logo
19 MAYIS 2026

İslam'a göre İncil ve Tevrat

06.10.2001 00:00:00
Prof. Dr. Haydar Baş'ın kalemindenDini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler

İncil yazarlarının kimlikleri, İncillerin yazılış tarihleri konusunda Batılı araştırmacılar arasında ihtilaf mevcuttur. Esasen Hıristiyan ruhban sınıfı ve ilahiyatçılar arasındaki yaygın görüş İncil'e insan kelamının karışmış olduğu yönündedir.

"Kudüs Kitab-ı Mukaddes okulu rahipleri 70'li yıllarda bir çok durumda İsa'nın sözünü doğrudan işitme fikrinden vazgeçmeleri için İncil okuyucularını peşinen uyardı. (Bu da İncil'in ciddi biçimde tahrifata uğradığı manasına geliyordu.)

Teslisi şüpheyle karşılayan veya reddeden ilahiyatçılar da aynı görüşteydi. İncil şüphesiz "Allah'ın kelamı"ydı. Ancak "insan kelamı" da karışmıştı. Alman ilahiyatçı Hans Kung'un deyimiyle "noksanlık ve hatalardan, karışıklık ve gizlemeden, sınırlama ve yanlışlardan ârî değildi".

Newsweek (1979) dergisi, Hz. İsa'nın çarmıha gerilme kıssasının dört ayrı İncil'de geçen tasvirlerini incelemiş ve bu hususta şöyle demiştir: "Bu rivayetlerin hepsi bir hakikati ifade eder ama hakikatin kendisi değildir".

Şüphesiz Katolik Kilisesi ve II. Vatikan Konsili İncil'in tahrifata uğradığını kabul etmemektedir. Ancak Kilise'ye bağlı ruhban sınıfının görüşü oldukça farklıdır. Evangelist Dergisinin 1986'da ABD'de isimlerinin gizli kalması kaydıyla bin rahip ve vaiz arasında yaptığı ankete göre İncil'in tahrif edildiğine inananların oranı % 80'lere varıyordu. Yine rahiplerin yüzde 50'si Hz. İsa'nın doğum ve ölümüne cinler ve şeytanlara dair Hıristiyan akidesine pek inanmıyorlardı. Burada dikkati çeken husus anketin sıradan halk kesimi arasında değil, insanları aforoz etme (dinden çıkarma), günahları bağışlama, günahtan temizleme gibi pek çok yetkiyi elinde tutan ruhban sınıfı arasında yapılmış olmasıdır. Bu yetkileri elinde bulunduran rahiplerin % 80'i İncil'in tahrif edildiğine inandıklarını, %50'si de Hıristiyanlığın bir takım konulardaki temel inanç esaslarına ise inanmadıklarını ifade etmişlerdir.

Evet, son 20-30 yıl içinde pek çok Hıristiyan ilahiyatçı İncil'in tahrif edilmiş olduğunu ısrarla belirtti. Öte yandan İncil'in Allah'ın kelamı olduğuna inanan Hıristiyan Batılıların çoğu da İncil'de "insan eliyle yazılmış bölümlerin" varlığını kabul etmek durumundadırlar. Nitekim Almanya'nın Marburg Üniversitesi'nde doçent olan Ursula Spuler "Hıristiyan-İslam Diyalogu" isimli makalesinde, "İncil'in yazılmasında çeşitli yazarların tesiri olduğunu biliyoruz. Bu yazarlar İncil'deki düzenlemeleri çeşitli zamanlarda yapa gelmişlerdir" demektedir.

İslam'a Göre

İncil ve Tevrat'ın Durumu

İncil ve Tevrat asılları itibariyle Allah katından gelmiş kitaplardı yani semavi idiler. Nitekim Cenab-ı Hak "Ey İsrailoğulları! Sizin beraberinizde bulunanı doğrulayıcı olarak indirdiğime (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar eden siz olmayın ve ayetlerimi az bir pahaya değişmeyin. Ancak benden sakının. Bile bile hakkı bâtıla karıştırıp da gerçeği gizlemeyin" buyurmaktadır.

Ayette geçen "sizin beraberinizde bulananı doğrulayıcı" ifadesi Yahudilere bir ilahî kitabın indirilmiş olduğunu beyan ediyor. Evet Cenab-ı Hak böyle bir kitap indirdi. Ancak ayetin devamında geçen "... ayetlerimi az bir pahaya değişmeyin..." ifadesi ilahî kaynaklı olan semavî Tevrat'ın tahrif edildiğini beyan ediyor. Nesefî, tefsirinde bu ifadeyi şöyle açıklar: "Ben-i İsrail kavmi Tevrat'ın bazı hükümlerini kolaylaştırmaları ve bazılarını da değiştirmeleri için âlimlere para verirlerdi. Hükümdarlar da aynı şekilde hükümleri değiştirsinler diye âlimlere mal akıtırlardı. O âlimler de halk Hz. Muhammed'e iman ettiği takdirde bu imkanların ellerinden çıkacağından korktukları için Tevrat'ı değiştirmeye devam ettiler".

"Bile bile hakkı bâtıla karıştırıp, gerçeği gizlemeyiniz" ayetinin tefsirinde ise İbn-i Abbas şöyle demektedir: "Resulüme dair yanınızda bulunan benim size göndermiş olduğum bilgiyi gizlemeyin. Halbuki bu Resul sizin yanınızdaki kitaplarda yazılıdır ve elinizde bulunan kitaplardan siz O'nun hak Resul olduğunu bilmektesiniz."

Yahudilerin reisi olan Ka'b b. Eşref Yahudi âlimlerine, "Muhammed hakkında ne dersiniz?" diye sormuş, âlimler de "o nebidir" cevabını vermişlerdi. O zaman Ka'b, "Başka şekilde konuşsaydınız yanımda size verilecek hediye ve bahşişler vardı" dedi. Bunun üzerine o âlimler, "Düşünmeden cevap verdik. Bize mühlet ver düşünelim. Tevrat'a bakalım" dediler. Ve oradan çıkarak Resulullah'ın sıfatlarını, Deccal'ın sıfatlarıyla değiştirdiler. Ve geri dönerek Ka'b b. Eşref'e bu sıfatları okudular. O da âlimlerin her birine bir ölçek arpa ve dört arşın keten bezi verdi. İşte Bakara Suresi 41. ayette geçen "az bir paha" ifadesi bu hakikati kastetmektedir.

Aynı hakikat yani Tevrat'ın tahrif hakikati Bakara Suresi 79. ayetinin de inişine sebep olmuştur.

"Artık vay o kimselere ki Kitab'ı kendi elleriyle yazarlar sonra az bir pahaya satmak için 'bu Allah katındandır' derler. Ellerinin yazdığından ötürü vay onlara! Kazandıkları şeylerden ötürü vay onlara!"

İbn-i Ebu Hatem'in İbn-i Abbas'dan rivayet ettiğine göre bu ayet Yahudi bilginleri hakkındadır. Onlar Tevrat'ta Hz. Muhammed'in sıfatlarını "orta boylu, gözleri sürmeli, buğday tenli ve dalgalı saçlı" olarak buldular. Fakat maddî kazançlarının ve mevkilerinin ellerinden gideceği korkusuyla haset ve kıskançlığa düştüler. Bu sıfatları değiştirerek yerine "uzun boylu, gök gözlü, düz saçlı ve siyah tenli" yazdılar. Yazdıklarını Mekke müşriklerine ve halka göstererek "son peygamberin eşkali böyledir. Bunda o eşkal yoktur" dediler.

Abdurrahman bin Alkame şöyle der: "İbn-i Abbas'a yüce Allah'ın 'kitabı kendi elleriyle yazarlar da' hükmü hakkında soru sordum da bana: 'Bu ayet Kitap ehli hakkında nazil olmuştur' cevabını verdi."

"Verdikleri kesin sözü bozmaları sebebiyle onları (İsrailoğulları'nı) lanetledik. Kalplerini de kaskatı yaptık. Onlar (Tevrat'taki) kelimeleri, konuları yerlerinden alıp tahrif ederler (değiştirirler). Onlar öğütlendirildikleri hususlardan büyük bir nasibi unuttular".

"Onlar Tevrat'taki kelimeleri asıl yerlerine konulmuşken ondan sonra tahrif ederler (değiştirirler)".

Batılı araştırmacılar da Tevrat'ın sonradan yazıldığı fikrini taşımaktadırlar. Amerikalı profesör Richard Friedman'a göre peygamberlerden Yeremiah ve havarisi Baruh Ben-Neriya kutsal kitabın ilk beş bölümünü kaleme almışlardır.

Bu noktada şu hakikati vurgulamak yerinde olur. İlahî kelamlar yani Cenab-ı Hakk'ın kelamları ve bu şekilde yazıya geçirilmiş ilahî metinler beşerî söz ve yazılar gibi değildir. Günümüz diyalogcuları her ne kadar İncil ve Tevrat'ın tahrif edilmediğini ısrarla savunuyorlar ise de Hıristiyan din adamları bizzat kendi ifadeleriyle kutsal kitaplarının tahrifata uğradığını, onlarda insan eliyle yazılmış bölümler bulunduğunu itiraf etmektedirler. Peki hangi bölümler Hakk'ın kelamıdır, hangi bölümler rahip ve hahamlar eliyle yazılmıştır? Bunu ayırmak mümkün değildir. Nitekim Resulullah (sav), "Kitap ehline bir şey sormayın. Zira belki hak olan bir sözü yalanlar veya bâtıl olan bir sözü tasdik edersiniz" buyururken bu hakikati ifade etmektedir. Bu itibarla insan sözü karıştığı ve insan eli değdiği dolayısıyla tahrifata uğradığı kesin bir hakikat olan İncil ve Tevrat'ı da Allah'ın kelamı olarak kabul etmemiz mümkün değildir.

Ankara’daki Libya uçağı kazasında ‘İsrail’ izi

CHP milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, 23 Aralık 2025'te Ankara'da düşen ve Libya Genelkurmay Başkanı dâhil 8 kişinin hayatını kaybettiği uçak kazasına ilişkin sabotaj iddialarını güçlendiren çok kritik uçuş kayıtlarını paylaştı

19.05.2026 11:20:00
Haber Merkezi
Ankara’daki Libya uçağı kazasında ‘İsrail’ izi
Ankara’daki Libya uçağı kazasında ‘İsrail’ izi
23 Aralık 2025 tarihinde Ankara sınırları içinde düşen ve Libya Genelkurmay Başkanı Muhammed Ali Ahmed el-Haddad ile beraberindeki heyetin ölümüne yol açan uçak kazasıyla ilgili gizem perdesi aralanıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, kazanın arkasında bir sabotaj ihtimalini doğrudan güçlendiren resmi uçuş belgelerini ve çarpıcı radar kayıtlarını kamuoyu ile paylaştı.

Yavuzyılmaz'ın FlightRadar verilerine dayandırdığı belgelere göre, olay günü havalimanında uluslararası havacılık kuralları çiğnenerek yan yana getirilen yabancı jetlerden şüphelisinin, kazanın hemen ardından İsrail'e gittiği kesinleşti.

'Kör noktada' şüpheli buluşma

Haber kaynağı olan açıklamalara göre, olayın kronolojik gelişimi ve güvenlik ihlalleri zinciri şu şekilde gerçekleşti:

1 No'lu Apron Yerine 5 No'lu Apron: Libya Genelkurmay Başkanını taşıyan uçak, 22 Aralık'ta Esenboğa Havalimanı'na iniş yaptığında, teamüllere göre yabancı devlet yetkililerinin ağırlandığı güvenli "1 No'lu apron" yerine; havalimanının en uzak ve adeta kör noktası olarak bilinen "5 No'lu aprona" park ettirildi.

İsrail Jeti Aynı Apronda: 23 Aralık günü Libya askeri heyeti ve mürettebatı otelde istirahat ederken, diplomatik ilişkisi bulunmayan düşman bir ülkeye ait 4X-CNA tescil numaralı şüpheli bir jet de aynı 5 No'lu aprona giriş yaptı.

1 Saat 41 Dakikalık Gizemli Süre: Uluslararası güvenlik ve havacılık protokollerine tamamen aykırı olan bu durum neticesinde, iki uçak apronda tam 1 saat 41 dakika boyunca yan yana kaldı.

Ard Arda Kalkış ve Kaza: Sürenin dolmasıyla birlikte önce şüpheli jet Esenboğa'dan havalandı. Ondan kısa bir süre sonra kalkış yapan Libya heyetini taşıyan uçak ise havalandıktan yalnızca 15 dakika sonra Ankara'nın Haymana ilçesi yakınlarında düşerek çakıldı. Kazada uçaktaki 8 kişiden kurtulan olmadı.

Uçuş kayıtları İsrail'i işaret ediyor

Deniz Yavuzyılmaz, daha önce gündeme getirdiği bu güvenlik ihlallerinin ardından, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) kameralarının da olay günü çalışmadığını iddia etmişti. Yavuzyılmaz, sabotaj iddialarını bir üst boyuta taşıyan son uçuş kayıtlarına ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Sabotaj ihtimalinin gündeme geldiği bu güvenlik ihlallerinin ardından; İşte bu şüpheli jetin, Libya uçağının düştüğü olay günü, Esenboğa'dan çıkış yapıp hangi ülkeye gittiğini tespit ettik. İsrail'e! Kaynak: 23.12.2025 tarihli Flight Radar 4X-CNA tescil no'lu jetin uçuş kayıtları."

Güvenlik zafiyeti Meclis gündeminde

Daha önceki araştırmalarında bu şüpheli jetin Ankara'ya gelmeden önce Kudüs'teki üçlü ittifak toplantısıyla ilişkili olarak Tel Aviv, Atina ve Larnaka hatlarında uçuş yaptığını da belgeleyen CHP'li Yavuzyılmaz, hükümete güvenlik protokollerinin neden işletilmediği konusunda sert sorular yöneltti.

Uluslararası diplomatik ve askeri dengeleri sarsacak nitelikteki bu iddiaların ardından, havacılık uzmanları ve adli makamların Esenboğa'daki kaza kırım ve radar kayıtlarına ilişkin incelemelerini derinleştirmesi bekleniyor.


6 kişiyi öldürüp 8 kişiyi yaralayan saldırgan intihar etti

Mersin'in Tarsus ve Çamlıyayla ilçelerinde eski eşinin de aralarında olduğu 6 kişiyi silahla vurarak öldüren zanlı sıkıştırıldığı bir evde yakalanacağını anlayınca intihar etti

19.05.2026 10:37:00
Anadolu Ajansı
6 kişiyi öldürüp 8 kişiyi yaralayan saldırgan intihar etti
6 kişiyi öldürüp 8 kişiyi yaralayan saldırgan intihar etti

Mersin'de lokanta ve farklı mahallelerde düzenlediği silahlı saldırılarda aralarında eski eşinin de olduğu 6 kişiyi öldürüp, 8 kişiyi yaralayan saldırgan, saklandığı yerin jandarma ekiplerince sarılmasının ardından tabancasıyla intihar etti.

Tarsus ve Çamlıyayla ilçelerinde dün işlediği cinayetlerin ardından kaçan Metin Öztürk'ün (37) otomobili gece saatlerinde Karakütük Mahallesi kırsalında bulundu.

Çokak mevkisindeki ormanlık alana yakın bir ikamette saklandığı belirlenen saldırganın etrafı İl Jandarma Komutanlığı ve jandarma özel harekat ekiplerince sarıldı.

Bölgeyi helikopter ve insansız hava araçlarıyla da kontrol altında tutan ekipler, Metin Öztürk'ün tabancasıyla intihar ettiğini belirledi.

Ekiplerin olay yerindeki incelemesi sürüyor.

Çamlıyayla ilçesi Darıpınarı Mahallesi'nde sokakta yürüyen eski eşi Arzu Özden'i (32) tabancayla öldüren Metin Öztürk, Tarsus ilçesindeki farklı mahallelerde lokanta sahibi Sabri Pan'ı (30) ve iş yerinde çalışan Ahmet Ercan (18), hayvan otlatan Yusuf Oktay (16), motosikletli Abdullah Koca (50) ile bir akaryakıt istasyonunda bekleyen tır şoförü Gökay Selfioğlu'nu öldürmüş, kaçış güzergahında 8 kişiyi yaralamıştı.

Mersin Valiliği saldırganın, madde bağımlılığı kaynaklı birçok hastane girişinin ve çeşitli psikiyatrik tanılarının olduğunun tespit edildiğini açıklamıştı. 

İstanbul merkezli 3 ilde DEAŞ operasyonu: 110 gözaltı

Terör örgütü DEAŞ'a yönelik İstanbul merkezli 3 ilde düzenlenen operasyonlarda, illegal derneklerde ders düzenledikleri, küçük yaştaki çocuklara örgüt ideolojisi doğrultusunda eğitim verdikleri ve DEAŞ'a para topladıkları iddia edilen 110 şüpheli yakalandı

19.05.2026 10:08:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul merkezli 3 ilde DEAŞ operasyonu: 110 gözaltı
İstanbul merkezli 3 ilde DEAŞ operasyonu: 110 gözaltı
Terör örgütü DEAŞ'a yönelik İstanbul merkezli 3 ilde düzenlenen operasyonlarda, illegal derneklerde ders düzenledikleri, küçük yaştaki çocuklara örgüt ideolojisi doğrultusunda eğitim verdikleri ve DEAŞ'a para topladıkları iddia edilen 110 şüpheli yakalandı.

Emniyet kaynaklarına dayanan bilgilere göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, aşırı uç radikal terör örgütü DEAŞ'ın Türkiye'deki faaliyetlerine yönelik geniş çaplı bir çalışma gerçekleştirdi.



İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışmalarda, örgüt yanlısı faaliyet yürüttüğü belirlenen bazı kişilerin, DEAŞ yanlısı şahıslara sözde liderlik ederek kendilerine ait illegal derneklerde ders düzenledikleri, yaşı küçük çocuklara örgüt ideolojisi doğrultusunda eğitim verdikleri tespit edildi.

Söz konusu kişilerin grup genelinde DEAŞ terör örgütüyle iltisaklı faaliyetlerinden dolayı cezaevlerinde bulunan şahıslar için örgüte lojistik destek sağlamak amacıyla sempatizan kitleden para topladıkları, grup içerisinde yapılan örgütsel toplantılarda radikal söylemlerde bulundukları belirlendi.

Ayrıca, şüphelilerin örgüte taban kazandırmak amacıyla çalışma yürüttükleri, giderleri karşılamak ile örgütsel propaganda yapmak amacıyla kitap/dergi satışı yaptıkları anlaşıldı.
Emniyet ekiplerince yapılan tespitlerin ardından operasyon için düğmeye basıldı. Bu sabah İstanbul merkezli 3 ilde belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlendi. Baskınlarda, 110 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. İkametlerde yapılan aramalarda 4 tüfek, bu silahlara ait 90 kartuş, çok sayıda yasaklı yayın ve örgütsel doküman ile birlikte dijital materyaller ele geçirildi.

İllegal derneklerde ders düzenledikleri, küçük yaştaki çocuklara örgüt ideolojisi doğrultusunda eğitim verdikleri ve DEAŞ'a para topladıkları iddia edilen 110 şüpheli İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

Yürütülen tahkikat işlemleri devam ediyor.

Hatay'da minibüs dolusu göçmen yakalandı

Hatay'da polis ekipleri tarafından takibe alınan 2 araçta yapılan aramada 16 kaçak göçmen yakalanırken, olayla ilgili yakalanan 3 organizatör tutuklandı

19.05.2026 10:02:00
İhlas Haber Ajansı
Hatay'da minibüs dolusu göçmen yakalandı
Hatay'da minibüs dolusu göçmen yakalandı
Araç sürücüsüne trafik kurallarını ihlalden 15 bin TL ceza uygulandı.







Hatay Emniyet Müdürlüğü görevlilerince göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında yapılan çalışmalar aralıksız sürüyor. Polis ekiplerinin çalışmalarında 16 Nisan tarihinde Belen-İskenderun yolu üzerinde takip neticesinde durdurulan minibüs içerisinde yapılan aramada, Türkiye'de geçerli oturma izni olmadığı anlaşılan 16 yabancı uyruklu göçmen yakalandı.








Olayla ilgili olarak 3 organizatör yakalanarak gözaltına alındı ve çıkarıldığı adli makamlarca tutuklanarak cezaevine teslim edildi. 






Ayrıca, araç sürücüsüne trafik kural ihlallerinden 15 bin TL idari para cezası yazılarak araç trafikten men edildi. Yakalanan yabancı uyruklu göçmenler gerekli incelemeler sonrası İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.

23 ildeki bazı alanlar orman sınırları dışına çıkarıldı


 
Cumhurbaşkanı Kararı ile 23 ildeki bazı alanlar orman sınırları dışına çıkarıldı. Karar detaylı olarak Resmi Gazete'de yer aldı. Özellikle Muğla'nın Fethiye ve Marmaris ilçeleri dikkat çekiyor. Diğer illerde ise maden yatakları öne çıkıyor. 

19.05.2026 09:52:00 / Güncelleme: 19.05.2026 10:14:17
HASAN GÜNDOĞDU
 23 ildeki bazı alanlar orman sınırları dışına çıkarıldı
 23 ildeki bazı alanlar orman sınırları dışına çıkarıldı

FOTO ALTI: Marmaris'te Çamlı Mahallesi

Artvin, Aydın, Balıkesir, Bingöl, Bursa, Denizli, Elazığ, Gümüşhane, Karabük, Kocaeli, Kütahya, Malatya, Mersin, Muğla, Rize, Sakarya, Samsun, Sinop, Şanlıurfa, Tokat, Trabzon, Uşak ve Zonguldak illerinde bazı alanların orman sınırları dışına çıkarılması kararlaştırıldı.
Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yeni ormanlar yapılacak

Orman sınırları dışına çıkarılan alanların iki katından az olmamak üzere devletin hüküm ve tasarrufu altında veya hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlardan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından Orman Genel Müdürlüğüne orman tesis etmek üzere tahsis yapılacak.

Kararda neler var?

Resmi Gazete'nin 19 Mayıs nüshasında kararın krokileri de yer alyor. Buna göre Muğla'nın Fethiye ilçesinde Patlangıç Mahallesi'ndeki ormanlık alan ortadan kaldırılacak. Yine Marmaris'ın doğa harikası Çamlı ve Çetibeli mahallelerinde de benzer bir durum yaşanacak. Bu alanlara turizm tesisinin kurulup kurulmayacağı şimdilik bilinmiyor. Muğla'da Seydikemer İlçesi'nde Uğurlu Mahallesi, Yatağan İlçesi Yukarıyayla Mahallesi de karar kapsamında yer alıyor.
Trabzon'da ise Akçaabat İlçesi Kirazlık Mahallesi, Araklı İlçesi Kayacık Mahallesi, Tonya İlçesi İskenderli Mahallesi de karar kapsmında bulunuyor.

Kizirnos neden listede?

Araklı'da Kayacık Mahallesi (eski adı 
Kizirnos) Araklı ilçe merkezine ise 30 kilometre mesafede bulunuyor. Mahallenin ekonomisi ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılığa dayanıyor. Maden yatağı var mı? Var... Araklı'da altın, bakır yatakları mevcut... 
 
Altın İşletmeleri üç yıl önce Araklı ilçesindeki Karadere Vadisi'nde birbirine üçer kilometre mesafede üç ayrı maden projesi için başvuru yapmıştı. Altın İşletmeleri'nin ÇED süreci için hazırladığı proje dosyasına göre, Çiftepınar ve Sularbaşı mahalleleri sınırları içinde 18 bin 930 dönümlük işletme ruhsatı alanı içerisindeki 182 dönümlük alanda açılacak maden işletmesinde bakır ve demir cevheri çıkarılacak
 
 

Kapadokya'da balon turlarına hava engeli


 
 
Kapadokya'da 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Türk bayrakları ile gerçekleştirilecek balon turu da olumsuz hava koşullarından dolayı iptal edildi.

19.05.2026 08:53:00
AA
 Kapadokya'da balon turlarına hava engeli
 Kapadokya'da balon turlarına hava engeli

Kapadokya'da sıcak hava balonu turları olumsuz hava koşulları nedeniyle 3 gündür gerçekleştirilemiyor.
Nevşehir ve çevresinde aralıklarla etkili olan yağmur ve rüzgar, balon turlarına engel oldu. Turistlerin bölgenin tarihi ve doğal güzelliklerini gökyüzünden izlemelerine olanak sunan balon turları 17 Mayıs'tan beri yapılamıyor.
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla sepetlerine asılacak Türk bayrakları ile uçuş yapmak üzere hazırlanan balonlar, sabah gün doğumu vaktinde Göreme beldesindeki uçuş alanlarına sevk edildi.

Tur, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) Nevşehir Koordinatörlüğünün değerlendirmesinin ardından olumsuz hava koşullarından dolayı iptal edildi. Değerlendirme sonucunu bekleyen ekipler daha sonra araçlarla alandan ayrıldı.
Balon turlarının hava koşullarının normalleşmesinin ardından yeniden bölge semalarını renklendirmesi bekleniyor.

Bölgede uygun hava koşullarında yılda ortalama 220 gün yapılabilen sıcak hava balonu turları, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlı SHGM Nevşehir Koordinatörlüğünün değerlendirmesi sonucu, hava şartlarının elverişli olması durumunda verilen izinle gerçekleştiriliyor.

BTP, Ankara'da dev bir gençlik şöleniyle 19 Mayıs'ı kutladı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında başkent Ankara'da görkemli bir "Gençlik Şöleni" gerçekleştirdi. Türkiye'nin dört bir yanından gelen gençlerin akın ettiği programda, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın katılımıyla milli bayram coşkusu doruğa ulaştı

19.05.2026 06:31:00 / Güncelleme: 19.05.2026 12:14:57
Hasan Gündoğdu
BTP, Ankara'da dev bir gençlik şöleniyle 19 Mayıs'ı kutladı
BTP, Ankara'da dev bir gençlik şöleniyle 19 Mayıs'ı kutladı
Kahramanmaraş, Manisa, Trabzon, Bursa, İstanbul, Hatay ve Ankara başta olmak üzere Türkiye'nin birçok ilinden gelen BTP Gençlik Kolları üyeleri, salonu hıncahınç doldurarak birlik ve beraberlik mesajı verdi.






Marşlar eşliğinde büyük coşku
 
Ellerinde Türk bayraklarıyla salonu kırmızı-beyaza boyayan gençler, hep bir ağızdan söylenen marşlara coşkuyla eşlik etti. Cumhuriyet'in temellerinin atıldığı 19 Mayıs ruhunun derinden hissedildiği programda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları minnet ve özlemle anıldı.







Genel Başkan Hüseyin Baş'tan tarihi kapanış konuşması
 
Programın kapanış konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıkan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, salondaki coşkulu gençliğin sevgi seliyle karşılaştı. Gençlere seslenen Baş, 19 Mayıs'ın Türk milleti için bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.







Konuşmasında Atatürk'ün vizyonuna ve gençliğe bıraktığı mirasa dikkat çeken Hüseyin Baş, şu ifadeleri kullandı:
 
"Bugün burada, Türkiye'nin dört bir yanından gelen inançlı, kararlı ve vatan sevdalısı gençliğimizle bir aradayız. 19 Mayıs, sadece bir takvim yaprağı değil; bağımsızlığın günüdür. Atatürk ve silah arkadaşlarının yaktığı o meşale, bugün BTP gençliğinin elinde geleceği aydınlatmaya devam etmektedir. Bizler, bu ülkenin yarınları değil, bugünleriyiz. Milli mücadele ruhunu her an diri tutarak, tam bağımsız Türkiye idealimizden asla vazgeçmeyeceğiz."







Şölen, Genel Başkan Hüseyin Baş'ın konuşmasının ardından salondaki gençlerin yoğun tezahüratları ve hatıra fotoğrafları çekimiyle son buldu.













Tarsus'ta dehşet

Mersin'in Tarsus ilçesinde silahlı saldırı düzenleyen bir şüpheli farklı yerlerde şu ana kadar 4 kişiyi öldürdü 8 kişiyi de yaraladı

18.05.2026 19:10:00
Haber Merkezi
Tarsus'ta dehşet
Tarsus'ta dehşet
Mersin'in Tarsus ilçesinde silahlı saldırgan 4 kişiyi öldürdü.

Olay, Tarsus ilçesine bağlı Kadelli Dörtler Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, şüpheli M.Ö., Sabri Pan'a ait lokantaya gelerek silahla ateş açtı. Açılan ateş sonucu işletme sahibi Sabri Pan kaldırıldığı hastanede, iş yerinde çalışan Ahmet Ercan Can ise olay yerinde hayatını kaybetti.

Araçla kaçan saldırgan Kaburgediği Mahallesi sınırlarında  hayvan otlatan gençlerden Yusuf Oktay ile Yenimahalle sınırlarında evinin oradaki tır şoförü Abdullah Koca'yı da öldürdü. Şüpheli, bu sırada gittiği güzergahta 8 kişiyi de yaraladı.

İhbar üzerine olay yerlerine çok sayıda  jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Güvenlik güçleri çevrede geniş güvenlik önlemi alırken, şüphelinin yakalanması için helikopter destekli çalışmaların devam ettiği bildirildi.

Saldırganın açtığı ateş sonrasında şu ana kadar 4 kişinin hayatını kaybettiği, 8 kişinin yaralandığı, yaralı sayısının artabileceği öğrenildi. Yaralılar ambulanslarla ilçe devlet hastanesine getirilerek tedavi altına alındı.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

İmamoğlu'nun diploma davasında İstinaf başvurusu da reddedildi, dosya Danıştay'a taşınacak

İstanbul 7. İdari Dava Dairesi, CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diploma iptaline karşı İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde açtığı davanın reddedilmesi üzerine yaptığı istinaf başvurusunu reddetti. Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, oy birliğiyle alınan karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yoluna başvurulabilecek

18.05.2026 13:51:00
Haber Merkezi
İmamoğlu'nun diploma davasında İstinaf başvurusu da reddedildi, dosya Danıştay'a taşınacak
İmamoğlu'nun diploma davasında İstinaf başvurusu da reddedildi, dosya Danıştay'a taşınacak
İstanbul 7. İdari Dava Dairesi, CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun diploma iptaline karşı İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nde açtığı davanın reddedilmesi üzerine yaptığı istinaf başvurusunu reddetti. Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, oy birliğiyle alınan karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yoluna başvurulabilecek.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, İmamoğlu'nun üniversite lisans diplomasının iptaline karşı açtığı davada, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nce ret kararı verilmişti.

İdare Mahkemesi'nin ret kararının gerekçesinde, "yatay geçişe imkan sağlanma sırasında idarece yapılan hataların, gözden kaçan, dikkatsizlik neticesinde (sehven) yapılan hatalar seviyesinde olmadığı, böylesine ağır hukuki sakatlık halleri ile hatalı durumların davacı tarafından bilinmiyor olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu" belirtildi.

Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, İdare Mahkemesi kararına karşı, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne istinaf yoluna başvurdu.

Kararın kaldırılması istenmişti
İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 23 Ocak 2026 günlü kararının, "davaya konu işlemin, yetkili ve görevli olmayan makam tarafından yetki gaspı yapılmak suretiyle tesis edildiği, Fakülte Yönetim Kurulu tarafından karar verilmesi gerekirken Üniversite Yönetim Kurulu'nca karar alındığı, Üniversite Yönetim Kurulu'nun İşletme Fakültesinin Dekanı olmaksızın teşekkül ettirilmesinin hukuka aykırı olduğu" iddialarıyla istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi istendi.

Edinilen bilgiye göre, İstanbul 7. İdari Dava Dairesi, Ekrem İmamoğlu'nun avukatlarının yaptığı istinaf başvurusunu reddetti.

Oy birliğiyle reddedildi
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi, davacının istinaf aşamasındaki duruşma talebini de yerinde görmeyerek, başvuruyu dosya üzerinden inceledi.

Daire'nin gerekçesinde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrasında, ''Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir'' hükmüne yer verildiği hatırlatıldı.

"İdare Mahkemesi kararı usule uygun"
Gerekçede, "İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının, usul ve hukuka uygun olup, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verildiği" bildirildi.

Danıştay'a taşınacak
Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi'nin oy birliğiyle 13 Mayıs 2026'da aldığı karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yoluna başvurulabilecek.

İBB Davası'nın 39. duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 77'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın 39. duruşması başladı

 

18.05.2026 11:52:00
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 39. duruşması başladı
İBB Davası'nın 39. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da katıldığı duruşmada, bazı CHP milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklu sanık iş insanı Murat Kapki'nin çapraz sorgusunun yapılmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8'er aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Yargılama sürecinde birleşen dosyadakilerle birlikte 33 sanığın tahliyesiyle davada 77 tutuklu sanık bulunuyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.