlendirmesi yapacağı öğrenildi. Yorgun görülen bazı isimlerin Kasımpaşa'ya karşı oynatılmayabileceği konuşuluyor.







BARCELONA'YA SAKLANABİLİRLER
 
Cim-Bom'da Barcelona karşılaşmasına ekstra önem veriliyor. O maç, dünya genelinde de geniş bir izleyici kitlesine sahip olacak. Okan Buruk, Kasımpaşa sınavında sakatlık problemleriyle karşılaşmak istemiyor. Bu yüzden Galatasaray'ın Kasımpaşa 11'in büyük sürprizler yaşanabilir.







İsmail Kartal'ın bu takımı mı güçlü, 99 puan 99 gollük takımı mı?

27.09.2026 19:32:00 / Güncelleme: 27.09.2026 19:47:50
Haber Merkezi
 
İsmail Kartal'ın bu takımı mı güçlü, 99 puan 99 gollük takımı mı?
İsmail Kartal'ın bu takımı mı güçlü, 99 puan 99 gollük takımı mı?
Fenerbahçe'nin 6 maçlık istatistik tablosu "iyi bir top çevirme ve kontrol oyunu" oynadığını söylese de futbol "kriz çözme, fiziksel temasları kazanma ve ceza sahası hâkimiyeti" oyunu. Hava topu hâkimiyetinin kaybolması, kaleye gelen tehlikelerin artması ve geniş kadroya rağmen belirli mevkilerdeki yetersizlikler, istatistiksel tablonun altındaki çatlakları ve camiadaki huzursuzluğu açıklıyor.

İsmail Kartal'ın bu sezonki Fenerbahçe'si, 2023-24 sezonunda 99 gol atıp 99 puan alan Fenerbahçe'sine oranla pas kalitesini ve rakip yarı sahadaki top kontrolünü artırdı; daha az top kaybı yapıyor. Hücum üretkenliği de o sezonda olduğu gibi üst seviyede seyretmeye devam ediyor.






Peki, buna rağmen daha 6. hafta dolmadan İsmail Kartal'ın istifa etmesinin ve devre arasında bek, 8 numara, sol kanat oyuncusu ve santrfor transferlerinin konuşulmaya başlanması neden?

Yani hemen hemen takımın yüzde 40'ının değişmesi gerektiğinin Başkan Aziz Yıldırım tarafından bile kabul edildiğinin iddia edildiği dillendirilir oldu.

Taktiksel olarak istatistikler, zayıf rakiplere karşı domine edilen maçlarda çok yüksek. Ancak şampiyonluğu getiren; derbiler veya doğrudan rakiplerle oynanan kritik maçlardır. O maçlarda yaşanan aksamalar, taraftarın hafızasında istatistiklerden çok daha derin iz bırakır.






Kurtarış sayısındaki artış: Livakovic 1.9 kurtarıyordu, Ederson 2.8 kurtarıyor. Kalecinin maç başına yaptığı kurtarış sayısının artması, takımın kalesinde daha fazla ve daha net tehlikeler gördüğünün kanıtı.

Topu geri kazanmanın 58.4'ten 45.8'e düşmesi, takımın ön alandaki baskı şiddetinin azaldığını gösteriyor.
Hava topu kazanma oranının %55.6'dan %41.7'ye gerilemesi, duran toplarda ve rakibin uzun toplarla çıkışlarında takımı çok savunmasız bırakıyor.

Fenerbahçe'de Kerem Aktürkoğlu belirsizliği

Fenerbahçe'de Kerem Aktürkoğlu yetenekli ve lig standartlarında fark yaratabilecek bir millî değer olsa da mevcut milyonlarca Euro net maaş yükü ve şu anki saha içi çıktısı teraziye konulduğunda, maddi karşılığını henüz veremediği net bir şekilde görülüyor

27.09.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
Fenerbahçe'de Kerem Aktürkoğlu belirsizliği
Fenerbahçe'de Kerem Aktürkoğlu belirsizliği
Oyuncunun bu maaşın altındaki baskıyı kırabilmesi için düzenli ilk 11 oynayıp skoru sırtladığı bir döneme girmesi şart.

Fenerbahçe, geçen sezon başında Benfica kendilerini Şampiyonlar Ligi'nden eledikten sonra parayı bastırıp Kerem Aktürkoğlu'nu aldı... Millî futbolcunun sarı-lacivertli formayı giymesinde dönemin yöneticisi, daha sonra başkan adayı da olan Hakan Safi'nin büyük payı oldu.






Safi, Kerem'in sarı-lacivertli formayı giydiği sürece maaşının tamamını ödemeyi taahhüt etti. Geçen sezonun tamamını da ödedi. Ancak eylül başında Aziz Yıldırım'dan hesap sormak için (locası iptal edildiği için) geldiği kulüpten beklediğini alamadan ayrılan Safi, iddialara göre ödemeyi durdurdu.

Kulüpten gelen bilgilere göre Kerem'in maaşı artık Fenerbahçe yönetimi tarafından ödeniyor. Peki Kerem, yılda kazandığı milyonlarca Euro maaşı hak ediyor mu?






Geçen sezon 8 gol ve 7 asistle 15 gole etki eden Kerem, maç başına 12.5 top kaybı yaptı. Bu sezon bu oranı 7.2'ye düşürmüş görünse de bunda aldığı sürenin azalması etkili.

Geçen sezon 34.9 km/s maksimum hıza ulaşırken bu sezon 32.1 km/s seviyesinde kalmış. Sezon başı fiziki olarak hazır olmaması veya özgüven düşüklüğü göze çarpıyor.

Kerem, ceza sahası çevresinde topla buluştuğunda dikine giden, risk alan bir yapıda. Özgüveni düştüğünde ve skor üretemediğinde hücum akışını kesen top kayıpları taraftarın ve basının gözüne daha çok batıyor.

Fransa maçı sonrası Türkiye'nin yeri belli oldu

1-0 kaybettiğimiz Fransa maçı bize dünya futbolunun zirvesindeki takımlarla aramızdaki kalite, soğukkanlılık ve devamlılık farkının hâlâ belirgin şekilde devam ettiğini kanıtladı. Ancak Dünya Kupası'nda yaşadığımız hayal kırıklığının karamsarlığına kapılıp "alt seviye bir takımız" diyeceğimiz kadar da kötü değiliz

27.09.2026 18:16:00
Haber Merkezi
 
Fransa maçı sonrası Türkiye'nin yeri belli oldu
Fransa maçı sonrası Türkiye'nin yeri belli oldu
Dünya Kupası'ndaki fiyaskonun ardından "Acaba kendimizi çok mu abartıyoruz?" diyorduk… Çünkü Paraguay ve Avustralya maçlarından sonra "dalga geçilen" katılımcı konumuna düşmüştük.






Öyle ki bazı sözü geçen yabancı otoriteler Türkiye'yi favori bile gösteriyordu. Dün gece Fransa'ya Kocaeli'de yenildik. Peki oyun bize ne anlattı? Dünya Kupası'nın gizli favorisi olacak kadar iyi olmadığımızı mı, yoksa Uluslar Ligi A Grubu'nda olmayı hak etmediğimizi mi?






Fransa karşısındaki 1-0'lık mağlubiyet ve ortaya konan istatistikler, Türkiye'nin ne "abartıldığı kadar büyük bir felaket" ne de "Dünya Kupası'nın gizli favorisi" olduğunu gösteriyor. Maçın rakamları ve oyunun analizi bize çok net üç temel gerçek sunuyor:






Hayır, Fransa gibi dünya futbolunun zirvesindeki takımlarla aramızdaki kalite, soğukkanlılık ve devamlılık farkı hâlâ belirgin. Fransa'nın %64'lük topla oynama oranı ve 560 isabetli pasına karşılık Türkiye 272 isabetli pas yapabildi. Fransa oyunu istediği tempoda tuttu ve Türkiye'yi kendi yarı sahasına hapsetti. Fransa ikili mücadelelerde (%57) ve özellikle top sürme başarısında (%76'ya %40) belirgin bir üstünlük kurdu. Baskı altından çıkma yeteneği ve fiziksel baskınlık, "favori" seviyesindeki takımların belirleyici farkıdır.






A Grubu'nda olmayı hak ediyoruz. Paraguay ve Avustralya maçlarındaki hayal kırıklığının yarattığı karamsarlığa rağmen Fransa maçındaki veriler alt seviye bir takıma ait değil. Türkiye 1.21 xG üretirken Fransa 1.17 xG üretti. İki taraf da ikişer büyük şans yakaladı ve toplam şut sayıları eşitti (12-12). Ceza sahası içinden çekilen 10 şut ve rakip sahaya girme sayılarının başa baş olması (55'e 56), Millî Takım'ın Fransa seviyesindeki bir savunmaya karşı dahi pozisyon üretebildiğini gösteriyor.
 
Maçı belirleyen unsur oyun farkı değil, bitiricilik ve detaylar oldu. Fransa bulduğu fırsatı Mbappé ile değerlendirirken Türkiye ürettiği 1.21 xG'den gol çıkaramadı ve maçı 10 kişi tamamladı.
 
Bu karşılaşma bize iki uçtaki abartılı yorumların da yanlış olduğunu kanıtlıyor. Türkiye, Dünya Kupası'nı kazanacak ya da turnuvalara damga vuracak bir dünya devi değil. Ancak Paraguay ve Avustralya maçlarının ardından yaratılan algıdaki gibi A Grubu'na ait olmayan, küçümsenecek bir takım da değil.







Beşiktaş "Barcelona efsanesini" Türkiye'ye getirdi

Italiano; ön alanda pres, yüksek topa sahip olma oranı, rakip yarı alana yerleşme ve üretkenlik konularında Barcelona felsefesini Beşiktaş'a başarıyla kopyalamış durumda. Eksik kalan ve "çalamadığı" tek şey ise Barça'nın top kaybettiği andaki kusursuz savunma mekanizması ve stoperlerin arkaya sarkıtılan toplardaki pozisyon hatasını sıfıra indirme becerisi.
 

27.09.2026 16:25:00
Haber Merkezi
 
Beşiktaş "Barcelona efsanesini" Türkiye'ye getirdi
Beşiktaş "Barcelona efsanesini" Türkiye'ye getirdi
Beşiktaş Teknik Direktörü Vincenzo Italiano büyük bir dürüstlük gösterdi. "Barcelona'ya yıllardır hayranım." dedi. Hatta daha da ileri gitti: "Ara sıra bir şeyler çalmaya çalışıyorum ama onların zihniyetini kopyalamak ve yeniden üretmek zor." itirafında bulundu.






Italiano'nun bahsettiği "Barcelona zihniyeti ve felsefesi" ile Beşiktaş'ın bu sezon Süper Lig'de 6 maçlık seride ortaya koyduğu istatistik verileri incelendiğinde bazı hırsızlıklar net şekilde rakamlara yansıdı.






Barcelona felsefesinin temeli, maçı ve tempoyu topla kontrol etmektir (Cruyff & Guardiola öğretisi). %62,7'lik topla oynama oranı ve %87,7'lik pas isabeti, Italiano'nun Beşiktaş'a rakibi topla yıpratan, oyunu domine eden bir hükmetme kimliği kazandırdığını gösterdi.






Italiano'nun takımı kendi sahasında pas çevirip vakit geçirmek yerine oyunu rakip yarı sahaya yıkıyor. İsabetli pasların yarısından fazlasının (245 pas) rakip yarı alanda gerçekleşmesi ve orada bile %82,2 gibi yüksek bir başarı oranına ulaşılması, Barça'nın meşhur "iki üçüncü bölge yerleşimi" stratejisiyle birebir örtüştü.






Barcelona'nın topla oynama yüzdesinin gizli kahramanı, top kaybedildiği anda yapılan 5 saniyelik agresif prestir. Maç başına yapılan 52,5 top geri kazanımı ve 111,2 depar, Italiano'nun oyuncularına topu kaptırdıkları an hücum bölgesinde boğucu pres yaptırdığını doğruladı.






Barça modeli, ceza sahası çevresinde sürekli hareketlilik ve opsiyon yaratma üzerine kuruludur. Maç başına 17,8 şut ve 8,3 korner, takımın rakip ceza sahasına yerleşip sürekli bir baskı dalgası ürettiğinin kanıtı. 13 ceza sahası içi gol de bu baskının doğal bir sonucu.

Italiano'nun "Kopyalamak zor, tamamen yapamıyoruz." dediği noktalar da var.






Stoperleri orta sahaya kadar çıkararak oynamak, rakibe arkada geniş alanlar bırakır. 6 maçta yenilen 7 gol ve yenilen gole sebep olan 3 bireysel hata, savunma çizgisini çok önde kurmanın ödenen bedeli.
122,5 top kaybı, takımın sıkışık alanda sürekli dikine ve riskli paslar denediğini gösteri.

Fenerbahçe, Guendouzi için masadaki büyük zaferi nasıl kazandı?

Guendouzi, fiilî cezasının 1 maçını (Roma maçında) çekti. Kalan 2 maçlık cezası ise 1 yıl süreyle ertelendi. Bu sayede 14 Ekim 2026'daki Aston Villa karşılaşmasında ve sonraki maçlarda sahadaki yerini alabilecek. Önündeki 1 yıl boyunca UEFA maçlarında disiplinsizlik yapmazsa bu 2 maçlık cezayı hiç çekmeyecek. Peki Fenerbahçe, masadaki zaferi nasıl kazandı? İşte cevabı...

27.09.2026 15:29:00
Haber Merkezi
 
Fenerbahçe, Guendouzi için masadaki büyük zaferi nasıl kazandı?
Fenerbahçe, Guendouzi için masadaki büyük zaferi nasıl kazandı?
Lyon'un terbiyesiz taraftarlarının ailesine, çocuklarına varana kadar küfürler etmesi üzerine çıldıran Matteo Guendouzi, Fransa deplasmanında belki de haddini aşan hareketler yapmıştı. UEFA, Fransız oyuncuyu 2'si ertelenmeli 4 maçla cezalandırınca Fenerbahçe hemen harekete geçti. UEFA Disiplin Yönetmeliği'nin 11 ve 15. maddelerinin ihlal edilmediğini, eylemlerin yalnızca fiziksel bütünlüğü koruma amaçlı (orantılı tepki) gerçekleştiğini gösteren kamera kayıtlarını sundu.






Lyon'un kaleci antrenörü Ferreira'nın tüneldeki ilk fiziksel saldırısını ve rakibin Guendouzi'ye yönelik hakaretlerini iletti. "Haksız tahrik" maddesi uyarınca olası cezaların kaldırılmasını talep etti.






UEFA cezanın tamamını kaldırmadı; ancak ceza, 2'si bir yıllık denetim süresine tabi olmak üzere ertelenmiş toplam 3 maçlık men cezası olarak karara bağlandı. Fransız yıldız, 14 Ekim 2026 tarihinde oynanacak Aston Villa karşılaşmasında forma giyebilecek.






Karar tarihinden itibaren başlayacak 1 yıllık denetim süresi boyunca UEFA organizasyonlarında benzer bir disiplin ihlali yapmaması; sportmenliğe aykırı hareket, kural dışı sertlik veya hakem ile rakibi taciz etmekten kaçınması gerekiyor. 






Kırmızı kart görmese dahi maç içinde veya maç sonunda hakeme, rakip futbolculara, kulübede duran ekibe veya taraftara yönelik ciddi sportmenliğe aykırı hareket, fiziksel müdahale, kavga, hakaret ya da sözlü taciz veya provokasyon içinde olmaması gerek. 
 
Eğer bu 1 yıl içinde yeni bir ihlalde bulunmazsa ertelenmiş olan bu 2 maçlık ceza otomatik olarak tamamen silinecek.

Türkiye santrafor sorununu ne zaman çözecek?

Altyapıdaki skor baskısı ve metodsuzluk yüzünden Türkiye, İskandinavya'nın aksine elit santrfor yetiştirmekte sınıfta kalıyor

27.09.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
Türkiye santrafor sorununu ne zaman çözecek?
Türkiye santrafor sorununu ne zaman çözecek?
Fransa maçından sonra bir kez daha santrfor derdimiz ortaya çıktı. Türkiye'de yetenekli çocuk sıkıntısı yok... Bunun aksini iddia eden de yok. Ancak yeteneği işleme, doğru pozisyona evirme ve sabırla olgunlaştırma sistemimiz olduğunu iddia eden de yok. İsveç ve Norveç'in yaptığı gibi oyuncu fazlalığını değil, metodu ve sabrı organize ettiğimiz gün Türkiye'nin elinde de elit santrforlar olacak. Ancak bizde o sabır var mı?






"80 milyonluk ülkeden bir santrfor çıkmıyor" gibi sığ bir açıklama ile Türkiye'nin santrfor eksiği açıklanamaz... Çünkü o zaman birisi karşınıza çıkar; "Dünyanın en kalabalık ülkesi Hindistan'ın tarihinde bir tane Dünya Kupası yok" der. "Dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi Çin'in bir tane elle tutulur futbolcusu yok" der. Bu kısır döngü de uzar gider.






Burada bizim belki de sormamız gereken; Norveç ve İsveç gibi dünya futbolundaki yerleri orta ve alt seviyeler olan ülkelerin nasıl bu kadar üst seviye forvetler çıkardıkları, bizim onlardan en azından gelecek nesillerde forvet çıkarmak için ne yapmamız gerektiği olabilir.






Norveç spor yasalarına göre 13 yaşına kadar çocuk liglerinde puan durumu tutulmaz, sıralama yapılmaz ve çocuk elenmez. Haaland, 15 yaşına kadar 40 kişilik homojen bir arkadaş grubuyla elenme korkusu olmadan futbol oynadı. Geç fiziksel gelişim gösteren çocukların sırf daha minyon diye sistem dışına itilmesi engellendi.






Haaland çocukken akranlarına göre oldukça çelimsizdi. Antrenörleri ona "fizikle ezmeyi" değil; kör nokta koşularını, vücut açısını ve topsuz alan sezgisini öğretti. Boyu ve fiziği 16-17 yaşından sonra patladığında, zaten elit seviyede bir "pozisyon alma aklına" sahipti.

İskandinav futbol altyapılarında santrforlar küçük yaştan itibaren ceza sahası içi bitiricilik ve dikey koşu şablonlarıyla büyür. Forvet oyuncusundan sadece top saklaması değil, arkaya koşu atması ve geçiş hücumunu tamamlaması beklenir.






Oyuncular sadece takım antrenmanı yapmaz. 12-14 yaşından itibaren pozisyona özel (santrforlar için kafa vurma açısı, ilk temas, tek dokunuş bitiriciliği) bireysel antrenörlerle çalışırlar.

Türkiye'de U12, U14 seviyelerinde bile antrenörler maç kazanmak ve şampiyon olmak ister. Bu yüzden teknik kapasitesine bakılmaksızın sadece erken ergenliğe girmiş, hızlı ve güçlü çocukları santrfor yaparlar. Bu çocuklar altyapıda fiziğiyle fark yaratır ancak A takıma çıktığında fiziksel üstünlüğü kaybolunca sıradanlaşırlar.






Süper Lig takımları ani başarı baskısı nedeniyle hazır, 30 yaş üstü yabancı santrforlara yönelir. Altyapıdan çıkan 19-20 yaşındaki bir santrforun 3 maç üst üste gol atamama kredisi yoktur; ilk hatasında kulübeye çekilir veya alt liglere kiralanır.

Türkiye'nin yerini İtalya belirleyecek

Türkiye, Fransa yenilgisi sonrası geçiş oyununun belirleyici olacağı kritik İtalya sınavında boyunun ölçüsünü alacak

27.09.2026 15:00:00
Haber Merkezi
 
Türkiye'nin yerini İtalya belirleyecek
Türkiye'nin yerini İtalya belirleyecek
İtalya maçı, Fransa maçına kıyasla topun iki kale arasında daha çok gidip geleceği, her iki takımın da net pozisyonlar bulabileceği ve geçiş oyununu daha iyi oynayanın kazanacağı bir "ölçü" maçı olacak. Fransa karşısında "en üst seviyenin uzağında" olduğumuz kanıtlandı... Ancak Türkiye, İtalya maçında 3. sınıf değil ama belki de 2. sınıfın iyileri arasında olduğunu gösterebilir.

Fransa seviyesinde değiliz... Belki daha fazla gol beklentisi yarattık, belki zaman zaman dişe diş oynadık ama Fransızlar bizi Kocaeli'de sahamıza hapsetti. Eğri oturup doğru konuşup eksiklerimizi görmemiz gerek.






Belki de bizim için sınav aslında İtalya maçıdır... Çünkü sahasında Belçika'ya 2-0 yenilen, son Dünya Kupası'na bile katılmayan İtalya'yı ağırlayacağımız maç bize boyumuzun ölçüsünü gösterecek.

Peki bizi İtalya karşısında nasıl bir maç bekliyor?

Fransa karşısında alınan 1-0'lık mağlubiyet ve maçın istatistikleri, Türkiye'nin tepe seviye takımlarla arasındaki farkı net bir şekilde özetledi.






Şut sayısı (12-12) ve gol beklentisi (1.21 - 1.17 xG) kâğıt üzerinde kafa kafaya görünse de topa sahip olma oranındaki ciddi fark (%36 - %64), atılan isabetli paslar (272 - 560) ve çalımlardaki ezici üstünlük (%40 - %76) Fransızların oyunu ve tempoyu tamamen kontrol ettiğini ortaya koydu.






İtalya'nın sahasında Belçika'ya 2-0 yenildiği maçın istatistikleriyle birlikte değerlendirdiğimizde, önümüzdeki Türkiye-İtalya maçı için bizi farklı dinamikler bekliyor olacak.






İtalya, Belçika karşısında %56 topa sahip olup 21 şut atmasına ve 1.70 xG üretmesine rağmen bitiricilik sorunu yaşadı ve kalesinde 2.76 xG vererek 2-0 kaybetti. Belçika'ya karşı maçı domine etmeye çalışan ama geçiş hücumlarında ciddi açıklar veren bir İtalya vardı. Bu durum, Türkiye karşısında reaksiyon göstermek isteyecek ve maça ön alanda yoğun baskıyla başlayacak bir rakibe işaret ediyor.






Fransa maçı gösterdi ki pasla çıkmaya çalışırken yaptığımız top kayıpları bizi sahamıza hapsetti. İtalya da ön alanda basacaktır; ilk baskıyı kırabilirsek İtalya savunmasını az adamla yakalama fırsatımız yüksek.






logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.