Milli Devlet’te hukuk
Toplum düzenini sağlayan devletin gücü ile yaptırım kazanan yasaların tamamına hukuk diyebiliriz
28.09.2026 00:31:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Toplum düzenini sağlayan devletin gücü ile yaptırım kazanan yasaların tamamına hukuk diyebiliriz. Hukuk, "adalete yönelmiş toplumsal bir yaşama düzeni" olarak da tanımlanmaktadır.
Milli Devlet tezimizin hukuki meselelere yaklaşımını dört ana kısımda ele almaktayız.
1– Milli Devlet'in vatandaşları ile olan hukuku,
2– Milli Devletin yabancılarla olan hukuku,
3– Vatandaşların kendi aralarındaki hukuku,
4– Devletler arası hukuk.
Bu dört maddeyi de elbette kendi içerisinde ceza, yaptırım ve tazminat vb. hukuki alt başlılara da ayırabiliriz; ancak bu konu daha çok hukuk eserlerinin iştigal sahası olduğu için bu kadarla yetiniyoruz.
Biz burada Milli Devlet'in kendisi ile etkileşim halinde bulunan unsurlara yaklaşımını genel hatları ile ortaya koymaktayız.

MİLLİ DEVLETİN VATANDAŞLARI İLE HUKUKU
Her şeyden önce her bireyin doğuştan gelen temel hakları vardır. Devletlere düşen asıl vazife, bu temel hakları vatandaşlarına sunmak ve bunların yaşanmasını teminat altına almaktır.
Devlet örgütlenmesi bu hedef üzerine yapılmalı; bürokrasinin yetkisi, vatandaşa hizmetin bittiği yerde bitmelidir. Devletin sahip olduğu yetkiler, bu sorumluluğu ifa etmesi içindir. Bu temel haklara bireylerin sahip olduğu yerde ancak hukuktan bahsedilebilir.
Bireylerin sahip olduğu bu haklar aynı zamanda devlete de sorumluluk yüklemektedir; eğer bu haklardan herhangi birinde eksiklik olursa, bunun devlet tarafından tanzim edilmesi gerekir... Bu hakları kısaca örneklendirirsek;

GÜVENLİ YAŞAM HAKKI
Can, mal, namus, inanç ve vatan güvenliği devlet tarafından sağlanmalıdır. Örneğin, bir bireyin evi soyulmuş ve bu soygun o bireyin hatasından kaynaklanmıyorsa; ortaya çıkacak zarar, devlet tarafından karşılanmak zorundadır.
Yani vatandaşların mallarının korunması, devletin garantörlüğü, dolayısı ile sigortası altındadır. Böyle bir hırsızlık olayında elbette hırsız olan, hak ettiği cezayı görecektir; ancak mağdur tarafın zararı devlet tarafından karşılanacaktır. Burada esas olan, olayın, mağdurun kendi hatasından ziyade devletin ihmalinden kaynaklanmış olmasıdır.
Yine örneğin, trafik kazalarında eğer suçun sebebi, yolun yapısı ve trafik işaretlerinin eksikliği gibi devlete ait kusurlar ise, sorumluluk yine devlete ait olacaktır. Dünyada bilinen iki ana hukuk sistemi vardır. Ülkemizde de uygulanan Roma hukuk sistemine göre, bireyler arasındaki hukuk ile devlet ve birey arasındaki hukuk ayrılmıştır. Anglosakson sisteminde ise, ikisi bir bütün olarak ele alınmaktadır.
Milli Devlet ise, yepyeni bir hukuk yaklaşımı ortaya koymaktadır. Bireylerin kendi aralarındaki hukuk ile devlet ile bireyler arasındaki hukuk ayrılmakta; ancak bireyler arasındaki hukukta devlet de müşteki–mağdur karşısında sorumlu tutulmaktadır.
Böyle bir sistem şu ana kadar hiçbir siyasi ve hukuki düşünce içerisinde yer almamıştır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
Milli Devlet tezimizin hukuki meselelere yaklaşımını dört ana kısımda ele almaktayız.
1– Milli Devlet'in vatandaşları ile olan hukuku,
2– Milli Devletin yabancılarla olan hukuku,
3– Vatandaşların kendi aralarındaki hukuku,
4– Devletler arası hukuk.
Bu dört maddeyi de elbette kendi içerisinde ceza, yaptırım ve tazminat vb. hukuki alt başlılara da ayırabiliriz; ancak bu konu daha çok hukuk eserlerinin iştigal sahası olduğu için bu kadarla yetiniyoruz.
Biz burada Milli Devlet'in kendisi ile etkileşim halinde bulunan unsurlara yaklaşımını genel hatları ile ortaya koymaktayız.

MİLLİ DEVLETİN VATANDAŞLARI İLE HUKUKU
Her şeyden önce her bireyin doğuştan gelen temel hakları vardır. Devletlere düşen asıl vazife, bu temel hakları vatandaşlarına sunmak ve bunların yaşanmasını teminat altına almaktır.
Devlet örgütlenmesi bu hedef üzerine yapılmalı; bürokrasinin yetkisi, vatandaşa hizmetin bittiği yerde bitmelidir. Devletin sahip olduğu yetkiler, bu sorumluluğu ifa etmesi içindir. Bu temel haklara bireylerin sahip olduğu yerde ancak hukuktan bahsedilebilir.
Bireylerin sahip olduğu bu haklar aynı zamanda devlete de sorumluluk yüklemektedir; eğer bu haklardan herhangi birinde eksiklik olursa, bunun devlet tarafından tanzim edilmesi gerekir... Bu hakları kısaca örneklendirirsek;

GÜVENLİ YAŞAM HAKKI
Can, mal, namus, inanç ve vatan güvenliği devlet tarafından sağlanmalıdır. Örneğin, bir bireyin evi soyulmuş ve bu soygun o bireyin hatasından kaynaklanmıyorsa; ortaya çıkacak zarar, devlet tarafından karşılanmak zorundadır.
Yani vatandaşların mallarının korunması, devletin garantörlüğü, dolayısı ile sigortası altındadır. Böyle bir hırsızlık olayında elbette hırsız olan, hak ettiği cezayı görecektir; ancak mağdur tarafın zararı devlet tarafından karşılanacaktır. Burada esas olan, olayın, mağdurun kendi hatasından ziyade devletin ihmalinden kaynaklanmış olmasıdır.
Yine örneğin, trafik kazalarında eğer suçun sebebi, yolun yapısı ve trafik işaretlerinin eksikliği gibi devlete ait kusurlar ise, sorumluluk yine devlete ait olacaktır. Dünyada bilinen iki ana hukuk sistemi vardır. Ülkemizde de uygulanan Roma hukuk sistemine göre, bireyler arasındaki hukuk ile devlet ve birey arasındaki hukuk ayrılmıştır. Anglosakson sisteminde ise, ikisi bir bütün olarak ele alınmaktadır.
Milli Devlet ise, yepyeni bir hukuk yaklaşımı ortaya koymaktadır. Bireylerin kendi aralarındaki hukuk ile devlet ile bireyler arasındaki hukuk ayrılmakta; ancak bireyler arasındaki hukukta devlet de müşteki–mağdur karşısında sorumlu tutulmaktadır.
Böyle bir sistem şu ana kadar hiçbir siyasi ve hukuki düşünce içerisinde yer almamıştır." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)






























































































