Başbakan Tayyip Erdoğan başta olmak üzere AKP kurmayları, gittikleri her yerde hortum kesmekten fasıl açıyorlar, hortum kesme faslıyla sözlerini noktalıyorlar. Bunlara az-çok kulak verenler de zannediyorlar ki, hükümet, şu millet hazinesinin hortumlanması işine gerçeklen son verecek.
Bu konuşmalara bıyık altından gülünmez; belki acınır, ağlanır.
Milletin gözünün içine baka baka, yalan, ancak bu kadar doğru söylenebilir herhalde.
Hükümet, en büyük hortumcuları koruma altına almış; sonra da diyor ki, hortumları keseceğiz? Sen onu gel de külâhıma anlat.
Biraz da İmarbank gulgulelerinden istifade ile "hortum kesme" masalı uyduruluyor. İmarbank'a ilişkin somut bir işlem yapılsa, yine gam yemeyeceğim. Yapılan iş, İmar hortumunun 10-15 katrilyonluk maliyetini yüklediler yine milletin hazinesinin sırtına... Başka ne yaptılar, hangi yasalve adli düzenleme getirdiler?
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nin esaslarını dinledikten sonra, milleti soyan asıl soyguncuların ve hazineyi boşaltan asıl hortumcuların "her türlü anayasal-yasal değişikliği yapma yetkisine sahip" hükümetin koruması altındaki global odaklar ve yerli işbirlikçileri olduğunu bir kez daha fark ettim.
BTP Genel Başkanı ne diyor: Dünyanın en yüksek reel faiz geliri elde edilen ülkesi Türkiye. IMF başta olmak üzere tüm global odaklar tarafından, devletin senyoraj hakkını (paranın üretim maliyetiyle üzerinde yazılı değer arasındaki farktan oluşturulacak gelir) kullanmaması ve bu gelirden mahrum kalması istenen ülke Türkiye.
Prof. Dr. B aş devam ediyor: Merkez Bankası devreye konulmadığı ve emisyon arttırılmadığı zaman, piyasada zaten kıt olan para, rant kesimlerinden karşılanıyor. Devletin senyoraj geliri elde etmek yerine sürekli borçlanması, tüketici sınıf üzerine büyük yük getiriyor, piyasa çarkları dönmüyor, adaletsiz gelir dağılımı yapısal bir sorun halini alıyor.
Türkiye, son 11 ayda, 13 milyar doları dış, 29 milyar doları dış borç olmak üzere tam 42 milyar dolar ek borçlanmaya gidiyor. Başbakan Erdoğan, hâlâ diyor ki, hortumları keseceğiz.
Fakirin ekmeği yabancıya peşkeş çekiliyor. Milletin hazinesi boşaltılıp yabancıya transfer ediliyor?. Bu tarafı gören yok. Biri de çıkıp, hâlâ hortumları kesme masalı okumaya devam ediyor.
Türkiye'nin para ihtiyacını senyoraj hakkı ile temin etmesi gerekirken, bunun yerine iç ve dış borçlanma adı altında tamamen yabancı para tekellerine borçlanarak yılda 100 katrilyon TL faiz borcu ödemek zorunda bırakıldığına değiniyor BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş. Ve şöyle açıklıyor reel ekonomi gerçeklerini:
Devletin gelirinin tamamına yakını, vergi adı altında milletten alınan paralar, yabancı sermaye sahiplerine peşkeş çekiliyor, ikram ediliyor. Halbuki 100 katrilyonluk bir senyoraj hakkını hükümetin kullanması, vatandaşı bu yükten kurtaracak. Böylece vatandaşın verdiği vergiler, devlet ve millet yararına değerlendirilmiş olacak. Yabancı güçlerin telkin ve tavsiyeleriyle yani IMF ve yandaşlarının tavsiyesi ile, milleti bu kabil iç ve dış borca sokup 100 katrilyon gibi bir faiz yükünün altına koymak, bilerek yada bilmeyerek millet varlığını yabancı güçlere peşkeş çekmektir. Senin insanın bir dilim ekmeğe muhtaç olacak, sen ise onun karnını doyuracak yerde, elindeki ekmeği alarak yabancı sermaye sahiplerine vereceksin.
Bu bir cinayet ve zulümdür.
Kronik IMF'ci TİM Başkanı Oğuz Satıcı bile, önceki gün İstanbul'da Başbakan'ın gözünün içine baka baka "Faiz belası nefesimizi kesti. Merkez Bankası Başkanı bizi faize feda etti" diyor. Başbakan da, "Bizden Türkiye'nin kaldıramayacağı şeyler isteniyor" diye karşılık veriyor. Hortum tablosu bu. Gerisi hikâye.
Devletimizin maliyesini, hazinesini ve ekonomisini bir ahtapot gibi sararak yerli ve yabancı hortumlarıyla milletin kanını ve kazancını emen küresel tefecilere, IMF'ye ve yerli rantiyecilerine dokunamayan Başbakan, meydanlarda hortum kesme masalı okumaya devam ediyor. En basitinden DYP'nin ekonomimize verdiği 150 milyar dolarlık zarar faturalı şu Gümrük Birliği'ne AB aşkına toz bile kondurmayan Başbakan, bayramlarda-seyranlarda hortum kesme masalı okumaya devam ediyor.
Hükümet, asıl büyük hortumları örtmek için, hortumcuları fark ettirmemek için "ufak tefek hortumlar"ı milletin gözünün ününe mertek yapıyor.
Olan Türkiye'ye oluyor, milletimize oluyor, üreticiye oluyor.
Bu konuşmalara bıyık altından gülünmez; belki acınır, ağlanır.
Milletin gözünün içine baka baka, yalan, ancak bu kadar doğru söylenebilir herhalde.
Hükümet, en büyük hortumcuları koruma altına almış; sonra da diyor ki, hortumları keseceğiz? Sen onu gel de külâhıma anlat.
Biraz da İmarbank gulgulelerinden istifade ile "hortum kesme" masalı uyduruluyor. İmarbank'a ilişkin somut bir işlem yapılsa, yine gam yemeyeceğim. Yapılan iş, İmar hortumunun 10-15 katrilyonluk maliyetini yüklediler yine milletin hazinesinin sırtına... Başka ne yaptılar, hangi yasalve adli düzenleme getirdiler?
BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nin esaslarını dinledikten sonra, milleti soyan asıl soyguncuların ve hazineyi boşaltan asıl hortumcuların "her türlü anayasal-yasal değişikliği yapma yetkisine sahip" hükümetin koruması altındaki global odaklar ve yerli işbirlikçileri olduğunu bir kez daha fark ettim.
BTP Genel Başkanı ne diyor: Dünyanın en yüksek reel faiz geliri elde edilen ülkesi Türkiye. IMF başta olmak üzere tüm global odaklar tarafından, devletin senyoraj hakkını (paranın üretim maliyetiyle üzerinde yazılı değer arasındaki farktan oluşturulacak gelir) kullanmaması ve bu gelirden mahrum kalması istenen ülke Türkiye.
Prof. Dr. B aş devam ediyor: Merkez Bankası devreye konulmadığı ve emisyon arttırılmadığı zaman, piyasada zaten kıt olan para, rant kesimlerinden karşılanıyor. Devletin senyoraj geliri elde etmek yerine sürekli borçlanması, tüketici sınıf üzerine büyük yük getiriyor, piyasa çarkları dönmüyor, adaletsiz gelir dağılımı yapısal bir sorun halini alıyor.
Türkiye, son 11 ayda, 13 milyar doları dış, 29 milyar doları dış borç olmak üzere tam 42 milyar dolar ek borçlanmaya gidiyor. Başbakan Erdoğan, hâlâ diyor ki, hortumları keseceğiz.
Fakirin ekmeği yabancıya peşkeş çekiliyor. Milletin hazinesi boşaltılıp yabancıya transfer ediliyor?. Bu tarafı gören yok. Biri de çıkıp, hâlâ hortumları kesme masalı okumaya devam ediyor.
Türkiye'nin para ihtiyacını senyoraj hakkı ile temin etmesi gerekirken, bunun yerine iç ve dış borçlanma adı altında tamamen yabancı para tekellerine borçlanarak yılda 100 katrilyon TL faiz borcu ödemek zorunda bırakıldığına değiniyor BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Baş. Ve şöyle açıklıyor reel ekonomi gerçeklerini:
Devletin gelirinin tamamına yakını, vergi adı altında milletten alınan paralar, yabancı sermaye sahiplerine peşkeş çekiliyor, ikram ediliyor. Halbuki 100 katrilyonluk bir senyoraj hakkını hükümetin kullanması, vatandaşı bu yükten kurtaracak. Böylece vatandaşın verdiği vergiler, devlet ve millet yararına değerlendirilmiş olacak. Yabancı güçlerin telkin ve tavsiyeleriyle yani IMF ve yandaşlarının tavsiyesi ile, milleti bu kabil iç ve dış borca sokup 100 katrilyon gibi bir faiz yükünün altına koymak, bilerek yada bilmeyerek millet varlığını yabancı güçlere peşkeş çekmektir. Senin insanın bir dilim ekmeğe muhtaç olacak, sen ise onun karnını doyuracak yerde, elindeki ekmeği alarak yabancı sermaye sahiplerine vereceksin.
Bu bir cinayet ve zulümdür.
Kronik IMF'ci TİM Başkanı Oğuz Satıcı bile, önceki gün İstanbul'da Başbakan'ın gözünün içine baka baka "Faiz belası nefesimizi kesti. Merkez Bankası Başkanı bizi faize feda etti" diyor. Başbakan da, "Bizden Türkiye'nin kaldıramayacağı şeyler isteniyor" diye karşılık veriyor. Hortum tablosu bu. Gerisi hikâye.
Devletimizin maliyesini, hazinesini ve ekonomisini bir ahtapot gibi sararak yerli ve yabancı hortumlarıyla milletin kanını ve kazancını emen küresel tefecilere, IMF'ye ve yerli rantiyecilerine dokunamayan Başbakan, meydanlarda hortum kesme masalı okumaya devam ediyor. En basitinden DYP'nin ekonomimize verdiği 150 milyar dolarlık zarar faturalı şu Gümrük Birliği'ne AB aşkına toz bile kondurmayan Başbakan, bayramlarda-seyranlarda hortum kesme masalı okumaya devam ediyor.
Hükümet, asıl büyük hortumları örtmek için, hortumcuları fark ettirmemek için "ufak tefek hortumlar"ı milletin gözünün ününe mertek yapıyor.
Olan Türkiye'ye oluyor, milletimize oluyor, üreticiye oluyor.
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları
- Kongrelerden milli devlete bir iman mücadelesi / 25.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019
- İnsan bu kadar da ucuz değil! / 23.07.2019
- Amerika da Haydar Hoca'ya mahkûm / 22.07.2019
- İşsizliğin çok daha ağır faturaları var / 20.07.2019
- Sosyal patlamalara gebe kronik işsizlik / 17.07.2019
- Türkiye “hard currency”ye muhtaç değil / 13.07.2019
- İşçinin emeği ve sendikaların vebali / 11.07.2019
- Para, faiz ve MB Başkanı / 10.07.2019
- Çin’de-Maçin’de değil, kurtuluş içimizde / 08.07.2019
- Türkiye yeni çağa ayak uydurmalı / 07.07.2019

























































