HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 06 MAYIS 2021, PERŞEMBE

Modern hürriyet

13.07.2001 00:00:00
Şahsen konu ile ilgili kaç yazı yazdığımı hatırlamıyorum. Arşivi karıştırmadan bilemeyeceğim kadar çok yazı yazdım. On beş seneden beri başörtüsü aleyhinde ve lehinde yazılanlar ise kitap haline getirilse herhalde birkaç katır götüremez.

Türk insanının enerjisini, zamanını çar-çur etme yollarından bir yol- sektörlerden bir sektör haline geldi başörtüsü meselesi.

Fazilet Partisi'nin kapatıldığı günlerde idi, hemen her TV kanalında konu ile ilgili değerlendirmeler yapılıyor, uzmanlarla canlı bağlantılar kuruluyordu. Bu kanallardan birisinde M. Ali Birand'ın bir kaç cümlesi dikkatimi çekti.

Uzman gazeteci sıfatı ile haber spikerinin sorularını cevaplarken aşağı-yukarı şunları söyledi:

"Fazilet Partisi'nin kapatılması ile ilgili çok şeyler söylendi, bundan sonra da söylenecek. Bizce işin püf noktası şudur; FP başörtüsünün arkasında olduğu için, savunduğu için kapatıldı, hatta şöyle bir gözdağı da verildi; başörtüsünü savunmaya devam edersen bundan sonra kuracağın partiler de kapatılacaktır".

Bu cümleler kulağıma çalınırken, enteresandır, elimdeki kitaptan şu paragrafı okuyordum:

"Başörtüsü kavgası denen hadise, egemenlerin teslim alamadıkları genç kadın bedenleri için kopardığı çığlıktır, karşı çığlıklar ise temellük güçlerinin istilasına karşı durmaya çalışanların çaresiz vaveylalarıdır."

Bu paragraf, M. Çetin Baydar'ın Erzurum Yazıları adlı kitabında yer alıyor. Tekrar tekrar okudum ve bence, orijinal ifadesi ile "ağyarını mani, efradını cami" bir tanım gibi geldi. Şimdi bu paragrafın yer aldığı yazıdan bazı alıntılarla başörtüsünde bamtelini işaretlemiş olacağız.

".... Araziler, eşyalar, sistemler "mülk" haline gelirken, bu sürecin en önemli unsuru olan insan da mülke konu olur. Aile, toplum, millet, ekonomi, eğitim, dil, sanat, felsefe hatta din, bir bakarsınız temellük edilmiştir. Temellük demek, birileri tarafından mülke konu haline getirilmek demektir. Kültürümüzde "memlük" kavramı bu zilleti anlatır. Sömürgecilik genelde dış güç karşısındaki köleliktir. Oysa insanı ve onun toplumunu mülk haline getiren ceberrut güç, iç odaklı da olabilir. Nemrut, Firavun kıssalarını hatırlayınız.

Genç adam, tarihi dönüşümlerin akla ilk gelen enerji kaynağıdır. Tarih, hürriyete ve köleliğe olmak üzere iki türlü dönüştürülür. Mülk kavramı ve onun müştakları Kur'an-ı Kerim'de 118 kere geçer. Hürriyet ve kölelik bahsinin mülk kavramı çevresinde muciz anlatımı yüce kitapta dikkat çeker.

Genç adamın delikanlı enerjisi, eğer toplumu köleleştirmiş gücün şevk ve idaresi altındaysa, o toplumdaki "gençlik ülküleri" nihai noktalarında kölelik durağına ayarlıdır. Zira toplumu mülk haline getiren güç genç adama da bir mülkiyet objesi olarak bakmaktadır.

Gençlik enerjisinin malikler tarafından nasıl kullanıldığını dilerseniz birlikte inceleyelim.

Gençliği temellük etmiş olanlar, sömürülerini delikanlılığın iki vechi olan beden ve zihin kategorilerinde yürütürler.

(..) Gençliğin memlük haline getirilmesi (birilerinin mülkiyetine geçirilmesi) genç kadın ve genç erkek için ortak paydalı ancak farklı programlar içerir. Bunlar için genç bedenler iktidarın hem nimeti hem de felaketidir. Genç bedenleri denetim altında tutuyorsa toplumu yönetenler için bu cevher bulunmaz bir enerji kaynadığıdır...

Egemen iradeler "Denetleyebildiğin bedenlerden yararlan, denetleyemediğin bedenleri iğdiş et" yöntemini kullanırlar.

Genç erkek bedenlerin egemenler için en kullanışlı olduğu alan bedenlerin vurucu güç haline getirilmesidir. Bu suistimalin ikinci ayağında, halk kitleleri üzerindeki imajını artırmak için spor, dans ve müzik konusunda hem genç erkek hem de genç kız bedenlerinden yararlanma faslı gelir.

Erkek delikanlı bedeninde, pazu, bilek, atletik vücut, şiddet faktörü görünümünü tamamlayan müşekkel bıyık ve sakallar, keskin bakışlar, kabadayı argoları hiç şüphesiz düzenin bir parçasıdır. Delikanlı kız bedenlerin de dizayn edilmiş formatları da öyledir... Genç kadının mahrem yerlerinin fora edilmesi son yüzyılın marifetidir. Ve modernitenin sunduğu teknik imkanlarla kurulan egemenler matrixinden beslenmektedir.

Köleci moderniteye dahil edilen genç kadın; giyimi, kuşamı, edası ile adeta "seyyar bir vitrin beden" görevlisidir. Edepyerleri meçhul ama yüksek bir yaptırım gücünün emri ile şuursuz bir teşhire konudur. Bu teşhire katılmayanları bir cehennem beklemektedir: Matrix'in dışına düşmek.

Böşörtüsü kavgası denen hadise, egemenlerin teslim alamadıkları genç kadın bedenleri için kopardığı bir çığlıktır, karşı çığlıklar ise temellük güçlerinin istilasına karşı durmaya çalışanların çaresiz vaveylalarıdır.

Feministler, kadının bedeni üzerindeki tasarruf hakkını sıkça gündem ederler. Kadın bedenini elbette özgürce kullanmalıdır. Ancak özgürlüğe muhtaç olan yalnız beden değildir. Aklın, ruhun, zihnin özgürlüğü olmaksızın bedenin özgürlüğü bir kıymet hükmü ifade etmez.

Patronunu ayartmak, yahut daha varlıklı koca bulmak veya önüne çıkan engelleri şehvet primleri dağıtmak suretiyle atlayıp sürekli yükselen kadın tipi, toplum mülkiyetini zimmetine geçirmiş olanların "azize"leridir.

Nitekim kartel medyası bu tür azizelerin allanıp pullanmış serüvenleri ile sayfa bağlayıp sayfa çözmektedir. Yine bu kartel dünyasında masum gençliğin iğfaline yönelik olarak yapılan güzellik yarışmaları, manken tezgahları, star icad etme mekanizmaları ve bunların kitle tüketimine sunulduğu magazin sayfaları, körpe bedenlerin mahremiyetlerini kendi mallarıymış gibi kare kare fotoğraflayan lüks sözde sosyete dergileri, tele-voleler sözünü ettiğimiz yolun yolcularına kılavuzluk etmektedir."

Mustafa Çetin Baydar'ın tahlilleri bu minval üzere devam ediyor. Bizce, başörtüsü sorunununu bamteline basan bir inceleme. Buraya kadar söylenenlere şunu da ilave edebiliriz; başörtüsünün aleyhinde olup, her ağzını açtıkça "başörtüsü bir simgedir" diyenlerin ne olduklarını şimde daha net görebiliyorum.
 
Aziz Karaca / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.