Nefsini ve halkı bırak yalnız Allah’a kul ol
Kimse Allah Azze ve Celle üzerinde bir hak iddia edemez. O, ahdine vefa göstermek mecburiyetinde de değildir. Bilâkis istediğini yapar; dilediğine azap eder, dilediğine mağfiret eder, dilediğine de merhamet eder
Haber Merkezi





İstediği gibi davranır. Yaptıklarından sorguya çekilmez. Onlar ise hesaba çekileceklerdir. Dilediğine lütfu, rahmeti ve ihsânıyla sayısız rızık verir, dilediğine de adaletiyle vermez.
Nasıl böyle olmasın! Tavandan (arş) yere (sera) kadar, yani yedi kat yerde mevcut olan bütün mahlûkat O'nun mülkü ve sanatıdır. O'ndan başka Mâlik ve Sâni' yoktur.
Celle ve Âlâ buyurdu: "Allah'tan başka yaratıcı var mı?"
Yine Hak Teâlâ buyurdu: "Allah'tan başka bir tanrı mı var?"
Hak Teâlâ Azze ve Celle buyurdu: "O'na bir adaş biliyor musun?"
Mülkün Mâliki, Büyük Arşın Rabb'i, Allah Azze ve Celle buyurdu: "De ki: Mülkün gerçek sâhibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik Senin elindedir. Gerçekten Sen her şeye kâdirsin. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarır, diriden ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de sayısız rızık verirsin."
Siz, Rabbinize ne kadar az ibadet ediyor ve ne az korkuyorsunuz! Salihler ise sizin tam aksinize Rablerine son derece itaatkârdırlar. Bir o kadar da O'ndan korkarlar.
Peygamberimiz (s.a.v.) namaz kıldığında göğsünden tencerede kaynayan suyun fokurdaması gibi bir ses işitilirdi.
Hz. İbrahim, namaz kıldığında göğsündeki fokurdama sesi ta bir mil öteden işitilirdi.
Onlar özü, sözü bir, Allah dostu ve duası makbul kişiler olmalarına rağmen Allah'tan böylesine korkarlardı. Şimdi siz Bana kendinizin ne durumda olduğunu söyleyin…
Hakk'ın erleri, gündüz oruç tutarlar, geceleri de ibadet ederler. Yorulduklarında yatağa sere serpe uzanmak yerine kendilerini yere bırakıp bir süre dinlenirler ve ardından yine ibadete koyularak korku ve ümit arasında Rablerine niyaz ederler. İbadetlerinin yüzlerine çarpılmasından korkarlar, kabul edilmesini de umarlar.
Rabbimiz! Biz ihlasla kendini beğenmekten uzak kâmil ve sahih bir ibadet yapamadık, diyerek ibadetlerinin kabul edilmemesinden korkarlar.
Kul Allah'tan korktuğu zaman Allah ona bilgi verip onu cahillikten kurtarır, uzakken onu kendine yaklaştırır, suskunken onu Zatıyla konuşturur, yalnızken onun yalnızlığını giderir, karanlıktan aydınlığa çıkarır.
Sahip olduğunuz her türlü hayır ve şerri, doğruyu ve yalanı, ihlası ve şirki, itaat ve isyanı O pekâlâ bilmektedir. O her daim sizinle hazır ve nazırdır ve yaptığınız her şeyi görür.
O'nun bakışından hayâ edin ve iman gözüyle bakın! O zaman her taraftan bakışının sizin üzerinizde olduğunu göreceksiniz. Öğüt almayı bilseniz ve can kulağı ile dinleseniz bu size öğüt olarak yeter de artar.
Yalnızken ve halk içindeyken Rabbinizden korkmanız konusunda bu size kâfidir. Her daim Rabbinizi hatırınızda tutun ve O'nun sizi gözetlediğinin farkında olun!
Yazıcı meleklerden değil; asıl Rabbinizden korkun ve sizin için koyduğu sınırlara riayet edin!
Allah'ın emri kati, askerleri kuvvetli, saltanatı sonsuzdur. Her emri istisnasız yerine gelir… Allah'ı bırakıp mahlûka güvenmek de şirk olur. Nefsini ve halkı bırak yalnız Allah'a kul ol.
"Allah şirki bağışlamaz. Ondan gayrı her günahı isterse affeder."

Şirke yanaşma, şirkten çok sakın. Bütün halinde Allah'a ortak koşmaktan kork. Kalbinle ve diğer duygularınla günah işlemekten kork. Günahın gizlisini, aşikâresini bırak.
Allah'tan kaçma. Nereye gidersen seni bulur. Allah'ın verdiği hükümlere karşı olma. Sonra seni ezer. O'nun işlerine karışma, sonra seni ezer…
Ermişler, korkarak ve sakınarak gece gündüz Hakk'a ibadet ederler. Her daim kötü sondan korkarlar.
Onlar, Allah'ın kendi haklarındaki ezeli bilgisini ve akıbetlerinin ne olacağını bilmedikleri için hüzün duyarak ve ağlamaklı bir halde gece gündüz kendilerini ibadete verirler.
Sürekli namaz kılar, oruç tutar, hacca gider ve diğer ibadetleri eda ederler. Rablerini kalpleri ve dilleriyle zikrederler.
İslam'ın hakikati gönülden teslim olmaktır. Hakk'ın erleri, kendilerini Rablerinin önüne atmışlar, "niye"yi, "nasıl"ı , "yap"ı , "yapma"yı unutmuşlardır.
Onlar korku halinde ibadet ederler. Bundan dolayı Hak onları; "Yaptıkları işleri yarın bir gün hesap vermek üzere Rablerinin huzuruna çıkacakları endişesi ile yürekleri titreyerek yapanlar var ya" diye nitelemiştir.
Yani "Onlar emirlerimi yerine getirip, yasaklarımdan kaçarlar. Verdiğim sıkıntılara sabrederler, verdiklerime şükrederler. Kalpleri Benden korku duyarak kendilerini, mallarını, çocuklarını kendileri için yazdığım kaderin eline bırakırlar."
Ona 'Allah'tan kork!' dendiği zaman, kendisini günah dolu bir kabarma tutar. Ona cehennem yeter."
Hem de kötülüğü bırakmadığı halde. İbn Mesud şöyle dedi: "Günahların en büyüğü odur ki, bir kimseye: "Allah'tan kork" denildiği zaman şöyle demektir: "Sen kendine bak."
Bu mananın iyilere de kötülere de şümulü vardır. Resulullah (s.a.v.) Efendimizin şöyle buyurdu:
"Kendiniz yapmamış olsanız dahi, iyiliği emredin; yaptırmaya çalışın. Kendiniz yaptırmaktan geri kalmasanız da, kötülüğü yaptırmamaya çalışınız." (Abdülkadir Geylani Hazretlerinden)



















































































