logo
01 NİSAN 2026

‘Müslümana mezhebi, mazluma dini sorulmaz’

28.03.2026 00:00:00

Bir insanlık suçu olarak başlatılan İran Savaşı, İran'ın güçlü direnişi ve halkının kenetlenmesi ile ABD ve İsrail için büyük bir mağlubiyete dönüşmüş durumda. 

Şimdilerde ABD Başkanı Trump kıvranıyor, bu savaşı postu deldirmeden nasıl bitiririm diye. Halbuki post delik deşik olmuş haberi yok!

İran Savaşı'ndan bölge ülkelerinin çıkarması gereken birçok dersler var. Bunlardan en önemlisi de İran halkının bir düşman saldırısına karşı bir ve beraber olması. Hani deniyor ya iç cephenin güçlü olması, işte İran, savaş durumlarında bunu başarıyor ve yine başardı.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meltem TV'deki Özel Gündem programında İran halkının bu durumunu şu cümlelerle özetliyor:

"İran çok farklı etnik grupların bir arada yaşadığı bir devlet. Onları birleştiren şey vatanperverlik. Bizi de birleştirecek unsur vatanımızı sevmek. Çünkü milliyetçiliğimizi de vatan sahibi olmaya borçluyuz, dinimizi de vatan sahibi olmaya borçluyuz, sahip olduğumuz her şeyi vatan sahibi olmaya borçluyuz. İran'da ben bunu gördüm."

"Bu savaşın kazananı İran halkıdır ve Müslüman dünyadır. Amerikan emperyalizminin 3-5 füzeyle yıkılabileceğini bütün dünyaya göstermiştir. İsrail'in o övündüğü demir kubbelerin delik deşik olabileceğini bütün dünyaya göstermiştir. Bütün Orta Doğu coğrafyasına, 'Aslında çok da korkmamıza gerek yokmuş' dedirtmiştir. Dolayısıyla bu çark ediş bütün coğrafyaları saracak ve ben inanıyorum ki büyük bir değişime sebep olacaktır."

İran'ın da bu savaştan çıkarması gereken bazı dersler var; o da savaş sonrası "vatanperverlik" paydasında yaşanan bu birlikteliği, savaştan önce doğru politikalarla sağlayabilmek. Bunun önemi şu: Eğer bu birliktelik tüm halkı kuşatabilecek şekilde önce sağlanabilirse, o zaman büyük bir caydırıcı güç oluşturur ve size saldırmak isteyenler buna asla cesaret edemezler. Bu, savaşı önleyici en etkili yöntemdir.

Gelir adaletiyle, sosyal politikalarla, insanların kendilerini güvende ve özgür hissettiği bir ortamla bu birliktelik güçlü bir şekilde sağlanabilir. Bu manada tüm mazlum ülkelere tavsiyemiz, Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'ni mutlaka uygulamalarıdır. Eskiden böyle bir yol haritası yoktu, şimdi var ve 2005 yılından beri birçok ülkede projeleri uygulanarak deneysel boyutu da tamamlanmış durumda.

İran Savaşı'ndan çıkaracağımız bir diğer ders ise, İslam ülkeleri üzerinde bölme, parçalama ve işgal hayalleri kuran küresel düşmanların en çok kullandıkları argüman mezhep kavgaları. Bu savaşta bunu istedikleri gibi devreye koyamadılar ama koymak istediler ve bu noktada bazı hamleler de yaptılar.

Bu konuda da BTP lideri Hüseyin Baş'ın tespitleri çok kıymetliydi:

"Türkiye'de bir mezhepçilik hikayesi bu savaş üzerinden türetildi. Bunu ben ahlak dışı görüyorum. Yani çok net söyleyeyim. Müslümana mezhebi, mazluma dini sorulmaz. Öyle bir şey olmaz. 

Bir yandan da hiçbir mezhebin kabul etmediği bazı tarihi kişileri büyük önderler, din önderleri olarak pazarladılar. İthal edilmiş bazı emperyalist düşünceler mezhepler arasında kavga çıkarmıştır. Şimdi mezhep kavgası İslam dünyasının içerisindeki en büyük fitne. Bunun da önüne geçmek her birimizin boynunun borcu, hem vatandaş olarak hem devlet olarak."

Evet, Sayın Baş'ın, "Müslümana mezhebi, mazluma dini sorulmaz" vurgusu çok çok önemli. Bugün bu savaşta İran, hem bir Müslüman bir halka sahiptir, hem de müzakere masasındayken liderleri hedef alınarak, şehirleri, okulları vurularak mazlum bir haldedir.

Durum buyken, birilerinin kalkıp, "Onlar Şii'dir, molla rejimidir" diyerek ABD ve İsrail ağzıyla eleştiriler yöneltmesi hiç de iyi niyetli bir yaklaşım değildir.

İran bir İslam ülkesidir ve komşumuzdur. Bizler Müslüman olmayan Venezuela lideri Maduro'ya bile yapılanları eleştiriyoruz ve kınıyoruz, çünkü mazlum konumdadır, ona ve eşine yapılanlar uluslararası hukuka göre suçtur. Trump yönetimi Venezuela halkına ait olan petrollere çökmüştür, bu küresel bir hırsızlıktır.

Bu tür hukuksuzluklara bugün tepkilerini ortaya koymayan ülkeler ve milletler yarın aynı kaderi yaşamak durumunda kalırlar.

ABD-İsrail ikilisi yıllardır sürdürdükleri bu emperyalist politikaların elbet bir gün mahkumu olacaklardır. Zulümle payidar olunamayacağını tarihte birçok hadise göstermiştir. Koskoca imparatorluklar, başta Roma İmparatorluğu olmak üzere dünya genelinde birçok zulümler yapmışlardır ama ardından paramparça olmuşlardır. Bugün esamileri okunmuyor.

Atalarımızın "Eden bulur" der, tarih şahittir ki aynen öyledir.

 
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.