logo
03 EKİM 2026

İcra memuru kılığında zehir tacirleri

14.03.2009 00:00:00
 
İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipleri gelen ihbarlar üzerine Metin kod adlı Mahmut K. liderliğindeki şebekeyi takibe aldı.

 

Sürdürülen takip sonucu 14 kişilik şebekenin Beşiktaş, Gaziosmanpaşa, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Küçükçekmece ve Şişli ilçelerinde narkotik ve psikotrop madde (kokain, esrar ve sentetik hap) ticareti yaptıkları belirlendi. Ardından harekette geçen jandarma ekipleri 8 ayrı ilçede 11 farklı adrese eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonlarda aralarında şebeke lideri Mahmut K'nın da bulunduğu 7 yakalandı. Yakalanan şahıslarla birlikte 400 gram toz kokain, 260 gram taş kokain, 350 gram kenevir tohumu, 20 gram toz esrar, 57 adet paketlenmiş bin 140 gram kubar esrar, 3 gram kubar esrar, bin 500 gram kokain karışımı için kullanılan toz karbonat, 2 adet hassas terazi, 600 adet paketleme poşeti, 1 adet 7.65mm. çapında ruhsatsız tabanca, 1 adet 7.65 mm. çapında ruhsatsız tabanca, 2 adet 7.65. mm. çapında tabanca şarjörü, 27 adet 7.65 mm. çapında tabanca fişeği, 10 adet cep telefonu, 10 adet sim kart, 34.575 TL nakit para ile 3 adet otomobil ele geçirildi.İfadelerinin alınmasının ardından adliyeye sevk edilen Mahmut K. ile birlikte örgütü üyesi 6 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şebeke üyesi Melda S. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Şebeke üyelerinden 3'ünün başka bir suçtan cezaevinde bulunduğu öğrenilirken, diğer 4 şüphelinin yakalanması için çalışmalar devam ediyor.Öte yandan, şebeke üyelerinin sattıkları uyuşturucu maddelerin parasını ödemeyen şahısların kredi kartlarına el koydukları daha sonra ise evlerine icra memuru kılığında giderek değerli eşyalarını aldıkları öğrenildi.Ayrıca Adana'da da sokak satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonda 4 kişi, 67 kilo 302 gram esrarla birlikte yakalandı. Bir ihbarı değerlendiren Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'ne bağlı Narkotik Büro Amirliği ekipleri, Koza ve Dumlupınar mahallelerindeki iki ayrı grubun sokak satıcılarına uyuşturucu dağıtımı yaptığını belirledi. Savcılıktan arama kararı alan ekipler, Dumlupınar Mahallesi'nde B.S.'nin (30) evinde yaptıkları aramada 37 kilo 250 gram, Koza Mahallesi'nde de E.G. ve K.Ç.'nin (27) bulunduğu evde satışa hazır 52 gram esrar ele geçirdi. Gözaltına alınan şahısların esrarı Y.G.'den temin ettiklerini söylemesi üzerine Y.G.'nin Koza Mahallesi'ndeki iş yerine yapılan baskında da 30 kilo toz esrar ele geçirildi.

Hüseyin Baş: "Türkiye Yüzyılına 100 yıllık vurgunla girdik"

Meltem TV'de Parantez programına katılan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, gündemdeki 800 milyar liralık fon krizinin ve gazeteci tutuklamalarının, iktidar içerisindeki derin bir iç kavga ile çatırdamanın piyasaya yansıması olduğunu söyledi

02.10.2026 16:38:00
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş: "Türkiye Yüzyılına 100 yıllık vurgunla girdik"
Hüseyin Baş: "Türkiye Yüzyılına 100 yıllık vurgunla girdik"
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Meltem TV'de Parantez programına katılan Hüseyin Baş fon krizinin iktidar içinde yaşanan iç kavganın bir yansıması olabileceğini söyledi.

Hüseyin Baş'ın açıklamaları şöyle:


"800 milyar TL, 100 yılın vurgunu diyebiliriz"


"100 yıllık vurgun deseniz yeri olabilecek bir şey. Şu ana kadar konuşulan piyasa dolandırıcılıkları arasında hiçbiri bu rakamlara yaklaşmadı bile. 800 milyar liranın üzerinde bir paradan bahsediliyor. 20 milyar dolardan fazla bir paraya denk geliyor. 500 bine yakın yatırımcıdan bahsediliyor, mağdurdan bahsediliyor, dolayısıyla gerçekten asrın vurgunu. Türkiye yüzyılına 100 yıllık bir vurgunla girmiş gibi duruyoruz. AK Partili birçok ismin işin içinde olduğu ortaya çıkıyor ki nitekim vaktinde bakanlık yapmış bir hanımefendinin de işin içinde olduğu görülüyor. Dolayısıyla güveni aşırı derecede zedeleyen, sadece 20 milyar dolarla kalmayıp sadece mağdurların yitirilen paralarıyla kalmayıp, üzerine piyasayı dalga dalga etkileyip, belki de Türk piyasasına, ekonomisine belki de 100 milyar dolarlık bir maliyeti olabilecek bir meseleden bahsediyoruz.


"İşin içinde Fatma Betül Sayan olmasaydı..."


Hükümete yakın kanalları izlediğimiz zaman yorumcuların sürekli bir iç muhasebe ve millete yalvarır derecede, 'Bize güvenin, içimizde çürükler olabilir ama bizde bir problem yok'  serzenişleri var. 25 yıllık iktidarın neticesinde bu noktaya geldiyseniz bu gözlemlenmesi gülünç bir durum. Hükümete yakın bir kanalda birkaç yorumcuyu izliyorum. 'Fatma Betül Sayan Kaya işin içinde olmasaydı biz burada böyle mi konuşacaktık?. Hayır, daha farklı konuşacaktık ama bak, diyor, işin içinde o da var bazı şeyleri söyleyemez olduk' diyor. Bir yandan da kızıyor! Aslında bu bir çelişkinin itirafı. Bir AKP'li işin içinde olunca sizi bazı şeyleri söylemekten alıkoyan ne ki?


"Ortaya saçılmayan isimler kimler?"


Ortaya saçılan isimler için gereken yapılsın. Ortaya saçılmayan isimler kimler? Bu tip finansal piyasalarda yüzde 90 kaybeder, yüzde 10 kazanır. Hep bu söylenir. Kim bu kazananlar? Nasıl kazanmışlar? Nereden kazanmışlar? Ne işlemler yapmışlar? Dolayısıyla burada işin içinde başka işler de muhtemelen var. Neden bunu söylüyorum? Şimdi bu fon krizi ortaya çıktığında buna ilişkin çok enteresan bir bakış açısını Yeni Parti milletvekili Sayın Deniz Yavuz Yılmaz ortaya koydu ve 'Bu fon soruşturması AKP içinde Kozinoğlu soruşturmasını yapan bir gruba karşın yine AKP içinde buna tepki olarak konulmuş bir şey' diye bir yorum yaptı.


"Ali Çağatay beraat etti peki neden tutuklandı?"


Gazeteci Ali Çağatay beraat etti. Sizin aynı ekranları paylaştığınız Fatih Ergin bugün tutuklu. Bir haber yaptı, titri yanlışmış! Yani buraya mı kaldık? Bu mu halkı yanıltıcı bilgi? Yani şimdi ben çıkıp, 'Su 99 derecede kaynar' diye bir tweet atsam, halkı yanıltıcı bilgiden soruşturma mı açılacak bana? Bu kadar olabilir mi? Halkı yanıltıcı bilgi, halkı kin ve düşmanlığa tahrik! Neyin tahriği? Kaç kişi bu bilgiden ötürü tahrik olup bir eyleme geçmiş? Ben 11,5 ay adli kontrolle gezdim,  yurt dışına çıkmam yasak edildi. Sonunda beraat ettim.

Fatih Ergin de beraat edecek. Bu ülkede hukuk her zaman var ama mahkemede, iddianamelerde değil! O da beraat edecek ve sonra ne olacak? İşin altından şu çıkacak: Pardon!. Bu sürecin altından koca bir pardon çıkar, başka hiçbir şey çıkmaz!


"Fatih Ergin ne yaptı, Kozinoğlu neden cezaevindeydi?"


Meclis açılışında gündem ağırlıklı olarak yeni anayasaydı. Halkı yanıltıcı bilgi adı altında insanları tutuklamaya gerekçe oluşturur gibi yeni bir anayasa yapıp demokrasiyi daha da zedeleyecekseniz bu olmaz. Neden söylüyorum bunu? Sayın Cumhurbaşkanı Meclis'te konuşurken, 'mevcut anayasa kuvvetler ayrılığı ilkesini vesayetlere bağlıyor. Bu yüzden sivil bir anayasaya ihtiyacımız var' diye bir ifade kullandı. Tamam da kuvvetler ayrılığı ilkesini tek bir organa toplayan en son 2017 anayasa değişikliği. Dert kuvvetler ayrılığı idiyse 2017'de yapsaydık! Ben mahkemelerde hukuksuzluk olacağına hiçbir zaman inanmıyorum ama bu iddianameleri daha dikkatli yazmak gerekiyor ve insanların hakkına riayet etmek gerekiyor.

Sonuçta bunun adı ne? İddianame! Bir iddiada bulunuyorsunuz. İddiada bulunduğunuz kişiyi sulh cezaya gönderiyorsunuz ve 'Tutuklansın' diyorsunuz. Tutuklandıktan sonra 3 ay zaman geçiyor. Yargılamaya geçiliyor. Mahkeme beraat veriyor. E ne oldu? Pardon. Böyle olur mu? Fatih Ergin ne yaptı? Adli tıp doktoru değil de cezaevi doktoru demiş! Bunun aslında halkı yanıltıcı bilgiyi değil benim canımı sıkan bilgiyi alenen yayma suçlaması. Süleyman Soylu İçişleri Bakanıyken, 'Sen binaya gir, hukuk arkadan gelir' demişti. Bak hukuka bak! Sizin insanlığınız mı yok ya? Hukuka uymamanın hangi hümanist, insani, İslami, dini bir yorumu olabilir? Herkes şunu bugün tartışıyor; Kozinoğlu kim tarafından öldürüldü? Nasıl öldürüldü? Kaçta öldürüldü? İşte adli tıp ne yaptı? Yanındakiler ne yaptı? vs. Kimse şunu konuşmuyor şu an Türkiye'de;  Kozinoğlu'nun içeride ne işi vardı? Sorulması gereken soru bu. Türkiye'nin artık hukuk zeminine oturması lazım.


"Fon kriziyle yorgunluğun ne işi var?"


Dünyada fon krizi olur, milletin evi gider, arabası gider. Bizimkinin geleceğinin hayalleri gidiyor. Bankaya borçlanmış, o para batıyor. Annesinin bileziğini almış, eşinin küpesini bozmuş, o para gidiyor. Millet birikimini batırırken biz yarınımızı bugünden satıp bir hayalimizi batırıyoruz. Bu soruyu sorduğumuz zaman fon krizinin üstesinden gelecek Türkiye. Böyle gündelik, palyatif çözümlerle bugünü kurtaralım, yarın bakarız mantığıyla  hareket edersek ne iktidarın faydasına iş çıkar, ne muhalefetin, ne milletin. Dolayısıyla ben bütün bu süreci hem futbolda yaşanan,  hem hukukta yaşanan hem işte farklı farklı gördüğümüz bütün alanlarda yaşanan meselenin iktidarın içindeki bir çatırdama, bir kavganın sonucu olarak gözlemliyorum. Yoksa fon krizi olduğunda Sayın Cumhurbaşkanı neden çıkıp da 'Yorulan kenara çekilsin' diyor? Fon kriziyle yorgunluğun ne ilgisi var? Demek ki içeride bazı kimseler bazı kimselerin olmasını istemiyor veya egale edilmesini istiyor. Olacağı da budur zaten. Bunları da zamanla izleyip göreceğiz. Umarım Türkiye bu süreçten çok yara almadan çıkar. Önümüzdeki süreçte birçok şeyin değişeceğini, dünyanın değişeceğini gözlemliyoruz. İnşallah Türkiye değişmez."

Denizolgun soruşturmasında şok gelişme

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada çok konuşulacak bir perde aralandı. Savcılık, cinayet iddialarını aydınlatabilecek mesaj, fotoğraf ve notların yer aldığı cep telefonunun kasten ortadan kaldırıldığını belirledi. Olayla ilgili 3 ayrı kamu davası açılırken, Kuriş ailesinden iki ismin 5 yıla kadar hapsi isteniyor

02.10.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Denizolgun soruşturmasında şok gelişme
Denizolgun soruşturmasında şok gelişme
7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki çiftliğinde ölü bulunan eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli vefatına dair yürütülen geniş çaplı soruşturma yeni bir boyut kazandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen "kasten öldürme" soruşturması kapsamında, davanın en kritik materyali olan cep telefonunun akıbeti netleşti.

Savcılık tarafından hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianameye göre, Denizolgun'un ölümünün ardından olay yerinden muhafaza altına alınan ve üzerinde hiçbir teknik ya da bilirkişi incelemesi yapılmayan cep telefonu aile bireyleri tarafından yok edildi.


Telefonun ortadan kaybolma kronolojisi iddianamede


Haber kaynaklarından edinilen bilgilere göre, telefonun adli emanetten yok edilme sürecine dair detaylar adım adım deşifre edildi.

Denizolgun'un vefatının ardından olay yerinden alınan cep telefonu üzerinde parmak izi incelemesi yapıldı ve cihaz Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma dosyasına gönderildi.

Daha sonra başlayan miras (tereke) işlemleri kapsamında telefon, İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne ulaştırıldı.

Mahkeme, 4 Mayıs 2017 tarihli kararıyla söz konusu telefonu diğer kişisel eşyalarla birlikte eski bakanın kız kardeşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslim etti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın derinleştirdiği soruşturmalarda, telefonun izine bir daha rastlanamadı. Emniyetin yaptığı IMEI sorgulamaları ve fiziksel aramalara rağmen cihaz bulunamayınca, 30 Eylül tarihli tutanakla telefonun resmen "kayıp" olduğu ve yok edildiği kayda geçirildi.


"Telefondaki mesajlar ve notlar cinayeti aydınlatabilirdi"


Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırladığı iddianamede yok edilen telefonun önemine dikkat çekti. Metinde, maktul Arif Ahmet Denizolgun'un telefonunda ele geçirilebilecek olası mesaj içerikleri, fotoğraflar ve kişisel notların olayın bir "kasten öldürme" vakası olup olmadığını kanıtlayacak nitelikte hayati birer delil olduğu vurgulandı.

Teknik analiz yapılmadan telefonun ortadan kaldırılmasının, doğrudan suç delillerini gizleme amacını taşıdığı ifade edildi.


Kuriş ailesine 5 yıla kadar hapis istemi


Soruşturma kapsamında, başka bir suçtan dolayı tutuklu bulunan Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş hakkında kamu davası açıldı.

Tanık avukatların ifadelerine göre, mahkemeden çuvalla teslim alınan tereke eşyaları Hilmi Tuna Kuriş'in yönlendirmesiyle Kısıklı'daki eve götürülerek bir çalışana teslim edildi. Hilmi Tuna Kuriş ifadesinde telefonu kendisinin aldığını kabul ederken; anne Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş eşyalarla şahsen ilgilenmediğini savundu. Ancak savcılık, mahkeme kararıyla eşyayı bizzat teslim alan annenin adli muhafazadan hukuken sorumlu olduğunu kaydetti.

Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, anne ve oğul hakkında "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" (TCK 281/1) suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.


Soruşturma genişliyor: 3 ayrı kamu davası, 6 şüpheli


Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yürütülen ana soruşturma sadece kayıp telefonla sınırlı değil. Savcılık, sürece ilişkin farklı suçlamalarla toplam 3 ayrı kamu davası açmış durumda. Davalarda, aralarında "yalan tanıklık" suçlamasıyla tutuklanan eski bakanın özel doktoru Nurettin Demirkol ile sahte rapor düzenledikleri iddia edilen 3 Adli Tıp Kurumu (ATK) görevlisinin de bulunduğu toplam 6 kişi yargılanıyor.

Daha önce Adli Tıp raporlarındaki çelişkiler ve yastıkla boğulma şüpheleri nedeniyle mezarı açılarak (fethi kabir) inceleme yapılan Denizolgun dosyası, delil niteliğindeki telefonun da yok edildiğinin kesinleşmesiyle önümüzdeki günlerde yargıda çok daha büyük tartışmaları beraberinde getireceğe benziyor.

Sinop'ta kaybolan polisin cesedine ulaşıldı

Sinop'ta iki gün önce teknelerinin alabora olması nedeniyle kaybolan polis memuru Numan Şen'in cansız bedenine ulaşıldı. Arama kurtarma faaliyetlerinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğü ile Samsun İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı dalgıç polisler de (kurbağa adamlar) yer aldı

02.10.2026 15:24:00
İhlas Haber Ajansı
 
Sinop'ta kaybolan polisin cesedine ulaşıldı
Sinop'ta kaybolan polisin cesedine ulaşıldı
Sinop'un Lala köyü açıklarında, iki gün önce meydana gelen olayda, balıkçı teknesinin alabora olması nedeniyle kaybolan polis memurlarından Orhan Gazi Yetiş'in cansız bedenine olay günü ulaşılmış, aynı teknedeki polis memuru Numan Şen'in bulunmasına yönelik arama kurtarma faaliyetlerine başlanmıştı. Bu çerçevede, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Koruma Şubesine bağlı Su Altı Grup Amirliği bünyesindeki 4 dalgıç polis de çalışmalarda yer almak için Samsun İl Emniyet Müdürlüğü'nde görevli dalgıç polislerle birlikte Sinop Emniyetine yardım etmek için görevlendirilmişti.

Sahil güvenlik, jandarma ve AFAD'ın da destek verdiği çalışmalarda, Şen'in cesedi dalgıç polisler tarafından kullanılan sonar cihazıyla tespit edildi. Kaybolan polisin cenazesine kıyıya yaklaşık 500 metre mesafede yer alan 7 metrelik derinlikte ulaşıldı. Şen'in cesedi olay yerindeki çalışmaların ardından otopsi için Adli Tıp Kurumuna götürüldü.

Eylül yağmurları nefes aldırdı

Megakent İstanbul’da günlerdir etkili olan sağanak yağışlar, kurak geçen yaz aylarının ardından hızla kuruyan barajlardaki düşüş eğilimini tersine çevirdi. İSKİ verilerine göre eylül sonu itibarıyla barajların ortalama doluluk oranı yükselişe geçerek yüzde 38 seviyesini aştı. Ancak uzmanlar, kentin su rezervlerinin geçmiş yılların ortalamasına kıyasla hâlâ kritik seviyelerde olduğu konusunda uyarıyor

02.10.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
Eylül yağmurları nefes aldırdı
Eylül yağmurları nefes aldırdı
Türkiye genelinde kavurucu sıcaklar ve kuraklıkla geçen yaz aylarının ardından, eylül ayının son günlerinde gelen kuvvetli sağanak yağışlar derin bir nefes aldırdı. Başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesi'ni etkisi altına alan yağışlar, uzun süredir düşüş eğiliminde olan baraj havzalarına olumlu yansıdı.

Havaların ısınması ve buharlaşma nedeniyle eylül ayı ortasında son 10 yılın en düşük seviyelerinden birini görerek yüzde 36,49'a kadar gerileyen İstanbul barajlarının ortalama doluluk oranı, son yağışların etkisiyle ekim ayının ilk günlerinde yüzde 38,42 seviyesine kadar tırmandı.


Baraj baraj son durum


İSKİ tarafından açıklanan güncel verilere göre, eylül sonu ve ekim başı itibarıyla yağışların barajlara olan etkisi havzaların yapısına göre büyük farklılıklar gösteriyor:

• Elmalı Barajı: Yağışlardan en olumlu etkilenen havza oldu ve doluluk oranı yüzde 81'e ulaştı.

• Darlık Barajı: yüzde 58 doluluk oranıyla kentin su ihtiyacını sırtlayan önemli kaynaklardan biri oldu.

• Ömerli Barajı: Megakentin en büyük su deposu konumundaki barajda doluluk yüzde 54 seviyesinde seyrediyor.

• Alibey Barajı: Yüzde 37 doluluk oranına ulaştı.

• Terkos Barajı: Kentin Avrupa Yakası'ndaki can damarı yüzde 32 seviyesinde kaldı.

• Büyükçekmece ve Sazlıdere: Sırasıyla yüzde 26 ve yüzde 20 oranlarıyla kritik eşikte bulunuyor.

• Pabuçdere ve Kazandere: Yaz kuraklığından en çok darbe alan bu iki barajda su seviyeleri sırasıyla yüzde 2 ve yüzde 11 gibi oldukça düşük oranlarda kaldı.


Geçmiş yıllarla kıyaslandığında durum ne?


Eylül yağmurları düşüşü durdurup barajlara günlük bazda puanlar kazandırsa da tarihsel veriler tehlikenin tamamen geçmediğini gösteriyor. İstanbul'da aynı dönemler kıyaslandığında, baraj doluluk oranları son 10 yılda üçüncü kez yüzde 40 sınırının altında seyrediyor.

İSKİ'nin geçmiş verilerine bakıldığında İstanbul barajlarının eylül sonu / ekim başı doluluk grafiği son yıllarda büyük dalgalanmalar yaşadı:

• 2022 yılı: %52,14

• 2023 yılı: %25,28 (Büyük kuraklık yılı)

• 2024 yılı: %41,26

• 2025 yılı: %33,49

• 2026 yılı (Güncel): %38,42

Akademisyenler ve meteoroloji uzmanları, eylül ayında baraj havzalarına düşen yağışların toprağın nem ihtiyacını karşıladığını ve akışa geçen suyun barajları beslemeye başladığını belirtiyor.

Buna karşın, kentin yıllık su tüketim hızı göz önüne alındığında, tam bir rahatlama yaşanabilmesi için sonbaharın geri kalanında ve kış aylarında kar yağışlarının etkili olması gerektiği vurgulanıyor. İSKİ yetkilileri ise yağışlara rağmen İstanbullulara su tasarrufu çağrılarını yinelemeye devam ediyor.

Güngören'de tramvay ters dönüş yapan minibüse çarptı

İstanbul'un Güngören ilçesinde ters yönden dönüş yapan ticari minibüse tramvay çarptı. Kazada 4 kişi yaralandı

02.10.2026 14:11:00 / Güncelleme: 02.10.2026 14:13:57
İHA
 
Güngören'de tramvay ters dönüş yapan minibüse çarptı
Güngören'de tramvay ters dönüş yapan minibüse çarptı
Kaza, saat 11.00 sıralarında Güngören Abdi İpekçi Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sürücüsünün kimliği henüz öğrenilemeyen 34 M 4556 plakalı ticari minibüs, ters yönden dönüş yaptığı sırada tramvayla çarpıştı.

Çarpışmanın etkisiyle minibüs savruldu. Kazada 4 kişi yaralanırken, ihbar üzerine bölgeye ekipler sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin olay yerinde yaptığı ilk müdahale sonrası yaralılar ambulanslar ile hastaneye kaldırıldı.



Görüntülerde, tramvayın minibüse çarptığı ve minibüsün çarpmanın etkisiyle savrulduğu görüldü.

Dönüşü olmayan yerden dönüş yapıldığını ifade eden Ömer Aydın, "Burada sürekli aynı kazalar oluyor. Buradaki problemi çözsünler. Yol tramvayın yolu. Kırmızı ışık yanarken bunlar buradan dönüyor. Burada devamlı haftada 2-3 defa kaza oluyor. Buranın problemini çözsünler. Vatandaşa yazık günah değil mi" şeklinde konuştu.

Kaza ile ilgili inceleme sürüyor.

Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen dahil 28 kişi gözaltına alındı

Eyüpsultan Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında sabah saatlerinde operasyonda CHP'li Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen gözaltına alındı

02.10.2026 11:20:00
Haber Merkezi
 
Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen dahil 28 kişi gözaltına alındı
Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen dahil 28 kişi gözaltına alındı
Eyüpsultan Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında sabah saatlerinde operasyonda CHP'li Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen gözaltına alındı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada 23'ü kamu görevlisi toplam 28 kişi gözaltına alındı.

Eyüpsultan Belediyesi'nde arama işlemleri yapıldı.

Mithat Bülent Özmen kimdir?
Mithat Bülent Özmen Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde siyaset bilimi ve kamu yönetimi okudu.

Ardından Avrupa Birliği Jean Monnet bursuyla University of Kent, Brussels School of International Studies'de uluslararası ilişkiler yüksek lisansı yaptı.

Özmen'in bankacılık ve finans üzerine doktorası bulunuyor.

1992 yılında Dışişleri Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Özmen, 1994'de Türkiye İş Bankası Teftiş Kurulu'na katıldı.

Banka ve finans kuruluşlarının yanı sıra reel sektörde üst düzey yöneticilik yaptı.

Doğal Gaz İthalatçıları Derneği (GAZİD) yönetim kurulu başkanlığı yaptı.

2019'da İGDAŞ'ta CEO ve yönetim kurulu üyesi olarak göreve başladı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Enerji Grup Başkanlığı yaptı.

Özmen üniversitelerde MBA ve yüksek lisans programlarında konut politikaları, risk yönetimi, finansal piyasalar ve finansal yönetim üzerine ders veriyor.

Özmen, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP'den Eyüpsultan Belediye Başkanı seçildi.

Çanakkale'de 51 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'de düzenlenen 6 operasyonda 2 organizatör ve 51 kaçak göçmen yakalandı

02.10.2026 10:15:00
İhlas Haber Ajansı
 
Çanakkale'de 51 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'de 51 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'de düzenlenen 6 operasyonda 2 organizatör ve 51 kaçak göçmen yakalandı.

İl Jandarma Komutanlığı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticaretiyle Mücadele Şube Müdürlüğünce, 18-24 Eylül tarihlerinde göçmen kaçakçılığıyla mücadele çerçevesinde 6 operasyon gerçekleştirildi.

Operasyonlarda 2 organizatör şüphelisi ile 51 kaçak göçmen yakalanırken 1 şişme bot ve 1 bot motoru muhafaza altına alınarak yediemin otoparkına teslim edildi.

Organizatörler hakkında adli işlemler devam ederken kaçak göçmenler GÖKSEM'e teslim edildi.

Fon soruşturmasında dikkat çeken gelişme

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Borsa İstanbul'daki bazı hisselerde fonlar aracılığıyla manipülatif işlemler yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada dikkat çeken bir gelişme yaşandı

02.10.2026 10:10:00
Haber Merkezi
 
Fon soruşturmasında dikkat çeken gelişme
Fon soruşturmasında dikkat çeken gelişme
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Borsa İstanbul'daki bazı hisselerde fonlar aracılığıyla manipülatif işlemler yapıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada dikkat çeken bir gelişme yaşandı.

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski bakan Hayati Yazıcı'nın oğlu Mustafa Yazıcı'nın mal varlığına yönelik tedbir kararı aynı gün içerisinde kaldırıldı. Yazıcı hakkında ise yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Başsavcılığın daha önceki yazışmalarında, soruşturma kapsamında aralarında Mustafa Yazıcı'nın da bulunduğu kişilerin mal varlıklarını azaltabilecek devir, satış, bağış, hesap kapatma, yüksek miktarda nakit çekme ve para transferi gibi işlemlerinin durdurulması istenmişti. Tedbirin eş ve çocukları da kapsayacak şekilde geniş tutulduğu aktarılmıştı.

Ancak Mustafa Yazıcı'nın ifadesinin alınmasının ardından yapılan değerlendirmede, Yazıcı ile birlikte 5 kişi hakkındaki mal varlığı tedbirlerinin kaldırılmasına karar verildi. Savcılığın ilgili yazısında gerekçe olarak alınan ifadeler ve toplanan diğer delillerin değerlendirilmesi gösterildi.

YURT DIŞI YASAĞI DEVAM EDİYOR

Tedbirin kaldırılması, soruşturmanın tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor. Mustafa Yazıcı hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulanıyor.

TBMM'nin 1 Ekim 2026'daki açılışının ardından gazeteciler, oğlu Mustafa Yazıcı hakkında verilen yurt dışına çıkış yasağını sordu. Hayati Yazıcı soruya: 'Açıklayacağım' cevabını verdi.

GÜRLEK: "HİÇ KİMSE KANUNLARIN YAPTIRIMINDAN MUAF OLAMAZ"

Tam da bu gelişmenin tartışıldığı günlerde Adalet Bakanı Akın Gürlek'in sözleri yeniden gündeme geliyor.

Gürlek, 7 Eylül 2026'daki Adli Yıl Açılış Programı'nda şu ifadeleri kullandı: "Hukuk karşısında herkes eşittir ve hiç kimse kanunların yaptırımından muaf olamaz. Adalet, herkese lazım olan can suyudur. Hiç kimse kendisini imtiyazlı veya ayrıcalıklı bir konumda göremez."

Bu sözler, Mustafa Yazıcı hakkında uygulanan tedbirin saatler içerisinde kaldırılması nedeniyle yeni bir tartışmanın önünü açtı.

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 4 şüpheli tutuklandı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan 4 şüpheli tutuklandı

02.10.2026 01:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 4 şüpheli tutuklandı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 4 şüpheli tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 13 şüphelinin sulh ceza hakimliğindeki işlemleri tamamlandı.

Hakimlik, şüphelilerden Ali Çil, İskender Balcı, İsmet Öğüt ve Adem Karatepe'nin tutuklanmasına karar verdi.

Şüpheliler Altuğ Kantarcı, Kerim Tosun, Özgür Akayoğlu, Mesut Altan, Tuğba Hicran Ataseven, Duygu Somay, Nuray Elmastaş, Azize Binnur Tosun ve Tolga Tuğtekin'in ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına hükmedildi.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 20 şüphelinin ise emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temin edilmesi talep edilmişti.

Müzekkerede, şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yapılan soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Soruşturmanın devamında Tera Yatırım Üst Yöneticisi (CEO) Emir Münir Sarpyener ve Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel'in de arasında olduğu 49 şüphelinin daha tutuklanmasına karar verilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 61'e ulaşmıştı. 

Savcı ağırlaştırılmış müebbet istedi

"Güllü" adıyla tanınan sanatçı Gül Tut’un balkondan şüpheli düşüşüne ilişkin dava Yalova’da başladı. İlk duruşmaya sanık kızının gözyaşları, şok ses kayıtları ve evdeki tanığın "Pencereden aşağı attı" ifadesi damga vurdu

01.10.2026 22:30:00
Haber Merkezi
 
Savcı ağırlaştırılmış müebbet istedi
Savcı ağırlaştırılmış müebbet istedi
Yalova'nın Çınarcık ilçesinde, geçen yıl 6. kattaki evinin penceresinden düşerek hayatını kaybeden ünlü şarkıcı Güllü'nün (Gül Tut) ölümüne ilişkin açılan davanın ilk duruşması Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

"Tasarlayarak üstsoya karşı kasten öldürme" suçundan yargılanan tutuklu sanık, Güllü'nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter, hakim karşısına çıktı. Mahkeme salonunda gergin anlar yaşanırken, duruşmaya çıkan tartışmalar nedeniyle bir süre ara verildi.


Tuğyan Ülkem Gülter'in savunması


Kürsüye çıkan tutuklu sanık Tuğyan Ülkem Gülter, hakkındaki suçlamaları kesin bir dille reddetti. İfadesi sırasında gözyaşlarını tutamayan Gülter, olay gecesini şu sözlerle anlattı:

"Olay günü annem alkol aldı. Birlikte şarap açtık, müzik dinledik. Benim arkam dönüktü, bir anda 'ban' diye bir ses duydum. Bir baktım annem yoktu. 'Koş' dedikten sonrasını ise hatırlamıyorum, şoka girmiştim. Karakolda çok baskı gördüm, olayın ardından yapılan sakinleştiriciler nedeniyle ne ifade verdiğimi bilmiyorum."


Hakim ve sanık arasındaki dikkat çeken diyaloglar


Duruşmada Mahkeme Başkanı ile sanık Tuğyan arasında, dava dosyasına giren WhatsApp yazışmaları ve ses kayıtları üzerine sert diyaloglar yaşandı.

• Mahkeme Başkanı: "Olay anında annenin bir şeye temas ettiğini ya da tutunmaya çalıştığını gördün mü?"

• Tuğyan Ülkem Gülter: "Hayır, arkam dönüktü. Nasıl düştüğünü görmedim."

• Mahkeme Başkanı: "Erkek arkadaşın Kervan Eminoğlu'na attığın 'Annem kendini atıyor', 'Artık dayanamıyorum itiraf edeceğim' mesajları ve ses kayıtları var. Bunlar ne anlama geliyor?"

• Tuğyan Ülkem Gülter: "O mesajları bir anlık sinirle attım. Bizim annemle dilimizin kemiği yoktu. Aramızda her ufak tartışma olduğunda Kervan'a mesaj atardım. 'İtiraf edeceğim' dediğim ses kaydı ise yasa dışı üretilmiştir, kabul etmiyorum."


Kan donduran tanık ifadesi


Olay sırasında evde bulunan ve "yalan tanıklık" suçundan yargılanan diğer sanık Sultan Nur Ulu ise mahkemede ifadesini değiştirerek kan donduran açıklamalarda bulundu. Ulu, cinayeti gözleriyle gördüğünü belirterek şunları söyledi:

"Tuğyan, Güllü'yü kalçasından tutup pencereden aşağıya attı. Yüzü dönüktü, gözlerimle gördüm. Sonra bana 'Koş' diye bağırdı. Korktuğum ve Tuğyan'ın baskısı altında olduğum için bugüne kadar sustum. 'Sultan sana kim inanır?' dedim. Gözaltına alınınca daha fazla dayanamadım ve gerçeği anlattım. Tuğyan olaydan sonra cenazede Oscar'lık bir oyunculuk sergiledi."

Tuğyan ise bu ifadelere, "Sultan baskı altında olduğu için yalan söylüyor, suçlamaları kabul etmiyorum" diyerek karşılık verdi.


Güllü'nün ailesi isyan etti


Duruşmada söz alan Güllü'nün ablası Kader Tut, "Kim yaptıysa şikayetçiyim. Eğer o gün o evden ayrılmasaydım belki de Tuğyan suçu benim üzerime atacaktı, şimdi onun yerinde ben oturuyor olacaktım" diyerek feryat etti. Güllü'nün oğlu Tuğberk Yağız Gülter ise ablasının kendisine "Annem düştü" diye çığlık atarak haber verdiğini, hastaneye gittiğinde şok içinde olduğunu belirtti.


Savcı mütalaasını açıkladı: Ağırlaştırılmış müebbet talebi


Duruşma savcısı, toplanan deliller, adli tıp raporları, düşmeden hemen önce kayda geçen ve Tuğyan'a ait olduğu belirlenen "Hadi görüşüürüüüz" ses kaydı ile tanık ifadelerini göz önünde bulundurarak mütalaasını sundu. Savcı, Tuğyan Ülkem Gülter'in "Tasarlayarak Üstsoya Karşı Kasten Öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını talep etti.

Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.