logo
31 MAYIS 2026

İstihdam nasıl artar?

11.04.2005 00:00:00
Türkiye'de müthiş bir istihdam problemi olduğunu söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "istihdamın artması, ekonomik hayatın rahata kavuşması için devletin üreticiye faizsiz finans temin etmesi şarttır" dedi. -Milli ekonomi şart

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bugün, faizin ekonominin üzerinde enflasyonist baskı yapan nasıl bir kambur olduğunu, Türk ekonomisinin çıkmazı haline gelen istihdam sorununun nasıl halledilebileceğini ortaya koydu. Bütün sorunların kökten halledilebilmesi ve ekonominin rahat bir zemine kavuşması içinse Milli Ekonomi Modelinin mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.

-Ortada tüketici yok

Hükümetin esnafa verdiği kredilerle ilgili böbürlenmesini eleştiren Baş şöyle konuştu: "Ortada tüketici yok, sen ise "ben pişirdim" diyorsun. Ortada yiyen yok ki pişiriyorsun. Var da ona bu iradeyi vermiyorsunuz. Tüketim gücünü vermiyorsunuz. Onun için üretici olarak aldığı bütün krediler sonunda aleyhine tecelli edecektir. Bunun olmaması mümkün değildir."

-Tüketiciyi güçlendireceksin

"Bunu nasıl aşacağız?" diyorsanız bunun aşılmasının tek bir yolu vardır. Devlet gerek üretenine, gerek tüketenine sıfır faizli kredi verecektir. Tüketen kesimi sosyal devlet anlayışıyla güçlendirecektir. Memuruna, işçisine, hastasına, ev hanımlarına, hülasa yedisinden yetmişine gelir rahatlığı temin edecektir.

İbrahim Berk ile Selim Kotil'in sorularına verdiği cevapların dün yayınlanan bölümünde "bu nasıl büyüme?" diye soran BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bugün, faizin ekonominin üzerinde enflasyonist baskı yapan nasıl bir kambur olduğunu, Türk ekonomisinin çıkmazı haline gelen istihdam sorununun nasıl halledilebileceğini ortaya koydu. Bütün sorunların kökten halledilebilmesi ve ekonominin rahat bir zemine kavuşması içinse Milli Ekonomi Modelinin mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.

n Hocam, vatandaşın, esnafın borcu ile ilgili enteresan bir süreç var. Sayın Başbakan geçenlerde yaptığı açıklamada özellikle 2004 yılında 1 katrilyonu aşkın esnaf kredisi verdiklerini ifade etti. Esnafla yaptığımız görüşmelerde de bu krediyi kullanan kişilerin enteresan tahlilleri var. Aldıkları malı satamadıkları için ödeme zamanı geldiğinde ödeyemediklerini söylüyorlar. Bu tüketim daralmasını neye bağlıyorsunuz? Özellikle bayi olan firmalar fabrikaların zoruyla mal almışlar ama satamıyorlar.

Prof. Dr. Haydar Baş- Bunun böyle olması zaten kaçınılmazdı. Ortada tüketici yok, sen ise "ben pişirdim" diyorsun. Ortada yiyen yok ki pişiriyorsun. Var da ona bu iradeyi vermiyorsunuz. Tüketim gücünü vermiyorsunuz. Onun için üretici olarak aldığı bütün krediler sonunda aleyhine tecelli edecektir. Bunun olmaması mümkün değildir. Az evvel bunu anlatmıştım. Bir çok misallerini de gördüm. Hatta bana çok dua edenler de var. "Sizi dinledik. İflastan kurtardık. Aksi takdirde biz de verilen krediyi alacaktık. Alsaydık anamız ağlamıştı" diye birçok arkadaş bana söyledi. Başka türlü olacağı da yoktur.

-Sıfır faizli kredi gerçeği

Bana "Bunu nasıl aşacağız?" diyorsanız bunun aşılmasının tek bir yolu vardır. Devlet gerek üretenine, gerek tüketenine sıfır faizli kredi verecektir. Tüketen kesimi sosyal devlet anlayışıyla güçlendirecektir. Memuruna, işçisine, hastasına, ev hanımlarına, hülasa yedisinden yetmişine gelir rahatlığı temin edecektir. Geliri yerinde olan vatandaş, problemsiz bir eleman halinde alış verişini yapacaktır. O alışverişini yaptığında üretim yapan firma da mamulüne pazar bulduğu için, ödemesi geldiği zaman "nasıl ödeyeceğim" derdine düşmeyecektir. Kısaca emme basma tulumba gibi işler rayında yürüyecektir. Sıhhatli ekonomi de budur. Aksi taktirde sadece bizde değil dünyada da tüketim problemi olduğu için işin içinden çıkılamayacaktır. Üretiyorlar, ama işin içinden çıkamıyorlar. Tüketim olmadığı için üretim ellerinde kalıyor. Kamu harcamalarını kesiyor. Ondan sonra da "niye tüketim olmuyor?" diyor. Tabiî olmaz. Sen adamın elindekini alıyorsun, ondan sonra da "niye yemiyorsun?" diyorsun. Yemesi için gücü yok. Niye elinden alıyorsun. Kısaca liberal ekonomi mantığı bunun dışında da bir şey değildir. Türkiye bu süreçte devam ettiği müddetçe rahat nefes alması hiç mümkün değildir. Dünyanın hangi ülkesi olursa olsun bu çileden payını alacaktır.

Ekonomide

beklenen model

n Özellikle son iktidar döneminde kamu yatırımlarında, cari harcamalarda, devletin kendi işleyişi için memurlarına yaptığı harcamalarda yarı yarıya bir daralma var. Hem yatırımlarda hem cari harcamalarda çok ciddi bir daralma var. Bunun ne getirip ne götüreceğini söyler misiniz?

Prof. Dr. Haydar Baş- Bu, az evvel söylediğim formülün içine giriyor. Sen kamunun harcamasını azaltıyorsun. Ondan sonra da "tüketim niye yok" diyorsun. Bunu anlamamak için Bakırköy'de hasta olmak lazım. Dolayısıyla kamu harcamalarının yerinde olması lazım. Ama bu sistemle değil. Bu sistemle olursa elbette netice böyle olur. Milli Ekonomi Modelinin hakim olduğu bir dünyayı bugün aslında ekonomi dünyası ve özellikle Türkiye bekliyor. Dua edelim, evvela milletimiz bundan nasibini alsın. Saniyen bütün insanlık alsın.

Faiz enflasyon demektir

n Sizin Milli Ekonomi Modelinizdeki farklılıklardan bir tanesi de sıfır faizle proje mukabili isteyen herkese finansman desteği hadisesi. Biliyoruz ki Türkiye'de ancak belli başlı şirketler, o da büyük taahhütlerden sonra kredi alabiliyorlar. Bu ikisi arasındaki fark nedir? Birincisi kredinin faizsiz olması ekonomiye ne kazandırır? İkincisi herkese proje mukabili olmak üzere verilmesi ne kazandırır?

Prof. Dr. Haydar Baş- Bir defa faizden yola çıkalım. Faiz, artı yük olması münasebetiyle üretilen mamul üzerinde mutlaka bir enflasyonist değerdir, yüktür. Mesela siz % 30 faiz veriyorsanız, "% 30'un altında enflasyon oldu" demeniz kurallara aykırıdır. Çünkü aldığınız paraya nispetle 30 lira daha fazla para kazanmanız lazım ki faiziyle birlikte ödeme zamanı geldiğinde ödeyebilesiniz. Siz, aldığınız gibi üretim yapar, pazarlarsanız, kârı da bir tarafa atalım, aldığınız paranın faizini veremezsiniz. Aslını verdiniz diyelim, faizini veremezsiniz. Kısaca demek isteriz ki faiz artı bir yüktür. Bu enflasyon olarak piyasaya yansır. Siz, hem % 20-30 faiz vereceksiniz. Hem de "% 9 enflasyon var" diyeceksiniz. Bu, ikisinden biri yanlıştır, yalandır. % 25 sahih olduğuna göre % 9 yalan demektir.

Kabiliyetlerden istifade etmenin yolu

Buradan hareketle her insanda ayrı bir kabiliyet vardır. Allah her insana fevkalade bir kabiliyet vererek onu bu âleme gönderdi. Yapacağı iş ya üretimdir, ya pazarlamadır. Ya üretim, ya pazarlama yaparak bir iş yapacaktır. Her ikisinde de o kişinin emeği devreye giriyor. Eğer bu insanın elinde kapital olursa emeğini devreye koyacaktır. Yahut bir çok insanın emeğini devreye koyarak bunu üretim tarzında ortaya çıkartacak ki büyüme dediğimiz şey budur. Veya satın aldığı mamulleri ya tek başına ya da bir kadro ile pazarlayacak ki o insanların tamamı emeğini devreye koymuş olacaklar. Bunun karşılığında elde etmesi gereken kârı da bunun üzerine ilave ile yapacağı için kabiliyeti olduğu gibi hem nefsine, hem ailesine, hem milletine arz edeceği gibi sonunda kârlı çıkacaktır. Siz, insanların önüne bu imkanı koymazsanız toplumda ne kadar nüfus var ise bu kadar imkandan mahrum olursunuz. Eğer o insanların kabiliyetinden istifade etmek istiyorsanız, emeklerini, vereceğiniz faizsiz kredilerle devreye koymanız gerekir. Aksi taktirde o meknuz olarak bekler. Mesela Avrupa'daki insanımız 10-15 senede bir sermaye oluşturdu. Onunla Avrupa'da iş adamı oldu. Düşün ki o insan Avrupa'da değil, Türkiye'dedir. O kabiliyet onda. Siz bu adama faizsiz kredi verseydiniz o, iş imkanını burada bulacaktı, burada büyüyecekti. İş bu kadar basittir. Onun için devletin yapacağı iş, istihdamın artması için finansı faizsiz olarak üretici ve de pazarlamacıya temin etmektir ki istenilen ekonomik hayat rahatlıkla ortaya çıkabilsin.

Yabancı sermaye kumara geliyor

n Türkiye, gerçekten de sizin Milli Ekonomi Modelinde ortaya koyduğunuz faizsiz kredi modeline mahkum. Bugün Bulgaristan, Romanya gibi dünün komünist rejiminden kurtulan ülkeler, Türkiye ile mukayese edildiğinde yatırım için daha avantajlı hale geldiler. Onların koyduğu teşvik sisteminin önünde Türkiye'nin avantajı yakalayabilmesi için de sizin ortaya koyduğunuz modelin dışında bir çözüm gözükmüyor herhalde değil mi?

Prof. Dr. Haydar Baş- Sadece Romanya, Bulgaristan değil kalkınan ülkelerin tamamına bakın, kalıcı sermayenin bir ülkeye girebilmesi için bir defa kâr dediğimiz oranın o ortamda yüksek seviyede olması lazım. Ama Türkiye'ye girdiğinde bunu yapması hiç mümkün değil. Verginin % 40-50'lerde olduğu yerde adam ne kazanacak ki ne verecek. Onun için Türkiye'de kalıcı yatırım beklemeyelim. Hammaddenin, enerjinin, kredilerin pahalılığını biraraya getirdiğimiz zaman yabancı sermaye için burası hiç de içaçıcı bir yer değildir. Ama sermaye piyasası böyle değil. Türkiye'ye gelen yabancı sermaye, sermaye piyasasına geliyor. Yani kumara geliyor. Onun da ne halkla, ne seninle, ne benimle alakası var. Onun faydası yine onlara. Sabahleyin geliyor, vurgununu vuruyor, akşamleyin çekip gidiyor. O para bu mantıkta. O paranın piyasadan çekilmesiyle Türkiye maliyesinin o anda dibe vurması birbirine paraleldir.

n Geçen iktidar döneminde bu 10 milyar dolar civarındaydı. Türkiye iki büyük kriz yaşadı. Şu an Türkiye'ye ifade ettiğiniz gibi tokatçı sermaye diyebileceğimiz sıcak para 30-40 milyar dolar civarında. Dolayısıyla aslında Türkiye, çok büyük bir dinamit üstünde oturuyor.

Prof. Dr. Haydar Baş- Tabiî, bu çok ciddi bir riziko. Ne zaman çıktığında, ikindide çıktığında Türkiye'nin nefesi bitmiştir. Bu kadar sakat bir ekonomi modeli olur mu?

Parayı değerli yapan şey

n Hocam, sayın Başbakan YTL'ye geçerken paranın değerlendiğini ifade etmişti. Birkaç aydır da yeni YTL'deyiz. Bir değerlenme var mı?

Prof. Dr. Haydar Baş- Onu vatandaşa sormak lazım. Nasıl değerlenme olacak. Paranın değerinin olabilmesi için alım gücünün artması lazım. "Benim param değerlendi" diyorsan dün aldığın maaşla kabul edelim ki ayda 300 tane ekmek alıyordun, bugün YTL ile 310 tane alıyorsan paran değerlendi demektir. Şimdi vatandaşa soruyorsun "290'a, 270'e düştü" diyor. Demek para değer kaybediyor, farkında değiliz. Para değerlenmedi. Para böyle değer kazanmaz. Parayı değerli yapan alım gücünün yüksek oluşudur. İşin hülasası da budur. n

İktidarın kanalları Kılıçdaroğlu'nun hizmetinde


 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmalarını canlı yayınlayan A Haber, TRT Haber, Ülke TV, TV Net, NTV, Haber Türk, Haber Global, TV100, CNN Türk; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını canlı yayınladı. Bazı kanallar çift ekran oluşturarak, Özgür Özel'in görüntüsünü verdiler ancak sesini aktarmadılar. 

30.05.2026 14:45:00 / Güncelleme: 30.05.2026 15:06:32
AHMET TURAN YİĞİT
İktidarın kanalları Kılıçdaroğlu'nun hizmetinde
İktidarın kanalları Kılıçdaroğlu'nun hizmetinde

Mahkemenin mutlak butlan kararıyla genel başkanlık görevinden alınan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP Ankara İl Başkanlığı binasında saat 14:00'ten itibaren partililerle bayramlaştı.
Güvenpark'ta bir araya gelen çok sayıda kişi Özgür Özel'e destek ve Kemal Kılıçdaroğlu'na tepki sloganları attı. Alanda bulunanların sayısı 100 bini aştı. Özel, konuşmasını yaparken elektrikler kesildi. Konuşma jeneratörün devreye girmesiyle devam etti. 

Yavaş adresini belli etti

Alana Özgür Özel ile birlikte gelen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da geldi. Yavaş, "İnsanların umudunu tüketen bir konumda bulunmaktansa, siyaseti bırakırım. İnsanların umudunu yeşertmemiz gerekir. Önemli olan bu toplumun geleceğidir. CHP sıradan bir parti değildir, bu ülkenin kurucu iradesidir. CHP''yi zayıflatmaya yönelik her girişim, yalnızca partiyi hedef almamaktadır. Türkiye'nin birikimini ve Cumhuriyet'in değerlerini hedef almaktadır" dedi. Özel, "Kurultay tarihini ilan edin. Emperyalizme geçit vermeyeceğiz" dedi. Kalabalık sık sık "Hain Kemal" sloganı attı.

Özel: İşin başında Erdoğan var

Ardından konuşmasını yapmaya başlayan Özgür Özel, "Bu mesele CHP'nin iç meselesi değildir, doğru anlayalım. Bu mesele Tayyip Erdoğan'la milletin meselesidir" dedi.

Kılıçdaroğlu ne dedi?

Kılıçdaroğlu ise az sayıda kişiye hitap etti. CHP Genel Merkezi'nin önüne gelenlerde coşku yoktu. İnsanlar bir oradan bir oraya alanda dolaşıyorlardı. Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını aktaran kanallar da alanı vermekten kaçındı. Kılıçdaroğlu ise konuşmasını metinden okudu.

Mahkeme kararaıyla göreve getirilen CHP lideri, "Bizim hesaplaşmamız kişisel değil, ahlakıdır" diyen Kılıçdaroğlu, "Önce hesaplaşacağız, sonra kurultay sandığını önünüze getireceğim" diye konuştu. Kılıçdaroğlu şunları söyledi: "Biz bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız çiğnensin diye mi büyüttük? Atalarımızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? Benim ne yapacağım bellidir. Ben hesap soracağım." 
 
"Benim bu millete özür borcum var" diyen Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: "Ruhunu satmış FETÖ ajanlarını zamanında fark edemediğim için özür diliyorum. Dış odaklardan medet uman gafilleri koynumda beslediğim için özür diliyorum. Pavyon masasında pazarlık yapanların, partiyi mahkeme kapılarına düşürenlerin maskesini zamanında indiremediğim için özür diliyorum."

Cumhur İttifakı seçmeninin de Kılıçdaroğlu'na destek verdiği tahmin ediliyor.

 

Anıkabir'e yürüryüş

Öte yandan Özgür Özel, konuşmasının sonunda meydandakilere "Anıtkabir'e yürüyoruz" diyerek, kalabalığı Anıtkabir'e davet etti. 

Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı


 
Batman'ın tarihi Hasankeyf ilçesi, Kurban Bayramı tatilinde ülkenin farklı illerinden gelen ziyaretçileri ağırlıyor.
 

30.05.2026 12:42:00
AA
 Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı
 Hasankeyf'in yeni hali bayramda ziyaretçi akınına uğradı
Birçok medeniyetin izlerini taşıyan Hasankeyf, 9 günlük bayram tatilinde de ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor. İlçeyi ziyaret edenler, Ilısu Barajı nedeniyle orijinal yerlerinden taşınan İmam Abdullah Türbesi, Zeynel Bey Türbesi, Artuklu Hamamı, Hasankeyf Kalesi, Hasankeyf Müzesi ve Er-Rızk Camisi gibi tarihi yerleri ziyaret ediyor.
Ziyaretçiler, ​Ilısu Baraj Gölü'nde katıldıkları tekne turlarıyla kanyonları ve Hasankeyf Kalesi'ni görme imkanı buluyor.







İnsanları çok cana yakın ve misafirperver

Kocaeli'nden gelen Rıdvan Yıldırım, Hasankeyf'te tarihi eserleri gördüğünü belirterek, "Çok turistik bölge, çok güzel. Turistik alanı da çok fazla. Memnun kaldık ve çok keyif aldık. İnsanları çok cana yakın ve misafirperver" dedi.







Mardin'in Midyat ilçesinden gelen Hilvan Konak da fırsat buldukça Hasankeyf'e gezmeye geldiğini söyledi.
İlçenin görülmeye değer olduğunu dile getiren Konak, "Bayram tatilinde fırsat bulup tekrar geldik. Tekneye bindik, müzeye gittik" diye konuştu.







Buranın doğası, tarihi çok başka

Tuğba Çiçek ise Hasankeyf'in beklentilerini fazlasıyla karşıladığını anlatarak, kardeşiyle birlikte çıktıkları GAP turu kapsamında ilçeye geldiklerini bildirdi.
Çiçek, "Kütahya'dan geldik. Heyecanlıyız. Doğasıyla, kültürüyle çok güzel bir şehir. Çok beğendik. Diyarbakır'ı da gezdik. Diyarbakır da çok güzeldi. Daha sonra Mardin'e gideceğiz. Buranın doğası, tarihi çok başka" ifadelerini kullandı.







İlçede 40 yıldır esnaflık yapan Cemil Uluk de ziyaretçi yoğunluğundan memnun kaldıklarını dile getirdi. Uluk, "Büyük bir hareketlik var. Esnaf olarak mutluyuz. Herkesi ilçeye bekliyoruz. Misafirlerimizi ağırlayıp memnun gönderiyoruz" dedi.

Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları

TEM Otoyolu ve D-100 kara yolunun Bolu geçişinde Kurban Bayramı'nın 4'üncü gününde sabahın erken saatlerinde uzun araç kuyrukları oluştu. Trafiği zaman zaman durma noktasına geldiği Bolu geçişinde oluşan trafik yoğunluğu havadan görüntülendi

30.05.2026 12:01:00
İHA
Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları
Tatilcilerin dönüşü sürüyor: Bolu geçişinde uzun araç kuyrukları
Pazar günü sona erecek olan 9 günlük bayram tatilinin 8'nci, bayramın ise 4'üncü gününde dönüş için yola koyulan sürücüler, Bolu geçişinde yoğunluğunu sürdürüyor.






Özellikle TEM Otoyolu ve D-100 kara yolunun Bolu geçişinde İstanbul istikametine doğru araç trafiği sabah saatlerinde yer yer durma noktasına geldi. 






Tatilcilerin dönüş yolunda kullandığı güzergahlardan olan Köroğlu Rampaları mevkisinde kilometrelerce araç kuyruğu oluştu. Sürücüler, yavaş ilerleyen trafik nedeniyle zor anlar yaşadı.








Ağır vasıtalara geçiş yok

Öte yandan, dönüş yolculuğunda yaşanabilecek olumsuzlukların ve trafik sıkışıklığının en aza indirilmesi amacıyla Bolu Valiliği tarafından yeni bir tedbir kararı alındı. 






Alınan karara göre; Valilikten yapılan açıklamaya göre; Bu kapsamda bugün saat 13.00'den itibaren 1 Haziran Pazartesi günü saat 01.00'e kadar, kamyon, çekici ve tanker cinsi araçların İstanbul istikametine geçilerine izin verilmeyecek.













Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin


 
 
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, "Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz" dedi.

30.05.2026 10:42:00
AA
Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin
Çocuklarınıza erken yaşta sorumluluk verin

Diyarbakır'da Dicle Üniversitesi (DÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdullah Atlı, Cambridge Üniversitesi tarafından yürütülen ve sonuçları geçen yıl kamuoyuyla paylaşılan çalışmada, insan beyninin yaşam boyunca beş gelişim evresinden geçtiğinin ve 9 ile 32 yaş arasının 'ergenlik dönemi' olarak tanımlandığının ortaya konulduğunu söyledi.
Doğumdan ileri yaşlara kadar yaklaşık 4 bin kişinin beyin taramalarının incelendiği araştırmada beynin nöral bağlantılarının zaman içindeki değişimi haritalandırılırken, 32 yaşından sonra gelişimin daha stabil bir yapıya geçtiğini anlatan Atlı, ilerleyen yaşlarda ise gerileme evrelerinin başladığının belirlendiğini ifade etti.
Söz konusu araştırma bulgularının klinik gözlemleriyle de örtüştüğünü belirten Atlı, çalışmanın ileri görüntüleme teknikleriyle elde edilen verilere dayandığını anlattı.

Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu

Atlı, şunları kaydetti: "Benim de yakından takip ettiğim bir çalışma. Bu veriler, manyetik rezonans (MR) görüntüleme çalışmalarında tespit edilmiş. Burada aslında çalışan ve büyüyen bir beyin ortaya konuluyor. Ergenlik kavramı çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Ergenlik deyince çoğumuzun aklına hırçın, sinirli bir genç geliyor ama sadece mesele o değil. Ergenlik, büyüyen, gelişen, her şeyi alan ve sürekli aktivite gösteren bir beyin demektir. Bu çalışma da bunu destekliyor. Beynin gelişimi 30'lu yaşların başına kadar sürüyor. 32 yaşa kadar beynin nöronlarındaki gelişim devam etmekte, sinir ağları verimli bir şekilde çalışmaktadır. Bu süreçte beyin sürekli bir yapılanma içerisinde ancak 30'lu yaşların başından sonra bu gelişim yerini daha stabil bir evreye bırakır. 66 yaşına kadar görece dengeli bir dönem devam ederken, sonrasında gerileme başlar, 80'li yaşlardan itibaren ise bu gerileme daha belirgin hale gelir."

Ergenlik sürecinin uzamasında toplumsal değişimlerin de etkili olabileceğine işaret eden Atlı, "Geçmişte bireyler çok daha erken yaşta sorumluluk alıyordu. Günümüzde eğitim süreçlerinin uzamasıyla birlikte bu yaşlar ileriye kaydı. Bugün gençlere evlilik planlarını sorduğumuzda 30-35 yaş aralığı öne çıkıyor. Bu da ergenlik döneminin sosyal olarak da uzadığını gösteriyor. Ailelerin çocuklara erken yaşta sorumluluk vermesi önemli. Çocuğun önüne bir hedef koymadığımızda ve sorumluluk vermediğimizde, davranışsal problemler ve aile içi çatışmalar 30'lu yaşlara kadar devam edebiliyor. Biz bunu klinikte sıkça gözlemliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor

Günümüzde "ev genci" olarak tanımlanan bir kesimin ortaya çıktığını belirten Atlı, şunları söyledi: "Bu bireylerin halen bir gelişim süreci içinde olduğunu söylemek mümkündür ancak bu noktada, gençlere nitelikli bir psikososyal eğitim sunulması, sosyal ve mesleki beceriler kazandırılarak hayatın içine aktif şekilde dahil edilmeleri büyük önem taşıyor. Aksi halde 30'lu yaşlara kadar aile içi çatışmalar devam ediyor. Anne ve babalar 'Bana bağırdı, sözümü dinlemedi' derken, gençler de 'Babam bana bağırdı, travmatize oldum' şeklinde karşılık veriyor. Bu kısır döngüden çıkabilmek için hem ailelerin hem de gençlerin süreci doğru yönetmesi ve erken dönemde sorumluluk üstlenilmesi gerekiyor. Eskiden çağlar yüzlerce yıl sürerken, bugün 10-20 yıl içinde büyük değişimler yaşanıyor. Bu dönüşüm, beynin gelişim süreçlerini de etkilemiş olabilir."

Bireyin yaşamını nasıl değerlendirdiğinin gelişim algısını etkilediğini dile getiren Atlı, "50 yaşına gelmiş birinin kendini 20 yaşında hissetmesi farklı şekillerde yorumlanabilecek bir durumdur. Asıl sorulması gereken, kişinin 20 ile 50 yaş arasında nasıl bir yaşam sürdüğüdür. Eğer işlevsel ve üretken bir yaşam geçirmemişse, kendini hala 20 yaşındaymış gibi hissedebilir. Buna karşılık, spor yapan, kitap okuyan, sosyal aktivitelere katılan ve topluma katkı sağlayan bir yaşam sürmüşse, bu süreci kıymetli görür ve yaşına uygun bir olgunluk hisseder çünkü o 50 yılı dolu dolu yaşamıştır" ifadelerini kullandı.

Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor


 
Adıyaman'da iki otomobilin çarpıştığı kazada ölü sayısı 4'e çıktı.
 

30.05.2026 09:47:00
AA
Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor
Adıyaman'daki feci kazada bilanço ağırlaşıyor

Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde 29 Mayıs'ta iki otomobilin çarpışması sonucu yaşamını yitirenlerin sayısı 4'e yükseldi.
Kahramanmaraş-Adıyaman kara yolu Belören kasabası yol ayrımında meydana gelen kazada ağır yaralanan kardeşlerden 8 yaşındaki Eymen Mirza C, sevk edildiği Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki müdahaleye rağmen kurtarılamadı.


29 Mayıs'ta Veysel C. (45) idaresindeki 55 AV 926 plakalı otomobil, Kahramanmaraş-Adıyaman kara yolu Belören kasabası yol ayrımında Serkan S'nin (27) kullandığı 01 AID 574 plakalı otomobille çarpışmış, kazada yaralanan sürücüler ile Aysel C. (39), Muhammed Burak C. (14), Emir Mirza C. (12), Eymen Mirza C. (8), Deniz Yaren C. (1) ve Buse K. (24) ambulanslarla Adıyaman ve Kahramanmaraş'taki hastanelere kaldırılmış, yaralılardan Aysel C. ile çocukları Muhammed Burak C. ve Deniz Yaren C. hayatını kaybetmişti.​​​​​​​​​​​​​​

Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser


 
 
Türk Sanat Müziği sanatçısı Muazzez Ersoy, Antalya'nın Manavgat ilçesinde bir otelde konser verdi.

30.05.2026 01:11:00
AA
 Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser
 Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser

Türk Sanat Müziği sanatçısı Muazzez Ersoy, Antalya'nın Manavgat ilçesinde bir otelde konser verdi.

Side'deki bir otelde düzenlenen konserde Ersoy, sevilen şarkılarını seslendirdi, istek parçaları da repertuvarına ekleyerek izleyicilere keyifli bir gece yaşattı.

Ersoy'un şarkılarına oteli dolduran tatilciler de eşlik etti. Sanatçı, bazı şarkılarını seyircilerin arasında seslendirdi.
Otel sahibi, Manavgat Side Otelciler Birliği Başkanı Zafer Süral, Ersoy'a çiçek takdim etti.

Isparta'da korkunç kaza


 
 
Isparta'da direğe çarpan hafif ticari araçtaki 2 kişi öldü, 2 kişi yaralandı. Hafif ticari araç resmen ikiye bölündü.  

30.05.2026 01:00:00
AA
Isparta'da korkunç kaza
Isparta'da korkunç kaza

Isparta'da hafif ticari aracın elektrik direğine çarpması sonucu 2 kişi öldü, 2 kişi yaralandı.
Büyükhacılar köyünde Hasan Karabulut'un kullandığı, hafif ticari araç, yol kenarındaki elektrik direğine çarptı. İhbar üzerine kaza yerine sağlık, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde sürücü Karabulut'un olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi.
Kazada ağır yaralanan İsmail Aktaş, Osman V. ile Mustafa K. hastaneye kaldırıldı.

Yaralılardan Aktaş, yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

Yola çıkacaklar dikkat!

Kurban Bayramı tatilinin son günlerine yaklaşırken, memleketlerine veya tatil beldelerine giden vatandaşların erken dönüş yolculuğu ana arterlerde trafiği kilitledi

29.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Yola çıkacaklar dikkat!
Yola çıkacaklar dikkat!
Kurban Bayramı tatilini İstanbul dışında, memleketlerinde ya da tatil beldelerinde geçiren vatandaşların dönüş yolculuğu başladı.

Hafta sonu yaşanacak olası büyük yoğunluğa kalmak istemeyen binlerce sürücü, Cuma gününden itibaren yollara akın etti. İstanbul ve Ankara gibi metropollere bağlanan ana arterlerde trafik durma noktasına gelirken, yetkililer sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.

Kilit kavşaklar alarm veriyor

Anadolu'dan batıya giden araçların en kritik geçiş noktalarından biri olan ve "kilit kavşak" olarak bilinen Kırıkkale'de dönüş trafiği zirveye ulaştı. 43 ilin kara yolu bağlantı noktasında yer alan şehir geçişinde, Kırıkkale-Ankara ve Kırıkkale-Samsun istikametlerinde kilometrelerce uzayan araç kuyrukları oluştu. Sürücüler yoğunluk nedeniyle ilerlemekte güçlük çekiyor.

Benzer manzaralar Anadolu Otoyolu'nun Bolu Dağı, Düzce ve Gerede kesimlerinde de yaşanıyor. İstanbul yönüne doğru akın eden araçlar nedeniyle otoyolun belirli noktalarında trafik adım adım ilerliyor.

Tekirdağ-İstanbul yolu durma noktasında

Tatilini Ege ve Trakya kıyılarında geçirenlerin dönüş rotası olan Tekirdağ-İstanbul kara yolunda da erken dönüş hareketliliği hakim. Özellikle Tekirdağ girişindeki kritik ışıklı kavşaklarda araç kuyrukları dikkat çekerken, trafik ekipleri akışı rahatlatmak adına bölgedeki 7 ana kavşakta konuşlanmış durumda. Yetkililer bu güzergahtaki yoğunluğun Pazar gecesine kadar artarak sürmesini bekliyor.

Ağır vasıtalara İstanbul'a giriş yasağı geldi

Bu arada İçişleri Bakanlığı, bayram dönüş trafiğindeki kaosu minimuma indirmek amacıyla kritik bir tedbir kararı aldı. Alınan karara göre; 30 Mayıs Cumartesi günü saat 13.00'ten başlayarak, 1 Haziran Pazartesi günü saat 01.00'e kadar ağır tonajlı ve ağır vasıta araçların İstanbul'a giriş yapacağı bazı ana arterlerden geçişi yasaklandı.

Kısıtlama uygulanacak yollar:

O-4 Anadolu Otoyolu: Ankara il sınırından Düzce il sınırına kadar

D-100 Devlet Karayolu: Karabük il sınırından Düzce il sınırına kadar

Bu önlemle birlikte tedarik zincirinin aksamaması sağlanırken, binek araçların dönüş yolculuğunda nefes alması hedefleniyor.

Ekipler sahada

Emniyet ve Jandarma trafik ekipleri, otoyol gişeleri, kavşaklar ve bağlantı noktalarında denetimlerini en üst seviyeye çıkardı. Yetkililer yola çıkacak olan sürücülere şu hayati uyarılarda bulunuyor:

• Uykusuz ve yorgun şekilde direksiyon başına geçmeyin.

• Takip mesafenizi koruyun ve aşırı hızdan kaçının.

• Her 2 saatte bir mutlaka kısa molalar vererek dinlenin.

• Alternatif güzergahları ve güncel trafik yoğunluk haritalarını kontrol etmeden yola çıkmayın.

İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından, İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü kapsamında şehrin farklı noktalarında tarihi ve kültürel mirası yaşatmaya yönelik çeşitli etkinlikler düzenleniyor

29.05.2026 15:10:00 / Güncelleme: 29.05.2026 15:12:01
Anadolu Ajansı
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının yazılı açıklamasına göre, Başkanlığın himayesinde hazırlanan "Zihnin Fethi" dijital deneyim alanı, ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.

İstanbul'un fethini, askeri bir zafer olmasının yanında entelektüel, bilimsel ve kültürel bir dönüşüm süreci olarak ele alan proje kapsamında hazırlanan video mapping gösterileri izleyicilerin beğenisine sunuldu.

Sultanahmet Meydanı'nda kurulan özel etkinlik çadırında gerçekleştirilen çalışma, fethi sadece bir toprak kazanımı olarak değil; düşünce biçimlerini, bilimi ve kültürel yaklaşımı Doğu-Batı ekseninde yeniden şekillendiren köklü bir süreç olarak yorumluyor.

Gösteride, Fatih Sultan Mehmet'in temellerini attığı bilimsel ve kültürel miras ile günümüz vizyonu arasındaki tarihsel bağ, kronolojik bir anlatımla aktarılıyor.



Fetih coşkusu şehrin farklı noktalarına taşınıyor

Sultanahmet'teki özel çadırda sunulan kapalı alan gösterimi; fethin düşünsel arka planını, Fatih Sultan Mehmet'in Doğu ve Batı klasiklerine duyduğu ilgiden balistik hesaplamalardaki matematiksel yaklaşımına kadar geniş bir perspektifle ele alıyor.

Gemilerin karadan yürütülmesindeki stratejik yöntemlerden surların aşılma sürecine, fethin inanç özgürlüğünü koruyan hukuki boyutundan Ali Kuşçu'nun astronomi çalışmalarına uzanan kültürel mirasa kadar birçok unsur izleyiciye aktarılıyor.

Gösteri ayrıca, Ayasofya'nın 1453 yılındaki kurucu rolünden günümüzdeki konumuna uzanan tarihsel sürekliliği vurgularken; geçmişten gelen bilimsel birikimin günümüz uyduları, havacılık çalışmaları ve yerli teknoloji hamleleriyle "Türkiye Yüzyılı" vizyonunda nasıl karşılık bulduğunu anlatıyor.

Rumeli Hisarı surlarında gerçekleştirilecek video mapping gösterisi ise dönemin statükosu ile Fatih Sultan Mehmet'in askeri ve matematiksel dehası arasındaki mücadeleye odaklanıyor. Şahi toplarının surlarda açtığı gediklerden gemilerin karadan yürütülmesine kadar uzanan lojistik başarılar ve fetih anlayışındaki adalet ilkesi, surlara yansıtılan görsel anlatımlarla izleyiciye sunuluyor.

Gösteri, tarihsel dokunun dijital estetikle buluştuğu sahneler ve günümüz yerli teknolojileri olan KAAN ile İHA/SİHA sistemlerine uzanan çizgisel bir anlatıyla tamamlanıyor. "İstanbul'un Fethi" Video Mapping Gösterisi, bugün saat 21.00 itibarıyla Rumeli Hisarı surlarında ücretsiz olarak izlenecek.

İstanbul'un dört bir yanında mehteran konserleri

Fetih coşkusu, İstanbul genelinde düzenlenecek mehteran konserleriyle de şehrin farklı noktalarına taşınıyor.

Fetih ruhunu yaşatmak, tarihi hafızayı diri tutmak ve köklü kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak amacıyla gerçekleştirilecek programlarda; Jandarma Mehteran Komutanlığı, Milli Savunma Bakanlığı Mehteran Birlik Komutanlığı ve İstanbul Mehter Orkestrası sahne alıyor.

Bu kapsamda Kadıköy, Üsküdar, Ümraniye ve Kartal meydanları ile Ayasofya-i Kebir Camisi önü, Haliç Kongre Merkezi, Taksim Meydanı, Fatih Camisi, Eminönü Meydanı ve Eyüpsultan Meydanı'nda mehteran performansları vatandaşlarla buluşuyor.

Kelkit Çayı kıyısında umutlu bekleyiş sürüyor

Tokat'ın Erbaa ilçesinde Kelkit Çayı'na düşerek kaybolan iki genci arama çalışmaları ikinci gününde de aralıksız devam ederken, ailelerin ve yakınlarının çay kenarındaki umutlu bekleyişi sürüyor.

29.05.2026 15:04:00
İhlas Haber Ajansı
Kelkit Çayı kıyısında umutlu bekleyiş sürüyor
Kelkit Çayı kıyısında umutlu bekleyiş sürüyor
Tokat'ın Erbaa ilçesinde Kelkit Çayı'na düşerek kaybolan iki genci arama çalışmaları ikinci gününde de aralıksız devam ederken, ailelerin ve yakınlarının çay kenarındaki umutlu bekleyişi sürüyor.
Önceki gün saat 16.00 sıralarında ilçe merkezindeki Kelkit Çayı kenarında meydana gelen olayda; amca çocukları Atakan K. (18), Furkan K. (18), Oğuz K. (26) ve İlker P. (22), kullandıkları 60 AGH 454 plakalı üç tekerlekli elektrikli triportör ile çay kenarındaki sette gezdikleri sırada suya düştü. Atakan ve Furkan K. kendi imkanlarıyla kıyıya çıkmayı başarırken, Oğuz K. ile İlker P. yükselen su seviyesi ve kuvvetli akıntı nedeniyle gözden kayboldu. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ekipler tarafından başlatılan arama kurtarma çalışmaları gece boyunca devam etti. Kelkit Çayı üzerinde botlarla arama yapan AFAD ekipleri, su yüzeyini ve kıyı şeridini metre metre tararken, jandarma ekipleri de köprü ve kritik noktalarda incelemelerini sürdürüyor. Bölgede kurulan koordinasyon merkezinden çalışmalar anlık olarak takip ediliyor. Çay kenarında toplanan aile bireyleri ve yakınları ise gelecek iyi bir haberi bekliyor. Arama faaliyetlerini yakından takip eden ailelerin zaman zaman gözyaşlarına hakim olamadığı görüldü. AFAD koordinesinde yürütülen çalışmalara Çorum, Amasya, Samsun ve Yozgat'tan gelen ekiplerin yanı sıra Ankara'dan sevk edilen Jandarma Komando Arama Kurtarma (JAK) timleri de destek veriyor. Havadan dronlarla, karadan ekiplerle ve sudan botlarla sürdürülen çalışmalarda 142 personel, 26 araç, 5 dron ve 4 bot görev yapıyor. Ekiplerin, kayıp iki gence ulaşabilmek için Kelkit Çayı boyunca belirlenen noktalarda arama faaliyetlerini yoğun şekilde sürdürdüğü öğrenildi.İHA
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.