Bazen farklı ortamlarda bulunur, farklı kişilerle sohbetler yaparız. Meslek gereği insanlarla daha fazla diyalog kurmak, dolayısıyla kamunun fikrinden, vicdanından haberdar olmak durumundayız.
Geçen makalemizde düşünebilen ve yazabilen kimselerin daha fazla çalışmak, daha fazla düşünmek ve yazmak zorunda olduğunu belirtmiştik.
Sıklıkla rastladığımız bir konuda sizlerle hasbıhal etmek ve farklı bir ufuk turu yapmak istedik…
Kendine dindarlık misyonu biçen çok kimseler, yaşadığı çağın meseleleriyle ilgilenmek zorluğunu tercih etmek yerine; kendinden önceki devirlerde yaşanan hadiselere tanıklık etmek, ya da sözde taraf olmak gibi kolaylığı tercih ederler.
Mesela, Peygambere ashap olmak gibi, Kerbela da şehit olanlarla beraber olmak gibi, Hz. İmam Ali ile birlikte olmak gibi, Hz. İmam Hüseyin efendimizle beraber olmak gibi arzuda bulunurlar. Bu konuda sizler de büyük büyük sözler söyleyenlere rastlarsınız; “Ah bizde o devirde yaşasaydık, ah bizde onlarla beraber olsaydık, ah bizde şehit olsaydık, yoluna kurban olsaydık” gibi büyük büyük iddialarda bulunduklarını görürsünüz.
Onların bu konuda samimi olup olmadıklarını anlamak çok da zor bir iş değildir. Birkaç test yapınca çoğunun bu sözlerinin kuru bir iddiadan ibaret olduğunu hemen anlarsınız.
Nasıl mı? Çok kolay!
Yüce Allah, kimseye kendi yaşamadığı bir devrin ya da olayın hesabını sormayacaktır. Kişiye ancak ve ancak yaşadığı devirde yaşanan olayları ve o olaylar karşısındaki tavrını soracaktır. Zaten bu devirde yaşananlar, aslında eskiden gerçekleşen olayların bir devamı hükmündedir.
Kişinin şu anki bulunduğu safa, takındığı tavrına, taşıdığı düşünce ve davranışına bakınca; Onun geçmişte kimin yanında yer alabileceğini hemen anlarsınız. Peygamberle birlikte olmayı murat ettiğinin iddiasında bulunduğu halde; bidat ve hurafelerle yaşıyor, haramlarla uğraşıyorsa… Onun kutlu yoluna yapılan hakaretlere, sünnetine, hadislerine karşı savaş açıldığı halde, hala kılı dahi kıpırdamıyorsa, bu fiilleri yapanlara buğz dahi edemiyorsa, inanın o kimse Peygamber döneminde de yaşasa, Onun yanında olanlardan olmayacaktı.
Bugün fikri ile zikri ile Ona ne kadar yakınsa, o zaman da Ona yakınlığı o derece olacaktı.
Kerbelada olmayı, Ehl-i Beyt ile birlikte olmayı murat ettiğini, biraz daha ileri gidip onlarla birlikte şehit olmayı murat ettiği iddiasında bulunanları görürsünüz çoğu zaman… Hz. Ali’yi, Ehl-i Beyt imamlarını sevdiğini, yollarına ölmek istediğini söyleyenlere rastlarsınız bazen…
Bakarsınız tavrına, fikrine; Hz. Âlinin ve diğer Ehl-i Beyt’in düşmanlarının bu devirdeki temsilcileriyle kol koladır, can canadır…
Beyler bayanlar, bu tavırlarınızla ancak kendi kendinizi kandırırsınız. Âlemleri yoktan var eden ve kalplerdekini en ince ayrıntısıyla bilen Yüce Allah’ı kandıramazsınız.
Her iddia mutlaka bir ispat ister…
Peygambere ümmet olmak bir iddiadır; Sünneti üzere yaşamazsınız…
Hz. Âliyi sevmek, Ehl-i Beyt’i sevmek bir iddiadır; Ehl-i Beyt’e ve Onların davasına sahip çıkmazsanız, o konuda fedakârlıklara katlanmazsanız…
Geçen makalemizde düşünebilen ve yazabilen kimselerin daha fazla çalışmak, daha fazla düşünmek ve yazmak zorunda olduğunu belirtmiştik.
Sıklıkla rastladığımız bir konuda sizlerle hasbıhal etmek ve farklı bir ufuk turu yapmak istedik…
Kendine dindarlık misyonu biçen çok kimseler, yaşadığı çağın meseleleriyle ilgilenmek zorluğunu tercih etmek yerine; kendinden önceki devirlerde yaşanan hadiselere tanıklık etmek, ya da sözde taraf olmak gibi kolaylığı tercih ederler.
Mesela, Peygambere ashap olmak gibi, Kerbela da şehit olanlarla beraber olmak gibi, Hz. İmam Ali ile birlikte olmak gibi, Hz. İmam Hüseyin efendimizle beraber olmak gibi arzuda bulunurlar. Bu konuda sizler de büyük büyük sözler söyleyenlere rastlarsınız; “Ah bizde o devirde yaşasaydık, ah bizde onlarla beraber olsaydık, ah bizde şehit olsaydık, yoluna kurban olsaydık” gibi büyük büyük iddialarda bulunduklarını görürsünüz.
Onların bu konuda samimi olup olmadıklarını anlamak çok da zor bir iş değildir. Birkaç test yapınca çoğunun bu sözlerinin kuru bir iddiadan ibaret olduğunu hemen anlarsınız.
Nasıl mı? Çok kolay!
Yüce Allah, kimseye kendi yaşamadığı bir devrin ya da olayın hesabını sormayacaktır. Kişiye ancak ve ancak yaşadığı devirde yaşanan olayları ve o olaylar karşısındaki tavrını soracaktır. Zaten bu devirde yaşananlar, aslında eskiden gerçekleşen olayların bir devamı hükmündedir.
Kişinin şu anki bulunduğu safa, takındığı tavrına, taşıdığı düşünce ve davranışına bakınca; Onun geçmişte kimin yanında yer alabileceğini hemen anlarsınız. Peygamberle birlikte olmayı murat ettiğinin iddiasında bulunduğu halde; bidat ve hurafelerle yaşıyor, haramlarla uğraşıyorsa… Onun kutlu yoluna yapılan hakaretlere, sünnetine, hadislerine karşı savaş açıldığı halde, hala kılı dahi kıpırdamıyorsa, bu fiilleri yapanlara buğz dahi edemiyorsa, inanın o kimse Peygamber döneminde de yaşasa, Onun yanında olanlardan olmayacaktı.
Bugün fikri ile zikri ile Ona ne kadar yakınsa, o zaman da Ona yakınlığı o derece olacaktı.
Kerbelada olmayı, Ehl-i Beyt ile birlikte olmayı murat ettiğini, biraz daha ileri gidip onlarla birlikte şehit olmayı murat ettiği iddiasında bulunanları görürsünüz çoğu zaman… Hz. Ali’yi, Ehl-i Beyt imamlarını sevdiğini, yollarına ölmek istediğini söyleyenlere rastlarsınız bazen…
Bakarsınız tavrına, fikrine; Hz. Âlinin ve diğer Ehl-i Beyt’in düşmanlarının bu devirdeki temsilcileriyle kol koladır, can canadır…
Beyler bayanlar, bu tavırlarınızla ancak kendi kendinizi kandırırsınız. Âlemleri yoktan var eden ve kalplerdekini en ince ayrıntısıyla bilen Yüce Allah’ı kandıramazsınız.
Her iddia mutlaka bir ispat ister…
Peygambere ümmet olmak bir iddiadır; Sünneti üzere yaşamazsınız…
Hz. Âliyi sevmek, Ehl-i Beyt’i sevmek bir iddiadır; Ehl-i Beyt’e ve Onların davasına sahip çıkmazsanız, o konuda fedakârlıklara katlanmazsanız…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Umre nasihatleri -2- / 14.01.2026
- Umre nasihatleri -1- / 13.01.2026
- Kibirden tevazua: İnsan olmanın imtihanı / 12.01.2026
- Rahman ve Rahim olan Allah / 11.01.2026
- Asıl gündem: Açlık ve yoksulluk / 10.01.2026
- Ey iman edenler zannın çoğundan kaçının -3- / 09.01.2026
- Ey iman edenler zannın çoğundan kaçının -2- / 08.01.2026
- Ey iman edenler zannın çoğundan kaçının -1- / 07.01.2026
- Hucurât Suresi’nden hayat ölçüleri -8- / 06.01.2026
- Hucurât Suresi’nden hayat ölçüleri -7- / 05.01.2026
- Umre nasihatleri -1- / 13.01.2026
- Kibirden tevazua: İnsan olmanın imtihanı / 12.01.2026
- Rahman ve Rahim olan Allah / 11.01.2026
- Asıl gündem: Açlık ve yoksulluk / 10.01.2026
- Ey iman edenler zannın çoğundan kaçının -3- / 09.01.2026
- Ey iman edenler zannın çoğundan kaçının -2- / 08.01.2026
- Ey iman edenler zannın çoğundan kaçının -1- / 07.01.2026
- Hucurât Suresi’nden hayat ölçüleri -8- / 06.01.2026
- Hucurât Suresi’nden hayat ölçüleri -7- / 05.01.2026































































































