logo
24 ŞUBAT 2026


İstihdam nasıl artar?

11.04.2005 00:00:00
Türkiye'de müthiş bir istihdam problemi olduğunu söyleyen BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "istihdamın artması, ekonomik hayatın rahata kavuşması için devletin üreticiye faizsiz finans temin etmesi şarttır" dedi. -Milli ekonomi şart

BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bugün, faizin ekonominin üzerinde enflasyonist baskı yapan nasıl bir kambur olduğunu, Türk ekonomisinin çıkmazı haline gelen istihdam sorununun nasıl halledilebileceğini ortaya koydu. Bütün sorunların kökten halledilebilmesi ve ekonominin rahat bir zemine kavuşması içinse Milli Ekonomi Modelinin mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.

-Ortada tüketici yok

Hükümetin esnafa verdiği kredilerle ilgili böbürlenmesini eleştiren Baş şöyle konuştu: "Ortada tüketici yok, sen ise "ben pişirdim" diyorsun. Ortada yiyen yok ki pişiriyorsun. Var da ona bu iradeyi vermiyorsunuz. Tüketim gücünü vermiyorsunuz. Onun için üretici olarak aldığı bütün krediler sonunda aleyhine tecelli edecektir. Bunun olmaması mümkün değildir."

-Tüketiciyi güçlendireceksin

"Bunu nasıl aşacağız?" diyorsanız bunun aşılmasının tek bir yolu vardır. Devlet gerek üretenine, gerek tüketenine sıfır faizli kredi verecektir. Tüketen kesimi sosyal devlet anlayışıyla güçlendirecektir. Memuruna, işçisine, hastasına, ev hanımlarına, hülasa yedisinden yetmişine gelir rahatlığı temin edecektir.

İbrahim Berk ile Selim Kotil'in sorularına verdiği cevapların dün yayınlanan bölümünde "bu nasıl büyüme?" diye soran BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, bugün, faizin ekonominin üzerinde enflasyonist baskı yapan nasıl bir kambur olduğunu, Türk ekonomisinin çıkmazı haline gelen istihdam sorununun nasıl halledilebileceğini ortaya koydu. Bütün sorunların kökten halledilebilmesi ve ekonominin rahat bir zemine kavuşması içinse Milli Ekonomi Modelinin mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.

n Hocam, vatandaşın, esnafın borcu ile ilgili enteresan bir süreç var. Sayın Başbakan geçenlerde yaptığı açıklamada özellikle 2004 yılında 1 katrilyonu aşkın esnaf kredisi verdiklerini ifade etti. Esnafla yaptığımız görüşmelerde de bu krediyi kullanan kişilerin enteresan tahlilleri var. Aldıkları malı satamadıkları için ödeme zamanı geldiğinde ödeyemediklerini söylüyorlar. Bu tüketim daralmasını neye bağlıyorsunuz? Özellikle bayi olan firmalar fabrikaların zoruyla mal almışlar ama satamıyorlar.

Prof. Dr. Haydar Baş- Bunun böyle olması zaten kaçınılmazdı. Ortada tüketici yok, sen ise "ben pişirdim" diyorsun. Ortada yiyen yok ki pişiriyorsun. Var da ona bu iradeyi vermiyorsunuz. Tüketim gücünü vermiyorsunuz. Onun için üretici olarak aldığı bütün krediler sonunda aleyhine tecelli edecektir. Bunun olmaması mümkün değildir. Az evvel bunu anlatmıştım. Bir çok misallerini de gördüm. Hatta bana çok dua edenler de var. "Sizi dinledik. İflastan kurtardık. Aksi takdirde biz de verilen krediyi alacaktık. Alsaydık anamız ağlamıştı" diye birçok arkadaş bana söyledi. Başka türlü olacağı da yoktur.

-Sıfır faizli kredi gerçeği

Bana "Bunu nasıl aşacağız?" diyorsanız bunun aşılmasının tek bir yolu vardır. Devlet gerek üretenine, gerek tüketenine sıfır faizli kredi verecektir. Tüketen kesimi sosyal devlet anlayışıyla güçlendirecektir. Memuruna, işçisine, hastasına, ev hanımlarına, hülasa yedisinden yetmişine gelir rahatlığı temin edecektir. Geliri yerinde olan vatandaş, problemsiz bir eleman halinde alış verişini yapacaktır. O alışverişini yaptığında üretim yapan firma da mamulüne pazar bulduğu için, ödemesi geldiği zaman "nasıl ödeyeceğim" derdine düşmeyecektir. Kısaca emme basma tulumba gibi işler rayında yürüyecektir. Sıhhatli ekonomi de budur. Aksi taktirde sadece bizde değil dünyada da tüketim problemi olduğu için işin içinden çıkılamayacaktır. Üretiyorlar, ama işin içinden çıkamıyorlar. Tüketim olmadığı için üretim ellerinde kalıyor. Kamu harcamalarını kesiyor. Ondan sonra da "niye tüketim olmuyor?" diyor. Tabiî olmaz. Sen adamın elindekini alıyorsun, ondan sonra da "niye yemiyorsun?" diyorsun. Yemesi için gücü yok. Niye elinden alıyorsun. Kısaca liberal ekonomi mantığı bunun dışında da bir şey değildir. Türkiye bu süreçte devam ettiği müddetçe rahat nefes alması hiç mümkün değildir. Dünyanın hangi ülkesi olursa olsun bu çileden payını alacaktır.

Ekonomide

beklenen model

n Özellikle son iktidar döneminde kamu yatırımlarında, cari harcamalarda, devletin kendi işleyişi için memurlarına yaptığı harcamalarda yarı yarıya bir daralma var. Hem yatırımlarda hem cari harcamalarda çok ciddi bir daralma var. Bunun ne getirip ne götüreceğini söyler misiniz?

Prof. Dr. Haydar Baş- Bu, az evvel söylediğim formülün içine giriyor. Sen kamunun harcamasını azaltıyorsun. Ondan sonra da "tüketim niye yok" diyorsun. Bunu anlamamak için Bakırköy'de hasta olmak lazım. Dolayısıyla kamu harcamalarının yerinde olması lazım. Ama bu sistemle değil. Bu sistemle olursa elbette netice böyle olur. Milli Ekonomi Modelinin hakim olduğu bir dünyayı bugün aslında ekonomi dünyası ve özellikle Türkiye bekliyor. Dua edelim, evvela milletimiz bundan nasibini alsın. Saniyen bütün insanlık alsın.

Faiz enflasyon demektir

n Sizin Milli Ekonomi Modelinizdeki farklılıklardan bir tanesi de sıfır faizle proje mukabili isteyen herkese finansman desteği hadisesi. Biliyoruz ki Türkiye'de ancak belli başlı şirketler, o da büyük taahhütlerden sonra kredi alabiliyorlar. Bu ikisi arasındaki fark nedir? Birincisi kredinin faizsiz olması ekonomiye ne kazandırır? İkincisi herkese proje mukabili olmak üzere verilmesi ne kazandırır?

Prof. Dr. Haydar Baş- Bir defa faizden yola çıkalım. Faiz, artı yük olması münasebetiyle üretilen mamul üzerinde mutlaka bir enflasyonist değerdir, yüktür. Mesela siz % 30 faiz veriyorsanız, "% 30'un altında enflasyon oldu" demeniz kurallara aykırıdır. Çünkü aldığınız paraya nispetle 30 lira daha fazla para kazanmanız lazım ki faiziyle birlikte ödeme zamanı geldiğinde ödeyebilesiniz. Siz, aldığınız gibi üretim yapar, pazarlarsanız, kârı da bir tarafa atalım, aldığınız paranın faizini veremezsiniz. Aslını verdiniz diyelim, faizini veremezsiniz. Kısaca demek isteriz ki faiz artı bir yüktür. Bu enflasyon olarak piyasaya yansır. Siz, hem % 20-30 faiz vereceksiniz. Hem de "% 9 enflasyon var" diyeceksiniz. Bu, ikisinden biri yanlıştır, yalandır. % 25 sahih olduğuna göre % 9 yalan demektir.

Kabiliyetlerden istifade etmenin yolu

Buradan hareketle her insanda ayrı bir kabiliyet vardır. Allah her insana fevkalade bir kabiliyet vererek onu bu âleme gönderdi. Yapacağı iş ya üretimdir, ya pazarlamadır. Ya üretim, ya pazarlama yaparak bir iş yapacaktır. Her ikisinde de o kişinin emeği devreye giriyor. Eğer bu insanın elinde kapital olursa emeğini devreye koyacaktır. Yahut bir çok insanın emeğini devreye koyarak bunu üretim tarzında ortaya çıkartacak ki büyüme dediğimiz şey budur. Veya satın aldığı mamulleri ya tek başına ya da bir kadro ile pazarlayacak ki o insanların tamamı emeğini devreye koymuş olacaklar. Bunun karşılığında elde etmesi gereken kârı da bunun üzerine ilave ile yapacağı için kabiliyeti olduğu gibi hem nefsine, hem ailesine, hem milletine arz edeceği gibi sonunda kârlı çıkacaktır. Siz, insanların önüne bu imkanı koymazsanız toplumda ne kadar nüfus var ise bu kadar imkandan mahrum olursunuz. Eğer o insanların kabiliyetinden istifade etmek istiyorsanız, emeklerini, vereceğiniz faizsiz kredilerle devreye koymanız gerekir. Aksi taktirde o meknuz olarak bekler. Mesela Avrupa'daki insanımız 10-15 senede bir sermaye oluşturdu. Onunla Avrupa'da iş adamı oldu. Düşün ki o insan Avrupa'da değil, Türkiye'dedir. O kabiliyet onda. Siz bu adama faizsiz kredi verseydiniz o, iş imkanını burada bulacaktı, burada büyüyecekti. İş bu kadar basittir. Onun için devletin yapacağı iş, istihdamın artması için finansı faizsiz olarak üretici ve de pazarlamacıya temin etmektir ki istenilen ekonomik hayat rahatlıkla ortaya çıkabilsin.

Yabancı sermaye kumara geliyor

n Türkiye, gerçekten de sizin Milli Ekonomi Modelinde ortaya koyduğunuz faizsiz kredi modeline mahkum. Bugün Bulgaristan, Romanya gibi dünün komünist rejiminden kurtulan ülkeler, Türkiye ile mukayese edildiğinde yatırım için daha avantajlı hale geldiler. Onların koyduğu teşvik sisteminin önünde Türkiye'nin avantajı yakalayabilmesi için de sizin ortaya koyduğunuz modelin dışında bir çözüm gözükmüyor herhalde değil mi?

Prof. Dr. Haydar Baş- Sadece Romanya, Bulgaristan değil kalkınan ülkelerin tamamına bakın, kalıcı sermayenin bir ülkeye girebilmesi için bir defa kâr dediğimiz oranın o ortamda yüksek seviyede olması lazım. Ama Türkiye'ye girdiğinde bunu yapması hiç mümkün değil. Verginin % 40-50'lerde olduğu yerde adam ne kazanacak ki ne verecek. Onun için Türkiye'de kalıcı yatırım beklemeyelim. Hammaddenin, enerjinin, kredilerin pahalılığını biraraya getirdiğimiz zaman yabancı sermaye için burası hiç de içaçıcı bir yer değildir. Ama sermaye piyasası böyle değil. Türkiye'ye gelen yabancı sermaye, sermaye piyasasına geliyor. Yani kumara geliyor. Onun da ne halkla, ne seninle, ne benimle alakası var. Onun faydası yine onlara. Sabahleyin geliyor, vurgununu vuruyor, akşamleyin çekip gidiyor. O para bu mantıkta. O paranın piyasadan çekilmesiyle Türkiye maliyesinin o anda dibe vurması birbirine paraleldir.

n Geçen iktidar döneminde bu 10 milyar dolar civarındaydı. Türkiye iki büyük kriz yaşadı. Şu an Türkiye'ye ifade ettiğiniz gibi tokatçı sermaye diyebileceğimiz sıcak para 30-40 milyar dolar civarında. Dolayısıyla aslında Türkiye, çok büyük bir dinamit üstünde oturuyor.

Prof. Dr. Haydar Baş- Tabiî, bu çok ciddi bir riziko. Ne zaman çıktığında, ikindide çıktığında Türkiye'nin nefesi bitmiştir. Bu kadar sakat bir ekonomi modeli olur mu?

Parayı değerli yapan şey

n Hocam, sayın Başbakan YTL'ye geçerken paranın değerlendiğini ifade etmişti. Birkaç aydır da yeni YTL'deyiz. Bir değerlenme var mı?

Prof. Dr. Haydar Baş- Onu vatandaşa sormak lazım. Nasıl değerlenme olacak. Paranın değerinin olabilmesi için alım gücünün artması lazım. "Benim param değerlendi" diyorsan dün aldığın maaşla kabul edelim ki ayda 300 tane ekmek alıyordun, bugün YTL ile 310 tane alıyorsan paran değerlendi demektir. Şimdi vatandaşa soruyorsun "290'a, 270'e düştü" diyor. Demek para değer kaybediyor, farkında değiliz. Para değerlenmedi. Para böyle değer kazanmaz. Parayı değerli yapan alım gücünün yüksek oluşudur. İşin hülasası da budur. n

Almanlar artık Alanya'da ölüyor


 
Alanya'da yerleşik Alman evinde ölü bulundu. İlçede yaşayanların yüzde 10'unu yabancılar oluşturuyor. Almanlar, Ruslar ve Ukraynalıların ardından 3. sırada geliyor. İlçede 78 ülkeden insan ikamet ediyor!

24.02.2026 01:23:00
ÖNDER YILMAZ
 Almanlar artık Alanya'da ölüyor
 Almanlar artık Alanya'da ölüyor

Antalya'nın Alanya ilçesinde yaşayan 78 yaşındaki Alman uyruklu kişi, evinde ölü bulundu.
Cumhuriyet Mahallesi'nde ikamet eden Wolfgang Brendel'den (78) haber alamayan arkadaşları, eve gittiklerinde kapının açılmaması üzerine durumu İlçe Emniyet Müdürlüğüne bildirdi.

Eve çilingir yardımıyla giren polis ekibi, Brendel'ı salonda hareketsiz halde buldu.
Sağlık ekibinin yaptığı incelemede hayatını kaybettiği belirlenen Brendel'in cenazesi Alanya Belediye Mezarlığı'nın morguna götürüldü.

Nüfusun yüzde 10'u yabancı

Alanya'da yaklaşık 36 bin 500 yabancı yaşıyor. Yaşamak için Türkiye'yi tercih eden yabancı uyrukluların en yoğun olduğu kentlerden birisi Alanya'da ilçe nüfusunun yüzde 10'unu 78 ülkeden yerleşik yabancı oluşturuyor. 36 bin 465 yerleşik yabancı ülke vatandaşı arasında ilk sırada 11 bin 720 ile Rus vatandaşları bulunurken, ikinci sırada 5 bin 52 ile Ukrayna, üçüncü sırada 3 bin 902 ile Alman, dördüncü sırada ise 2 bin 421 ile Kazakistan vatandaşları yer alıyor.

Gazeteci Fatih Ergin, İmam Hatiplerden deist ve ateist yetişiyor diyerek, bunun Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey olduğunu söyledi

Gazeteci Fatih Ergin, İmam Hatiplerden deist ve ateist yetişiyor diyerek, bunun Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey olduğunu söyledi

23.02.2026 15:41:00
Ahmet Turan Yiğit
Gazeteci Fatih Ergin, İmam Hatiplerden deist ve ateist yetişiyor diyerek, bunun Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey olduğunu söyledi
Gazeteci Fatih Ergin, İmam Hatiplerden deist ve ateist yetişiyor diyerek, bunun Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey olduğunu söyledi
Gazeteci Fatih Ergin, İmam Hatiplerden deist ve ateist yetişiyor diyerek, bunun Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey olduğunu söyledi.
Fatih Ergin, "Türkiye'de ilk defa AKP döneminde görülen bir şey oldu. İmam hatiplerden de ateist yetişiyor. Evet. Siz normal okulları müfredatınızla bu dizi etkinliklerinizle bir medreseye çevirmeye çalışırken sizin açtığınız
imam hatiplerde deist ve ateistler yetişiyor. Yani bizim millet olarak İslam'la bir derdimiz yok. Ama İslam adına öne çıkan insanların liyakatlı olmadıklarını görüyoruz" dedi.

Gazeteci Fatih Ergin'in konuşmasını izleyin:

Meriç Nehri taştı, ovalar su altında kaldı

Edirne'de son günlerde etkili olan yağışlar ve Bulgaristan'daki barajlardan bırakılan sular nedeniyle nehirlerde debi artışı sürüyor. Özellikle Meriç Nehri'nde su seviyesi yükselmeye devam ediyor

23.02.2026 12:41:00 / Güncelleme: 23.02.2026 12:46:29
İHA
Meriç Nehri taştı, ovalar su altında kaldı
Meriç Nehri taştı, ovalar su altında kaldı
Meriç ve Tunca nehirlerinde su seviyeleri alarm düzeyinde seyrederken, kentte bazı bölgelerde yaşanan taşkın sonrası özellikle nehir kenarları ve köprü mevkilerinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Acil Durum ve Afet Yönetim Başkanlığı (AFAD) ekipleri köprü başlarında görev yaparken, riskli alanlarda yaya ve araç trafiği geçici olarak durduruldu. Çevre illerden itfaiye ve arama kurtarma ekipleri de bölgeye sevk edildi.



Taşkın sebebiyle Sarayiçi'ne ulaşımı sağlayan tarihi köprüler ulaşıma kapatıldı. İpsala Ovası'nda ise suyun geniş bir alana yayıldığı bildirildi.



Son edinilen bilgilere göre, hayvanlarını kurtarmak için bölgeye giden 3 kişi mahsur kaldı. AFAD ekipleri botla kurtarma çalışması başlattı. Meriç Nehri'nde su seviyesi artışını sürdürürken, bölgedeki gelişmeler yakından takip ediliyor.

İstanbul Valiliği, "İstanbul'da kuduz vakalarında patlama" şeklindeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi:

İstanbul Valiliği, "İstanbul'da kuduz vakalarında patlama" şeklindeki haber, yayın ve paylaşımların gerçeği yansıtmadığını bildirdi

23.02.2026 00:36:00
AA
İstanbul Valiliği, "İstanbul'da kuduz vakalarında patlama" şeklindeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi:
İstanbul Valiliği, "İstanbul'da kuduz vakalarında patlama" şeklindeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi:

Valilikten yapılan açıklamada, çeşitli medya ve sosyal medya mecralarında "İstanbul'da kuduz vakalarında patlama" şeklinde haber, yayın ve paylaşımlar yapıldığı belirtildi.

Kentte yapılan kuduz aşısı sayıları baz alınarak yapılan bu haber ve paylaşımların gerçeği yansıtmadığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"İstanbul'da son kuduz vakası 2007 yılında görülmüştür. Bu tarihten beri, şehrimizde herhangi bir canlıya kuduz teşhisi konulmamıştır. 2025 yılında İstanbul genelinde toplam 123 bin 538 kuduz aşısı uygulanmış olup, bu uygulamaların tamamı tedbir amacıyla yapılan aşılarıdır. Tedbir aşılamalarının bir kısmı sahipsiz sokak hayvanı saldırı sonucu, bir kısmı ise sahipli hayvanların tırmalama, salya bulaşması ve benzeri sebeplerle oluşan durumlarda uygulanmıştır."

"Kılıçdaroğlu hukuken değil, ama siyaseten CHP'nin başına geçirilebilir" diyen Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, "Kılıçdaroğlu ailesinin bile yüzüne bakamaz hale gelir" dedi

"Kılıçdaroğlu hukuken değil, ama siyaseten CHP'nin başına geçirilebilir" diyen Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, "Kılıçdaroğlu ailesinin bile yüzüne bakamaz hale gelir" dedi

22.02.2026 00:10:00
Ahmet Turan Yiğit
 "Kılıçdaroğlu hukuken değil, ama siyaseten CHP'nin başına geçirilebilir" diyen Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, "Kılıçdaroğlu ailesinin bile yüzüne bakamaz hale gelir" dedi
 "Kılıçdaroğlu hukuken değil, ama siyaseten CHP'nin başına geçirilebilir" diyen Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Prof. Dr. Süheyl Batum, "Kılıçdaroğlu ailesinin bile yüzüne bakamaz hale gelir" dedi
Anayasa hukukçusu ve eski CHP Genel Sekreteri Süheyl Batum, "mutlak butlan" iddiaları ve Cumhuriyet Halk Partisi içindeki olası gelişmelere dair çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Akın Gürlek Mutlak Butlan için mi Adalet Bakanı oldu? CHP'ye Kılıçdaroğlu operasyonu mu geliyor? gibi sorulara yanıt veren Prof. Dr. Süheyl Batum, Türkiye'de "mutlak butlan" kararının hukuken mümkün olup olmadığını, mahkemeler ve seçim süreçleri üzerinden yaşanan tartışmaları,
olası bir yargı kararının CHP yönetimini nasıl etkileyebileceğini, böyle bir kararın Türkiye'de seçim güvenliği ve hukuk devleti açısından ne anlama geleceğini değerlendirdi.
Batum, olası bir butlan kararının sadece parti içi dengeleri değil, seçim sistemine duyulan güveni de etkileyebileceğini ifade etti.

Süheyl Batum'un konuşmasını izleyin:

"PKK, Öcalan ve DEM'in Kürtlere hesap vermesi lazım" diyen Hukukçe Bülent Yücetürk, "DEM ve Erdoğan karşılıklı satranç oynuyor" ifadelerini kullandı

"PKK, Öcalan ve DEM'in Kürtlere hesap vermesi lazım" diyen Hukukçe Bülent Yücetürk, "DEM ve Erdoğan karşılıklı satranç oynuyor" ifadelerini kullandı

22.02.2026 00:06:00
Ahmet Turan Yiğit
 "PKK, Öcalan ve DEM'in Kürtlere hesap vermesi lazım" diyen Hukukçe Bülent Yücetürk, "DEM ve Erdoğan karşılıklı satranç oynuyor" ifadelerini kullandı
 "PKK, Öcalan ve DEM'in Kürtlere hesap vermesi lazım" diyen Hukukçe Bülent Yücetürk, "DEM ve Erdoğan karşılıklı satranç oynuyor" ifadelerini kullandı
"PKK, Öcalan ve DEM'in Kürtlere hesap vermesi lazım" diyen Hukukçe Bülent Yücetürk, "DEM ve Erdoğan karşılıklı satranç oynuyor" ifadelerini kullandı.
Yücetürk, "Türkiye'de bir demokrasi sorunu var. Hukuk sorunu var. Evet doğru ve bunun uygulanma problemi var. Yani anayasada, yasalarda aslında çok büyük bir eksiklik yok. Yani çokça
eleştirilen o darbe anayasasında bile birçok demokratik hak ve özgürlük orada düzenlenmiş. Ama siz buna uymazsanız, uygulamada bunlara uymazsanız, o zaman ortaya bir demokrasi meselesi çıkıyor. Yani kayyum uygulamasını, aslında daha önceden şöyle bir uygulama vardı Türkiye'de. Bir
belediye başkanı suç işlerse eğer bu suç görevden el çektirilmesini gerektiren yoğunlukta, açık delilleri olan bir suçsa o kişi yerine belediye meclislerinden seçimle birileri geliyordu. Ne
yaptılar bunu? kaldırdılar. İşte terör kapsamındaki belediye başkanlarının görevden alınması halinde
oraya kayyum atadılar. Peki ne yaptılar? Bunu 2014'ten sonra kalıcılaştırdılar" dedi.

Hukukçu Bülent Yücetürk'ün konuşmasını izleyin:

Bağcılar'da metro çıkışındaki bıçaklı saldırı olayı ile ilgili yeni gelişme

İstanbul Bağcılar'da meydana gelen ve 1 kişinin bıçakla yaralandığı olayla ilgili yeni gelişme yaşandı. Olayla ilgili 3 şüpheli polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı

21.02.2026 21:15:00 / Güncelleme: 21.02.2026 21:19:37
İHA
Bağcılar'da metro çıkışındaki bıçaklı saldırı olayı ile ilgili yeni gelişme
Bağcılar'da metro çıkışındaki bıçaklı saldırı olayı ile ilgili yeni gelişme
Olay, 12 Şubat 2026 tarihinde saat 18.45 sıralarında Bağcılar Yıldıztepe Mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bıçaklı kavga ihbarını alan ekipler kısa sürede olay yerine geldi.

Ekiplerin yaptıkları ilk incelemede Oğuzhan Çöpür(27), bıçakla yaralandığı görüldü. Bunun üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesi sonrası yaralı Oğuzhan Çöpür ambulans ile hastaneye kaldırıldı.

Polis, olayla ilgili geniş çaplı inceleme başlattı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler olaya karışan yaşları küçük 3 şüpheli şahsı gözaltına aldı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler 'Kasten Yaralama' suçundan adliyeye sevk edildi.

Şüphelilerden 2'si sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken, 1 şüpheli ise tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Otel yangınında mahsur kalan 8 kişi kurtarıldı

Karabük'ün Safranbolu ilçesinde bir otelde çıkan yangında mahsur kalan 8 kişi itfaiye ekiplerince kurtarıldı

21.02.2026 18:19:00 / Güncelleme: 21.02.2026 18:24:01
İHA
Otel yangınında mahsur kalan 8 kişi kurtarıldı
Otel yangınında mahsur kalan 8 kişi kurtarıldı
Olay, Yeni Mahalle Ünsal Tülbentçi Sokak üzerinde bulunan bir otelde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, otelin zemin katında henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede yoğun dumanın binayı sarması üzerine durum 112 Acil Çağrı Merkezine bildirildi.



İhbar üzerine olay yerine polis, itfaiye, AFAD ve 112 Acil Servis ekipleri sevk edildi. Oteli saran duman nedeniyle içeride mahsur kalan 8 kişi, itfaiye ekipleri tarafından merdiven yardımıyla bulundukları yerden çıkarıldı.



Dumandan etkilenen 1 kişi ise tedbir amacıyla hastaneye kaldırıldı.



Yangın, ekiplerin hızlı müdahalesi sonucu kontrol altına alınarak söndürülürken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Meriç Nehri'nden taşan sular yaşam alanlarına kadar ulaştı

Yatağından taşan Meriç Nehri suları, Edirne'nin Küplü beldesinde yaşam alanlarının yaklaşık 25 metre yakınına kadar ulaştı. Bölgede yaşanan taşkın sonrası suyun yerleşim alanlarına yaklaşması endişe ediliyor

21.02.2026 18:14:00 / Güncelleme: 21.02.2026 18:20:02
İHA
Meriç Nehri'nden taşan sular yaşam alanlarına kadar ulaştı
Meriç Nehri'nden taşan sular yaşam alanlarına kadar ulaştı
Bölgede son günlerde etkili olan yağışların yanı sıra Bulgaristan'daki baraj kapaklarının açılmasıyla nehre bırakılan suyun da debiyi artırdığı değerlendiriliyor. En son 2018 yılında yaşanan taşkın ardından artan su yükü, Meriç Nehri'nde taşkın riskini yükseltti.



Meriç ilçesine bağlı Küplü beldesi Belediye Başkanı Gökmen Altay, taşkınla ilgili yaptığı açıklamada, nehirdeki debinin 1.350 metreküp/saniye seviyesine çıktığını belirtti. Altay, "Devlet Su İşleri verilerine göre 1350 metreküp/saniye olan su miktarı yaşam alanlarımıza kadar geldi. Meriç Nehri kenarında bulunan menfezlerden açılan su buralara kadar ulaştı. Yerleşim yerimize yaklaşık 25 metreye kadar geldi" dedi.




Pompa istasyonu uyarısı



Bölgede suyun tahliyesi için kurulan istasyonun çalışmadığını ifade eden Altay, durumun ciddi risk oluşturduğunu vurguladı. Altay, "Gelen suyun atılması için yapılan su istasyonunun çalışmaması büyük tehlike oluşturuyor. Yağışlar bu şekilde devam eder ve bu istasyon çalışmaz ise tehlike daha da büyüyecektir. Yetkililere buradan sesleniyorum" ifadelerini kullandı.

AKP Boğaz Köprülerini satacak geçiş ücretleri katlanacak CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz anlattı

AKP Boğaz Köprülerini satacak geçiş ücretleri katlanacak. Normalde 4 lira olması gereken köprü geçişini 59 TL yaptılar, peki özelleştirilince kaç TL olacak? CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz anlattı

21.02.2026 16:18:00
Ahmet Turan Yiğit
AKP Boğaz Köprülerini satacak geçiş ücretleri katlanacak CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz anlattı
AKP Boğaz Köprülerini satacak geçiş ücretleri katlanacak CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz anlattı
CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Boğaz köprülerinin 25 yıllığına özelleştirileceği iddiasını kamuoyuna taşıdı. Yavuzyılmaz'a göre; 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nün yıllık geliri: 53,9 milyon dolar. Gideri ise 1,7 milyon dolar. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün yıllık geliri 63 milyon dolar, gideri ise 3,5 milyon dolar. İki köprünün toplam yıllık net gelirinin yaklaşık 112 milyon dolar olduğunu belirten Yavuzyılmaz, bu gelirlerin 25 yıllığına devredilmesi halinde kamu adına milyarlarca dolarlık bir kayıp oluşabileceğini savundu. Ayrıca olası bir özelleştirme sonrası köprü geçiş ücretlerinin artabileceği ve Boğaz geçişlerinde rekabet ortamının ortadan kalkabileceği yönünde değerlendirmelerde bulundu.

CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz'ın konuşmasını izleyin:

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.