İmran Han’ın üç kız kardeşi gözaltında
Pakistan’da eski Başbakan İmran Han’ın kurduğu PTI’nin 27 Eylül’de düzenleyeceği protesto öncesinde hükümet ile muhalefet arasındaki gerilim büyüyor
21.09.2026 19:47:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Pakistan'da eski Başbakan İmran Han'ın kurduğu PTI'nin 27 Eylül'de düzenleyeceği protesto öncesinde hükümet ile muhalefet arasındaki gerilim büyüyor.
Önce Aleema Khan, ardından Uzma Khan ve Noreen Niazi'nin 30 gün süreyle gözaltına alınması, "İslamabad yönetimi muhalefetin sesini kısmaya mı çalışıyor?" sorusunu gündeme getirdi. Hükümet ise kararları kamu düzeni ve mahkeme kararlarıyla gerekçelendiriyor.
PROTESTODAN BİR HAFTA ÖNCE 30 GÜNLÜK GÖZALTI

İmran Han'ın kız kardeşi Aleema Khan, 20 Eylül'de Lahor'da gözaltına alındı. Lahor Bölge Komiserliği, 1960 tarihli Kamu Düzeninin Korunması Yönetmeliği'nin 3. maddesi kapsamında Aleema Khan hakkında 30 günlük gözaltı kararı verdi. Kararda gerekçe kamu güvenliği ve kamu düzeninin korunması olarak gösterildi.
PTI ise kararın, 27 Eylül'de düzenlenmesi planlanan ülke çapındaki protestoyu engelleme girişiminin parçası olduğunu savundu.
Üstelik operasyon bununla sınırlı kalmadı. 21 Eylül'de İmran Han'ın diğer kız kardeşleri Uzma Khan ve Noreen Niazi'nin de 30 gün süreyle gözaltına alındığı bildirildi.
İSLAMABAD: "MARCH'I ENGELLEYECEĞİZ"
Pakistan İçişleri Bakanı Mohsin Naqvi, 18 Eylül'de hükümetin İslamabad'a yönelik yürüyüşü "mümkün olan her şekilde" engelleyeceğini söyledi. Açıklama, PTI'nin 27 Eylül protestosu öncesinde geldi.
İslamabad polisi de PTI eylemiyle bağlantılı olduğu belirtilen dört kişinin gözaltına alındığını, başkentte güvenlik önlemlerinin artırıldığını ve protesto hazırlıkları hakkında istihbarat çalışması yürütüldüğünü açıkladı.
PTI: "BU SİYASİ BASKIDIR"
PTI, Aleema Khan'ın gözaltına alınmasını sert biçimde eleştirdi ve uygulamayı "siyasi mağduriyet" olarak nitelendirdi. Parti, gözaltıların hukuka ve temel haklara aykırı olduğunu savundu.
PTI Genel Başkanı Gohar Ali Khan ise protestolarının barışçıl olacağını, amaçlarının anayasal ve siyasi taleplerini dile getirmek olduğunu söyledi.
Böylece tartışmanın merkezine şu soru oturdu:
Muhalefet sandıkta mı yenilecek, yoksa sokakta daha yürüyemeden mi susturulacak?
BM'DEN DE CİDDİ UYARI
Pakistan'daki siyasi baskı tartışması yalnızca PTI'nin iddialarından ibaret değil. Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komite, Haziran 2026'da yayımladığı değerlendirmede Pakistan'da siyasi muhalifler, protestocular, gazeteciler, avukatlar ve onların aile üyelerine yönelik keyfi gözaltı, baskı ve misilleme iddialarından endişe duyduğunu bildirdi. Komite ayrıca İmran Han'ın gözaltısının keyfi olduğuna ilişkin tespitlere dikkat çekti.
Human Rights Watch da Pakistan'da 2025 boyunca siyasi muhalefetin, medya ve sivil toplumun baskı altında tutulduğunu ve kamu düzeni yasalarının muhalif sesleri bastırmak için kullanıldığı yönündeki bulgularını yayımladı.
ABD İLE YENİ YAKINLAŞMA

Tartışmanın dikkat çeken diğer ayağı Washington.
Haziran 2025'te ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asim Munir'i Beyaz Saray'da doğrudan kabul etti. Görüşmede Pakistan'ın sivil hükümetinden üst düzey bir siyasi yetkili bulunmazken, Trump ve Munir'in iki saatten uzun süren görüşmesinde güvenlik, terörle mücadele, ticaret ve bölgesel meseleler ele alındı. Reuters bu buluşmayı emsalsiz bir temas olarak nitelendirdi.
2026'da Washington ile İslamabad arasındaki savunma ve teknoloji ilişkilerinin de güçlendiği görülüyor. Eylül ayında ABD merkezli Powerus ile Pakistan ordusu arasında insansız hava sistemleri konusunda bir mutabakat imzalandığı ve ilk siparişin verildiği bildirildi.
"WASHINGTON'UN DESTEĞİYLE MUHALEFET Mİ SUSTURULUYOR?"
İşte Pakistan'da tartışmanın en sert sorusu burada ortaya çıkıyor.
Bir tarafta, ordunun siyasetteki ağırlığına ilişkin uzun süredir devam eden tartışmalar; diğer tarafta İmran Han ve PTI'ye yönelik yargısal, siyasi ve idari baskı iddiaları bulunuyor.
Üstelik ABD ile Pakistan ordusu arasında son dönemde doğrudan ve dikkat çekici temaslar kurulmuş durumda. Bu tablo, bazı çevrelerde "Washington, İslamabad'daki mevcut güç dengesiyle mi hareket ediyor?" sorusunu gündeme getiriyor.
Önce Aleema Khan, ardından Uzma Khan ve Noreen Niazi'nin 30 gün süreyle gözaltına alınması, "İslamabad yönetimi muhalefetin sesini kısmaya mı çalışıyor?" sorusunu gündeme getirdi. Hükümet ise kararları kamu düzeni ve mahkeme kararlarıyla gerekçelendiriyor.
PROTESTODAN BİR HAFTA ÖNCE 30 GÜNLÜK GÖZALTI

İmran Han'ın kız kardeşi Aleema Khan, 20 Eylül'de Lahor'da gözaltına alındı. Lahor Bölge Komiserliği, 1960 tarihli Kamu Düzeninin Korunması Yönetmeliği'nin 3. maddesi kapsamında Aleema Khan hakkında 30 günlük gözaltı kararı verdi. Kararda gerekçe kamu güvenliği ve kamu düzeninin korunması olarak gösterildi.
PTI ise kararın, 27 Eylül'de düzenlenmesi planlanan ülke çapındaki protestoyu engelleme girişiminin parçası olduğunu savundu.
Üstelik operasyon bununla sınırlı kalmadı. 21 Eylül'de İmran Han'ın diğer kız kardeşleri Uzma Khan ve Noreen Niazi'nin de 30 gün süreyle gözaltına alındığı bildirildi.
İSLAMABAD: "MARCH'I ENGELLEYECEĞİZ"
Pakistan İçişleri Bakanı Mohsin Naqvi, 18 Eylül'de hükümetin İslamabad'a yönelik yürüyüşü "mümkün olan her şekilde" engelleyeceğini söyledi. Açıklama, PTI'nin 27 Eylül protestosu öncesinde geldi.
İslamabad polisi de PTI eylemiyle bağlantılı olduğu belirtilen dört kişinin gözaltına alındığını, başkentte güvenlik önlemlerinin artırıldığını ve protesto hazırlıkları hakkında istihbarat çalışması yürütüldüğünü açıkladı.
PTI: "BU SİYASİ BASKIDIR"
PTI, Aleema Khan'ın gözaltına alınmasını sert biçimde eleştirdi ve uygulamayı "siyasi mağduriyet" olarak nitelendirdi. Parti, gözaltıların hukuka ve temel haklara aykırı olduğunu savundu.
PTI Genel Başkanı Gohar Ali Khan ise protestolarının barışçıl olacağını, amaçlarının anayasal ve siyasi taleplerini dile getirmek olduğunu söyledi.
Böylece tartışmanın merkezine şu soru oturdu:
Muhalefet sandıkta mı yenilecek, yoksa sokakta daha yürüyemeden mi susturulacak?
BM'DEN DE CİDDİ UYARI
Pakistan'daki siyasi baskı tartışması yalnızca PTI'nin iddialarından ibaret değil. Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komite, Haziran 2026'da yayımladığı değerlendirmede Pakistan'da siyasi muhalifler, protestocular, gazeteciler, avukatlar ve onların aile üyelerine yönelik keyfi gözaltı, baskı ve misilleme iddialarından endişe duyduğunu bildirdi. Komite ayrıca İmran Han'ın gözaltısının keyfi olduğuna ilişkin tespitlere dikkat çekti.
Human Rights Watch da Pakistan'da 2025 boyunca siyasi muhalefetin, medya ve sivil toplumun baskı altında tutulduğunu ve kamu düzeni yasalarının muhalif sesleri bastırmak için kullanıldığı yönündeki bulgularını yayımladı.
ABD İLE YENİ YAKINLAŞMA

Tartışmanın dikkat çeken diğer ayağı Washington.
Haziran 2025'te ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asim Munir'i Beyaz Saray'da doğrudan kabul etti. Görüşmede Pakistan'ın sivil hükümetinden üst düzey bir siyasi yetkili bulunmazken, Trump ve Munir'in iki saatten uzun süren görüşmesinde güvenlik, terörle mücadele, ticaret ve bölgesel meseleler ele alındı. Reuters bu buluşmayı emsalsiz bir temas olarak nitelendirdi.
2026'da Washington ile İslamabad arasındaki savunma ve teknoloji ilişkilerinin de güçlendiği görülüyor. Eylül ayında ABD merkezli Powerus ile Pakistan ordusu arasında insansız hava sistemleri konusunda bir mutabakat imzalandığı ve ilk siparişin verildiği bildirildi.
"WASHINGTON'UN DESTEĞİYLE MUHALEFET Mİ SUSTURULUYOR?"
İşte Pakistan'da tartışmanın en sert sorusu burada ortaya çıkıyor.
Bir tarafta, ordunun siyasetteki ağırlığına ilişkin uzun süredir devam eden tartışmalar; diğer tarafta İmran Han ve PTI'ye yönelik yargısal, siyasi ve idari baskı iddiaları bulunuyor.
Üstelik ABD ile Pakistan ordusu arasında son dönemde doğrudan ve dikkat çekici temaslar kurulmuş durumda. Bu tablo, bazı çevrelerde "Washington, İslamabad'daki mevcut güç dengesiyle mi hareket ediyor?" sorusunu gündeme getiriyor.














































































