ABD Başkanı Trump'ın İran'a karşı "hızlı ve kesin bir zafer" vaadinin üzerinden geçen altı aylık süreç, Washington yönetimini askeri ve diplomatik bir düğümün ortasında bıraktı.
Sahadaki askeri baskıların ve müzakere masasındaki girişimlerin hedeflenen sonucu vermemesi, Washington'ı strateji değiştirmeye zorladı.
ABD Başkanı Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance ve Hazine Bakanı Scott Bessent'in açıklamaları, Washington'ın artık elindeki tek işlevsel koz olarak gördüğü "ekonomik baskı" kartına tam anlamıyla bel bağladığını gösteriyor.
"Yeni safha" doyumsuzluğu ve ekonomik kıyamet planı
JD Vance, İran ile yürütülen gerilimde "yeni bir safhaya" geçildiğini belirterek, Washington'ın elindeki en etkili aracın ekonomik baskı olduğunu savundu.
Vance, ABD'deki enerji fiyatlarını dengelemeyi ve İran'ı Kızıldeniz ile Körfez'deki ticari gemi seyrüseferine yönelik eylemleri nedeniyle cezalandırmayı hedeflediklerini ifade etti.
ABD tarafı, bu adımların Tahran'ın müzakere masasına oturma konusundaki hesaplarını değiştireceğini öne sürse de analizler tablonun farklı bir boyutunu ortaya koyuyor.
Trump yönetiminin "ekonomik kıyamet" adını verdiği yeni paket, sadece İran'ı değil, bu ülkeyle ticari ve finansal temasını sürdüren üçüncü ülkeleri de doğrudan hedef alıyor.
Hazine Bakanı Scott Bessent'in "Ya bizimlesiniz ya da karşımızdasınız" sözleriyle özetlediği rest, Washington'ın müttefik gözetmeksizin İran petrolünü alan, para transferi yapan veya lojistik destek sağlayan tüm aktörleri yaptırım listesine alacağını gösteriyor.
Gölge filolar ve küresel rezerv sistemine direniş
Washington'ın sertleşen tonuna karşın uzmanlar, bu stratejinin başarı şansına şüpheyle yaklaşıyor.
1979 İslam Devrimi'nden bu yana kesintisiz olarak ABD yaptırımları altında yaşayan İran, yaptırım ekonomisiyle mücadelede ciddi bir kurumsal hafızaya sahip.
Tahran, özellikle Trump'ın ilk başkanlık döneminde 2015 Nükleer Anlaşması'ndan çekilmesinden sonra küresel pazarlara erişim için alternatif mekanizmalar geliştirdi.
Yaptırımları aşmak amacıyla kurulan "gölge filo" tanker ağları, üçüncü ülkelerde paravan şirketler üzerinden yürütülen ticari işlemler ve yaptırım dışı finansal kanallar, Tahran'ın yaptırım duvarında gedikler açmasını sağladı.
ABD Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi'nde sekiz yıl görev yapan yaptırım uzmanı Michael Parker, yeni tedbirlerin küresel finans sisteminde ABD dolarına bağımlı çalışan bankaları sıkıştırabileceğini belirtse de, Tahran yönetiminin yıllar içinde geliştirdiği bu savunma mekanizması baskının etkisini sınırlıyor.
Milli paralar ve dolar hakimiyetinin sonu
ABD'nin ikincil yaptırım tehditlerinin merkezinde İran ihracatının en büyük alıcısı olan Çin yer alıyor.
Pekin, Tahran'ın ihraç ettiği petrolün yüzde 80'inden fazlasını çekerek İran ekonomisine can damarı oluyor.
Washington'ın Hürmüz Boğazı ve enerji tedariki üzerinden Pekin'e gönderdiği uyarılara Çin yönetimi sert yanıt vererek, tek taraflı yaptırımların sorunu çözmeyeceğini ve diplomatik kanallara dönülmesi gerektiğini vurguladı.
Diğer yandan İran içinden gelen tepkiler, ABD'nin küresel finansal egemenliğine yönelik doğrudan bir meydan okumaya dönüşüyor.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, ABD dolarının küresel tahakküm döneminin sona erdiğine dikkat çekerek ticarette ulusal para birimlerinin kullanılmasının hayati olduğunu belirtti.
Galibaf, çağın gereklerine uygun olarak dolar sisteminden çıkılmasının yaptırımları tamamen etkisiz kılacağını savundu.
Bölgesel aktörlerin ulusal para birimleriyle ticarete geçiş yapması, Prof. Dr. Haydar Baş tarafından ortaya konulan "Milli Ekonomi Modeli"nin bir projesi olan "Milli Paralarla Ticaret"in günümüz küresel jeopolitiğinde nasıl bir savunma mekanizmasına ve ekonomik kalkana dönüştüğünü bir kez daha kanıtlıyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ABD'nin borç stokunun 40 trilyon doları aştığını hatırlatarak, Washington'ın yaptırım hamlelerini "iç politikadaki başarısızlıkları ve ekonomik krizleri örtbas etme çabası" olarak nitelendirdi.
Tahran, yaptırım tehditlerini "ekonomik terörizm" şeklinde tanımlarken, Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Ali Abdollahi de askeri kanadın her türlü yeni baskıya yıkıcı yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.
Görünen o ki; sahada ve masada hedeflerine ulaşamayan ve derin bir başarısızlık yaşayan ABD'nin ekonomik kıyamet planı İran'a değil, kendine ve müttefiklerine zarar verecek.
- Maliyet, borç ve iklim kıskacında Türk tarımı / 21.08.2026
- İsrail’in Suriye stratejisi ve Türkiye’ye yaklaşan büyük tehdit / 20.08.2026
- Hürmüz’de tehdit diliyle gelmeyen barış ve tırmanan kriz / 19.08.2026
- Bütçe açığı, faiz sarmalı, esnafın çöküşü ve vatandaşın var olma savaşı / 18.08.2026
- Seçmenin derin umutsuzluğu ve milli bir ittifak ihtiyacı / 17.08.2026
- Soma B Termik Santrali örneğiyle özelleştirme çıkmazı / 16.08.2026
- Muratağa, Sandallar ve Atlılar katliamları bize neyi anlatıyor? / 15.08.2026
- ABD’nin İran savaşındaki hüsranı ve bağımsızlığın kaçınılmazlığı / 14.08.2026
- Çerçeve Yasa sonrası Meclis’te yeni anayasa aritmetiği hesapları / 13.08.2026





















































