logo
08 AĞUSTOS 2026

Milli Devleti’n AB’ye bakışı -1-

Avrupa Birliği ile ilgili iki önemli noktayı hemen konunun başında ifade ederek, detaylarını konunun akışına bırakalım

23.06.2026 00:04:00
Haber Merkezi
 
Milli Devleti’n AB’ye bakışı -1-
Milli Devleti’n AB’ye bakışı -1-
Birincisi şu: Türkiye ne kadar taviz verirse versin; AB'nin isteklerini harfiyen yerine getirse de AB'nin Türkiye'yi kendi içine alması mümkün değildir. Biz bu gerçeği, 70'li yıllardan beri ifade etmekteyiz.

İkinci nokta şu: "AB, gelecek 10–15 yıl içerisinde, şu anki politikalarını şayet değiştirmezse dağılmak zorunda kalacaktır" tespitini Avrupa Birliği ortak para birimine geçtikleri gün yapmıştık ve bugün AB'nin dağılma sürecini yaşadığını görmekteyiz.

Bu konuları izah etmeden önce AB ile Türkiye arasındaki ilişkileri anlamak için üç önemli belgeyi biraz detaylandıralım. Göreceğiz ki, AB "Türkiye'yi değil, Türk topraklarını" istemektedir.

AB süreci üzerinden global sermaye sahipleri ve ABD, ülkemizin tasfiyesine neden olacak kararları hükümetlere aldırmaktadırlar…

Özetle AB süreci, beş bin yıllık Türk tarihinin, bin beş yüz yıllık İslam medeniyetinin ve bir asırlık Cumhuriyet mirasımızın tasfiye edilmesinden başka bir şey değildir.







2006 yılı İlerleme Raporu, 23 Haziran 2003 tarihli Ulusal Program ve 8 Mart 2001 Katılım Ortaklığı Belgesi kapsamında detaylı olarak incelendiğinde, AB'nin gerçek niyetini çok daha rahat görmek mümkündür.

Maalesef Türk hükümetlerinin de onayladığı bu temel AB belgeleri AB'nin Türkiye'yi değil, Türk topraklarını istediği hususunda birçok deliller ve resmi veriler sunmaktadır. Bu önemli verileri kısa kısa ele alalım…







SİYASİ VE KÜLTÜREL İÇERİKLİ DELİLLER

"Yunanistan'ın karasularını değiştirmesini savaş sebebi sayan 1995 yılına ait TBMM kararı kaldırılmalıdır. Çerçeve ve Katılım ortaklığı belgelerinde meselenin Uluslararası Adalet Divanı'nın yargı yetkisi dahilinde olduğu kabul edilmiştir''.

Bu madde ile Türkiye'nin sınırlarının işgal edilmesinde her hangi bir tepki vermesine dahi müsaade edilmeyeceği belirtilmektedir.

"Türkiye Ortadoğu barış sürecini desteklemeye devam etmiştir. AB ortak hedeflerini paylaşacağını ve ulusal politikalarını AB ortak tutumu ile uyumlaştıracağını açıklamıştır. Hamas bu ortak kapsamdadır''

AB'nin Ortadoğu hedefleri, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi adlı işgal planı örtüşmektedir. ABD, bölge ülkelerinin sınırlarını Türkiye'de içinde olmak üzere, değiştirmeyi, gerekirse askeri olarak işgal etmeyi hedeflemektedir.







Türk hükümetinin son yıllardaki tutumu, hem bölgede yapılan katliamları destekleyici mahiyette, hem de Türkiye Cumhuriyeti devletinin toprak bütünlüğüne zarar verecek biçimdedir.

"Türkiye, 'Culture 2000' programına katılmıştır. Bu olumlu bir adımdır". Culture 2000 programı etnik ayrımcılığı desteklenen bir programdır. Ulus devlet yapısının parçalanması için ortaya atılan etnik ayrımcılık ile tek millet olan uluslar kendi içindeki renk farklılıkları kavga unsuru haline getirilerek bölünmek ayrıştırılmak istenmektedir.

"Türkiye, halen askeri hizmetin vicdani ret hakkını tanımamıştır" Türk milleti asker bir millettir. Onun bu özelliği, vatanımı üzerinde bu kadar bölücü hesap olmasına rağmen Anadolu coğrafyasında varlığını idame ettirmesine imkan tanımaktadır. Bu madde ile hedeflenen, asker sayısını azaltacak adımların atılması, dolayısıyla ülkenin savunmasının zaafiyete uğramasının sağlanmasıdır.







"Kıbrıs Cumhuriyetine yönelik somut adımlar atılmalıdır. Limanlar ve hava sahaları açılmalıdır."  

AB, adada hiçbir zaman iki devletin olduğu gerçeğini kabul etmemiş; Rum tarafını "adanın tek sahibi" olarak "Kıbrıs Cumhuriyeti" şeklinde tanımıştır. Elbette böyle bir AB'ci yaklaşım, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni ve adadaki Türk askerini işgalci konumuna itmektedir. Şimdi istenilen Türk askerinin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin işgalci olduğunun Türk Devleti tarafından kabul edilmesidir.

Türk hükümetinin böyle bir AB'ci manevraya soyunması, Kıbrıs'ın yegane sahibinin "Kıbrıs Cumhuriyeti" adıyla Rum Kesimi olduğunun fiilen ilan edilmesi, KKTC'nin fiilen ilgasını kabul edil mesi ve adadaki Türk askerinin kendi irademizle "işgalci" olarak nitelendirilmesi olmaktadır.

"1923 yılında yapılan Lozan antlaşmasındaki azınlık tarifi değiştirilmelidir. Yahudi, Ermeni ve Rum'ların dışında Avrupa standartları çerçevesinde azınlık olarak tanımlanan başka topluluklar vardır''
 
Oysa Türk milletinin içerisinde bulunan etnik farklılıklar onları azınlık yapmamaktadır. Kültürü, inancı, tarihi, örfü, kökeni vb özellikleri ile "tek bir millet" olan Türk milleti, etnik ayrımcılığa tabi tutularak parçalanmak istenmektedir,







"Yerel dini makamlar, vaaz ve yayınlarında zaman zaman misyonerlik faaliyetlerine karşı hasmane tutum içerisinde olmaktadır." 

Camide imamın yaptığı konuşmaya bile müdahale eden AB, hangi vicdan ve din özgürlüğünden bahsediyor; elbette bunu anlamak mümkün değildir.

Kaldı ki, misyonerlik faaliyeti, siyasi  bir olgu olup; ülkelerin işgal edilmesinde öncü kuvvet vazifesi görmektedir. Afrika Kıtası devletlerinin tarihi, misyonerlikle başlayan işgal sürecini bütün çıplaklığı ile ortaya koymaktadır.

Bu maddede son derece önemli bir gerçek ile karşılaşmaktayız; ülkemizde yaygınlaştırılan AB'ye girersek muhafazakar insanların inançlarını daha rahat yaşayacakları dezenformasyonu ile, millet ve devlet karşı karşıya getirilmek istenmektedir.







Bugün camide imamın yaptığı konuşmaya bile tahammül edemeyen AB'nin bu gayr–i vicdani ve gayr–ı insani tavrının, yarın bundan farklı bir tutum olarak ortaya çıkacağını beklemek elbette mümkün değildir. Kaldı ki, ülkemizde kilise çanları özgürce çalarken; AB topraklarında açıktan ezan okumak dahi mümkün olmamakta, hatta hasbelkader açıktan ezan okumaya kalkışan olsa, derhal suç işlemiş kabul edilmektedir.

Dolayısıyla Sosyal Devlet/Milli Devlet olarak, gerçek özgürlüklerin ülkemizde yaşandığına dikkat çekerken; bütün dünyaya geçmişte olduğu gibi bugün de örnek olacak milletin, tarihi, gelenekleri ve kültürü ile Türk Milleti olduğunu göstermemiz gerekmektedir." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.