logo
28 EYLÜL 2026

"Langa’da olmayacak şeyleri Beşiktaş'ta yaşadım"

Teknik direktör Rasim Kara, Beşiktaş'ta görev yaptığı 1996-1997 sezonunda VAR sistemi olsa ligi şampiyon tamamlayacaklarına inandığını söyledi

25.01.2023 18:30:00
 
"Langa’da olmayacak şeyleri Beşiktaş'ta yaşadım"
"Langa’da olmayacak şeyleri Beşiktaş'ta yaşadım"
Beşiktaş'ta görev yaptığı dönemi değerlendiren Kara, siyah-beyazlı ekiple gözle görülür şeyler yaşadıklarını söyleyerek, "1996-97 sezonunda mesela Van'daki smaç olayı var. Sergen'in frikiğinde karlı havada oyuncu smaç yapıyor ve hakem vermiyor. Galatasaray-İstanbulspor 2-2'yken 96. dakikada uyduruk bir penaltıyla 3-2 kazanıyor. Ertesi hafta biz Galatasaray'la İnönü'de oynuyoruz, 1-0 galipken penaltı veriliyor. İkinci yarının başlarında hakem, Amokachi'yi atıyor. Vahap Beyaz, Ahmet Çakar şarkılarını Beşiktaş taraftarı slogan halinde söylemeye başladılar. Bu sadece gözle görülen net pozisyonlar. Yani 7-8 puan bizden gitti. 7-8 puan Galatasaray aldı. Ben Galatasaray hakemleri ayarladı falan demiyorum ama o zaman VAR sistemi olsaydı biz net, açık ara şampiyonduk. Onu söyleyebiliyorum sadece." ifadelerini kullandı.

"Eskiden böyleydi, hakem hataları çok oluyordu"

1 Ocak'ta Türkiye Futbol Federasyonunda yaptığı görevinin sona erdiğini ve emekli hayatı yaşamaya başladığını aktaran Kara, teknik adam olarak görev yaptığı yıllarda yaşadıklarını yazmayı düşündüğünü belirterek, "Aklıma gelenleri not ettim. Bu emeklilikte zamanımın boş olacağını düşünüyorum ama ne kadar vaktimiz var onu bilmiyorum. Anılarımı yazmayı düşünüyorum. Orada yaşadığım her şeyi hepsini anlatacağım. Beşiktaş taraftarı da Beşiktaşlı olmayan diğer takım taraftarları da o sezonları yaşayanlar biliyorlar. Maalesef eskiden böyleydi, hakem hataları çok oluyordu ama 'hata' mı artık orasını bilmiyorum." diye konuştu.

"Langa takımında olmayacak şeyleri Beşiktaş'ta yaşadım"

Beşiktaş'ta göreve devam etmesi gerektiğini ancak o dönemki idarecilerle sıkıntılar yaşandığını söyleyen Kara, şunları aktardı: "Beşiktaş'ta devam etseydim 2-3 daha fazla şampiyonluğu olurdu diye düşünüyorum çünkü çok iyi bir kadro da yakalamıştık. Üç yabancının yanında Sergen, Şifo Mehmet, Ertuğrul, Oktay, Alpay, Recep gibi oyuncularımız vardı. Ben hakemlere fazla kafayı takan bir teknik direktör değildim. Yöneticiler, antrenörler kaybedilen puan ve maçlardan sonra hep beyanat verip hakemin üstüne gidiyorlar ve futbolcu kendini temize çıkarıyor. Baş sorumlu iyi oynamayan futbolcular ve antrenör ama hakeme bütün suçu yüklediğin zaman onlar kendilerini suçsuz zannediyorlar. O yüzden ben bu felsefeyle hareket ettim. Beşiktaş taraftarının sloganı vardı, 'Rasim Kara, Rasim Kara bulunmaz eşin, şampiyon yap Beşiktaş'ı taraftar için' diye. Bu şampiyonluğu veremedik. Bu benim içimde ukde kaldı. Beşiktaş'ta devam etmem gerekiyordu, etmedim. 88 gol, artı 62 averajımız vardı. 88 gol bir tek 6 maç fazla oynanan sezonda Sergen hoca zamanında 1 gol fazlayla kırıldı. +62 averaj devam ediyor, hala kırılmadı. Hiç derbi kaybetmedik. Avrupa'da bir tur geçemeyen Beşiktaş, Valencia'ya dördüncü turda elendi. Fair-playde en centilmen takım Beşiktaş oldu. Benden önce Daum zamanında sonuncuydu, en çok kart gören takımdı. En önemlilerinden bir tanesi de İnönü Stadı'nda Avrupa kupa maçları da dahil hiç mağlubiyet yaşamadık. Türkiye'den o zamana kadar bir tek takım Şampiyonlar Ligi'ne katılıyordu. Avrupa'da elde ettiğimiz puanlar neticesinde Türkiye'den iki takım katılmaya başladı, bunu kimse bilmiyor. Ben o dönemki rahmetli başkan Süleyman abi ve yöneticilerle bazı sıkıntılar yaşadım. Bunları anlatmam hem Süleyman abiye hem de o dönemki Beşiktaş yöneticilerine biraz sıkıntı olur diye anlatmıyorum. Ama bir gün anılarımı yazarsam bunları açıklayacağım. Hani derler ya burası Langa takımı mı diye, Langa takımında olmayacak şeyleri Beşiktaş'ta yaşadım."

"Bir şampiyonluk hediye etseydik hem camiaya hem Süleyman abiye çok iyi olurdu"

Siyah-beyazlı kulübün onursal başkanı Süleyman Seba'ya herhangi bir kırgınlığı olmadığını sözlerine ekleyen deneyimli futbol adamı, "Süleyman abiyi son zamanlarında yanlış yönlendirdiler. Bir isim vereyim, Uğur Ekşioğlu diye bir yöneticimiz vardı. O çok yanlışlıklar yaptı. Benim 400 bin dolar tazminatım ve bir sene daha kontratım vardı. Ayrılmamız söz konusu olunca Süleyman abiye, 'Ben bu parayı almadan çıkıyorum' dedim. Omzuma dokundu, 'Sağol Rasimciğim' dedi. Bu kadar, yani şimdi bu parayı kimsenin bırakacağını tahmin etmiyorum. Süleyman abiyi çok seviyorum, nur içinde yatsın, efsane başkan. Bir şampiyonluk hediye etseydik hem camiaya hem Süleyman abiye çok iyi olurdu. İçimizde ukde olarak kaldı." şeklinde konuştu.

"İmkan verilse daha başarılı oyuncular ve kaleciler yetiştirebiliriz"

Teknik adamlık kariyerinden sonra Türkiye Futbol Federasyonuna bağlı olarak kaleci antrenörü yetiştirme kursları hazırlayan Rasim Kara, bu kurslar sayesinde yerli kalecilerin ortaya çıktığını belirterek şunları söyledi: "Ben yirmi sene amatör ve profesyonel kalecilik yaptım. Doğru dürüst bir kaleci antrenörüyle çalışmadım. Beşiktaş'ta malzemeci Ahmet abi vardı. Antrenmandan sonra kalırdık şut atardı, orta yapardı. Biz kendi kendimize çalışırdık. Kaleci çok önemli bir mevkii, kendi haline terk edilmektense bir kaleci antrenörü kursu açalım dedim. Şenes Erzik başkandı, o da destekledi. Biz 1994'te, 29 sene önce kaleci antrenörü kursu açtık. Şenes bey bir dost yemeğinde bana, "Rasim dünyada tam teşekküllü bir kaleci antrenörü kursunu sen başlattın biliyor musun" dedi. 33 gün süren anatomi, fizyoloji, teknik, taktik içerikli bir kaleci antrenörlüğü kursu açtık. 1996 Avrupa Şampiyonası'ndan sonra Fatih hoca Galatasaray'da, ben Beşiktaş'ta göreve başladım. Eskiden antrenörlük kurslarını TFF açıyordu. Sonra UEFA'nın ortak lisans anlaşmasına dahil olduk. UEFA'nın Almanya'da, İngiltere'de verdiği dersin içeriği neyse Türkiye'de de aynısı olmaya başladı. Son senelerde de kaleci antrenörlüğüne de UEFA ben karışıyorum dedi. 6 tane uluslararası kaleci antrenörlüğü seminerine gittim. Hatta en son 1 ay önce Galler'deki kursa gittim. Geldik, 4 gün sonra federasyonda 65 yaş üstünün görevine son verdiler, vedalaştık. 28-29 sene önce sadece Yaşar, Zafer, Hayrettin gibi kaleciler yerli oynuyordu. Gerisi hep yabancıydı. Artık büyük takımlarımızda bile yerli kaleciler var. Ali Şaşal'ı getirin milli takımda oynatın, Ertaç'ı getirin oynatın. Tabii hataları var kalecilerin de, hatasız kimse olmaz. Sıkıntı aslında sadece kalecilerde değil. Kulüplerin altyapılarında yeterli tesisin olmayışından kaynaklanan sıkıntı da var. Yeteri kadar çalışılamıyor, özel antrenmanlar yaptırılamıyor. Kalecilere, hücumculara, savunmacılara hep özel antrenman yaptırmak lazım. Boş saha olması lazım. Mesela Beşiktaş'ın bir tane sahası var. Galatasaray'ın, Fenerbahçe'nin birer buçuk sahası var. Burada sekiz yaşından itibaren yaş gruplarını düşünürsen on, on bir tane takım var. Geçenlerde Mehmet Ekşi hocayı Fulya'da ziyaret etmiştim. 54 kişi aynı anda aynı sahada çalıştı dedi. Burada nasıl bir özel antrenman yapabilirsin? O yüzden daha imkan verilse daha başarılı oyuncular ve kaleciler yetiştirebiliriz."

"Muslera'nın yediği golleri Okan Kocuk veya başka birisi yeseydi bir daha formayı göremezdi"

Beşiktaş'ın kalecileri Mert Günok ve Ersin Destanoğlu'nun formunu değerlendiren Rasim Kara, Türk kalecilerle benzer hataları yapan yabancı kalecilere iltimas geçildiğini vurgulayarak şunları kaydetti: "Mert Günok'la Volkan Babacan, Fenerbahçe altyapısında çalışırken benim ilk açtığım kurstan mezun olan Yavuz Şimşek onların hocasıydı. Yıllarca ikisi de milli takımda oynadılar. Belki hala oynayacaklar. Ersin'le şampiyon oldu Beşiktaş, kupayı ve Süper Kupa'yı kazandı. Sonra ne hikmetse bir düşüş oldu. Aynı düşüş şampiyonluğa büyük katkısı olan Uğurcan'da da yaşandı, Altay'da da oldu. Bunlar transferlerde kontrat sıkıntıları yaşadılar. Psikolojik olarak da kalecileri geliştirmen lazım. Her antrenör psikolojik olarak destek veremeyebilir. O zaman uzmanından destek alman lazım. Altay da Uğurcan da zaman zaman Ersin de kaptan olarak çıktılar. Kaptanlık o kadar kolay iş değil, bant eşittir sorumluluktur. Sen bu genç yaşta bu sorumluluğu taşıyabilecek kapasitede misin, acaba erken mi kaptan oldular? Mert sakatlık geçirdi, sakatlıktan sonra şimdi toparlamaya başladı. Konya'da yediği golde hata yaptı ama dünyanın bütün kalecileri bu hataları yapıyorlar. Kurtarışlarla Konya'da takımın kazanmasında da katkısı oldu. Milli takıma hala gidebilir. Hala genç sayılır. Yaşlandıkça daha da deneyimli oluyor kaleciler. Altay da çok eleştiriliyor. Muslera'nın çok büyük katkıları oldu Galatasaray'ın şampiyonluklarda ama onun da o kadar da yediği hatalı goller var. Galatasaray, PSV Eindhoven maçında toplam 7 gol yedi. Muslera'nın PSV maçında yediği goller kurslarda savunma ve kaleci hatalarına en güzel ders. Muslera'nın yediği golleri Okan Kocuk veya başka birisi yeseydi bir daha formayı göremezdi. Bu durum antrenörde de var. Mesela biz inanılmaz bir başarı elde ettik 1996-1997'de. Benden sonra Toshack geldi. 14 mağlubiyet aldı, altıncı sırada bitirdi, devam etti. Bu durumda kim kalabilir? Biz başarılıyken kalmamışız. Bu zihniyeti de değiştirmek lazım. Bu durum Türk futbolunun gelişmesinde maalesef bir engel."

"Dışarıdan bir kişi olarak ben olsam Arda'yı ilk 11'de oynatırım"

Genç futbolculara güvenilmesi gerektiğini söyleyen Rasim Kara, Fenerbahçeli genç futbolcu Arda Güler'le ilgili olarak, "Arda Güler neden oynamasın, ilk 11'de niye başlamasın. Gaziantep'te sanki takımın en deneyimlisi gibi girdi, takımı rahatlattı, katkısı oldu. Fizik olarak da çok iyi. İkili mücadeleleri de kazanıyor. Sonradan gole ihtiyacın olduğu zaman baştan da gole ihtiyacın var. Neden oynamıyor bilmiyorum. Dışarıdan bir kişi olarak ben olsam Arda'yı ilk 11'de oynatırım. Gençlere güvenmemiz lazım. Gelecek Türk gençliğinin her konuda. Sporda da öyle ama eğer futbolda bir devrim olacaksa altyapılarda tesisleşmeyi bir an önce yapmamız lazım." ifadelerini kullandı.

Son dönemlerde futbolun oyun olarak sıkıştığını ve bu durumun futbolu keyifsiz bir hale getirdiğini söyleyen Rasim Kara, "Oynanan futbol tıkanmaya başladı, görüyorsunuz. Büyük alanlarda oynanıyordu bizim oynadığımız dönemlerde. Sahanın ebatları aynı ama şimdi 20-25 metre içinde neredeyse yirmi oyuncu bulunuyor, oyun tıkanmaya başlandı. Seyirci de bundan çok mutlu olmuyor. Futbolun meyvesi gol. Ikına sıkına gol atılmaya başlandı. Seyirci inanılmaz düşüyor. Tribünlerdeki seyirci sayısı azalıyor. Zaten ekonomik kriz de var. Böyle olunca bir kaosun içine girdi futbol. Nasıl çıkacak bunu da merak ediyorum. Ben hep oyunu güzelleştirmeden yanayım. Sadece Beşiktaş'ta değil gittiğim diğer takımlarda da hep çok gol attık." değerlendirmesinde bulundu.

"Çim sahada kaleci antrenmanı yapamadan futbolu bıraktı"

Futbola ilk başladığı yıllarda Eskişehir'de kurulan lunaparklarda kalecilik yaparak yeteneklerini geliştirmeye çalıştığını söyleyen Rasim Kara, şunları anlattı: "Bize kaleci nasıl top tutar, nasıl yatar, nasıl kalkar, nasıl yumruk vurur öğretilmedi. Hiçbir şey bilmeden doğaçlama, deneme yanılmayla çıkıp oynadık. Bir gol yiyorduk 'Acaba Ben bunu bir daha oynasam bu golünü nasıl kurtarırım' veya iyi bir hareket yapmışsın 'Bir daha olsa bu hareketi nasıl yapabilirim' diye düşünerek kaleciliği geliştirmeye çalıştık. Lise bitti, Eskişehir Demirspor'a geçmeden önce Porsuk Nehri'nin kenarına lunaparklar kurulurdu. Oraya arkadaşlarla akşam gittik. Penaltı Pavyonu var dediler, 3'te 3 gol atana ödül veriyorlardı. Kalenin içine yumuşacık kum dökülmüş. Ben burada bol tekrar yapacağım dedim. Sol tarafa atlayamıyordum. İki tarafa da iyi plonjon yapabilirim düşüncesiyle kaleciliği orada geliştirmeye çalıştım. Yıllar sonra A Milli Takım'da iken İrlanda'da maç oynuyoruz, kalede Yasin oynuyor. 3-0 oldu, Yasin çıktı ben girdim bir penaltı oldu penaltıyı kurtardım. O maçtan sonra Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ni İzmir'de 1-0 yendik. Almanya maçında penaltı oldu, Beckenbauer'in penaltısını kurtardım. O dönemlerde bizi hiç kaleci antrenörü çalıştırmadı. Boş kaldığımız zaman diğer kaleciyle birbirimize penaltı atıyorduk. Hem penaltı kurtarmada ustalaştım hem de penaltı atmaya başladım. Bursaspor'da ve Beşiktaş'ta 15-20 penaltı golüm var. İlk zamanlarda lunaparkta 12-13 saat çalışıp kalecilik yapmak zor geldi, kolay değildi ama onun faydalarını hem penaltı kurtararak hem de penaltı atarak görmeye başladık. Lunaparktan yetiştik. Bunun değerini şimdi daha iyi anlıyorum. Beşiktaş'ta 8 sene oynadıktan sonra jübile yaptım. Jübileden sonra dostlarıma bir yemek verdim. 'Anılarını yaz dediler'. Beşiktaş 15 sene şampiyon olmamıştı, benim kaptanlığım zamanında şampiyon olduk. Beckenbauer'in penaltısını kurtardım, bunun gibi çok anım var ama bir gün ölürsem mezar taşıma '20 sene kalecilik yaptı, doya doya çim sahada kaleci antrenmanı yapamadan futbolu bıraktı diye yazdırın' dedim." AA

İrlanda’dan İsrail maçında Gazze protestosu

UEFA Uluslar Ligi B Grubu 3. Grup'ta İsrail ile İrlanda Cumhuriyeti arasında oynanan karşılaşmaya, İrlandalı futbolcuların Gazze protestosu damga vurdu

28.09.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
İrlanda’dan İsrail maçında Gazze protestosu
İrlanda’dan İsrail maçında Gazze protestosu
UEFA Uluslar Ligi B Grubu 3. Grup'ta İsrail ile İrlanda Cumhuriyeti arasında oynanan karşılaşmaya, İrlandalı futbolcuların Gazze protestosu damga vurdu. Macaristan'ın Debrecen kentindeki Nagyerdei Stadı'nda oynanan mücadeleyi İrlanda 3-0 kazandı.

Milli marş sırasında başlarını öne eğdiler

İrlanda Milli Takımı oyuncuları, Gazze'de hayatını kaybeden Filistinlileri anmak amacıyla karşılaşmaya siyah kol bantlarıyla çıktı.

İsrail milli marşı okunurken İrlandalı futbolcular başlarını öne eğerek protestoda bulundu. Maç öncesindeki geleneksel el sıkışma seremonisi de yapılmadı. Takımlar yan yana gelerek birbirlerinin elini sıkmazken, kaptanlar arasında flama değişimi de gerçekleşmedi. Maçın ardından futbolcular forma değişimi de yapmadı.

İrlanda'nın üçüncü golünü atan Jack Moylan ise gol sevincinde siyah kol bandını çıkarıp öptü ve havaya kaldırdı.

Kaleci maçı protesto ederek kadrodan çekildi

Karşılaşma öncesinde İrlanda'da boykot tartışması da yaşandı. Kaleci Gavin Bazunu, İsrail'e karşı oynanacak maçlara katılmama kararı aldı. Bazunu, kararını masum insanların öldürülmesine karşı kişisel tutumuyla gerekçelendirdi.

İrlanda Teknik Direktörü Heimir Hallgrimsson da daha önce takımın İsrail karşısında sahaya çıkmasıyla ilgili rahatsızlığını dile getirerek, "Soykırımla oynamıyoruz, soykırıma karşı oynuyoruz" açıklamasını yapmıştı.

Maç öncesinde boykot çağrıları yükselmişti

İrlanda'da aylardır İsrail ile oynanacak karşılaşmaların boykot edilmesi yönünde kampanya yürütülüyordu. 160'tan fazla İrlandalı sporcu, İrlanda Futbol Federasyonu'na çağrı yapan açık mektubu imzaladı. Federasyon ise UEFA organizasyonundaki karşılaşmayı oynama kararı aldı.

İlk maçın Macaristan'da oynanmasının ardından İrlanda'nın "ev sahibi" olduğu rövanş karşılaşması da 4 Ekim'de Sırbistan'ın Bačka Topola kentinde ve seyircisiz oynanacak.

Sahada da İrlanda üstünlüğü

Protestoların gölgesinde başlayan karşılaşmada İrlanda ilk 25 dakika içinde üç gol bularak 3-0 öne geçti. Mücadele bu skorla tamamlandı.

Böylece Debrecen'deki karşılaşmada skordan çok İrlandalı futbolcuların Gazze protestosu öne çıktı.

Uzun saçlarıyla rakibine 2 kırmızı kart aldırdı

CONCACAF Uluslar Ligi'nde oynanan Antigua & Barbuda-Anguilla maçında oyuna sonradan dahil olan Aedan Scipio, ayaklarına kadar uzanan saçlarını çeken iki rakibine kırmızı kart aldırdı

28.09.2026 10:22:00
İhlas Haber Ajansı
 
Uzun saçlarıyla rakibine 2 kırmızı kart aldırdı
Uzun saçlarıyla rakibine 2 kırmızı kart aldırdı
CONCACAF Uluslar Ligi'nde oynanan Antigua & Barbuda-Anguilla maçında oyuna sonradan dahil olan Aedan Scipio, ayaklarına kadar uzanan saçlarını çeken iki rakibine kırmızı kart aldırdı.



CONCACAF Uluslar Ligi'nde Antigua & Barbuda ile Anguilla takımların karşı karşıya geldi. Antigua & Barbuda, mücadeleyi 5-0'lık skorla kazandı. Ancak söz konusu müsabakada skordan çok yaşanan kırmızı kart pozisyonları dikkat çekti. Mücadelenin 69. dakikasında oyuna dahil olan Aedan Scipio ayaklarına kadar uzanan saçları sayesine rakiplerine 2 kırmızı kart aldırdı.



Scipio'nun saçını çelen Keon Greene 72. dakikada gördüğü kırmızı kartla takımını 10 kişi bırakırken, 90+3. dakikada da Shalon Knight yine aynı sebepten dolayı kırmızı kartla cezalandırıldı.

Futbolun zirvesinden mali krize

Fenerbahçe'nin eski yıldızı, futboldan kazandığı paranın yüzde 99'unu kaybettiğini açıkladı

26.09.2026 20:09:00
Haber Merkezi
 
Futbolun zirvesinden mali krize
Futbolun zirvesinden mali krize
Brezilya futbolunun efsane isimlerinden ve bir dönem Fenerbahçe forması giyen Roberto Carlos, futbolculuk kariyerinde kazandığı servetin yüzde 99'unu kaybettiğini açıkladı.

53 yaşındaki eski futbolcu, çarpıcı açıklamaları Portugal Football Summit etkinliğinde, futbolcuların kariyer sonrası yaşamı ve finansal yönetimi üzerine düzenlenen panelde yaptı.

"HESABIMI SIFIRLAYAN İNSANLARLA SORUN YAŞADIM"

Roberto Carlos, servetindeki büyük kaybın tek bir nedenden kaynaklanmadığını söyledi. Eski menajeriyle yaşadığı ciddi bir problem ile ailevi meselelerin finansal çöküşünde etkili olduğunu belirtti.

Carlos'un anlatımına göre olay oldukça ani gelişti. Bir gece hiçbir şeyden habersiz uyuduğunu, ertesi gün ise daha önce varlığından haberdar olmadığı çok sayıda belgeyle karşılaştığını söyledi.

"Eski menajerimle ciddi bir problem yaşadım. Çok ciddi bir ailevi problem yaşadım. Perşembe günü gece yarısı uyudum, cuma günü varlığından bile haberdar olmadığım bir sürü belge aldım. Orada bütün hikâyemi kaybettim."

KAYBIN NEDENİNİ AÇIKLADI

Carlos, yaşadıklarını anlatırken özellikle menajerler ve ailevi sorunlara dikkat çekti.

"Menajerler ve ailevi meseleler yüzünden futboldan kazandığım her şeyin yüzde 99'unu kaybettim. Hatalar yaptım."

Eski yıldız, yaşadıklarının başka futbolcular için ders olması gerektiğini belirterek genç oyunculara da uyarıda bulundu.

Burada önemli bir ayrıntı var: Roberto Carlos, parasının hangi kişi tarafından, hangi işlemle veya hangi miktarda kaybedildiğini ayrıntılı biçimde açıklamadı. Kamuoyuna yansıyan açıklamalarında eski menajeri ve ailevi sorunlardan söz etti ancak belirli kişileri isim vererek suçlamadı.

"POST-KARİYERİMİ DÜŞÜNMÜŞTÜM"

Roberto Carlos, aslında futbolu bırakmadan önce geleceğini planladığını da anlattı.

Futbolculuk döneminde kariyer sonrasına hazırlandığını, sportif direktörlük lisansı aldığını ve çeşitli markalarla çalıştığını belirten Brezilyalı yıldız, buna rağmen yaşadığı sorunların mali durumunu ağır biçimde etkilediğini söyledi.

HAYATINI YENİDEN DÜZENLEDİ

Carlos, yaşadığı finansal krizin ardından hayatını yeniden yapılandırdığını da açıkladı.

İş ortağı Paul Brighten ve Entourage Sport & Entertainment ile çalışmasının ardından finansal ve ailevi hayatını yeniden düzenlediğini belirtti.

175 MİLYON DOLAR İDDİASI

Bazı haberlerde Roberto Carlos'un futbol kariyerinden yaklaşık 175 milyon dolar kazandığı yönünde rakamlar yer alsa da, son açıklamalarında Carlos'un kendisi bu rakamı doğrulamadı. Güvenilir kaynakların aktardığı kesin ifade, onun futboldan kazandığı paranın yüzde 99'unu kaybettiği yönünde.

Bu nedenle ortaya çıkan tablo, "175 milyon doların tamamını kaybetti" şeklinde kesin bir hesaplamadan ziyade, Roberto Carlos'un kendi beyanına göre futbolculuk döneminde elde ettiği servetin neredeyse tamamını kaybettiği şeklinde aktarılmalı.

FUTBOLUN ZİRVESİNDEN MALİ KRİZE

Real Madrid ve Brezilya Milli Takımı'nın unutulmaz sol beki olan Roberto Carlos, kariyeri boyunca dünyanın en yüksek gelir elde eden futbolcularından biri haline geldi. Ancak kendi anlatımına göre menajerlik ilişkileri, ailevi problemler ve kendi yaptığı hatalar, futbol sonrasında ciddi bir finansal kayba yol açtı.

Carlos bugün yaşadığı süreci genç futbolculara yönelik bir uyarı olarak anlatıyor: "Başıma gelen kötü şeyleri gençlere anlatıyorum ki benim yaptığım hataları yapmasınlar."

Fenerbahçe’ye FIFA’dan 3 dönem transfer yasağı!

Fenerbahçe, FIFA’nın resmi transfer yasağı kayıtlarında 3 transfer dönemini kapsayan yaptırımla yer aldı

26.09.2026 12:00:00
Haber Merkezi
 
Fenerbahçe’ye FIFA’dan 3 dönem transfer yasağı!
Fenerbahçe’ye FIFA’dan 3 dönem transfer yasağı!
Fenerbahçe, FIFA'nın resmi transfer yasağı kayıtlarında 3 transfer dönemini kapsayan yaptırımla yer aldı. İlk duyurulduğunda ayrıntıları bilinmeyen kararın, kulübün 2024-2025 sezonunda kadrosuna kattığı Youssef En-Nesyri'nin bonservis ödemesine ilişkin bir dosyadan kaynaklandığı açıklandı. Fenerbahçe, gerekli ödemenin yapılmasının ardından yasağın kaldırılacağını bildirdi.

FIFA KAYDINDA 3 DÖNEMLİK YASAK

FIFA'nın resmi Registration Bans sisteminde Fenerbahçe adına 3 dönemlik transfer kısıtlaması görüldü. FIFA, kayıt yasağını kulüpler hakkında uygulanabilen ve yeni oyuncuların ulusal veya uluslararası düzeyde tescil edilmesini engelleyen bir yaptırım olarak tanımlıyor.

Ancak FIFA'nın kendi açıklamasına göre böyle bir yasak, kulübün belirli bir yükümlülüğü yerine getirmesi halinde FIFA tarafından kaldırılabiliyor. Dolayısıyla sistemde "3 dönem" yazması, her durumda yasağın üç transfer döneminin tamamında uygulanacağı anlamına gelmiyor.

DOSYANIN ARKASINDAN EN-NESYRİ ÇIKTI

Fenerbahçe'nin bugün yaptığı açıklamaya göre dosyanın kaynağı, Sevilla'dan transfer edilen Youssef En-Nesyri'nin bonservis bedeline ilişkin ödeme.

Kulübün açıklamasına göre, 30 Nisan 2026 tarihinde ödenmesi gereken bonservis taksitinin zamanında ödenmemesi üzerine ilgili kulüp FIFA nezdinde başvuruda bulundu.

Fenerbahçe yönetimi, göreve geldikten sonra geciken taksitin ödendiğini belirtti. Ancak dosyayı FIFA'ya taşıyan kulübün bir sonraki taksitin de ödenmesini talep ettiği, Fenerbahçe'nin ise bu konuda FIFA'nın kararını beklediği aktarıldı.

PAZARTESİ ÖDEME YAPILACAK

Fenerbahçe, FIFA'nın kararında hükmedilen ödemenin 28 Eylül Pazartesi günü, yani ilk mesai gününde gerçekleştirileceğini açıkladı.

Kulüp, ödemenin ardından FIFA nezdindeki bürokratik işlemlerin tamamlanmasıyla 3 dönemlik transfer yasağının kaldırılacağını duyurdu.

Bu nedenle mevcut tablo, Fenerbahçe'nin önündeki üç transfer döneminin otomatik olarak transfer yapamayacağı anlamına gelmiyor. Yaptırımın kaldırılması için FIFA kararında belirtilen mali yükümlülüğün yerine getirilmesi gerekiyor.

"3 DÖNEM" KAYDI NEDEN ÖNEMLİ?

FIFA'nın sistemindeki kayıt, yaptırımın mevcut durumda üç transfer dönemini kapsayacak şekilde tanımlandığını gösteriyor. Ancak FIFA, kayıt yasağının belirli şartların yerine getirilmesiyle kaldırılabileceğini açıkça belirtiyor.

Bu nedenle haberin ilk aşamasında ortaya çıkan "Fenerbahçe 3 dönem transfer yapamayacak" algısı ile kulübün açıkladığı son durum arasında önemli bir fark bulunuyor:

Yasak FIFA sisteminde mevcut; ancak kulüp ödeme yükümlülüğünü yerine getirerek yasağın kaldırılmasını sağlayabilecek.

MALİ TABLO GENEL KURULDA GÜNDEME GELECEK

Fenerbahçe yönetimi ayrıca geçmiş döneme ilişkin mali tablo ve yükümlülüklerin 27 Eylül 2026'daki Olağan Genel Kurul'da kongre üyeleri ve kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı. Böylece FIFA dosyasının yanı sıra kulübün geçmiş dönem mali yükümlülüklerinin de genel kurul gündeminde ayrıntılı biçimde ele alınması bekleniyor.

Fenerbahçe'nin ayrıca 30 Haziran 2026 tarihli KAP bildiriminde UEFA'nın finansal sürdürülebilirlik kriterleri kapsamında futbol takımı maliyetlerinin ilgili gelirlerin yüzde 70'lik sınırına karşılık yüzde 84 seviyesinde gerçekleştiğini ve bu nedenle 7 milyon avroluk UEFA finansal disiplin cezası uygulandığını açıkladığı görülüyor. Bu dosya FIFA'daki transfer yasağından ayrı bir UEFA finansal yaptırımıdır.

SONUÇ: YASAK VAR, ANCAK KALICI DEĞİL

FIFA kayıtlarında Fenerbahçe için 3 dönemlik transfer yasağı bulunuyor. Ancak kulübün açıklamasına göre yaptırımın nedeni En-Nesyri transferine ilişkin mali yükümlülük ve ödeme 28 Eylül Pazartesi günü yapılacak.

Ödemenin ardından FIFA'daki bürokratik sürecin tamamlanmasıyla yasağın kaldırılması bekleniyor. Dolayısıyla mevcut durumda Fenerbahçe açısından kritik nokta, üç transfer döneminin tamamında transfer yasağı uygulanması değil, FIFA kararında belirtilen ödemenin yapılarak yaptırımın sistemden kaldırılması.

Milliler yine sonuç alamadı

A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar Ligi A Ligi'ndeki tarihindeki ilk maçında Fransa'ya 1-0 mağlup oldu

26.09.2026 00:24:00
Haber Merkezi
 
Milliler yine sonuç alamadı
Milliler yine sonuç alamadı
Uluslar Ligi A Ligi'ne Fransa yenilgisiyle başlayan A Milli Takım, Kocaeli'deki mücadelede iyi direnmesine rağmen Mbappe'nin golüne engel olamadı. 87. dakikada Uğurcan Çakır'ın kırmızı kart görmesi gecenin bir başka kritik anı oldu. Montella'nın tercihleri ise maç sonrası tartışma konusu oldu.

A Milli Futbol Takımı, UEFA Uluslar Ligi A Ligi'ndeki tarihindeki ilk maçında Fransa'ya 1-0 mağlup oldu. Kocaeli Stadyumu'ndaki karşılaşmanın tek golünü 54. dakikada Kylian Mbappe kaydetti.

İLK YARIDA DENGE VARDI

Karşılaşmanın ilk bölümünde Fransa topa daha fazla sahip olmaya çalışırken Türkiye savunmada disiplinli kaldı. Milliler, Arda Güler üzerinden hücum üretmeye çalıştı. Arda'nın bireysel çabaları Fransız savunmasını zaman zaman zorladı.

İlk yarıda iki takım da aradığı golü bulamayınca soyunma odasına 0-0 eşitlikle gidildi. Maç öncesinde Montella'nın en önemli sorunlarından biri orta sahadaki eksiklerdi. Hakan Çalhanoğlu kadroda yer almazken Orkun Kökçü de sakatlığı nedeniyle oynayamadı.

İSMAİL'LE GOLE ÇOK YAKLAŞTIK

İkinci yarının hemen başında Türkiye önemli bir fırsat yakaladı. 50. dakikada Arda Güler'in kullandığı kornerde İsmail Yüksek'in kafa vuruşu gol tehlikesi yarattı.

Ancak bu pozisyonun ardından Fransa oyunda ağırlığını artırdı.

MBAPPE SAHNEYE ÇIKTI: 0-1

54. dakikada Fransa'nın yıldızı Kylian Mbappe sahneye çıktı. Fransızların geliştirdiği atakta Mbappe topu ağlarla buluşturarak takımını 1-0 öne geçirdi.

Golün ardından Türkiye beraberlik için daha fazla risk almaya başladı. Fransa ise savunmasını geriye çekerek skoru korumaya yöneldi.

87'DE UĞURCAN KIRMIZI KART GÖRDÜ

Maçın son bölümünde Türkiye'nin işi daha da zorlaştı. 87. dakikada Uğurcan Çakır, VAR incelemesinin ardından direkt kırmızı kart gördü. Böylece milliler karşılaşmanın kalan bölümünü 10 kişi tamamladı.

Fransa'nın 1-0'lık üstünlüğü maçın son düdüğüne kadar değişmedi.

MAÇIN ARDINDAN MONTELLA TARTIŞMASI

Mağlubiyetin ardından tartışmanın merkezine yalnızca futbolcular değil, Vincenzo Montella'nın oyun planı ve tercihleri de oturdu.

Özellikle Türkiye'nin geriye düştükten sonra hücumdaki üretkenliğinin yeterli olmaması ve beraberlik için gerekli hamlelerin etkisinin sınırlı kalması eleştirildi.

Montella'nın maç öncesindeki planında Orkun Kökçü'nün yokluğunda Salih Özcan ve İsmail Yüksek'i merkezde kullanıp Arda Güler'i onların önünde konumlandırması gündeme gelmişti.

Şimdi soru şu: Montella, Fransa karşısında ortaya çıkan hücum sorunlarına çözüm bulabilecek mi? Millilerin önünde ise 28 Eylül'de İtalya maçı bulunuyor.

Beşiktaş, Euroleague'e mağlubiyetle başladı

Beşiktaş, Euroleague'in ilk haftasında sahasında İspanyol ekibi Valencia Basket'e 96-94 mağlup oldu.

26.09.2026 00:21:00
İhlas Haber Ajansı
 
Beşiktaş, Euroleague'e mağlubiyetle başladı
Beşiktaş, Euroleague'e mağlubiyetle başladı
Beşiktaş, Euroleague'in ilk haftasında sahasında İspanyol ekibi Valencia Basket'e 96-94 mağlup oldu.

Beşiktaş: Eugene Omoruyi 17, Jaylen Nowell 17, Ante Zizic 4, David DeJulius 4, DaQuan Jeffries, Anthony Brown 7, Scottie Wilbekin 12, Devon Dotson 9, Conor Morgan 15, Wenyen Gabriel 6, Berk Uğurlu 3



1. Periyot: 27-28

Devre: 51-54

3. Periyot: 71-81

Fenerbahçe, Euroleague'e galibiyetle başladı

Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı, Euroleague'in ilk haftasında sahasında İtalyan ekibi Virtus Bologna'yı 78-68 mağlup ederek, sezona galibiyetle başladı.

26.09.2026 00:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
Fenerbahçe, Euroleague'e galibiyetle başladı
Fenerbahçe, Euroleague'e galibiyetle başladı
Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı, Euroleague'in ilk haftasında sahasında İtalyan ekibi Virtus Bologna'yı 78-68 mağlup ederek, sezona galibiyetle başladı.

Fenerbahçe Tarfin: Forrest 4, Horton-Tucker 13, Shields 12, Key 11, Sertaç Şanlı 5, Baldwin 12, Melli 4, Silva 3, Clyburn 8, Sargiunas 6



1. Periyot: 23-17

Devre: 39-38

3. Periyot: 59-55


11 günde 4 milli maç

Ay-Yıldızlılar tarihinde ilk kez UEFA Uluslar Ligi A Ligi'nde mücadele edecek. Türkiye'nin ilk sınavı 25 Eylül'de Fransa karşısında. Grupta Fransa, İtalya ve Belçika bulunuyor

21.09.2026 22:20:00
Haber Merkezi
 
11 günde 4 milli maç
11 günde 4 milli maç
Ay-Yıldızlılar tarihinde ilk kez UEFA Uluslar Ligi A Ligi'nde mücadele edecek. Türkiye'nin ilk sınavı 25 Eylül'de Fransa karşısında. Grupta Fransa, İtalya ve Belçika bulunuyor.

A Milli Futbol Takımı için yeni milli mesai başlıyor. Türkiye, 2026-27 UEFA Uluslar Ligi A Ligi 1. Grup'taki ilk maçında Fransa'yı ağırlayacak. Karşılaşma 25 Eylül Cuma günü saat 21.45'te Kocaeli Stadyumu'nda oynanacak.

TÜRKİYE İLK KEZ A LİGİ'NDE

Ay-Yıldızlı ekip, UEFA Uluslar Ligi tarihinde ilk kez A Ligi'nde mücadele edecek. Türkiye'nin grubunda Avrupa futbolunun önemli ekiplerinden Fransa, İtalya ve Belçika yer alıyor.

Türkiye'nin bulunduğu A Ligi 1. Grup'ta şu anda tüm takımlar 0 puanda. Dolayısıyla Fransa karşılaşması, grubun ilk puan mücadelesi olacak.

İLK İKİ MAÇ TÜRKİYE'DE

Milli Takım, gruptaki ilk iki karşılaşmasını kendi sahasında oynayacak:

25 Eylül Cuma

Türkiye – Fransa
21.45 | Kocaeli Stadyumu

28 Eylül Pazartesi

Türkiye – İtalya
21.45 | Bursa Yüzüncü Yıl Atatürk Stadyumu

Ardından milliler peş peşe iki deplasmana çıkacak. 2 Ekim'de Belçika, 5 Ekim'de ise İtalya ile deplasmanda karşılaşacak.

SON İKİ MAÇ KASIMDA

Türkiye'nin grup aşamasındaki son iki maçı ise kasım ayında oynanacak. Ay-Yıldızlılar 12 Kasım'da Belçika'yı İzmir'de, 15 Kasım'da ise Fransa'yı deplasmanda karşılayacak.

Formula 1 Azerbaycan Grand Prix’si ilk kez cumartesi günü koşulacak

Formula 1 yönetimi, Azerbaycan Hükümeti'nden gelen resmi talep üzerine Bakü Şehir Pisti'ndeki yarış takvimini bir gün öne çekti. 27 Eylül Anım Günü nedeniyle alınan bu karar doğrultusunda, hafta sonu rutinini bozan yarışın ışıkları bu kez pazar değil, cumartesi günü sönecek

21.09.2026 17:30:00
Eyüp Kabil
 
Formula 1 Azerbaycan Grand Prix’si ilk kez cumartesi günü koşulacak
Formula 1 Azerbaycan Grand Prix’si ilk kez cumartesi günü koşulacak
Formula 1 dünyası, sezonun 15. ayağı olan Azerbaycan Grand Prix'si öncesinde sıra dışı bir takvim güncellemesine sahne oluyor. Normal şartlarda pazar günleri gerçekleştirilen ana yarış, bu yıla özel olarak 26 Eylül Cumartesi gününe alındı.

Kararın arkasında, Azerbaycan'ın 2020 yılındaki İkinci Dağlık Karabağ Savaşı'nda hayatını kaybeden askeri personeli anmak adına ilan ettiği 27 Eylül Anım Günü bulunuyor. Ulusal yas ve anma etkinlikleriyle çakışmaması adına F1 yönetimi ve yerel organizatörler, tüm seansları 24 saat öne kaydırma konusunda mutabık kaldı.

Hafta sonu programı tamamen değişti

Takvimin öne çekilmesiyle birlikte takımların ve medyanın alışık olduğu akış da tamamen değişti. Bakü'nün dar sokaklarında ve 2 kilometrelik devasa düzlüğünde mücadele edecek olan pilotlar, perşembe günü antrenman seansları için piste çıkacak. Kritik sıralama turları ise 25 Eylül Cuma günü gerçekleştirilecek.

Bu esneklik, Formula 1 tarihinde son yıllarda Ramazan ayı veya lojistik nedenlerle Bahreyn, Suudi Arabistan ve Las Vegas'ta uygulanan cumartesi yarışları trendinin en yeni halkasını oluşturuyor. Dar ve virajlı eski şehir bölgesiyle yüksek hız gerektiren düzlükleri bir arada barındıran Bakü Şehir Pisti, özellikle yeni nesil hibrit motorların enerji yönetimi açısından bu yıl takımları her zamankinden daha fazla zorlayacak.

Şampiyonluk yarışında akıl oyunları

Pist üstündeki teknik zorlukların yanı sıra, gözler şampiyona lideri üzerinde olacak. Mercedes'in 20 yaşındaki genç yeteneği Kimi Antonelli, en yakın takipçisi ve takım arkadaşı George Russell'ın 81 puan önünde liderliğini sürdürüyor. Antonelli, Bakü'de kazanması halinde Formula 1 tarihinin en genç dünya şampiyonu olma yolunda dev bir adım daha atmış olacak.

Ancak eski dünya şampiyonu Nico Rosberg'in de belirttiği gibi, genç pilotun bu süreçteki en büyük rakibi kendi üzerindeki psikolojik baskı ve McLaren ile Ferrari'nin getirdiği yeni güncelleme paketleri olacak. Özellikle son yarışlarda şanssız sanal güvenlik aracı kararlarıyla galibiyeti kaçıran McLaren pilotu Lando Norris, Bakü'ye getirilen yeni taban ve kanat güncellemeleriyle Antonelli'nin en ciddi tehdidi konumunda.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.