logo
28 EYLÜL 2026

"İslam sayesinde kendimi yeniden keşfettim"

Galatasaray ve Portekiz milli takımının eski oyuncularından Xavier, "Müslümanlığa geçişimi yeniden keşif olarak adlandırıyorum. İslam sayesinde kendimi yeniden keşfettim. Benim için paylaşım önemlidir, İslam da zaten paylaşımcı bir din." dedi

22.04.2022 14:16:00
 
"İslam sayesinde kendimi yeniden keşfettim"
"İslam sayesinde kendimi yeniden keşfettim"
Galatasaray ve Portekiz milli takımının eski oyuncularından Abel Xavier, İstanbul'da geçirdiği günlerin İslam'a bakışını tamamen değiştirdiğini ve Müslüman olmasında büyük etkisi olduğunu söyledi.

Xavier, yaptığı açıklamada, 2002-2003 sezonunda Galatasaray'a transferinin ve Türkiye'de yaşamasının, İslam'la tanışması için kendisine bir lütuf olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Doğduğum Mozambik'in kuzeyinde büyük bir Müslüman nüfus var ama ailemde Hristiyan Katolikler de vardı. Ben de Katoliktim. İslam'ı da biliyordum ama bazı şeyleri sadece bilmek yeterli olmuyor, bazen onu yaşamak gerek. Benim şansım Galatasaray'a transfer olmak, Türkiye'de yaşamak oldu. Türkiye'de futbol oynamış olmam, İslam'la ilgili bakışımı tamamen değiştirdi. İstanbul'da İslam'ı daha yakından tanıdım. Futbolu bıraktıktan sonra bir basın toplantısıyla Müslüman olduğumu duyurdum. Futbol oynarken bazı şeyleri çok fazla dile getirmiyorsunuz, yalnızca futbol oynamaya odaklandığınız için. Hayatta önemli olan barış ve huzur içinde yaşamak."


"Ezan beni rahatlatıyor"


İstanbul'da beş vakit ezan sesi duymanın kendisine huzur verdiğini belirten Portekizli futbolcu, "Ezan Arapça olduğu için kelimeleri tam anlamıyorum ama ezanı dinlerken kendimi çok rahatlamış, huzurlu buluyorum. Ezan beni rahatlatıyor. Ne kadar dili anlamasam da o tınısı beni çok rahatlatıyor. İstanbul'da da ezanı sık sık duymak beni mutlu etti. İslam dininin ne kadar huzurlu, ne kadar rahatlatıcı bir din olduğunu gördüm. Huzuru ve özgürlüğü İslam'da buldum." ifadelerini kullandı. Futbol sayesinde çok farklı ülkelerde yaşadığını ve ufkunun açıldığını aktaran Abel Xavier, "Müslümanlığa geçişimi yeniden keşif olarak adlandırıyorum. İslam sayesinde kendimi yeniden keşfettim. Benim için paylaşım önemlidir, İslam da zaten paylaşımcı bir din. Futboldan sonra Birleşik Arap Emirlikleri'nde çok uzun süre kaldım. Emir ailesinden çok yakın arkadaşlarım var. Onlarla da uzun zaman geçirdim, çok şey paylaştım. Bir insan için en önemli şey dinini yaşarken kendini rahat ve özgür hissetmesidir. Ben İslam'la beraber bunu buldum. Aslında ben hala aynı insanım ama İslam sayesinde dünyaya, olaylara bakış açım daha farklı ve daha iyi bir hale geldi. Bu yüzden bu durumuma kendimi yeniden keşif diyorum." şeklinde konuştu.

İslam'ı seçtiği için Portekiz'de tepki görmediğini dile getiren Xavier, şunları kaydetti: "Portekiz herkese kapılarını açan çok multi kültürel bir ülke. Müslüman olduğumu açıkladığımda hiçbir tepki almadım. Portekiz'de İslam'ı seçtiğimde değil saçımı sarıya boyadığımda çok eleştirdiler. İnsanlar bugün bile saçımın renginden beni tanıyor. Ama geçmişte bundan dolayı çok eleştirildim. EURO 2000 yarı final maçının uzatmalarında Wiltord'un topunu elimle tutmam sonrasında, Zidane'dan penaltıdan yediğimiz golle maçı kaybetmiştik. O zaman saçımın rengi de öne çıkartılarak görünüşümden dolayı çok eleştirilmiştim. Ama benim için önemli olan insanların ne düşündüğü değil, benim nasıl mutlu olduğumdu."


"22 sene önce kimsede olmayan imaj bende vardı ama parayı kazanamadım"


"Çok çılgın biri olarak görülebilirim ama saha içinde hiçbir zaman çılgın bir hareketim olmadı." diyen Portekizli eski futbolcu, şu ifadeleri kullandı: "Çalıştığım teknik direktörlerle konuşursanız hepsi şunu söyler, 'Abel Xavier çok çalışkandır, çok büyük bir profesyoneldir.' Profesyonelliği hiç bırakmadım. Bazen kötü oynasam da her zaman elimden geleni yaptım. Yaptığım çılgınlık olarak adlandırılabilecek en büyük şey saçlarımı sarıya boyamamdır. Afrikalılar arasında saçını sarıya boyayan ilk futbolcuydum. Bir tabuyu kırdım. Çünkü o dönemde Afrikalılar arasında bu hoş karşılanmıyordu. Bu bir çılgınlık olarak adlandırılabilir ama bir insanı giydiği giysilerden ya da saçının renginden yargılamamak gerekir. Kafanızın içindekiler önemlidir. Ben de tüm insanlara böyle bakıyorum. Artık futbolcularla hem sportif hem de imaj haklarıyla ilgili kontrat yapılıyor. Futbolcular imaj haklarından da para kazanıyorlar. 22 sene önce kimsede olmayan imaj bende vardı ama parayı kazanamadım. (Gülerek)"


"Galatasaray'ın teknik direktörü olmayı çok isterim"


Son olarak Mozambik Milli Takımı'nda teknik direktörlük yaptığını belirten Abel Xavier, en büyük hedeflerinden birinin Galatasaray'da teknik direktörlük yapmak olduğunu söyledi. Salgında ailesine zaman ayırmak için teknik direktörlüğe ara verdiğini ancak yeniden futbola dönmek için görüşmelere başladığını aktaran Xavier, "Kariyerime baktığınızda PSV, Galatasaray, Benfica, Roma, Liverpool gibi çok önemli takımlarda da oynadım. Bu tecrübelerimi teknik direktör olarak aktarmak istiyorum. Türkiye'de çalışmak en büyük isteklerimden biri. Galatasaray'ın teknik direktörü olmayı çok isterim. Fenerbahçe ve Beşiktaş'ı Portekizli teknik direktörler çalıştırdı, umarım ben de Galatasaray'ı çalıştırırım." değerlendirmesinde bulundu.

Galatasaray taraftarıyla arasında çok farklı bir bağ bulunduğunun altını çizen Portekizli futbol adamı, "İnsanlar bana karşı çok samimi, çok cana yakınlardı. Bu da beni etkileyen nedenlerden biriydi. Bana sadece bir oyuncu gibi yaklaşmadılar, beni çok seviyorlardı. Gördüğüm bu saf sevgi beni çok etkiledi. O yüzden 'Türkiye benim ikinci evim' diyorum. Garanti veriyorum, bir gün ikinci evime kesinlikle döneceğim." şeklinde konuştu.


"Liverpool'la Ali Sami Yen'e çıktığımda 'Umarım bir gün Galatasaray'da oynarım' dedim"


"Galatasaray'da en unutamadığım şey tutku." sözlerini kullanan Abel Xavier, şöyle konuştu: "Liverpool'da oynadığım dönemde Şampiyonlar Ligi grubumuzda Galatasaray da vardı. Barcelona ve Roma'nın da olduğu çok zorlu bir gruptu. Galatasaray'ın eski stadı Ali Sami Yen'de maça çıkmıştık, ısınırken tribünlerde 'Welcome to Hell' pankartını gördüm. Çok etkileyici ve boğucu bir ortam vardı. Taraftarlar çok ateşliydi. Maça başladık, devre arası skor 0-0'dı. Kafama bir havlu geçirdiğimde kendime şunu söyledim, 'Umarım bir gün ben de Galatasaray için oynarım.' Taraftarların çıkardığı sesler, verdiği destek inanılmazdı. Liverpool'la Ali Sami Yen'e çıktığımda 'Umarım bir gün Galatasaray'da oynarım.' dedim. Galatasaray'da oynama isteğim bir sene sonra gerçek oldu. Fatih Terim daha önce Milan ve Fiorentina'da birlikte çalıştığı Rui Costa ve beni istiyordu. Liverpool'dan kiralık geldim. Atatürk Havalimanı'ndaki coşkulu karşılamayı, Fenerbahçe derbisini unutamıyorum."


"Fatih Hoca benim yerime Frank de Boer'u tercih etti"


Galatasaray'dan ayrılmayı hiç istemediğinin altını çizen Xavier, şunları söyledi: "Galatasaray'da çok mutluydum. Fatih hocaya kalmak istediğimi söyledim, Liverpool'la da her şeyi ayarlamıştım. Galatasaray'da 3 sene daha oynayacaktım, kariyerimi Galatasaray'da bitirmek istiyordum. Ama Fatih hoca o dönemde benim yerime Barcelona'dan bonservissiz çıkan Frank de Boer'u tercih etti. Devam edemedim. Fatih Terim'le çok samimi ve güzel bir ilişkimiz vardı. Galatasaray ekonomik sıkıntılar yaşıyordu. Fatih Hoca bana, 'Abel, Liverpool'daki hocan Houllier ile görüş bonservisini bırakırlarsa seni burada görmek isterim.' demişti. Fatih Terim beni takımın liderlerden biri olarak görüyordu. İnanılmaz bir ilişkimiz vardı ama futbol bu. Kariyerimi Galatasaray'da bitirmeyi çok istiyordum ama gerçekleşmedi. Bu hala içimde yaşadığım bir üzüntüdür. Tekrar İngiltere'ye geri döndüm ve sonra kariyerimi MLS'te David Beckham ile beraber bitirdim."


"Fatih Terim Galatasaray'a başkan bile olabilir"


Fatih Terim'in yalnızca Galatasaray için değil Türk futbolu için çok önemli bir isim olduğunu vurgulayan Portekizli eski futbolcu, "Fatih Terim, uluslararası arenada bilinen, karizması, geçmişi ve kazandıklarıyla Türk futbolu için önemli bir figür. Şu an yolları ayrıldı ama ileride tekrar teknik direktör olarak geri dönebilir hatta Fatih Terim Galatasaray'a başkan bile olabilir. Her zaman futbolun içinde olacaktır. Ona çok büyük bir saygım var, umarım tekrar görüşebiliriz. Galatasaray'dan ayrıldığımda bana mesaj da atmıştı." değerlendirmesinde bulundu. Galatasaray'da oynadığı dönemde kadroda çok iyi oyuncular bulunduğunu aktaran Xavier, "Mondragon gibi çok üst düzey bir kaleci vardı. Kaptan Bülent Korkmaz, Ergün, Hasan Şaş gibi çok iyi isimler vardı. Çok iyi bir takımdık, çok fazla lider oyuncu vardı. Oyuncuların çoğu Fatih Terim'in UEFA Kupası'nı kazandığı dönemde birlikte olduğu oyunculardı. Bence o dönemde sorun şu olmuştu, bazı statü sahibi oyuncuların zamanı geçiyordu, yaşlandıkça eski güçlerini de kaybediyorlardı. Ancak gençlerle deneyimli oyuncular arasındaki geçiş çok iyi sağlanamamıştı." ifadelerini kullandı.

Dursun Özbek, Suudilerle Galatasaray'ı konuştu! İşte masadaki konular

27.09.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
Dursun Özbek, Suudilerle Galatasaray'ı konuştu! İşte masadaki konular
Dursun Özbek, Suudilerle Galatasaray'ı konuştu! İşte masadaki konular
Başkan Dursun Özbek'in, Suudi Arabistan Genel Eğlence Heyeti Başkanı olan Turki Al-Sheikh ile yapmayı planladığı görüşme iddia edilenin aksine Galatasaray'ın "satışından" ziyade, Suudi Arabistan'ın futbola akıttığı milyar dolarlık pastadan sponsorluk ve ticari iş birlikleri kanalıyla pay alma çabası. Ancak kulübün geleceği ve finansal yapısı üzerindeki Arap sermayesi etkisi arttıkça, satılma dedikoduları da kaçınılmaz olarak basında ve taraftar arasında konuşulmaya devam edecek.

Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek ile Turki Al-Sheikh'in yakınlaşması; Türk futbolundaki finansal sıkıntılar ve Suudi Arabistan'ın futbola yaptığı yatırımlar göz önüne alındığında oldukça kritik bir hamle. Bu yüzden kamuoyunda bu görüşme için camiada "Dursun Özbek, Galatasaray'ı satmak için ilk adımları attı" şeklinde dedikoduları yayılmaya başladı. Ancak işin aslı elbetteki öyle değil.

Galatasaray'ın öncelikli hedefi kulübe sıcak para girdisi sağlamak, küresel marka değerini artırmak ve proje bazlı yatırımlarına kaynak bulmak.

Galatasaray, Avrupa standartlarında gelir elde edebilmek için Suudi menşeli büyük şirketlerle (Fly Nas, NEOM, Aramco, Visit Saudi vb.) yüksek bütçeli sponsorluk anlaşmaları talep edebilir.

Kemerburgaz Tesisleri veya Florya projesi gibi gayrimenkul dönüşümlerinde Suudi fonlarından uzun vadeli ve düşük maliyetli yatırım imkanı aranabilir.

Yüksek maliyetli oyuncuların transferinde veya kadrodaki yüksek maaşlı isimlerin Suudi kulüplerine satılarak bonservis geliri elde edilmesinde bir köprü kurulması hedeflenebilir.

Riyad Seasons gibi uluslararası organizasyonlarda yer alarak ciddi katılım payları ve galibiyet primleri kazanmanın yolları zorlanabilir.

Suudi Arabistan Genel Eğlence Heyeti Başkanı olan Turki Al-Sheikh, ülkesinin "Vision 2030" çerçevesinde sporu ve eğlenceyi küresel bir güç unsuru olarak kullanma stratejisinin merkezinde.

Türk futbolunun bölgedeki en yüksek izlenebilirliğe sahip kulüplerinden biri olan Galatasaray'a, Suudi devlet fonu (PIF) destekli dev markalar üzerinden stratejik sponsorluklar teklif edebilirler.

Galatasaray'ı Riyad'da düzenlenecek özel turnuvalara, hazırlık maçlarına dahil ederek milyon dolarlık katılım ücretleri sunabilirler.

Suudi Pro Ligi kulüpleri ile Galatasaray arasında oyuncu kiralama veya transfer süreçlerinde öncelik ve finansal kolaylıklar sağlanabilir.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinden genç yeteneklerin Galatasaray altyapısında yetişmesi için ortak akademi projeleri ve fon aktarımı teklif edilebilir.

"Galatasaray Araplara satılıyor" söylentileri yıllardır Türk futbol kamuoyunu meşgul eden bir iddiadır. Ancak bu görüşmeyi doğrudan bir "satış" olarak okumak hukuki ve hukuki olmayan nedenlerle gerçekçi değil.

Newcastle United veya PSG örneklerinde olduğu gibi, devlet destekli Arap fonlarının kulüplere ilk girişi genelde sponsorluklar, hazırlık turnuvaları ve dostluk ilişkileriyle başlar. Dedikodu üreten çevreler bu ziyareti bir "zemin arayışı" veya "kamuoyu nabzı ölçme" adımı olarak yorumlar. Bu yüzden Dursun Özbek'in kulübü satmak için zemin hazırladığı iddiaları altı boş olsa da dolanıyor.

Pazartesi işimiz zor! İtalya da yenildi

A Milli Takım'ın UEFA Uluslar Ligi'ndeki mücadelesi kötü başladı

26.09.2026 00:53:00 / Güncelleme: 26.09.2026 00:58:24
Haber Merkezi
 
Pazartesi işimiz zor! İtalya da yenildi
Pazartesi işimiz zor! İtalya da yenildi
A Milli Takım'ın UEFA Uluslar Ligi'ndeki mücadelesi kötü başladı. Türkiye, ilk maçında Fransa'ya 1-0 mağlup olurken, grubun diğer karşılaşmasında İtalya da sahasında Belçika'ya 2-0 yenildi.

Bu sonuçla birlikte Türkiye ve İtalya ilk maçlarını puansız tamamladı. Fransa ile Belçika ise 3'er puan aldı.

Türkiye, 28 Eylül Pazartesi günü İtalya'yı konuk edecek. İki takım açısından da karşılaşma kritik hale gelirken, kaybeden tarafın gruptaki işi daha da zorlaşacak. UEFA'nın resmi fikstüründe de Türkiye-İtalya karşılaşması 28 Eylül olarak yer alıyor.

GRUPTA SON DURUM

Belçika – 3 puan
Fransa – 3 puan
Türkiye – 0 puan
İtalya – 0 puan

Türkiye'nin Fransa karşısındaki 1-0'lık yenilgisinin ardından şimdi gözler İtalya maçına çevrildi. İtalya da Belçika'ya 2-0 kaybederek Türkiye karşısına puansız çıkacak.

Pazartesi günü oynanacak mücadele, iki takım için de "ya tamam ya devam" niteliğinde erken bir kritik sınav olacak.

Milliler yine sonuç alamadı

A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar Ligi A Ligi'ndeki tarihindeki ilk maçında Fransa'ya 1-0 mağlup oldu

26.09.2026 00:24:00
Haber Merkezi
 
Milliler yine sonuç alamadı
Milliler yine sonuç alamadı
Uluslar Ligi A Ligi'ne Fransa yenilgisiyle başlayan A Milli Takım, Kocaeli'deki mücadelede iyi direnmesine rağmen Mbappe'nin golüne engel olamadı. 87. dakikada Uğurcan Çakır'ın kırmızı kart görmesi gecenin bir başka kritik anı oldu. Montella'nın tercihleri ise maç sonrası tartışma konusu oldu.

A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar Ligi A Ligi'ndeki tarihindeki ilk maçında Fransa'ya 1-0 mağlup oldu. Kocaeli Stadyumu'ndaki karşılaşmanın tek golünü 54. dakikada Kylian Mbappe kaydetti.

İLK YARIDA DENGE VARDI

Karşılaşmanın ilk bölümünde Fransa topa daha fazla sahip olmaya çalışırken Türkiye savunmada disiplinli kaldı. Milliler, Arda Güler üzerinden hücum üretmeye çalıştı. Arda'nın bireysel çabaları Fransız savunmasını zaman zaman zorladı.

İlk yarıda iki takım da aradığı golü bulamayınca soyunma odasına 0-0 eşitlikle gidildi. Maç öncesinde Montella'nın en önemli sorunlarından biri orta sahadaki eksiklerdi. Hakan Çalhanoğlu kadroda yer almazken Orkun Kökçü de sakatlığı nedeniyle oynayamadı.

İSMAİL'LE GOLE ÇOK YAKLAŞTIK

İkinci yarının hemen başında Türkiye önemli bir fırsat yakaladı. 50. dakikada Arda Güler'in kullandığı kornerde İsmail Yüksek'in kafa vuruşu gol tehlikesi yarattı.

Ancak bu pozisyonun ardından Fransa oyunda ağırlığını artırdı.

MBAPPE SAHNEYE ÇIKTI: 0-1

54. dakikada Fransa'nın yıldızı Kylian Mbappe sahneye çıktı. Fransızların geliştirdiği atakta Mbappe topu ağlarla buluşturarak takımını 1-0 öne geçirdi.

Golün ardından Türkiye beraberlik için daha fazla risk almaya başladı. Fransa ise savunmasını geriye çekerek skoru korumaya yöneldi.

87'DE UĞURCAN KIRMIZI KART GÖRDÜ

Maçın son bölümünde Türkiye'nin işi daha da zorlaştı. 87. dakikada Uğurcan Çakır, VAR incelemesinin ardından direkt kırmızı kart gördü. Böylece milliler karşılaşmanın kalan bölümünü 10 kişi tamamladı.

Fransa'nın 1-0'lık üstünlüğü maçın son düdüğüne kadar değişmedi.

MAÇIN ARDINDAN MONTELLA TARTIŞMASI

Mağlubiyetin ardından tartışmanın merkezine yalnızca futbolcular değil, Vincenzo Montella'nın oyun planı ve tercihleri de oturdu.

Özellikle Türkiye'nin geriye düştükten sonra hücumdaki üretkenliğinin yeterli olmaması ve beraberlik için gerekli hamlelerin etkisinin sınırlı kalması eleştirildi.

Montella'nın maç öncesindeki planında Orkun Kökçü'nün yokluğunda Salih Özcan ve İsmail Yüksek'i merkezde kullanıp Arda Güler'i onların önünde konumlandırması gündeme gelmişti.

Şimdi soru şu: Montella, Fransa karşısında ortaya çıkan hücum sorunlarına çözüm bulabilecek mi? Millilerin önünde ise 28 Eylül'de İtalya maçı bulunuyor.

Beşiktaş, Euroleague'e mağlubiyetle başladı

Beşiktaş, Euroleague'in ilk haftasında sahasında İspanyol ekibi Valencia Basket'e 96-94 mağlup oldu.

26.09.2026 00:21:00
İhlas Haber Ajansı
 
Beşiktaş, Euroleague'e mağlubiyetle başladı
Beşiktaş, Euroleague'e mağlubiyetle başladı
Beşiktaş, Euroleague'in ilk haftasında sahasında İspanyol ekibi Valencia Basket'e 96-94 mağlup oldu.

Beşiktaş: Eugene Omoruyi 17, Jaylen Nowell 17, Ante Zizic 4, David DeJulius 4, DaQuan Jeffries, Anthony Brown 7, Scottie Wilbekin 12, Devon Dotson 9, Conor Morgan 15, Wenyen Gabriel 6, Berk Uğurlu 3



1. Periyot: 27-28

Devre: 51-54

3. Periyot: 71-81

Milli boksör Emrah Yaşar, Avrupa şampiyonu

Fenerbahçeli milli boksör Emrah Yaşar, Bulgaristan'da düzenlenen 2026 Avrupa Boks Şampiyonası'nda erkekler 90 kilo finalinde İspanyol rakibi Enmanuel Reyes Pla'yı mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu

25.09.2026 22:51:00
İhlas Haber Ajansı
 
Milli boksör Emrah Yaşar, Avrupa şampiyonu
Milli boksör Emrah Yaşar, Avrupa şampiyonu
Fenerbahçeli milli boksör Emrah Yaşar, Bulgaristan'da düzenlenen 2026 Avrupa Boks Şampiyonası'nda erkekler 90 kilo finalinde İspanyol rakibi Enmanuel Reyes Pla'yı mağlup ederek altın madalyanın sahibi oldu.

Bulgaristan'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen Avrupa Boks Şampiyonası'nda Türkiye'yi temsil eden Fenerbahçeli milli boksör Emrah Yaşar, 90 kilo final müsabakasında İspanyol Enmanuel Reyes Pla ile karşı karşıya geldi. Ringde sergilediği üstün performansla rakibine şans tanımayan milli sporcu, maçı kazanarak Avrupa şampiyonu unvanını elde etti ve ay-yıldızlı bayrağı zirveye taşıdı.

Daha önce Kick Boks branşında da Avrupa şampiyonluğu bulunan genç boksörün kariyerinde ayrıca U22 ve U23 yaş kategorilerinde kazanılmış Avrupa şampiyonlukları da yer alıyor. Emrah Yaşar, aldığı bu zaferle başarılarına bir yenisini daha eklemiş oldu.

Formula 1 Azerbaycan Grand Prix’si ilk kez cumartesi günü koşulacak

Formula 1 yönetimi, Azerbaycan Hükümeti'nden gelen resmi talep üzerine Bakü Şehir Pisti'ndeki yarış takvimini bir gün öne çekti. 27 Eylül Anım Günü nedeniyle alınan bu karar doğrultusunda, hafta sonu rutinini bozan yarışın ışıkları bu kez pazar değil, cumartesi günü sönecek

21.09.2026 17:30:00
Eyüp Kabil
 
Formula 1 Azerbaycan Grand Prix’si ilk kez cumartesi günü koşulacak
Formula 1 Azerbaycan Grand Prix’si ilk kez cumartesi günü koşulacak
Formula 1 dünyası, sezonun 15. ayağı olan Azerbaycan Grand Prix'si öncesinde sıra dışı bir takvim güncellemesine sahne oluyor. Normal şartlarda pazar günleri gerçekleştirilen ana yarış, bu yıla özel olarak 26 Eylül Cumartesi gününe alındı.

Kararın arkasında, Azerbaycan'ın 2020 yılındaki İkinci Dağlık Karabağ Savaşı'nda hayatını kaybeden askeri personeli anmak adına ilan ettiği 27 Eylül Anım Günü bulunuyor. Ulusal yas ve anma etkinlikleriyle çakışmaması adına F1 yönetimi ve yerel organizatörler, tüm seansları 24 saat öne kaydırma konusunda mutabık kaldı.

Hafta sonu programı tamamen değişti

Takvimin öne çekilmesiyle birlikte takımların ve medyanın alışık olduğu akış da tamamen değişti. Bakü'nün dar sokaklarında ve 2 kilometrelik devasa düzlüğünde mücadele edecek olan pilotlar, perşembe günü antrenman seansları için piste çıkacak. Kritik sıralama turları ise 25 Eylül Cuma günü gerçekleştirilecek.

Bu esneklik, Formula 1 tarihinde son yıllarda Ramazan ayı veya lojistik nedenlerle Bahreyn, Suudi Arabistan ve Las Vegas'ta uygulanan cumartesi yarışları trendinin en yeni halkasını oluşturuyor. Dar ve virajlı eski şehir bölgesiyle yüksek hız gerektiren düzlükleri bir arada barındıran Bakü Şehir Pisti, özellikle yeni nesil hibrit motorların enerji yönetimi açısından bu yıl takımları her zamankinden daha fazla zorlayacak.

Şampiyonluk yarışında akıl oyunları

Pist üstündeki teknik zorlukların yanı sıra, gözler şampiyona lideri üzerinde olacak. Mercedes'in 20 yaşındaki genç yeteneği Kimi Antonelli, en yakın takipçisi ve takım arkadaşı George Russell'ın 81 puan önünde liderliğini sürdürüyor. Antonelli, Bakü'de kazanması halinde Formula 1 tarihinin en genç dünya şampiyonu olma yolunda dev bir adım daha atmış olacak.

Ancak eski dünya şampiyonu Nico Rosberg'in de belirttiği gibi, genç pilotun bu süreçteki en büyük rakibi kendi üzerindeki psikolojik baskı ve McLaren ile Ferrari'nin getirdiği yeni güncelleme paketleri olacak. Özellikle son yarışlarda şanssız sanal güvenlik aracı kararlarıyla galibiyeti kaçıran McLaren pilotu Lando Norris, Bakü'ye getirilen yeni taban ve kanat güncellemeleriyle Antonelli'nin en ciddi tehdidi konumunda.

Mourınho’nun mazeretleri bitmiyor

Madrid derbisinde yenilgi geldi, Portekizli teknik adam yine hakemi işaret etti

21.09.2026 13:25:00 / Güncelleme: 21.09.2026 13:28:13
Haber Merkezi
 
Mourınho’nun mazeretleri bitmiyor
Mourınho’nun mazeretleri bitmiyor
Real Madrid, LaLiga'nın 7. haftasında deplasmanda Atletico Madrid'e 2-1 mağlup olurken, teknik direktör Jose Mourinho karşılaşmanın ardından yine hakem kararlarını gündeme taşıdı.

Atletico Madrid'in gollerini 53. dakikada Grimaldo, 59. dakikada David kaydederken, Real Madrid'in tek golü 89. dakikada Rüdiger'den geldi. Real Madrid'de Dean Huijsen'in 52. dakikada kırmızı kart görmesi ise karşılaşmanın kırılma noktalarından biri oldu.

YENİLGİNİN FATURASI HAKEME

Maçın ardından basın toplantısına tartışmalı pozisyonların fotoğraflarıyla gelen Mourinho, hakem Ortiz Arias'a sert tepki gösterdi.

Portekizli teknik adam, "İki tane açık kırmızı kart var" diyerek hakem kararlarının maçın sonucunu etkilediğini savundu.

Mourinho, takımının uzun süre eksik oynamasının zorluğuna dikkat çekerek oyuncularını ise gösterdikleri mücadele nedeniyle övdü.

Ancak Mourinho'nun açıklamalarında dikkat çeken yine aynı noktaydı:

Yenilgi geldi, suçlu yine hakem oldu.

HER MAÇIN ARDINDAN AYNI SENARYO

Mourinho kariyeri boyunca tartışmalı hakem kararları, federasyonlar ve futbol otoriteleriyle yaşadığı polemiklerle sık sık gündeme geldi. Madrid derbisinin ardından yaptığı açıklamalar da bu tartışmaların yeni bir halkası oldu.

Real Madrid'in sahadaki 2-1'lik yenilgisi bir yana, Mourinho'nun basın toplantısında maçın taktik ve futbol boyutundan çok hakem kararlarını öne çıkarması dikkat çekti.

Mourinho için sonuç değişti ama senaryo değişmedi: Yenilgi, ardından hakem.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.