HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 04 AĞUSTOS 2021, ÇARŞAMBA

Merhabalar efendim

27.08.2001 00:00:00
(Güya) Bektaşi'ye demişler:

-Hazret niye namaz kılmazsın?

Cevap vermiş:

-Bırakmış bulundum bir kere, ne yaptıysam bir türlü başlayamıyorum.

Demişler:

-Hele bir beş vakit, ara vermeden kıl, tekrar başlarsın.

Cevap vermiş Bektaşi:

-Sen kırk vakit ara ver, bakalım bir daha başlayabilecek misin?

***

Kırk vakit olmasa da, yaklaşık yirmi gün oldu, bilgisayarımın başına geçip yazı yazmadığım.

Senelik iznimi kullandım. Hani her köşe yazarının adetinden olan senelik izin kullanma modası.

Herkes senelik izin kullanır, kimse bilmez.

Ama kamunun malumat sahibi olduğu senelik izin, köşe yazarının kullandığı izindir.

İşçi senelik izin kullanır, kimsenin ruhu duymaz.

Memur senelik iznini kullanır, kimse bilmez.

Hatta Başbakan, Bakanlar, vekiller, naibler, mebuslar, mahbuslar senelik izin kullanır, ama kimse bilmez, kimse duymaz.

Köşe yazarı öyle mi? değil.

Her gün fikirlerini okuyucuyla paylaşdığı köşesinde, yılın en kısa makalesi vardır;

"Yazarımız, senelik iznini kullandığı için, yazılarına ara vermiştir."

Ben yazdırmadım.

Farklılık olsun diye böyle yaptım.

Aykırılık yani.

"Söz Yazanın" köşesini takip edenler bilir ki, yazılarına bu kadar ara veren Müslim Karabacak, olsa olsa izne gitmiş olabilir.

Memleketime gittim.

Memleket denince ülke akla gelse de, ben bundan doğup büyüdüğüm şehri, kasabayı kastediyorum.

Trabzon'un, Köprübaşı İlçesi'nin Beşköy Beldesi'ni yani.

Hani şu üç yıl önce bir sel afeti sonrası hâk ile yeksan/yerle bir olan Beşköy beldesini.

Beşköy'de değişen bir şey yok. Belediyenin yaptırdığı anıt dışında.

Belediye afette ölen vatandaşlar için bir anıt yaptırdı.

7 Ağustos 1998'de meydana gelen afet sonrası ölen ve bir kaçı dışında çoğu bulunamayan vatandaşların anısına.

Afet üzerinden üç yıl geçmesine rağmen yapılan sadece bu.

Bir afetzede olarak bunun dışında benim bildiğim bir şey yok en azından.

Metre kareye düşen ölü sayısı ve meydana gelen zarar göz önüne alındığında 17 Ağustos Gölcük depreminden daha büyük bir afet olmasına rağmen hiç bir şey yapılmadı Beşköy'de.

Bir el ayası büyüklüğünde bir beldede 50 insan, bir o kadar araç ve iki misli konut yok oldu.

Onun için diyorum, Beşköy afeti büyük bir afettir.

Beşköy afetinden sonra önce Gölcük depremi meydana geldi.

Onun yaraları sarılmaya başlayınca, Beşköy unutuldu.

Bütün vatanseverler o bölgeye çöreklendi.

İhaleler, ishaleler, rantlar, yolsuzluklar, hırsızlıklar, ve daha neler neler.

Malı götürenler götürdü.

Şimdi iş yolsuzlukları soruşturmaya geldi.

Türk filmi gibi.

Ölen ölür, sonra da ekip gelir.

Ardından da Ankara-Çankaya devalüasyon depremi meydana geldi Şubat ayında.

O deprem de Gölcük depremini unutturdu.

Öyle ki, Gölcük depremi için toplanan paralar Çankaya Üçlü Ahbap Kasabası depremine kaydırıldı.

Rihter ölçeğine göre kaç kuvvetinde olduğunu bilmesek de, Çankaya Üçlü Ahbap Kasabası afeti şu ana kadar bu ülkede meydana gelen en büyük afet.

Bir vilayette meydana gelirdi deprem. En fazla bir kaç bin insan ölürdü. Daha çok siyasilerin tavassutuyla delege müteahhitlere peşkeş çekilen ihalelerle yapılan kamu binaları yıkılırdı bu depremle.

Ve artçı şoklar bir kaç gün sürerdi.

Çankaya Üçlü Ahbap Kasabası depremi öyle mi?

Değil.

Bu öyle bir deprem ki, 70 milyonu salladı, etkiledi.

Sabahleyin uyananlar varlıklarının % 50'sini kaybettiğini farkettiler.

Öyle bir sallanma ki bu, ölü belli değil, yaralı belli değil.

Aradan altı ay geçti, enkaz olduğu gibi duruyor.

Bu depremin merkez üssü de belli değil.

Merkez Bankası mı? Dünya Bankası mı? yoksa IMF mi?

Bu da belli değil.

Günün yirmi dört saatini sürekli yer altını izleyerek geçiren bir Mete Işıkara yerine, bu depremin uzmanı, her adımında insana 8 şiddetinde deprem oluyor izlenimi veren bir kişi.

Yürüyüşü, konuşması, tokalaşması, bakması, oturması kalkması birer afet.

Bir afeti şaire zebun etti bizi felek

Bir depremin artçı şokları bir kaç gün sürse de, Çankaya Üçlü Ahbap Kasabası depreminin üzerinden 6 ay geçmiş olmasına rağmen artçı şoklar aralıksız devam ediyor.

Aslında bunlara artçı şok yerine bağımsız deprem demek daha doğru.

Çünkü Üçlü Ahbap Kasabası'nın her sallanışı ayrı bir afete denk.

Ülkemizin bir deprem kuşağı üzerinde olduğunu her kes bilirdi de, bu Üçlü Ahbap Kasabası'ndan geçen fay hattı iki yıllık.

Şimdi böylesi bir afet sonrası benim kalkıp da Beşköy yardımından bahsetmem pek yakışık almaz.

Vazgeçtim yardımdan.

Bütün yardımlar, Üçlü Ahbap Kasabası'na.

Kim bilir belki Trabzonlu olan Bayındırlık Bakanı, dedi kodu olmasın diye Beşköy'le ilgilenmedi.

Taraf tutuyor derlerdi.

O, taraf olmak yerine bertaraf olmayı tercih etti.

Bakanlığı bünyesinde meydana gelen sayısız yolsuzluklardan yıllar sonra haberdar olur olmaz hemen yetkilileri olaya el koymaya çağıracak kadar duyarlı biri.

Bağırmış; hırsız var! Yakalın!

Şu ana kadar yalandan biri ölseydi, eminim Süleyman ölürdü.

O ölmedi, yaşıyor.

Uzun bir aradan sonra böyle bir yazıyla karşınıza çıkmayı ben de istemezdim, ama neylersin?

Burası Türkiye, yok öyle.
 
Müslim Karabacak / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.