logo
09 EKİM 2026

Işık kirliliği ve gökyüzü gözleminin zorlaşması

Modern şehirlerin geceyi gündüze çeviren parıltısı, sokak lambaları, reklam panoları ve yanlış aydınlatma stratejileri; insanlığın binlerce yıldır gökyüzüne bakarak kurduğu bağı koparma noktasına getirdi

09.10.2026 00:12:00
Yaşar Cebesoy
 
Işık kirliliği ve gökyüzü gözleminin zorlaşması
Işık kirliliği ve gökyüzü gözleminin zorlaşması
Modern şehirlerin geceyi gündüze çeviren parıltısı, sokak lambaları, reklam panoları ve yanlış aydınlatma stratejileri; insanlığın binlerce yıldır gökyüzüne bakarak kurduğu bağı koparma noktasına getirdi. Bugün dünya nüfusunun büyük bir bölümü, Samanyolu Galaksisi'ni çıplak gözle görebileceği karanlık gökyüzünden mahrum kalmış durumda.

Bilim insanları ve astronomlar, ışık kirliliğinin yalnızca estetik bir kayıp olmadığını, aynı zamanda ekosistemleri, insan sağlığını ve bilimsel gözlemleri tehdit eden küresel bir çevre krizine dönüştüğünü vurguluyor.







1. Işık Kirliliği Nedir ve Neden Artıyor?

Işık kirliliği; yapay ışığın yanlış yerde, yanlış miktarda, yanlış yönde ve gereksiz yere kullanılması olarak tanımlanır. Kontrolsüz kentleşme, enerji maliyetlerinin düşmesiyle artan dış mekan aydınlatmaları ve estetik kaygılarla binaların cephelerinin aydınlatılması bu sorunu tetiklemektedir.

Gökyüzüne doğrudan veya yansıyarak saçılan bu ışıklar, atmosferdeki gaz molekülleri ve toz parçacıkları tarafından saçılır (Rayleigh ve Mie saçılması). Bunun sonucunda şehirlerin üzerinde devasa bir "ışık kubbesi" oluşur ve yıldızların zayıf ışıkları bu yapay parlaklığın altında kaybolur.







2. Gökyüzü Gözlemleri Neden Zorlaşıyor?

Amatör ve profesyonel astronomi açısından ışık kirliliği, en büyük engellerden biridir.

Kontrast Kaybı: Gökyüzü arka planının yapay olarak aydınlanması, sönük yıldızların, bulutsuların (nebula) ve galaksilerin teleskoplar ve çıplak gözle ayırt edilmesini imkansız hale getirir.

Gözlemevlerinin Taşınması: Dünyanın en önemli teleskopları artık büyük şehirlerden uzak, yüksek rakımlı çöllere veya dağ başlarına kurulmak zorunda kalıyor. Ancak uydu takımyıldızlarının (starlink vb.) artışıyla birleşen ışık kirliliği, yeryüzündeki gözlemevlerinin kapasitesini da zorlamaktadır.

Kültürel Kopuş: İnsanlığın kökeninden beri yön bulduğu, mitolojilere konu olan ve bilimsel merakı uyandıran gökyüzü manzarası, yeni nesiller için görünmez hale geliyor.







3. Ekosistem ve İnsan Sağlığı Üzerindeki Etkileri

Işık kirliliği sadece gökbilimcileri değil, tüm canlı yaşamını olumsuz etkiler:

Biyolojik Saat ve Göçler: Geceleri göç eden kuşlar yapay ışıklar yüzünden yönlerini kaybederek binalara çarpabiliyor. Deniz kaplumbağaları (Caretta caretta) yavruları, kumsallardaki yapay ışıklar nedeniyle denize değil karaya yönelerek telef oluyor.

Melatonin Baskılanması: İnsanlarda gece salgılanan ve uyku düzenini, bağışıklık sistemini düzenleyen melatonin hormonu yapay ışık maruziyeti nedeniyle azalır. Bu durum uyku bozuklukları, stres ve uzun vadede kronik sağlık sorunlarına zemin hazırlar.







4. Çözüm İçin Neler Yapılabilir?

Karanlık gökyüzünü korumak ve enerji tasarrufu sağlamak adına atılabilecek adımlar oldukça net:

Doğru Aydınlatma Armatürleri: Işığı gökyüzüne saçmak yerine, yalnızca ihtiyaç duyulan zemine yönlendiren "tamamen kesilmiş" (fully shielded) armatürler kullanılmalıdır.

Akıllı Şehir Teknolojileri: Hareket sensörleri, zamanlayıcılar ve düşük Kelvin değerine sahip (sıcak sarı/turuncu tonlarda) LED sistemleri tercih edilmelidir.

Karanlık Gökyüzü Parkları: Dünyanın dört bir yanında ışık kirliliğinden arındırılmış "Karanlık Gökyüzü Rezervleri" ilan edilerek hem doğa korunmakta hem de astro-turizm teşvik edilmektedir.







Sonuç

Yıldızlı bir gökyüzü, insanlığın ortak mirasıdır. Geceyi korumak; sadece milyarlarca galaksiyi yeniden görebilmemizi sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda enerji tasarrufu sağlayacak ve ekolojik dengenin yeniden tesis edilmesine katkıda bulunacaktır. Gökyüzüne yeniden bakabilmek için karanlığa sahip çıkma vakti çoktan geldi.

Kokarca ile mücadelede ilaç yetmedi, tavuk ve hindiler devreye girdi

Türkiye'de ilk kez 2017 yılında Artvin ve İstanbul'da görülen kahverengi kokarca böceği, Sakarya'nın Ferizli ilçesindeki bir mahalleyi adeta istila etti. Evlerin duvarlarını ve ağaçları saran, tarıma da ciddi zarar veren böceklere karşı vatandaşlar, hem ilaçla hem de bakımını yaptıkları tavuk ve hindi mücadele etmeye çalışıyor

08.10.2026 13:56:00
İHA
 
Kokarca ile mücadelede ilaç yetmedi, tavuk ve hindiler devreye girdi
Kokarca ile mücadelede ilaç yetmedi, tavuk ve hindiler devreye girdi
Ana vatanı Çin, Japonya, Tayvan olan istilacı kahverengi kokarca böceği Amerika, daha sonrasında Avrupa'nın tamamına yayıldıktan sonra 2017 yılında ilk olarak Artvin ve İstanbul'da tespit edildi. Halihazırda Türkiye'de görülmeye devam eden bu canlı, saldığı kokuyla etrafına türünü çağırarak çoğalabiliyor. Kahverengi kokarca böceği, fındık başta olmak üzere yüzlerce bitki türüne büyük zarar verirken, önemli ölçüde verim ve kalite kayıplarına sebep oluyor. Üreticilerin kabusu haline gelen kahverengi kokarcanın popülasyonunu azaltmak için ise samuray arıcığı bile duruma engel olamadı. Son zamanlarda Sakarya'da nadiren görülen bu böcek, Ferizli ilçesi Bakırlı Mahallesi'nde yeniden görülmeye başlandı. Evlerin duvarlarını ve ağaçları saran, tarıma da ciddi zarar veren böcekler, vatandaşların günlük faaliyetlerini engeller hale geldi. Böceklere karşı vatandaşlar hem ilaçla hem de bakımını yaptıkları tavuk ve hindi mücadele etmeye çalışıyor.






"Hayvanlar bile doydu"

Kokarcaları öldürmek için ilacın dışında hindi ve tavuk altığını belirten Ahmet Gezer, "Kokarca böceği ile geçen senden beri mücadele ediyoruz. Ben geçen sene bunun çoğalacağını söylemiştim. Bu sene bütün mahsulü çürüttüler. Bunun için fındığımızı da çok ucuza veriyoruz. Piyasa da 180 lira gibi bir rakam diyorlar ama biz 80-90-120 liralara veriyoruz. Toplu şekilde bir ilaçlama yaparsak belki bir çare olur. Bunlar nisan ve mayıs ayında yeniden çıkacaklar. Şu anda hazır ayağımıza gelmiş toplu şekilde ilaçlama yaparsak daha iyi olur. İlaçlarında ruhsatlı ve uygun görülen yerlerden alınması gerek. Topyekun mücadele edersek bunu yok edeceğiz. Bu kokarca böcekleriyle mücadele etmek için 20-25 adet hindi aldım, tavuklarımda var ama hayvanlar bile doydu" dedi.









"Bunlar hakkında uzman olduk ama mücadele edemiyoruz"

Bakırlı Mahalle Muhtarı Ali Rıza Durmuş, "İki yıldan beri bu kokarca böcekleriyle mücadele ediyoruz. Geçen seneden daha kötü bir durumda bu böcek bizi ne zaman bırakacak bilmiyoruz. Böcekler, bahçelerden çıktı ve barınak arıyorlar bu sebepten dolayı bütün evleri sarmış durumda. Şu anda herkesin evini ilaçlaması lazım. Bunlar hakkında uzman olduk ama mücadele edemiyoruz. İlaçlama yapılınca da geliyorlar biz ne yapacağımızı şaşırdık. Ankara'dan geldiler ve samuray arılarını saldılar ama bir faydasını göremedik. Temmuz ayında yavrulamışlar 15 Ağustos'tan sonra çıktılar ve fındığı çürüttüler Allah rahmet eylesin fındık şu anda hiç yok. İlaçlama yaptık ama fındığımızı kurtaramadık. Evlere giremez olduk" diye konuştu.









"Ülke için ve Ferizli için çok sıkıntılı bir durum"

Mahalle sakini Mikail İzgi, "Bu böcek tarımı bitirdi. Ciddi bir önlem alınması lazım. Ülke için ve Ferizli için çok sıkıntılı bir durum. Mahallemize elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyoruz. Kendi evimizi, komşularımızın evlerini ilaçlatmaya çalışıyoruz. Son bir buçuk ayda iyice pik yaptı fındık zamanında çok yoktu ama şu anda yoğun bir dönemde" şeklinde konuştu.




















Yapıların sinsi düşmanı: Korozyon

Binalarda korozyon, betonarme yapıların içerisinde bulunan taşıyıcı çelik donatıların (inşaat demirlerinin) çevre faktörleri, nem ve kimyasal etkilerle reaksiyona girerek kimyasal ve elektrokimyasal yollarla aşınması, paslanması ve işlevini kaybetmesi olayıdır

08.10.2026 12:36:00
Hasan Gündoğdu
 
Yapıların sinsi düşmanı: Korozyon
Yapıların sinsi düşmanı: Korozyon
Beton, yüksek pH derecesi (yaklaşık 12,5 - 13,5) sayesinde normal şartlarda içerisindeki çeliği paslanmaya karşı koruyan pasif bir alkali tabaka oluşturur. Ancak bu koruyucu tabaka bozulduğunda veya beton içerisine su ve gaz girişi yaşandığında korozyon süreci başlar.






Binalarda Korozyonun Temel Nedenleri

Korozyon tek bir sebebe bağlı olmaktan ziyade, malzeme kalitesizliği ile çevresel etkenlerin bir araya gelmesiyle tetiklenir:

Su ve Nem Teması: Su, korozyon reaksiyonunun gerçekleşmesi için en temel iletkendir. Yalıtımsız temeller, sızdıran çatı ve tesisatlar ile nemli bodrum katları demirin oksitlenmesini hızlandırır.

Karbonatlaşma: Havadaki karbondioksit gazı, betonun gözeneklerinden içeri sızarak betonun alkali yapısını bozar ve pH değerini 9'un altına düşürür. Bu durum demiri koruyan pasif tabakayı ortadan kaldırır.






Klorür İyonu Saldırısı: Deniz kenarındaki yapılarda tuzlu rüzgarlar, deniz kumu kullanılan binalar veya kışın buz çözücü tuzların kullanıldığı alanlar klorür iyonlarının betona nüfuz etmesine yol açar. Klorür, çelikte yerel ve derin çukurlaşma tipi korozyona neden olur.

Pas Payı (Beton Örtüsü) Yetersizliği: Demirin betonun dış yüzeyine çok yakın yerleştirilmesi (< 2-3 cm), dış etkenlerin doğrudan ve hızlı şekilde çeliğe ulaşmasına imkan tanır.

Betondaki Segregasyon ve Gözenekler: Uygun şekilde sıkıştırılmayan, yerleştirilmeyen veya kalitesiz betonlarda oluşan boşluklar nem ve havanın donatıya ulaşmasını kolaylaştırır.






Korozyon Binalara Nasıl Zarar Verir?

Korozyon sadece demirin renginin değişmesi değil, yapının statik dengesini bozan zincirleme bir tahribat sürecidir:

Kesit Kaybı: Demir paslandıkça incelir. Kesit alanı küçülen donatı, üzerine düşen çekme gerilmelerini taşıyamaz hale gelir.

Hacim Genişlemesi ve Betonun Çatlaması: Demir paslandığında oluşan demir oksit, orijinal çelik hacminin yaklaşık 2 ila 6 katı büyüklüğe ulaşır. Bu hacim artışı beton içten dışa doğru devasa bir çekme gerilmesine maruz bırakır.

Beton Kabuk Atması: İçten genleşen beton zamanla çatlar ve donatının üzerindeki beton parçalar halinde dökülür. Demirin dış ortamla teması tamamen açık hale gelir ve korozyon katlanarak hızlanır.

Aderans (Yapışma) Kaybı: Beton ile çeliğin birlikte hareket etmesini sağlayan sürtünme ve tutunma kuvveti (aderans) tamamen kaybolur. Bu durum yapının bütünselliğini yok eder.






Korozyon Sebebiyle Bina Yıkılabilir mi?

Evet, korozyon binaların kendiliğinden veya hafif bir depremde dahi aniden yıkılmasına yol açabilen ana faktörlerden biridir.

Binalarda kolon ve kiriş gibi taşıyıcı elemanlar, üzerlerindeki yükü çelik ve betonun ortak çalışmasıyla taşır. Korozyon nedeniyle taşıyıcı kapasitesi %30 ile %50 oranında azalan bir kolon, binanın kendi ölü yükünü taşıyamaz hale gelebilir.

Türkiye'deki geçmiş deprem incelemelerinde (1999 Gölcük, 2020 İzmir ve 2023 Kahramanmaraş depremleri) yıkılan veya ağır hasar alan yapılarda korozyonun taşıyıcı donatı kesitlerini ciddi oranda incelttiği tespit edilmiştir. 10-15 yıl boyunca yoğun su temasına maruz kalmış yalıtımsız bir binada, donatı çapının fısıltı gibi eriyerek yarı yarıya düştüğü vakalar sıkça görülmektedir.






Korozyona Karşı Alınması Gereken Önlemler

Korozyonla mücadele hem yapım aşamasında hem de mevcut yapılarda doğru adımların atılmasını gerektirir:

İnşaat Aşaması: Su Yalıtımı (Su Yalıtım Membranları). Temel, perde duvar ve ıslak hacimlerde kesintisiz su yalıtımı yapılmalıdır.

Malzeme Seçimi: Düşük Geçirgenlikli Beton (W/C Oranı). Su/çimento oranı düşük (<0,45), kaliteli ve durabilitesi yüksek hazır beton kullanılmalıdır.

Uygulama: Yeterli Pas Payı (Beton Örtüsü). Donatının dış etkenlerden korunması için projesine uygun pas payı elemanları (pas payı klipsi) kullanılmalıdır.

Kullanılan Donatı: Nervürlü ve Kaliteli Çelik. Deniz kumu ve klorür içeren agregalar kullanılmamalı, korozyona dayanıklı çelik tercih edilmelidir.

Mevcut Binalar: Korozyon Onarımı & Güçlendirme. Paslı demirler kumlama ile temizlenmeli, korozyon önleyici astar sürülmeli ve yapısal tamir harçları kullanılmalıdır.

Korozyon, belirtileri dışarıya vurana kadar içten içe ilerleyen sinsi bir süreçtir. Yapılarda temel yalıtımına özen gösterilmesi, su sızıntılarının anında giderilmesi ve düzenli bina bakımının aksatılmaması yapının ömrünü ve deprem güvenliğini doğrudan belirler.

"Altın Çocuk" Göksel Arsoy son yolculuğuna uğurlandı

Yeşilçam'ın "Altın Çocuk" lakaplı usta oyuncusu Göksel Arsoy, İstanbul'da düzenlenen cenaze törenin ardından son yolculuğuna uğurlandı

07.10.2026 18:00:00
İhlas Haber Ajansı
 
"Altın Çocuk" Göksel Arsoy son yolculuğuna uğurlandı
"Altın Çocuk" Göksel Arsoy son yolculuğuna uğurlandı
Yeşilçam'ın unutulmaz isimlerinden olan ve Türk sinemasında 'Altın Çocuk' lakabıyla hafızalarda yer edinen usta oyuncu Göksel Arsoy, 90 yaşında hayatını kaybetti. Arsoy için Levent Barbaros Paşa Camii'nde bir cenaze töreni düzenlendi. Törene Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Göksel Arsoy'un oğlu Gökhan Arsoy, kızı Aşkım Arsoy, sinema camiasından Serdar Gökhan, Halil Ergün, yakınları ve hayranları katıldı. Arsoy ailesi törende taziyeleri kabul etti. Arsoy için öğle namazının ardından cenaze namazı kılındı. Törenin ardından Arsoy'un cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığında toprağa verildi.






"Bir efsanemizi daha kaybettik"

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven ise, "Bir efsanemizi daha kaybettik. Gerçekten öyle bir jenerasyon ki bize böyle derin izler bıraktı ki, öyle duygular yaşattılar ki bize. Gerçekten bize bir hazine bıraktılar. Çok kıymetli bir arşivimiz var. Onun üzerine inşa ettiğimiz çok büyük endüstriye sahibiz. Türkiye gerçekten büyük bir sinema ülkesi ve biz bunu onlara borçluyuz. Gerçekten tüm yokluklara rağmen ortaya koydukları eserler var. Bugün çok yüksek bir teknolojiye sahibiz; dünyanın en iyi kameraları bizde, en güzel ışıklar bizde, montaj setlerimiz de, yapay zekamız var. Ama Yeşilçam'ın bizim üzerimizde oluşturduğu duyguya maalesef ulaşamıyoruz. Bence büyük üstatların değeri her geçen gün daha da artacaktır diye düşünüyorum. Paha biçilmez bir hazine üzerinde oturuyoruz. Hepsinin mekanları cennet olsun, Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsınlar" dedi.








"Özel doğmuş, kendini yetiştirmiş ve özel olmuş"

Göksel Arsoy'un oğlu Gökhan Arsoy ise, "Çok erken gitti babam. Çok büyük bir değer kayboldu. Sadece sinema değil, aynı zamanda sahne sanatçısıydı. Öyle anılmayı istedi. 'Ben sadece sinema değil, sinema ve sahne sanatçısıyım' derdi. Yıllarca Yeşilçam'da emek verdi. Yeşilçam'dan geçenler arasında uzun yıllar sahnede yer aldı. Çok özel bir insandı. Özel doğmuş, kendini yetiştirmiş ve özel olmuş, çok büyük bir karakterdi babam. Allah rahmet eylesin" ifadelerini kullandı.








"Bir yıldız daha kaydı"

Serdar Gökhan ise açıklamasında "Sanatçı büyük filmler, çok filmler yaptı. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun diyorum. Hepimiz üzgünüz, bir yıldız daha kaydı. Kendisiyle 2 ay önce görüşmüştük. Görüştük, konuştuk. İyi çok, öyle bir ağır bir hastalık gibi yoktu ama bir anda yani öldü. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Yeşilçam'ın üzüntüsü bu.
Halil Ergün ise Göksel Aksoy'un çok özel bir insan olduğunu belirtirken, yakınlarına başsağlığı diledi.






Okul saldırısında ölen Eslem Sare toprağa verildi

Başakşehir'de okulda meydana gelen bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut, memleketi Bartın'da defnedildi

07.10.2026 15:00:00 / Güncelleme: 07.10.2026 15:07:53
İhlas Haber Ajansı
 
Okul saldırısında ölen Eslem Sare toprağa verildi
Okul saldırısında ölen Eslem Sare toprağa verildi
İstanbul'un Başakşehir ilçesinde bir okulda meydana gelen bıçaklı saldırıda ağır yaralanarak hayatını kaybeden 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut, memleketi Bartın'da düzenlenen cenaze töreninin ardından aile mezarlığına defnedildi.






Başakşehir ilçesinde bulunan Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu'nda meydana gelen bıçaklı saldırıda 8 öğrenci yaralanırken, öğrencilerden Eslem Sare Bulut, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Saldırıda yaralanan 7 öğrencinin ise hastanelerdeki tedavilerinin sürdüğü öğrenildi.






"Eslem Sare, son yolculuğuna uğurlandı"

Kumluca beldesi Güvendik Mahallesi'nden olduğu öğrenilen 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut için bugün Güvendik Mahalle Camii'nde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Eslem Sare'nin cenazesi, dualar ve gözyaşları arasında aile mezarlığında toprağa verildi.







Eslem Sare Bulut'un cenazesine Bartın Valisi Nurtaç Arslan'ın yanı sıra il ve ilçe protokolü katıldı. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Celile Eren Ökten ile önceki dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da cenaze törenine katılarak Bulut ailesinin acısını paylaştı.

Cenaze töreninde Eslem Sare Bulut'un ailesi ve yakınları büyük üzüntü yaşarken, çevrede bulunan vatandaşlar da aileye taziyelerini iletti.

Çanakkale'de göçmen kaçakçılığı suç örgütü çökertildi

Çanakkale'de polis ve sahil güvenliğin 2 aylık teknik takip sonucu Yunanistan'a göçmen kaçakçılığı organize eden suç örgütüne Çanakkale merkezli İstanbul, İzmir ve Edirne'de eş zamanlı operasyonlarla çökertildi. Operasyonlarda organizatörlük yaptığı tespit edilen 20 şüpheliden 15'i tutuklandı

07.10.2026 12:40:00
İHA
 
Çanakkale'de göçmen kaçakçılığı suç örgütü çökertildi
Çanakkale'de göçmen kaçakçılığı suç örgütü çökertildi
Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Batı Marmara Grup Komutanlığı tarafından, Çanakkale üzerinden Yunanistan'a göçmen kaçakçılığı faaliyetini organize eden suç örgütlerinin tespit edilmesi, bağlantılarının ortaya çıkarılması ve faaliyetlerinin engellenmesine yönelik 2 ay süren planlı bir çalışma yürütüldü.






Göçmen kaçakçılığı suçunu işlediği tespit edilen şüphelilerin yakalanmasına yönelik, Çanakkale merkezli olmak üzere İstanbul, İzmir ve Edirne illerinde eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirildi. Operasyonlarda 20 şüpheli gözaltına alındı.








Organizatörlük yaptığı tespit edilen 20 şüpheliden 15'i tutuklandı. 4'ü hakkında adli kontrol kararı verildi. 1'i ise serbest bırakıldı.






Ferdi Zeyrek'in ölümüne ilişkin bilirkişi raporu tamamlandı

Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'in, evinin havuzuna ait makine odasında elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetmesine ilişkin bilirkişi raporu tamamlandı. Dokuz Eylül Üniversitesi'nden 5 akademisyenin hazırladığı 46 sayfalık raporda, Zeyrek'in olayda kusurunun bulunmadığı belirtildi. Raporda 4 kişi asli, 9 kişi ise tali kusurlu bulundu

06.10.2026 22:57:00 / Güncelleme: 06.10.2026 23:12:41
İHA
 
Ferdi Zeyrek'in ölümüne ilişkin bilirkişi raporu tamamlandı
Ferdi Zeyrek'in ölümüne ilişkin bilirkişi raporu tamamlandı
Manisa 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nin ara kararı üzerine hazırlanan raporda, olayın çeşitli kişi, şirket ve kurumların ihmal ve kusurlarının zincirleme şekilde birleşmesi sonucu meydana geldiği değerlendirildi.






Kaçak akım rölesi arızalı çıktı

Bilirkişi raporunda, havuz ve makine odasının orijinal projede bulunmadığı, elektrik tesisatı ve topraklama projesinin hazırlanmadığı tespit edildi. Makine odasındaki kaçak akım rölesinin çalışmadığı, elektrik kaçağının ise havuz pompa motorundan kaynaklandığı belirlendi.

Motorun bakım ve tamiratlarında su geçirmezlik izolasyonunun bozulduğu, motorun sabitlenmemiş plastik sehpa üzerine yerleştirildiği kaydedildi. Elektrik kaçağı nedeniyle makine odasına girişteki metal merdiven ile toprak arasında 67 volt gerilim ölçüldüğü belirtildi. Raporda, gerekli topraklama yapılmış olsaydı bu gerilimin yaklaşık 6 volt seviyesinde kalacağı ve Zeyrek'in hayati tehlike yaşamayacağı değerlendirildi.

4 kişi asli, 9 kişi tali kusurlu

Bilirkişi heyeti; Naim Baltaoğlu, Hakan Akgüneş, Metin Gündercan ve Halim İşli'yi asli kusurlu buldu. Asım Özdamar, Eyüp Keklik, Rezan Akay, Hilmi Şener, Mustafa Çetin, Murat Sönmez, Ömer Taşçı, Yalçın Öztaş ve Ahmet Severcan ise tali kusurlu değerlendirildi.
Murat Ergüzel, Hakan Akgöl ve Hüseyin Erarslan'ın ise olayın meydana gelmesinde kusurlarının bulunmadığı kanaatine varıldı.









Ferdi Zeyrek kusursuz bulundu

Raporda Ferdi Zeyrek'in olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı açıkça belirtildi. Bilirkişi heyeti, Zeyrek'in kendi evindeki havuzun makine odasında tehlikeli seviyede elektrik kaçağı olduğunu öngörmesinin mümkün olmadığını değerlendirdi.
 
Raporda ayrıca havuz, makine odası ve tesisatın projelendirme, imalat ve denetim süreçlerine ilişkin resmi belgelerde Ferdi Zeyrek'in herhangi bir imza veya onayının bulunmadığı vurgulandı.
 
Dava, 9 Ekim Cuma günü Manisa 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek.

Türkiye'nin en çok vali çıkaran illeri belli oldu

Türkiye genelinde halihazırda görev yapan valilerin memleketleri üzerinden hazırlanan dağılımda Adana ve Erzurum, 5'er valiyle listenin zirvesini paylaştı. Bürokrasiye kazandırdığı vali sayısıyla dikkat çeken Erzurum, Adana ile birlikte Türkiye'nin en fazla vali çıkaran illeri arasında ilk sırada yer aldı

06.10.2026 14:27:00
İHA
 
Türkiye'nin en çok vali çıkaran illeri belli oldu
Türkiye'nin en çok vali çıkaran illeri belli oldu
Erzurumlu valiler

Verilen listeye göre Erzurumlu valiler arasında Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Edirne Valisi Yunus Sezer, İstanbul Valisi Davut Gül, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş ve Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer yer alıyor.






Zirveye yakın iller de dikkat çekti

Valilerin memleketlerine ilişkin dağılımda Erzurum ve Adana'nın ardından Ankara, Elazığ ve Kayseri öne çıktı. Söz konusu üç ilden 4'er ismin valilik görevinde bulunması dikkat çekerken, Antalya, Sinop, Trabzon, Çorum, Malatya, Bitlis ve Ordu da birden fazla vali yetiştiren iller arasında yer aldı.









Valiler ve memleketleri

Adana Valisi Mustafa Yavuz: Elazığ
Adıyaman Valisi Abdullah Küçük: Sivas
Afyonkarahisar Valisi Naci Aktaş: Trabzon
Ağrı Valisi Önder Bozkurt: Hatay
Aksaray Valisi Murat Duru: Niğde
Amasya Valisi Önder Bakan: Tekirdağ
Ankara Valisi Yakup Canbolat: Çorum
Antalya Valisi Hulusi Şahin: Ankara
Ardahan Valisi Ömer Hilmi Yamlı: Bitlis
Artvin Valisi Turan Ergün: Sinop
Aydın Valisi Osman Varol: İzmir
Balıkesir Valisi İsmail Ustaoğlu: Düzce
Bilecik Valisi Faik Oktay Sözer: Rize
Bingöl Valisi Cahit Çelik: Ağrı
Bitlis Valisi Ahmet Karakaya: Kastamonu
Bolu Valisi Abdulaziz Aydın: Mardin
Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan: Ağrı
Bursa Valisi Erol Ayyıldız: Giresun
Çanakkale Valisi Ömer Toraman: Erzurum
Çankırı Valisi Hüseyin Çakırtaş: Sivas
Çorum Valisi Ali Çalgan: Malatya
Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger: Konya
Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu: Trabzon
Edirne Valisi Yunus Sezer: Erzurum
Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu: Ordu
Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu: Bitlis
Erzurum Valisi Aydın Baruş: Edirne
Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz: Adana
Gaziantep Valisi Kemal Çeber: Tokat
Giresun Valisi Mustafa Koç: Adana
Gümüşhane Valisi Cevdet Atay: Elazığ
Hakkâri Valisi İbrahim Taşyapan: Kayseri
Hatay Valisi Mustafa Masatlı: Çorum
Isparta Valisi Abdullah Erin: Mardin
Mersin Valisi Atilla Toros: Bitlis
İstanbul Valisi Davut Gül: Erzurum
İzmir Valisi Süleyman Elban: Kırşehir
Kars Valisi Ziya Polat: İzmit
Kastamonu Valisi Meftun Dallı: Sinop
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek: Kocaeli
Kırklareli Valisi Uğur Turan: Giresun
Kırşehir Valisi Murat Sefa Demiryürek: Adana
Kocaeli Valisi İlhami Aktaş: Erzurum
Konya Valisi İbrahim Akın: Çorum
Kütahya Valisi Musa Işın: Bingöl
Malatya Valisi Seddar Yavuz: Eskişehir
Manisa Valisi Vahdettin Özkan: Muş
Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer: Erzurum
Mardin Valisi Tuncay Akkoyun: Elazığ
Muğla Valisi İdris Akbıyık: Malatya
Muş Valisi Avni Çakır: Aksaray
Nevşehir Valisi Hüseyin Kök: Konya
Niğde Valisi Nedim Akmeşe: Sinop
Ordu Valisi Muammer Erol: Kayseri
Rize Valisi İhsan Selim Baydaş: Malatya
Sakarya Valisi Rahmi Doğan: Sivas
Samsun Valisi Orhan Tavlı: Ordu
Siirt Valisi Kemal Kızılkaya: Eskişehir
Sinop Valisi Mustafa Özarslan: Adana
Sivas Valisi Yılmaz Şimşek: Antalya
Tekirdağ Valisi Recep Soytürk: Sakarya
Tokat Valisi Abdullah Köklü: Ankara
Trabzon Valisi Tahir Şahin: Kayseri
Tunceli Valisi Şefik Aygöl: Batman
Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak: Çanakkale
Uşak Valisi Serdar Kartal: Balıkesir
Van Valisi Ozan Balcı: Ardahan
Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan: Ankara
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu: Trabzon
Bayburt Valisi Mustafa Eldivan: Kayseri
Karaman Valisi Hayrettin Çiçek: Elazığ
Kırıkkale Valisi Hüseyin Engin Sarıibrahim: İstanbul
Batman Valisi Ekrem Canalp: Bolu
Şırnak Valisi Birol Ekici: Antalya
Bartın Valisi Nurtaç Arslan: Amasya
Iğdır Valisi Fırat Taşolar: Kahramanmaraş
Yalova Valisi Ahmet Hamdi Usta: Antalya
Karabük Valisi Oktay Çağatay: Kırşehir
Kilis Valisi Ömer Kalaylı: Kahramanmaraş.













Siirt'te terör örgütü PKK'nın katlettiği 37 kişi törenle anıldı

Siirt'in Şirvan ilçesine bağlı Daltepe ve Kalkancık köylerinde 33 yıl önce bölücü terör örgütü PKK mensuplarınca katledilen, çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan 37 vatandaş törenle anıldı

05.10.2026 03:00:00 / Güncelleme: 05.10.2026 05:25:30
Haber Merkezi
 
Siirt'te terör örgütü PKK'nın katlettiği 37 kişi törenle anıldı
Siirt'te terör örgütü PKK'nın katlettiği 37 kişi törenle anıldı
Valilik himayesinde Şirvan Kaymakamlığı tarafından Daltepe ve Kalkancık şehitliklerinde düzenlenen anma programı, Kur'an-ı Kerim tilaveti ve şehitler için yapılan dualarla başladı.








Törende konuşan Siirt Valisi Kemal Kızılkaya, 1993 yılında terör örgütü tarafından gerçekleştirilen hain saldırıda hayatını kaybeden 37 vatandaşın hatırasını yaşatmak üzere bir araya geldiklerini ifade etti.









Aradan geçen yıllara rağmen acının yüreklerdeki tazeliğini koruduğunu belirten Vali Kızılkaya, "Bölücü terör örgütü mensupları tarafından gerçekleştirilen hain saldırıda kadınlar, yaşlılar ve çocukların da aralarında bulunduğu 37 masum şehit edilmiştir. Aralarında henüz adı dahi konulmamış bebeklerin ve yalnızca 8 aylık Gülcan bebeğin de bulunması, yaşanan vahşetin ve insanlık dışı saldırının acısını daha da derinleştirmektedir. Onlar bu toprakların evlatları, anneleri, babaları, kardeşleri ve çocuklarıydı. Onların acısı yalnızca ailelerinin değil, milletimizin ortak acısıdır" dedi.
 







Törende konuşan Şirvan Kaymakamı Ertuğrul Bayram ise aziz şehitlerin emanetlerine her zaman sahip çıkacaklarını kaydederek, tüm şehitlere Allah'tan rahmet diledi.
Konuşmaların ardından protokolden isimler ve vatandaşlar şehit kabirlerini ziyaret ederek dualar okudu ve kabirlere kırmızı güller bıraktı.
 







Anma programına Siirt Valisi Kemal Kızılkaya, Şirvan Kaymakamı Ertuğrul Bayram, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Ceylan Yaman, İl Emniyet Müdürü Mehmet Özdemir, kurum müdürleri, şehit yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı.






33 yıl önce ne yaşanmıştı?

4 Ekim 1993 tarihinde gerçekleşen Daltepe ve Kalkancık katliamı, bölücü terör örgütü PKK'nın sivil halka yönelik gerçekleştirdiği en acımasız ve vahşi saldırılardan biridir. 
 
Siirt'in Şirvan ilçesine bağlı bu iki komşu köyde gerçekleşen hain gece baskınında, 27 sivil vatandaş ve 10 güvenlik korucusu olmak üzere toplam 37 vatandaşımız şehit edilmiştir. 
 
Katliama dair öne çıkan tarihi detaylar ve yaşananlar şu şekildedir:






Yaklaşık 70 kişiden oluşan ağır silahlı bir PKK'lı terörist grubu, gece saatlerinde Daltepe köyüne baskın düzenlemiştir. Teröristler ilk olarak köydeki geçici köy korucularından silahlarını bırakıp teslim olmalarını istemiştir. 
 
Korucuların vatanı savunmak adına ateşle karşılık vermesi üzerine çatışma çıkmıştır. Ağır silahlar kullanan teröristler korucuları etkisiz hale getirdikten sonra, korucu ailelerini ve baskından kaçmaya çalışan masum köylüleri köy camisinde toplamıştır. 
 
Katledilen 37 kişinin büyük çoğunluğunu kadınlar, yaşlılar ve kundaktaki bebekler oluşturmaktadır. Şehitler arasında henüz 8 aylık olan Gülcan bebek ve nüfusa kaydı dahi yapılamamış, adı konulmamış birkaç aylık bebekler bulunmaktadır. Teröristler, annelerinin kucağındaki bebekleri dahi ateşe atarak veya kurşunlayarak katletmiştir. 
 
Katliam sırasında köy meydanında ve camide yapılan infazların yanı sıra, köylülerin sığındığı evler el bombaları ile havaya uçurulmuş ve ateşe verilmiştir.
 
Tarihe kara bir leke olarak geçen bu insanlık dışı katliamın kurbanları, her yıl 4-5 Ekim tarihlerinde Siirt Valiliği ve Şirvan Kaymakamlığı tarafından Daltepe ve Kalkancık şehitliklerinde düzenlenen resmi törenlerle dualarla anılmaktadır. 

Konya merkezli 8 ilde FETÖ operasyonu: 5 şüpheli tutuklandı

Konya merkezli 8 ilde FETÖ'nün askeri mahrem yapılanmasına yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 20 şüpheliden 5'i tutuklandı, 15'i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

03.10.2026 12:09:00
İHA
 
Konya merkezli 8 ilde FETÖ operasyonu: 5 şüpheli tutuklandı
Konya merkezli 8 ilde FETÖ operasyonu: 5 şüpheli tutuklandı
Edinilen bilgiye göre, Konya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün askeri mahrem yapılanmasına yönelik çalışma başlattı.






Ekiplerin yürüttüğü çalışmalar kapsamında, FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu değerlendirilen şüphelilerin bulunduğu belirlendi. Konya merkezli 8 ilde düzenlenen operasyonlarda 20 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. 






Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 5'i çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Diğer 15 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.








Konya Emniyet Müdürlüğü tarafından, suç ve suçluyla mücadele çalışmalarının kararlılıkla sürdürüleceği bildirildi.

Konya'da yeni obruk oluştu

Konya'nın Karapınar ilçesinde pancar ekili tarlada yeni bir obruk oluştu

02.10.2026 14:04:00
İHA
 
Konya'da yeni obruk oluştu
Konya'da yeni obruk oluştu
Obruk, Fevzipaşa Mahallesi'nde pancar ekili bir tarlada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, obruk bölgede çalışma yapan bir işçi tarafından fark edildi.






Pancar ekili tarlada oluşan obruğun yakın zamanda meydana geldiği tahmin edilirken, yaklaşık 15 metre çapında ve 8 metre derinliğinde olduğu belirtildi. Obruğu fark eden işçi, durumu vakit kaybetmeden belediye ekiplerine bildirdi. 






İhbar üzerine bölgeye gelen ekipler, obruk çevresinde incelemelerde bulundu. Obruğun tarla yollarına yakın olması nedeniyle çevrede güvenlik tedbirleri alındı. Ekiplerin bölgede gerekli kontrolleri sürdürdüğü öğrenildi.








Karapınar'da son yıllarda farklı bölgelerde meydana gelen obruklar, tarım arazileri ve ulaşım güzergahları açısından da dikkat çekmeye devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.