logo
23 HAZİRAN 2026

Milli Devleti’n AB’ye bakışı -1-

Avrupa Birliği ile ilgili iki önemli noktayı hemen konunun başında ifade ederek, detaylarını konunun akışına bırakalım

23.06.2026 00:04:00
Haber Merkezi
Milli Devleti’n AB’ye bakışı -1-
Milli Devleti’n AB’ye bakışı -1-
Birincisi şu: Türkiye ne kadar taviz verirse versin; AB'nin isteklerini harfiyen yerine getirse de AB'nin Türkiye'yi kendi içine alması mümkün değildir. Biz bu gerçeği, 70'li yıllardan beri ifade etmekteyiz.

İkinci nokta şu: "AB, gelecek 10–15 yıl içerisinde, şu anki politikalarını şayet değiştirmezse dağılmak zorunda kalacaktır" tespitini Avrupa Birliği ortak para birimine geçtikleri gün yapmıştık ve bugün AB'nin dağılma sürecini yaşadığını görmekteyiz.

Bu konuları izah etmeden önce AB ile Türkiye arasındaki ilişkileri anlamak için üç önemli belgeyi biraz detaylandıralım. Göreceğiz ki, AB "Türkiye'yi değil, Türk topraklarını" istemektedir.

AB süreci üzerinden global sermaye sahipleri ve ABD, ülkemizin tasfiyesine neden olacak kararları hükümetlere aldırmaktadırlar…

Özetle AB süreci, beş bin yıllık Türk tarihinin, bin beş yüz yıllık İslam medeniyetinin ve bir asırlık Cumhuriyet mirasımızın tasfiye edilmesinden başka bir şey değildir.







2006 yılı İlerleme Raporu, 23 Haziran 2003 tarihli Ulusal Program ve 8 Mart 2001 Katılım Ortaklığı Belgesi kapsamında detaylı olarak incelendiğinde, AB'nin gerçek niyetini çok daha rahat görmek mümkündür.

Maalesef Türk hükümetlerinin de onayladığı bu temel AB belgeleri AB'nin Türkiye'yi değil, Türk topraklarını istediği hususunda birçok deliller ve resmi veriler sunmaktadır. Bu önemli verileri kısa kısa ele alalım…







SİYASİ VE KÜLTÜREL İÇERİKLİ DELİLLER

"Yunanistan'ın karasularını değiştirmesini savaş sebebi sayan 1995 yılına ait TBMM kararı kaldırılmalıdır. Çerçeve ve Katılım ortaklığı belgelerinde meselenin Uluslararası Adalet Divanı'nın yargı yetkisi dahilinde olduğu kabul edilmiştir''.

Bu madde ile Türkiye'nin sınırlarının işgal edilmesinde her hangi bir tepki vermesine dahi müsaade edilmeyeceği belirtilmektedir.

"Türkiye Ortadoğu barış sürecini desteklemeye devam etmiştir. AB ortak hedeflerini paylaşacağını ve ulusal politikalarını AB ortak tutumu ile uyumlaştıracağını açıklamıştır. Hamas bu ortak kapsamdadır''

AB'nin Ortadoğu hedefleri, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi adlı işgal planı örtüşmektedir. ABD, bölge ülkelerinin sınırlarını Türkiye'de içinde olmak üzere, değiştirmeyi, gerekirse askeri olarak işgal etmeyi hedeflemektedir.







Türk hükümetinin son yıllardaki tutumu, hem bölgede yapılan katliamları destekleyici mahiyette, hem de Türkiye Cumhuriyeti devletinin toprak bütünlüğüne zarar verecek biçimdedir.

"Türkiye, 'Culture 2000' programına katılmıştır. Bu olumlu bir adımdır". Culture 2000 programı etnik ayrımcılığı desteklenen bir programdır. Ulus devlet yapısının parçalanması için ortaya atılan etnik ayrımcılık ile tek millet olan uluslar kendi içindeki renk farklılıkları kavga unsuru haline getirilerek bölünmek ayrıştırılmak istenmektedir.

"Türkiye, halen askeri hizmetin vicdani ret hakkını tanımamıştır" Türk milleti asker bir millettir. Onun bu özelliği, vatanımı üzerinde bu kadar bölücü hesap olmasına rağmen Anadolu coğrafyasında varlığını idame ettirmesine imkan tanımaktadır. Bu madde ile hedeflenen, asker sayısını azaltacak adımların atılması, dolayısıyla ülkenin savunmasının zaafiyete uğramasının sağlanmasıdır.







"Kıbrıs Cumhuriyetine yönelik somut adımlar atılmalıdır. Limanlar ve hava sahaları açılmalıdır."  

AB, adada hiçbir zaman iki devletin olduğu gerçeğini kabul etmemiş; Rum tarafını "adanın tek sahibi" olarak "Kıbrıs Cumhuriyeti" şeklinde tanımıştır. Elbette böyle bir AB'ci yaklaşım, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ve adadaki Türk askerini işgalci konumuna itmektedir. Şimdi istenilen Türk askerinin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin işgalci olduğunun Türk Devleti tarafından kabul edilmesidir.

Türk hükümetinin böyle bir AB'ci manevraya soyunması, Kıbrıs'ın yegane sahibinin "Kıbrıs Cumhuriyeti" adıyla Rum Kesimi olduğunun fiilen ilan edilmesi, KKTC'nin fiilen ilgasını kabul edil mesi ve adadaki Türk askerinin kendi irademizle "işgalci" olarak nitelendirilmesi olmaktadır.

"1923 yılında yapılan Lozan antlaşmasındaki azınlık tarifi değiştirilmelidir. Yahudi, Ermeni ve Rum'ların dışında Avrupa standartları çerçevesinde azınlık olarak tanımlanan başka topluluklar vardır''
 
Oysa Türk milletinin içerisinde bulunan etnik farklılıklar onları azınlık yapmamaktadır. Kültürü, inancı, tarihi, örfü, kökeni vb özellikleri ile "tek bir millet" olan Türk milleti, etnik ayrımcılığa tabi tutularak parçalanmak istenmektedir,







"Yerel dini makamlar, vaaz ve yayınlarında zaman zaman misyonerlik faaliyetlerine karşı hasmane tutum içerisinde olmaktadır." 

Camide imamın yaptığı konuşmaya bile müdahale eden AB, hangi vicdan ve din özgürlüğünden bahsediyor; elbette bunu anlamak mümkün değildir.

Kaldı ki, misyonerlik faaliyeti, siyasi  bir olgu olup; ülkelerin işgal edilmesinde öncü kuvvet vazifesi görmektedir. Afrika Kıtası devletlerinin tarihi, misyonerlikle başlayan işgal sürecini bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.

Bu maddede son derece önemli bir gerçek ile karşılaşmaktayız; ülkemizde yaygınlaştırılan AB'ye girersek muhafazakar insanların inançlarını daha rahat yaşayacakları dezenformasyonu ile, millet ve devlet karşı karşıya getirilmek istenmektedir.







Bugün camide imamın yaptığı konuşmaya bile tahammül edemeyen AB'nin bu gayr–i vicdani ve gayr–ı insani tavrının, yarın bundan farklı bir tutum olarak ortaya çıkacağını beklemek elbette mümkün değildir. Kaldı ki, ülkemizde kilise çanları özgürce çalarken; AB topraklarında açıktan ezan okumak dahi mümkün olmamakta, hatta hasbelkader açıktan ezan okumaya kalkışan olsa, derhal suç işlemiş kabul edilmektedir.

Dolayısıyla Sosyal Devlet/Milli Devlet olarak, gerçek özgürlüklerin ülkemizde yaşandığına dikkat çekerken; bütün dünyaya geçmişte olduğu gibi bugün de örnek olacak milletin, tarihi, gelenekleri ve kültürü ile Türk Milleti olduğunu göstermemiz gerekmektedir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"

Henüz 4,5 ay önce, Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi planlaması doğrultusunda eğitime açılan Mamak İlkokulu, hiçbir bilimsel, pedagojik ve kamu yararına dayalı gerekçe ortaya konulmadan apar topar kapatılmak isteniyor. "Okullar rantın değil, halkındır!", "Çocukların eğitim hakkı pazarlık konusu değildir!" sloganlarıyla duruma tepki gösteren Eğitim-Sen'in Ankara 1 No'lu Şubesi tepkisini basın açıklaması yayımlayarak kamuoyuyla paylaştı

22.06.2026 16:25:00 / Güncelleme: 22.06.2026 18:22:01
Haber Merkezi
Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"
Mamak İlkokulu velilerinden tepki: "Çocukların eğitim hakkını bina rantına feda ettirmeyeceğiz!"
Eğitim-Sen'in Ankara 1 No'lu Şubesi konuyla ilgili açıklamasında şunları ifade etti:

"Henüz 4,5 ay önce, Milli Eğitim Bakanlığının resmi planlaması doğrultusunda eğitime açılan Mamak İlkokulu, bugün hiçbir bilimsel, pedagojik ve kamu yararına dayalı gerekçe ortaya konulmadan apar topar kapatılmak istenmektedir.

Çoğunluğu Ali Kuşçu İlkokulundan gelen 297 öğrenci ve 16 öğretmeniyle eğitim-öğretime başlayan Mamak İlkokulu, daha açıldığı ilk günde Mamak'ın eğitim ihtiyacına önemli ölçüde cevap vermiştir. Aradan yalnızca birkaç ay geçmişken aynı okulun kapatılmasının gündeme getirilmesi, eğitim planlamasının ciddiyetini sorgulatmaktadır. Şu anda okulun Okul Müdürü kadrosu ve müdür yardımcısı kadrosu sistemde açık. Eğer buradan haberleri yoksa kadroları çıktıktan sonra direk mağdur olacaklar.






Bu karar uygulanırsa yüzlerce çocuk yeniden kalabalık sınıflara mahkûm edilecek, ikili öğretim uygulamaları geri gelecek, öğrenciler alıştıkları okul ortamından ve öğretmeninden koparılacak, veliler ise yeni mağduriyetlerle karşı karşıya bırakılacaktır.

Ancak bu karar yalnızca öğrencileri ve velileri değil, eğitimin en önemli paydaşı olan öğretmenleri de doğrudan hedef almaktadır.

Mamak İlkokulunda görev yapan öğretmenlerin hiçbir görüşü alınmadan yürütülen bu süreç, birçok öğretmeni norm fazlası durumuna düşürecek. Ve öğretmenleri çok zor günler bekliyor olacak. Hemen şurada evini yeni almış bir öğretmenimiz var bu durum yüzünden belki Sincan'a gidecek.






Daha da vahimi, böylesine önemli bir karar eğitim emekçilerinden gizlenmiş, öğretmenlere tercih ve yer değiştirme haklarını kullanabilecekleri bir süreç tanınmamış, okulun kapatılacağı bilgisi eğitim-öğretim yılının son haftasına bırakılarak hukuki haklarını kullanmaları fiilen engellenmiştir. Şeffaflıktan uzak, kapalı kapılar ardında yürütülen ve oldu-bittiye getirilen bu anlayışı kabul etmiyoruz. Daha iki hafta önce İlçe Milli eğitim müdürü bu okula geldi. Ama bu drumu bilmesine rağmen hiçbir şey söylemeden gitti.






Buraya Yunus  Emre Mesleki ve Teknik Anadolu lisesini getirecekler. Yunus Emre MTAL nin yerine de Mamak İlçe MEM taşınacak. Tam bir garabet. Dört yıldır Mevlana Lisesinde eğitim öğretime devam eden, mağdur edilen Yunus Emre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenleri ve öğrencileri de kendi okullarına dönmek istemektedir. Ancak görüyoruz ki bir mağduriyet başka bir mağduriyet yaratılarak giderilmeye çalışılmaktadır. Bir okulun sorununu çözmenin yolu, başka bir okulu kapatmak değildir.






Biz bugün asıl soruyu soruyoruz:

Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Yunus Emre MTAL binasına taşındıktan sonra boşalan iki kamu binasını hangi amaçla kullanacaktır?

Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı derhal kamuoyuna açık, şeffaf ve tatmin edici bir açıklama yapmak zorundadır. Bugün İlçe Milli eğitim Müdürünün makamına gittik bizimle görüşmedi. Odasında kimse yoktu. Uygundu ama müsait değilim dedirtti.






Çünkü bugün yaşananlar, eğitim planlamasından çok başka hesapların devrede olduğu yönündeki kaygıları büyütmektedir.

Şimdi bize çıkıp "nüfus azalıyor" diyerek bu kararı meşrulaştırmaya çalışmayın.

Henüz birkaç ay önce 297 öğrenciyle açılan bir ilkokulu nüfus bahanesiyle kapatamazsınız. Müfettiş raporu ile kapatıyorlar. Peki ısmarlama roporu hazırlayan müfettiş kim? Çankaya'da Mimar Kemal Orta okulunu kapatan müfettiş. Şaşırmıyoruz tabi ki !

Herkes bilir ki üç çeşit yalan vardır: Yalan, kuyruklu yalan ve istatistiksel yalan. Çocuklarımızın eğitim hakkını masa başında üretilen istatistiklerle ortadan kaldıramazsınız.






Bu mesele çocukların eğitim hakkıdır.

Bu mesele öğretmenlerin açıkça ortada bırakılmasıdır.

Bu mesele velilerin yaşadığı belirsizlik ve kaygılardır.

Bu mesele kamusal eğitimin geleceğidir.

Ve bu mesele, kamu kaynaklarının kimlerin çıkarı için kullanıldığı sorusudur.

Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube olarak bu hukuksuzluğa sessiz kalmayacağız.

Mamak İlkokulunun kapatılmasına ilişkin sürecin; eğitim hakkına, kamu yararına, hukuka ve eğitim emekçilerinin kazanılmış haklarına açıkça aykırı olduğu kanaatindeyiz.

Bu nedenle İdare Mahkemesinde iptal davası açılması için hukuki hazırlıklarımızı başlatmış bulunuyoruz. Çocuklarımızın, velilerimizin ve eğitim emekçilerinin telafisi güç mağduriyetler yaşamaması için yürütmenin durdurulmasını da talep edeceğiz.






Buradan Milli Eğitim Bakanlığınave Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne sesleniyoruz:

Bu yanlıştan derhal vazgeçin.
Mamak İlkokulunu kapatmayın.
Çocuklarımızın eğitim hakkını, öğretmenlerin emeğini ve Mamak halkının iradesini yok saymayın.

Eğitim Sen olarak çocuklarımızın, eğitim emekçilerinin ve kamusal eğitimin yanında olmaya; hukuk önünde de, alanlarda da mücadele etmeye devam edeceğiz.

Okullar rantın değil, halkındır!
Çocukların eğitim hakkı pazarlık konusu değildir!
Eğitim Sen Ankara 1 No'lu Şube"
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.