Liberal anlayışta vergi sistemi -2-
Bilakis spekülatif yollardan elde edilen kârlar, global firmaların elde ettiği muazzam gelirler, kayıt dışının gerçek adresidir
22.08.2026 00:50:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Bilakis spekülatif yollardan elde edilen kârlar, global firmaların elde ettiği muazzam gelirler, kayıt dışının gerçek adresidir.
Dünyada 60'ı aşkın ülke, "vergi cenneti" olarak gelirleri vergiden arındırmakta; silah, uyuşturucu vb. yollardan kazanılan kara paralar buralarda aklanmaktadır.
Ekonomi ile ilgili olan herkesin malumu olan bu ülkelerin bazılarını şöyle sayabiliriz: Kıbrıs Rum Kesimi, Lüksemburg, İsviçre, Cayman adaları, Malta, Panama, St. Vincent, ABD Virgin, Maldiv ve Virgin adaları, Belize, Barbados, Bahreyn, Bahama, Andora, Aruba… Vergi cennetleri olarak bilinen bu ülkeler veya adacıklar, genelde İngiliz milletler topluluğunun sömürge alanı içerisinde olan yerlerdir.
Off Shore ülkeleri veya vergi cennetleri olarak adlandırılan bu ülkeciklerde, dünyanın değişik yerlerinde elde edilen gelirler, vergiden arındırılmakta, kara paralar ise aklanmaktadır.
Sanal ortamda uluslararası gerek ticaretten, gerekse spekülatif ortamlardan para kazanan birçok global firmanın merkezinin buralar olduğu gözükmektedir.

Dolayısıyla, örneğin, fiili olarak Türkiye'de para kazanan bir global firmanın, sanal ortamda, hem parası hem de şirket merkezi bu off shore ülkelerinden biri olduğu için, Türkiye'de elde edilen kârlar vergilendirilmemektedir.
Vergi cennetleri olarak bilinen bu ülkelerde yerleşik kıyı bankalarında büyük miktarlarda fonlar tutulmaktadır. Citibank, Chase Manhattan, Swissbank, Trust Corporation, Shrodes, Midland, Barclays… gibi dünyanın önde gelen bankalarının buralarda şubeleri bulunmaktadır.
2012 yılı itibariyle bu off-shore hesaplarında 21 trilyon Dolar'dan fazla paranın olduğu belirtilmektedir. Ülkelerin merkez bankalarının kasalarında bundan çok daha az para bulunduğu dikkate alınırsa olayın ciddiyeti daha iyi anlaşılacaktır.
FED 1998 raporuna göre dolaşımdaki paranın 2/3'ü off-shore hesaplarında tutulmaktadır.
35 bin nüfuslu Cayman adalarında 32 bin uluslararası ticaret şirketi, 550 banka, 900 uluslararası yatırım fonu, 4000 sigorta şirketi bulunmaktadır. Bahama'larda ise 3400 sigorta şirketi bulunmaktadır. Amerikan Fidelity ve Japon Noumua gibi dünyanın büyük yatırım fonları, off shore üzerinden idare edilmektedir. George Soros'un elindeki fonların %90'ı da buralarda tutulmaktadır.

Esasında liberal kapitalist modellerin vergi konusundaki bakış açısı son derece basittir: Vergi, global firmalardan alınmaz; aksine global firmaların özellikle spekülatif hareketlerden ve faizden elde ettikleri karların, devletler tarafından onlara ödenmesi için toplumu oluşturan orta ve dar gelirli kesimlerden alınır.
Başka bir ifade ile liberal modelde vergi, devletlerin değil global firmaların gelir kaynağıdır. Eğer devlet dar gelirli kesimlerden vergi almasa idi; devlete para satan global sermaye sahipleri, sattıkları paranın faizlerini alacakları bir imkana sahip olamayacaklardı. Dolayısıyla liberal düzenekte devletler, vergileri yok yere faiz harcamalarına aktaran aracı kurum vazifesi görmektedirler.
Liberal modellerin vergi konusunda yaptığı her yeni düzenleme, topluma yeni vergi yükleri getirirken; global firmaların ve üst gelir grubunun vergi yükünü daha da azaltmaktadır. Liberal–kapitalist modellerin yukarıda açıkladığımız uygulamalarının dayandığı teorik yaklaşım da aynı çarpıklıktadır.
Bu anlayışa göre, mademki kaynaklar sınırlı ihtiyaçlar sınırsızdır; öyleyse ekonomi politikalarının gayesi, "sınırsız olan ihtiyaçları kısacak ve sınırlı olan kaynaklardan daha fazla üretim artışı sağlayacak" biçimde olmalıdır. Bu sebeple üretimi arttırmak için kurumlardan daha az vergi alınmalı, toplumu oluşturan hane halklarından ise tüketimlerini kısmak için oransal olarak daha çok vergi alınmalıdır.

Liberal–kapitalist anlayışın iddiasına göre, kurumlardan daha az oranda vergi almak, üretim artışı sağlayacaktır. Bu şekilde davranan bir çok ülkede istenilen üretim artışı sağlanamamıştır. Lafer paradoksu olarak da bilinen bu tabloda, liberal–kapitalist modeller, büyük bir yanılgı içerisindedirler…Çünkü üretimi arttıracak en önemli etken, Milli Ekonomi Modeli'nde de izah ettiğimiz üzere tüketim artışıdır.
Dolayısı ile hane halklarından daha çok vergi alırken kurumlardan alınan vergi oranlarını azaltmak, talepte, bırakın artış sağlamayı, talep daralmasına sebep olacağı için, Lafer paradoksu olarak ifade edilen üretim azalmasının olması kaçınılmazdır.
Devleti ve kamu harcamalarını küçülten liberal sistem, diğer taraftan devletin topladığı vergileri arttırmasından yanadır. Bu sistemde devletin –halka hizmet için yapması gereken harcamaları kısmasına rağmen– vergileri arttırması, kalkınma modelleri için dışarıdan faizle alınan paranın geri ödemesi içindir.

Amaç bu paralarla kalkınmanın sağlanması iken; gelinen noktada devletler, aldıkları paranın faizini dahi ödeyemez derecede, global sermayeye ve onların yerli taşeronu sermaye gruplarına trilyon dolarlar düzeyinde borçlanmaktadırlar.
Liberal anlayış, halktan maksimum miktarda vergiyi toplayıp, minimum miktarda hizmet sunar; aradaki fark ise global tefecilere aktarılır. Alınan tedbirler ise, toplum çıkarlarını korumak için değil, söz konusu sermayedarların parasını korumaya yöneliktir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Dünyada 60'ı aşkın ülke, "vergi cenneti" olarak gelirleri vergiden arındırmakta; silah, uyuşturucu vb. yollardan kazanılan kara paralar buralarda aklanmaktadır.
Ekonomi ile ilgili olan herkesin malumu olan bu ülkelerin bazılarını şöyle sayabiliriz: Kıbrıs Rum Kesimi, Lüksemburg, İsviçre, Cayman adaları, Malta, Panama, St. Vincent, ABD Virgin, Maldiv ve Virgin adaları, Belize, Barbados, Bahreyn, Bahama, Andora, Aruba… Vergi cennetleri olarak bilinen bu ülkeler veya adacıklar, genelde İngiliz milletler topluluğunun sömürge alanı içerisinde olan yerlerdir.
Off Shore ülkeleri veya vergi cennetleri olarak adlandırılan bu ülkeciklerde, dünyanın değişik yerlerinde elde edilen gelirler, vergiden arındırılmakta, kara paralar ise aklanmaktadır.
Sanal ortamda uluslararası gerek ticaretten, gerekse spekülatif ortamlardan para kazanan birçok global firmanın merkezinin buralar olduğu gözükmektedir.

Dolayısıyla, örneğin, fiili olarak Türkiye'de para kazanan bir global firmanın, sanal ortamda, hem parası hem de şirket merkezi bu off shore ülkelerinden biri olduğu için, Türkiye'de elde edilen kârlar vergilendirilmemektedir.
Vergi cennetleri olarak bilinen bu ülkelerde yerleşik kıyı bankalarında büyük miktarlarda fonlar tutulmaktadır. Citibank, Chase Manhattan, Swissbank, Trust Corporation, Shrodes, Midland, Barclays… gibi dünyanın önde gelen bankalarının buralarda şubeleri bulunmaktadır.
2012 yılı itibariyle bu off-shore hesaplarında 21 trilyon Dolar'dan fazla paranın olduğu belirtilmektedir. Ülkelerin merkez bankalarının kasalarında bundan çok daha az para bulunduğu dikkate alınırsa olayın ciddiyeti daha iyi anlaşılacaktır.
FED 1998 raporuna göre dolaşımdaki paranın 2/3'ü off-shore hesaplarında tutulmaktadır.
35 bin nüfuslu Cayman adalarında 32 bin uluslararası ticaret şirketi, 550 banka, 900 uluslararası yatırım fonu, 4000 sigorta şirketi bulunmaktadır. Bahama'larda ise 3400 sigorta şirketi bulunmaktadır. Amerikan Fidelity ve Japon Noumua gibi dünyanın büyük yatırım fonları, off shore üzerinden idare edilmektedir. George Soros'un elindeki fonların %90'ı da buralarda tutulmaktadır.

Esasında liberal kapitalist modellerin vergi konusundaki bakış açısı son derece basittir: Vergi, global firmalardan alınmaz; aksine global firmaların özellikle spekülatif hareketlerden ve faizden elde ettikleri karların, devletler tarafından onlara ödenmesi için toplumu oluşturan orta ve dar gelirli kesimlerden alınır.
Başka bir ifade ile liberal modelde vergi, devletlerin değil global firmaların gelir kaynağıdır. Eğer devlet dar gelirli kesimlerden vergi almasa idi; devlete para satan global sermaye sahipleri, sattıkları paranın faizlerini alacakları bir imkana sahip olamayacaklardı. Dolayısıyla liberal düzenekte devletler, vergileri yok yere faiz harcamalarına aktaran aracı kurum vazifesi görmektedirler.
Liberal modellerin vergi konusunda yaptığı her yeni düzenleme, topluma yeni vergi yükleri getirirken; global firmaların ve üst gelir grubunun vergi yükünü daha da azaltmaktadır. Liberal–kapitalist modellerin yukarıda açıkladığımız uygulamalarının dayandığı teorik yaklaşım da aynı çarpıklıktadır.
Bu anlayışa göre, mademki kaynaklar sınırlı ihtiyaçlar sınırsızdır; öyleyse ekonomi politikalarının gayesi, "sınırsız olan ihtiyaçları kısacak ve sınırlı olan kaynaklardan daha fazla üretim artışı sağlayacak" biçimde olmalıdır. Bu sebeple üretimi arttırmak için kurumlardan daha az vergi alınmalı, toplumu oluşturan hane halklarından ise tüketimlerini kısmak için oransal olarak daha çok vergi alınmalıdır.

Liberal–kapitalist anlayışın iddiasına göre, kurumlardan daha az oranda vergi almak, üretim artışı sağlayacaktır. Bu şekilde davranan bir çok ülkede istenilen üretim artışı sağlanamamıştır. Lafer paradoksu olarak da bilinen bu tabloda, liberal–kapitalist modeller, büyük bir yanılgı içerisindedirler…Çünkü üretimi arttıracak en önemli etken, Milli Ekonomi Modeli'nde de izah ettiğimiz üzere tüketim artışıdır.
Dolayısı ile hane halklarından daha çok vergi alırken kurumlardan alınan vergi oranlarını azaltmak, talepte, bırakın artış sağlamayı, talep daralmasına sebep olacağı için, Lafer paradoksu olarak ifade edilen üretim azalmasının olması kaçınılmazdır.
Devleti ve kamu harcamalarını küçülten liberal sistem, diğer taraftan devletin topladığı vergileri arttırmasından yanadır. Bu sistemde devletin –halka hizmet için yapması gereken harcamaları kısmasına rağmen– vergileri arttırması, kalkınma modelleri için dışarıdan faizle alınan paranın geri ödemesi içindir.

Amaç bu paralarla kalkınmanın sağlanması iken; gelinen noktada devletler, aldıkları paranın faizini dahi ödeyemez derecede, global sermayeye ve onların yerli taşeronu sermaye gruplarına trilyon dolarlar düzeyinde borçlanmaktadırlar.
Liberal anlayış, halktan maksimum miktarda vergiyi toplayıp, minimum miktarda hizmet sunar; aradaki fark ise global tefecilere aktarılır. Alınan tedbirler ise, toplum çıkarlarını korumak için değil, söz konusu sermayedarların parasını korumaya yöneliktir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)












































































































