Pamukçuzade Orhan Efendi'nin iftiraları ve bu iftiralar üzerine açılan davalar, duruşmalar, savunmalar, ithamlar medyamızda turnusol olmaya devam ediyor. Bu vesile ile herkesin niyeti ve tıyneti satırlarına ve köşelerine yansıyor. Bilindiği gibi Nazlı Hanımın gazetesi çıktığı günden beri, hem "dünden bugüne Tercüman" olduğu zamanlarda, hem de şimdi "Bugün" ismiyle çıktığı her nüshasında, logonun yanına oniki yıldızlı AB bayrağını bir madalya gibi yerleştiriyor. Yani Nazlı Hanım katıksız, katkısız bir AB sevdalısı. Bu sevdanın sebepleri, epey derinde midir acaba yoksa yüzeysel midir? AB cephesiyle ilişkileri ne düzeydedir bilemeyiz ama tüm AB sevdalıları gibi yazılarında sık sık suçüstü yakalanıyor.Geride bıraktığımız yılın son gününde yayınlanan yazısı, ister istemez insana "döktürürken dökülmüş" cümlesini söyletiyor. Nazlı Ilıcak böyle buyurmuş, buyurun; "Türk Ceza Kanunu'nun 301. maddesinde Türklüğü aşağılamak da söz konusu edildiği için, Türk'lük adına 3. şahıslar hem açılan bir davaya müdahil olabiliyorlar, hem de bizzat kendileri şikayette bulunabiliyorlar. Bu yüzden Avukat Kemal Kerinçsiz; Orhan Pamuk hakkında suç duyurusu yapabildi ve sonuç itibariyle 'demokrasiden nasibini almamış ülke' görüntüsü yaratarak Türklüğü esas kendisi aşağıladı" (Nazlı Ilıcak, Bugün, 31 Aralık 2005). Hemen hatırlatalım ki, sahibini Türk Milleti nezdinde böylesine perişan, böylesine döküntü hale getiren bir ifade, bir sevda pek hayra alamet değil. Netice itibariyle bu AB kara sevdası tüm sevdalıları gibi Nazlı Hanımı da küsuratlar listesine kaydedecektir. Basiret ve firaset ehli her Türk vatandaşı, Nazlı Hanımın yukarıdaki cümle kırıntısını okuyunca soracaktır, sormaktadır ve sormaktayız: Şerefli ecdadına karşı açılmış bulunan iftira ve karalama kampanyaları karşısında, torunların savunma yapması, her platformda iftiracılara haddini bildirmeye çalışması ne zamandan beri, "demokrasiden nasibini almamış ülke görüntüsü" olarak kabul ediliyor? Hem bu ne menem bir demokrasidir ki; bilcümle ipsizlere, sapsızlara, soysuzlara, iftiracılara ve azgınlığı meslek edinmiş yüzsüzlere bütün haklarını, özgürlüklerini tepe tepe kullandırıyor da, sıra mağdurlara ve mazlumlara gelince kayıplara karışıyor.Yani Ilıcak'ın mantığına göre ki, Zaman'dan Mahcupyan da, Şahin Alpay da öyle düşünüyor; işkembeden atış serbest, Türk Milletine, bu Milletin ordusuna iftira serbest ama kanunlara dayanarak savunmaya geçmek çok ayıp. Dökülün, öyle dökülün ki bir toplayan da bulunmasın.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Dağlar gram gelir yanında senin / 12.01.2026
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Üç aylar iklimi derman olsa derdimize / 22.12.2025
- Var mı bir gören? / 16.12.2025
- Ey insan! / 14.12.2025
- Negatif büyüme! / 12.12.2025
- Değirmende ezberlediğim Kur’an ayetleri / 10.01.2026
- Son yaprak kopacak elbet birazdan / 02.01.2026
- ‘İnen hak aşkına…’ / 30.12.2025
- Yoksulun halini onlar ne bilsin? / 26.12.2025
- Özetin özeti… Hayatın özeti… / 24.12.2025
- Üç aylar iklimi derman olsa derdimize / 22.12.2025
- Var mı bir gören? / 16.12.2025
- Ey insan! / 14.12.2025
- Negatif büyüme! / 12.12.2025





























































































